İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8060)

1. Başvuru, hisse senedi satın

Başvuru No2013/8060Tarih16 Mart 2016Okuma15 dk · 2.933 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Orhan Ersoy Başvurusu (12)

Karar tarihi
16 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8060
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.933 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hisse senedi satın

almak maksadıyla Apitaş Holding A.Ş. yetkililerine

ödenen paranın geri alınamaması sonucu uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan davanın hukuka aykırı olarak reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/10/2014

tarihinde Hannover Başkonsolosluğu vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 18/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Başvurucu, bireysel başvuru

harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım

isteminde bulunmuş, Bölüm tarafından 30/6/2014 tarihinde adli yardım talebinin

kabulüne karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

6. Adalet Bakanlığının 2/9/2014

tarihli görüş yazısı, 12/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde

22/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türkiye’de

faaliyet gösteren sekiz ayrı anonim şirket yetkililerine 1997-2001 yılları

arasında hisse senedi satın almak maksadıyla yaptığı ödemeleri ve şirket

tarafından vaat edilen kâr paylarını geri alamaması üzerine zararının

giderilmesi amacıyla 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kuruluna

başvurmuştur.

9. Anılan başvuruya İdarece

cevap verilmemesi üzerine başvurucu, yasal yükümlülüklerini yerine

getirmediğinden bahisle sorumlu olduğunu ileri sürdüğü Sermaye Piyasası Kurulu

aleyhine 250.000,00 TL zararının ödenmesi istemiyle Ankara 11. İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.

10. Mahkemenin, 22/6/2005

tarihli ve E.2004/1538, K.2005/1004 sayılı kararıyla, davalı idarenin yasal

olarak belirlenen görev, sorumluluk ve yetkileri çerçevesinde inceleme ve

denetim görevini yaptığı, yükümlülüklerini yerine getirdiği, davacının

zararının oluşumundan sorumlu tutulabileceği eylem ve eylemsizliğinin

bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

11. Temyiz edilen karar,

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/3/2006 tarihli ve

E.2005/10052, K.2006/1423 sayılı kararıyla, birbirinden ayrı şirketlerin

faaliyetleri nedeniyle denetim görevini yerine getirmeme şeklindeki dava konusu

istemler arasında maddi bağlılık bulunmadığı gibi Kanun hükmünün öngördüğü

anlamda sebep-sonuç ilişkisinden de söz edilemeyeceğinden anılan işlemlere

karşı tek dilekçe ile dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle İlk

Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.

12. Ankara 11. İdare

Mahkemesinin, 27/9/2007 tarihli ve E.2007/724, K.2007/1394 sayılı kararıyla

bozma ilamına uyularak, uğranılan zarar yönünden her bir şirket açısından ayrı

dilekçelerle dava açılması gerektiği belirtilerek dilekçenin reddine karar

verilmiştir.

13. Anılan karar üzerine her bir

şirketle ilgili zararı için ayrı dilekçelerle dava açan başvurucunun Apitaş Holding A.Ş.'ye ödediği

parayı geri alamadığından bahisle 71.785,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi

zararının ödenmesi istemiyle açtığı davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin,

26/12/2008 tarihli ve E.2008/359, K.2008/2556 sayılı kararıyla “… merkezi Konya ve Yozgat olan bazı şirketlerin

Sermaye Piyasası Kuruluna kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeden sermaye

artırımı yaparak veya paylarını çoğunluğu yurt dışında bulunan vatandaşlara

hukuksal geçerliliği olmayan belgeler karşılığında sattıklarının belirlendiği,

davalı idarece bu konuda yapılan araştırmalar sonucu tasarruf sahiplerinin

şirket yöneticilerine güveni ve vaat edilen yüksek kâr payları nedeniyle bu

yatırımları yaptıkları, ancak şirketlerin verimsiz çalıştığı ve kar

edemedikleri, dava konusu şirket hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç

duyurusunda bulunulduğu, bunun yanında yurt dışında yaşayan yatırımcıların

bilgilendirilmesi amacıyla gazetelere ilanlar verilerek yurt içinde ve yurt

dışında toplantılar yapıldığı, Sermaye Piyasası Kanunu'nda kişisel mali yatırım

zararlarının idarece ya da kamu kaynaklarından karşılanmasını gerektiren bir

hükme yer verilmediği, öte yandan davalı idarece olayın öğrenilmesinden sonra

kamuoyu bilgilendirme toplantıları yapıldığı, dava konusu şirket için de para

cezaları uygulanarak suç duyurusunda bulunulduğu, idarenin koşullarının

gerekleri ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleri yerine getirdiği,

buna göre başvurucunun uğradığı zararla davalı idarenin herhangi bir eylem ve

işlemi arasında illiyet bağı saptanamadığı” gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/5/2011 tarihli ve E.2009/4137,

K.2011/2328 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır.

15. Karar düzeltme istemi, aynı

Dairenin 13/6/2013 tarihli ve E.2011/4267, K.2013/1824 sayılı ilamıyla

reddedilmiştir.

16. Karar, başvurucuya 4/10/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 21/10/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 28/7/1981 tarihli ve 2499

sayılı mülga Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Cezai

Sorumluluk” kenar başlıklı 47. maddesinin birinci fıkrasının (A)

bendi şöyledir:

“(Değişik:

23/1/2008-5728/372 md.) Diğer kanunlara göre daha ağır bir cezayı gerektiren bir suç

oluşturmadığı takdirde;

1. Sermaye piyasası

araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri

kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla kullanarak sermaye

piyasasında işlem yapanlar arasındaki fırsat eşitliğini bozacak şekilde

mameleki yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmek, içerden öğrenenlerin

ticaretidir. Bu fiili işleyen 11 inci madde kapsamındaki ihraççılarla, sermaye

piyasası kurumlarının veya bunlara bağlı veya bunlara hâkim işletmelerin

yönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri, denetçileri, diğer personeli ve

bunların dışında meslekleri veya görevlerini ifa etmeleri sırasında bilgi

sahibi olabilecek durumda olanlarla, bunlarla temasları nedeniyle doğrudan veya

dolaylı olarak bilgi sahibi olabilecek durumdaki kişiler,

2. Yapay olarak,

sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanın

varlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, arttırmak veya

azaltmak amacıyla alım ve satımını yapan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin

yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler,

3. Sermaye piyasası

araçlarının değerini etkileyebilecek, yalan, yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz bilgi

veren, haber yayan, yorum yapan ya da açıklamakla yükümlü oldukları bilgileri

açıklamayan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte

hareket edenler,

4. 4

üncü maddenin birinci ve üçüncü fıkralarına aykırı hareket edenlerle,

sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunan veya yetki belgeleri

iptal olunduğu veya faaliyetleri geçici olarak durdurulduğu halde ticaret

unvanlarında, ilan veya reklamlarında sermaye piyasasında faaliyette

bulundukları intibaını yaratacak kelime veya ibare kullanan veya faaliyetlerine

devam eden gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri,

5. Sermaye piyasası

kurumlarına, bu Kanunun 13/A ve 13/B maddeleri kapsamındaki teminat

sorumlularına ve 38/B ve 38/C maddeleri kapsamındaki fon kuruluna; sermaye

piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek için

veya teminat olarak veyahut her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veya

teslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymeti

kendisinin veya başkasının menfaatine satan veya rehneden

veya her ne şekilde olursa olsun kullanan, gizleyen yahut inkâr eyleyen veyahut

bu amaca ulaşmak ya da bu fiillerini gizlemek için bilgisayar ortamında

tutulanlar dahil kayıtları tahvil ve tağyir eden ilgili gerçek kişilerle tüzel

kişilerin yetkilileri,

6. Bu Kanunun 15 inci

maddesinin son fıkrasında belirtilen işlemlerde bulunarak kârı veya mal varlığı

azaltılan tüzel kişilerin yetkilileri ve bunların fiillerine iştirak edenler,

7. Karşılıksız olarak

sermaye piyasası araçlarının geri alım taahhüdü ile satımını yapan ilgili

gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri,

her

bir alt bent kapsamına giren fiillerden dolayı iki yıldan beş yıla kadar hapis

ve beşbin günden onbin güne

kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,

49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 16/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 21/10/2013 tarihli ve 2013/8060

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucu, yurt dışında çok

zor şartlar altında çalışarak özveri ile biriktirdiği tasarruflarını Türkiye’de

faaliyet gösteren bir anonim şirketten hisse senedi satın almak suretiyle

değerlendirdiğini, ancak izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduğunu tespit

ettiği bu şirketten daha sonra parasını geri alamadığını, anılan şirketin kayıt

dışı yaptığı işlerle ilgili zamanında gerekli önlem ve tedbirleri almamak ve

denetim görevini yerine getirmemek suretiyle sorumluluğu bulunduğundan bahisle

Sermaye Piyasası Kurulu aleyhine açtığı tam yargı davasının reddedildiğini,

yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlükler ve keyfi uygulamaların olduğunu,

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kuruluna

yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihinde Ankara 11.

İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarak

reddedildiğini, yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlüklerin ve keyfi

uygulamaların olduğunu belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal

iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi

kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları,

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı kapsamında incelenmiştir.

Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamaların Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, yurt dışında çok

zor şartlar altında çalışarak biriktirdiği tasarruflarını Türkiye’de faaliyet

gösteren sekiz ayrı anonim şirketten hisse senedi satın almak suretiyle

değerlendirdiğini, ancak izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduğunu tespit

ettiği bu şirketlerden daha sonra parasını geri alamadığını, anılan şirketlerin

kayıt dışı yaptığı işlerle ilgili zamanında gerekli önlem ve tedbirleri almamak

ve denetim görevini yerine getirmemek suretiyle sorumluluğu bulunduğundan

bahisle uğradığı zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası

Kuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine Ankara 11. İdare

Mahkemesinde açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarak reddedildiğini,

yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlüklerin ve keyfi uygulamaların olduğunu

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde,

ihlal iddiasına konu işlem ve eylemlerin kamu gücü tarafından

gerçekleştirilmediği, bununla birlikte Sermaye Piyasası Kurulunun üzerine düşen

yükümlülükleri yerine getirdiği ifade edilmiştir. Devletin pozitif yükümlülüğü

çerçevesinde başvurucunun açmış olduğu davada başvurucuya delillerini sunma,

iddialarını dile getirme gibi olanakların sağlandığı, yargılama sonucunda

verilen kararın keyfi olduğuna dair bir emarenin bulunmadığı belirtilmiştir.

25. Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı başvurucu, Derece Mahkemesince hukuka aykırı olarak davanın

reddedildiğini, uğradığı zararın Sermaye Piyasası Kurulunun hizmet kusurundan

kaynaklandığını belirtmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda,

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Muhammet

Kaplan, B. No: 2013/1586, 18/9/2013, § 21).

30. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, Türkiye’de faaliyet gösteren sekiz ayrı anonim şirketin

yetkililerine 1997-2001 yılları arasında hisse senedi satın almak maksadıyla yaptığı

ödemeleri ve şirket tarafından vaat edilen kâr paylarını geri alamaması

nedeniyle zararının giderilmesi talebiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası

Kuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine Ankara 11. İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açmış, Mahkemece, davalı idare tarafından yapılan

araştırmalar sonucu dava konusu zarara neden olduğu iddia edilen şirketler

hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, bunun yanında yurt

dışında yaşayan yatırımcıların bilgilendirilmesi amacıyla gazetelere ilanlar

verilerek yurt içinde ve yurt dışında toplantılar yapıldığı, Sermaye Piyasası

Kanunu'nda kişisel mali yatırım zararlarının idarece ya da kamu kaynaklarından

karşılanmasını gerektiren bir hükme yer verilmediği, İdarenin koşulların

gereklerine ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleri yerine getirdiği,

başvurucunun uğradığı zararla davalı idarenin herhangi bir eylem ve işlemi

arasında illiyet bağı saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir. Temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü

Dairesinin 18/5/2011 tarihli ilâmıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmış,

karar düzeltme istemi aynı Dairenin 13/6/2013 tarihli ilâmıyla reddedilmiştir.

31. Anayasa Mahkemesince,

başvurucunun farklı yargılamalara ilişkin benzer şikâyetlerini içeren bireysel

başvuru dosyaları incelenmiş ve şikayetlerin kabul edilemezliğine karar

verilmiştir (Orhan Ersoy (10), B.

No: 2013/8058, 22/6/2015, §§ 24-32, Orhan

Ersoy (8), B. No: 2013/8055, 22/6/2015, §§ 23-31)

32. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu, somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir

durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

33. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı

İddiası

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi

sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucu, hisse senedi

satın almak maksadıyla sekiz ayrı anonim şirketin yetkililerine ödediği parayı

geri alamaması sonucu uğradığı zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihinde

Sermaye Piyasası Kuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine

18/5/2004 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

37. Medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin yargılamalar ile hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan, ancak

sonucu itibarıyla medeni haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan

uyuşmazlıkları konu alan davaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesince

makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

olduğu kabul edilerek, bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının

tespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı

belirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–64; Selahattin

Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

38. Başvuruya konu davanın,

sekiz ayrı anonim şirketin yetkililerinin faaliyetleri sonucunda uğranıldığı

iddia edilen zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası

Kuruluna yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihinde

Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davası olduğu görülmektedir.

Medeni hak ve yükümlülükleri konu alan davalarda yargılama faaliyetinin makul

süre değerlendirmesi için başlangıcı, kural olarak uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri, § 50). Ancak

idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara başvurulmasının

zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin

yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan başvurular üzerine açılan

davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru tarihi olup, somut

başvuru açısından bu tarih, 27/3/2003 tarihidir.

39. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Danıştay Onüçüncü

Dairesi tarafından karar düzeltme isteminin reddedildiği 13/6/2013 tarihidir.

40. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, Türkiye’de faaliyet gösteren sekiz ayrı anonim

şirketin faaliyetleri sonucunda uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini

istemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kuruluna yapılan başvurunun

zımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılan

tam yargı davasında; Mahkemece, 22/6/2005 tarihli kararla, davalı idarenin

başvurucunun zararının oluşumundan sorumlu tutulabileceği eylem ve

eylemsizliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,

temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin

17/3/2006 tarihli ilâmıyla davanın her bir şirket için ayrı dilekçelerle

açılması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu,

Mahkemece bozmaya uyularak verilen dilekçenin reddi kararı üzerine başvurucunun

süresi içerisinde dava dilekçesi sunduğu ve yargılamaya devam edildiği,

Mahkemenin, 26/12/2008 tarihli kararıyla, davalı

İdarenin koşulların gerekleri ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleri

yerine getirdiği, başvurucunun uğradığı zararla davalı İdarenin herhangi bir

eylem ve işlemi arasında illiyet bağı saptanamadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar verildiği, temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü

Dairesinin 18/5/2011 tarihli ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı,

karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 13/6/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiği

anlaşılmaktadır.

41. Başvurunun değerlendirilmesi

sonucunda, başvuruya konu davanın, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu

anlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on yıl iki

aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu, başvuru konusu

yaptığı yargılamada hatalı karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğinin tespit edilmesini, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

44. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas

inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş, ancak

yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

46. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla

birlikte, başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği

dikkate alındığında, başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması nedeniyle

ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin

KABULÜNE,

B. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Orhan ERSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8060, 16 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–64; Selahattin
  16. A. Adli yardım talebinin
  17. C. Kararın bir örneğinin Adalet
  18. Dursun
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8060
Tarih
16 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mustafa Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6831)
  • Murat Mandalı Başvurusu (B. No: 2013/4491)
  • Cbc Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7045)
  • Yadigar Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7710)
  • Abdulbaki Ağduk Başvurusu (B. No: 2013/6967)
  • Faik Özgür Erol Başvurusu (B. No: 2013/2719)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.