İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cbc Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7045)

1. Başvuru, 13/12/2006

Başvuru No2013/7045Tarih17 Mart 2016Okuma18 dk · 3.611 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cbc Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
17 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7045
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.611 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, 13/12/2006

tarihinde açılan tazminat davasında, makul sürede yargılama yapılmadığı, lehe

olan deliller dikkate alınmadan ve hatalı olarak hüküm kurulduğu, Mahkeme ve

Yargıtay kararlarının gerekçesiz oluşturulduğu nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/9/2013 tarihinde

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 13/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

16/4/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 4/5/2015 tarihli yazısında,

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 13/12/2006

tarihinde İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada, davalı banka

ile aralarında yapılan 29/11/2001 tarihli protokole göre, bankanın kendisine

ihracat kredisi kullandırmayı taahhüt ettiğini ancak bu taahhüdünü yerine

getirmediğini, bu nedenle ihracat bağlantılarını gerçekleştiremediğini, bu

şekilde kâr mahrumiyetine uğradığını, ayrıca davalı tarafa olan eski kredi

borcunun da ihracat yolu ile kapatılması mümkün olacak iken, taahhüdün yerinde

getirilmemesi nedeniyle, bu imkânın da ortadan kalkmış olduğunu belirterek,

tazminat talebinde bulunmuştur.

8. Başvurucunun iddialarına

karşı davalı taraf banka cevap dilekçesinde özetle, uzun yıllardır kredi

ilişkisi içinde oldukları başvurucunun bir süredir ödeme güçlüğü yaşadığını ve

kullanmakta olduğu kredilerin geri ödemelerinin aksadığını bu kapsamda ödeme

güçlüğünden kurtulabilmesi için başvurucu ile aralarında 29/11/2001 tarihli

protokolün imzalandığını, söz konusu protokol uyarınca başvurucu ve müşterek

müteselsil kefillerin bankaya olan toplam borçlarının tasfiyesi karşılığında

başvurucuya toplam borç tutarında 18 ay vadeli döviz kredisi kullandırıldığını,

bu krediden gelen meblağ ile başvurucunun geçmiş kredi borçlarının

kapatıldığını ve başvurucuya 18 ay gibi uzun bir vadede eski borçları ödeme ve

tasfiye imkanının sağlandığını böylelikle imzalanan protokolün başvurucuya

borçlarını kapatma konusunda bir vade yarattığını, başvurucunun kendisine

gönderilen kredi hesaplarına ilişkin özetlere itiraz etmesi sonucu Hazine

Müsteşarlığı Kontrolörleri Kurulunca inceleme başlatıldığını, dava konusu döviz

kredisinin amacı dışında kullanılmasının ve kambiyo mevzuatına aykırı bir

durumun söz konusu olmadığını belirtmiştir.

9. Açılan dava İstanbul 1.

Asliye Ticaret Mahkemesinin, E.2006/797 sıra sayısına kaydedilerek görülmeye

başlanmış, yargılama sürecinde tarafların iddiaları dinlenmiş, delil listeleri

ve ekleri ile uyuşmazlık konusu hakkında Hazine Müsteşarlığı Hazine

Kontrolörleri Kurulunca hazırlanan inceleme raporları dava dosyasına eklenmiş,

delillerin toplanmasının ardından bilirkişi raporu aldırılmış, alınan rapora

yapılan itirazların ardından ek bilirkişi raporu aldırılmıştır.

10. Bu kapsamda yapılan

yargılama sonunda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 1/2/2010 tarihli ve

E.2006/797, K.2010/18 sayılı kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Kararın

ilgili kısımları şöyledir:

“… Taraflar arasında düzenlenen ve geçerliliği

her iki tarafça da kabul ve aksi iddia ve iptali istenmeyen 29.11.2001 tarihli

protokolün birinci maddesi ile; Davacı borçlu şirket ve müşterek borçlu

müteselsil kefillerin 30.11.2001 tarihi itibarı ile döviz kredisi ana para ve

faizinden, teminat mektup komisyon ve gecikme faizinden, KMH ve gecikme

faizinden, SMK ve faizinden, sigorta priminden kaynaklanan protokolün 1.

maddesinde yazılı miktar DEM ve TL borçları oldukları kabul edilmiştir. 2.A

madde ile; borçlu davacı şirket tarafından 1. maddede kabul edilen borcun

30.11.2001 tarihi itibarı ile 2.945.000. EURO ana para borcu olarak

belirlenmesini,

2. B madde ile; söz

konusu borcun tamamının karşılanmasını teminen

2.495.000. EURO karşılığı libor+5,5 faiz oranının uygulanarak ve 18 ay vadeli

olmak üzere ihracat döviz kredisi tahsis edilmesini,

2. C madde ile, (d)

bendinde belirtilen ödeme planına uyulması, faizlerin zamanında ödenmesi,

ihracat taahhütlerinin tamamlanmamış olması kaydıyla bakiye alacak için

kredinin 18 ay vadeli olarak tekrarlanması,

2. D madde ile;

2.495.000. EURO tutarındaki ana paranın aşağıdaki ifa planı doğrultusunda

ödenerek tasfiye edilmesi hususlarında mutabık kalmışlardır.

29. 11.2001 tarihli

protokol kapsamında davalı banka tarafından davacı CBC Tekstil San. ve Tic.

Ltd. Şti.ne 29.11.2001 tarihinde 2.495.000. EURO (Karşılığı

3.281.234.380.000.- TL.) 220PF00427 referans numarası ile EUR cinsinden bir

İhracat Döviz Kredisi kullandırıldığı ve kullandırılan bu kredi ile davacının

daha önce davalı banka nezdinde açık bulunan 20 adet İhracat Döviz Kredisi

borçlarının faizleriyle birlikte ödenerek kapatılmış olduğu tespit edilmiştir.

Davacı tarafça,

protokoldeki kredinin yapacakları ihracatların

finansmanı için davacı şirkete tahsis edildiğini, kendilerine ödenmesi

gerektiğini, iddia etmelerine rağmen protokolün Hiçbir maddesinde tahsis edilen

ve kullandırılan döviz kredisinin ne zaman eski borçlara mahsup edileceğinin

açık olarak gösterilmediği, protokolde ihracatlar yapıldıktan sonra sağlanacak

gelirle borçların kapatılacağına ilişkinde açık bir hükmün yer almadığı tespit

edilmiştir.

Davacı borçlu

şirketin şikâyeti üzerine Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Stj.

Hazine Kontrolörü S.B. tarafından düzenlenen ve dosyaya delil olarak ibraz

edilen 06.06.2006 tarih ve 7/7 sayılı inceleme raporunun 11 nci

sayfasındaki bilgilere göre; CBC Tekstil ve yetkilileri C. ve F. B.’nin başvurulan ifadelerinde: Firmanın şikayet

dilekçelerinde öne sürülen iddiaların aksine, firmaya nakit olarak herhangi bir

paranın verilmeyeceği, yeni açılan döviz kredisi ile protokol tarihi itibarıyla

var olan borçların mahsuben ödeneceği, söz konusu protokolden doğan yeni döviz

kredisi borcunun vadeye yayılması konusunda da mutabık kalındığı, esas olarak

protokol tarihi itibarıyla borçluların bankaya olan toplam borçlarının hesap

edilerek bu borcun vadeye yayılması suretiyle firmanın ödeme gücünün

kolaylaştırılmasının amaçlandığını belirttikleri anlaşılmaktadır.

Bu bilgilere göre,

davacının bu kredinin doğrudan kendisine ödenmesi için protokol düzenlendiği

iddiaları yine davacı yetkilileri ifadesi ile çelişmektedir.

Öte yandan ihracat

döviz kredilerinin kredi kullanan firmalar açısından vergi, resim harç istinası

sağlayan özel nitelikli kredi olması ve protokolün 2.A maddesinde 30.11.2001

tarihi itibarı ile belirlenen davacı şirketin eski kredi borçları ana para

tutarı olan 2.495.000. EURO borç kadar aynı miktar davacı şirkete döviz kredisi

tahsisi edilmesi, davacı tarafça protokolün geçersiz olduğu yönünden bir

iddiasının olmadığı hususları göz önüne alındıkta ve

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı kontrolünce düzenlenen 06.06.2006 tarihli

inceleme raporundaki davacı şirket yetkililerinin kredi tahsiline yönelik

beyanları birlikte değerlendirildiğinde yeni tahsis edilen ve eski borç miktarı

kadar olan 2.495.000. EURO paranın davacı firmaya nakit olarak ödenmeyeceği,

döviz kredisi ile protokol tarihi itibarı ile var olan eski kredi borçlarının

mahsuben ödenmesinin ve protokolden doğan yeni döviz kredisi borcunun uzun

vadeye yayılması sureti ile firmanın ödeme gücünün kolaylaştırılmasının

amaçlandığı hususunun kabulünü gerekli kılmaktadır. Davalı banka tarafından

eski borç miktarı kadar protokolle yeni döviz kredisi tahsisi etmesi de bu

görüşü doğrulamaktadır. Dosyada mevcut deliller arasında davalı bankanın eski

kredi borcunun tavsiyesi amacı dışında firmaya ihracat döviz kredisi tahsis ve

kullandırdığını, ispat eder davacı iddiası dışında başkaca delil mevcut

değildir.

Bilirkişi heyetince

1567 sayılı Türk parası kıymetini koruma hakkındaki kanunun 1. maddesi

doğrultusunda bakanlar kurulu tarafından alınan 32 sayılı karar gereği döviz

olarak kullandırılan döviz kredileri ana paralarının sağlanan başka bir döviz

kredisi ile mahsuben ödenemeyeceği kuralı gereğince davacı bankaca davacı

şirketin eski döviz kredi borçlarının protokol ile sağlanan yeni döviz kredisi

ile mahsuben ödenemeyeceği kuralı gereğince davacı bankaca davacı şirketin eski

döviz kredi borçlarının protokol ile sağlanan yeni döviz kredisi ile mahsuben

ödenmesi sebebiyle protokolün kanuna aykırılık sebebiyle davacı tarafça dava

dilekçesinde geçersizliği iddia edilmeyen Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin

2004/636 Esas 2005/511 Karar sayılı, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin

2003/606 Esas 2005/403 Karar sayılı dava dosyaları ile geçersiz olmadığı

kesinlik kazanan protokolün geçersiz sayılması gerekeceğine, bu nedenle davalı

bankanın 29.11.2001 tarihli 2.495.000. EURO döviz ihracat kredisi ile davacı

şirketin aynı miktar eski borcunu kapatmaması, tasfiye etmemesi gerektiğine,

eski kredi borcunun faizleri birlikte aynen devam etmesi gerektiğine,

kullandırılan bu kredi ile de davacının ihracat yaparak ve yaptığı ihracattan

dönecek dövizle eski borcunu ödemesine ve artan kısmı ile de yeni borcunu

ödemesine izin verilmesi gerektiğine ilişkin görüşüne ve buna dayalı olarak

davacı tarafça delil listesi ekinde verilen fotokopi sipariş belgeleri esas

alınarak farazi yöntemle 41.000.000. EURO luk ihracat

gerçekleştirilebileceğini kaynak yetersizliğinden ihracatın gerçekleşmediğini,

tüm giderler ve vergiler tenzil edildikte şirketin

cirosunun %17 si tutarında kar sağlayabileceği esasına dayalı 1.497.000. EURO

kar mahrumiyeti zarar belirlenmesi ile ilgili Hiçbir yasal dayanağı olmayan

bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek hükme esas alınmamıştır.

Toplanan deliller ile

29.11.2001 tarihli protokol ile davalı banka tarafından davacı şirkete tahsis

edilen 2.495.000. EURO döviz ihracat kredilerinin tasfiyesinin amaçlandığı ve

bu amaca uygun olarak da önceki kredi borçlarının faizleri ile birlikte mahsubu

yapılarak ödendiği, davacının protokol ile kullandırılan kredinin kendilerine

ödenmesi ve bu suretle ihracat bağlantılarının gerçekleşmesi sebebiyle kar

mahrumiyetine uğradıklarına ve bu kapsamda kar mahrumiyet zarar iddiasına

dayalı sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

…”

11. İlk Derece Mahkemesinin

kararının temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2/10/2012 tarihli

ve E.2010/10836, K.2012/14826 sayılı ilamı ile "… Dava dosyası içerisindeki bilgi ve

belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,

değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar

arasında düzenlenen protokol sonrasında davalı tarafından davacıya

kullandırılan ihracat döviz kredisiyle ilgili olarak Başbakanlık Hazine

Müsteşarlığı Hazine Kontrolörler Kurulu raporunda, anılan kredinin, davacının

eski döviz kredilerinin tasfiyesine ilişkin kullandırıldığı, gerçekte bu yönde

iradenin olduğu şeklindeki beyanların davalı bankanın yetkililerine ait

olduğunun açıklanmış olmasına, esasen, bu durumun itiraz sonrasında alınan

bilirkişi ek raporunda da düzeltilmiş bulunmasına, her ne kadar karar

gerekçesinde açıklanan beyanların davacı yetkililerince yapıldığı yönündeki

değerlendirme doğru değil ise de bu yanlışlığın sonuca etkili olmamasına,

davacının, davalı bankadan önceden 20 ayrı kredi kullanmış bulunmasına,

ekonomik nedenlerden dolayı bu kredileri geri ödemede güçlük çekmesine, dava

konusu kredinin, 29/11/2001 tarihli protokol hükümleri, özellikle eski dönem

borcunun belirlenerek bu miktarda kredi kullandırılması ve önceki bu borcun

tasfiyesi amacıyla açıldığının açıklanması dikkate alındığında iddianın

kanıtlanamadığının sabit olmasına göre, ..." gerekçesine dayanarak

kararı onamıştır.

12. Aynı Dairece yapılan karar

düzeltme incelemesi de 13/6/2013 tarihli ve E.2013/4828, K.2013/12428 sayılı

ilâm ile reddedilmiş, karar düzeltme talebinin 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda sayılan hallerden hiçbirini ihtiva

etmediği belirtilmiştir.

13. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilâm başvurucuya 6/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 4/9/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

16. 6100 sayılı Kanun’un geçici

3. maddesi şöyledir:

“(1) Bölge adliye

mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanunun geçici 2 nci

maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve

başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

(2)Bölge

adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna

başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun

26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ

454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

17. 1086 sayılı mülga Kanun’un,

26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik

Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 440. maddesi şöyledir:

“I. Yargıtay

kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki

sebeplerden dolayı karar düzeltilmesi istenebilir;

1- Temyiz dilekçesi vekanuni süresi içinde verilmiş olması şartiyle

karşı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürülüp hükme etkisi olan itirazların

kısmen veya tamamen cevapsız bırakılmış olması,

2-Yargıtay kararında

birbirine aykırı fıkralar bulunması,

3- Yargıtay

incelemesi sırasında hükmün esasını etkileyen belgelerde bir hile veya

sahteliğin ortaya çıkması.

4- Yargıtay kararının

usul ve kanuna aykırı bulunması,

…”

18. Türkiye Cumhuriyet Merkez

Bankası A.Ş. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 2/1/2002 tarihli ve 2002/YB-1,

2002/ŞB-1 sayılı Sermaye Hareketleri Genelgesi’nin “BÖLÜM-III KREDİLER” başlıklı ve “4. DÖVİZ VE PREFİNANSMAN KREDİLERİNİN ORTAK HÜKÜMLERİ” alt

başlıklı kısmının 6. maddesi şöyledir:

“Türk

lirası veya döviz olarak kullanılan döviz kredileri ve prefinansman

kredilerinin anapara, faiz ve masrafları, sağlanan başka bir döviz ve

prefinansman kredisi ile mahsuben ödenemez (Dahilde İşleme İzin Belgesi; Vergi,

Resim ve Harç İstisnası Belgesi kapsamı ihracat sayılan satış ve teslimler ile

döviz kazandırıcı hizmetlerin finansmanında kullanılmak amacıyla verilen

krediler hakkında Dış Ticaret Müdürlüğümüzün genelgelerindeki hükümler ile bu

Genelgemizin döviz ve prefinansman kredilerinin ortak hükümleri içinde yer alan

10’uncu madde hükümleri saklıdır.)”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 17/3/2016

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/9/2013 tarihli ve 2013/7045

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, 13/12/2006

tarihinde Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat davasında

Mahkemenin, gerçek dışı ve hatalı olan bir beyan üzerinden gerekçe

oluşturduğunu, söz konusu gerçek dışı ve hatalı beyanın kanun yolu safhasında

Yargıtay tarafından da tespit edildiğini ancak söz konusu husus davanın esasına

etkisiz görülerek kararın onandığını, ayrıca davanın reddine dayanak alınan,

davalı taraf ile aralarında yapılan protokolün, Türkiye Cumhuriyeti Merkez

Bankası A.Ş. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün “Sermaye

Hareketleri Genelgesine” aykırı olduğunu, yargılamanın çeşitli

safhalarında bu hususu dile getirilmesine rağmen Mahkeme ve Yargıtay

kararlarında dikkate alınmadığını belirterek, gerekçeli karar hakkının; böylece

yargılamanın tarafsızlığını yitirdiğini ifade ederek eşitlik ilkesinin ve

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, ihlallerin tespiti ile 100.000,00 TL tazminata ve

10.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi,

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut

dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi yapar. Bu kapsamda başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

şikâyetinin özünün, yargılama safhasında iddialarının Mahkeme ve Yargıtay

kararlarında karşılanmamasından kaynaklandığı anlaşıldığından anılan şikâyet

gerekçeli karar hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Bununla

birlikte yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı yönündeki şikâyeti ise ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

22. Başvurucu, Ankara 1. Asliye

Ticaret Mahkemesinde açtığı tazminat davasında Mahkemenin, gerçek dışı ve

hatalı olan bir beyan üzerinden gerekçe oluşturduğunu, söz konusu gerçek dışı

ve hatalı beyanın kanun yolu safhasında Yargıtay tarafından da tespit edildiğini

ancak davanın esasına etkisiz görülmesi ile onamaya hükmedildiğini ayrıca

davanın reddine dayanak alınan, davalı taraf ile aralarında yapılan protokolün,

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası A.Ş. Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün “Sermaye Hareketleri Genelgesine” aykırı

olduğunu, yargılamanın çeşitli safhalarında bu hususu dile getirilmesine rağmen

Mahkeme ve Yargıtay kararlarında dikkate alınmadığını belirterek, gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

24. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B.

No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

25. Ancak derece mahkemeleri,

kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Bununla beraber,

ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması

söz konusu ise, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda

olabilir. Böyle bir durumda dahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli

olabilir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56).

26. Öte yandan temyiz

mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz

merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya

aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş

ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını

ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi,

§ 57).

27. Somut olayda, başvuruya konu

tazminat davasındaki ihtilaf, başvurucu şirket ve davalı taraf arasında kredi

kullanımına yönelik imzalanan 29/11/2001 tarihli protokolün yorumlanmasından

kaynaklanmaktadır. Başvurucunun iddiasına göre anılan protokol ile kendisine

kullandırılacak kredi meblağının, yapacağı ihracata finansman sağlaması

kararlaştırılmıştır. Davalı tarafın iddiasına göre ise anılan protokol ile

kredi meblağının başvurucunun önceki borçlarının kapatılmasında kullanılması

kararlaştırılmıştır (bkz. §§ 7-8).

28. Bu kapsamda İstanbul 1.

Asliye Ticaret Mahkemesi (Mahkeme) de aynı tespitleri yaparak yargılama

dosyasını ele almış, uyuşmazlık konusu protokolün geçerliliğinin her iki

tarafça da kabul edildiğinin ve protokolün geçersizliğinin ya da iptalinin

istenmediğinin altını çizmiş, protokol maddeleri üzerinde yaptığı inceleme

sonucu protokolde, ilgili kredinin başvurucunun yapacağı ihracat finansmanına

tahsis edildiği veya ne zaman önceki borçlara mahsup edileceğinin açık olarak

gösterildiği veya ihracat yapıldıktan sonra sağlanacak gelir ile başvurucunun

borçlarının kapatılacağı yönünde bir hükme rastlanılmadığını ve yargılama

safhasında alınan bilirkişi raporunda yer alan görüşlerin yasal dayanağının

olmadığını belirlemiştir (bkz. § 10).

29. Mahkeme ayrıca protokolde

yaptığı inceleme sonucu başvurucu şirketin davalı tarafa olan önceki borçları

toplamının kendisine tahsis edilen kredi tutarı miktarında olduğunu belirlemiş

ve somut davada başvurucunun protokolün geçersizliği konusunda bir itirazının

bulunmadığını bir kez daha ifade etmiş, Hazine Müsteşarlığı Kontrolörleri

Kurulunca hazırlanan raporu da göz önüne alarak söz konusu kredinin,

başvurucunun önceki borçlarının kapatılması ve başvurucunun ödeme gücünün

kolaylaştırılması amacını taşıdığı kanaatine varmıştır. Mahkeme gerekçeli

kararında, davalı bankanın, söz konusu krediyi başvurucunun önceki borçlarının

tavsiyesi dışında herhangi başka bir amaca tahsis ettiğine dair başvurucunun

iddiası dışında başka bir delil bulunmadığının da altını çizmiştir (bkz. § 10).

30. Öte yandan Anayasa

Mahkemesince yapılan inceleme sonucu, gerekçeli kararda Hazine Müsteşarlığı

Kontrolörler Kurulu Raporuna atıf yapılarak, başvurucunun söz konusu kredinin

doğrudan kendisine ödenmesi yönündeki iddiasının, raporda yer alan başvurucu

şirket yetkililerinin ifadeleri ile çeliştiğinin ortaya konulduğu (bkz. § 10)

ve bu bağlamda İlk Derece Mahkemesince hatalı bir beyana dayanıldığı anlaşılmış

olmakla birlikte temyiz incelemesi safhasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

Mahkemece ortaya konulan söz konusu çelişkinin hatalı olduğunu tespit ettiği ve

bu hatanın sonuca etki etmediğine hükmettiği, İlk Derece Mahkemesinin diğer

tespitlerini göz önüne alarak temyiz itirazlarını reddettiği ve kararı onadığı,

karar düzeltme istemini ise istemin mülga 1086 sayılı Kanun’da sayılan

hallerden hiçbirini ihtiva etmediğini belirterek reddettiği görülmüştür (bkz.

§§ 11-12).

31. Dolayısıyla tüm bu

belirlemeler doğrultusunda somut olayda Mahkeme ve Yargıtay kararlarının keyfi

ve gerekçesiz olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

33. Bu hususlar ile birlikte

başvurucunun, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olması nedeniyle yargılamanın

tarafsızlığını yitirdiğini ifade ederek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine yönelik iddiasının, anılan Anayasa maddesindeki ifadeler

dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka

Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle

bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, § 33). Bu çerçevede, başvurucunun gerekçeli karar

hakkına yönelik şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun bulunduğunun anlaşılması

nedeniyle, gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine yönelik şikâyetinin incelemesinde ayrıca eşitlik ilkesi yönünden

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığı

İddiası

34. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Başvurucu, 13/12/2006 tarihinde Ankara 8. Asliye Ticaret

Mahkemesinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

36. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek, bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13,

2/7/2013, §§ 34–59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (bkz. Gülseren Gürdal ve diğerleri, B.

No:2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No:2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B.

No:2012/673, 19/12/2013).

37. Başvuru konusu olayda, Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde

açılan tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga Kanun

ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen ve medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50) bu tarih somut başvuru açısından, 13/12/2006’dır.

38. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi olup (Güher Ergun ve diğerleri, § 52), somut

başvuru açısından söz konusu tarih ise karar düzeltme talebinin Yargıtay 11.

Hukuk Dairesince reddedildiği 13/6/2013 tarihidir.

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun kredi kullanımına yönelik davalı taraf ile imzalanan

protokolden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararlara

karşılık tazminat istemine ilişkin olduğu, davanın 13/12/2006 tarihinde

açıldığı ve İlk Derece Mahkemesince 1/2/2010 tarihinde verilen kararın,

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2/10/2012 tarihli ilamı ile onandığı, karar

düzeltme isteminin de 13/6/2013 tarihinde reddedilmesi ile kesinleştiği

anlaşılmıştır.

40. Başvuruya konu tazminat davasının incelenmesinde; hukuki

meselenin çözümündeki güçlük, yargılamanın niteliği, maddi olayların

karmaşıklığı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık nitelikte olduğu

anlaşılmışsa da somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve altı yılı aşkın bir sürede tamamlanan yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

42. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesi ile 100.000,00 TL tazminata ve

10.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.

43. 6216 sayılı Kanun'un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Anayasa Mahkemesince bir ihlalin tespit

edilmesi halinde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebileceği belirtilmiştir.

44. Bu doğrultuda başvurucunun

tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin altı yılı aşkın yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

5.000,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLMEZ

OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 5.000,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin

REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

17/3/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : CBC Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Ünal SOMUNCUOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7045, 17 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya net 5.000,00 TL
  16. C. Başvurucu tarafından yapılan
  17. D. Ödemelerin, kararın
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7045
Tarih
17 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Yadigar Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7710)
  • Abdulbaki Ağduk Başvurusu (B. No: 2013/6967)
  • Faik Özgür Erol Başvurusu (B. No: 2013/2719)
  • Adil Taner Ovacık Başvurusu (B. No: 2014/102)
  • Nesibe Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1988)
  • Dese Örme Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8986)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.