İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yadigar Orhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7710)

1. Başvuru, terör olayları nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/7710Tarih31 Mart 2016Okuma22 dk · 4.344 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yadigar Orhan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7710
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.344 kelime·22 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayları nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların ve

açılan davaların reddedilmesive makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/10/2013 tarihinde Ağrı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucular adli yardım talep etmişse de bireysel başvuru

yapıldıktan sonra harçların yatırıldığı görülmüştür.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 2/2/2015 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutan

köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları

neticesinde köyün boşaltılmasıyla yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda

kaldıklarını iddia etmişlerdir.

9. Başvurucular murisi Erol Orhan 1/1/2005 tarihinde 5233 sayılı

Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Iğdır Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

10. 8/12/2006 tarihli ve 2006/1-161 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda, dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca başvurucular murisine

1.000 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucuların murisi bu süreçte vefat etmiştir.

12. Başvurucular tarafından sulhname

tasarısı imzalanmayarak Komisyon kararında belirtilen miktarın eksik

hesaplandığı gerekçesiyle iptal davası açılmıştır.

13. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvurucular tarafından

açılan iptal davasında 1. Erzurum İdare Mahkemesinin 11/9/2008 tarihli ve

E.2007/1009, K.2008/885 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

" ...

ara kararı ile davalı idareden,Iğdır İli Tuzluca

İlçesi Kartutan Köyü’nde 1993 yılı ve sonrasında

yaşanan terör olayları nedeniyle uğranılan zarar ziyandan dolayı aynı

tarihlerde Kartutan Köyü ile ilgili olarak tutulan

tüm tutanaklar ile olayla ilgili tüm diğer bilgi ve belgeler istenilmiş olup,

davalı idare tarafından ara kararına cevaben verilen yazı ile eklerinin

incelenmesi neticesinde; 15.5.2006 tarihinde yapılan ve Iğdır İli'ndeki birçok köyü kapsayan keşifle ilgili başvuru

sahibi veya yetkili temsilcisine keşif yeri ile gün ve saatinin yazılı olarak

bildirildiğine ilişkin tebliğ ve tebellüğ belgeleri ile hazır bulunmadıklarını

gösteren tutanağa ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği görülmüştür.

Olayın Mahkememizce değerlendirilmesi

neticesinde; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen usule uyulmaksızın keşif

yapıldığı, keşif yeri ile gün ve saatinin davacıya veya yetkili temsilcisine

yazılı olarak bildirilmediği; başvuru sahibinin kendisi veya yetkili temsilcisi

ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulundurulmadığı hususunun dava

dosyası mündericatında yer alan ... keşif tutanağından anlaşıldığından, eksik

incelemeye ve usule aykırı biçimde yapılan keşfe dayalı olarak tesis edilen

dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

14. İdare Mahkemesinin iptal kararı üzerine Komisyon tarafından

27/1/2010 tarihli ve 2010/1-4 sayılı karar ile taleplerin reddine karar

verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü ile

11.11.2009 tarihinde yapılan yazışmaya ilişkin alınan cevabi yazıda

14/25.11.1983 yılında Kartutan köyünde meydana gelen

doğal afet (sel) nedeniyle köyde bulunan genel hane sayısı 11 olarak tespit

edilmiş ve 11 aile hak sahibi kabul edilerek Afet İşleri Genel Müdürlüğünce

Tuzluca merkez Tuzla civarı mevkide bulunan afet konutlarına yerleştirildiği,

ilçe nüfus müdürlüğü ile yapılan yazışma sonucu alınan 16.2.2007 tarih ve 146

sayılı cevabı yazıda Kartutan köyünde 1990-2000

tarihinde genel nüfus sayımı yapılmış olup köy nüfus sayısının sıfır olarak

belirtildiği,

İl İdare Kurulu Müdürlüğü ile 17.12.2009

tarihinde yapılan yazışmaya ilişkin alınan cevapta, ilgili köyü 1992 yılında

ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı köyü terk ederek başka yerleşim birimlerine

yerleştikleri, köydeki evlerin harap ve yıkık bir şekilde olduğu ve herhangi

bir hayat belirtisinin bulunmadığı bu nedenle adı geçen köyün Bakanlık

Makamının 19.12.2005 tarih ve 76-1 sayılı onayı ile köy tüzel kişiliğinin

kaldırıldığı,

Tuzluca ilçe jandarma komutanlığı ile

Komisyonumuzca 13.7.2009 tarihli yapılan yazışmaya ilişkin alınan cevabi yazıda

Kartutan köyünün bağlı olduğu Gaziler karakol arşiv

kayıtlarında ilgili köyde herhangi bir terör olayının meydana gelemediği ve

yine müracaat dosyalarında iddia edilen olaya ilişkin ilçe jandarma Komutanlığı

ile yapılan ikinci yazışma neticesinde 5.8.2009 tarihli alınan cevabi yazıda,

vatandaşlar tarafından iddia edilen olayın köy sınırları içerisinde değilde 4.4.1990 tarihinde Seyitçeşme

tepede gerçekleştiği,

İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ile

komisyonumuzca yapılan yazışmaya ilişkin 8.10.2009 tarihli alınan cevabi yazıda

ilgili mezrada yaşanan doğal afet sonucu Kartutan

mezrası halkının Tuzluca merkezde bulunan afet konutlarına yerleştirildiği ve

bu nedenle 3.27.1994 yılında yapılan mahalli idareler genel seçimlerinin de

burada yapıldığı anlaşılmış olup bu nedenle ... taleplerin reddine...karar

verildi."

15. Belirtilen Komisyon kararı aleyhine başvurucular tarafından

tekrar açılan iptal davasında 1. Erzurum İdare Mahkemesinin 2/2/2011 tarihli ve

E.2010/307, K.2011/161 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Uyuşmazlığın çözümü için Mahkememizce

yapılan ara kararlara verilen cevapların incelenmesinden; Iğdır Valiliği

Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün 11.11.2009 gün ve 2345 sayılı yazısında; Kartutan Köyü'nde 14-25.11.1983 tarihinde meydana gelen

şiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle 11 ailenin hak sahibi kabul

edildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989

yılında yerleştirildikleri, Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün

18.01.2010 gün ve 50 sayılı yazısında; 1993-1999 yılları arasında genel nüfus

sayımı yapılmadığı, ancak 1997 yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutan Köyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği,

28.07.2009 tarihli Jandarma tutanağında; Kartutan

Köyü'nde terör olayı meydana gelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terör

olayının Seyisçeşme Tepe'de meydana geldiği, buranın

da Kartutan Köyü dışında bulunduğu, Jandarma

tarafından tutulan 15.11.2010 tarihli tutanakta; 1993-2000 yılları arasında Kartutan Köyü'nde geçici köy korucusu bulunmadığı ve

görevlendirilmediği, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün

19.12.2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla; Kartutan Köyü

halkının 1992 yılından itibaren ekonomik ve sosyal nedenlerle köyü terk ederek

başka yerleşim birimlerine yerleşmeleri ve köyde yerleşik nüfusun bulunmaması

nedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasına karar verildiği, Tuzluca İlçe Seçim

Kurulu Başkanlığı'nın 03.11.2010 gün ve 261 sayılı yazısında; 27 Mart 1994

tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan Köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğindenYüksek

Seçim Kurulu Başkanlığı'nın 25.12.1993 gün ve 30 sayılı yazısı ekinde yer alan

165 sayılı kararı gereği Kartutan Köyü'nde sandık

kurulamadığı ve muhtar seçilemediği, 18 Nisan 1999 tarihinde yapılan

Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan Köyü'nün

sandık bölgesi ilan edilmediği, Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın anılan

yazısı eklerinde yer alan belgelerde ise; Kartutan

Köyü Muhtarı Hasan Orhan'ın 17.02.1994 tarihli dilekçesinde; köylerinde heyelan

olması nedeniyle Tuzluca ilçe merkezinde kendilerine konut yapıldığı, söz

konusu afet konutlarına kendi köyleri adına sandık kurulması talebinde

bulunulduğu, dolayısıyla o tarih itibariyle anılan gerekçeyle köyün

boşaldığının muhtarca zımnen kabul edildiği, Tuzluca Kaymakamlığı Mahalli İdareler

Bürosu'nun 03.03.1994 gün ve 310 sayılı yazısında da, Kartutan

Köyü'nün tamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe merkezindeki afet konutlarına

yerleştiklerinin belirtildiği görülmüştür.

Bu durumda, yukarıda belirtilen hususların

birlikte değerlendirilmesinden, Kartutan Köyü'nün

idarece resmi şekilde veyaköy halkıtarafından

terör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığı, dolayısıyla

... 5233 sayılı Yasadan yararlanma imkanı bulunmadığı

anlaşıldığından, ... başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka

aykırılık görülmemiştir..."

16. Başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 5/12/2012 tarihli ve E.2011/11806, K.2012/12858 sayılı ilamı ile

kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

17. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 12/6/2013 tarihli ve

E.2013/8603, 2013/4373 sayılı ilamı ile karar düzeltme taleplerinin reddine

karar verilmiştir.

18. Karar düzeltme isteminin reddi kararı başvuruculara 9/9/2013

tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 8/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

19. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3.,

geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve

E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).

20. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:

"Bu

Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının

karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir."

21. Aynı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:

"Aşağıda

belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:

...

d)

Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik

kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu

sebeple uğradıkları zararlar."

22. Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:

"Öte yandan; kişilerin malvarlıklarına

ulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların 5233 sayılı Yasa uyarınca

tazmini; köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde

mümkün olabileceğinden; Mahkemece bozma kararı üzerine davacının ikamet ettiği

köyün boşaltılıp boşaltılmadığının araştırılmasından sonra bir karar verilmesi

gerektiği tabiidir.

..."

23. Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve

E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı şöyledir:

"5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılan maddelerinin

değerlendirilmesinden; kişilerin malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle

uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasa uyarınca

tazmininin, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu meydana

gelmesi şartına bağlı bulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece

veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde söz konusu zararların

tazmini yoluna gidilebileceği; güvenlik kaygısına dayansa dahi, terör olayları

sonucu köyü terk edenlerin malvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın,

sadece köyün idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve

köyün boşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle

sınırlı olarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Zira,

boşaltılan bir köye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme

olanaklarına kavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için sağlanması

zorunlu olan asgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması gerektiği;

başka bir anlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi

gerektiği de tabiidir.

Bu kabule göre, uyuşmazlığa konu olayda,

davacının terör olayları sonucu terk ettiği Yoncalıbayır

Köyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararının; sadece

köyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle

sınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı bulunduğundan, davalı idarece

yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık süre üzerinden hesaplanan

miktarın ödenmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular, ikamet ettikleri Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutan köyünde 1994 yılında terör olaylarının

yoğunlaşması ve muhtarın öldürülmesi nedeniyle güvenlik kaygısıyla köyün

boşaltıldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde

açtıkları davanın reddedildiğini, Komisyonun ilk kararında tazminata

hükmetmişken daha sonra verdiği kararla önceki kararından haksız olarak

döndüğünü, köyde sürekli çatışma ortamının var olması karşısında devletin

yeterli güvenli ortamı sağlayamadığını, Mahkeme kararının kendi içinde

çelişkili olduğunu, komşu köylerde yaşayanlara terör nedeniyle tazminat

verildiğini, köyün yoğun kış şartlarına rağmen yıllardır boşaltılmadığını,

terör olayı nedeniyle boşaltıldığını, köyün sosyal ve ekonomik nedenlerle

boşaltıldığı fikrinin soyut ve afaki olduğunu, malvarlıklarına ulaşamamaktan

dolayı maddi zararların doğduğunu, yapılan yargılamaların on yılı geçtiğini,

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın19., 35., 36. ve 45.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi

tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

26. Başvuruformu ve ekleri

incelendiğinde başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla açtıkları davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19., 35.,

36. ve 45. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Başvurucu Şenol Orhan

Açısından

27. Başvurucu 1994 yılında meydana gelen terör olayları

neticesinde köyün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını

ve oluşan zararlarının karşılanmaması neticesinde Anayasa’nın 19., 35., 36. ve

45. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır."

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

30. 6216 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabilir."

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un

45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla medeni

haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava ehliyetine

sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.

maddesinde yer alan "mağdur"

kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan etkilenen kişinin

kast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce

ölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle hukuken bir

başkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir

(Davut Kaya, Zöhre

Polat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).

33. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla

doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."

34. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.

maddesi şöyledir:

"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca

kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın

veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi

veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."

35. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile

kendiliğinden sona ermiş olur."

36. 4721 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre gerçek kişiler

hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle sona ermekte olup ölüm ile

kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından söz

etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un anılan hükümlerinden

anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğan vekâlet veren ile vekil arasında

temsil yetkisine dair sözleşme,aksi

kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça taraflarının

birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek

kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

37. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından

fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

39. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

40. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek

olmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

41. Başvuru konusu olayda başvurucu Şenol Orhan 5/9/2007

tarihinde Avukat Ali Artuk'a vekalet vermiştir.

Başvurucu nüfus kayıtlarına göre 22/10/2008 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu

vekili tarafından 8/10/2013 tarihinde başvurucunun adil yargılanma ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formunda

başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir.

42. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, § 30).

43. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

başvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan

bireysel başvurunun başvuru hakkının kötüye

kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

44. Bu durumda Avukat Ali Artuk

aleyhine, Anayasa Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle

6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve İçtüzük’ün 83.

maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

b. Diğer Başvurucular

Açısından

i. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

45. Başvurucular, Komisyonca verilen kararın akabinde açtıkları

davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile mal

varlıklarına ulaşamadıklarını; tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim

kaynaklarından mahrum kaldıklarını taşınma ile kira, taşınma gibi zararlarının

olduğunu anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmiş

olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet haklarının

ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş, yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve

lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

46. Başvurucular yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca, Komisyonun ve Mahkemenin kararlarının çelişkili olduğunu, iddialarının

esastan incelenmediğini, yeterli araştırmanın yapılmadığını, 1994 yılında

muhtarın öldürüldüğünü, yaşanan olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göç

etmeye mecbur kaldıklarını, oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânı

sağlanmadığını iddia etmişlerdir.

47. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

48. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz bir takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz bir takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

49. Başvurucular, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davalarının reddedildiğini, bu kapsamda derece mahkemesince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup, başvurucuların iddialarının özünün Derece Mahkemesince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

50. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucular ve

idare tarafından sunulan bilgi ve belgelerden, söz konusu olaylarla ilgili

olarak, Iğdır Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün yazısında; Kartutan köyünde 14-25/11/1983 tarihinde meydana gelen

şiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle 11 ailenin hak sahibi kabul

edildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989

yılında yerleştirildiği, Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün

yazısında; 1993 ile 1999 yılları arasında genel nüfus sayımı yapılmadığı, ancak

1997 yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutan

köyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği, 28/7/2009 tarihli jandarma

tutanağında, Kartutan köyünde terör olayı meydana

gelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terör olayının Seyisçeşme

tepede meydana geldiği, buranın da Kartutan köyü

dışında bulunduğu, Jandarma tarafından tutulan 15/11/2010 tarihli tutanakta,

1993 ile 2000 yılları arasında Kartutan köyünde

geçici köy korucusu bulunmadığı ve görevlendirilmediği, İçişleri Bakanlığı

İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 19/12/2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla Kartutan köyü halkının 1992 yılından itibaren ekonomik ve

sosyal nedenlerle köyü terk ederek başka yerleşim birimlerine yerleşmeleri ve

köyde yerleşik nüfusun bulunmaması nedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasına

karar verildiği, Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının yazısında 27/3/1994

tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğindenYüksek

Seçim Kurulu Başkanlığının yazısı ekinde yer alan karar gereği Kartutan köyünde sandık kurulamadığı ve muhtar

seçilemediği, 18/4/1999 tarihinde yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan köyünün sandık bölgesi ilan edilmediği, Tuzluca

İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın anılan yazısı eklerinde yer alan belgelerde

ise Kartutan köyü muhtarı Hasan Orhan'ın 17/2/1994

tarihli dilekçesinde, köylerinde heyelan olması nedeniyle Tuzluca ilçe

merkezinde kendilerine konut yapıldığı, söz konusu afet konutlarına kendi

köyleri adına sandık kurulması talebinde bulunulduğu, dolayısıyla o tarih

itibarıyla anılan gerekçeyle köyün boşaldığının muhtarca zımnen kabul edildiği,

Tuzluca Kaymakamlığı Mahalli İdareler Bürosunun yazısında da, Kartutan köyünün tamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe

merkezindeki afet konutlarına yerleştirildiği, belirtilen hususların birlikte

değerlendirilmesinden Kartutan köyünün idarece resmî

şekilde veya köy halkı tarafından terör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığı

belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucuların iddiaları,

temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı

onanmış; karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.

51. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak muhtarın terör

nedeniyle öldüğü, köyün boşaltılmış olduğuna dayanak olarak gösterilmişse de

anılan Mahkeme kararı gereğince belirtilen olayın köy dışında gerçekleştiği,

köyün terör nedeniyle boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı

da dikkate alındığında Derece Mahkemesinin kararında bariz takdir hatası ve

açık bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından, başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucular ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

54. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucuların

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut

olduğu iddia edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına

ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

55. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece

Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine

getirildiği tespit edilmiş olmakla, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43).

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

56. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

57. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

58. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

59. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihi olan 1/1/2005ile nihai karar tarihi olan 12/6/2013 arasında

geçen ve toplamda 8 yıl 5 aylık yargılama süresinde başvurucular açısından

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama

süreçlerinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

60. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

61. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

62. Başvurucular, başvuru formunda belirtikleri maddi tazminat

miktarının taraflarına ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

63. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

birlikte başvurucular tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmadığı,

tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı da

olmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin ve 1.800 TL

vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucu Şenol Orhan yönünden yapılan başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması

nedeniyle REDDİNE,

B. Diğer başvurucular açısından

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının başvurucu Şenol Orhan dışında diğer başvurucular açısından

İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. Başvurucu Şenol Orhan tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde

BIRAKILMASINA,

F. Başvurucu Şenol Orhan dışında

diğer başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit

edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin ve 1.800 TL vekâlet

ücretinin başvuruculara müştereken ÖDENMESİNE,

G. 6216 sayılı Kanun'un 51.

maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi

uyarınca 2.000 TL disiplin para cezasının Avukat Ali ARTUK'tan

TAHSİLİNE,

H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemelerde

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

İ. Kararın bir örneğinin Türkiye

Barolar Birliğine GÖNDERİLMESİNE,

J. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Yadigar ORHAN

2. Dilek

ORHAN

3. Serdar

ORHAN

4. Selçuk

ORHAN

5. Kürşat

ORHAN

6. Şenol

ORHAN

Vekilleri

:

Av. Ali

ARTUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7710, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Diğer başvurucular açısından
  12. F. Başvurucu Şenol Orhan dışında
  13. H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. İ. Kararın bir örneğinin Türkiye
  15. J. Kararın bir örneğinin Adalet
  16. Orhan
  17. Orhan
  18. Orhan
  19. Orhan
  20. Orhan
  21. Artuk
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7710
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Abdulbaki Ağduk Başvurusu (B. No: 2013/6967)
  • Faik Özgür Erol Başvurusu (B. No: 2013/2719)
  • Adil Taner Ovacık Başvurusu (B. No: 2014/102)
  • Nesibe Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1988)
  • Dese Örme Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/8986)
  • A. Ö. G. Başvurusu (B. No: 2013/1227)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.