İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bahar Teber Başvurusu (B. No: 2013/5552)

1. Başvurucu, idari para

Başvuru No2013/5552Tarih25 Mart 2015Okuma11 dk · 2.282 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bahar Teber Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/5552
R.G. Tarih- Sayı
30/6/2015-29402
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.282 kelime·11 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, idari para

cezalarının iptali istemiyle açtığı davada verilen karar nedeniyle, Anayasa'nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/7/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 17/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

21/11/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

25/12/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Yaşamkent Ustam Ocakbaşı adındaki

işletmesini Yaşamkent Gıda Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 26/8/2009 tarihinde devretmiş, fakat gerek devreden

gerekse devralan tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurularak turizm

işletme belgesinin iptali yahut devri gerçekleştirilmemiştir.

8. Bakanlıkça, başvurucuya

"haber vermeden işletmesini devretmesi

nedeniyle" 12/3/1982 tarih ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik

Kanunu’nun 33. maddesinin (e) bendi uyarınca 27/5/2011 tarihinde 3.964 TL

tutarında idari para cezası verilmiştir.

9. Bakanlık daha sonra

tesisteki eksiklikler ve ilgili belgelerin ibraz edilememesi nedeniyle 2634

sayılı Kanun’un 33. maddesinin (a) bendi uyarınca 23/8/2011 tarihinde

başvurucuya 3.964 TL tutarında idari para cezası vermiştir.

10. Başvurucu, her iki cezanın

iptali istemiyle Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesine itiraz başvurusu yapmış,

Mahkeme yalnızca devir işlemi nedeniyle verilen para cezasının hukuka

uygunluğunu tartışarak, 14/3/2013 tarih ve 2012/1289 D.İş.

sayılı kararı ile başvuruyu reddetmiştir. Karar

gerekçesi şöyledir:

“2634 Sayılı Kanunun 33. maddesinin

e bendi uyarınca "İzinsiz olarak yatırım veya işletmenin tümünün veya

belgelendirme için zorunlu bir kısmının devredilmesi, kiraya verilmesi,

ortaklık statüsünün, unvanının veya türünün değiştirilmesi hallerinde üçbin Türk Lirası idarî para cezası verilir."

Tüm dosya kapsamından; itiraz edene Bakanlıkça 1. Sınıf

Lokanta İsletme Belgesi düzenlendiği, bahse konu

tesisi devrettiği ve Bakanlığa devir işlemi hakkında bilgi verilmediğinin

tespit edildiği, bu durumda itiraz edenin anılan yasal yükümlülüklerini yerine

getirmediği anlaşılmakla, itiraz edene verilen idari para cezalarında herhangi

bir usul ve yasaya aykırılık olmadığından, yerinde görülmeyen itirazın reddine

dair aşağıdaki şekilde karar vermek gereği doğmuştur.

KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle.

5326 sayılı Kabahatler Yasasının 28/8-a maddesi uyarınca;

İtiraz konusu idari yaptırım kararı hukuka uygun bulunduğundan İTİRAZ1N

REDDİNE,

…”

11. Başvurucu, ikinci cezanın da

iptali istenildiği halde İlk Derece Mahkemesinin bu konuya ilişkin bir karar

vermediği hususunu da içerir şekilde karara itiraz etmiş, Ankara 13. Asliye

Ceza Mahkemesi kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesine yer vererek

10/6/2013 tarih ve D.İş.2013/254 sayılı kararı ile itirazı reddetmiş, karar,

25/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesine

24/7/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

13. 2634 sayılı Kanun’un 33.

maddesinin (a) ve (e) bentleri şöyledir:

“ Belge sahibine, ilgili diğer Kanun hükümleri saklı

kalmak kaydıyla aşağıda belirtilen durumlarda ve miktarlarda idarî para cezası

uygulanır:

(a) Uyarma cezasına rağmen, otuz gün içinde gerekli

düzeltmenin yapılmaması veya bir yıl içinde yeni uyarma cezasını gerektiren

fiil veya fiillerin tespiti ile bu Kanunda belirtilen veya Bakanlıkça istenilen

bilgi veya belgelerin süresi içerisinde verilmemesi veya yanıltıcı bilgi veya

belge verilmesi hallerinde üçbin Yeni Türk Lirası

idarî para cezası.

…

e) İzinsiz olarak yatırım veya işletmenin tümünün veya

belgelendirme için zorunlu bir kısmının devredilmesi, kiraya verilmesi,

ortaklık statüsünün, unvanının veya türünün değiştirilmesi hallerinde üçbin Yeni Türk Lirası idarî para cezası.”

14. 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu'nun “Başvuru yolu”

kenar başlıklı 27. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine

ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden

itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza

mahkemesine başvurulabilir….”

15. 5326 sayılı Kanun'un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı

28. maddesinin ilgili fıkrası şöyledir:

“…

(8) Mahkeme, son

karar olarak idarî yaptırım kararının;

a) Hukuka uygun olması nedeniyle, "başvurunun

reddine",

b) Hukuka aykırı olması nedeniyle, "idarî yaptırım

kararının kaldırılmasına",

Karar verir.

…”

16. Anılan Kanun’un “İtiraz yolu” kenar başlıklı 29. maddesinin ilgili fıkraları ise şöyledir:

“(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, Ceza Muhakemesi

Kanununa göre itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihten itibaren

en geç yedi gün içinde yapılır.

(2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme

yapılarak verilir.

(3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın

kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/7/2013 tarih ve 2013/5552 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, idari para

cezalarının hukuka aykırı olduğunu, devir işleminin bildirilmemesinden

kendisinin sorumlu tutulamayacağını, daha öncesinde uyarı yapılmadığını, ikinci

para cezasına da itiraz etmiş olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince bu konuda

bir karar verilmediğini, karara yaptığı itiraz başvurusunun da aynı şekilde

sonuçsuz kaldığını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları, yargılamanın sonucu itibarıyla

adil olmadığı ve mahkemeye erişim hakkı kapsamı altında değerlendirilecektir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

20. Başvurucu, haber vermeden

işletmesini devretmesi nedeniyle 2634 sayılı Kanun’un 33. maddesinin (e) bendi

uyarınca uygulanan 27/5/2011 tarihli 3.964 TL tutarında idari para cezasına

karşı yaptığı itirazın reddedilmesinin, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §

26).

26. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, idari para cezalarının hukuka aykırı olduğunu, devir işleminin

bildirilmemesinden kendisinin sorumlu tutulamayacağını, daha öncesinde uyarı

yapılmadığını, tüm bu nedenlere rağmen açtığı davanın reddedildiğini belirtmiş,

Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi ise başvurucunun tesisi devretmesine karşın

Bakanlığa devir işlemi hakkında bilgi vermediğini, bu nedenle yasal

yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, davayı reddetmiştir.

27. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmamış olup, mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu, devrettiği

tesisteki eksiklikler ve ilgili belgelerin ibraz edilememesi nedeniyle 2634

sayılı Kanun’un 33. maddesinin (a) bendi uyarınca 23/8/2011 tarihli işlem ile

uygulanan idari para cezasını da dava konusu etmesine karşın Ankara 10. Sulh

Ceza Mahkemesince bu para cezasına yönelik bir karar verilmediğini, bu konuya

ilişkin yaptığı itirazın da sonuçsuz kaldığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Başvurucunun bu iddiası

mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenecektir.

32. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”

kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme

hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde,

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler

sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

34. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

35. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde,

Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir (E.2013/64, K.2013/142, K.T. 28/11/2013).

36. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

37. Başvuru konusu olayda

başvurucu, haber vermeden işletmesini devretmesi nedeniyle 2634 sayılı Kanun’un

33. maddesinin (e) bendi uyarınca hakkında uygulanan 27/5/2011 tarihli 3.964 TL

tutarındaki idari para cezasına ve tesisteki eksiklikler ve ilgili belgelerin

ibraz edilememesi nedeniyle 2634 sayılı Kanun’un 33. maddesinin (a) bendi

uyarınca hakkında uygulanan 23/8/2011 tarihli 3.964 TL tutarındaki idari para

cezasına karşı aynı dilekçe ile Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açmış

ise de anılan Mahkeme yalnızca 2634 sayılı Kanun’un 33. maddesinin (e) bendi

uyarınca uygulanan para cezasının hukuka uygunluğunu incelemiş, 2634 sayılı

Kanun’un 33. maddesinin (a) bendi uyarınca uygulanan para cezası hakkında ise

bir karar vermemiştir. Başvurucu tarafından İlk Derece Mahkemesi kararına

yapılan itiraz başvurusunda bu durum belirtilmesine karşın Ankara 13. Asliye

Ceza Mahkemesi tarafından yapılan kanun yolu incelemesinde de dava konusu

yapılmasına karşın hukuki denetimi yapılmayan ikinci para cezası hakkında bir

değerlendirme yapılmayarak, itiraz başvurusu reddedilmiştir.

38. Bu durumda, dava konusu

yapılmasına karşın 2634 sayılı Kanun’un 33. maddesinin (a) bendi uyarınca

uygulanan para cezası hakkında Sulh Ceza Mahkemesince bir karar verilmediği ve

Asliye Ceza Mahkemesince yapılan kanun yolu incelemesinde de bu hususun

tartışılmadığı ve değerlendirilmediği görülmekle, yargılama sürecine bir bütün

olarak bakıldığında, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

40. Başvurucu, ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılamasına, aksi

halde 7.928,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir.

41. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

42. Başvuru konusu olayda tespit

edilen ihlal, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığından ve

ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadan kaldırılmasında hukuki yarar

bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası

gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine, tespit edilen

ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı

anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin ise reddine karar

verilmesi gerekir.

43. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Verilen

para cezasına yönelik yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Verilen para cezasına yönelik mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3.

Mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili MAHKEMESİNE

GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucunun tazminat talebinin tespit edilen ihlal ile

bağlantısı olmadığından REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

25/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Bahar TEBER Vekili : Av. Eda KARAGÖZ KÜPÇÜK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5552, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Karar
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. C. Başvurucunun tazminat talebinin tespit edilen ihlal ile
  17. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Dursun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5552
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13023
  • F. E. Başvurusu (B. No: 2013/2076)
  • Abdullah Kınacı ve Mehmet Ali Kınacı Başvurusu (B. No: 2014/5979)
  • Kamil Tatlıcı Başvurusu (B. No: 2013/9537)
  • Töredi Şimşek Başvurusu (B. No: 2014/3285)
  • Mehmet Fatih Kızıl Başvurusu (B. No: 2013/9321)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.