İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Barış Çelik Başvurusu (B. No: 2019/24929)

1. Başvuru, kamu görevlisinin üniversite kampüsünde

Başvuru No2019/24929Tarih4 Şubat 2025Okuma12 dk · 2.302 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Barış Çelik Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2019/24929
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.302 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, kamu görevlisinin üniversite kampüsünde

yapılan eylem sırasında bir öğretim görevlisiyle yaşadığı arbede nedeniyle

disiplin cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte

Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (İdare) teknisyen olarak görev yapmaktadır.

Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) üyesidir.

3. Somut olay, banka promosyonları görüşmeleri kapsamında

Sendikanın aldığı grev kararı etrafında şekillenmiştir. Olay günü başvurucunun

da aralarında olduğu bir grup "Bu İşyerinde Grev Vardır"

pankartı ile birlikte sloganlar atarak inşaat mühendisliği binasına girmiştir.

O sırada derste olan Öğr. Gör. A.T.nin dışarı çıkarak ders işleyemediğini

söylemesi ve grubu cep telefonuyla görüntülemesi üzerine başvurucu ve yanındaki

bir kişi ile A.T. arasında arbede yaşanmıştır. Kamera kayıtlarına göre çıkan

arbedenin sebeplerinden biri de A.T. hakkında daha önce ileri sürülen

asistanına yönelik şiddet uyguladığı iddialarıdır. Öte yandan yaşanan arbede

nedeniyle Öğr. Gör. E.C. de bulunduğu toplantıdan çıkarak kalabalığa tepki

göstermiş ve grubu cep telefonuyla görüntülemiştir. Bunun üzerine grupla E.C.

arasında da kısa süreli bir tartışma yaşanmış ve başvurucu, E.C.yi kolundan tutarak

gruptan uzaklaştırmıştır.

4. Somut olayda İdare, bahse konu eylemleri nedeniyle

başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmıştır. Soruşturma neticesinde

başvurucunun 6/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53.

maddesinin (b) fıkrası kapsamında çıkarılan Yükseköğretim Kurumları Yönetici,

Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği (Yönetmelik) uyarınca çeşitli

disiplin cezaları ile cezalandırılması teklif edilmiştir.

5. Öte yandan soruşturma devam ederken Anayasa Mahkemesi

14/1/2015 tarihli ve E.2014/100, K.2015/6 sayılı kararı ile Yönetmelik'in

dayanağı olan 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının ikinci

cümlesinin iptaline karar vermiştir. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) anılan karar

sonrasında 2547 sayılı Kanun kapsamında çıkarılan Yönetmelik'e göre başlatılan

ancak henüz tamamlanmayan ve bundan sonra başlatılacak tüm disiplin

soruşturmalarında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

disiplinle ilgili hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bir karar almıştır. Söz

konusu kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada ise

Danıştay Sekizinci Dairesi9/3/2016 tarihli ve E.2016/1221 sayılı kararı ile

yürütmenin durdurulması istemini reddetmiştir.

6. Bahse konu Danıştay kararının YÖK'ün 28/7/2016 tarihli

yazısı ile idareye bildirilmesi üzerine başvurucunun 657 sayılı Kanun'un 125.

maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (d) alt bendi olan "amirlerine

veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler

yapmak" uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

7. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının

iptali istemiyle idare mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, soruşturma

raporundaki tespitlere ve başvurucunun 657 sayılı Kanun'a göre göreve

başlaması, mevcut kurumuna yine aynı Kanun çerçevesinde nakil yoluyla gelmesi

nedeniyle 657 sayılı Kanun'a tabi olduğunu belirttiği kararında eylemin sübuta

erdiği sonucuna vararak davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar, istinaf

kanun yolunda kesinleşmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 25/6/2019 tarihinde

öğrendikten sonra 24/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; sendikadaki görevi kapsamında katıldığı

faaliyet nedeniyle cezalandırılmasının sendika hakkının, 2547 sayılı Kanun'a

tabi olmasına rağmen 657 sayılı Kanun hükümlerine göre cezalandırılması

nedeniyle kanunilik koşulunun, savunmasını avukatı aracılığıyla yapmak istediği

hâlde bu talebinin karşılanmaması ve mahkemenin ara kararı üzerine idarenin

gönderdiği bilgi ve belgelerin kendisine verilmemesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık)

görüşünde, somut olayda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip

edilmediği değerlendirilirken ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat hükümleri

ile yargı içtihatlarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğü

iddiaları yinelemiştir.

11. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında kamu

görevlileri sendikalarının faaliyet alanlarına ilişkin oldukça geniş

açıklamalarda bulunmuştur (Ahmet Parmaksız [GK], B. No:

2017/29263, 22/5/2019, §§ 50,62; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile

Gürsoy, B. No: 2018/24874, 31/3/2022, §§ 26,36). Anılan kararlarda sendika

üyelerinin çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ve sağlık

koşulları gibi konuların sendikaların çekirdek faaliyet alanlarından olduğunu

vurgulamıştır. Buna göre sendika üyelerinden oluşan kalabalığın toplanma

gerekçesinin banka promosyonu görüşmelerinin protesto edilmesi olduğu söylenebilirse

de müdahaleye konu olayın bu amaçtan bağımsız olarak başvurucu ile üçüncü bir

kişi arasında yaşanan arbededen kaynaklandığı gözetildiğinde başvurunun sendika

hakkı çerçevesinde incelenmesi mümkün değildir. Bu itibarla başvurunun toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı yönünden incelenmesine karar verilmiştir

(benzer değerlendirmeler için bkz. Leyla Sezen, B. No: 2016/15197,

29/5/2019, § 22; Gülistan Atasoy ve diğerleri [GK], B. No: 2017/15845,

21/1/2021, § 39; Güven Çelik ve Kadri Dursun, B. No: 2018/5060,

8/6/2023, § 10)

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ... aykırı olamaz.”

14. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir. Buna göre somut olayda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup

bulunmadığı incelenecektir.

15. Temel hak ya da özgürlüklere bir müdahale söz konusu

olduğunda Anayasa'nın 13. maddesinin emredici hükmü gereğince öncelikle tespiti

gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanun hükmünün mevcut olup

olmadığıdır. Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında korunan bir hakka yapılan bir

müdahalenin kanunilik şartını sağladığının kabul edilebilmesi için Anayasa’nın

26. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca söz konusu müdahalenin kanuni bir

dayanağının bulunması zorunludur (kanunilik şartına başka bağlamlarda dikkat

çeken kararlar için bkz. Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013,

§ 36;Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 82; Hayriye

Özdemir, B. No: 2013/3434, 25/6/2015, §§ 56-61; Halk Radyo ve Televizyon

Yayıncılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/19270, 11/7/2019, § 35; Ersin Basın ve

Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğerleri, B. No: 2016/54096,

30/6/2021, § 50).

16. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasında kanunilik ölçütünün ilk olarak şeklî bir

kanunun varlığını gerekli kıldığını belirtmiştir (Tuğba Arslan, § 96; Fikriye

Aytin ve diğerleri, B. No: 2013/6154, 11/12/2014, § 34). Anayasa'nın temel

hak ve özgürlüklere müdahale eden şekli anlamda bir kanunun varlığını şart

koşmasının sebebi bunu biçimsel anlamda hukuk devletinin hem aracı hem de

öncülü olarak görmesi nedeniyledir. Gerçekten de bir yasama işlemi olarak kanun

TBMM iradesinin ürünüdür ve TBMM tarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma

usullerine uyularak yapılan işlemlerdir. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler

alanında önemli bir güvence sağlar (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 54; Halk Radyo ve

Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 36). Bu sayede yürütme ve yargı organlarının

yasamanın çizdiği ilke ve sınırlara bağlı kalması, hukuk düzeninde Anayasa'nın

öngördüğü usule uygun olarak çıkarılan kanunların alt kademelerinde yer alan

düzenlemelerle temel hak ve özgürlüklerin kolaylıkla sınırlandırılabilmesinin

önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında şeklî anlamda bir kanunun yokluğunu Anayasa’ya aykırılığın

ağır bir biçimi olarak kabul etmektedir (Tuğba Arslan, § 98; Ersin

Basın ve Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğerleri, § 51).

17. Öte yandan temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılmasına ilişkin kanunların şeklen var olması yeterli görülemez,

aynı zamanda kanunların niteliğine de bakılmalıdır (Tuğba Arslan, § 89).

Bu anlamıyla kanunilik ölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın erişilebilirliği

ve öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden belirliliğini

garanti altına alır (Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi [GK], B.

No: 2014/15220, 4/6/2015, § 56; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve

diğerleri, § 55; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 37;

Ersin Basın ve Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğerleri, § 54).

18. Belirlilik, bir kuralın keyfîliğe yol açmayacak

içerikte olmasını ifade eder. Temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin kanuni

düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımından belirli ve muhataplarının

hukuksal durumlarını algılayabilecekleri açıklıkta olması gerekir. Bu ilkeye

göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve

uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı

koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Bir kanuni düzenlemede hangi

davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçların bağlanacağı ve bu bağlamda

kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisinin doğacağı belirli bir

kesinlik ölçüsünde ortaya konmalıdır. Bu durumda bireylerin hak ve

yükümlülüklerini öngörerek davranışlarını bu doğrultuda tanzim etmeleri

olanaklı hâle gelebilir. Böylece hukuk güvenliği sağlanarak kamu gücünü

kullanan organların keyfî davranışlarının önüne geçilmiş olur (Hayriye

Özdemir, §§ 56, 57; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

56; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 38;Ersin Basın ve

Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğerleri, § 55) norm denetimine

ilişkin kararlarda belirliliğe ilişkin açıklamalar için çok sayıda karar

arasında ikisi için bkz. AYM, E.2009/51, K.2010/73, 20/5/2010; AYM, E.2011/18,

K.2012/53, 11/4/2012).

19. Bireylerin kendilerine düşen yükümlülükleri öngörme

ve davranışlarını ayarlama imkânını vermeyen normlar hukuk güvenliği ilkesini

zedeler ve bu da bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini engeller. Hukuksal durumların takdirindeki belirsizlik, temel

haklar alanında getirilen güvencelerin işlevsiz hâle gelmesine neden olur (Sara

Akgül [GK], B. No: 2015/269, 22/11/2018, § 108). Bununla birlikte bir

kuralın karmaşık olması ya da belirli ölçülerde soyutluk içermesi, bu nedenle

hukuki yardım ile tam olarak anlaşılabilir hâle gelmesi veya kullanılan

kavramların anlamlarının hukuksal değerlendirme sonucunda ortaya çıkması tek

başına hukuken öngörülebilirlik ilkesine aykırı görülemez. Ayrıca ilgili kanuni

düzenleme temel haklara ne oranda müdahale ediyorsa söz konusu düzenlemede

aranacak belirlilik oranı da aynı doğrultuda yükselecektir (Sara Akgül,

§ 109; Hayriye Özdemir, § 58; Ersin Basın ve Yayıncılık San. ve Tic.

Ltd. Şti. ve diğerleri, § 56).

20. Somut olayda başvurucunun üniversitede memur

(teknisyen) olarak görev yapması nedeniyle eylem tarihi (19/12/2014) itibarıyla

disiplin işlemleri yönünden 2547 sayılı Kanun'a ve bu bağlamda çıkarılan

Yönetmelik'e tabi olduğu anlaşılmıştır. Nitekim idare de bu durumu gözeterek

Anayasa Mahkemesinin Yönetmelik'in dayandığı kuralı iptal eden E.2014/100,

K.2015/6 sayılı kararı öncesinde başlattığı disiplin soruşturmasında ilk olarak

başvurucunun söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre cezalandırılmasını teklif etmiş

ancak YÖK'ten gelen yazı üzerine müdahalenin 657 sayılı Kanun'a göre

yapılmasına karar vermiştir (bkz. §§ 4-6). Bunun yanında 2547 sayılı Kanun'a

15/4/2020 tarihinde eklenen cümlelerle bu Kanun'a göre görev yapan memurların

anılan tarih itibarıyla disiplin işlemleri yönünden 657 sayılı Kanun kapsamına

alındığı da hatırlanmalıdır.

21. Anayasa Mahkemesi Deniz Pelin Dinçer Akan ve

diğerleri (B. No: 2017/30653, 29/6/2022) kararında yukarıda ifade edilen

durum çerçevesinde 657 sayılı Kanun'un disiplin ile ilgili hükümlerinin 2547

sayılı Kanun'a tabi öğretim üyesi başvuruculara uygulanıp uygulanamayacağını

değerlendirmiştir. Anılan kararda Anayasa Mahkemesinin 7/1/2016 tarihinde Resmî

Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren E.2014/100, K.2015/6 sayılı Genel Kurul

kararı ile öğretim elemanları, memurlar ve diğer personel hakkında

yapılacak disiplin işlemlerinin YÖK tarafından düzenlenebileceğine ilişkin

kanun hükmünü iptal ettiği ancak kanun koyucunun 2/12/2016 tarihine kadar

herhangi yasal düzenleme yapmaması nedeniyle ilgili tarihler arasında hukuksal

boşluk oluştuğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda kanun koyucunun düzenleme

yapmayarak bir tercihte bulunduğu ve söz konusu hukuksal boşluğun

giderilmesinde -öğretim elemanlarının nitelikleri, Anayasa'nın amir hükümleri

ve ilgili kanun hükümleri ışığında- devlet memurları hakkındaki iş ve işlemlere

esas teşkil eden genel bir kanun olan 657 sayılı Kanun'un öğretim görevlilerine

uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.

22. Öte yandan anılan kararda, yukarıda ifade edilen

değerlendirmelerin haricinde başvurucuların öğretim görevlisi kimliklerinden

bağımsız olarak teknik anlamda 2547 sayılı Kanun'daki yollamalar üzerinden

657 sayılı Kanun'a ulaşılıp ulaşılamayacağı da tartışılmıştır. Buna göre 2547

sayılı Kanun'un 62. maddesinde bulunan ilgisiz bir yollama üzerinden önce

11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu'nun 20.

maddesine ve bu madde üzerinden de 657 sayılı Kanun'a ulaşılarak hukuksal

boşluğun doldurulamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca kanunun ihtiva ettiği yollamaların

iptal edilen hükmün varlığı gözetilerek yapıldığı açık olduğundan, kanun

koyucunun öngörmediği iptal kararı sonrasında oluşan kural eksiliğini

kapsayacak şekilde mevcut yollamaların genişletilmesinin kanun sistematiği ile

bağdaşmayacağının da altı çizilmiştir. Son olarak somut olayda uygulanacak

kuralın belirlenmesinde kullanılan bahse konu madde atıflarının açık ve

tereddütsüz bir şekilde 657 sayılı Kanun'u işaret ettiği noktasında Danıştay

daireleri arasında bile fikir birliği bulunmadığına dikkat çekilerek kuralın

öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden belirliliğinin

sağlanamadığı bir hususta ilgililerin kendilerine düşen yükümlülükleri öngörme

ve davranışlarını ayarlama imkânına sahip olmadıkları değerlendirilmiştir (Deniz

Pelin Dinçer Akan ve diğerleri, §§ 43, 46).

23. Buna göre başvurucu her ne kadar öğretim görevlisi

olmasa da üniversitede görev yapan bir memur olarak tıpkı öğretim görevlileri

gibi disiplin ile ilgili işlemler yönünden eylem ve işlem tarihi itibarıyla

2547 sayılı Kanun'a tabi olduğu ve başvuru konusu 5/10/2016 tarihli müdahalenin

hukuksal boşluğun mevcut olduğu 7/1/2016-2/12/2016 tarihleri arasında yapıldığı

anlaşıldığından 657 sayılı Kanun'da yer alan bir kuralın teknik olarak

başvurucu yönünden de öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade

eden belirliliği sağlamaması nedeniyle Deniz Pelin Dinçer Akan ve

diğerleri kararında yer verilen ilkeler ve yapılan değerlendirmelerden

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Sonuç olarak başvurucuya

uygulanan disiplin cezası şeklindeki müdahalenin kanunilik şartını

karşılamadığı kanaatine ulaşılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu müdahalenin

kanunilik şartını taşımaması nedeniyle Anayasa’nın 34. maddesinde güvence

altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğine

karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

25. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama

yapılması taleplerinde bulunmuştur.

26. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince

yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa

Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında

belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenen bireysel başvuruya özgü

yeniden yargılama kurumunun özelliklerine ilişkin kapsamlı açıklamalar için

bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri

Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine (E.2017/606, K.2017/3146)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 364,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

30.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Ali Erdem ŞAHİN Başvurucu : Barış ÇELİK Vekili : Av. Bedia BORAN BULUT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2019/24929, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. III. Giderim
  7. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  8. B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan
  9. C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü
  10. E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  11. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2019/24929
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Asena Günal Başvurusu (B. No: 2020/18851)
  • Özge Kahraman Başvurusu (B. No: 2020/35291)
  • Halil Mecitoğlu Başvurusu (B. No: 2021/34314)
  • Birol Ateş Başvurusu (B. No: 2020/15945)
  • Hakan Özyurt Başvurusu (B. No: 2021/35224)
  • İnan Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/39434)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.