İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bergin Karaboğa ve Yusuf Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/2626)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

Başvuru No2014/2626Tarih27 Ekim 2016Okuma19 dk · 3.855 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bergin Karaboğa Ve Yusuf Aldemir Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/2626
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.855 kelime·19 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verilmesi, tutukluluğa itiraz incelemesinin

duruşmasız yapılması ve itiraz incelemesinde savcılık görüşünün tebliğ

edilmemesi nedenleriyle Anayasa'nın 19. Maddesindeki hakların ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 18/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihinde

başvurucu Bergin Karaboğa'nın, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015

tarihinde başvurucu Yusuf Aldemir'in adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 20/2/2015 tarihinde

2014/2626 sayılı başvurunun, Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015

tarihinde 2014/2629 sayılı başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.Bölüm Başkanı tarafından 17/5/2015 tarihinde, 2014/2626 sayılı

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6.2014/2626 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

5/6/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

18/6/2015 tarihinde başvurucu Bergin Karaboğa'ya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

8. 2014/2629 sayılı bireysel başvuru belgelerinin bir örneğinin

Bakanlığa gönderilmesine, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 71.

maddesinin(2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

9. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 30/6/2016

tarihinde 2014/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının 2013/2629

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin

2013/2626 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

10.Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

11. Başvurucu Bergin Karaboğasilahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının talebi üzerine 27/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve

İstanbul 11. AğırCeza Mahkemesinin 30/9/2011 tarihli ve 2011/98 Sorgu sayılı kararı

ile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

" TCK 314/2. maddesinde düzenlenen

silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheliler ... , BERGİN KARABOĞA, ...

hakkında, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırım

miktarı, şüphelilerin bu suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini

oluşturan olguların bulunması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a.

maddesinde gösterilen katolog suçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkında

adli kontrol tedbiri uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK 100. ve

devamı maddeleri uyarınca tutuklanmalarına [karar

verildi]."

12. Başvurucu Yusuf Aldemir de silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği iddiasıyla aynı soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

talebi üzerine 29/9/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 11. AğırCeza

Mahkemesinin 1/10/2011 tarihli ve 2011/102 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

" TCK 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı

terör örgütüne üye olmak suçundan şüpheli Yusuf Aldemir hakkında, mevcut delil

durumu, üzerlerine atılı suçun kanundaki yaptırım miktarı, şüphelilerin bu suçu

işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini oluşturan olguların bulunması,

şüphelilerin üzerlerine atılı suçun CMK 100/a. maddesinde gösterilen katolog

suçlardan olması, bu itibarla şüpheliler hakkında adli kontrol tedbiri

uygulanmasının yetersiz kalacağı kanaati ile CMK 100. ve devamı maddeleri

uyarınca tutuklanmasına [karar verildi]."

13. Başvurucular hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

28/10/2011 tarihli ve 2011/615 Esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör

örgütüne üye olma, terör örgütünün propagandasını yapma, tehlikelimaddeleri

izinsiz bulundurma, mala zarar verme, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle (CMK mülga 250. madde ile görevli) İstanbul 15.

Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

14. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/57 sayılı

dosyasında 9/12/2011 tarihinde tensiben yapılan incelemesinde başvurucuların “ atılı bulunan suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut

delil durumu, iletişimin tespiti tutanakları, arama, yakalama, el koyma

tutanakları içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesi altında

bulunması ve üzerlerine atılı suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin üçüncü

fıkrasında sayılı suçlardan olması" dikkate alınarak tutukluluk

hâllerinin devamına karar verilmiştir.

15. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/2/2012 tarihli 1.

celsesinde bazı sanıklar hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmasına, muhtelif

kurumlara müzekkere yazılmasına ve başvurucuların tutukluluk hâllerinin

devamına karar verilmiştir. Devam eden celselerde yakalamalı sanıkların

savunmaları alınarak serbest bırakılmalarına ve diğer ara kararların yerine

getirilmesinin beklenmesine karar verilmiştir.

16.17/1/2013 tarihli 7. celsede gizli tanık dinlenmiş ve

yakalamalı sanıkhakkında çıkarılan yakalama müzekkeresinin dönüşünün

beklenmesine, yakalama hâlinin devamına ve akıbetinin sorulmasına, tutuksuz

sanığın savunmasının alınması amacıyla hakkında yeniden zorla getirme

müzekkeresi çıkarılmasına, bir kısım sanığın Adli Tıp Kurumuna gönderilereksuç

tarihi itibarıyla gerçek yaşlarının tespiti için rapor istenmesine, tanıklarını

hazır ettiğinde dinlenmesi için başvurucuların müdafiine mehil verilmesine

karar verilmiştir.

17. 22/1/2013 tarihli 8. celsede yakalamalı sanığın savunması

alınmış, anılan sanığın telefon tapelerini kabul etmemesi nedeniyle Adli Tıp

Kurumuna müzekkere yazılarak sanığın ayrıntılı ses analiz raporunun

istenmesine, diğer ara kararların beklenilmesine karar verilmiştir. 16/7/2013

tarihli 10. celsede hazır edilen tanıkların dinlenilmesine, telefon tapelerini

kabul etmeyen sanıkların Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak ayrıntılı ses

analiz raporlarının istenmesine karar verilmiştir.

18. 31/10/2013 tarihli 11. celsede başvurucu Yusuf Aldemir'in

yargılandığı dava dosyasıyla birleşen İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2013/64 sayılı dava dosyasındaki iddialarla ilgili savunmasını Kürtçe yapmak

istediğinden Kürtçe tercümanlık yapacak bilirkişinin isim ve adresinin

Mahkemeye bildirilmesi için bir aylık süre verilmesine, başvurucu veya

müdafiince Kürtçe bilen bir kişi hazır edildiğinde gelecek celsede tercüman

vasıtasıyla sanığın savunmasının alınmasına karar verilmiştir.

19. 12/12/2013 tarihli 12. celsede diğer ara kararlar yanında

esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın iddia makamına tevdine

karar verilmiştir.

20. İlk Derece Mahkemelerince resen yapılan tutukluluk

incelemelerinde "isnat olunan suçun

mahiyeti, yasada gösterilen olası cezanın alt ve üst sınırı, sanıklara isnat

edilen suçun 5271 sayılı CMK’nın 100/3 maddesinde yer alan katalog suçlardan

olması, arama yakalama ve el koyma tutanakları, hazırlık beyanları ve diğer

belgeler, iletişim tespit tutanakları bir bütün olarak değerlendirildiğinde

mevcut olan bu delillerin sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olgular olarak kabul edilmesi bu olguların tutukluluk değerlendirilmesi

açısından hâlen devam ediyor olması, AİHM içtihatları doğrultusunda tutukluk

konusunda makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, sanıkların serbest kalması

halinde kaçma şüphesinin sanıklar üzerine atılı suçun ağırlığına göre karine

olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunması ve Anayasanın 13. Maddesinde

ifade olunan ölçülük ilkesi uyarınca sanıklar hakkında daha hafif koruma önlemi

olan adli kontrol tedbiri uygulamasının dava konusu dosya açısından yetersiz

kalacağı" gözönüne alınarak tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

21. Başvurucular "atılı

suçları işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular

bulunması, hazırlık beyanları, iletişimin tespiti tutanakları, suçların

niteliği, delil durumu,tutuklama tarihleri ve CMK 100. maddesindeki şartların

devam etmesi ve bu aşamada sanıklar hakkında adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yetersiz kalacağı" gerekçeleriyle 12/12/2013

tarihli duruşmada verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara karşı

itiraz etmişlerdir.

22. Bu karara yapılan itirazı değerlendiren İstanbul 17. Ağır

Ceza Mahkemesi, 31/12/2013 tarihli ve 2013/278 Değişik İş sayılı kararıyla

Cumhuriyet savcısının görüşü doğrultusunda itirazın reddine karar vermiştir.

Kararbaşvurucular vekiline 20/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

23.Başvurucular 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Başvurucular hakkındaki dava İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesinin kapatılması üzerine Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesine

devredilmiştir. Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/139 sayılı esasına

kaydedilen dosyada yapılan yargılamada 17/7/2014 tarihinde başvurucuların adli

kontrol hükümleri uygulanaraktahliyelerinekarar verilmiştir.

25. Tahliye tarihine kadar yapılan üç celsede başvurucu Yusuf Aldemir'in

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde birleşen dosyayla ilgili olarak daha önceki

ara kararında belirtilen ihtar doğrultusunda savunmasının alınmasına, Adli Tıp

Kurumundan raporun gelmesinin beklenmesine karar verilmiştir.

26. Dava, ilk Derece Mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152.,

174., 314. maddeleri.

28. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hâllerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı hâlinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

...”

29. 5271 sayılı Kanun’un101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma

evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh

ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde

mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını

belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü

olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve

bu husus kararda belirtilir.”

30.5271 sayılı Kanun’un104. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya

Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye

mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya

üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.

"

31.5271 sayılı Kanun’un105. maddesi şöyledir:

"(1) 103 ve 104 üncü maddeler uyarınca

yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya

müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya

adlî kontrol uygulanmasına karar verilir.

(Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma

dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin

görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."

32. 5271 sayılı Kanun’un270. maddesi şöyledir:

" (1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105

inci maddeler uyarınca yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş

alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli,

sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

34. Başvurucular tutukluluk sürelerinin makul olmadığını,

tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden ve Cumhuriyet savcısının mütalaasının

kendilerine tebliğ edilmeden yapıldığını, 10/1/2014 tarihinde gerçekleştirilen

tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden duruşmasız yapıldığını ve inceleme

sonunda verilen kararın kendilerine bildirilmediğini belirterek Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

tahliye ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Tutukluluğa İtiraz İncelemesinin Duruşmasız

Yapıldığına İlişkin İddia

35. Başvurucular, İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin31/12/2013

tarihinde yaptıkları tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız yapıldığını

ileri sürmüşlerdir.

36. Bakanlık görüşünde benzer şikâyetlere ilişkin daha önce

yapılan başka başvurularda incelemede dikkate alınacak hususlara ilişkin görüş

bildirildiğinden başvurunun bu kısmı yönünden görüş sunulmasına gerek duyulmadığı

belirtilmiştir.

37.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir. Fıkrada

öngörülen bu prosedürde adil yargılanma hakkının bütün güvencelerini sağlamak

mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına uygun somut güvencelerin

yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

38. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılma

taleplerinin incelenmesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargı ilkelerine

riayet edilmesi gerekir (Hikmet Yayğın, B.

No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).

39. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği

ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bülent

Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 70).

40. Çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava malzemesi

hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle

tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir.

Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili

olup bu iki ilke birbirini tamamlar niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama

ilkesinin ihlal edilmesi durumunda, davasını savunabilmesi açısından taraflar

arasındaki denge bozulacaktır (Bülent Karataş,

§ 71).

41. Hürriyeti kısıtlanan kişinin salıverilme talebine ilişkin

karar veren ilk derece mahkemesi huzurunda hazır bulunması ancak itiraz

incelemesinin yapıldığı mahkemenin önüne çıkmaması ve burada duruşma

yapılmaması, silahların eşitliği ilkesi gözetildiği müddetçe Anayasa’nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası ile sağlanan teminatları ihlal etmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 67).

42. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca tutukluluğun

devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her itirazda

başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin makul

aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).

43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) tutukluluğa itiraz

incelemelerinde tutuklunun veya müdafiinin mahkeme huzuruna çıkarılmasını

zorunlu görmekle beraber her itirazda duruşma açma zorunluluğunun ceza

yargılamasını tıkayacağını kabul etmektedir. Bu kapsamda Türk hukukunda

yargılamanın her aşamasında ve istenilen sıklıkta tahliye talebinde

bulunabildiğine, talep üzerine verilen kararlara da itiraz edilebildiğine

dikkat çeken AİHM, tutuklunun on bir gün kadar önce hâkim huzuruna çıkmış

olması nedeniyle itirazın dosya üzerinden incelenmesini Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 5. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı bulmamıştır (Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08, 29/2011,

§§ 53, 54). Buna karşılıken son iki ay ve üç ayı aşkın bir süre sonra hâkim

karşısına çıkarılmış olması nedeniyle itirazın dosya üzerinden incelenmesinin

Sözleşme'nin 5. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğuna karar vermiştir (Erişen ve diğerleri/Türkiye, B. No:

7067/06, 3/4/2012, §§ 51-54; Mahmut

Öz/Türkiye, B. No: 6840/08, 3/7/2012,§§ 43-47).

44. Başvurucular, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesince 12/12/2013

tarihli celsede verilen tutukluluğun devamı kararına 18/12/2013 tarihinde

itiraz etmiş; itirazı inceleyen İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi, incelemesini

dosya üzerinden yaparak verdiği 31/12/2013 tarihli kararı ile itirazı

reddetmiştir.

45. Buna göre İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

başvurucuların müdafilerinin sözlü olarak dinlenildiği, tahliyeye ilişkin beyan

ve taleplerinin alındığı ve başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğun devamına

karar verildiğinin açıklandığı tarih (12/12/2013) ile İstanbul 17. İstanbul

Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasız

olarak incelendiği tarih (31/12/2013) arasında 19 gün bulunmaktadır. AİHM içtihatlarına

göre bir ayın altındaki sürede (28 gün) tutukluluğun devamına ilişkin

incelemenin ilgili dinlenilmeden yapılması, Sözleşme’nin 5. maddesinin (4)

numaralı fıkrasının ihlali olarak değerlendirilmemektedir (Çatal/Türkiye, B. No: 26808/08, 17/4/2012,

§§ 41, 42).

46. 5271 sayılı Kanun’un 267. maddesine göre resen ya da talep

üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar bir başka mahkeme önünde

itiraza konu edilebilmektedir. Böyle bir sistemde başvuruya konu dava

bakımından tüm itirazların duruşmalı incelenmesi tutukluluk bakımından

yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi anlamına gelecektir. Dolayısıyla

başvurucuların müdafilerinin sözlü olarak dinlenilmesinden sonra tutukluluğun

devamına karar verildiği tarihten on dokuz gün sonra yapılan itiraz

incelemesinin duruşmasız olmasının, çelişmeli yargılama ilkesini ihlal ettiği

söylenemez.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. 10/1/2014 Tarihli Tutukluluk İncelemesinin

Duruşmasız Yapıldığı ve KararınBildirilmediğineİlişkin İddia

48. Başvurucular, Derece Mahkemesince 10/1/2014 tarihinde

gerçekleştirilen tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden duruşmasız

yapıldığını ve inceleme sonunda verilen kararın kendilerine bildirilmediğini

ileri sürmüşlerdir.

49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci ve Sözleşme'nin 5.

maddesinin (4) numaralı fıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti

kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecek

ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye

başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa ve Sözleşme hükümleri esas olarak

tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde

yürütülmekte olan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması

kararlarının incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 30).

50. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinde soruşturma evresinde

şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler

itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. madde hükümleri

gözönünde bulundurularak kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk

hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar

gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim

veya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.

51. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre yapılacak

değerlendirme, resen (ex officio) yapılmakta olup Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz

edebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas

Aslan ve Hebat Aslan, § 32).

52. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili

incelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır

(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,

18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulüne

dâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.

53. Somut olayda da 10/1/2014 tarihli tutukluluğun devamı kararının

resen gerçekleştirilen tutukluluk incelemesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle başvurunun Mahkemece resen yapılan tutukluluk

incelemelerine ilişkin şikâyetler yönünden konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c.Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

54.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır."

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

56. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde

ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme

kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

57. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olmaları yanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarının

kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,

B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

58. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği

belirtilmektedir.

59. Anayasa Mahkemesince son dönemde verilen kararlarda

tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

başvurucu tahliye edilmiş veya ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûmiyetine

karar verilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu belirtilmiştir (Erkam

Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500,

29/9/2016, §§ 33-45).

60. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/7/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların tutukluluğun Kanun'da

öngörülen azami süreyi ve makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir. Nitekim

Anayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın

esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak

dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun Kanun'da öngörülen azami süreyi

ve/veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu

lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucuların durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun

"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

61. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddialarına ilişkin olarak, yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. İtiraz Merciince Alınan Cumhuriyet

Savcısının Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

62.Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin

iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

63 Başvurucular, tutukluluğun devamı kararına karşı yaptıkları

itirazın incelenmesinde itiraz merciince alınan Cumhuriyet Savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmediğini

ileri sürmüşlerdir.

64.Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına

ulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısının

görüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak

başvurucunun söz konusu belgelere ulaşması hâlinde mümkün olabilir. Bu

gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait

olmakla beraber tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bu

beyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 77).

65. Somut olayda başvurucular İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesinin 12/12/2013 tarihinde verilen tutukluluk hâlinin devamına dair

kararına 18/12/2013 tarihinde itiraz etmişlerdir. İstanbul 17. Ağır Ceza

Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşünü almış ancak bu görüş

başvuruculara bildirilmemiştir. Başvurucuların Cumhuriyet savcısının görüşüne

cevap verme imkânı olmamıştır. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk

hâlinin devamına dair kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul 17. Ağır Ceza

Mahkemesince 31/12/2013 tarihinde Cumhuriyet Savcısının görüşü doğrultusunda

reddedilmiştir.

66. Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcısından

alınan görüşün başvuruculara bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

67. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Başvurucular maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

69. Başvuruda tutukluluğa itiraz incelemesinde Mahkemece alınan

Savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

70. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuların her birine ayrı ayrı net 1.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

71.Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında

illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış

olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğa itiraz

incelemesinin duruşmasız yapıldığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. 10/1/2014 tarihli

tutukluluk incelemesinin duruşmasız yapıldığı ve kararın bildirilmediğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İtiraz merciince

alınan Cumhuriyet savcısının görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet Savcısının görüşünün

bildirilmediği iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine ayrı ayrı net 1.000 TL manevi

tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Bergin

KARABOĞA

2. Yusuf

ALDEMİR

Vekili

:

Av. Hüseyin

BOĞATEKİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2626, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Tutukluluğa itiraz
  12. B. İtiraz merciince alınan Cumhuriyet Savcısının görüşünün
  13. D. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Kaya
  20. Karaboğa
  21. Aldemir
  22. Boğatekin
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2626
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Oktay Torun Başvurusu (B. No: 2014/2284)
  • Turhan Sesli Başvurusu (B. No: 2014/508)
  • Erhun Öksüz Başvurusu (B. No: 2014/12777)
  • Selçuk Horuk ve Hüseyin Karadağ Başvurusu (B. No: 2014/2980)
  • G. G. Başvurusu (B. No: 2014/16701)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2014/785)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.