İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Besi Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7382)

1. Başvuru, açık arazide bulunan mühimmatın patlaması sonucu

Başvuru No2015/7382Tarih21 Şubat 2019Okuma20 dk · 4.035 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Besi Aslan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2015/7382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.035 kelime·20 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, açık arazide bulunan mühimmatın patlaması sonucu

meydana gelen ölüm ve yaralanma olayı nedeniyle yaşam hakkının; bu olaya

ilişkin olarak açılan tam yargı davalarının uzun sürmesi nedeniyle de makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2015/7382 numaralı bireysel başvuru 9/4/2015 tarihinde,

2015/9428 numaralı bireysel başvuru 29/5/2015 tarihinde, 2015/18038 numaralı

bireysel başvuru ise 16/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2015/9428 numaralı başvuru dosyasının konu ve kişi yönünden,

2015/18038 numaralı bireysel başvuru dosyasının ise konu yönünden hukuki

irtibat nedeniyle 2015/7382 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2015/7382 numaralı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına ve

2015/9428 numaralı başvuru dosyası ile 2015/18038 numaralı bireysel başvuru

dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu dava ve soruşturma

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. İlk başvurucunun oğlu, ikinci başvurucunun kardeşi, üçüncü

başvurucunun eşi ve Seyfi Gören hariç diğer başvurucuların babası olan 1980

doğumlu B.A. 5/10/2004 tarihinde saat 18.30 sıralarında Şemdinli ilçesi Gelişen

köyü Serhatkale Kampında ağır ateşli silah mermisi

patlaması sonucu yaşamını yitirmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağına göre bu

patlamada B.A.nın annesi

A.A. (başvuru formunda B.A.nın annesinin başvurucu

Besi Aslan olduğu, Besi Aslan'ın Olay Yeri Tespit Tutanağına sehven A.A. olarak

yazıldığı ifade edilmiştir) ve B.A.nın kızı başvurucu

Zahide Aslan yaralanmıştır. Olay Yeri Tespit Tutanağına göre aynı patlamada

ayrıca olay yerine yakın bir yerde bulunan S.D. ve H.Y. adlı kişiler

kendilerine isabet eden şarapnel parçalarının etkisiyle yaşamını yitirmiş,

başvurucu Seyfi Gören ise yaralanmıştır.

10. Bu olay A.T. adlı kişi tarafından saat 19.00 sıralarında

Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığına bildirilmiştir. Güvenlik sebebiyle olay

yerine gece intikal edemeyen Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı yetkilileri

sabah saat 07.30'da olay yerine varmış ve olay yerinde çeşitli incelemelerde

bulunmuşlardır.

11. Yapılan incelemeler sonucunda hazırlanan krokiye göre olay,

B.A. adlı kişinin evi ile N.Ç. adlı kişinin evinin arasında meydana gelmiştir.

12. Olay yeri incelemesi sonucunda hazırlanan 6/10/2004 tarihli

Olay Yeri Tespit Tutanağında; olay yerinde cinsi ve menşei tespit edilemeyen

metal şarapnel parçalarının bulunduğu, patlayan mühimmatın 30 cm derinliğinde

ve 15 cm genişliğinde bir çukur açtığı, metal şarapnel parçalarının çoğunun bu

çukurun içinde bulunduğu ifade edilmiştir. Olay

Yeri Tespit Tutanağında ayrıca olay

yerindeki vatandaşlara patlamayla ilgili bilgilerinin olup olmadığının

sorulduğu, vatandaşların ise B.A.nın

arazide bulduğu mühimmatı evinin bahçesine getirip Hacıbey

Çayı'nda balık avlamak amacıyla mühimmatın içindeki barutu demir testere ile

almaya çalıştığı sırada patlamanın meydana geldiğini ifade ettikleri

belirtilmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağında son olarak annesinin uyarılarına

rağmen B.A.nın mühimmatla

uğraşmaya devam ettiğinin tespit edildiği ifade edilmiştir.

13. Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı yetkilileri 6/10/2004

tarihinde birçok kişinin ifadesini almıştır. Bu kapsamda ifadesi alınan Z.S.

özetle olay anında Serhatkale Kampında olduğunu, olay

günü saat 19.00 sıralarında büyük bir patlama sesi duyması üzerine on dakika

kadar sonra olay yerine gittiğini, olay yerinde büyük bir kalabalık gördüğünü,

kalabalığa olayı sorduğunda B.A.nın

bulduğu bir mühimmatı eve getirip daha sonra bu mühimmatı demir testere ile

kesmeye çalıştığı sırada patlamanın meydana geldiği ve üç kişinin öldüğü, üç

kişinin ise yaralandığı cevabını aldığını belirtmiştir. Aynı gün tanık olarak

dinlenen diğer kişiler de olay yerine patlama sesini duyduktan sonra

gittiklerini ifade etmişlerdir.

14. Şemdinli Cumhuriyet Savcısının hazır bulunmasıyla yapılan

ölü muayene işleminde kimlik tanığı sıfatıyla ifadesi alınan N.D. özetle Serhatkale mezrasının terör olaylarının yoğun olarak

yaşandığı bir bölge olduğunu, bu nedenle geçmişte ağır silahlarla atılmış,

patlamamış mermilere zaman zaman rastlandığını, bu olayın da daha önceden

patlamamış bir merminin patlaması sonucu meydana geldiğini değerlendirdiğini,

ancak bu mermiyi kimin bulup getirdiği konusunda bilgi sahibi olmadığını

belirtmiştir.

15. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda

kolluk görevlileri tarafından B.A.nın

eşi başvurucu Zehra Aslan'ın ifadesi alınmıştır. Zehra Aslan 4/11/2004 tarihli

ifadesinde özetle olay günü saat 19.00 sıralarında eşiyle birlikte evlerinin

bahçesinde oturduklarını, balkondan kalkıp eve girdiği sırada bir patlama sesi

duyduğunu, koşarak dışarı çıktığında eşinin ölmüş olduğunu gördüğünü

belirtmiştir. Zehra Aslan patlayan şeyin ne olduğunu bilmediğini, evlerinin

bulunduğu yer daha önceden yol olarak kullanıldığından terör zamanından kalma

bir mayının patlamış olabileceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Zehra Aslan

ayrıca patlamanın olduğu yerin toprağını dam toprağı olarak evin üstüne

çıkardıklarından yolun altında kalan patlayıcı bir maddeyi yüzeye yaklaştırmış

olabileceklerini belirtmiş; ayrıca evlerini 1997 yılında yaptıklarını ve

kimseden şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir.

16. Olay hakkında yürütülen soruşturma kapsamında patlamada

yaralanan kişilerin ifadeleri de alınmıştır. Başvurucu Besi Aslan 4/11/2004

tarihli ifadesinde özetle oğlu B.A. ile aynı evde ikamet ettiğini, olay günü

saat 19.00 sıralarında evlerinin önünde bir patlamanın meydana geldiğini,

kendisinin de bu patlamada yaralandığını, olay esnasında oğlu B.A.nın evin bahçesinde olduğunu,

oğlunun elinde bu sırada herhangi bir şey olmadığını belirtmiştir. Besi Aslan

ayrıca evlerinin bulunduğu yerin daha önceden yol olduğunu ve 1995 yılında

evlerinin hemen altında bir mayın patladığını ifade etmiştir. Besi Aslan son

olarak kimseyle husumetlerinin bulunmadığını ve kimseden şikâyetçi olmadığını

belirtmiştir. Olayda yaralanan başvurucu Seyfi Gören ise 4/11/2004 tarihli

ifadesinde özetle olay günü saat 19.00 sıralarında evine doğru giderken H.Y. ve

S.D. adlı çocukları B.A.nın

evinin bahçesinden çıkarken gördüğünü, bu sırada B.A.nın

evinin önünde bulunan büyük ağacın önünde olduğunu, bu esnada bir patlamanın

meydana geldiğini, sonrasını hatırlamadığını belirtmiştir. Seyfi Gören

ifadesinde kimseden şikâyetçi olmadığını ifade etmiştir.

17. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı 27/12/2004 tarihinde olay

hakkında yapılan tüm araştırmaları dikkate alarak B.A.nın boş arazide bulmuş olduğu ağır ateşli silah

mermisini açmaya çalıştığı sırada patlamanın meydana geldiği, B.A.nın tedbirsizlik ve dikkatsizlikle ölüme ve yaralamaya

neden olduğu kanaatine ulaşmış, ancak aynı olayda kişinin kendisinin de

yaşamını yitirmesi nedeniyle takibata yer olmadığına karar vermiştir.

18. Başvurucular; söz konusu patlamanın çatışma artığı olan

patlayıcı nitelikteki bir cisimden kaynaklandığını, patlamanın bizzat devlet

tarafından Köykent Projesi kapsamında oluşturulan bir kampta meydana geldiğini,

devletin somut olayda hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek 29/9/2005

tarihinde İçişleri Bakanlığına müracaat etmiş ve bu olay nedeniyle ortaya çıkan

zararlarının tazmin edilmesi talebinde bulunmuşlardır.

19. Başvurucular, taleplerinin zımni olarak reddedilmesi üzerine

Van İdare Mahkemesinde dava açmışlardır. B.A.nın anne ve babası ayrı, eşi ve çocukları ise ayrı

dava açmıştır. Anne ve babanın açtığı dava Van İdare Mahkemesinin 2006/2159

Esas sayılı dava dosyasına kaydedilirken eşi ve çocuklarının açtığı dava Van

İdare Mahkemesinin 2006/2158 Esas sayılı dava dosyasına kaydedilmiş ve bu

dosyalar üzerinden ayrı ayrı yargılamalar yapılmıştır. Başvurucu Seyfi Gören'in açtığı dava ise Van İdare Mahkemesinin 2006/308

Esas sayılı dava dosyasına kaydedilmiş ve yargılama bu dosya üzerinden

yürütülmüştür.

20. Başvurucular dava dilekçelerinde özetle, yoğunlaşan terör

saldırıları nedeniyle beş sınır köyünün Serhatkale

Kampı olarak adlandırılan yere taşınmasına karar verildiğini, kendilerinin de

bu kapsamda daha güvenli olduğu gerekçesiyle Serhatkale

Kampına yerleştirildiklerini, patlamanın böyle bir yerde meydana geldiğini

belirtmişlerdir. Başvurucular; olayda gerekli tedbirleri almayan idarenin

hizmet kusurunun bulunduğunu, öte yandan idarenin hukuki sorumluluğunun sadece

hizmet kusuruna dayanmadığını, kusur şartı aranmadan da idarenin sorumlu

tutulabileceğini ifade etmişlerdir. Başvurucular ayrıca devletin bu gibi

olaylar hakkında köydeki kişileri bilgilendirme ve eğitme yükümlülüğünün

bulunduğunu ancak devletin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia

etmişlerdir.

21. Van İdare Mahkemesi 31/12/2007 tarihinde verdiği kararlarla

başvurucuların davalarını reddetmiştir. Van İdare Mahkemesi, öncelikle bir olayda

idarenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için zarar ile idari

eylem arasında illiyet bağının bulunması ve bu illiyet bağının zarar görenin

veya üçüncü kişinin kusuru ile ortadan kaldırılmamış olması gerektiğini

belirtmiştir. Van İdare Mahkemesi somut olayın koşullarını, tanık ifadelerini,

jandarma tutanaklarını ve Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı kararını dikkate

alarak başvurucuların davalarının reddine karar vermiştir. Van İdare Mahkemesi,

bir mermi bularak evinin bahçesine getiren ve bu mühimmatı demir testereyle

kesmek isterken patlamaya sebep olan B.A.nın

söz konusu eyleminin zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kestiği

sonucuna ulaşmıştır. Van İdare Mahkemesi, B.A.nın kusurlu eylemi sonucunda meydana gelen zararın

davalı idare tarafından tazmin edilmesine hukuken imkân bulunmadığını

belirtmiştir.

22. Başvurucular, anılan kararları temyiz etmişlerdir.

Başvurucular, temyiz dilekçelerinde özetle olayın B.A.nın bahçe kazısı yapmakta iken meydana geldiğini,

idarenin ajanlarınca tanzim edilen tutanakların objektif, gerçeğe uygun ve

tartışılmaz olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, bu tutanakların taraflı

olduğunu, tanıkların beyanlarının hiçbirinin görgüye dayalı bir bilgi

içermediğini ifade etmişlerdir. Başvurucular ayrıca dava dilekçelerinde

belirttikleri hususları yinelemişlerdir.

23. Danıştay Onuncu Dairesi 28/3/2013 tarihinde B.A.nın eşi ve çocukları

tarafından açılan davada verilen kararı, 27/1/2014 tarihinde ise anne ve baba

tarafından açılan davada verilen kararı onamıştır.

24. Danıştay Onuncu Dairesi 15/12/2014 tarihinde B.A.nın anne ve babasının karar

düzeltme talebinin, 16/2/2015 tarihinde ise B.A.nın

eşi ve çocuklarının karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.

25. Bireysel başvuru formunda, Danıştay Onuncu Dairesinin

15/12/2014 tarihli kararının tebliğ veya öğrenme tarihi 9/3/2015 olarak

belirtilmiştir. Bu kararın tebliğ edilmesi/öğrenilmesi üzerine 2015/7382

numaralı bireysel başvuru yapılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesinin 16/2/2015

tarihli kararı 29/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine 2015/9428

numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.

26. Başvurucu Seyfi Gören'in temyiz

talebi ise Danıştay Onuncu Dairesinin 25/6/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Bu karar 16/10/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine

2015/18038 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. İlgili hukuk için bkz.

Cemal Kılıç, B. No: 2014/8722, 11/6/2018, §§ 23-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 21/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Van İdare Mahkemesinin

2006/2159 Esas Sayılı Dava Dosyasına İlişkin Şikâyetler Yönünden

29. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre

kuralıdır. Başvurunun her aşamasında sürenin dikkate alınması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,

§ 32).

30. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla

başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki

belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi

Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruların başvuru

yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Anılan

düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvuru süresinin

başlangıcına ilişkin olarak başvuru

yollarının tüketildiği tarihten söz edilmekte ise de haberdar

olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin nihai kararın gerekçesinin öğrenildiği tarih

olarak anlaşılması gerekir (A.C. ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1827,25/2/2016, § 25).

32. Bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararın gerekçesinin tebliği öğrenme

şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu,

B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği

ile sınırlı olarak gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu

olabilir. Başvurucuların nihai kararın

gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarih de bireysel başvuru

süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas

Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).

33. Somut olayda başvurucular tarafından doldurulan, imzalanan

ve Anayasa Mahkemesine sunulan bireysel başvuru formunda Danıştay Onuncu

Dairesince verilen karar düzeltme talebinin reddine ilişkin nihai kararın öğrenilme

tarihi 9/3/2015 olarak belirtilmiştir.

34. Başvurucuların 9/3/2015 tarihinde öğrendikleri nihai karara

karşı bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük süreden sonra 9/4/2015

tarihinde bireysel başvuruda bulundukları anlaşıldığından başvuruda süre aşımı

olduğu sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Van İdare Mahkemesinin

2006/308 ve 2006/2158 Esas Sayılı Dava Dosyalarına İlişkin Şikâyetler Yönünden

36. Van İdare Mahkemesinin 2006/308 ve 2006/2158 esas sayılı

dava dosyalarında verilen kararların kesinleşmesi üzerine yapılan başvuruların

başvurucuları, Seyfi Gören ile B.A.nın

eşi ve çocuklarıdır (Zehra Aslan, Kumri Aslan, Şahin

Aslan, Şuayip Aslan ve Zahide Aslan). Başvurucular anılan olay nedeniyle

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ayrıca adli yardım

talebinde bulunmuşlardır.

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimlerini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

i. Başvurucuların

İddiaları

38. Başvurucular; yaşadıkları köyde terör saldırılarının sıkça

yaşanması üzerine daha güvenli olduğu gerekçesiyle Serhatkale

Kampına yerleştirildiklerini ancak B.A.nın

bahçede kazı yaparken nedeni ve nasıl olduğu hâlen anlaşılamayan bir patlama

sonucu yaşamını yitirdiğini, aynı patlamada B.A.nın

annesi başvurucu Besi Aslan ile kızı başvurucu Zahide Aslan'ın yaralandığını,

olayda ayrıca başvurucu Seyfi Gören'in de ağır

şekilde yaralandığını belirtmişlerdir. Başvurucular, olayın olduğu gün hiçbir

yetkilinin olay yerine gelmediğini, Olay Yeri Tespit Tutanağının bile olayın

üzerinden yirmi dört saatten fazla bir süre geçtikten sonra tanzim edildiğini,

ifadelerin sıcağı sıcağına değil olaydan sonra ve olay yerinde olunmaksızın

alındığını, bu sebeple ifadelerin ve tespit tutanaklarının gerçekliğinin tartışılır

hâle geldiğini, ceza soruşturması dosyasının 2004 yılında verilen takipsizlik

kararı ile kapatıldığını, bu dosyanın akıbetinden hiçbir biçimde haberdar

edilmediklerini iddia etmişlerdir. Başvurucular, olayın meydana geldiği

coğrafyada mayın ve/veya patlamamış çatışma atığı olarak tabir edilen

cisimlerin oldukça fazla olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu, mayın ve

çatışma atıklarının temizlenmemesi ve bu konuda bölge halkına yeterli bir

bilgilendirme yapılmaması sonucunda söz konusu olayın meydana geldiğini, oysa

devletin yaşam hakkını korumak için gerekli ve etkili tüm tedbirleri almakla

yükümlü olduğunu, ancak somut olayda bunun yerine getirilmediğini

belirtmişlerdir. Başvurucular olay hakkında etkili bir soruşturmanın da

yürütülmediğini iddia etmişlerdir. Başvurucular; devletin somut olayda kusurlu

olduğu açık olmasına rağmen açtıkları tam yargı davalarının reddedildiğini,

derece mahkemelerinin etkili bir şekilde yürütülmeyen ceza soruşturmasına

dayanarak karar vermesinin hakkaniyete aykırı bir sonuç doğurduğunu, Danıştay

kararlarının gerekçesiz olduğunu belirtmişlerdir. Başvurucular bu nedenlerle

yaşam hakkının, eğitim hakkının, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru

hakkının; başvuruculardan Seyfi Gören ayrıca yeterli bir tedaviden yararlanamadığını,

henüz iyileşemediğini belirterek işkence ve kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

ii. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak

incelendiğinde başvurucuların temel olarak yaşam hakkının korunması için

gerekli olan tedbirlerin alınmamasından ve olayla ilgili olarak etkili bir

yargısal korumadan yararlanamadıklarından şikâyet ettikleri anlaşılmıştır. Bu

nedenle başvurucuların bu başlık altındaki tüm iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

40. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri, doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşam hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20). Somut olayda meydana

gelen patlama sonucunda bazı başvurucular yaralanmış, bazı başvurucuların ise

yakınları yaşamını yitirmiştir. Patlamanın öldürücü nitelik taşıdığı dikkate

alındığında başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

41. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddî

ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

42. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

(1) Genel

İlkeler

43. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

44. Bu pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).

45. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşam hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler, yaşam

hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşam

hakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

46. Öte yandan yaşam hakkının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin

yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin belirlenmesi, idari ve

yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve özgürlüklerin güvence

altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve mevzuatta düzenlenmiş

herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif

yükümlülükler diğer bir tedbir ile yerine getirilebilir (Bilal Turan ve diğerleri (2),B. No: 2013/2075,

4/12/2013, § 59).

47. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gereken durumlarda

kamu makamlarının makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar

değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi dikkate

alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak

şekilde yorumlanamaz (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§

53).

48. Öte yandan devletin yaşamı korumaya ilişkin yükümlülüğü,

tehlikeye karşı aşırı tedbirsiz davranan kişiler bakımından da sınırsız bir

şekilde söz konusu olamaz. Ayrıca bu yükümlülük her durumda ve koşulda

tehlikeye karşı mutlak bir güvenlik sağlamayı da garanti etmez. Bununla

birlikte kamusal makamların gerekli güvenlik tedbirlerini almaları gerekirken

almamaları hâlinde özellikle korunmaya özel muhtaç kişilerin bu

tedbirsizliğinin anılan makamların sorumluluklarını tamamen ortadan

kaldırmayacağını da belirtmek gerekir (Hüseyin

Münüklü, B. No: 2014/5973, 13/9/2017, §

67).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. Somut olayda başvurucular, söz konusu patlama nedeniyle

uğramış oldukları maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtıkları tam

yargı davalarının reddedilmesinden sonra yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular bireysel başvuru

formunda, ceza soruşturmasındaki birtakım eksikliklerden bahsetmiş iseler de

2004 yılında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz

etmemişlerdir. Başvurucular, ceza soruşturması ile ilgili olarak Anayasa

Mahkemesi önünde dile getirdikleri eksikleri anılan dönemde ceza soruşturması

aşamasında ileri sürmemiş ve yetkili makamlardan bu eksikliklerin giderilmesi

talebinde bulunmamışlardır. Bu durumda, başvurucuların iddialarının olay

hakkında açılan tam yargı davaları dikkate alınarak incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin genel yaklaşımına göre (Kadri Ceyhan [GK], B. No: 2014/1924,

17/5/2018) olayın gerçekleşme koşullarının aydınlatılmasına ve kamu

makamlarının sorumluluklarının belirlenmesine imkân tanıyan bir ceza

soruşturmasının varlığı hâlinde kastın ve/veya ağır kusurun varlığına işaret

etmeyen bu tür olaylarda tüketilmesi gereken uygun başvuru yolu tazminat

yoludur. Somut olayda, ceza soruşturmasının olayın gerçekleşme koşullarını

aydınlatabilecek ölçüde yürütülüp yürütülmediği meselesi ise tam yargı davaları

sonucunda verilen kararlar da dikkate alınarak değerlendirilecektir.

50. Bu noktada öncelikle askerî faaliyetlerin kişilerin yaşamı

ile vücut bütünlüğü bakımından birtakım riskler içermesi sebebiyle tehlikeli

bir faaliyet olduğu belirtilmelidir. Bu durumda devletin yaşamı koruma

yükümlülüğü kapsamında, anılan hizmetin yerine getirilmesinde kişilerin yaşamı

ile vücut bütünlüğünün korunması için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması,

ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde

gerekenlerin yapılması bir zorunluluktur (Cemal

Kılıç, § 48)

51. Bununla birlikte Anayasa'nın 17. maddesi özellikle bir

kişinin kendisini yüksek risk içeren bir tehlikeye açıkça maruz bırakması

durumu başta olmak üzere yaşam hakkının söz konusu olduğu her durumda bireylere

mutlak bir güvenlik sağlanmasını güvence altına aldığı şeklinde

yorumlanamayacaktır (Cemal Kılıç, §

52).

52. Somut olayın koşulları bağlamında öncelikle B.A.nın kendisini ve üçüncü

kişileri yüksek risk içeren bir tehlikeye açıkça maruz bırakması gibi bir

durumun söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

53. Dolayısıyla öncelikle olayın meydana geliş şekline ilişkin

bir değerlendirme yapılması gerekir. Başvurucular bu husus ile ilgili olarak B.A.nın bahçede kazı yaparken

nedeni ve nasıl olduğu hâlen tam anlaşılamayan bir patlama sonucu yaşamını

yitirdiğini, aynı olayda başka bazı kişilerin de hayatını kaybettiğini ve

yaralandığını ileri sürmüşlerdir. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığı ile derece

mahkemeleri ise B.A.nın bir

adet ağır ateşli silah mermisi bularak bunu evinin bahçesine getirdiği ve

bulduğu bu mühimmatı demir testereyle kesmek isterken patlamaya neden olduğu

kanaatine varmışlardır.

54. Ceza soruşturması sonucunda verilen karar, olay hakkında

düzenlenen çeşitli tutanaklara ve tanık anlatımlarına dayandırılmıştır.

Başvurucular ceza soruşturması kapsamında yapılan tespitlere ve ulaşılan sonuca

anılan dönemde itiraz etmemişlerdir. Başvuruculardan -özen yükümlülükleri

gereği- söz konusu soruşturma sürecini takip etmelerini ve olayın gelişimine

ilişkin olarak yapılan değerlendirmelere itiraz etmelerini beklemek son derece

makul görünmektedir. Ancak başvurucular, B.A.nın bir ağır silah mermisi bularak evinin bahçesine

getirdiği ve bunu demir testereyle kesmek isterken patlamaya neden olduğu

yönündeki Savcılık değerlendirmelerine anılan dönemde itiraz etmemişlerdir.

Başvurucular, idare mahkemelerine sundukları temyiz dilekçelerinde patlamanın B.A.nın bahçede kazı yaptığı

sırada meydana geldiğini iddia etmiş iseler de dava dilekçelerinde böyle bir

kazıdan da bahsetmemişlerdir. Keza ceza soruşturması kapsamında alınan

ifadelerde de B.A.nın olay

anında bahçede kazı yaptığına ilişkin bir kayıt mevcut değildir. Bu durumda

idare mahkemelerinin ceza soruşturmasındaki veriler doğrultusunda B.A.nın bir ağır silah mermisi

bularak evinin bahçesine getirdiği ve bunu demir testereyle kesmek isterken

patlamaya neden olduğu yönündeki değerlendirmelerinin başvuru formu ve

eklerindeki delillerle açıkça çeliştiği söylenemez. Başka bir deyişle idare

mahkemelerinin olayın gerçekleşme koşullarına ilişkin değerlendirmelerinin

somut olayda elde edilen delillerle açıkça çelişecek biçimde keyfî olduğundan

söz edilemez. Dolayısıyla idare mahkemelerinin olayın gelişimine ilişkin bu

değerlendirmelerinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir hususun somut

olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

55. Olayın meydana geliş şekline ilişkin olarak yapılan bu

değerlendirmelerden sonra idare mahkemelerinin B.A.nın eylemini hukuki olarak nasıl nitelendirdiğinin

incelenmesine geçilebilir.

56. B.A., olay tarihinde yirmi dört yaşında olup anılan bölgede

yaşamaktadır. Yaşı ile zihinsel durumu gibi faktörler dikkate alındığında

tehlikeye karşı özel olarak korunmaya muhtaç olmayan, olaylara ilişkin ortalama

değerlendirme yeteneğine sahip yetişkin bir insan olan B.A.dan

olayın meydana gelmesine neden olan nesnenin patlayıcı madde olabileceğini

değerlendirmesini ve sonucunda bu riskten kaçınmasını beklemek son derece

makuldür.

57. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde idare

mahkemelerinin B.A.nın

eyleminin zarar ile idari eylem arasındaki illiyet bağını kestiği, B.A.nın kusurlu eylemi sonucunda meydana gelen zararın

idare tarafından tazmin edilmesine hukuken imkân bulunmadığı yönündeki

değerlendirmelerinin somut olayın koşulları bağlamında makul olmadığının

söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.

58. Kişilerin kendilerini yüksek risk içeren tehlikeye açıkça

maruz bıraktıkları tüm durumlar dâhil olmak üzere her durumda ve koşulda

devletin sorumluluğunun bulunduğunu kabul etmek, kamu makamları üzerinde aşırı

yük meydana getiren bir yorum olacaktır.

59. Somut olayda son olarak başvuruculardan Seyfi Gören'in yeterli tedavi görmediği yönündeki iddiasına da

değinmek gerekir. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde söz konusu

iddianın idare mahkemeleri önünde dile getirilmediği, dolayısıyla bu iddia

yönünden bireysel başvuru kapsamında ayrıca bir inceleme yapmanın mümkün

olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Başvurucuların

İddiaları

61. Başvurucular 29/9/2005 tarihinde idari başvuru yapmak

suretiyle başlattıkları adli sürecin 2015 yılına kadar devam ettiğini, bu

durumun yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesine açıkça aykırı olduğunu,

bu nedenle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

ii. Değerlendirme

62. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §

26) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine

ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini

tartışmıştır.

63. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

64. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Van İdare Mahkemesinin 2006/2159 Esas sayılı dava dosyasına

ilişkin ihlal iddialarının süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

B. Van İdare Mahkemesinin 2006/308 ve 2006/2158 Esas sayılı dava

dosyalarına ilişkin ihlal iddiaları yönünden;

1. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 21/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Besi

ASLAN

2. Sürme

ÇİFTÇİ

3. Zehra

ASLAN

4. Kumri ASLAN

5. Şahin

ASLAN

6. Şuayip

ASLAN

7. Zahide

ASLAN

8. Seyfi

GÖREN

Vekili : Av. Rojbin TUĞAN KALKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7382, 21 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Van İdare Mahkemesinin
  9. B. Van İdare Mahkemesinin
  10. Yıldırım
  11. Kömürcü
  12. M. Emin KUZ
  13. Seferinoğlu
  14. Aslan
  15. Çiftçi
  16. Aslan
  17. Aslan
  18. Aslan
  19. Aslan
  20. Gören
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7382
Tarih
21 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Feyzullah Gültekin Başvurusu (B. No: 2014/13069)
  • Multi Yirmibeş Emlak Geliştirme Yatırım İnşaat ve Ticaret A.ş. ile Multi Otuzbeş Emlak Geliştirme Yatırım İnşaat ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/15094)
  • Ömer Sümer Başvurusu (B. No: 2014/14336)
  • Fatih Tayfar Başvurusu (B. No: 2016/13036)
  • Fetullah Gülen Başvurusu (B. No: 2015/7550)
  • Ahmet Özdil Başvurusu (B. No: 2015/34)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.