İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bilal Canpolat Başvurusu (B. No: 2014/983)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/983Tarih18 Mayıs 2016Okuma12 dk · 2.451 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bilal Canpolat Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/983
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.451 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/1/2014 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 27/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 17/7/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, beş kişi ile birlikte suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma

ve sağlama suçlarıyla ilgili olarak 15/3/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. Başvurucu (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesiyle görevli) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/3/2010 tarihli ve 2010/19 Sorgu sayılı kararıyla"...üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair hakkında

kuvvetli suç şüphesini gösteren bulguların varlığı, delillerin karartılması

şüphesi, kaçma şüphesi ve suçun CMK.100/3 fıkrada sayılan suçlardan

olması" gerekçesiyle tutuklanmıştır.

9. Başvurucu hakkında (CMK 250. maddeyle görevli) İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığının 28/5/2010 tarihli iddianamesiyle (CMK 250. maddeyle

görevli) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede;

başvurucu ile birlikte on üç kişi hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte

üye olma, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve

sağlama suçlarını işledikleri iddia edilmiştir. Buna ilişkin deliller olarak

ise iletişimin tespit tutanakları, arama ve el koyma tutanakları, ekspertiz

raporları, şüpheli ifadeleri ve emanet kayıtları gösterilmiştir.

10. Davaya bakan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 30/9/2010 tarihli

ilk incelemede diğer sanıklarla birlikte başvurucunun "üzerlerine atılı suçların niteliği, kuvvetli suçşüphesini gösteren kanıt durumu ve mevcut kanıtlar ışığında,henüz kanıtlarıntam

olarak toplanmamış olması ve kaçma şüphelerinin mevcudiyeti de gözetilerekCMK.nun 100. maddesindeki tutuklama koşulları

ortadan kalkmadığı..." gerekçesiyle tutukluğununun

devamına ve tutukluluk incelemesinin 27/10/2010 ve 24/11/2010 tarihlerinde

değerlendirilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucunun tahliye talebi, İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin 13/11/2013 tarihli duruşmasında " ...toplanan ve dosyadaki mevcut iletişim tespit

tutanakları, el koyma, yakalama, arama tutanakları, ekspertiz raporları ve

diğer delillerden anlaşıldığı üzere lehe bir değişme olmadığı gibi isnat olunan

suçların niteliği, yasada öngörülen ceza miktarları ile suçların işlendiği

hususunda mevcut delillere göre kuvvetli suç şüphe sebeplerinin ve bu kapsamda

kaçma hususunda kuvvetli şüphenin/olguların bulunması (kaçma, adaletin

işleyişine müdahale riski ile tekrar suç işlenmesinin önlenmesi) nedenleri ile

adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla

haklarındaki tutuklama koşullarının devam ettiği anlaşıldığından CMK’nın 100/(1), (2), (3-a), (4), 101/(2) maddeleri ile

tutuklama tarihleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararları ile CMK’nın 102/(2), 104/(1), (2), 105/(1) ve 108 maddeleri de

nazara alınarak" reddine ve tutukluluk durumunun 27/11/2013 ve

25/12/2013 tarihlerinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu 24/12/2014 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş;

dilekçesinde tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklulukta makul sürenin

aşıldığını, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini belirtmiş ve tahliyesine karar

verilmemesi durumunda dosyanın itiraz merciine gönderilmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

13. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 25/12/2013 tarihinde dosya

üzerinden yaptığı incelemede, başvurucunun 24/12/2013 tarihli tahliye talebini

de dikkate alarak başvurucunun aynı gerekçelerle (bkz. § 11) tutukluluğunun

devamına ve tahliye talebinin reddine itiraz yolu açık olmak üzere karar

vermiştir.

14. Başvurucu bu kararı 7/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan

etmiştir.

15. Başvurucu16/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulması

üzerine Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup Mahkemenin E.2014/148

sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

17. Davanın görüldüğü Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 17/3/2014

tarihinde yaptığı ilk incelemede başvurucu ile birlikte yedi kişi hakkında

"atılı suçların niteliği, tutuklu

kaldıkları süre ve delillerin büyük ölçüde toplanmış olması karşısında

sanıkların delilleri karartma ve kaçma şüphelerinin bulunmadığı"

gerekçesiyle tahliye kararı vermiştir.

18. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 15/4/2015 tarihli kararında

başvurucu ile birlikte aynı dava kapsamında yedi kişi hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve

uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarını işlediği sabit olmadığından CMK

223/2-e maddesi uyarınca" beraat kararı vermiştir. Mahkeme aynı

kararla "...göz altı ve tutuklulukta

geçirdikleri süreler için CMK 141 maddesi uyarınca tazminat isteme haklarının

bulunduğunun bildirilmesine" de karar vermiştir. Karar

başvurucunun müdafiinin huzurunda tefhim edilmiştir.

19.Haklarında mahkûmiyet kararı verilen bir kısım sanıklar

tarafından dava temyiz edilmiştir. Ancak başvurucu aleyhine bir temyiz talebi

bulunmadığından hakkında verilen beraat kararı 24/4/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

20. Başvurucunun da yargılandığı dava temyiz aşamasında derdestir.

B. İlgili Hukuk

21. 26/9/2014 tarihli ve 5237 sayılı Kanun’un 220. maddesinin

(2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“...

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte

üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç

işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.

..."

22.Aynı Kanun'un 188. maddesinin (1), (4) ve (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç

eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) (Değişik: 27/3/2015-6638/11 md.) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya

uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid

ve türevleri veya bazmorfin olması,

b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt,

hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla

toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya

benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın

mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi,

hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(7)

Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı

madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı

olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden,

nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekizyıldan

az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî

para cezası ile cezalandırılır.

..."

23. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi

ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),

...

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

24.5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,

Devletten isteyebilirler.

(2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde

belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu

bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir.

..."

25. Aynı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

26.Aynı Kanun’un 268. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı

itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre

ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren

mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine

beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanaklatespit

edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263

üncü madde hükmü saklıdır.

(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme,

itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün

içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu 5/3/2010 tarihinde gözaltına alındığını ve

19/3/2010 tarihinde tutuklandığını, Cumhuriyet savcısının tahliye yönündeki

mütalaasına rağmen Mahkemece tahliye talebinin reddedildiğini, somut bir delil

bulunmadığı hâlde tutuklu bulunduğunu ve sürenin aşıldığını ve ölçülülük

ilkesinin de ihlal edilmiş olduğunu belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

29.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

32. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun, Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

33. Öte yandan 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başka bir deyişle bireysel başvuru

yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının sağlanmış olması gerekir.

Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru yolları etkili

değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak bir başvurunun

incelenmesine karar verebilir (Ümit Ata,

B. No:2012/254, 6/2/2014, § 33).

34. Bununla birlikte başvuru yollarının tüketilmesi kuralının bir

dereceye kadar esneklikle ve aşırı şekilcilikten uzak biçimde uygulanması

gerekir. Buna ek olarak başvuru yollarının tüketilmesi kuralı mutlak olmadığı

gibi otomatik olarak uygulanabilir nitelikte bir kural da değildir. Bu kurala

uyulup uyulmadığının denetlenmesi sırasında her bir olayın özel şartlarına

dikkat edilmesi gerekir. Yani bu kurala uyulup uyulmadığı denetlenirken başka

şeylerin yanında hukuk sistemindeki biçimsel hukuk yollarının varlığı değil,

aynı zamanda bu yolların işlerlik kazandıkları genel hukuki ve siyasal bağlam

ve ayrıca başvurucunun kişisel durumu da gerçekçi bir biçimde dikkate alınmak

zorundadır. Son olarak davanın tüm koşulları çerçevesinde başvurucunun

kendisinden başvuru yollarını tüketmek bağlamında beklenebilecek her şeyi yerine

getirip getirmediğini incelemesi gerekmektedir (Serdar Ziriğ [GK], B. No:

2013/7766, 2/7/2015, § 26).

35. "Bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu olma" durumunda, tutukluluk süresinin

kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun,

ilk derece yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her

aşamada başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren

başvuru süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet

Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28). Bununla birlikte

anılan kural mutlak değildir. Bazı hâllerde kuralın, hakların kullanılmasına

engel olacak aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde esnek yorumlanması

gerekebilir. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı kararlarına

itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa en son verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz edilmediği dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği

gerekçesiyle başvuru reddedilmemelidir (Serdar

Ziriğ, § 27).

36. Bu değerlendirmeler ışığında somut olaya bakıldığında İlk

Derece Mahkemesinin başvurucunun tutukluluk hâlini resen veya başvurucunun

talebi üzerine incelemiş olduğu ve her defasında formül gerekçelerle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verdiği, bu kararlara karşı

yapılan itirazın da yine formül gerekçelerle reddedildiği anlaşılmıştır.

Yargılama esnasında 17/3/2014 tarihinde başvurucu tahliye edilmiştir. Formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilen bir davada başvurucunun,

yaklaşık dört yıl süren bir tutuklulukta, verilen son tutukluluğun devamı

kararına karşı itiraz yoluna başvurmasını beklemek aşırı şekilci bir yaklaşım

olacaktır. Kaldı ki başvurucu 25/12/2013 tarihinde verilen tutuklamanın devamı

kararına doğrudan itiraz etmemiş olsa da başvurucunun tutukluluk hâlinin

tahliye edildiği 7/3/2014 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.

37. Belirtilen nedenlerle başvurunun, yalnızca itiraz yoluna

başvurulmadan yapıldığı gerekçesiyle kabul edilemezliğine karar verilmemelidir.

Bununla birlikte başvurucu, hakkında yürütülen yargılama sonunda Antalya 3.

Ağır Ceza Mahkemesinin15/4/2015 tarihli kararıyla berat etmiştir. Beraat

kararında, başvurucunun haksız gözaltı ve tutuklanması nedeniyle tazminat hakkı

bulunduğu belirtilmiş ve bu karar başvurucunun müdafii

huzurunda açıklanmıştır. Ayrıca başvurucu aleyhine bir temyiz talebi de

bulunmaması nedeniyle hakkında verilen beraat kararı 24/4/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

38. Tutukluluk hâli sona erdikten ve beraat kararı verildikten

sonra tutuklama süresinin makul olmadığını iddia eden bir başvurucunun, devam

eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini ve

tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesi

gerekir (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, § 46).

39. Başvurucu;tutuklama

nedenlerinin bulunmadığını, tutuklulukta makul sürenin aşıldığını ve aynı

zamanda ölçülülük ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle tahliyesine karar

verilmesini talep etmiştir. Başvurucunun talebinde tazminat bulunmamaktadır.Buna göre ölçülü olmadığı ve makul

sürenin aşıldığınadayanılarak verilen tutukluluğun

devamına başvurucunun 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerine göre maddi

ve/veya manevi tazminat istemiyle dava açması mümkündür. Bu nedenle bu şikâyet

bakımından başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği değerlendirilmelidir.

40. Somut olayda başvurucu 15/3/2010 tarihinde gözaltına alınmış

ve 17/3/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Yargılama sonuncunda Antalya 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin15/4/2015 tarihli kararıylaberaat

etmiştir. Beraat kararında başvurucunun haksız gözaltı ve tutuklanması

nedeniyle tazminat hakkı bulunduğu hatırlatılmıştır. Ayrıca hakkında verilen

beraat kararı 24/4/2015 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

41. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(e) bendinde,suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen bir tutuklu için tazminat

talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol bir yandan başvurucunun

maruz kaldığı tutukluluk süresinin tespiti diğer yandan da bu tutukluluk

nedeniyle uğradığı zararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271

sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri

açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir

başarı imkânı sunmaktadır.

42. Bu belirlemelere göre başvurucu, 5271 sayılı Kanun’un 141.

maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Etkin ve

erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan

bireysel başvuruların Mahkemece incelenmesi, bireysel başvuru yolunun

ikincilliği ilkesi gereği mümkün değildir. Bu nedenle başvurucunun

mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yolu

olduğu anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Bilal

CANPOLAT

Vekili

:

Av. Nurcan

ARSLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/983, 18 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Turan
  14. Canpolat
  15. Arslan
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/983
Tarih
18 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Z. C. Başvurusu (B. No: 2013/3262)
  • Farah Abdulhameed M. Ali Al-Mudhafar Başvurusu (B. No: 2015/13854)
  • Mehmet Güneş Başvurusu (B. No: 2014/1268)
  • Mehmet Taşdemir Başvurusu (B. No: 2013/3436)
  • Muhammet Ömeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/657)
  • Abdulkadir Akan Başvurusu (B. No: 2014/2326)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.