İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Taşdemir Başvurusu (B. No: 2013/3436)

1. Başvuru, Jandarma Okullar Komutanlığında önleme araması

Başvuru No2013/3436Tarih18 Mayıs 2016Okuma29 dk · 5.761 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Taşdemir Başvurusu

Karar tarihi
18 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2013/3436
R.G. Tarih ve Sayı
15/6/2016-29743
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.761 kelime·29 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Jandarma Okullar Komutanlığında önleme araması

yapılması ve cep telefonuna el konması nedeniyle özel hayata saygı ve mülkiyet

haklarının; bu işleme yapılan itirazın tek hâkim tarafından reddedilmiş olması

nedeniyle adil yargılanma hakkının unsurlarından olan kanuni hâkim güvencesinin

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/5/2013 tarihinde Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 19/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/4/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

28/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 4/5/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Jandarma Okullar Komutanlığında binbaşı rütbesiyle

öğretmen olarak görev yapmaktadır.

9. Jandarma Okullar Komutanlığının Jandarma Genel Komutanlığına

hitaben 26/2/2013 tarihli ve 14774 sayılı yazısı ile Askerî Mahkemeden arama

kararı alınması talep edilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığının 27/2/2013

tarihli ve 97462 sayılı emriyle mevzuatta arama kararı taleplerinin

teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt'a komutanı

veya askeri kurum amirleri tarafından yapılacağını zorunlu tutan bir hüküm

bulunmadığından önleme arama kararı çıkarılmasına ilişkin talebin doğrudan

Jandarma Okullar Komutanlığı tarafından yapılması gerektiği bildirilmiştir.

10. Jandarma Okullar Komutanlığının 28/2/2013 tarihli talep

yazısına istinaden Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Askerî Mahkemesinin

(Askerî Mahkeme) heyet hâlinde verdiği 1/3/2013 tarihli ve 2013/79-İd.,

2013/61-Kr. sayılı kararı ile Okullar Komutanlığı Başkanlık binasında 6/3/2013

tarihinde saat 14.00'te yapılacak toplantı öncesi ve bitiminde toplantıya

katılacak personel ile toplantının yapılacağı binada görev yapacak personel

üzerinde, toplantının yapılacağı binanın odalarında ve depolarında 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 119., 25/10/1963 tarihli ve

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 66.

maddelerine istinaden önleme araması yapılmasına karar verilmiştir. Kararın

gerekçesi şöyledir:

“Ankara Beytepe J. Okll.

K.lığının 28/2/2013 tarih ve

... sayılı yazısı ile 6/3/2013 tarihinde saat 14:00'de ve J. Okll. K.lığı

Öğr.Bşk.lığında yapılacak olan faaliyet öncesi ve

sonrasında önleyici arama kararı verilmesinin talep edildiği görülmekle üst

yazı ve ekindeki talep yazısı incelendi:

Talep yazısında 6413 sayılı TSK Disiplin

Kanununun 19/J maddesi ile görüntü ve sesleri kaydetmek ve aktarmakta

kullanılan cihaz ve aletlerin birlik içerisinde bulundurulmasının ve

kullanılmasının yasak olduğu hatırlatılarak 'pasakeyfim.net' adlı internet sitesinde

J. Okll. K.lığı personeli

hakkında yasadışı yollarla kaydedilen ses ve görüntülerin ilgisiz, abartılı ve

yanlış bilgilerin yayınlanmasıyla personele yönelik iftira ve hakaret dolu

yayınlara devam edildiği, 2013 yılı içerisinde bahse konu internet sitesinde

söz konusu yayınların arttığı, adı geçen internet sitesinde yayınlanan ses ve

görüntüler ile TCK'nın 133, 134, 135 ve 136'ncı maddelerinde düzenlenen özel

hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ile 1632 sayılı ASCK'nun da yer alan 84, 85, 95, 96'ncı maddelerinde

düzenlenen suçların işlendiği yönünde değerlendirme yapılmak sureti ile;

-Bahse konu suçları önlemek,

-Personelin huzur ve güven içerisinde görev

yapması ile haklarını korumak ve özgürlüklerini sağlamak,

-Milli güvenlik, kamu düzeni ve genel ahlakın

korunması amaçları doğrultusunda ayrıca gerek TSK'nın gerekse J. Okll. K.lığının

manevi şahsiyetine zarar verecek muhtemel faaliyetleri önlemek ve birlik içi

disiplinin tesisi maksadı ile 6/3/2013 tarihinde saat 14:00'de yapılacak

toplantı öncesinde öğretim başkanlığı bina girişlerinde ve toplantı sonrası

toplantı çıkışında tüm personelin üzerinde ve bina içerisinde gerekli görülen

oda ve depolarda önleme araması yapılması hususunda karar verilmesinin talep

edildiği görüldü.

Arama, saklanan bir kişinin veya gizli ve

saklı tutulan bir eşyanın, tehlikeyi önlemek için veya adli amaçlarla meydana

çıkarılması için yapıldığından, yapılan işlem sırasında 'özel hayatın gizli

alanına' girilmiyorsa, bu işlem teknik olarak arama değildir. Arama, genel

emniyet ve asayişin korunması ve tehlikelerin önlenmesi için yapıldığında

önleme aramasından; suçun işlenmesinden sonra, suçun, delillerinin ve failinin

ortaya çıkartılması için yapıldığında ise, adli aramadan söz edilmektedir.

Teknik anlamda 'arama' sayılmayan denetim ve

idari kontroller, doğal olarak, Anayasanın koruduğu alan dışındadır. Devlet

tarafından yapılan işlem, teknik anlamda 'arama' olmalıdır. Anayasamız katı bir

arama düzenlemesi yapmış, bütün aramalar için önceden alınmış bir hakim kararı veya gecikmede sakınca olan hallerde önceden

alınmış bir yazılı emrin bulunması şartını aramıştır.

Önleme aramasında da kolluğun kendiliğinden

arama yapma yetkisi yoktur. Yetkili makam acele hallerde arama emri vermişse,

bu emrin hakim tarafından incelenmesi gerekir.

Kolluğun hakim kararı veya yazılı emir almadan kendiliğinden adli arama yapması

mümkün olan istisnai durumlarda da (Arama Yönetmeliği madde 8), yapılan bu

işlemin yirmidört saat içinde hakim kararına

sunulması ve kırksekiz saat içinde hakim kararına

bağlanması gerekir. ..

Aramayı düzenleyen 353 sayılı Kanun'un 66.

maddesinde belirtilen şartların Polis Vazife ve Selahiyetleri

Kanununun 9. maddesi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 20.maddesinde

belirtilen önleme araması gerekçeleri ile örtüştüğü görülmektedir. 353 sayılı

Kanunun 68. maddesinin 29/6/2006 tarihli 5530 sayılı Kanunun 68. maddesi ile

mülga edilip 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun aramaya vezapta

ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmasıdolayısıyla,

askeri yargıda adli aramaların bu atıf nedeniyle CMK'nın

hükümlerine göre; önleme aramalarının ise 353 sayılı Kanunun 66. maddesine göre

yapılması zorunluluğu bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

353 sayılı Kanunun 66. maddesine göre aramaya

karar verme yetkisi esas olarak Askeri Mahkemeye aittir. Gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde Askeri Savcılar, teşkilatında Askeri Mahkeme kurulan kıta

komutanı veya askeri kurum amirleri ile bunların verecekleri yazılı emirle

diğer askeri makamlar arama işlemi yapabileceklerdir. Ancak bu suretle yapılan

arama işlemlerinin yirmidört saat içinde yetkili

Askeri Mahkemenin onayına sunulması zorunluluğu mevcuttur.

Her ne kadar birlik içerisinde cep telefonu,

bilgisayar, radyo, teyp, fotoğraf makinesi gibi görüntü, ses ve benzeri

verileri ve bilgileri kaydeden, depolayan veya ileten her türlü cihaz ve aletin

ve bunların aksamlarının kullanılması ve bulundurulması TSK Disiplin Kanununun

19/J maddesi gereğince yasaklanmış ise de, talep

yazısında belirtilen 'pasakeyfim.net' adlı internet sitesinde ...TSK personeli

ile J. Okll. K.lığı

personeli hakkında izinsiz yapılan görüntü ve ses kayıtlarının yayınlandığı,

birlik girişlerinde yapılan kontrollerin adı geçen elektronik cihaz ve

aletlerin birlik içine sokulmasının engellenmesinde zaman zaman yetersiz

kaldığı, milli güvenlik ve kamu düzeni ile genel ahlakın korunması amacı ile

zaman zaman temel kişi hak ve özgürlüklerini kısıtlamayacakşekilde

idarece tesis edilecek ölçülü ve orantılı tedbirler ile önleyici arama

yapılmasının talep yönünden TCK'nın 132-136. maddelerinde yer alan suçların

önlenmesinde etkili olacağı ve birlik içi disiplinin tesisi ve idamesine katkı

sağlayacağı değerlendirildiğinden; 6/3/2013 tarihinde J. Okll.

K.lığı Öğr.Bşk.lığı

bina girişlerinde, saat 14:00'de başlayacak toplantının öncesinde ve toplantının

bitiminde toplantıya katılacak ve toplantının yapılacağı binada görev yapacak

personel üzerinde, öğretim başkanlığı binasının oda ve depolarında önleme

araması yapılmasına karar verilmiştir.”

11. Bu kararın 6/3/2013 tarihinde icrası kapsamında yapılan

aramaya ilişkin aynı tarihli tutanakta aramaya saat 17.20'de son verildiği,

personel üzerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı,

brifing salonu içinde yapılan aramada sahipleri bilinmeyen çeşitli markalarda

cep telefonları ve bir adet haricî belleğin bulunarak muhafaza altına alındığı

belirtilmiştir.

12. Jandarma Okullar Komutanlığının 7/3/2013 tarihli yazısıyla

Askerî Mahkemeden arama ve el koyma tutanağının onaylanması, cep telefonlarına

ait kayıtlı bilgilerin incelenmesi, sahibi olan personelin tespit edilmesi, suç

unsuru tespit edilmesi hâlinde yasal işlem başlatılması talep edilmiştir.

13. Askerî Mahkemenin 7/3/2013 tarihli yazısıyla suç ihbar ve

şikâyetlerinin teşkilatında askerî mahkeme kurulan komutanlığa yapılması

gerektiği, 353 sayılı Kanun'un 67. ve 95. maddelerinde belirtilen usule

uyulması gerektiğinden talep yazısının iade edildiği bildirilmiştir.

14. Bu defa Jandarma Okullar Komutanlığı tarafından 8/3/2013

tarihli yazıyla Jandarma Genel Komutanlığından konu hakkında inceleme ve tespit

talebinde bulunulmasıistenilmiştir.

15. Jandarma Genel Komutanlığının Jandarma Okullar Komutanlığına

hitaben "Jandarma Genel Komutanı

emriyle" ibareli 8/3/2013 tarihli yazısıyla, Askerî Mahkemeden

yeniden ivedi olarak el koyma onay kararının talep edilmesi, el koyma kararı

verildiği takdirde ilgili belgelerin suç dosyası hâline getirilerek vaka kanaat

raporu ile birlikte soruşturma emri verilmesi işlemi için gönderilmesi

istenmiştir. Bunun üzerine Jandarma Okullar Komutanlığının 8/3/2013 tarihli

yazısıyla Askerî Mahkemeden el koyma onay kararıtalep

edilmiştir.

16. Askerî Mahkemenin heyet hâlinde verdiği 8/3/2013 tarihli ve

2013/91-İd., K. 2013/230 sayılı kararıyla yapılan aramada bulunan cep

telefonları ile haricî belleğe ilişkin "arama

ve zapt tutanağının 353 S.K.nun 66'ıncı maddesi

gereğince onaylanmasına" karar verilmiştir.

17. Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Savcılığınca (Askerî

Savcılık) 13/3/2013 tarihinde soruşturma açılmış; Askerî Mahkemeden el konulan

malzemelerden kopya çıkarılmasına, kayıtların çözülerek metin hâline

getirilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Askerî Mahkemenin 15/3/2013

tarihli ve 2013/100-İd., 2013/72-Kr. sayılı kararı ile talep kabul edilmiştir.

18. Askerî Savcılık tarafından bir adet N..

marka telefonda takılı bulunan sim kartın seri

numarası üzerinden ilgili kurumlarla yapılan yazışmalara dayanılarak telefona

takılı sim kartın sahibinin başvurucu olduğu tespit edilmiştir.

19. Başvurucu, bireysel başvuru formunda disiplin cezasıyla

karşılaşabileceği düşüncesiyle üzerinde sim kart takılı olan N...

marka bir adet cep telefonunubrifing salonunda

oturduğu koltuğa bıraktığını, söz konusu cep telefonunun el konulan telefonlar

arasında bulunduğunu belirtmiştir.

20. Başvurucu, Askerî Mahkemenin 8/3/2013 tarihli ve

2013/91-İd., 2013/230-Kr. sayılı onama kararına karşı Kara Kuvvetleri

Komutanlığı Askerî Mahkemesine itirazda bulunmuştur.

21. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin tek hâkimle

verdiği 4/4/2013 tarihli ve 2013/170 İd., 2013/159 Müt. sayılı kararı ile

başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Mehmet Taşdemir'in ...dilekçesinde her

ne kadar ele geçirilen cihazlardan muterize ait olan olup olmadığı

anlaşılamamış ise de itiraz ettiği kararların, önleme arama kararı verilen

...1/3/2013 tarihli ve ...sayılı kararı ile zapt tutanağının onaylandığı ....8/3/2013 tarihli ...sayılı kararı olduğu anlaşılmış ve

inceleme bu çerçevede yapılmıştır.

...

İtiraza konu arama kararına ilişkin öncelikle

usule yönelik yapılan değerlendirmede, ilgili mahkemesinden istemde bulunacak

yetkili merci bakımından soruşturma dosyasında J.Gn.K.lığı

Askeri Mahkemesinin yetki sahası içerisinde bulunan ve müstakil birlik komutanlığı

olan Jandarma Okullar Komutanlığınca arama kararı talebinde bulunulduğu,

öncesinde adı geçen komutanlığın Jandarma Genel Komutanlığı ile irtibat halinde

olduğu ve kendisine yetkili olması nedeniyle doğrudan J.Gn.K.lığı

Askeri Mahkemesinden talepte bulunması cevabının verildiği görülmektedir. Arama

kararını talep edecek merci bakımından gerek 353 sayılı gerek ise 5271 sayılı

Kanunların ilgili maddelerinde ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin

üçüncü bölümünde bir sınırlama getirilmediği, sadece Yönetmeliğin 20.

Maddesinde aramanın yapılacağı yer mülki amirinin mahkemeden talepte

bulunacağının düzenlendiği, mülki amir kavramının ise Türk Silahlı

Kuvvetlerinde doğrudan bir karşılığı olmamakla birlikte aramayı yapacak

komutanlığın talepte bulunmaya yetkili olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla

Jandarma Okullar Komutanlığının mahkemesinden arama talebinde bulunmasının

usule uygun olduğu değerlendirilmiştir.

Önleme arama kararı verilen J.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesinin 1/3/2013 tarihli ve 2013/79

İd.-61 sayılı kararına ilişkin esasa yönelik yapılan değerlendirmede, talepte

bulunan komutanlığın 26/2/2013 tarihli 'Önleyici arama talebi' başlıklı

yazısında 353 sayılı Kanunun 66. Maddesinde ifade edilen sebeplerin varlığı

detayları ile izah edilmiş ve soruşturmanın mevcut hali itibarıyla mahkememizce

de öne sürülen sebeplerin arama kararı verilmesine mesnet olabilecek derecede

ciddi olduğu kanaatine varılmıştır. Diğer unsurlar yönünden, mezkur

önleme arama kararının elzem unsurları ihtiva ettiği görülmüştür.

Usul ve esasa uygun verilen kararı müteakip

icra edilen arama neticesinde ele geçirilen cihazlara dair arama ve zapt

işlemlerinin ilk bakışta 353 sayılı Kanunun 66/2. Maddesinin amir hükmü gereği

24 saat içerisindeJ.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesine

onaya sunulmadığı şeklinde izlenim ediniliyorsa da, esasen aramayı yapan

Jandarma Okullar Komutanlığının 7/3/2013 tarihinde mahkemesine arama ve zapt

işlemlerini onaya sunduğu ancak, kurumlar arası farklı değerlendirmeler

nedeniyle aynı mahiyette 8/3/2013 tarihinde yeniden talepte bulunulduğu ve

mahkemesince 8/3/2013 tarihli ve 2013/91-230 İd-Kr.

sayılı kararı ile onaylama kararı verildiği görülmektedir. İzah edilen hususlar

çerçevesinde arama ve zapt tutanağının onaylandığıJ.Gn.K.lığı Askeri Mahkemesinin 8/3/2013 tarihli ve

2013/91-230 İd-Kr. sayılı kararının da usul ve esasa

uygun verildiği kanaatine varılmıştır."

22. Bu karar başvurucuya 19/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 17/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Başvurucu ve diğer ilgililer hakkında açılan soruşturma

sonucunda Jandarma Genel Komutanlığı Askerî Savcılığının 2/8/2013 tarihli ve

E.2013/377, K.2013/123 sayılı kararıyla elde edilen cep telefonu, sim kart,

hafıza kartı ve taşınabilir bellek içinde bulunan verilerde herhangi bir ses

veya görüntü kaydı ile başkaca suç içeren bulguya rastlanılmadığı gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

24. El konulan ceptelefonu 2/7/2013

tarihinde, sim kartı ise 15/11/2013 tarihinde başvurucuya iade edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

25. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Disiplin Kanunu'nun "Hizmet yerini terk

etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenar başlıklı

19. maddesinin (1) numaralı fıkrasının j bendi şöyledir:

"Hizmet yerini terk

etmeme cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

...

j) Yasak edilen malzemeyi bulundurmak: Kıta,

karargâh ve kurumlarda ya da görev esnasında bulundurulması veya kullanılması

emirle yasak edilen cep telefonu, bilgisayar, radyo, teyp, fotoğraf makinesi

gibi görüntü, ses ve benzeri verileri ve bilgileri kaydeden, depolayan veya

ileten her türlü cihaz ve aletler ile aksamlarını bulundurmak veya

kullanmaktır."

26. 353 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

"Türk Milleti adına yargı

yetkisini kullanacak askeri mahkemeler; kolordu, ordu, (deniz ve havada eşidi) ve kuvvet komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığı

nezdinde Milli Savunma Bakanlığınca kurulur.

Kuvvet Komutanlıklarının yapacakları teklif

veya Genelkurmay Başkanlığının, doğrudan doğruya göstereceği lüzum üzerine,

diğer kıta komutanlıkları veya askeri kurum amirlikleri nezdinde de Milli Savunma Bakanlığınca askeri mahkeme kurulabilir ve

aynı yolla kaldırılabilir.

Bir garnizonda aynı Kuvvetten nezdinde askeri

mahkeme kurulması gereken birden fazla kıta komutanlığı bulunursa Genelkurmay

Başkanlığının uygun göreceği bir kıta komutanlığı nezdinde Milli

Savunma Bakanlığınca yeteri kadar askeri mahkeme kurulması ile yetinilebilir.

Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58 ve 59 uncu maddeleri ile 148 inci maddesinin (B)

fıkrasında yazılı suçları işliyenlerin yargılanmaları

Milli Savunma Bakanlığının önceden tesbit ve Resmi

Gazete ile yayınlayacağı askeri mahkemelerde yapılır."

27. 353 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:

"Askerî

mahkemeler, bu Kanunda aksi yazılı olmadıkça üç askeri hakimden

kurulur. Askerî mahkeme

kurulunda bulunanların en kıdemlisi, mahkeme başkanlığı görevini yapar."

28. 353 sayılı Kanun'un "Nezdinde

askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amiri"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"Nezdinde askeri

mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri bir suçun işlendiğini

öğrendiklerinde refakatlerindeki askeri savcıya soruşturma açtırır ve

yapılmakta olan soruşturma hakkında askeri savcıdan her zaman bilgi

isteyebilirler.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı

veya askeri kurum amirlerinin refakatlerindeki adli müşavirler, bu yetkinin

kullanılmasında bu komutan ve askeri kurum amirlerinin yardımcısıdırlar ve

kanun yollarına başvurmada adı geçen komutan ve askeri kurum amirleri adına

ilgili soruşturma ve dava dosyalarını incelemeye yetkilidirler.

Adli müşavirler, aynı zamanda refakatlerinde

bulundukları, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum

amirlerinin hukuk işlerinde de yardımcısıdırlar.

Kıta komutanının ve askeri kurum amirinin

kanuni ve şahsi engelleri yetkilerinin kullanılmasına imkan

vermez ise bu yetkiler kanuni vekillerine geçer.

Teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, subay ve astsubayların

işledikleri suçlar dışında, diğer kişilerin işledikleri suçlara ait suç

evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askerî savcılığa göndermek üzere

askerî hâkim sınıfından olan adlî müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki

verilen konularda kıt’a komutanı veya kurum amirine

tanınan kanunî yetkiler adlî müşavirler tarafından kullanılır."

29. 353 sayılı Kanun'un "Genel

görev" kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"Askeri mahkemeler

kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile

bunların asker kişiler aleyhine (…) yahut askerlik hizmet ve görevleri ile

ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler."

30. 353 sayılı Kanun’un "Tek

hakimle ve kurulla bakılacak işler" kenar başlıklı 19. maddesi

şöyledir:

“Subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalar ile ağır ceza

mahkemesinin görevine giren suçlara ait davalar hariç olmak üzere, üst sınırı

beş yıla kadar (beş yıl dahil) hapis cezaları ve bunlara bağlı adli para

cezaları ile bağımsız olarak hükmedilecek adli para cezalarını ve güvenlik

tedbirlerini gerektiren Askeri Ceza Kanununda ve diğer

kanunlarda yazılı suçlara ait davalara ve suç konusu olmayan eşyanın

müsaderesine tek hakim tarafından bakılır.

Kurulla veya tek hakimle bakılacak işlerin

belirlenmesinde, cezayı ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler

gözetilmeksizin, kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde

bulundurulur.

...

Tek hakim

tarafından bakılan davalarla ilgili soruşturmalarda, hakim kararı gerektiren

her türlü işleme ait kararlar, tek hakim tarafından verilir. Bu kararlara karşı

itirazları incelemeye en yakın askeri mahkeme yetkilidir.

İddianamenin kabulünden sonra, yargılamanın

tek hakim tarafından yürütülmesi gerektiği gerekçesi

ile görevsizlik kararı verilemez.

Görülmekte olan davalar nedeniyle tek hakim ile askeri mahkeme kurulu arasında çıkan görev

uyuşmazlıklarını, Askeri Yargıtay çözümler.”

31. 353 sayılı Kanun’un "Arama

ve zapt" kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“Aramaya ve zapta karar verme yetkisi; millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak, askerî mahkemeye aittir.

Yukarıda belirtilen sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde askerî savcılar, teşkilâtında askerî

mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum

amirleri ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine diğer askerî makamlar da

arama ve zapt işlemi yapabilirler. Arama ve zapt işlemleri, yirmidört

saat içinde yetkili askerî mahkemenin onayına sunulur. Askerî mahkeme, kararını

arama ve zapt işleminden itibaren kırksekiz saat

içinde açıklar; aksi halde, zapt kendiliğinden kalkar.

Askerî mahallerde yapılacak arama ve zapttan o

yerdeki askerî birlik komutanı veya kurum amiri haberdar edilir.

Askerî mahkemenin onayına sunulmayan arama ve

zapt işlemleri hakkında, aleyhine arama ve zapt işlemi yapılan kimse, askerî

mahkemeden her zaman bu hususta bir karar verilmesini isteyebilir.

Yukarıdaki fıkralara göre verilecek kararlara

karşı yedi gün içinde en yakın askerî mahkemeye itiraz edilebilir.”

32. Anılan maddenin gerekçesi şöyledir:

"Madde ile; 353 sayılı

Kanunun 66 ncı maddesinde

yapılan değişiklikle; arama ve el koyma yetkisi yeniden düzenlenerek, 4709

sayılı Kanunla Anayasamızın 19 ve 20 nci maddelerinde

yapılan düzenlemelere uyum sağlanmaktadır. Bunagöre;askerîmahkemenin

arama veya el koymakararı verebilmesi için; millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel

ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebeplerinden biri veya birkaçı aranmakta, ayrıca aynı koşullara bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askerî savcı veya yetkili kılınmış birlik

komutanlarının verdiği arama ve el koyma kararının yirmi dört saat içinde

yetkili askerî mahkemenin onayına sunulması, askerî mahkemenin de kararını el

koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklaması öngörülmekte, aksi halde el

koyma kararı kendiliğinden ortadan kalkmaktadır."

33. 353 sayılı Kanun’un "Arama

esnasında bulunan diğer şeyler" kenar başlıklı 67. maddesi

şöyledir:

“Arama esnasında soruşturulan olay ile ilgili olmıyan

ve fakat kovuşturmayı gerektiren diğer bir eylemin bulunduğunu gösteren

maddeler de zaptedilir. Bunlar nezdinde askeri

mahkeme bulunan kıta komutanı veya askeri kurum amirine veyahut yetkili

Cumhuriyet savcısına evrakı ile birlikte gönderilir.

Bu takdirde 95 inci madde hükmü uygulanır.”

34. 353 sayılı Kanun’un "Bir

suç işlenildiğinin öğrenilmesi ve ilk tedbirler"

kenar başlıklı 95. maddesi şöyledir:

"Cumhuriyet savcılıklarına veya zabıta

makam ve memurlarına yapılacak askerî yargıya tâbi suç ihbar ve şikâyetleri

şüphelinin amiri olan makama gönderilir.

Askerî birlik komutanı veya askerî kurum amiri

maiyetinden birinin kendisine ihbar veya şikâyet olunan veyahut diğer suretle

öğrendiği, askerî mahkemelerin görev alanına giren suçları hakkında şüphelinin

kimliğini, isnat olunan suçu ve bu suçun delillerini gösterir bir vak’a raporu düzenler ve adlî yönden bağlı bulunduğu askerî

mahkemenin teşkilâtında kurulduğu kıt’a komutanı veya

askerî kurum amirine gönderir.

Teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri, suç evrakını

inceledikten sonra askerî savcıya gönderir ve şüphelinin tutuklanmasını isterse

bu husustaki istemini de bildirir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar

veya gecikmesinde sakınca umulan hallerde askerî savcılar derhal soruşturmaya

başlarlar. Zorunluluk halinde bu soruşturma bir disiplin subayı tarafından da

yapılabilir. Bu hallerde durum derhal yetkili askerî mahkemenin teşkilâtında

kurulduğu komutan veya askerî kurum amirine bildirilir.

Cumhuriyet savcıları, zabıta makam ve

memurları ve askerî amirler askerî savcının

işe el koymasına kadar eylemin sübut vasıtalarının ve delillerinin kaybolmasını

önleyecek, gecikmesinde sakınca umulan tedbirleri alırlar."

35. 353 sayılı Kanun’un

"İtiraz olunabilecek kararlar ve itiraz merci" kenar

başlıklı 202. maddesi şöyledir:

"İtiraz, bu kanunda

açıkça gösterilen hallerde kararlara veya askeri mahkeme kararlarına karşı

yapılabilir.

Bu Kanunda aksine hüküm

bulunmayan hallerde yapılacak itirazları en yakın askerî mahkeme inceler."

36. 353 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan

hâllerde Ceza Muhakemesi Kanununun (…), değerlendirme raporu yetkisine ilişkin

166 ve istinafa ilişkin 272 ilâ 285 inci maddeleri hükümleri hariç olmak üzere

diğer hükümleri askerî yargıda da uygulanır.

Bu Kanunun uygulanmasında, atıf yapılan

hükümlerde yer alan, Adalet Bakanı, Millî Savunma Bakanını; Yargıtay, Askerî Yargıtayı; mahkeme, askerî mahkemeyi; hâkim ve sulh ceza

hâkimi, askerî hâkimi; mahkeme başkanı, duruşma hâkimini; Cumhuriyet

Başsavcılığı, askerî savcılığı; Cumhuriyet savcısı, askerî savcıyı ifade

eder."

37. 5271 sayılı Kanun'un "Eşya

veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması"

kenar başlıklı 123. maddesi şöyledir:

"(1) İspat aracı olarak

yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan

malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla

teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir."

38. 5271 sayılı Kanun'un "Elkoyma kararını verme yetkisi" kenar

başlıklı 127. maddesinin (1), (2), (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Hâkim kararı

üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının,

Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile

kolluk görevlileri, elkoyma işlemini

gerçekleştirebilir.

(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.

(3) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat

içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan

itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar."

39. 5271 sayılı Kanun'un "Bilgisayarlarda,

bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma" kenar başlıklı 134. maddesinin

(1), (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan

soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve

başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar

programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar

kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline

getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.

(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin

yedeklemesi yapılır.

(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir

kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa

geçirilerek imza altına alınır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 18/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

41. Başvurucu; arama kararı ve uygulamasının hukuka aykırı

olduğunu, önleme araması kararı ile Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen

ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini, aramanın amacı ile icra ediliş yönteminin

orantısız olduğunu, arama kararının kanuni dayanağının ve gerekçesinin

bulunmadığını, gerekçede belirtilen hususların disiplin veya idari mahiyette

olan işlemlerden olduğunu, bir suç işlendiği şüphesi bulunmadığını, askerî

yerlerde önleme aramasına dair işlemler konusunda yetkinin garnizon

komutanlıklarına ait olduğunu, başvuruya konu olayda ise arama kararı talebinin

yetkisiz olarak Jandarma Okullar Komutanlığı tarafından yapıldığını, ayrıca

4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun 9.

maddesinde kamuya açık olmayan iş yerleri ile eklentilerinde önleme araması

yapılamayacağı belirtilmesine rağmen arama yapıldığını, arama kararının

kendisine gösterilmediğini, el konulan eşyaların usulünce muhafaza altına

alınmadığını, toplantı salonunun arama yapılacak yerlere dâhil olmadığını, el

koymanın onaylanması kararına karşı itirazının kanuna ve doğal hâkim

güvencesine aykırı olarak tek hâkim tarafından karara bağlandığını,

mülkiyetindeki cep telefonuna kanuna aykırı olarak el konulduğunu belirterek

Anayasa'nın 13., 17., 19., 22., 35., 36., 37. ve 141. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile 20.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun arama ve el koyma işleminin

kanunlarda yer alan usullere uygun yapılmadığı yönündeki iddialarının

Anayasa'nın20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında, kanuni

hakim ilkesinin ihlali iddialarının ise Anayasa'nın

36. maddesi ile bağlantılı olarak 37. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

43. Başvurucu arama ve el koyma kararlarına yaptığı itirazın tek

hâkimden oluşan Askerî Mahkemece incelenmiş olması nedeniyle adil yargılanma

hakkının unsurlarından olan kanuni hâkim güvencesinden yoksun bırakıldığını

iddia etmiştir.

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46.

maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin

(1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar; başvurucunun, kamu gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden

dolayı “güncel bir hakkının ihlal edildiği iddiasında”bulunması,

iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel

olarak” ve “doğrudan”

etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun “mağdur” olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,

20/3/2014, § 24).

45. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesi

için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilen

ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlaması

gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün

mevcudiyetinin kabulü için yeterli değildir (Ayşe

Hülya Potur, B. No: 2013/8479, 6/6/2014, § 24).

46. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle mağdur

olduklarının kabulü mümkün değildir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Eğinlioğlu/Türkiye (k.k.),

B. No: 31312/96, 21/10/1998; Koç ve Tambaş/Türkiye (k.k.),

B. No: 46947/99, 24/2/2005; İsak Tepe/Türkiye, B. No: 17129/02,

21/10/2008, § 30; Bouglame/Belçika (k.k.),

B. No: 16147/08, 2/3/2010; Juge ve Ducamp/Fransa

(k.k.), B. No: 66170/09, 12/4/2011). Ancak bu durum

soruşturma veya kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil

yargılanma hakkı dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Ali Sarıpınar, B.

No: 2013/6186, 9/3/2016, § 47).

47. Somut olayda başvurucu hakkında açılan ceza soruşturması

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun bahse konu iddiaları bakımından mağdur sıfatı bulunmamaktadır (Ali Sarıpınar, §

48).

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Arama Tedbiri Nedeniyle Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Yukarıda belirtildiği üzere bir şüpheli hakkında yürütülen

ceza soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla bu kişilerin adil yargılanma hakkı bakımından mağdur sıfatı

bulunmamaktadır. Ancak bu durum, soruşturma veya kovuşturmaların sonuçlarının

adil yargılanma hakkı dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil

etmez (Ali Sarıpınar,

§ 47). Bu nedenle başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddialarının incelenmesi gerekmektedir.

50. Başvurucu, arama işleminin kanunlarda yer alan usullere

uygun yapılmadığını belirterek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

51. Bakanlık görüşünde Askerî Mahkeme tarafından verilen arama

ve el koyma kararlarının 353 sayılı Kanun uyarınca suç işlenmesinin önlenmesi,

kamu düzeni amacına yönelikolduğu belirtilmiştir.

52. Başvurucu Bakanlık görüşüne cevabında önceki iddialarını

tekrar etmiştir.

53. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî bir

şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa'nın 20. ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi ile sağlanan güvenceler kapsamında yer

almaktadır.

54. Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, kimsenin özel

hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı, 21. maddesinde de

kimsenin konutuna dokunulamayacağı belirtilmiştir.

55. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) "konut"

kavramını genellikle özel yaşamın ve aile yaşamının geliştiği, maddi olarak

belirlenmiş yer olarak tanımlamıştır (Giacomelli/İtalya, B. No: 59909/00, 2/11/2006, §

76). Öte yandan AİHM, konut kavramını iş yerlerini de kapsayacak şekilde

genişletmiş; bu bağlamda bir kişinin mesleğini sürdürdüğü bürosunun, özel bir

kişinin işlettiği şirketin faaliyetlerinin yürütüldüğü kayıtlı merkezin, tüzel

kişilerin kayıtlı merkezlerinin, şubelerinin ve diğer iş yerlerinin bu kapsamda

olduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte bütünüyle işe özgülenmiş yerlerin

"konut" kavramı kapsamında olmadığı belirtilmiştir. (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

30; Petri Sallinen/Finlandiya,

B. No: 50882/99, 27/12/2005, § 70).

56. Somut olayda arama tedbirinin Jandarma Okullar Komutanlığı

Başkanlık binası oda ve depoları ile brifing salonunda toplanmış bulunan

personel üzerinde uygulandığı söz konusu yerin bütünüyle askerî hizmete

özgülenmiş nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra olayda personelin

yatakhane, kilitli dolaplar ve özel eşyalarının bulundurulacağı yerler gibi

yaşam alanlarında arama gerçekleştirildiğine dair bir iddia ve tespit

bulunmadığından, söz konusu aramanın konut hakkı kapsamında bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

57. AİHM kararlarında bir suç şüphelisinin yakalanması veya

işlenmiş bir suç fiiliyle ilgili delillere ya da suçun işlenmesini önlemek

üzere suç vasıtalarına el konulması amacıyla kişinin üstünün, eşyasının,

aracının, konut veya iş yerinin ve eklentilerinin aranmasının Sözleşme'nin 8.

maddesi ile korunan haklara müdahale teşkil ettiği ancak Sözleşme'nin 8.

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "hukuka göre" yapılmış olması,

"meşru bir amaç" taşıması ve "demokratik bir toplumda gerekli olması"

hâlinde bu tür bir müdahalede bulunulabileceği belirtilmiştir (Gillan ve Quinton/Birleşik

Krallık, B. No: 4158/05, 12/1/2010, § § 61, 65).

58. AİHM'e göre arama ve el koyma

yetkilerinin kullanılması meşru olmakla birlikte başvuruya konu olayın şartları

çerçevesinde bu tedbirlere yerinde ve yeterli gerekçelerle ve orantılı olarak

başvurulması gerekir. Bu konu değerlendirilirken arama izninin içeriği ve

kapsamı, aramanın gerçekleştirilme biçimi ve aramadan etkilenen kişinin işi ve

itibarına yönelik olan etkinin boyutu gibi hususlar gözönüne

alınmalıdır (Chappell/İngiltere, B. No: 10461/83, 30/3/1989, §

60; Buck/Almanya, B. No: 41604/98, 28/4/2005, §

45).

59. Arama, suçu önlemek amacıyla suç işlenmeden önce veya suç

işlendikten sonra delillerin elde edilmesi ve/veya sanığın veya şüphelinin

yakalanabilmesi için bireylerin bazı temel haklarının sınırlandırılmasına sebep

olacak şekilde yürütülen bir koruma tedbiridir. Arama ile başlıca özel hayatın

gizliliği, konut dokunulmazlığı ve vücudun dokunulmazlığı gibi temel haklar

sınırlandırılmış olur (AYM, E.2005/43, K.2008/143, 18/9/2008).

60. Anayasa'nın 20. maddesindeözel

hayata saygı hakkı düzenlenmiştir. Anılan maddede sayılan nedenlerden biri veya

birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, yine bu

sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili

kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça kimsenin üstü özel kâğıtları ve

eşyası aranamayacak ve bunlara el konulamayacak; yetkili mercii kararı yirmi

dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulacak; hâkim, kararını el koymadan

itibaren kırk sekiz saat içinde açıklayacak, aksi hâlde el koyma kendiliğinden

kalkacaktır (AYM, E.2003/38, K.2005/63, 12/10/2005).

61. Somut olayda Jandarma Genel Komutanlığının27/2/2013 tarihli

ve 97462 sayılı emri ve bilgisi doğrultusunda Jandarma Okullar Komutanlığınca

yapılan talep üzerine Askerî Mahkemece önleme araması yapılmasına karar

verildiği, dolayısıyla suç işlenmesinin önlenmesi, bulundurulması yasak olan

eşyanın tespitiamacına yönelik olarak 353 sayılı

Kanun’un 66. maddesi uyarınca ve Mahkeme kararına dayalı olarak başvurucunun

üzerinin arandığı anlaşılmıştır. Buna göre müdahale Anayasa’nın 20. maddesinde

gösterilen meşru bir amaca dayalıdır.

62. Anılan mahkeme kararında,6413 sayılı Kanun'un 19. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının j bendi uyarınca birlik içinde cep telefonu,

bilgisayar, radyo, teyp, fotoğraf makinesi gibi görüntü, ses ve benzeri

verileri ve bilgileri kaydeden, depolayan veya ileten her türlü cihaz ve aletin

ve bunların aksamlarının kullanılması ve bulundurulmasının yasaklanmış olmasına

rağmen 'pasakeyfim.net' adlı internet sitesinde Jandarma Okullar Komutanlığı

personeli hakkında izinsiz yapılan görüntü ve ses kayıtlarının yayımlandığı,

birlik girişlerinde yapılan kontrollerin adı geçen elektronik cihaz ve

aletlerin birlik içine sokulmasının engellenmesinde yetersiz kaldığı, suç

işlenmesinin önlenmesi, millî güvenlik ve kamu düzeni ile genel ahlakın

korunması amacıyla önleme araması yapılmasının gerekli olduğu gerekçesine yer

verilmiştir. 353 sayılı Kanun’un 66. maddesinde önleme araması tedbiri

karşısında kişilerin özel hayatlarının korunması bağlamında, hakim

kararı alınması, hangi sebeplere dayalı olarak arama ve el koyma işlemlerinin

yapılabileceği, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hangi makamlarca bu

işlemlerin yapılabileceği ve bu hâllerde dahi işlemin hâkim onayına sunulması

şeklinde yeterli güvenceler düzenlenmiştir. Somut olayda da anılan Kanun

hükmüyle getirilen güvencelere uyulmuştur.Buna

göre askerî görev ve disiplini,kamu düzenini tehdit

eden nitelikte bir suçun işlenmesinin önlenmesi amacına yönelik olarak diğer

personel ile birlikte başvurucunun üzerinin aranmasının demokratik bir toplumda

gerekli olmadığı söylenemez.

63. Bunun yanı sıra Mahkeme kararında arama yapılacak yerler ile

aramanın zamanı açık olarak gösterilmiş ve söz konusu tedbirin bu sınırlara

uyulmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması karşısında müdahalenin orantılı

olduğu sonucuna varılmıştır.

64. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının bir ihlal

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. El Koyma Tedbiri Nedeniyle Özel Hayata Saygı

ve Mülkiyet Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

65. Başvurucu; mülkiyetindeki cep telefonuna kanuna aykırı

olarak el konulduğunu, el koyma işleminin kanuni süre olan yirmi dört saat

içinde hâkim onayına sunulmadığını, bu nedenle özel hayata saygı ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

66. Mülkiyet hakkı Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınmış olup anayasal ilkeler çerçevesinde sınırlandırılabilir. Bu kapsamda

kamu makamları tarafından bir kişinin sahip olduğu bir şeye yapılan müdahale

kanunda öngörülmüş, müdahaleyle kamu yararı amaçlanmış ve kamu yararı ile

bireysel yarar arasında adil bir denge gözetilmiş ise mülkiyet hakkının ihlal

edilmediği sonucuna varılır (Mehmet Akdoğan

ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 39).

67. 353 sayılı Kanun'un 95. maddesinin beşinci fıkrasında;

askerî amirlerin, askerî savcılık tarafından soruşturma işlemlerine

başlanmasına kadar eylemin sübut vasıtalarının ve delillerinin kaybolmasını

önleyecek şekilde gecikmesinde sakınca umulan tedbirleri alacakları

düzenlenmiştir.

68. Ayrıca anılan Kanun'un 66. maddesinde gecikmesinde sakınca

bulunan hâllerde teşkilatında askerî mahkeme kurulan kıt’a

komutanı veya askerî kurum amirleri ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine

diğer askerî makamların da arama ve zapt işlemi yapabileceği, arama ve zapt

işlemlerinin, yirmi dört saat içinde yetkili askerî mahkemenin onayına

sunulacağı; askerî mahkemenin, kararını arama ve zapt işleminden itibaren kırk

sekiz saat içinde açıklayacağı, aksi hâlde zapt işleminin kendiliğinden

kalkacağı belirtilmiştir.

69. Somut olayda

"teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt’a

komutanı" niteliğinde olan Jandarma Genel Komutanlığının

27/2/2013 tarihli ve 97462 sayılı emri ve bilgisi doğrultusunda Jandarma

Okullar Komutanlığınca yapılan talep üzerine Askeri Mahkemece önleme araması

yapılmasına karar verilmiş; bu kararın icrası 6/3/2013 tarihinde

gerçekleştirilmiştir. Bu tarihte düzenlenen arama tutanağında aramaya saat

17.20'de son verildiği, brifing salonu içinde yapılan aramada sahipleri

bilinmeyen çeşitli markalarda cep telefonları ve bir adet haricî belleğin

bulunarak muhafaza altına alındığı belirtilmiştir. Jandarma OkullarKomutanlığınca

7/3/2013 tarihinde el koyma onama kararı verilmesi için Askerî Mahkemeye

başvurulmuş; el koyma işlemi, anılan tarihte ve dolayısıyla yirmi dört saat

içinde Askerî Mahkemenin onayına sunulmuştur. Askerî Mahkemece 8/3/2013

tarihinde el koyma onama kararı verilmiştir.

70. Jandarma Okullar Komutanlığı, 353 sayılı Kanun'un 66.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "teşkilatında

askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri

kurum amiri" niteliğinde olmamakla birlikte anılan fıkrada

gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim kararı alınmadan arama ve zapt

işlemleri yapabilecek makamları düzenlemektedir. Oysa somut olayda Askerî

Mahkemece verilen arama kararına dayalı olarak arama yapıldığı, karargâhlarda

bulundurulması yasak olan ve sahipleri de bilinmeyen cep telefonlarının 353

sayılı Kanun'un 95. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yetkili askerî makam

olan Jandarma Okullar Komutanlığınca muhafaza altına alındığı ve el koyma

kararı verilmesi için yirmi dört saat içinde Askerî Mahkemenin onayına sunulmuş

olduğu, Askerî Mahkemenin de kararını kırk sekiz saat içinde verdiği

anlaşılmıştır.

71. Ayrıca, Askeri Savcılık tarafından başlatılan soruşturma

kapsamında, Askeri Mahkemenin 15/3/2013 tarihli kararıyla, aramada ele

geçirilen cihazlar üzerinde gerekli teknik inceleme yapılmaksızın delil elde

etme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesi

uyarınca, başvurucunun cep telefonunun da aralarında bulunduğu cihazlar

üzerinde arama yapılmasına ve kopya çıkarılmasına, bu kayıtlar çözülerek metin

haline getirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

72. Buna göre başvurucunun brifing salonuna bıraktığı cep

telefonuna el konulması suretiyle gerçekleştirilen müdahalenin kanuni

dayanağının bulunduğu, ayrıca müdahalenin askerî görev ve disiplinini,kamu düzenini tehdit eden nitelikte bir

suçun işlenmesinin önlenmesi meşru amacına yönelik olduğu değerlendirilmiştir.

El koyma işlemlerinin yerine getirilmesinde Anayasa'nın 20. ve 353 sayılı

Kanun’un 66. maddelerinde getirilen güvencelere uyulmuş olduğu anlaşılmış; özel

hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin, anayasal sınırlama sebepleri

çerçevesinde Anayasa ve Kanun ile öngörülen usule göre ve suç işlenmesinin

önlenmesi, suçdelili elde edilmesi meşru amacına

dayalı olarakgerçekleştirildiği, müdahalenin niteliği

ve müdahale ile öngörülen meşru amaç gözönüne

alındığında demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır.

73. Bunun yanında cep telefonuna el konması başvurucunun

mülkiyet hakkına da müdahale oluşturmakla birlikte söz konusu müdahalenin

yukarıda açıklandığı şekildeanayasal sınırlama

sebepleri çerçevesinde Anayasa ve kanun ile öngörülen usule göre ve suç işlenmesinin

önlenmesi, suçdelili elde edilmesi meşru amacına

yönelik ve Mahkeme kararlarına dayalı olarakgerçekleştirildiği,

müdahalenin niteliği ve müdahale ile öngörülen meşru amaç gözönüne

alındığında ölçülü olduğu anlaşılmıştır. Buna göre mülkiyet ve özel hayata

saygı haklarına yönelik bir ihlalin olmadığı açıktır.

74. Açıklanan nedenlerle söz konusu müdahalenin ihlal

oluşturmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Arama ve el koyma tedbirleri nedeniyle özel hayata saygı haklarının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. El koyma tedbiri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

18/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Mehmet TAŞDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3436, 18 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. J. Okll. K.lığı personeli
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 16147/08, 2/3/2010; Juge ve Ducamp/Fransa
  13. A. 1. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3436
Tarih
18 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Muhammet Ömeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/657)
  • Abdulkadir Akan Başvurusu (B. No: 2014/2326)
  • İsmail Çifci Başvurusu (B. No: 2014/52)
  • Mustafa Özyurt Başvurusu (B. No: 2014/2250)
  • Majid Mahmoud Ahmed Aljamal Başvurusu (B. No: 2015/15277)
  • Cengiz Yaşar Başvurusu (B. No: 2014/281)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.