İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Güneş Başvurusu (B. No: 2014/1268)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğa itiraz

Başvuru No2014/1268Tarih17 Mayıs 2016Okuma20 dk · 4.010 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Güneş Başvurusu

Karar tarihi
17 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/1268
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.010 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aştığı, tutukluluğa itiraz

incelemesinde alınan savcılık görüşünün bildirilmediği, yargılama aşamasında

taleplerinin hukuka aykırı olarak kabul edilmediği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/1/2014 tarihinde Antalya

4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/11/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 18/6/2015

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/55743

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında Antalya 8. Sulh

Ceza Mahkemesinin 26/11/2010 tarihli ve 2010/347 Sorgu

sayılı kararı ile dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye

olma suçlarından tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şöyledir:

"Şüphelilerin

üzerlerine atılı suç ile ilgili mevcut delil durumu, bu suç için öngörülen

hapis cezasının süresi gözönüne alındığında

şüphelilerin kaçmaya ve delilleri karartmaya yönelik davranışları bulunduğu

anlaşılmakla..."

8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 15/7/2011

tarihli ve E. 2011/17471 sayılı sayılı iddianamesi ile başvurucunun suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olma, resmî belgede sahtecilik ve (yirmi altı ayrı)

dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı

yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucuya isnat

edilen eylemeler özetle söyledir:

"[Şikâyetçi M.Y.'ye yönelik]: Belçika ... firmasına ait

internet sitesi açarak, Türkiye'deki temsilcisi rolünü üstlenmek suretiyle

şikayetçiye Belçika ... Bankasına ait sahte çeki

vermek suretiyle, iş merkezini bedelsiz olarak kiraladığından...

[Şikâyetçi S.D.'ye ve mağdurlar N.A., A.A., Ş.K.'ye yönelik]: Belçika ... firmasına ait internet sitesi açarak,

Türkiye'deki temsilcisi rolünü üstlenmek suretiyle şikayetçiye Belçika ... Bankasına ait sahte çeki vermek suretiyle, oteli

bedelsiz olarak satın alma sözleşmesi düzenlediğinden... bilirkişi

raporundan çekin resmi evrak niteliğinde olduğu anlaşıldığından...

[Şikâyetçiler M.D., T.D., M.Ş., B.E.Y.,

K.K., E.B., F.P., E.D., Ö.B.S., G.F.D., Y.I.B. ve E.G.'ye

yönelik]: Belçika firması ... Türkiye'deki

yetkilisi olarak tanıtıp, Antalya Havalimanı yolu üzerindekiralanan

iş merkezini ve Konyaaltı'ndaki oteli, referans olarak gösterip, şikayetçi[ler]i, alınan malzemelerin parasının ödeneceği konusunda

güvenini kazanarak dolandırdığından...

[Şikâyetçiler A.G., F.T., Y.Y., G.B.K.,

S.K., Z.D., N.K., M.G., F.B., C.K., A.A.O. ve H.G.'ye

yönelik]: Belçika firması ... Türkiye'deki

yetkilisi olarak tanıtıp, Antalya Havalimanı yolu üzerindekiralanan

iş merkezini ve Konyaaltı'ndaki oteli, referans olarak gösterip, şikayetçi[ler]i, personel olarak işe alıp, ücretini ödemeyerek,

dolandırdığından...

...

Şüpheli M.A., suç

örgütü kurarak, Belçika ülkesinde faaliyet gösteren ... firmasının Türkiye

temsilcisi rolünü üstlenerek, bu firma adına internet sitesi kurarak, ilk önce ... adresinde iş merkezi kiralayıp, pırlanta,mücevher işinde faaliyet gösteren ciddi bir

firma görüntüsü oluşturup, Konyaaltı İlçesinde bir otelin alım satımı vaadi

sözleşmesi ile kiralayarak, suç örgütü faaliyetine başladığı tespit edilmiştir.

Şüpheli M.A., suç

örgütüne; şüpheli Mehmet Güneş'i [başvurucu] üye yaparak, tüm işlemlerinde Avukat T.Y. olarak sahte

kullandırttığı..."

9. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/426 sayılı dosyası

üzerinden yapılan yargılama başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.

10. Başvurucu 31/12/2013 tarihli

celsede tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkeme "üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyetine, tutuklanma tarihine, suçu işledikleri yönünde

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin tam olarak toplanamadığı, atılı

suça yasada öngörülen cezanın üst sınırı göz önünde alındığında tutuklama

tedbirinin orantılı olduğu" gerekçesiyle başvurucunun talebini

reddederek tutukluluğun devamına karar vermiştir.

11. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde karara

itiraz etmiş, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/1/2014 tarihli ve 2014/20

Değişik İş sayılı kararı ile "isnat

edilen suçların niteliği, işleniş şekli ve dava dosyası kapsamına göre suç

delillerinin henüz tam olarak toplanmaması karşısında sanıkların delilleri

karartma ve kaçma şüphelerinin bulunduğu" gerekçesiyle itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

12. Anılan karar 20/1/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

13. Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2014

tarihli celsede başvurucunun 50.000 TL kefaletle (güvence bedeli) tahliyesine

karar vermiş, başvurucu anılan güvence bedelini yatırmadığından tahliye

edilmemiştir. Başvurucunun salıverilmesi için bu güvence bedelinin kaldırılması

talebi, Mahkemece 25/2/2014 ve 20/3/2014 tarihli

celselerde kabul edilmemiştir. Mahkeme 15/4/2014 tarihli celsede ise "katılan, müşteki ve mağdurların soruşturma ve

kovuşturma aşamasındaki beyanları, dosya kapsamı nazara alınarak

... Mehmet Güneş[in] ... suç işledikleri yolunda somut olgular olsa da yargılamanın

bu aşamasından sonra delillerin sanıklar yönünden büyük oranda toplanmış olması

ve tutuklu kaldıkları süre nazara alınarak haklarında adli kontrolün yeterli

olacağı" gerekçesiyle başvurucunun 25.000 TL nakdi güvence

karşılığında tahliyesine, başvurucunun tahliyesi hâlinde yurt dışına çıkmasının

yasaklanması ve pazartesi, çarşamba ve cuma günleri saat 10.00 ile 16.00 arası

ikametgâhlarına en yakın zabıta birimine başvurması şeklinde adli kontrol

altına alınmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu, kararda belirtilen güvence bedelini 25/4/2014 tarihinde yatırmış ve aynı tarihte tahliye

edilmiştir.

15. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlk

Derece Mahkemesinde derdesttir.

16. Başvurucu 30/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun

"Dolandırıcılık" kenar başlıklı 157. maddesi şöyledir:

"Hileli

davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak,

kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar

hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

"

18. 5237 sayılı Kanun’un

"Nitelikli dolandırıcılık" kenar başlıklı 158. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Dolandırıcılık suçunun;

...

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi

kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

...

İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar

hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına

hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40

md.) Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan

hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı

suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz."

19. 5237 sayılı Kanun’un

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan

örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Tutuklama

nedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var

sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa."

21. 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

22. 5271 sayılı Kanun’un

"Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar

başlıklı 104. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin

her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir."

23. 5271 sayılı Kanun’un

"Usul" kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:

"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca

yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin

kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 11/4/2013-6459/15 md.) Duruşma

dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir.

"

24. 5271 sayılı Kanun’un

"İtirazın Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve

araştırma yapılması" kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:

"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ile

cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa

bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde

bunların yapılmasını da emredebilir.

(2) (Ek: 11/4/2013-6459/20

md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itiraz

üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli,

sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içinde görüşünü bildirebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 17/5/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelik

itirazlarının yargılama sürecinde dikkate alınmadığını, Mahkemenin tahkikatın

genişletilmesi ve delil toplanması taleplerini kabul etmediğini, tutukluluğa

yönelik itirazlarının ve tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiğini,

tutukluluğa ilişkin somut bir gerekçenin belirtilmediğini, kaçma şüphesinin

bulunmadığını, tutukluluğun makul süreyi aştığını, yargılamanın özensizce

yürütüldüğünü, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesi sırasında alınan

Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediğini belirterek

Anayasa'nın 19. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;tahliyesine karar verilmesini ve tazminat

hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu

itibarla başvurucunun, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelik itirazlarının

yargılama sürecinde dikkate alınmadığı, Mahkemenin tahkikatın genişletilmesi ve

delil toplanması taleplerini kabul etmediği şikâyetlerinin Anayasa’nın 36.

maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; tutukluluğa yönelik

itirazlarının ve tahliye taleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiği,

tutukluluğa ilişkin somut bir gerekçenin belirtilmediği, kaçma şüphesinin

bulunmadığı, tutukluluğun makul süreyi aştığı, yargılamanın özensizce

yürütüldüğü, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesi sırasında alınan Savcılık

görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediği şikâyetlerinin ise

Anayasa’nın 19. maddesi ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, müştekilerin beyan ve teşhislerine yönelik

itirazlarının yargılama sürecinde dikkate alınmadığını, Mahkemenin tahkikatın

genişletilmesi ve delil toplanması taleplerini kabul etmediğini ileri

sürmüştür.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

31. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§

16, 17).

32. Somut olayda başvurucunun yargılandığı dava, bireysel

başvurunun yapıldığı tarih itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdest olduğu

gibi Anayasa Mahkemesince başvurunun incelendiği tarih itibarıyla da

sonuçlanmamıştır. Başvurucunun, başvuru formunda dile getirdiği müştekilerin

beyan ve teşhislerine yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı, tahkikatın

genişletilmesi ve delil toplanması taleplerinin kabul edilmediği şikâyetlerini

Derece Mahkemelerinde devam eden yargılamada süreçlerinde ve sonrasında temyiz

aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu şikâyetlerin bu aşamalarda

incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede Derece Mahkemelerinin yargılama ve

temyiz süreçleri beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali

şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

33. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve temyiz

mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları tüketilmeden

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Savcılık

Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin itirazın incelenmesi

sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ

edilmediğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı mercine başvurma hakkına

sahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde adil yargılanma hakkının bütün

güvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarına

uygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).

36. Tutukluluk hâlinin devamının veya serbest bırakılma

taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve "çelişmeli

yargı" ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).

37. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulü

haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine

göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir

şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilen

olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliği

ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Bülent

Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, §

70).

38. Tutukluluk hâline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı ve

tutuklu arasında silahların eşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir. Silahların

eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına ulaşabilmesine imkân verilmesini

gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısının görüşlerine etkili bir şekilde

cevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucunun söz konusu belgelere ulaşması

hâlinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini

belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber tarafların beyanlarının

birbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânına sahip

olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan,

B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 76, 77).

39. Tutukluluğa ilişkin verilen kararların itirazının

incelenmesine yönelik usulün belirlendiği 5271 sayılı Kanun’un 270. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca itirazın incelenmesi sırasında savcılık görüşünün

alınması durumunda bu görüşün şüpheli, sanık veya müdafisine bildirilmesi

zorunlu ise de anılan kuralda itirazı karara bağlamakla görevli mercinin savcılık görüşü almasının zorunlu kılınmadığı

görülmektedir.

40. Somut olayda başvurucu, başvuru formu ve eklerinde

tutukluluğun devamı kararlarından hangisine veya hangilerine karşı yaptığı

itiraz(lar)ın incelenmesi

sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine tebliğ edilmediğini

bildirmemiştir. Bu nedenle başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak

bireysel başvuruya konu ettiği Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesince 31/12/2013 tarihli celsede verilen tutukluluğun devamı

kararına yönelik itirazın incelenmesi ile sınırlı bir değerlendirme

yapılmıştır.

41. Başvurucu 31/12/2013 tarihli

celsede verilen tutukluluğun devamı kararına karşı 3/1/2014 tarihinde itiraz

etmiş; itiraza ilişkin ilk incelemeyi yapan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi,

aynı tarihte verdiği karar ile kararında bir isabetsizlik görmeyerek itirazın

incelenmesi için dosyanın Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

42. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 16/1/2014

tarihli ve 2014/20 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazını dosya

üzerinden yaptığı inceleme sonucunda reddetmiştir. Anılan kararda, itiraz

incelemesi sırasında Cumhuriyet savcısının görüşünün yazılı ya da sözlü olarak

istendiğine veya Cumhuriyet savcısının Mahkemeye görüş bildirdiğine dair bir

ibare bulunmadığı gibi UYAP üzerinden yapılan incelemede de bu yönde bir kayda

rastlanmamıştır. Bu itibarla Mahkemece itirazın incelenmesi sırasında Savcılık

görüşü alınmadığı anlaşıldığından silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği

söylenemez.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazın

incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşünün kendisine ya da müdafisine

tebliğ edilmediği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

44. Başvurucu; tutukluluğa yönelik itirazlarının ve tahliye

taleplerinin matbu gerekçelerle reddedildiğini, tutukluluğa ilişkin somut bir

gerekçenin belirtilmediğini, kaçma şüphesinin bulunmadığını, tutukluluğun makul

süreyi aştığını ve yargılamanın özensizce yürütüldüğünü ileri sürmüştür.

Başvurucunun anılan şikâyetleri, açıkça dayanaktan yoksun değildir. Başkaca bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmayan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

45. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

46. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60).

47. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine

rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması

durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman,

§ 61).

48. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını

sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda

belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri

tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu

olgu ve olayların ortaya konması gerekir (Murat

Narman, § 62).

49. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler "ilgili" ve "yeterli"

görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de

incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya

sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte

değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (Murat Narman, §

63).

50. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediği

yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece

ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi

gerekir (Murat Narman, §§ 64,

65).

51. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

52. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber

tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın

tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecede

kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek

ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir. İtiraz

veya temyiz mercinin, itiraz veya temyiz incelemesine

konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda buna

ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli

karar hakkına aykırılık teşkil etmez (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, §§ 70,

71).

53. Somut olayda başvurucu 26/11/2010

tarihinde tutuklanmış, yargılandığı davada 15/4/2014 tarihli celsede 25.000 TL

nakdi güvence karşılığında (adli kontrol ile) tahliyesine karar verilmiştir.

Başvurucu, adli kontrol kapsamında belirlenen güvence bedelini yatırdığı 25/4/2014 tarihinde serbest bırakılmıştır. Buna göre

başvurucu 26/11/2010 ile 25/4/2014 tarihleri arasında

3 yıl 4 ay 29 gün süreyle "bir suç isnadına bağlı olarak" hürriyetinden

yoksun kalmıştır.

54. Başvurucunun yargılanmakta olduğu Antalya 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2011/426 sayılı dosyasında 24/8/2011,

14/9/2011, 12/10/2011, 30/11/2011, 27/1/2012, 22/2/2012, 20/3/2012, 8/5/2012,

7/6/2012, 5/7/2012, 31/7/2012, 19/10/2012, 20/11/2012, 18/12/2012, 17/1/2013,

12/2/2013, 12/3/2013, 9/4/2013, 7/5/2013, 30/5/2013, 27/6/2013, 23/7/2013,

19/9/2013 ve 10/10/2013 tarihli celselerde

"atılı suçların vasıf ve mahiyetine, tutuklanma tarihlerine göre" başvurucunun

tutukluluğunun davamına karar verilmiştir.

55. Mahkeme, bu süre içinde 12/4/2012

tarihli celsede herhangi bir gerekçe açıklamaksızın tutukluluğu devam ettirmiş;

28/9/2012 tarihli celsede başvurucunun tahliye talebini reddederken önceki

gerekçelerin yanı sıra "müşteki sayısına

ve delillerin tam olarak toplanmamasına" dayanmış; 20/8/2013

tarihli celsede ise "suçun vasıf ve

mahiyeti, delil durumu, kaçma şüpheleri" gerekçeleriyle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

56. Mahkemece yargılamanın devamında 7/11/2013,

5/12/2013 ve 31/12/2013 tarihli celselerde başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar verirken bu kez "atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, tutuklanma tarihleri, suçu işledikleri yönünde kuvvetli suç

şüphesinin bulunduğu, delillerin tam olarak toplanamadığı, atılı suça yasada

öngörülen cezanın üst sınırı göz önünde alındığında tutuklama tedbirinin

orantılı olduğu" gerekçelerine dayanılmıştır.

57. Mahkeme 30/1/2014 tarihli celsede

başvurucunun 50.000 TL güvence bedeli ile tahliyesine karar vermiş ise de

başvurucu güvence bedelini yatırmadığından tahliye edilmemiştir. Mahkeme 25/2/2014 ve 20/3/2014 tarihli celselerde aynı ara kararının

geçerli olduğunu belirtmekle birlikte 7/11/2013 tarihli celsedeki gerekçeleri

aynen tekrarlayarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar

vermiştir. 15/4/2014 tarihli celsede 25.000 TL'ye

indirilen güvence bedeli başvurucu tarafından 25/4/2014 tarihinde yatırılmış ve

başvurucu bu tarihte tahliye olmuştur.

58. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilirler. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi

gerekir (Burhan İsmailoğlu, B.

No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

59. Her ne kadar bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya

birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar

tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekse de özellikle belli bir süre

geçtikten sonra tutuklamanın devamına karar verilirken davanın genel durumu

yanında tahliyesini talep eden kişinin özel durumunun dikkate alınması ve bu

anlamda tutukluluk gerekçelerinin kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi Avcı, § 84).

60. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Mahkemece,

başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde 24/8/2011 ile 10/10/2013 tarihleri arasında yapılan yirmi

dört celse boyunca hiçbir somut olguya yer verilmeksizin yalnızca suçun vasıf

ve mahiyetine değinildiği; 28/9/2012 tarihli celsede buna ilaveten müşteki

sayısına ve delillerin tam olarak toplanmamasına dayanıldığı; 20/8/2013 tarihli

celsede ise kaçma şüphesine atıf yapıldığı görülmektedir. Mahkeme 12/4/2012 tarihli celsede herhangi bir gerekçe

açıklamaksızın tutukluluğu devam ettirmiştir. Mahkemenin 7/11/2013

tarihinden sonra ise bu gerekçelere ilaveten isnat edilen suçlara ilişkin ceza

miktarına göre tutuklamanın orantılı olduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır.

61. Mahkemenin tutuklama nedenlerine ilişkin olarak herhangi bir

kişiselleştirme yapmaksızın genel olarak tüm celselerde aynı gerekçeleri

tekrarladığı ve bu gerekçelerin gerek kuvvetli suç şüphesi yönünden gerekse

tutuklama nedenleri yönünden somut olguya dayanmadığı görülmektedir. Mahkemece

verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte

değildir. Somut olaydaki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin 3

yıl 4 ay 29 günlük tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterli olduğu

söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun

özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında anılan tutukluluk süresi

makul olarak değerlendirilemez.

62. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı şikâyeti yönünden Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

63. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

64. Başvurucu, tahliyesine karar verilmesiyle birlikte tazminat

hakkının saklı tutulmasını talep etmiştir.

65. Başvuruda, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar

verilmiştir. Başvurucu hakkında tahliye kararı verilmekle (bkz.§§ 13, 14)

tutukluluk hâli sona ermiştir.

66. Başvurucu tazminat hakkını saklı tuttuğunu ifade etmekle

birlikte sonraki süreçte herhangi bir tazminat talebinde bulunmamıştır. Bu

nedenle tazminata ilişkin bir karar verilmesi mümkün görülmemiştir. Bu durumda

ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

67. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğa itiraz incelemesinde savcılık görüşünün

bildirilmediğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Mehmet GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1268, 17 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu
  12. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak
  13. C. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya
  14. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Paksüt
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1268
Tarih
17 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Taşdemir Başvurusu (B. No: 2013/3436)
  • Muhammet Ömeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/657)
  • Abdulkadir Akan Başvurusu (B. No: 2014/2326)
  • İsmail Çifci Başvurusu (B. No: 2014/52)
  • Mustafa Özyurt Başvurusu (B. No: 2014/2250)
  • Majid Mahmoud Ahmed Aljamal Başvurusu (B. No: 2015/15277)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.