İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Binnaz Demirbaş ve Haydar Ceylan Başvurusu (B. No: 2014/13419)

1. Başvuru; işkence sonucunda elde edilen delillere dayanılarak

Başvuru No2014/13419Tarih7 Mart 2018Okuma26 dk · 5.217 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Binnaz Demirbaş Ve Haydar Ceylan Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/13419
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.217 kelime·26 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; işkence sonucunda elde edilen delillere dayanılarak

mahkûmiyet kararı verilmesi,lehe olan bulgu ve

delillerin dikkate alınmaması, temyiz dilekçesinde ileri sürülen itirazların

onama kararında karşılanmaması ve onama tarihi itibarıyla dava zamanaşımının

dolmuş ve yargılamanın uzun sürmüş olması nedenleriyle adil yargılanma hakkı

ile suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlıkgörüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)üzerinden temin edilen ek bilgilere göre

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvuruya Konu Asıl

Davaya İlişkin Yargılama Süreci

8. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesince

18/4/1999 tarihinde Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist ve Türkiye İşçi

Köylü Kurtuluş Ordusu (TKP/ML-TİKKO) gençlik örgütlenmesine yönelik oprasyonlar yapılmış, başvurucularBinnaz

Demirbaş ve Haydar Ceylan aynı tarihte Gazi Mahallesi İstiklal Caddesi

üzerindeki otobüs durağında şüphe üzerine gözaltına alınmıştır. Her iki

başvurucu da 25/4/1999 tarihinde tutuklanmış ve 14/2/2007 tarihinde tahliye

olmuştur.

9. Başvuruculardan Binnaz Demirbaş kollukta müdafiinin

yokluğunda vermiş olduğu beyanında örgüt üyesi olduğunu kabul etmiş ve örgütün

amacı doğrultusunda çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına ait yerlere molotof atma, bomba koyma, cadde ve sokaklara pankart asma

vb. eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin bilgi vermiştir. Ayrıca yapılan ilk

sorgusunda bildirmiş olduğu kişi ve adresler üzerinde yapılan aramalarda on bir

adet dinamit lokumu ve bir adet tabanca ele geçirilmiştir.

10. Başvuruculardan Haydar Ceylan da kollukta müdafiinin yokluğunda vermiş olduğu beyanında örgüt içinde

yer aldığını kabul etmiş, ilişkide bulunduğu diğer örgüt üyeleri ve katılmış

olduğu -molotof atma, bomba koyma, pankart asma vb.-

eylemlere ilişkin bilgi vermiştir.

11. Her iki başvurucu da daha sonra Savcılık ve sorgu

hâkimliğinde vermiş oldukları beyanda ve yapmış oldukları savunmalarında

kollukta verdikleri beyanlarının işkence altında alındığını ileri sürmüşlerdir.

12. Başvurucu Haydar Ceylan hakkında gözaltına alındığı tarihten

sonra düzenlenen 19/4/1999 tarihli Adli Tıp raporuna göre başvurucunun sol göz

kapağında ve sol omzunda çürükler; 22/4/1999 tarihli rapora göre sağ kaşında ve

burnunun sol kısmında kabuk bağlamış iki yara, sol omzunda kabuk bağlamış

yüzeysel bir yara ve 25/4/1999 tarihli rapora göre de sağ kaşında ve burnunun

sol kısmında yaralar bulunmaktadır.

13. Başvurucular hakkında 3/6/1999 tarihli iddianame ile yasa

dışı silahlı örgüte üye olmak suçlamasıyla İstanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde 1999/752 Esas sayılı dava açılmıştır.

14. Her iki başvurucu da Mahkemeye 3/3/2000 tarihinde yazılı

beyanda bulunmuşlardır. Başvurucu Binnaz Demirbaş beyanında özetle TKP/ML-

TMLGB örgütüne üye olduğunu kabul etmekle birlikte gözaltında iken kolluk

görevlilerinin filistin askısı, tazyikli su tutma,

buza yatırma, cinsel taciz, silah dayama, ölüm ile tehdit etme gibi işkenceler

uygulandığını iddia etmiştir. Başvurucu işkence altında kaldığını,

gerçekleştirdiği eylemleri ve malzemelerin bulunduğu evi göstermekle kalmayıp

okumadan imzaladığını, beyanlarında katılmadığı eylemleri üstlendiğini ve

tanımadığı kişileri de örgüt üyesi olarak kabul etmek zorunda kaldığını

bildirmiştir. Başvuruculardan Haydar Ceylan ise gözaltında iken uygulanan

işkence nedeniyle kollukça düzenlenen ifade tutanağını kabul etmek zorunda

kaldığını, örgütle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını bildirmiştir.

15. Başvurucular, işkenceye uğradıkları iddiasını 6 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesindeki yargılamada dile getirmişlerdir. Mahkemece yapılan

yargılama sonucunda 22/5/2002 tarihli karar ile her iki başvurucunun da Türkiye

Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya

ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük Millet Meclisini

ıskata veya vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs etme suçu nedeniyle idam

cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

16. Hüküm başvurucular tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 9.

Ceza Dairesi 17/4/2003 tarihli karar ile başvuruculardan Haydar Ceylan ve sanık

V.İ.D. vekilinin doktor ve adli tabip raporlarına dayanarak işkence iddiasıyla

suç duyurusunda bulunmalarına rağmen bu hususun araştırılmaması ve parmak izine

dair raporlara yönelik sanık müdafilerinin itirazları uyarınca Adli Tıp Kurumu

Başkanlığından yeniden rapor alınmadan karar verilmesi nedeniyle ilk derece

mahkemesi kararını bozmuştur.

17. Bozma üzerine yargılamaya İstanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde devam edilirken 16/6/2004 tarihli ve 5190 sayılı Kanun'un geçici

1. maddesi ile bu mahkemelerin yetkilerine son verilmiş ve aynı Kanun'un geçici

2. maddesi gereğince dava dosyası İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

18. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 25/272012 tarihli karar ile

başvurucuların Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını

tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Türkiye Büyük

Millet Meclisini ıskata veya vazifesini yapmaktan mene cebren teşebbüs etme

suçu nedeniyle ayrı ayrı müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar

vermiştir. Gerekçeli kararın başvuruculara ilişkin kısmı şöyledir:

"İstanbul DGM Başsavcılığı 1999/971

hazırlık numarası üzerinden yürütülen soruşturma ile sanıkların TKP/ML-TİKKO

(konferans) Terör örgütünün üyesi ve bir kısım sanıkların yöneticisi oldukları

ve iddianamede sayılan eylemlerin gerçekleşmeleri nedeniyle örgüt üyeliğinden

ve devletin birliğini bozma ve anayasal düzeni ortadan kaldırma suçunu

işledikleri iddiasıyla cezalandırmaları isteğmyle

kamu davası açılmışmahkememizde yapılan yargılama

sonunda 22/05/2002 tarihinde 1999/752 E.2002/111K sayılı kararı ile hüküm kurulmuştur.Yargıtay 9. Ceza dairesi 30/04/2003 tarihinde

2002/2623 E, 2003/606K. Sayılı ilamı ile sanık BİNNAZ DEMİRBAŞ 'ın son duruşmaya getirilmemesi, iddianamede yargılamadakonusu yapılmayan bir kısım eylemlerin hükmü

esas alınması, zabıt Mümzisi tanıkların dinlenmemiş

olması, sanıklar HAYDAR CEYLAN ve [V.İ.D.nin] işkence iddialarının araştırılmamış olması, emniyet

müdürlüğünün düzenlemiş olduğu parmak izi ekspertiz raporunun adli tıp kurumu

başkanlığından yeniden rapor alınarak itirazların bertaraf edilmemesi

gerekçeleriyle mahkememiz kararı bozulmuştur.Yargıtay

bozmasından sonra yapılan yargılamada dosyadaki tutanaklardaki zabıt Mümzisi tanıkların tamamına yakını tanık sıfatıyla

dinlenmiş ayrıca adli tıp kurumundan 26 Şubat 2009 tarihinde parmak izlerinin

sanıklar BİNNAZ DEMİRBAŞ ve [S.S.ye]

ait olduğuna yönelik emniyet ekspertiz raporu gönderilerek yeniden rapor

alınmış raporda parmak izlerinin bu iki sanığa ait olduğu yani önceki hükme

esas teşkil eden emniyet raporunun doğru olduğu görülmüştür. İşkence iddiasında

bulunan sanık [V.İ.D.nin] yaşı nedeniyle dosyası tefrik edilerek çocuk

mahkemesine gönderilmiş sanık HAYDAR CEYLAN'ın

işkence iddiasının araştırılmasında gerek dosyasındaki sanığa ait doktor

raporlarında gerek zabıt Mümzisi beyanılarında

gerekse diğer belgelerden işkence iddiasının ciddiliğinigösterir

delillere ulaşılamamıştır.

TKP/ML-TİKKO terör ögütü

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzenini kırsaldan başlattığı 'silahlı

halk savaşı' başlattığı diye nitelediği terör faaliyetleri ile anayasal düzeni

yıkarak yerine Marksist-Leninist ideolajiye dayalı

bir anayasal düzen kurmayı nihai amaç olarak hedeflediği bu nihai amaç için

terör faaliyetlerinde bulunduğu ve terör örgütü olduğu dosyadakiemniyet

müdürlüğü yazılarından kesinleşmiş mahkeme kararlarından bilinen bir

gerçekliktir.

...

Sanık BİNNAZ DEMİRBAŞ 18/04/1999 günü SELDA

AKSOY ismine düzenlenmiş sahte kimlikle yakalandığı yakalama tutanağıyla

sabittir. Sanığın sahte kimlikle dolaşmasının nedeni sanığın savunmalarında

belirttiği yine dosyamızdaki sanıkla ilgili sabıka kaydından ve ceraim evraklarından anlaşıldığı üzere terör örgütüne

ilişkin bir kısım eylemlere karıştığı ceza aldığı ve bu cezadan kurtulmak için

sahte kimlikle dolaştığı anlaşılmaktadır. Sanığın bu eylemleri iddianamede

yargılama konusu yapılmadığı için dosyamızda bu eylemleri tartışılmamıştır.

Sanığın Marmara üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon bölümünde

öğrenci olduğu sırasında 1993 yılındaterör örgütü

üyeleriyle tanıştığı [Z.B.K.]

isimli terör örgütü üyesinin tepkileriyle TKP/ML -TİKKO ya sempati duymaya başladığı

takip eden süreçte TMLGB '(Türiye Marksist -lenilist Gençlik Birliği )'nin

kurucuları arasında olduğunu ve İstanbul İl Komitesi sekreteri olarak görev

aldığı bu süreçte daha sonrada evlendiği Bergama ceza evinde TİKKO üyeliğinden tutuku bulunduğu sürede tanıtığı

[Ş.K.T.K.nin]

talimatlarıyla yaptığı örgüt içerisinde Sinem , Sevinç, Ayşe ve Derya kod

isimlerini kullandığı anlaşılmıştır. Sanığın yargılama sonunda 11/07/1998

tarihinde Bağcılar yolu üzerinde 118/A sayılı yere 'ÖLÜM ORUCU SAĞ ŞEHİTLERİ''

in hesabını soracağız".TKP/ML-TMLGB şeklinde

bomba süsü verilmiş örgütü ait pankart astığı, 11/07/1998 günü aynı yerde 124 nolu Türk Ticaret Bankasına molotof

atılması olayına karıştığı, 11/07/1998 günü aynı adreste 22 nolu

Türk Ticaret Bankasına molotof kokteyli atılması

olayı yukarıdaki üç olayı gerçekleştirdikten sonra örgüt adına yasadışı korsan

gösteriye katıldığı, 21/11/1998 günü Sarıyer Tarabya polis karakoluna bomba

konulması ve 'KOMİNİST ÖNDER MEHMET DEMİRBAĞ YOLDAŞ ve KARADENİZ ŞEHİTLERİNİN

HESABINI SORACAĞIZ TKP/ML -TİKKO' imzalı pankart asılma olayının talimatını

verdiği, 18/01/1999 tarihinde Fatih İlçesi Karagümrük polis karakoluna bomba

koyulması olayına karıştığı 01/02/1999 tarihinde Marmara üniversitesi Göztepe

kampüsündeki polis otosunun devamlı parkettiği yere

diğer sanık HAYDAR CEYLAN ve 3. bir kişiyle bomba koyduğu polis otosu geldikten

sonra uzatan kumanda butonuna bastıkları ancak bombanın patlamadığı güvenlik

güçleriyle bombanın etkisiz hale getirildiği şeklinde gerçekleşen olaya

katıldığı, 22/01/1999 günü Fatih Kocamustafa Paşa

Küçük Hamam mevkii Vezir Caddesi No 24 sayılı yere molotof

atılması olayına katıldığı, 03/03/0999 tarihinde Ümraniye İlçesi Ihlamır Köyü mahallesinde Petrol Köyü Caddesi NO 58 /2

sayılı yerde bulunan MHP Partisi Belde teşkilatı binasına bomba konulması ve

örgüt ismi olan TKP/ML-TİKKO imzalı pankart asılması olayına katıldığı,

22/02/1999 günü Ümraniye Ihlamurkuyu mahallesindeki

İlçe Jandarma bölük komutanlığına bomba konulması olayına katıldığı 22/11/19998

tarihinde Kadıköy ilçesi Hasırbaşı caddesi [İ.M.

AŞ.] bomba konulması TİKKO imzalı pankart

asılması olayına karıştığı, 1999 yılı içerisinde Eyüp ilçesi Yeşilpınar Polis karakoluna bomba konulması ve Maltepe

İlçesi Küçükyalı'dabulunan [T.] isimli şirkete bomba konulması olaylarının

talimatlarını verdiği sanığın yukarıda sayılan eylemlerden 01/02/1999 günü,

22/11/1998 günü olaylarla ilgili parmak izinin tesbit

edildiği gerek emniyet ekspertiz raporu gerekse adli tıp raporuyla sabit olduğu

anlaşılmıştır. Sanığın TKP/ML -TİKKO terör örgütünün TMLGB İl komitesi

içerisinde sekreter sıfatıyla ve terör örgütünün üniversiteler komitesi Marmara

Üniversitesi Üniversite sorumlusu olarak verdiği talimatlarla ve yukarıda

yazılanları bizzat gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle eylemlerin nitelik ve nehametleri göz önüne alındğında

toplumda kaos oluşturarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya ya da değiştirmeye yönelik eylemler olduğu açıktır.

Sanık HAYDAR CEYLAN 1998 yılında TKP/ML-TİKKO

isimli terör örgütü üyesi [C.A.]

isimli kişinin kendisini yönlendirmesiyle "ÖZGÜR GELECEK" isimli

terör örgütüne müzahir yayın yapan dergiyi okumaya başlayarak terör örgütüne

sempati duymaya başladığı daha sonra terör örgütünün TMLGB ismiyle kurulan

bünyesinde yer aldığı EMRE, ÖZCAN, POLAT kod isimlerini kullanarak gizliliği

sağlamaya çalıştığı SARIGAZİ semt komitesinde görev aldığı anlaşılmıştır. Sanık

05/07/1998 günü Kadıköy-Kozyatağı Atatürk caddesi

üzerinde bulunan [G.]

bankamatiğine molotof atılması olayına bizzat

karıştığı, 11/07/19998 günü Güngören Bağcılar Caddesi no

118 sayılı yerde bulunan Türk Ticaret bankası ve aynı yerde bulunan

[İ.B.ye] molotof

atılması ve TİKKO yazılıp pankart asılması olayını gerçekleştirdiği, 25/07/1998

günü Üsküdar Fatih mahallesi E-6 üst geçidine pankart asılması olayını

gerçekleştirdiği 01/11/1998 günü Kağıthane -Talatpaşa

caddesi H. bankamatiğine molotof atılması ve zaman

ayarlı bomba bırakılması eylemine katıldığı, 19/10/1998 günü Üsküdar Emniyet

Mahallesinde yaya üst geçidine TİKKO örgütünün pankartının asılması olayına

katıldığı, 24/10/1998 günü Üsküdar Küçük Çamlıca'da bulunan [C.] kamyonuna benzin dökülerek yakılması olayına

karıştığı 21/11/1998 günü Sarıyer İlçesi'nde bulunan Tarabya polis karakolunun

arka duvarına parça tesirli bomba konulması ve bombanın patlaması nedicesi maddi hasar meydana gelen olaya bizzat katılması

21/11/1998 günü Fatih-Balat polis karakoluna bomba konulması ve maddi hasar

meydana gelmesi şeklinde meydana gelen olaya katıldığı, 22/11/1998 günü Kadıköy

Hasırbaşı caddesi no 55

sayılı yerde faaliyette bulunan [İ.M. AŞ.ye] zaman ayarlı bomba konulması ve pankart asılması

olayına katıldığı 22/01/1999 günü Fatih Kocamustafa

Paşa Vezir Caddesi no 24 sayılı iş yeri önüne korsan

gösteri ve pankart asılması olayına karıştığı, 01/02/999 günü sanık BİNNAZ

DEMİRBAŞ ile birlikte Marmara Üniversite Göztepe kampüsü'ne

Polis otosunun bulunduğu yere bomba bırakılması bombayı patlatmak için uzaktan

kumanda butonuna basıldığı ancak bomba patlamadan emniyet güçleriyle etkisiz

hale getirildiği 10/02/1999 günü Ümraniye Sarıgazi de bulunan bomba süsü

verilmiş pankart asılması olayı, 22/02/1999 günü Ümraniye Ihlamırkuyu

nda bulunan ilçe jandarma komutanlığına bomba

konulması ve pankart açılması 03/03/1999 günü Ümraniye MHP teşkilatına bomba bıraklması eylemini gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.

22/04/1999 tarihindeki ifadesinde yukarıda

sayılan olayları ikrar ettiği halde daha sonra bu ifadesinin zorla alındığını

ve işkence gördüğünü iddia etmiştir. Sanığın işkence gördüğüne yönelik

iddiaları Yargıtay Bozmasından sonra dinlenen zabıt mümzileri

ile ifade verdiği zamandaki dosyada bulunan doktor raporları ve diğer

belgelerden araştırılmış ancak sanığın işkence gördüğüne yönelik şüpheyi

gösterir bilgi ve belgelere ulaşılamamıştır. Sanığın diğer sanık BİNNAZ

DEMİRBAŞ ile aynı otobüs durağında birlikte yakalandıkları tutanakla sabittir.

Sanık savunmalarında bu sanığı da tanımadığını bildirmesine karışın ifadesinin

bu yönüne de itibar edilemeyeceği açıktır. Sanık diğer sanıklar BİNNİZ DEMİRBAŞ

ve [C.D.] ile birlikte hareket

ettiği hatta BİNNAZ DEMİRBAŞ ın daha önce aldığı

cezadan kurtulmak için SEVDA AKSOY sahte kimliğini kullandığını bilmesi

yukarıda saydığı eylemlere katıldığını tekrar etmesi hazırlık savunmasıın doğru olduğu kanaatine varılmıştır Zira

dosyamız arasında bulunan 26 Şubat 2009 tarihli adli fiziki ihtisas dairesi

raporundan da olaylarda parmak izi bulunan BİNNAZ DEMİRBAŞ ve [S.S.ye] ait olduğunu bildirmesi yine sanığın bu rapordaki

oluşa uygun şekilde hazırlık savunması verdiğini yani hazırlık savunmasının

doğru olduğu kovuşturma aşamasında suçtan kurtulmak için Afaki işkence

iddiasında bulunduğu ve inkar savunması yaptığı kanaati mahkemede oluşmuştur.

Sanığın bu konuda sayılan eylemleri nitelik

itibariyle toplumda kaos oluşturarak Türkiye Cumhuriyetinin anayasasını ortadan

kaldırarak ve yerine marksis lemininst

düşünceye sahip bir anayasal düzen kurma mahiyet itibariyle uygun eylemler

olduğu bu nedenle sanığın devletin anayasal düzenine karşı suç işlediği

açıktır."

19. Hüküm temyizedilmiş ve Yargıtay 9.

Ceza Dairesinin 19/6/2014tarihli kararı ile onanmıştır.

B. Başvurucu Haydar

Ceylan'ın Gözaltında İşkence ve Kötü Muameleye Uğradığı İddiasına İlişkin

Yargılama ile AİHM'e Yapılan Başvuru Süreci

20. Başvurucu Haydar Ceylan'ın vekili, başvurucunun gözaltında

bulunduğu sırada işkence ve kötü muameleye uğradığı iddiasıyla kolluk

görevlileri hakkında şikâyette bulunmuştur. Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı

25/8/2003 tarihli iddianame ile kolluk görevlileri H.İ. ve M.Ö. hakkında

gözaltında iken başvurucuya kötü muamelede bulundukları iddiasıyla kamu davası

açmıştır.

21. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun müştekisi olduğu

işkence iddialarına ilişkin yapmış olduğu yargılama sonucunda 1/12/2006 tarihli

kararı ile davazamanaşımının geçmesi nedeniyle sanık

kolluk görevlileri hakkında düşme kararı vermiştir.

22. Başvurucular Haydar Ceylan ve Binnaz Demirbaş, uzun

tutukluluk nedeniyleAvrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin, aradan geçen uzun süreye rağmen

yargılamanın sonuçlanmamış olması nedeniyle Sözleşme'nin 6. maddesinin ve

başvuruculardan Haydar Ceylan gözaltı sırasında polis karakolunda işkence ve

kötü muameleye maruz kaldığı ve ilgili kolluk görevlileri hakkında açılan kamu

davasının zamanaşımı nedeniyle etkisiz kaldığı iddiasıyla Sözleşme'nin 3., 6.

ve 13. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine (AİHM) sırasıyla 8/12/2006 ve 15/2/2007 tarihinde başvurmuşlardır.

23. Yapılan başvuru hakkında AİHM, 9/12/2008 tarihinde

başvurucuların ikisiyönünden Sözleşme'nin 5/3, 5/4/,

5/5, 6/1 ve 13. maddelerinin ve sadece Haydar Ceylan yönünden Sözleşme'nin 3.

maddesinin esas ve usul yönünden ihlal edildiğine karar vermiştir. İlgili

kararın özet çevirisinde, Haydar Ceylan'ın 18/4/1999 tarihinde gözaltına

alındığı, şahsın gözaltına alınmadan önce muayene edilmediği, buna karşılık

gözaltına alındıktan sonra 19/4/1999 tarihinde sabaha karşı yapılan doktor muayenesinde

sırtında, sol göz kapağında ve sol omzunda çürükler tespit edildiği, benzer

hususların 22/4/1999 ve 25/4/1999 tarihli doktor raporlarında da tespit

edildiği belirtilmiştir. Anılan kararda AİHM, başvurucunun sağlam olarak

gözaltına alınmış olduğunu, gözaltında meydana gelen yaralanmalarınnasıl

meydana geldiğine ilişkin Hükûmetin makul bir açıklama getirme yükümlülüğünün

bulunduğunu, hâl böyle iken devletin 19/4/1999 tarihli rapordaki yaralara

ilişkin açıklamasının ikna edici olmadığı ve daha sonra alınan 22/4/1999 ile

25/4/1999 tarihli raporlarda tespit edilen yaralanmalarailişkin

herhangi bir açıklamasının da bulunmadığı saptamasını yapmıştır. AİHM bu

saptamadan sonra gözaltında tutulurken meydana gelen yaralanmaların Hükûmetinsorumluluğunu taşıdığı bir muamele sonucunda

meydana geldiğini kabul ederek Sözleşme'nin 3. maddesinin esas bakımından ihlal

edildiğine karar vermiştir. AİHM ayrıca, başvurucunun mağdur olduğunu ileri

sürdüğü eylemlerin Savcılıkça işkence olarak nitelendirilmesine rağmen kolluk

görevlileri hakkındaki yargılamaya dava zamanaşımı gerçekleştiğinden son

verilmesi nedeniyle Sözleşme'nin 3. maddesinin usul açısından da ihlal

edildiğine karar vermiştir. AİHM ayrıca, yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedeniyle Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ihlal edildiğine ve her bir başvurucuya manevitazminat

ödenmesine karar vermiştir.

24. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19/6/2014 tarihli kararının

başvuruculara tebliğine ilişkin dosya içinde belge ve bilgi bulunmadığı ve ilk

derece mahkemesince kesinleştirme işleminin 31/7/2014 tarihinde yapıldığı

dikkate alınarak 25/7/2014 tarihli bireysel başvuru süresinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

25. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Türkiye Cumhuriyeti

Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya

ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e

cebren teşebbüs edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum

olur. ''

26. 765 sayılı mülga Kanun’un 59. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Kanuni tahfif

sebeplerinden ayrı olarak mahkemece her ne zaman fail lehine cezayı

hafifletecek takdiri sebepler kabul edilirse ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis

cezası yerine müebbet ağır hapis ve müebbet ağır hapis yerine 30 sene ağır

hapis cezası hükmolunur.''

27. 4/11/2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Kanunlarda öngörülen

"ağır hapis" cezaları, "hapis" cezasına dönüştürülmüştür.''

28. Olay tarihinde yürürlükte olan 4/4/1929 tarihli ve 1412

sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 135/A maddesi şöyledir:

"İfade verenin ve sanığın beyanı özgür iradesine

dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, zorla ilaç

verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar

uygulama gibi iradeyi bozan bedeni veya ruhi müdahaleler yapılamaz.

Kanuna aykırı bir menfaat vaat edilemez.

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler

rıza olsa dahi delil olarak değerlendirilemez."

29. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''İfade

alma ve yasak usuller'' kenar başlıklı 148. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''(1)Şüphelinin ve

sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü

davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma,

bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

(3)Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza

ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan

ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından

doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak

yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak

Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.''

2. Yargısal İçtihatlar

30. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 5/5/2011 tarihli ve

E.2010/30146, K.2011/6501 sayılı kararınınilgili

kısmı şöyledir:

"...Türkiye Cumhuriyeti

Anayasası'nın 4709 Sayılı Kanun ile değişik 38/6 maddesi uyarınca 'Kanuna

aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.' hükmü ile

5271 sayılı CMK.nun 148/4. ve 5. fıkralarında yer

alan 'Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme

huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”

ve “Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı

ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılabilir.'

hükümlerine aykırı şekilde sanığın başkaca kesin, yeterli, inandırıcı ve hukuki

kanıtlarla desteklenmeyen kolluk anlatımının hükme esas alınarak sanığın atılı

suçlardan beraati yerine yazılı şekilde

cezalandırılmasına karar verilmesi [doğru olmadığından BOZULMASINA karar

verilmiştir.]''

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

31. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

32. AİHM, bariz bir şekilde keyfî olmadıkça belirli bir kanıt

türünün kabul edilebilir olup olmadığına veya aslında başvurucunun suçlu olup

olmadığına karar vermenin kendi görevi olmadığını kararlarında ifade

etmektedir. AİHM, kanıtların elde edilme yöntemi de dâhil olmak üzere

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını ve Sözleşme’deki

bir hakkın ihlali söz konusu ise tespit edilen ihlalin niteliğini inceleme

konusu yapmaktadır (Jalloh/Almanya [BD], B. No:

54810/00, 11/07/2006, § 95; Desde/Türkiye, B. No:

23909/03, 1/2/2011, § 125; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya, B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, §

699).

33. Ayrıca ikrarın kişinin hür iradesine dayalı olup olmadığının

kovuşturma aşamasında çelişmeli bir usulle yargılama makamı tarafından

irdelenip değerlendirilmiş olması da gereklidir. Dahası özellikle sanığın

soruşturma aşamasındaki ikrarını, kötü muamele veya işkence altında verdiğini

belirterek hâkim önünde reddetmesi hâlinde işin esasına geçilmeksizin öncelikle

bu konunun açıklığa kavuşturulması gerekli olup aksi yöndeki uygulamalar,

hakkaniyete uygun yargılama hakkı bakımından önemli eksiklik oluşturur (Güneş/Türkiye, B. No: 28490/95, 19/6/2003,

§ 91).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 7/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiası

ve Bakanlık Görüşü

35. Başvurucular, işkence edilerek kollukta alınan ifadelerinin

mahkûmiyete esas alındığını ve bu ifadenin işkence altında alındığının tespiti

için yapmış oldukları itirazların Mahkemece reddedildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca

yargılamada lehe olan delillerin dikkate alınmadığını, tutanak mümzilerinin olayın üzerinden uzun zaman geçtikten sonra

tanık sıfatıyla verdikleri beyanların sağlıklı olmadığını ve işlendiği iddia

edilen eylemlerin herhangi bir kamu görevlisi veya kişiye yönelik şiddet

içermediğinden bu eylemlerin iddianamede belirtilen anayasal düzeni

değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya elverişli olmadığını, bu itibarla araç

suçların müstakil olarak ele alınarak dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı

verilmesi gerektiğini, hâl böyle iken Mahkemenin yaptığı geniş yorumla kanun

koyucunun iradesine aykırı bir sonuca ulaştığını ve bu hususlara ilişkin temyiz

itirazlarının Yargıtay onama kararında karşılanmadığını belirterek adil

yargılanma hakkı ile suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

36. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti" kenar

başlıklı 36. maddesi şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

37. Anayasa'nın ''Suç ve

cezalara ilişkin esaslar" kenar başlıklı 38. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Hiç kimse kendisini ve

kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda

delil göstermeye zorlanamaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil

olarak kabul edilemez.''

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların anılan iddialarının tamamınınadil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

40. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin ortaya

çıkarılmasıdır. Ancak bu amacın gerçekleştirilmesi için yapılan araştırma

faaliyetleri sınırsız değildir. Maddi gerçeğin hukuka uygun bir şekilde ortaya

çıkarılması, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesi için gereklidir.

Bu bakımdan ceza yargılamasında hukuka uygun yöntemlerle delil elde edilmesi,

hukuk devletinin temel ilkelerinden sayılmaktadır. Bu kapsamda Anayasa'nın 38.

maddesinin altıncı fıkrasında da kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların

delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır (Orhan Kılıç,. [GK], B. No: 2014/4704,

1/2/2018, § 42).

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş; ancak, hakkaniyete uygun

yargılanma hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36.

maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Dolayısıyla

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının hakkaniyete

uygun yargılanma güvencesini dekapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

42. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerli

olup olmadığını veya delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa

Mahkemesinin görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup

olmadığının değerlendirilmesidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

43. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

44. Ancak bu yönüyle Anayasa Mahkemesinin görevi, belirli delil

unsurlarının kanuna uygun şekilde elde edilip edilmediklerini tespit etmekten

ziyade bu türden "kanuna aykırılığın" Anayasa'da korunan başka bir

hakkın ihlali ile sonuçlanıp sonuçlanmadığını ve bu "kanuna

aykırılığın" bir bütün olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini

incelemektir (Yaşar Yılmaz, B. No:

2013/6183, 19/11/2014, § 46). Bu yapılırken delillerin elde edildiği

koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup

doğurmadığının dikkate alınması gereklidir (Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 61).

45. Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınan

hakların etkili bir şekilde korunması gereklidir. Bu itibarla işkence ve kötü

muamele yasağına aykırı eylemler sonucunda elde edilen delillerin kullanılması

da yargılamanın adilliğine yönelik ciddi sorunlar ortaya çıkarır. Zira işkence

ve kötü muamele sonucunda elde edilen delillerin kabul edilebilirliğine karar

verilmesi, mutlak surette yasaklanan işkence ve kötü muameleye yönelik bir

tolerans olarak değerlendirilme ve bu noktada ilgili kamu görevlilerinin bu yöntemlere

başvurmalarını teşvik gibi sonuçlar doğurabilir (Güllüzar Erman, § 64).

46. Özetle hüküm kurulurken işkence, insanlık dışı ve onur

kırıcı muamele ile toplanan delillere dayanılması hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı ile bağdaşmamaktadır. Öte yandan ikrar içeren ifadelerin müdafi huzurunda

alınmış olması da önemli olup müdafinin hazır bulunmadığı ifadelerin hükme esas

alınabilmesi için kovuşturma aşamasında bu ifadelerin baskı altında alınıp

alınmadığını kontrol edecek yeterli mekanizmaların mevcut olup olmadığı hususu

önem kazanmaktadır (Güllüzar Erman, §§ 65, 67).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

(1) Haydar Ceylan Yönünden

47. Başvurucu Haydar Ceylan'ın gözaltına alındıktan sonra ve

emniyette tutulduğu sırada fiziki cebir ve işkenceye uğradığı dosya içinde

bulunan adli tabip raporlarıve AİHM kararıyla maddi

bir vakıa hâlini almıştır.

48. Başvurucu; polisler tarafından düzenlenen "kendisini ve

bazı kişileri suçlayıcı ifadeler içeren" tutanakları imzalamak zorunda

kaldığını ifade etmiş, soruşturma evresinden itibaren bu beyanların kendine ait

olmadığını belirtip itiraz etmiştir.

49. Gerekçeli kararda başvurucu Haydar Ceylan'ın örgüt üyeliği

ve bu örgüt üyeliği çerçevesinde örgüt tarafından gerçekleştirilen bir çokmolotof atma,bombalama ve

pankart asma olaylarına iştirak ettiği saptamasında bulunulmuşsa da isnat

edilen eylemlerin dayanağı olarak 22/4/1999 tarihinde gözaltındaki kolluk

beyanı gösterilmektedir. İlk derece mahkemesi başvurucunun gözaltında bulunduğu

sıradaişkence gördüğü iddiasını bu yönde yeterli

şüpheyi gösterir bilgi ve belgelere ulaşılamamasınedeniyle

lehe değerlendirmeye tabi tutmamıştır.

50. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme

yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye ait olmakla birlikte somut

olayda, mahkûmiyete esas alınan delillerin gözaltındaki beyana dayalı olduğu,

anılan beyanların işkence ile elde edildiği hususunun yukarıda açıklandığı

üzere AİHM kararı ile sabit olduğu, bu karar gözönünde

tutulmadan yapılan yargılamada hukuka aykırılıkların bir bütün olarak

yargılamanın hakkaniyetini zedelediği, delillerin elde edildiği koşulların,

onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurduğu ve Mahkeme

huzurunda başvurucu tarafından doğrulanmayan beyanlara ilişkin "kanuna

aykırılıkların" yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal

eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.

51. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varıldığından başvurucunun makul sürede yargılanma hakkı haricindeki

adil yargılanmaya ilişkin ihlal iddiaları incelenmemiştir.

52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

(2) Binnaz Demirbaş

Yönünden

53. Başvurucu Binnaz Demirbaş, işkence edilerek kollukta alınan ifadesininmahkûmiyete esas alındığını ve bu ifadenin

işkence altında alındığının tespiti için yapmış oldukları itirazların Mahkemece

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

54. Somut olayda başvurucu kolluk beyanlarının baskı ve işkence

ile alındığını ileri sürmekle birlikte İstanbul 6 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesine sunmuş olduğu 3/3/2000 havale tarihli dilekçede örgüt üyesi

olduğunu, örgütün amacı doğrultusunda 7/11/1998 tarihinde pankart asmaya ve

korsan gösteriye katıldığını, 25/7/1998 tarihinde üst geçide pankart asma ve

Marmara Üniversitesi kampüsündeki çevik kuvvet otobüsüne bomba koyma fiillerini

işlediğini kabul etmiştir.

55. Başvurucunun iddianameye konu bir kısım fiil yönünden

kolluktaki beyanınınişkence altında alındığını iddia

etmesine rağmen bu fiilleri işlediğini Mahkeme huzurunda da kabul ettiği, ele

geçen patlayıcı madde ve tabancaya ilişkin tutanaklar, bir kısım olaya ilişkin

parmak izi ile laboratuvar incelemeleri sonucu düzenlenen bilirkişi raporları

ile yukarıda açıklanan ilkeler nazara alındığında derece mahkemelerinin

kararlarındaki gerekçe ve kabule göre yasak sorgu yöntemi ile elde edilen

delillerdeki hukuka aykırılıkların bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini

etkilemediği kanaatine varılmıştır.

56. Başvurucunun işlediği iddia edilen fiillerin bir bütün

olarak anayasal düzeni değiştirme veya ortadan kaldırma suçunu veya her birinin

müstakil bir suç sayılıp sayılmayacağı ve toplanan delillerin takdirine ilişkin

iddiaları, mahkemelerce delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

57. Öte yandan başvurucu Yargıtay onama kararının temyiz

itirazlarını karşılamadığını ileri sürmüşse de incelenen kararda gösterilen

gerekçenin kanun yolu merciince uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli

karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

59. Başvurucular yargılamanın on beş yılı aşan bir sürede

tamamlanamaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

60. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

61. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

62. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

63. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yargılamanın AİHM tarafından

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair kararın verildiği

9/12/2008 tarihinden sonra yaklaşık 5 yıl 6 ay 10 günlük yargılama süresinin

makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

65. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme

sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar

verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

66. Başvurucular yargılamanın yenilenmesi ve her biri için olmak

üzere 250.000 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

67. Başvurucu Haydar Ceylan yönünden hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ve her iki başvurucu yönünden makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

68. Başvurucu Haydar Ceylan yönünden hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere (Kapatılan) İstanbul14. Ağır Ceza Mahkemesinin yerine

bakan mahkemeye (E.2003/153, K.2012/111) gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

69. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

70. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Başvurucu Haydar Ceylan yönünden hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Başvurucu Binnaz Demirbaş yönünden hakkaniyete uygun

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

3. Her iki başvurucu yönünden makul sürede yargılanma hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Başvurucu Haydar Ceylan yönünden

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere (Kapatılan) İstanbul 14.

Ağır Ceza Mahkemesinin yerine bakan mahkemeye(E.2003/153, K.2012/111)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle net 6.000TL

manevi tazminatın başvuruculara ayrı ayrı ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucular

:

1. Binnaz

DEMİRBAŞ

2. Haydar

CEYLAN

Vekili

:

Av. Gülseren

GÜNAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13419, 7 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuruya Konu Asıl
  7. B. Başvurucu Haydar
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Hakkaniyete Uygun
  13. B. Makul Sürede
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  16. B. 1. Başvurucu Haydar Ceylan yönünden hakkaniyete uygun
  17. C. Kararın bir örneğinin Başvurucu Haydar Ceylan yönünden
  18. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Yıldırım
  21. Kömürcü
  22. Akıncı
  23. Topal
  24. Demirbaş
  25. Ceylan
  26. Günay
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13419
Tarih
7 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • E.a.ö. ve M.y. Başvurusu (B. No: 2015/16032)
  • Zülfü Gürgöz Başvurusu (B. No: 2015/1188)
  • Hikmet Kale Başvurusu (B. No: 2015/2683)
  • Abbas Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/749)
  • Bedih Durmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5534)
  • Süleyman Aslan Başvurusu (B. No: 2015/17978)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.