İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Bekdemir Başvurusu (B. No: 2014/15163)

1. Başvuru; gözaltında müdafi yokluğunda ve işkence altında

Başvuru No2014/15163Tarih25 Ocak 2018Okuma13 dk · 2.544 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Bekdemir Başvurusu

Karar tarihi
25 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/15163
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.544 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltında müdafi yokluğunda ve işkence altında

alınan ifadelerin mahkûmiyete esas alınması, özel statülü mahkemece yapılan

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1977 tarihinde doğmuş olup olayların gerçekleştiği

tarihte İstanbul'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu ve yanındaki bir kişinin sokaktaki durumlarından

şüphelenilerek üzerilerinde arama yapılması sonucu

bir tabanca ile TKP/ML-TİKKO silahlı terör örgütüne ait bağış makbuzu ve pankart

ele geçirilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 13/3/1998

tarihinde gözaltına alınmıştır.

10. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul Devlet Güvenlik

Mahkemesi (DGM) Şube Müdürlüğü Adli Tabipliğinin 20/3/1998 tarihli raporunda

başvurucunun muayenesinde herhangi bir darp, cebir izi bulunmadığı

belirtilmiştir.

11. Örgütün Esenler-Bağcılar semt komitesinde görev alma, yasa

dışı gösteri yapma, yasa dışı pankart açma, işyerlerinden vergilendirme adı

altında tehditle para toplama eylemleriyle suçlanan başvurucu; gözaltı

süresinde müdafi olmaksızın verdiği ifadesinde bir kısım iddiaları kabul

etmiştir. Sonrasında DGM Cumhuriyet Başsavcılığındaki müdafi yardımı almaksızın

verdiği ifadesinde kollukta baskı altında ifade verdiğini, ifadesini okumadan

imzaladığını belirterek hiçbir delili ve suçlamayı kabul etmediğini beyan

etmiştir.

12. Başvurucu, DGM'de müdafi huzurundaki sorgusunda kolluktaki

ifadesini işkence altında verdiğini, baskıdan kurtulmak için teşhis yaptığını

belirterek kolluk ifadesini reddetmiş; Savcılık ifadesini ise kabul etmiştir.

Başvurucu 20/3/1998 tarihinde TKP/ML-TİKKO silahlı terör örgütünün sair efradı

olmak suçundan tutuklanmıştır.

13. Başvurucu hakkında, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının

1/5/1998 tarihli iddianamesiyle TKP/ML-TİKKO silahlı terör örgütünün üyesi olma

ve 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer

Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından kamu davası açılmıştır. Ayrıca

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/9/2002 tarihli ek iddianameyle başvurucu

hakkında yağma suçundan birden çok kez cezalandırılması talebinde

bulunulmuştur.

14. Başvurucu, kovuşturma evresinde de kolluktaki ifadesinin

işkenceyle elde edildiğini belirterek ifadesini kabul etmemiştir.

15. İstanbul 4 No.lu DGM nezdindeki 28/12/1998 tarihli celsede

tanıklar A.K. ile M.N.ye başvurucuyu fotoğraflardan açıkça teşhis ettikleri

fotoğraf teşhis tutanağı okunmuştur, tanıklar yaptıkları teşhisleri DGM

huzurunda da doğrulamışlardır.

16. Dosyanın devredildiği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK 250. madde ile görevli) (Mahkeme) 8/4/2009 tarihli kararıyla başvurucunun

örgütün sair efradı olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Mahkeme;

mahkûmiyete sanıkların kolluk ve savcılık ifadelerini, yüzleştirme ve teşhis

tutanaklarını, ekspertiz raporlarını, ele geçirilen silahı ve örgütsel

dokümanları esas aldığını gerekçesinde ifade etmiştir.

17. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 8/6/2010 tarihli kararıyla

hüküm, örgüt adına vahamet arz eden olayların fiilen gerçekleştirildiği,

dolayısıyla eylemlerin anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçunu oluşturduğunun gözetilmediği gerekçesiyle başvurucu yönünden

bozulmuştur.

18. Mahkeme 30/4/2013 tarihli kararıyla bozmaya uyarak

başvurucunun diğer sanıklarla birlikte silahlı terör örgütünün üst düzey

sorumlusu olduğunun, örgütün talimatları doğrultusunda eylemler yaptığının,

sanıkların emniyet ve savcılık ifadeleri, teşhis ve yer gösterme tutanakları,

yakalanan silah ve örgütsel dokümanlar ve dosyadaki diğer tüm mevcut

delillerden anlaşıldığını belirterek silahlı terör örgütünün yöneticisi olarak

anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan neticeten

müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

19. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15/5/2014 tarihli kararıyla

hüküm onanmıştır.

20. Karar, başvurucuya 12/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 18/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Yavuz Arslan, B. No: 2014/16433,

9/11/2017,§§ 27-40).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Müdafi Yardımından

Yararlanma Hakkıyla Bağlantılı Olarak Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygun

yürütülmediğini, gözaltında avukata erişim imkânından yararlandırılmadığı

sırada baskı altında imzalanan ancak içeriği kabul edilmeyen ifadelere

dayanılarak mahkûmiyetine karar verildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkının güvencelerinden olan müdafi yardımından faydalanma hakkıyla bağlantılı

olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

28. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32). Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesini

sağlamaktadır. İddiaya karşı savunma hakkı tanınmadığı sürece silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi

gerçeğe ulaşılması da mümkün değildir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 69; Yavuz Arslan, § 47).

29. Savunma hakkının sağladığı “güvenceler” esasen adil

yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin

gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olması

nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Anılan hükümde,

herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle savunma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Savunma hakkı tanınmadan kişilerin cezalandırılması,

Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesine de uygun

değildir. Bu nedenle savunma hakkının sağlanmadığı bir yargılamanın adil

olduğundan söz edilemez (Yusuf Karakuş ve diğerleri,

§ 70; Yavuz Arslan, §48).

30. Şüpheli ve sanığa salt savunma hakkının tanınması yeterli

değildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen

“meşru vasıta ve yollar"dan yararlandırılması da gerekir. Şüpheli ve

sanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta ve yollardan en

önemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Diğer bir ifadeyle müdafi

yardımından yararlanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşru

vasıta ve yollar" kavramının

kapsamındadır. Bu itibarla müdafi yardımından yararlanmanın adil yargılanma

hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortaya

çıkmaktadır. Dolayısıyla suç isnadı altındaki kişi, adil yargılanma hakkı

kapsamında kendisini bizzat

savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 72; Yavuz Arslan, §49).

31. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde; bir suç ile

itham edilen herkesin kendisini bizzat

savunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma, eğer avukat tutmak

için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için

gerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak

yararlanabilme hakkı düzenlenmiştir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 73; Yavuz

Arslan, §50).

32. Anılan hakkın ilke olarak şüphelinin kolluk tarafından ilk

kez sorgulanmasından itibaren sağlanması gerekir. Şüpheliye kolluk tarafından

ilk kez sorgulanmasından itibaren avukata erişim hakkı sağlanması, kendisini

suçlamama ve susma hakları yanında genel olarak da adil yargılanma hakkının

etkili bir koruma işlevine sahip olması bakımından gereklidir. Çünkü bu aşamada

elde edilen deliller, yargılama sırasında söz konusu suçun hangi çerçevede ele alınacağını

belirlemektedir. Özellikle delillerin toplanması ve kullanılması aşamasında

cezai yargılamaya ilişkin mevzuat giderek daha karmaşık hâle geldiğinden

şüpheliler, ceza yargılamasının bu evresinde kendilerini savunmasız bir durumda

bulabilir. Belirtilen savunmasızlık hâli, ancak bir müdafinin hukuki yardımı

ile gereği gibi telafi edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, §§

118, 135; Sami Özbil,

B. No: 2012/543, 15/10/2014, § 64).

33. Sanık, olay hakkında doğrudan doğruya bilgiye sahiptir.

Dolayısıyla sanığın beyanlarının olayın aydınlatılması bakımından son derece

önemli bir delil niteliğinde olduğu açıktır. Bu bakımdan suç isnadı altındaki

kişinin müdafi hazır bulunmadığı hâlde kendini suçlayıcı beyanlarda bulunup

bulunmadığı, bu itirafların aleyhinde kullanılıp kullanılmadığı, susmasından

mahkemece olumsuz sonuçlar çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine herhangi bir

baskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda değerlendirilmelidir. Bir ceza

davasında kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suç

isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilen

delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Avukata erişimi

sağlanmayan sanığın kolluktaki ikrarının mahkûmiyet kararında kullanılması

durumunda savunma hakkına telafi edilmez biçimde zarar verilmiş olacaktır.

Soruşturma evresinde elde edilen ikrarın kötü muamele ve işkence altında

verildiği belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu husus

irdelenmeksizin ikrarın dayanak olarak kullanılması önemli bir özen eksiklikliğidir (Yusuf

Karakuş ve diğerleri, § 79; Yavuz

Arslan, §52).

34. Müdafi yardımından yararlanma hakkı mutlak değildir. Bu

hakkın istisnai hâllerde sınırlandırılması mümkündür. Zorunlu sebeplerin ortaya

çıkması hâlinde bu hak kısıtlanabilir. Avukat erişiminin sağlanmamasına

istisnai olarak zorunlu sebeplerin gerekçe gösterilmesi durumunda bile böylesi

bir kısıtlama şüphelinin/sanığın adil yargılanma bağlamında güvence altına

alınan haklarına zarar vermemelidir (Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 118, 137). Müdafi yardımından

yararlanma hakkı bakımından önemli olan, yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında şüphelinin/sanığın müdafi yardımından etkili bir biçimde

yararlanmış olmasıdır. Ancak avukata erişim yönünden getirilen kısıtlama

yargılamanın sonraki aşamalarında telafi edilmiş ise savunma hakkı ihlal

edilmiş sayılmaz (Yusuf Karakuş ve

diğerleri, § 78; Yavuz Arslan,

§53).

35. Bireysel başvuru incelemelerinde ölçü norm Anayasa'dır, bu

durumda kanuna uygunluk denetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle kanuna dayalı

olarak avukata erişimin kısıtlanması yönündeki uygulamanın Anayasa'ya uygun

olduğu anlamına gelmez. Müdafi yardımından yararlanma hakkının Anayasa'nın 36.

maddesini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesinde yargılamanın bütünlüğü

içinde somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır. Anayasa

Mahkemesi de daha önce şüphelilerin devlet güvenlik mahkemelerinin görev

alanına giren suçlar yönünden müdafi yardımından faydalandırılmamasının

mevzuattan kaynaklanan bir uygulama olduğunu tespit etmiş (Aligül Alkaya ve diğerleri, § 144, Sami Özbil, § 71; Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 48)

ancak müdafi yararlanma hakkının sonradan telafi edilmediği gerekçesiyle ihlal

kararları vermiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 127-145, Sami Özbil, §§

56-76; Aynur Avyüzen,

B. No: 2014/784, 27/10/2016, §§ 37-58; Veli

Özdemir, B. No: 2014/785, 27/10/2016, §§ 39-62).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

36. Somut olayda başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada devlet

güvenlik mahkemelerinin görev alanına giren suçlar yönünden kural olarak müdafi

yardımından yararlanması, ancak belli bir aşamadan sonra mümkün olmaktadır.

18/11/1992 tarihli ve 3842 sayılı Kanun’un eklenen 31. maddesiyle gözaltında

bulundurmaya ve müdafi yardımından yararlanmaya ilişkin yeni düzenlemelerin

devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda uygulanmayacağı,

bunlar hakkında değişiklik yapılmadan önceki 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı

mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hükme

bağlanmıştır. Başvurucunun gözaltında tutulduğu tarihlerde anılan mevzuat,

gözaltı süresinde avukata erişim imkânını tanımamaktadır. Başvurucunun

belirtilen şartlarda 13/3/1998 ile 20/3/1998 tarihleri arasında gözaltında tutulduğu

görülmektedir.

37. Başvurucuya isnat edilen suçlar kapsamındaki eylemlere

ilişkin değerlendirmede, başvurucunun gözaltında müdafi olmaksızın elde edilen

beyanlarının da delil olarak kabul edildiği görülmektedir. Ancak başvurucu

yargılamanın ileriki aşamalarında müdafi yardımından yararlandırılmıştır.

Ayrıca başvurucuya isnat edilen bazı eylemlere ilişkin olarak tanıkların

yaptıkları teşhisleri Mahkeme huzurunda da doğruladıkları (bkz. §15) ve yine

adli raporda başvurucuda herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığının

belirtildiği (bkz. §10) tespit edilmiştir. Mahkeme; mahkûmiyete sanıkların

kolluk ve savcılık ifadelerini, yüzleştirme ve teşhis tutanaklarını, ekspertiz

raporlarını, ele geçirilen silahı ve örgütsel dokümanları da esas alımıştır. Dolayısıyla başvurucunun müdafi olmaksızın

alınan kolluktaki ifadesinin mahkûmiyeti için tek ve belirleyici biçimde kanıt

olarak kullanılmadığı, sonraki aşamalarda sağlanan müdafi yardımı ve yargılama

usulünün diğer güvencelerinin soruşturmanın başında başvurucunun savunma

hakkına verilen zararı telafi ettiği anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma

hakkıyla bağlantılı olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Diğer

İhlal İddiaları

1. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

39. Başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesiyle görevli mahkemede yeniden yargılanmasının kanuni

hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:

2013/6068, 18/11/2015, §§ 47-52). Başvurucunun iddiası bakımından farklı bir

sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ileri

sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

44. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34)

45. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29)

46. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki 16 yıl 2 aylık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

30.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

50. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

51. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 27.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı

olarak hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 27.700 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2010/269, K.2013/105) yerine bakan Mahkemeye

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

Bülent

BEKDEMİR

Vekilleri

:

1. Av. Meral

HANBAYAT

2. Av. Ümit

SİSLİGÜN

3. Av. Mehmet Ali KIRDÖK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15163, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Müdafi Yardımından
  9. B. No: 2014/784, 27/10/2016, §§ 37-58; Veli
  10. B. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamındaki Diğer
  11. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  12. A. 1. Müdafi yardımından yararlanma hakkıyla bağlantılı olarak
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Bekdemir
  19. Hanbayat
  20. Sisligün
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15163
Tarih
25 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Serdar Eren Başvurusu (B. No: 2014/6885)
  • Erdal Parlak Başvurusu (B. No: 2014/8236)
  • Mehmet Hasip Şenalp Başvurusu (B. No: 2014/2889)
  • Davut Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/14147)
  • Fazilet Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/16667)
  • Hakan Olğun Başvurusu (B. No: 2014/15588)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.