İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakan Olğun Başvurusu (B. No: 2014/15588)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2014/15588Tarih25 Ocak 2018Okuma13 dk · 2.688 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hakan Olğun Başvurusu (2)

Karar tarihi
25 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/15588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.688 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucuya verilen hücreye koyma disiplin cezası nedeniyle işkence ve kötü

muamele yasağı ile ifade özgürlüğünün; avukat yardımından yararlandırılmama

nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu, başvuru tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümlü olarak bulunmaktadır.

Başvurucu, başvuru formunun ekinde 12/5/2011 tarihli sağlık kurulu raporunu

sunmuştur. Söz konusu raporda; başvurucuya antisosyal

kişilik bozukluğu teşhisi konulduğu, mevcut durumuna ek olarak duygu durum

bozukluğu veya davranım bozukluğu ortaya çıktığında ayakta tedavi görebileceği

belirtilmektedir.

11. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde Kuruma hitaben bir dilekçe

yazmıştır. Dilekçesinde şu ifadelere yer vermiştir:

"Rahatsızlığım

nedeniyle revire çıkmak istiyorum, keyfinize göre beni Perşembe gününe

bırakamazsınız, haddinizi bilin ırkçılık, ayrımcılık yapmayın, yazılarım sizi

rahatsız ediyorsa heryere diklekçe

yazmaya ve başvuru yapmaya devam edeceğim, seni daha önce uyardım bunun için

tedavimi engelleyemezsin Perşembe'ye bırakamazsın keyfine göre"

12. Söz konusu dilekçesinin sonuna şu şekilde bir not düşmüştür:

"Perşembeye kalırsam burada sorun çıkar ben hastayım ırkçı beni anladın

mı?"

13. Kurum Disiplin Kurulu 21/05/2014 tarihli kararı ile

dilekçedeki ifadelerinde Kurum görevlilerine hakaret ve tehditte bulunduğu

gerekçesiyle başvurucuya "on beş gün hücreye koyma" cezası vermiştir.

Başvurucu hakkında daha önce verilmiş başka bir disiplin cezası bulunduğundan

bir üst ceza uygulanmıştır.

14. Kurum, disiplin cezasının infazına başlanabilmesi için kanun

gereği İnfaz Hâkimliğinden onama talebinde bulunmuştur. Tekirdağ 1. İnfaz

Hâkimliği 23/9/2014 tarihinde disiplin cezasını onamıştır. Başvurucu, disiplin

cezasının iptali istemiyle İnfaz Hâkimliğine şikâyet başvurusu yapmıştır.

Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliği 14/7/2014 tarihinde, verilen kararda usul ve yasaya

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir.

15. Başvurucu ret kararına itiraz etmiş, Tekirdağ 2. Ağır Ceza

Mahkemesi 21/8/2014 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. Ret kararı

başvurucuya 11/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 12/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(j) bendi şöyledir:

“(2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma

cezasını gerektiren eylemler şunlardır ... j) Kurum görevlilerine hakaret veya

tehditte bulunma ...”

18. Aynı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Bir eylemden dolayı verilen disiplin cezası kesinleştikten

sonra bu cezanın kaldırılması için gerekli süre içinde yeniden disiplin

cezasını gerektiren bir eylemde bulunan hükümlü hakkında, her defasında bir üst

ceza uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hükümlü ve

tutukluların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) yer alan temel hak

ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahip olduğunu pek çok kararında

yinelemiştir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §

69). AİHM, hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de Sözleşme kapsamında

koruma altında olduğunu belirtmiştir (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003, §§ 126-145; Tapkan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 66400/01,

20/9/2007, § 68).

20. AİHM; mahkûmların diğer mahkûmlarla görüşmesinin

yasaklanmasının güvenlik, disiplin veya önleyici tedbirlerin gerektirdiği

koşullarda Sözleşme'nin 3. maddesinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini

belirtmiştir (Öcalan/Türkiye, B.

No: 46221/99, 12/5/2005, § 191). Dolayısıyla güvenlik nedeniyle ya da

disiplinin sağlanması kaygısıyla veya ayrı tutulan kişiyi diğerlerinden korumak

kaygısıyla ceza infaz kurumlarında tutulan kişilerin diğerleriyle görüşmesinin

engellenmesi tek başına insanlık dışı muamele veya cezalandırma anlamına gelmez

(Van Der Ven/Hollanda,

B. No: 50901/99, 4/2/2003, § 51; Ilaşcu ve diğerleri/Moldova

ve Rusya [BD], B. No: 48787/99, 8/7/2004, § 432).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 25/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İfade Özgürlüğünün

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, Kuruma verdiği dilekçesindeki ifadeleri nedeniyle

on beş gün hücreye koyma cezası verilmesi ile bu ceza nedeniyle koşullu

salıverme süresinin ertelenmesinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade

özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde, başvucunun

dile getirdiği şikâyetlerin Anayasa'nın 26. maddesinde tanımlanan düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyetine ilişkin olduğunun değerlendirildiği

belirtilmiştir. Bakanlık tarafından, başvurucu hakkındaki hücreye koyma

cezasının 9/10/2014 ile 24/10/2014 tarihleri arasında infaz edildiği, bu

cezanın 5275 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre kaldırılma tarihinin 24/10/2015

olması nedeniyle disiplin cezasının koşullu salıverme tarihi 17/1/2018 olan

başvurucunun koşullu salıverme tarihi ve imkânına herhangi bir etkisinin

bulunmadığı ifade edilmiştir.

24. Yine Bakanlık görüşünde; başvurucuya verilen disiplin

cezasının Kurumda düzenin ve disiplinin sağlanması meşru amacını taşıdığı,

başvurucunun başka disiplin cezasının da bulunması nedeniyle müdahalenin

ölçüsüz olduğunun söylenemeyeceği belirtilerek başvurucunun ifade özgürlüğünün

ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlık

görüşünde belirtilen değerlendirmeleri kabul etmediğini belirterek başvuru

dilekçesindeki beyanlarını ve taleplerini tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin özünü, aldığı disiplin cezası

oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu yöndeki iddialarının da Anayasa'nın

26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

27. Kuruma hitaben yazdığı dilekçede kullandığı ifadelerden

dolayı başvurucuya disiplin cezası verilmiştir. Söz konusu disiplin cezası

başvurucunun ifade özgürlüğüne müdahale teşkil etmektedir.

28. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

29. Disiplin cezası verilmesi suretiyle yapılan müdahalenin

dayanağı olan 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

30.Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar ölçülülük ilkesi göz ardı

edilmeden sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Yusuf Çabuk, B. No: 2013/8858, 23/3/2016, § 28). Somut başvuruda,

başvurucuya disiplin cezası verilmesine ilişkin kararın suçun önlenmesi ve

disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı anlaşılmıştır.

31. Meşru amaç taşıdığı görülen müdahalenin demokratik toplumda

gerekli ve ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Anayasa

Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne

anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. Buna göre temel hak

ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve

başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B.

No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

32. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir

Coşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No:

2013/409, 25/6/2014, §§ 96-98; Tansel Çölaşan,

§§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72). Bu sebeple başvurucuya verilen disiplin cezasının ulaşılmak istenen

meşru amaçla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.

33. İfade özgürlüğünün “herkes”e

tanındığı dikkate alındığında yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumuna

kapatılmış bulunan bir hükümlü olan başvurucunun da herkes gibi bu özgürlükten

yararlanacağı açıktır. Bununla birlikte disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye

yönelik hukuki düzenlemeler olmadan bir ceza infaz kurumunda düzen sağlanması

da düşünülemez. Yine bir kimsenin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayanarak

ceza infaz kurumuna kapatılmasındaki amaç da -onu özgürlüğünden mahrum etmek

yanında- cezasının infazı bittikten sonra infaz dönemindeki çalışmalarla

yeniden topluma kazandırılmasıdır (Özkan

Kart, B. No: 2013/1821, 5/11/2014, § 50).

34. İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları 5275 sayılı

Kanun’un sekizinci bölümünde düzenlenmiş; bu çerçevede uygulanacak disiplin suç

ve cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları aynı

Kanun’un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Kanun’daki disiplin suç ve

cezaları yönünden genel hüküm niteliğindeki bu madde uyarınca bu Kanun

kapsamındaki bir disiplin suçunun oluşabilmesi ve cezasının uygulanabilmesi

için sadece her bir disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların

gerçekleşmesi yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi

gerekmektedir. 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesine göre hükümlü hakkında ceza

infaz kurumunda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin

sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını

emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal

ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanun’da belirtilen

disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).

35. Somut olayda başvurucu, revire çıkma talebini dile getirmek

üzere bir dilekçe yazmıştır. Dilekçede yer alan ve ceza infaz kurumlarındaki

düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde sonuç doğurabilecek veya

eyleme dönüşebilecek ifadelerin disiplini bozabileceği, ceza infaz kurumu

güvenliği yönünden tehlike oluşturabileceği ve bu nedenle disiplin cezası

yaptırımına bağlandığı kabul edilmelidir. Bu bağlamda ceza infaz kurumlarındaki

güvenliği veya disiplini bozabilecek ifadelerin disiplin müeyyidesine

bağlanması, tek başına ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurmayacaktır (Murat Karayel, B. No: 2013/5444, 6/1/2016,

§ 51)

36. Ceza infaz kurumlarında düzeni ve güvenliği bozabilecek veya

olaylara yol açabilecek tehditlere veya tehdide yönelik ifadelere karşı daha

hassas olunması gerekmektedir. Disiplin cezasına konu ve tehdit oluşturan

eylemin sadece dilekçedeki ifadelerden ibaret olması da bu durumu değiştirmemektedir.

Dolayısıyla somut başvuruda söz konusu müdahalenin demokratik toplumda gerekli

olduğu sonucuna varılmıştır.

37. Demokratik toplumda gerekli olan bir müdahalenin aynı

zamanda ulaşılmak istenen amaçla da ölçülü olması gereklidir. Somut olayda

başvurucu, “on beş gün hücreye koyma” cezası ile cezalandırılmıştır.

Dilekçedeki ifadelerinden özellikle "Perşembeye

kalırsam burada sorun çıkar." ifadesinin tehdit içerdiği ve

kurumun düzeni ve güvenliğinin sağlanması ile yakından ilgili olduğu görülmektedir.

Başvurucunun daha önce almış olduğu başka

bir cezanın

kaldırılması için gerekli süre içinde disiplin cezasını gerektiren eylemlerinin

tekrar ettiği görüldüğünden verilen disiplin cezasının kurumun düzeninin ve

disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale olduğu

söylenemez.

38. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, hasta olmasına rağmen hücre cezası verilmesinin

işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu;

revir günü olduğu hâlde revire çıkartılmadığını, hastaneye sevk edildiğini ve

kendisine iğne yapıldığını, bu durumun da hasta olduğunu gösterdiğini

belirtmiştir.

40. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında kimseye

işkence, eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan

muamele ve cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiştir.

41. Ceza infaz kurumunda tutulan kişilerin hücre hapsine

alınması ya da diğer tutulanlardan ayrılması tek başına Anayasanın 17.

maddesine aykırı bir durum oluşturmamaktadır. Disiplinin sağlanması, güvenlik

gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla

bu tür uygulamalar yapılabilmektedir (Ahmet

Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017, § 22).

42. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarını değerlendirirken

başvurucular tarafından yapılan somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte

koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu kapsamda önlemlerin şiddeti,

amacı ve bireyler için sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini

kabul etmiştir (Turan Günana,

§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin

niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi

değerlendirilmelidir. Somut olayda başvurucu mahkûm olduğu cezayı yüksek

güvenlikli kurum olan F tipi ceza infaz kurumunda infaz etmekteyken kurum

görevlilerine hakaret ve tehdit eylemi nedeniyle hücre cezasına çarptırılmış

olup hasta olmasına rağmen hücre cezası verilmesinin işkence ve kötü muamele

yasağını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

43. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek

hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunların birçoğu ceza infaz

kurumunun idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği

gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir.

Bu bağlamda başvurucuların sadece hücreye konulmasına ilişkin iddialar kötü

muamele yasağı çerçevesinde incelenebilirse de başvurucuların iddialarının

yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemiş

birtakım karinelerden oluşması gerekmektedir (Ahmet

Yeter, § 39). Somut başvuruda başvuru formunda yer alan bilgi ve

belgelerde, hücre cezasının uygulanma koşullarının cezanın niteliğinden

kaynaklanan acı ve ızdırabın ötesinde başvurucunun

özel durumu yönünden kötü muamele teşkil ettiğine ilişkin herhangi bir somut

olgu yer almamaktadır (Ahmet Yeter,

§ 40). Başvuru formu ekinde başvurucunun antisosyal

kişilik bozukluğu bulunduğuna dair sağlık raporu sunulmuş olmakla birlikte aynı

raporda mevcut durumuna ek olarak duygu durum bozukluğu veya davranım bozukluğu

ortaya çıktığında ayakta tedavisinin mümkün olduğu da belirtilmiştir. Nitekim

başvurucu -kendi beyanına göre- hastaneye sevk edilmiş ve kendisine gerekli

tedavi uygulanmıştır. Yine başvurucu tarafından, sağlık raporunda belirtilen

hastalığının ne şekilde hücre cezasını kendisi yönünden kötü muamele seviyesine

getirdiği konusunda -soyut iddiası dışında- herhangi bir açıklama da

yapılmamıştır.

44. Hücreye koyma cezası 5275 sayılı Kanun'un 44. maddesinde

düzenlenmekte, bu cezayı gerektiren fiil ve davranışların neler olduğu tek tek

sayılmaktadır. Bu kapsamda ikili bir ayrım yapılarak 1 ile 10 gün ve 11 ile 20

gün arası hücreye koyma cezası gerektiren disiplin cezalarının neler olduğu

açıkça belirtilmektedir. Aynı Kanun'un 48. maddesinde de başvurucunun hakları

ve disiplin cezasının infazına ilişkin düzenlenen hususlar ile hangi durumlarda

bir üst ceza uygulanacağı yer almaktadır. Başvurucunun ileri sürdüğü şikâyet,

dilekçesindeki ifadeler ile tekerrür eden eylemleri dikkate alındığında anılan

Kanun kapsamında başvurucuya salt hücreye koyma cezası verilmesinin Anayasa'nın

17. maddesi kapsamında bir ihlal oluşturmayacağı açıktır.

45. Açıklanan nedenlerle işkence ve kötü muamele yasağına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu, talep etmesine rağmen müdafi yardımından

yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.

47. Başvurucunun iddialarına benzer hususlar daha önce Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında değerlendirilmiştir (İki ay süre ile

haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma ile ziyaretçi kabulünden

yoksun bırakma cezaları yönünden bkz. Giyasettin Aydın, B. No: 2013/1852, 25/3/2015, §§

31-37;yirmi gün hücreye koyma cezası yönünden bkz. Cihan Yeşil, B. No: 2013/8635, 6/5/2015, §§ 42, 43;üç ay

süre ile bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezası yönünden bkz. Metin Yamalak (2), B. No: 2013/9450,

13/4/2016, §§ 53-59). Bu kararlarda başvuruculara verilen disiplin

cezaları" medeni hak" niteliğinde kabul edilerek adil yargılanma

hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

48. Somut başvuruda da başvurucunun hücre hapsi cezasının infazı

ile haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakılması sonucu ortaya çıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu

bağlamda "medeni hak" niteliğinde olduğu kabul edilmelidir (Cihan Yeşil, § 35). Dolayısıyla yukarıda

belirtilen Anayasa Mahkemesi içtihadından ayrılmayı gerektirecek bir sebep

bulunmamaktadır.

49. Bu çerçevede başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı

itirazlarda uygun düştüğü ölçüde "kıyasen" Sözleşme'nin 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (c) bendinin tanıdığı usule ilişkin güvencelere sahip

olduğu kabul edilmelidir (Metin Yamalak (2),

§ 66).

50. Hükümlülere uygulanan disiplin yaptırımlarına 16/5/2001

tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 6. maddesi gereğince infaz

hâkimliğine şikâyet hususu kabul edilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına

karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını

aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra

kararını verir.

51. Şikâyet konusu olayda niteliği itibarıyla isnat edilen

suçlamanın anlaşılması, savunma hazırlamak için ilgilisine yeterli süre ve

imkân verilmesi gibi hususlarda bir eksiklik veya özensizlik tespit edilememiştir.

Buna benzer disiplin suçu olaylarında müdafi yardımından yararlandırılma, bir

zorunluluk olarak kabul edilmemiş; "adaletin yerine getirilmesi için

gerekli olma" şeklinde formüle edilen bir şarta bağlanmıştır. Bu kapsamda

değerlendirme yapılırken itiraza konu ceza infaz kurumu disiplin işlemine

yönelik olarak savunma hazırlamak için teknik veya hukuki bilgi gerektirecek

karmaşık olaylar bulunup bulunmadığı ve infaz hâkimliği şikâyet değerlendirme

sürecinin basit usul kuralları ile yürütüldüğü dikkate alınmalıdır (Metin Yamalak (2), § 73).

52. Yukarıdaki tespitler çerçevesinde infaz hâkimliğinin

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca başvurucunun kendisini savunması için gerekli

olan kolaylıkları sağlamadığını söylemek mümkün değildir. Ayrıca disiplin

soruşturmasına konu olayın delil toplama ve araştırma gerektirecek

karmaşıklıkta olmaması, itiraz inceleme sürecinin basit usul kuralları ile

yürütülmesi nedeniyle müdafi yardımının adaletin yerine gelmesi için zorunlu

bir durum olmadığını somut olay itibarıyla ortaya koymakta olup adil yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır (Metin Yamalak (2), § 74).

53. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan

206,10 TL harçtan ibaret yargılama giderinin, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucudan TAHSİLİNE 25/1/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL Raportör : Yücel ARSLAN Başvurucu : Hakan OLĞUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15588, 25 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. İfade Özgürlüğünün
  11. B. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının İhlal
  12. C. Adil Yargılanma
  13. A. Başvurunun açıkça
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15588
Tarih
25 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Yakup Gündüz Başvurusu (B. No: 2014/8469)
  • Tuna Ayçiçek Başvurusu (B. No: 2014/6526)
  • Ayhan Kılıçoğlu Başvurusu (B. No: 2014/14426)
  • Ahmet Kubilay Tezcan Başvurusu (B. No: 2014/3473)
  • Ertuğrul Barka ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2818)
  • Mustafa Ekşi Başvurusu (B. No: 2014/7711)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.