İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Çelebi Başvurusu (B. No: 2018/3397)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya

Başvuru No2018/3397Tarih16 Aralık 2020Okuma21 dk · 4.290 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bülent Çelebi Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/3397
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.290 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda bulunan tutukluya

gönderilen mektup ve eklerine el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ve

savunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) -silahlı terör örgütüne- üye olma suçundan

tutuklu olarak Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz

Kurumu) bulunmaktadır.

10. Eşi tarafından başvurucuya iki sayfadan oluşan bir

mektup ile beş adet fotoğraf ve 85 sayfadan oluşan fotokopi evrak

gönderilmiştir. 13/10/2017 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna ulaşan mektubun ön

sayfasında başvurucunun eşinin selam ve iyi dileklerini sunduğu, kendisinin ve

çocuklarının genel durumları hakkında bilgi verdiği, özlemlerini dile

getirdiği, başvurucunun özgürlüğüne kavuşması için dua ve temennide bulunduğu

anlaşılmıştır. Mektubun arka sayfasında ise küçük yaştaki kızının çizdiği pasta

figürü ile elinin şeklini temsil eden bir çizimin ve bu çizimlere ilişkin

birkaç satır yazının yer aldığı görülmüştür. Son olarak başvurucu ve eşinin

sanık olarak yargılandığı Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine hitaben tahliye

talebi ve savunmanın sunulması konusunda yazılmış 85 sayfadan oluşan dilekçe

fotokopisinin ve başvurucunun çocuğunun fotoğraflarının mektuba ekli olduğu

belirtilmiştir.

11. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu (Disiplin Kurulu)

26/10/2017 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiyle fotokopi evraka el

konularak mektubun alıcısına gönderilmesine karar vermiştir. Anılan kararda,

mektup ekinde yer alan bilgisayar ortamında oluşturulmuş fotokopi evrakın

mahkeme evrakı olmadığı ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) barkod

numarası taşımadığı belirtilmiş, örgütsel şifreli mesajlaşma, haberleşme ve

iletişimin engellenebilmesi amacıyla söz konusu evrakın sakıncalı olduğu

değerlendirilmiştir.

12. Başvurucu, söz konusu karara karşı Osmaniye İnfaz

Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu şikâyet dilekçesinde; Disiplin Kurulu

kararında mektupta nasıl bir şifreli haberleşme unsuru bulunduğunun

açıklanmadığını, somut bir gerçekten ziyade şüpheye dayalı olarak karar

verildiğini belirterek haksız kararın iptalini talep etmiştir.

13. İnfaz Hâkimliği, 13/11/2017 tarihli kararıyla

şikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; FETÖ/PDY silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda bulunun tutukluya yakını

tarafından gönderilmiş olan evrakın doğrudan tutukluyu ilgilendiren veya

tutukluya yönelik bir belge olmadığı, örgüt mensuplarının mors alfabesi dâhil,

sıradışı haberleşme ağlarını kullandıkları, kanun hükmünde kararnameler ile

alınan önlemler dikkate alındığında Disiplin Kurulunca incelemeye konu belgenin

sakıncalı ve yasak olabileceği yönünde verilen kararda hukuka aykırı bir yönün

bulunmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.

14. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Osmaniye 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 27/11/2017 tarihli kararıyla ilgili mevzuat hükümlerine yer

verildikten sonra İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir.

15. Nihai karar 19/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi 22/2/2018 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 10 ay 15

gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Aynı kararla

başvurucunun tahliyesine de hükmolunmuştur.

18. Başvurucunun, mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf

başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 4/6/2018 tarihli

kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun karara karşı temyiz başvurusu, bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamıştır.

19. Disiplin Kurulu fotokopi evraka el konularak

mektubun alıcısına gönderilmesi yönünde karar vermesine karşın başvurucu

mektup ve eklerin tamamının verilmediğini beyan etmiştir. Konunun açıklığa

kavuşturulması amacıyla Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmış, alınan

24/1/2020 tarihli cevapta söz konusu gönderinin hiçbir kısmının başvurucuya

verilmediği Mahkememize bildirilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. (Ahmet Temiz B. No:

2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No:

2017/36327,10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669,

10/3/2020, §§ 15-28; Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri, B. No: 2017/16227,

10/3/2020, §§ 18-31).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

22. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

23. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

24. Başvurucu; eşinin gönderdiği mektubun ve ekinde yer

alan fotoğraf ve fotokopi evrakın tarafına verilmediğini, belge içeriğinin

hangi somut gerekçe ile sakıncalı bulunduğuna dair bilirkişi raporu olmadığı

gibi açıklama da yapılmadığını, bu kararların sadece FETÖ/PDY şüphelilerine

uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık yasağının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

25. Bakanlık görüşünde; idari ve yargısal mercilerin

başvurucuya gelen mektubun sakıncalı bulunmasına sebep olarak mektupta yer alan

ve bilgisayar ortamında oluşturulan fotokopi evraklarının mahkeme evrakı

olmamasına ve belgelerde UYAP barkod numarası bulunmamasına dikkat çekerek

evrakların örgütsel mesaj içerebileceğini değerlendirdiği, bu kapsamda mektubun

denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapıldığı iddia olunan

müdahalenin kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarını

taşıdığı belirtilmiştir. Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza

Mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki

tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğinde olduğu; Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve

sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermediği değerlendirmesine yer

verilmiştir. Ayrıca, başvurucu hakkındaki kararların olağanüstü yönetim

usullerinin uygulandığı bir zamanda verilmiş olduğuna dikkat çekilerek

başvurucunun şikâyetlerine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15. maddesi

kapsamında yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar

kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, eşinin gönderdiği mektup ve eklerinin

Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme

hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet

Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif

İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No:

2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25;

Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, §

36; Rıdvan Türan,§ 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı

gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

29. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde de

herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu

düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,

haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında,

bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine

konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik

posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,

16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).

30. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; Ahmet

Temiz, § 32).

31. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucuya gelen

mektup ve eklerinin sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın

22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

33. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Ahmet Temiz, § 36).

(1) Kanunilik

34. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme

hürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli

bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet

Temiz, §§ 37, 38).

35. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,

somut olayda da uygulanan 3/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz

kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni

dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti

yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşme

hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu

sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne

uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra

üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§

74-76; Ahmet Temiz, § 41).

(2) Meşru Amaç

36. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, § 47).

37. Somut olayda; haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu

düzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda

yazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

38. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §

27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §

65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve

Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya

(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).

39. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).

40. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır

ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı

gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen

ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat

Üstündağ, § 46).

42. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen

amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

(b) Hükümlü ve

Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine

Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde

Gözetilmesi Gereken Hususlar

43. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara

yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman

Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; Orhan

Bingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:

2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).

44. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması

gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya

(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

45. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet

Temiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler

için bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:

2015/15982, 6/2/2019, § 36).

46. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale

bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi

gerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük

önem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve

özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve

orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü

vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan

(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.

No: 2013/2072, 3/2/2016, §§ 43, 44).

47. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan

gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek

makul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi

haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgü

olgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle

açıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle

ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak

gerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve

telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararında

veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olması

ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §

67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;

Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),

2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,

18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§

67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa

Aydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; Mehmet

Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.

No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,

12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,

28/1/2020,§§ 35, 36).

ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu

da yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba

gönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini

tehlikeye düşüreceğinin açıklanması gerekir. Muhatabın kim olduğuna yönelik

olarak imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal

makamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması

gerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgili

olarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman

Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına ve

vasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),

§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Abdulvahap

Kavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Kahraman

Güvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:

2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;

gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §

60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplum

kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarak

bkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:

2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,

§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,

§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,

§ 71).

iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede

mahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate

alınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §

48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; Veysel

Kaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:

2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §

69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan

etkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında

motivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerinde

gösterilmesi gerekmektedir.

iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde

mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı

olduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun

gönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki müdahalenin orantılı olup

olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3), §§ 69, 70; Mehmet Çelebi

Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31; Osman Evcan, B. No:

2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6), B. No: 2013/5034,

9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951, 18/2/2016, § 46; Turan

Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No: 2013/6208, 18/11/2015, §

65; Özkan Kart (2), § 72).

(c) İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ceza infaz

kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılan

müdahalelerin; mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği

gözetilerek mektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme

hakkının kötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiği

söylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangi

sözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır.

Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, sakıncalı görülen

kısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olup

olmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir.

49. Öncelikle belirtmek gerekir ki somut olaya konu

Disiplin Kurulu kararında, mektup ve ekindeki fotoğrafların sakıncalı olduğu

yönünde bir tespit yapılmadığı ve mektubun alıcısına gönderilmesine karar

verildiği hâlde söz konusu mektup ve fotoğrafların başvurucuya teslim

edilmediği anlaşılmaktadır.

50. Kararın mektuba ekli fotokopi evrakla ilgili kısmına

gelindiğinde Disiplin Kurulu evrakın içeriğine yönelik bir değerlendirme

yapmadan UYAP barkod numarası taşıyan bir mahkeme evrakı olmaması nedeniyle

şifreli mesajlaşma şüphesinden hareketle evrakı sakıncalı olarak değerlendirmiştir.

Disiplin Kurulu evrak içeriğinde yer alan hangi ifadelerin şifreli mesajlaşma

amacı taşıdığını, bu sonuca varmasına sebep olan olay ve olgular arasındaki

bağlantıyı ortaya koyacak bir açıklamada bulunmamıştır. İnfaz Hâkimliği ise

evrakın ceza mahkemesine hitaplı, dosya numarası ile başvurucu ve eşinin sanık

sıfatıyla isim ve adreslerini, yine başvurucu ve eşiyle ilgili ayrıntılı

açıklamaları içeren bir dilekçe olduğu basit bir inceleme ile anlaşılabildiği

hâlde söz konusu evrakın doğrudan başvurucuyu ilgilendiren veya başvurucuya

yönelik bir belge olmadığını belirterek Disiplin Kurulu kararının hukuka uygun

olduğu sonucuna varmıştır. Bununla birlikte evrakın sakıncalı görülen

kısımlarının çizilerek verilmesinin mümkün olup olmadığı hususu da tartışılmamıştır.

51. Görüldüğü üzere Disiplin Kurulu ve derece mahkemeleri

mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı ve yeterli bir gerekçe göstermeden

başvurucunun mektup alma hakkını engellemişlerdir.

52. Neticede, başvuruya konu olayda kamu düzeninin korunması,

suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut gerekçelerle ortaya

konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucuya gelen mektubun alıkonulması

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere

dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli

olmadığı kanaatine varılmıştır (Benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Tayfur

Tunç,§§ 57-60; Rıdvan Türan, §§ 57-60; Ahmet Kağanarslan ve

Diğerleri, §§ 58-61).

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. Savunma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

54. Başvurucu; yargılandığı ceza davasında savunmasına

esas olacak belgelerin de mektup ekinde yer aldığını, söz konusu belgelerin

verilmemesi nedeniyle savunma yapma imkânının kısıtlandığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

55. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

56. Somut olayda başvurucunun ceza yargılamasının temyiz

aşamasında devam ettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun bu başlık

altındaki şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları

tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

59. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini, sonuçlarının

ortadan kaldırılarak mektup ve eklerinin tarafına verilmesini ve 500.000 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine

karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz

edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin, yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

63. İncelenen başvuruda, Disiplin Kurulunun yeterli ve

ilgili gerekçe içermeyen kararı ve uygulaması nedeniyle haberleşme hürriyetinin

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlem ve

uygulamadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği de

ihlali giderememiştir.

64. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Osmaniye İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

65. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Osmaniye İnfaz Hâkimliğine (E.2017/4455, K.2017/4645) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Osmaniye 2. Ağır Ceza

Mahkemesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Bülent ÇELEBİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/3397, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Haberleşme
  15. C. Savunma
  16. D. 6216 Sayılı
  17. B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin
  18. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan
  19. D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/3397
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Yusuf İslibi Başvurusu (B. No: 2018/29224)
  • Ahmet Yağan ve Halid Aslan Başvurusu (B. No: 2018/6051)
  • Turgay Dabakoğlu Başvurusu (B. No: 2018/27010)
  • Abdulhalık Can ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/331)
  • Abdulgani Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/3072)
  • Bilkur Avcı Başvurusu (B. No: 2018/12613)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.