İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burak Levent Kaya Başvurusu (B. No: 2013/100)

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle Askeri Yüksek İdare

Başvuru No2013/100Tarih6 Ekim 2015Okuma11 dk · 2.197 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Burak Levent Kaya Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/100
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.197 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) açılan davada Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal

hukuk devleti ilkesiyle 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının

ihlali iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 4/1/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

inceleme neticesinde başvurunun, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 20/5/2015

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, 15/6/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular Bakanlığa bildirilmiş, Bakanlıkça

15/7/2015 tarihli dilekçe ile görüş sunulmayacağı

belirtilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Kara Harp Okulunda 3. Sınıf öğrencisi iken

kara/havacılık sınıflandırılması sırasında yapılan muayenede kendisine torakolomber skolyoz teşhisi

konulması sonucu hakkında "Askeri öğrenciliğe

devam edemez." kararı verilerek askerî öğrencilikten

çıkartılmıştır.

8. Başvurucu, Askerî Lise ve Kara Harp Okuluna kaydı sırasında

yapılan sağlık kontrolleri sırasında idarenin gerekli özeni göstermemesi sonucu

oluşan hizmet kusuru nedeniyle emsallerine göre 5 yıl öğrenim kaybından dolayı

meydana gelen zararların tazmini amacıyla tarafına 90.000 TL maddi ve 10.000 TL

manevi olmak üzere toplam 100.000 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi

talebiyle 17/8/2010 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

9. AYİM İkinci Dairesinin 3/5/2012 tarihli

ve E.2010/1275, K.2012/537 sayılı kararıyla başvurucunun maddi ve manevi

tazminat talebinin reddine ayrıca yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu

İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin

Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen 9.250 TL

avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar

verilmiştir.

10. Başvurucu, tazminat talebinin reddine ilişkin kararın yerinde

olmaması, ayrıca davanın açıldığı tarihte 659 sayılı KHK'nın yürürlükte

olmaması, davalı idarenin cevap dilekçesinin kurum tarafından verilmesi

dolayısıyla davalı kurum vekillerinin avukatlık anlamında davaya bir katkısı

olmamasına rağmen aleyhlerine vekâlet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı

olması gerekçeleriyle karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

11. AYİM Başsavcılığının (Başsavcılık) karar düzeltme hakkındaki 17/9/2012 tarihli düşüncesi 4/10/2012 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiş ve başvurucu 5/10/2012 tarihinde anılan düşünceye karşı

beyanlarını sunmuştur.

12. AYİM İkinci Dairesi 28/11/2012 tarihli

ve E.2012/911, K.2012/1096 sayılı kararıyla karar düzeltme talebini reddetmiş

ve karar 11/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu, Anayasa Mahkemesine 4/1/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü

Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46.

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

15. 1602 sayılı Kanun’un "Dava

dosyalarının Başsavcılığa verilmesi " başlıklı 47. maddesi

şöyledir:

“Dilekçeler ve savunmalar alındıktan veya cevap süreleri

geçtikten sonra, dava dosyaları Genel Sekreterlikçe Başsavcılığa verilir.

Başsavcılığın düşüncesi alındıktan sonra dosyalar Genel Sekreterliğe geri

gönderilir. Başsavcılık düşüncesi Genel Sekreterlikçe taraflara tebliğ edilir.

Taraflar tebliğden itibaren yedi gün içerisinde cevaplarını yazılı olarak

Mahkemeye bildirebilirler. Bu süre uzatılamaz. Tarafların cevapları alındıktan

veya cevap süresi geçtikten sonra dosyalar görevli daireye Genel Sekreterlik

aracılığı ile gönderilir.”

16. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil

adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk

birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk

müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Anayasa Mahkemesinin 6/10/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/1/2013 tarihli ve 2013/100

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, davanın reddi aşamasında sunulan Başsavcılık

düşüncesinin tarafına tebliğ edilmediğini ayrıca dava açtığı tarihten sonra

yürürlüğe giren 659 sayılı KHK gereğince aleyhine 9.250 TL vekâlet ücreti

ödenmesine hükmedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesine göre adil

yargılanma hakkının ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;

22.950 TL maddi ve 3.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesine bağlı olmaksızın olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucunun şikâyetleri dikkate alınarak başvurunun, silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği başlıkları altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

b. Silahların

Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

20. Başvurucu, AYİM tarafından davanın reddine karar verilmeden önce

Başsavcılık tarafından hazırlanan yazılı düşüncenin kendisine tebliğ

edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), dosyaya ilişkin bağımsız

bir inceleme yaparak görüşünü Mahkemeye sunan AYİM Başsavcısının düşüncesinin

önceden taraflara tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (AİHM kararı için bkz. Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009). Bu nedenle Başsavcılık düşüncesinin önceden

taraflara tebliğ edilerek incelemelerine sunulması ve kendilerine karşı

görüşlerini hazırlama imkânı verilmesi adil yargılanma hakkının bir gereğidir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 33).

22. Bu kapsamda kanun koyucu yasal değişikliğe gitmiş ve 3/6/2012 tarihli ve 28312 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 22/5/2012 tarihli ve 6318 sayılı Kanun’un 60. maddesi ile 1602

sayılı Kanun’un 47. maddesine, Başsavcılık düşüncesinin Genel Sekreterlikçe

taraflara tebliği ve tebliğden itibaren yedi gün içerisinde tarafların

cevaplarını yazılı olarak Mahkemeye bildirebilmesi imkânını öngören bir kural

eklenmiştir (Yaşasın Aslan, §

34).

23. Dosyanın incelenmesinden, ilk derece yargılaması sırasında

Başsavcılık düşüncesinin önceden taraflara tebliğ edildiği anlaşılamamaktadır.

Bunun yanında başvurucunun davasının reddedilmesi üzerine yaptığı karar

düzeltme başvurusu sonrasında hazırlanan 17/9/2012

tarihli Başsavcılık düşüncesi, 4/10/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Dolayısıyla başvurucu ilk derece yargılaması aşamasında tebliğ

edilmemiş olsa bile karar düzeltme aşamasında Başsavcılık düşüncesinden

haberdar olmuş ve buna yönelik görüşlerini hazırlama ve mahkemeye sunma imkânı

bulmuştur.

24. Diğer taraftan başvurucu, ilk derece yargılaması sırasında

Başsavcılık düşüncesinin kendisine tebliğ edilmiş olması hâlinde mahkeme önünde

dile getiremediği hangi ilave tezleri ileri süreceğine ilişkin olarak da

herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Bu nedenle başvurucunun, ilk derece

yargılaması sırasında Başsavcılık düşüncesinin kendisine önceden tebliğ

edilmemesi sebebiyle yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakıldığı söylenemez. Sonuç olarak somut olayda silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edilmediği anlaşılmaktadır (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013,

§ 47).

25. Açıklanan nedenlerden dolayı AYİM’in

kararlarında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik açık

bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

26. Başvurucunun aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp

başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından bu şikâyeti yönünden

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

27. Başvurucu, başvuruya konu dava daha evvel açıldığı hâlde 2/11/2011 tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca

aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim haklarını ihlal

ettiğini iddia etmiştir.

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

29. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

30. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan

veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler, mahkemeye erişim hakkına müdahale

oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri

disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak bu

sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı

ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının

gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak

şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61-62).

31. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra 2/11/2011

tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine

avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla başvurucunun davayı kaybetmesi hâlinde kendisine yüklenecek olan

avukatlık ücreti, bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§§ 38, 39).

32. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

33. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 17/8/2010

tarihi öncesinde mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

34. Başvurucunun da bu nedenle AYİM’e

açtığı davada, uğradığı zarar için 90.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, davayı reddettikten sonra

başvurucunun reddedilen tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine 9.250

TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

35. Buna göre başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu,

davanın reddedilmesi sonrasında 9.250 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü

altına girdiği anlaşılmaktadır.

36. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

37. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde

başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına

uğramamak için talebini yüksek tuttuğu, yargılama sonucunda talep edilen ancak

reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı üzerinden 9.250 TL avukatlık ücretini

davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylece başvurucunun,

ıslah imkânı olmadığı, davanın açıldığı sırada yüksek tazminat talebinde

bulunduğu, yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin

ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle yapılan müdahale ölçülü olmadığından

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

39. Başvurucu 22.950 TL maddi ve 3.000 TL manevi zararının tazminine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya talebine bağlı kalınarak takdiren

net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen

maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

42. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgelere göre tespit

edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2.

Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkına

yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya net 3.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin

diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına

6/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Burak Levent KAYA Vekili : Av. Cavit ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/100, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  12. C. Mahkemeye erişim hakkına
  13. D. Başvurucu tarafından yapılan
  14. E. Ödemelerin, kararın
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/100
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Abdulvahap Kavak Başvurusu (B. No: 2013/7477)
  • Kenan Sayın Başvurusu (B. No: 2013/5376)
  • Ahmet Acartürk Başvurusu (B. No: 2013/2084)
  • Ali Mükerrem Furtun Başvurusu (B. No: 2013/9020)
  • Hüseyin Caruş Başvurusu (B. No: 2013/7812)
  • Mehmet Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1579)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.