İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Büşra Çakaltarla ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5554)

1. Başvuru, kolluk görevlisi olan yakınlarının görevini yerine

Başvuru No2014/5554Tarih6 Nisan 2017Okuma12 dk · 2.356 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Büşra Çakaltarla Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
6 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/5554
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.356 kelime·12 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlisi olan yakınlarının görevini yerine

getirirken yaşamını yitirmesi neticesinde olayda idarenin hizmet kusuru

bulunduğu ileri sürülerek açılan davanın reddedilmesi ve bu dava ile görev

malullüğü hükümlerinden faydalanmak için açılan davanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle yaşama ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular İstanbul'da ikamet etmektedirler. Başvurucu

Nalan Çakaltarla'nın eşi, diğer başvurucuların ise

babası olan A.Ç. olay tarihinde polis memuru olarak görev yapmaktadır.

10. A.Ç. 14/2/2006 tarihinde, bir ülkenin fahri

konsolosluğundaki koruma noktasında nöbetçi memur olarak görev yaptığı sırada

sabah saatlerinde nöbeti devralmaya gelen polis memuru tarafından ölü olarak

bulunmuştur.

11. Ölüm tutanağında ölümün kalp krizinden kaynaklandığı

belirtilmiştir. Olayındoğal ölüm olarak

nitelendirilmesi nedeniyle otopsi işlemi gerçekleştirilmemiş, olaya ilişkin

ceza soruşturması açılmamıştır.

A. İdarenin Hizmet Kusuru Bulunduğu İleri

Sürülerek Açılan Dava Süreci

12. Başvurucular 2/10/2006 tarihinde ölümün idarenin hizmet

kusurundan kaynaklanması vegerçekleşen ölüm nedeniyle

maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek İçişleri Bakanlığı aleyhine

Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlardır.

13. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın idari yargının görev

alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi üzerine başvurucular,

aynı davayı 23/2/2007 tarihinde bu kez İstanbul 5. İdare Mahkemesinde

açmışlardır.

14. Başvurucular dava dilekçelerinde idarenin hizmet kusuru olarak,

ilgili yasal düzenlemelerde müteveffanın yaşamını yitirdiği görev noktası gibi

bölgelerde en az iki memurun görev yapması gerektiğini belirtmiş ve aynı

konudaki uygulamalar da bu yönde geliştirilmişken müteveffanın olay yerine tek

başına gönderildiğini ve belli aralıklarla gerekli denetimler (kontroller)

yapılmadığı için kalp krizi geçirdiği sırada acil müdahalede bulunulabilmesinin

mümkün olmadığını ileri sürmüşlerdir.

15. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 22/1/2008 tarihinde davayı

esastan reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek

için ise, ortada bir idari eylemin bulunması, zararın bulunması ve bunun

idareye yüklenebilen bir işlem veya zarar arasında nedensellik bağının bulunması

gerekir. Zarar doğuran eylemin İdareye bağlanabilmesinden sonra ancak doğan

zararın kusurlu veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini yoluna

gidilmesi yoluna gidilebilir.

Dava dosyasının incelenmesinden; Sanyer İlçesi, Kireç Burnu Mahallesi, Çam Yolu Sokak 16

numaralı yerde bulunan Finlandiya Başkonsolosluğu ikametgahı noktasında

13.2.2006 günü saat 19.00 ile 14.2.2006 günü saat 08.00 arasında nöbetçi

görevli polis memuru Arif Çakaltarla'nın 14.2.2006

günü nöbeti devralmaya gelen polis memuru Şevket Yıldırım tarafından ölü

bulunduğu, aynı günlü 1/81 sıra numaralı Ölüm Tutanağına göre ölümün kalp krizi

sonucu gerçekleştiği ancak vefat eden polis memuru için otopsi yapılmadığı

anlaşılmıştır.

Olayda, davalı idarenin kusura dayalı

sorumluluğuna ve bu çerçevede tazminat yükümlülüğüne gidilebilmesi için zararla

idari faaliyet arasındaki illiyet bağının hukuken kabul edilebilir, açık ve net

delillerle ortaya konması gerekir.

Dosyada bulunan bilgiler ve belgeler birlikte

değerlendirildiğinde; A... Ç...'nın

yasal mevzuata uygun olarak görevlendirilmesi sonrasında görevini ifa etmekte

iken kalp krizi geçirerek vefat ettiği, zarara esas olayda (ölümün meydana

gelmesinde) davalı idareye atf-ı kabul bir kusurun

bulunmadığı, ölümün idari eylemden bağımsız gerçekleştiği sonucuna ulaşılmış

olup bu nedenle davacıların tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı

(kanaatine varılmıştır.)"

16. Bu karar, başvurucuların temyizi üzerine Danıştay Onuncu

Dairesi tarafından 20/3/2012 tarihinde onanmıştır.

17. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de aynı Daire

tarafından 29/1/2014 tarihinde reddedilmiştir.

18. Nihai karar, başvurucular tarafından 24/3/2014 tarihinde

öğrenilmiş olup 18/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. Görev Malullüğü

Hükümlerinden Faydalanılması Talebiyle Açılan Dava Süreci

19. Başvurucu Nalan Çakaltarla

9/3/2006 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurmuş ve olay nedeniyle

görev malullüğü hükümlerinden faydalanmayı talep etmiştir. Bu başvurunun SGK

tarafından 28/11/2006 tarihinde, ölümün görev sebebiyle ve etkisiyle meydana

gelmediği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine de başvurucular 1/2/2007 tarihinde

Ankara 5. İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

20. Ankara 5. İdare Mahkemesi, bazı eksiklikler nedeniyledava dilekçesini reddetmiş; başvurucular,

dilekçelerindeki eksiklikleri tamamladıktan sonra 7/9/2007 tarihinde davalarını

yenilemişlerdir.

21. Ankara 5. İdare Mahkemesi 26/6/2008tarihinde davayı esastan

reddetmiştir.

22. Bu karar, başvurucuların temyizi üzerine Danıştay OnbirinciDairesi (Daire) tarafından 25/10/2010 tarihinde

onanmıştır.

23. Başvurucular aynı Daireye karar düzeltme talebinde

bulunmuşlardır. Daire, bireysel başvuruda bulunulmasından sonra 25/4/2014

tarihinde bu talebi kabul etmiş ve Ankara 5. İdare Mahkemesinin kararını

bozmuştur.

24. Bozmadan sonra yargılamaya devam eden Ankara 5. İdare

Mahkemesi, 17/9/2014 tarihinde SGK'nın dava konusu

ret işleminin iptaline karar vermiştir.

25. SGK'nın bu kararı temyizi Daire

tarafından 22/10/2015 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşama Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucular, müteveffanın kalp hastası olduğunu ve bu

durumun idare tarafından bilinmesine rağmen kendisine sık aralıklarla ve uzun

süreli nöbet görevi verilmesi, olay günü de görev yerine tek başına gönderilip

12 saat gibi uzun bir zaman nöbet tutturulması sonucu yorgun düşerek kalp krizi

geçirmesi nedeniyle yaşamını yitirdiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular ayrıca

nöbeti sırasında başka bir memur tarafından durumunun kontrol edilmemesi

nedeniyle müteveffaya acil tıbbi müdahalede bulunulabilmesinin mümkün

olmadığını, meydana gelen ölümde idarenin hizmet kusuru bulunduğu hâlde

açtıkları tazminat davasının Mahkemece reddedildiğini belirterek Anayasa'nın

17. maddesinde güvence altına alınan yaşama hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

28.Bakanlık görüşünde, başvurucuların devletin gerekli önlemleri

almamasından ve denetim yükümlülüğüne aykırı davranmasından şikâyet ettikleri

ancak ilgili tutanakta ölümün kalp krizinden kaynaklandığı bildirilmiş ise de

bu konuya ilişkin bir bilirkişi raporunun bulunmadığı, bunun yanında Mahkemenin

ölümün kalp krizinden dolayı ancak idari eylemden bağımsız şekilde

gerçekleştiğini kabul ettiğini belirtilerek iddiaların değerlendirmesi

konusundaki takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

30. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

31. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden

kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle

ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu Nalan Çakaltarla,

müteveffanın eşi; diğer başvurucular ise çocuklarıdır. Bu nedenle başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Başvuru ehliyeti bakımından

bir eksiklik bulunmamakla birlikte başvurunun kabul edilebilirlik açısından da

değerlendirilmesi gerekir.

32. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda, kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturulmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,

yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşama

hakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

33. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda

makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük, kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

53).

34. Başvuruda İstanbul 5. İdare Mahkemesi başvurucuların

davasını reddetmesine ilişkin gerekçesinde, olayla ilgili olarak topladığı tüm

delillere dayanarak somut olaydadevletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında ölümün gerçekleşmediğini ve

meydana gelmesi ile idari eylem arasında bir nedensellik bağının bulunmadığını

takdir ettiğini bildirmiştir. Mahkeme, ölümün görevden kaynaklanmadığına ve bu

durumda idareninherhangi bir kusurundan

bahsedilemeyeceğine karar vermiştir (bkz. § 15 ).

35. Somut olayda yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilip

edilmediği konusunda bir sonuca varabilmek için öncelikli olarak müteveffanın

yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin bulunup bulunmadığının ortaya

konması gerekmektedir. Ancak bu noktada yaşamı koruma yükümlülüğünün söz konusu

olabilmesi için yaşamın gerçek ve yakın bir tehlike altında bulunmasının

yeterli olmadığı, bunun yanında yetkililerin bu tehlikeyi bilmeleri veya

bilmelerinin gerektiği ifade edilmedir.

36. Öncelikle başvuru dosyasında, başvurucuların iddialarının

aksine müteveffanın kronik kalp hastası olduğuna ve bu durumun idare tarafından

bilindiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmadığı

belirtilmelidir. Ayrıca başvurucuların idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu

ileri sürerek açtıkları davada bu hususları ileri sürmedikleri degörülmüştür (bkz. § 14).

37. Diğer taraftan başvurucular, sağlık durumu uygun olmadığı

hâlde müteveffanın olay öncesinde sık aralıklarla ve uzun saatler boyunca nöbet

görevine gönderilmesi nedeniyle kalp krizi geçirdiğini iddia etmişlerdir.

Başvuru dosyasında, müteveffanın sağlık durumu nedeniyle herhangi bir

nitelikteki nöbet görevini yerine getiremeyeceğini belirten bir hekim ya da

sağlık kurulu raporu bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucular, böyle bir

rapor olmaksızın da müteveffanın ya da kendilerinin yetkili makamlara başvurup

hastalık nedeniyle söz konusu görevin yerine getirilemeyeceğinin ve iş bölümü

yapılırken bu durumun gözetilmesinin talep edildiğini de ileri sürmemişlerdir.

38. Bunların yanında mevcut bilgi ve belgeler, aksinin kabulü

durumunda dahi müteveffanın ölümünün kendinde var olan kronik kalp

rahatsızlığının olumsuz çalışma şartları yüzünden sarf ettiği efor ve stres

nedeniyle tetiklenmesi sonucunda gerçekleştiğini söyleyebilmeye imkân

vermemektedir. Başka bir ifadeyle başvuruda, kalp hastası olduğu ifade edilen

müteveffanın doğal nedenler dışında ve yerine getirdiği görev nedeniyle kalp

krizi geçirdiği tereddütsüz bir şekilde ortaya konamamıştır.

39. Başvuruda, müteveffanın yaşamının olağan dışı bir nedenle

tehlike altında bulunduğunun ortaya konamadığı gibi aksi kabul edilse dahi

mevcut bilgi ve belgelere göre yetkililerin bu tehlikeyi bildikleri ya da

bilmemekle birlikte öngörmeleri gerektiğini kabul etmek de mümkün değildir. Bu

durumda müteveffanın ölümünün devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar

altında gerçekleştiği söylenemeyecektir.

40. Dolayısıyla somut olayda, yetkililerin başvurucuların

iddialarının aksine müteveffanın görev yerini belli aralıklarla kontrol etmek

gibi bir tedbir almalarını gerektiren bir durumun varlığı da saptanamamıştır.

Aksinin kabulü, yaşamı koruma yükümlülüğünü idare tarafından yürütülen

faaliyeti dikkate almadan ve idarenin bu faaliyeti yürütmesindeki önceliklerini

ve kaynaklarını değerlendirmeden kamu makamları üzerinde aşırı yük oluşturacak

şekilde yorumlamak olacaktır.

41. Açıklanan nedenlerle

başvuruda bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

42. Başvurucular, olaya ilişkin yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

44. Başvurucuların yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı şikâyetinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında biri -idarenin hizmet kusuru bulunduğu

ileri sürülen- yedi yılı aşkın bir sürede tamamlanan, diğeri ise yaklaşık dokuz

yıl süren başvuruya konu yargılamaların sürelerinin makul olmadığı sonucuna

varmak gerekir.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 sayılı ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucular, 100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi olmak

üzere toplam 150.000 TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

52.Başvuruda adil yargılanmahakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Karar örneğinin İstanbul 5. İdare Mahkemesi ve Ankara 5.

İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekir.

54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

55. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvuruculara -başvuruya ilişkin davalara konu hukuki menfaatleri

ve aile birliği de dikkate alınarak- müştereken takdiren

net 18.960 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,60 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Karar örneğinin İstanbul 5. İdare Mahkemesi ve Ankara 5.

İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle net

18.960 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 vekalet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Büşra

ÇAKALTARLA

Kübra

ÇAKALTARLA

Nalan

ÇAKALTARLA

Tuğba

ÇAKALTARLA

Vekili

:

Av. Naci

ÖZER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5554, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İdarenin Hizmet Kusuru Bulunduğu İleri
  7. B. Görev Malullüğü
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Yaşama Hakkının İhlal
  10. B. Adil Yargılanma
  11. A. 1. Yaşama hakkının
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. D. Başvuruculara, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle net
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Necipoğlu
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Çakaltarla
  20. Çakaltarla
  21. Çakaltarla
  22. Çakaltarla
  23. Özer
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5554
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Tasfiye Halinde S.s. Güneş Yenibeldemiz Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2014/5455)
  • F. B. Başvurusu (B. No: 2015/20292)
  • Adnan Gökalp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13500)
  • Ali Önal Başvurusu (B. No: 2015/11798)
  • Abdulhamit Babat Başvurusu (B. No: 2014/20400)
  • Cemal Bayseferoğulları Başvurusu (B. No: 2014/13046)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.