İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

F. B. Başvurusu (B. No: 2015/20292)

(Başvuru Numarası: 2015/20292)

Başvuru No2015/20292Tarih11 Mayıs 2017Okuma13 dk · 2.656 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2015/20292
Karar tarihi
11 Mayıs 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.656 kelime·13 dk okuma·20 bölüm

F. B. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/20292)

Karar Tarihi: 11/5/2017

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf subay

statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair

isimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine başvurucu hakkında idari tahkikat

başlatılmıştır.

9. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 2/5/2012

tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından

başvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metninde başvurucunun ifadesine

hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir. Anılan ifade metnine göre

başvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdaki herhangi bir sosyal

paylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternet üzerinden veya yüz yüze

tanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler olduğu, gösterilen bazı

görüntülerin kendisine ait olup olmadığı sorulmuştur. Başvurucu, sorulan

soruları ayrıntılı olarak yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır.

10. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunun davranışlarının

TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış kapsamında olduğu

belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi getirilmiştir.

11. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 30/12/2013

tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.

12. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.

13. Başvurucu vekili, davalı idarece gönderilen gizli nitelikli

belgeleri incelemesi ve belgelerin bir örneğinin kendisine verilmesi yönünde

talepte bulunmuştur.

14. AYİM Birinci Dairesi 6/5/2014 tarihli kararıyla davalı idare

savunması ekinde gizli zarf içerisinde gönderilen bilgi ve belgelerin başvurucu

vekili tarafından incelenmesine ve başvurucu vekiline bu belgelere karşı

beyanda bulunması için otuz günlük ek süre verilmesine karar vermiştir.

Mahkeme, belgelerden suret alma talebini ise reddetmiştir.

15. Başvurucu vekili 20/6/2014 tarihinde söz konusu belgeleri

incelemiştir. Başvurucu vekili 23/6/2014 tarihli dilekçesinde, idarenin

savunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca başvurucu

vekili, AYİM Başsavcılığının düşüncesine karşı beyan dilekçesinde ve karar düzeltme

dilekçesinde söz konusu belgeler hakkında görüş ve beyanlarını sunmuştur.

16. Başvurucu vekili söz konusu dilekçede; başvurucunun

göreviyle ilgisi olmayan -özel yaşantısına ilişkin- soruların sorulduğunu,

hukuka aykırı bir sorgu neticesinde elde edilen beyanlarının delil olarak

kullanılamayacağını, başvurucunun takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip

olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

17. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında,

geçmiş sicil ve disiplin durumu itibarıyla başarılı bir personel olmasına

karşın başvurucunun iyi ahlak sahibi olmak vasfını taşımadığı ve tesis edilen

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır.

Ayrıca AYİM, başvurucunun ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda

alındığı iddialarını da reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesinin

ceza soruşturması kapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesinde

alındığını, iradesinin fesada uğratıldığına dair kanıt bulunmadığını

belirtmiştir.

18. Karara katılmayan bir Daire üyesi tarafından kaleme alınan karşıoy yazılarında ise söz konusu eylemlerin mahremiyet

alanına ilişkin olduğu ve başvurucu tarafından iradi bir şekilde

alenileştirilmediği, olumlu olan geçmiş sicil durumunun dikkate alınmadığı ayrıca

yasa dışı yöntemlerle elde edilen delillere dayanılarak işlem tesis edildiği

belirtilmiştir.

19. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi

de reddedilmiştir. Nihai karar 3/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu vekili tarafından 31/12/2015 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayatın Gizliliği

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, psikolojik baskı altında hukuka aykırı şekilde ve

özel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını, idarenin hukuk dışı

yollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını çarpıtarak istihbarat raporu

düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çok

kez takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu,

özel hayatına ilişkin unsurların hiç bir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir.

Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasal

delil kabul edilemeyeceğini dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanak

alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20.

maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiş, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

a. Gizlilik Talebi

Yönünden

25. Somut olayın koşulları dikkate alındığında başvurucunun

şeref ve itibarının korunması bakımından haklı nedenler bulunduğu

anlaşıldığından kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinin

kabulüne karar verilmesi gerekir.

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Esas Yönünden

27. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'dan

ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına bir müdahale

oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §

43).

28. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafından

öngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere

dayanma", "demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.

29. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin

korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ata

Türkeri, §§ 40-41; G.G.,

§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§

50-58) anlaşılmaktadır.

30. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerî

personelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemlerini

incelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

Mahkeme, G.G. kararında bu sonuca

varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:

"65. Somut olayda başvurucunun söz konusu

ifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas

alınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukuki

yönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealma

işlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığında

başvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt

vermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen

iddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen

özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf

konusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...

başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların

esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam

eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.

66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla

da bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi

tutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma

işlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar

temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de

önemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle

geldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir.

67. AYİM kararında da,

başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırı

unsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşulların

detaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü

oluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiği

hususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut

nitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan

ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve

eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici

gerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi

üzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma

işlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde elde

edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı

... görülmüştür.

68. Bu durumda muhakeme sırasında açık ve

somut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte

olduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul bir

gerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların

mesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkına

gerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin

etkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİM

kararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve

yeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırma

işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarak

ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel

yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil

bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya başvurulabilecek

son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu hususunda bir

inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

"

31. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu, yapısı ve bünyesindeki kurmay subaylar nedeniyle AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığını; dava dosyasına

sunulan gizli belgelerden fotokopi almasına izin verilmediğini ancak belgeleri

incelemesine müsaade edildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

34. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkı Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken belirtildiği

üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa

ve ilgili Kanun'da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e

atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve ilgili kanun hükümleri ile

garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri yönünden askerî hâkimlerin

bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun bulunmadığı, kararlarından dolayı

idareye hesap vermek zorunda olmadıkları ayrıca disipline ilişkin konuların

AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,

16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayı üyelerinin en fazla dört yıllık bir

süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin

Kuruluna tabi kılınmaları görev süreleri içinde idari veya askerî yetkililerce herhangi

bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir.

36. Açıklanan nedenlerle Mahkemenin bağımsız ve tarafsız

olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

ii. Silahların Eşitliği ve

Çelişmeli Yargılama İlkeleri Yönünden

37. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, §

32).

38. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,

bilirkişi raporunun sonucunaitiraz edememesi ya da

delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma

hakkının ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

39. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

40. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesinin dördüncü ve devamı fıkralarında, dava

dosyasındaki bilgi ve belgelerin mahkemenin belirleyeceği çerçevede davacı

tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.

41. Başvuruya konu olayda dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvurucunun

talebi üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin tamamı

incelettirilmiş, bu bilgi ve belgelere karşı varsa savunmasını sunabilmesi için

otuz günlük ek süre verilmiştir. Başvurucu vekili 23/6/2014 tarihli

dilekçesinde, idarenin savunmasına ve gizli belgelere karşı beyanda bulunmuştur.

Ayrıca başvurucu vekili AYİM Başsavcılığı düşüncesine karşı beyan dilekçesinde

ve karar düzeltme dilekçesinde de söz konusu gizli belgeler hakkında görüş ve

beyanlarını sunmuştur. Diğer yandan davanın hiçbir aşamasında dava dosyasına

sunulan belgelerin değerlendirilmediğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibi

başvurucu tarafından mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezlerin

olduğu konusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır. Buna göre AYİM tarafından

başvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma

olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın sonucunu

etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığıanlaşılmıştır.

Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılan uygulamanın

tüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine

yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

44. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

45. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

46. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliğihakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ

YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci

Dairesinin E.2014/230 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),

E. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

F. B.

Vekili

:

Av. İlter

AKSOYLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/20292, 11 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. F. B. Başvurusu
  4. Birinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Özel Hayatın Gizliliği
  12. B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §
  13. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  16. B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız mahkemede
  17. D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  18. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Hakyemez
  21. Birtane
  22. Aksoylu
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/20292
Tarih
11 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Adnan Gökalp ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13500)
  • Ali Önal Başvurusu (B. No: 2015/11798)
  • Abdulhamit Babat Başvurusu (B. No: 2014/20400)
  • Cemal Bayseferoğulları Başvurusu (B. No: 2014/13046)
  • Süleyman Yüksel Başvurusu (B. No: 2014/13011)
  • Yasin Ağca Başvurusu (B. No: 2014/13163)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.