İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çağdaş Mühendislik Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/3236)

1. Başvurucu şirket, iştirak ettiği ihaleye ilişkin olarak

Başvuru No2013/3236Tarih6 Mayıs 2015Okuma17 dk · 3.342 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Çağdaş Mühendislik Ltd. Şti. Başvurusu (2)

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/3236
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.342 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu şirket, iştirak ettiği ihaleye ilişkin olarak

yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesine

ilişkin Kamu İhale Kurulu (KİK) kararının iptali istemiyle açtığı davada adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 30/9/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 19/3/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 21/5/2014 tarihli görüş yazısı,

5/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 13/6/2014 tarihli

dilekçesi ile görüşe cevap vermiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Devlet Su İşleri (DSİ) 2.

Bölge Müdürlüğü tarafından 15/4/2010 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan

"Manisa Kula Çelengöz

Göleti Proje Yapımı İşi" ihalesinde

başvurucudan daha az teklif vermiş olan bir firmaya ihalenin verilmesi kararı

alınmış ve bu karar 29/4/2010 tarihinde onaylanmıştır. İhale kararı başvurucuya

4/5/2010 tarihinde bildirilmiştir.

8. Başvurucu, idarece aşırı

düşük teklif tespiti ve sorgulaması yapılmaksızın, aşırı düşük ihale teklifi

veren şirket ihale dışı bırakılmayarak ihalenin en düşük teklif veren şirket

üzerinde bırakılması kararı verilmesi nedeniyle en avantajlı ikinci teklifi veren

şirket olarak 12/5/2010 tarihinde idareye şikayet

başvurusunda bulunmuş ise de başvuru idarece 14/5/2010 tarihinde

reddedilmiştir. İdarenin cevabı başvurucuya 24/5/2010 tarihinde bildirilmiştir.

9. Başvurucu, DSİ 2. Bölge

Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun kanun ve ihale şartnamesine aykırı olarak

reddedildiği gerekçesiyle 2/6/2010 tarihinde KİK'e itirazen

şikayet başvurusunda bulunmuş ve ihale kararının

iptali ile ihalenin başvurucu şirket üzerinde bırakılması kararı verilmesini

talep etmiştir.

10. KİK tarafından "başvuru sahibinin başvuruda bulunmaya yetkili

olduğuna dair belgelerin ve imza sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce

onaylı örneği ile 4734 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin (j) fıkrasının 2

numaralı bendi gereğince hesaplanan başvuru bedelinin ödendiğine dair belgenin

bulunmadığı" tespit edilerek, bu eksikliklerin son başvuru

tarihine kadar tamamlanması ve başvurunun Yönetmelik hükümlerine uygun hale

getirilmesi gerektiği, www.ihale.gov.tr internet sayfasından 2/6/2010

tarihinden itibaren ilan edilmiştir.

11. KİK, 21/6/2010 tarih ve

2010/UH.II-1777 sayılı kararı ile tespit edilen

eksikliklerin süresi içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle itirazen

şikayet başvurusunun reddine karar vermiş, bu karar başvurucu temsilcisinin

ikametinde olmaması nedeniyle 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat

Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca 9/7/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu, KİK'in ret

kararına karşı 13/9/2010 tarihli dilekçe ile Ankara 10. İdare Mahkemesinde

yürütmenin durdurulması talepli iptal davası açmıştır.

13. Başvurucunun yürürlüğün

durdurulması talebi, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 15/10/2010 tarih ve

E.2010/1826 sayılı kararıyla; bu karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara

Bölge İdare Mahkemesinin 24/11/2010 tarih ve 2010/5199 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

14. Ankara 10. İdare

Mahkemesinin 29/12/2010 tarihli ve E.2010/1826, K.2010/2061 sayılı kararı ile

başvurucunun iptal davasının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Karar gerekçesi şöyledir:

“… 2577 sayılı Yasanın yukarıda belirtilen 7 nci maddesi, ilgililerin menfaatini ihlâl eden bir idari

işlemin kurulması durumunda bu işlemin iptali talebiyle açılan davalarda

dikkate alınacak genel dava açma süresini düzenlemekte; 11 inci maddesi,

hakkında idari işlem tesis edilen ilgililerin idari dava açmadan önce işlemin

"kaldırılması, geri alınması, değişi irilmesi veya yeni bir işlem

yapılması" talebiyle yapabilecekleri başvuruların süresine ve başvuru

halinde dava açma suresinin nasıl hesaplanacağına yönelik kurallar

getirmektedir.

Dosyanın incelenmesinden. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü

2. Bölge Müdürlüğü tarafından 15.04.2010 tarihinde açık ihale usulü ile

yapılan" Manisa - Kuta Çelengöz Göleti Proje Yapım İşi” ihalesine ilişkin olarak davacı

şirket tarafından 02.06.2010 tarihli dilekçe ile itirazen

şikayet başvurusunda bulunulduğu, 21.06.2010 tarih ve 2010/UH.11-1777 sayılı

Kamu İhale Kurulu kararı ile davacı şirketin itirazen

şikayet başvurusunun reddine karar verildiği, söz konusu kararın 09.07.2010

tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiği , davacı tarafından 13.09.2010

tarihinde kayda giren dilekçe ile görülmekte olan davanın açıldığı

anlaşılmaktadır.

Olayda, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin

incelenmesinden, dava dilekçesinin, dava konusu Kamu İhale Kurulu kararının

tebliğ tarihi olan 09.07.2010 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 60 günlük

dava açma süresinin son günü olan 07.09.2010 tarihinde mesai saatinin bitimine

kadar verilmediği görülmekte olup tebliğ tarihinden itibaren dava açma tarihi

olan 60 gün içinde dava açılması gerekirken 13.09.2010 tarihinde kayda giren

dilekçe ile açılan davanın süreaşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı

bulunmamaktadır.”

15. Başvurucunun, bu karara

karşı temyiz başvurusu Danıştay Onüçüncü Dairesinin

2/11/2011 tarihli ve E.2011/1800, K.2011/4846 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"... 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.

maddesinin 1. fıkrasından sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi

bulunmadığından, temyiz istemi yerinde görülmeyerek anılan Mahkeme kararının

onanmasına, ..."

16. Başvurucu Danıştay kararına

karşı karar düzeltme yoluna başvurmuş olup, aynı Dairenin 18/2/2013 tarih ve

E.2012/140, K.2011/361 sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar

verilmiş, anılan karar başvurucuya 19/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir

17. Başvurucu, 16/5/2013

tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

A. İlgili Hukuk

18. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesi şöyledir:

“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar. “

19. Aynı Kanun’un 11. maddesi

şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari

işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem

yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava

açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava

açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş

sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde

dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre

de hesaba katılır.”

20. 4/1/2002 tarihli ve 4734

sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere

yönelik başvurular” kenar başlıklı 54. maddesinin yedinci ve devam

eden fıkraları şöyledir:

“İtirazen şikayet

dilekçelerine, başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imza

sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin, varsa şikayete

idarece verilen cevabın bir örneği ile başvuru bedeli ve teminatının Kurum

hesaplarına yatırıldığına dair belgenin eklenmesi zorunludur.

Aynı kişi tarafından birden fazla ihaleye, birden fazla kişi

tarafından ise aynı ihaleye tek dilekçe ile başvuruda bulunulamaz.

Belirtilen hususlara aykırılık içeren ve henüz başvuru

süresi dolmamış olan başvurulardaki eksiklikler, idare veya Kurumun bildirim

yapma zorunluluğu bulunmaksızın, başvuru süresinin sonuna kadar başvuru sahibi

tarafından giderilebilir.

Başvuruların ihaleyi yapan idare veya Kurum dışındaki idari

mercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bu

merciler tarafından ilgisine göre idareye veya Kuruma gönderilmesi hâlinde,

dilekçelerin idare veya Kurum kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarak

kabul edilir.

Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından

gerekçeli olarak;

a) İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak ve

düzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde

ihalenin iptaline,

b) İdare tarafından düzeltme yapılması yoluyla

giderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayan

durumlarda, düzeltici işlem belirlenmesine,

c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun

olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikayete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit

edilememesi veya itirazen şikayet başvurusuna konu

hususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine,

karar verilir.”

21. 7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina”

kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler

mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste

bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,

o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve

memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva

eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber,

adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de

mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da

bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi

olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış

olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar

heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında

teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen

adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı

tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları

yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule

mecburdurlar.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 16/5/2013 tarih ve 2013/3236 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, DSİ 2. Bölge Müdürlüğünce yapılan ihalede,

ihalenin üzerinde bırakılmasına karar verilen şirket hakkında "aşırı düşük teklif" tespiti

yapılmamasının usule ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca ilgili kanunda "danışmanlık hizmet alımı işleri" için

başvuru ücreti alınacağına dair bir hüküm bulunmamasına rağmen KİK tarafından,

anılan ücretin yatırılmadığı gerekçesiyle başvurusunun reddedildiğini, Ankara

10. İdare Mahkemesinde açtığı iptal davası kapsamındaki yürürlüğün durdurulması

talebinin reddine dair kararın, bu karara karşı itirazının, Danıştayın

temyiz ve karar düzeltme taleplerinin reddine dair kararlarının soyut

gerekçelere dayalı olduğunu, KİK kararının muhtara bırakılması şeklinde

gerçekleştirilen tebligatın usulsüz ve KİK kararının ıttıla tarihinin 24/7/2010

olduğunun belirtilmesine rağmen, idare mahkemesince bu itirazlar dikkate

alınmaksızın ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın davanın süre

aşımı gerekçesiyle reddine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucunun iddiaları

değerlendirildiğinde, incelemenin üç başlık kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali İddiası

25. Başvurucu, KİK kararının hukuka aykırı olduğunu, KİK

kararının muhtara bırakılmak suretiyle tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ve

kararın ıttıla tarihinin 24/7/2010 olduğunu belirtmesine rağmen davanın süre

aşımı nedeniyle reddedildiğini ifade etmiş ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

26. Adalet bakanlığı, somut olayda başvurucunun, usulsüz

olduğunu iddia ettiği tebligatı öğrendiği tarihi esas alarak mahkemeye

başvurduğunu ileri sürdüğünü, KİK kararının "iadeli taahhütlü posta" yoluyla ve başvurucunun

ikametinde bulunamaması nedeniyle 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca

09/07/2010 tarihinde yapıldığını, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca

davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini, hem ilk derece mahkemesi hem de

yüksek mahkemenin, yasaları yorumlama ve uygulama yetkileri çerçevesinde, hak

düşürücü sürelere ilişkin düzenlemeyi yorumlayıp uygulayarak dava hakkında

karar verdiğini belirtmiştir.

27. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyan

dilekçesinde, başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Temel hak

ve hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme

hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde,

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu

uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde, Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel

hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir (E.2013/64, K.2013/142, K.T.

28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi

gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de, adil yargılanma

hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun

yanında Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu

hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52). AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel

unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının,

mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak

isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip

olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya

da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği

durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

33. İdari işlemlerden kaynaklanan hak ihlallerinin

giderilmesi için öncelikle idari yargıda dava açılması gerektiği, olağan kanun

yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâ devam ediyorsa ancak bu takdirde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabileceği açıktır (Halit Abdullah, B. No: 2012/26, 26/3/2013,

§§ 16-19).

34. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, özel kanunlarında

ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde dava açma süresinin 60 gün olduğu ve bu sürenin yazılı

bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı hükme bağlanmıştır.

35. 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinde, kendisine tebligat

yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen

adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ

olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut

zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin

adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına

yapıştıracağı, ayrıca adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa

keyfiyetin haber verilmesi için mümkün olan en yakın komşularından birine,

varsa yönetici veya kapıcıya da bildireceği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı

tarihin de tebliğ tarihi sayılacağı kural altına alınmıştır.

36. Başvurucunun, açtığı davanın süre aşımı nedeniyle

reddedilmesi sonucu yaptığı bireysel başvuruda, 2577 sayılı Kanun’da öngörülen

dava açma süresinin kısa olduğu yönünde bir itirazı bulunmayıp, tebligatın

muhtara yapılmasının usulsüz olduğu ve bu nedenle tebligatı öğrendiği tarihin dava

açma süresinin başlangıcına esas alınması gerektiği, aksi yönde verilen İlk

Derece Mahkemesi kararının bu yönden adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

37. Başvuru formu, başvuruya konu dava dosyasında bulunan

bilgi ve belgeler ile Adalet Bakanlığının görüşünde yer verilen bilgiler

uyarınca; başvurucu temsilcisinin gösterdiği adreste bulunmaması nedeniyle İlk

Derece Mahkemesinde dava konusu edilen KİK kararının iadeli taahhütlü posta

yoluyla 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinde gösterildiği şekliyle 9/7/2010

tarihinde tebligatı yapılmış olmasına karşın, başvurucu tarafından dava açma

süresi olan altmış gün geçirilerek açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine

karar verildiği görülmektedir.

38. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak

olmayıp, sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir

amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devlet, bir davanın açılabilirliği

konusundaki takdir yetkisinin gereği olarak bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte,

bu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34 ve Rodríguez Valín/İspanya,

B. No: 47792/99, 11/10/2001, § 22).

39. AİHM, Sözleşme sisteminin, bazı durumlarda, Sözleşmeci

Devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvence altına alınan haklardan etkili

olarak yararlanılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almasını

gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001 § 52),

bunun her şeyden önce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar edilmesini

içerdiğini ifade etmektedir (Dilipak ve

Karakaya/Türkiye, B. No:7942/05 ve 24838/05, 4/3/2014 § 77).

40. Somut olayda, iptali istenen KİK kararının başvurucunun

gösterdiği adreste tebliğ edilmek istenmesine karşın adresin kapalı olması

nedeniyle 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca tebligatın mahalle

muhtarına yapıldığı, tesellüm belgesinin kapıya yapıştırıldığı ve durumun

komşusuna haber verildiği, tebliğ tarihini takip eden günden itibaren 2577

sayılı Kanun’un 7. maddesinde öngörülen altmış günlük dava açma süresini

geçirmek suretiyle açtığı davanın ise süre aşımı nedeniyle reddedildiği

görülmektedir.

41. Bu durumda, başvurucunun dava açma süresine ilişkin bir

şikâyetinin bulunmaması ve diğer taraftan davalı idare tarafından başvurucunun

iptalini istediği kararın 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca usulüne

uygun bir şekilde tebligatı yapılarak, karardan başvurucunun haberdar edilmesi

hususları bir arada değerlendirildiğinde, tebligat ve dava açma süresine

ilişkin derece mahkemesinin yaptığı yorumun mahkemeye erişim hakkını ihlal

edecek surette katı olmadığı anlaşılmaktadır.

42. Açıklanan nedenlerle, mahkemeye erişim hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir

2. İlk Derece Mahkemesi Kararlarında Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

43. Başvurucu, KİK kararının hukuka aykırı olduğunu, Ankara

10. İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulması talebinin reddi

kararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz

olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

44. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

45. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

46. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

47. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği,

başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle

yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp

takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).

48. Başvuru konusu olayda, başvurucu, KİK kararının hukuka

aykırı olduğunu, Ankara 10. İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin

durdurulması talebinin reddi kararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine

verilen kararın gerekçesiz olduğunu ileri sürmekte ise de,

İlk Derece Mahkemesi, süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiş, bu karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir.

49. Bu durumda, başvurucunun, başvurunun bu kısmına ilişkin

olarak yargısal başvuru yollarının tamamını usulüne uygun bir şekilde

tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmına ilişkin ihlal

iddialarının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir

3. Kanun Yolu İncelemelerinde Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

51. Başvurucu, temyiz ve karar düzeltme talepleri hakkında

verilen kararların gerekçesiz olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

52. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

53. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli,

B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

54. Temyiz mercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması

zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı

fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla

kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir

şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece

mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 57).

55. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, KİK kararına karşı

2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde belirtilen süre geçirildikten sonra açılan

davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiş olup, Danıştay, İlk Derece

Mahkemesi kararına atıf yaparak ve Mahkemenin gerekçesini aynen kabul ederek

temyiz talebini reddetmiş ve kararı onamış, karar düzeltme nedenleri

bulunmadığı gerekçesiyle de karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir.

Dolayısıyla Danıştay kararlarının gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.

56. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. İlk Derece Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

3. Kanun yolu incelemelerinde adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

6/5/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Çağdaş

Mühendislik Ltd. Şti.

Temsilcisi

:

Müslim

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3236, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. A. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. Üstün
  16. Necipoğlu
  17. Tercan
  18. Yalçınöz
  19. Yılmaz
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3236
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Fatih Başar Başvurusu (B. No: 2014/15694)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2014/8334)
  • Hakan Eren Başvurusu (B. No: 2013/8508)
  • Mustafa Coşğun Başvurusu (B. No: 2013/7873)
  • Esra Nur Özbey Başvurusu (B. No: 2013/7443)
  • Faris Arslan Başvurusu (B. No: 2014/1026)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.