İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çağdaş Mühendislik Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/3449)

1. Başvurucu, iştirak ettiği hizmet alımı ihalesine ilişkin

Başvuru No2013/3449Tarih22 Ocak 2015Okuma15 dk · 2.966 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çağdaş Mühendislik Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/3449
R.G. Tarih- Sayı
5/6/2015-29377
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.966 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, iştirak ettiği hizmet alımı ihalesine ilişkin

olarak yaptığı itirazen şikâyet başvurusunun

reddedilmesine ilişkin Kamu İhale Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı

davada Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun iştirak ettiği

Devlet Su İşleri (DSİ) 3. Bölge Müdürlüğü tarafından 15/9/2009 tarihinde açık

ihale usulü ile yapılan "Sakarya Merkez

Aşırlar Göleti Proje Yapımı" ihalesi

başka şirkete verilmiştir.

6. Başvurucunun ihalenin

sonucuna karşı yaptığı 2/10/2009 tarihli şikayet

başvurusu DSİ 3. Bölge Müdürlüğünün 9/10/2009 tarih ve 93974 sayılı işlemi ile

reddedilmiş, bu işlem başvurucuya 15/10/2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve

başvurucu 26/10/2009 tarihinde Kamu İhale Kurumu’na (KİK) itirazen

şikayet başvurusunda bulunmuştur.

7. Başvurucu dilekçesinde,

ihalenin aşırı düşük teklif tespiti ve sorgulaması yapılmadan başka bir şirkete

verildiğini, bu sorgulama yapılsaydı ihale üzerinde kalan şirketin teklifinin

değerlendirme dışı bırakılacağını ve ekonomik açından en avantajlı teklifi

vermesi nedeniyle ihalenin kendi üzerinde kalacağını ileri sürmüştür.

8. KİK yaptığı ön incelemede, itirazen şikayet başvurusu

dilekçesine başvuru bedelinin yatırıldığına dair banka dekontunun eklenmediğini

tespit etmiş ve bu eksikliğin itirazen şikayet

başvuru süresinin bitim tarihi olan 26/10/2009 tarihine kadar tamamlatılması

gerektiğini Kamu Satınalma Platformunda ilan

etmiştir.

9. Başvurucunun belirtilen

eksikliği 26/10/2009 tarihi mesai bitimine kadar tamamlamaması üzerine Kamu

İhale Kurulu 2/11/2009 tarih ve 2009/UH.I-2688 sayılı

kararı ile başvurucunun yaptığı itirazen şikayet

başvurusunu reddetmiştir.

10. Başvurucu anılan kararın

iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara 3. İdare Mahkemesinde dava

açmış, Mahkeme 27/1/2010 tarih ve E.2009/1604 sayılı kararı ile yürütmenin

durdurulması talebini reddetmiştir.

11. Başvurucunun bu karara

yaptığı itiraz da Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 4/3/2010 tarih ve İtiraz

No:2010/909 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

12. Daha sonra Ankara 3. İdare

Mahkemesi 8/12/2010 tarih ve E.2009/1604, K.2010/1654 sayılı kararı ile davayı

reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden, DSİ 3. Bölge Müdürlüğü tarafından

15.9.2009 tarihinde Açık İhale Usulü ile yapılan 2009/114061 İhale Kayıt

Numaralı "Sakarya Merkez Aşırlar Göleti Proje

Yapımı" ihalesine ilişkin olarak, davacı şirket tarafından 02.10.2009

tarihinde idareye şikayet başvurusunda bulunulduğu, idarenin başvurunun uygun

bulunmadığına dair kararının davacıya 15.10.2009 tarihinde tebliğ edilmesi

üzerine 10 günlük itirazen şikayet başvuru süresinin

son günü olan 26.10.2009 tarihinde davalı idareye itirazen

şikayet başvurusunda bulunulduğu, idarece yapılan ön inceleme neticesinde,

davacı tarafından başvuru dilekçesine başvuru bedelinin Kurum hesaplarına

yatırıldığına dair banka dekontunun eklenmediği, söz konusu eksikliğin davalı

idare internet sitesinde yer alan Kamu Satınalma

Platformunda belirtildiği, buna karşın eksikliğin 10 (on) günlük itirazen şikayet başvurusu süresinin dolduğu tarih olan

26.10.2009 tarihi mesai bitimine kadar tamamlanmadığı gerekçesiyle, dava konusu

02.11.2009 tarih ve 2009/UH.I-2688 sayılı Kamu İhale Kurulu kararı ile 4734

sayılı Kanunun 54. maddesinin 10. fıkrasının (c) bendi uyarınca

"Başvurunun reddine" karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı

anlaşılmıştır.

Yukarıda hükümlerine yer verilen mevzuat uyarınca,

danışmanlık hizmeti alımı ihaleleri için yapılacak olan itirazın şikayet başvurularında da başvuru bedelinin yatırılması

zorunlu olup, davacının bu bedeli yatırmaması nedeniyle başvurusunun reddi

yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

13. Karar, başvurucu

temsilcisinin gösterdiği adresin kapalı olması nedeniyle muhtarlığa bırakılmış

ve ihbarname adresin kapısına 20/4/2011 tarihinde yapıştırılmıştır.

14. Başvurucu 6/6/2011 tarihinde

kararı temyiz etmiş ve temyiz dilekçesinde 27/5/2011 tarihinde kararı

öğrendiğini belirtmiştir.

15. Danıştay Onüçüncü

Dairesi 26/9/2011 tarih ve E.2011/2857, K.2011/4052 sayılı kararı ile temyiz

istemini süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Dairenin gerekçesi şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden; temyizen

incelenerek bozulması istenen mahkeme kararının davacı şirkete 20.04.2011

tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç 20.05.2011 tarihine kadar

temyiz isteminde bulunulması gerekirken, davacı şirket tarafından 06.06.2011

tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi kaydına giren dilekçe ile temyiz isteminde

bulunulduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenme

olanağı bulunmamaktadır.”

16. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 18/2/2013 tarih ve E. 2012/557, K.

2013/368 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

17. Karar, başvurucuya 6/5/2013

tarihinde tebliğ edilmiş, 16/5/2013 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

18. 4/1/2002 tarih ve 4734

sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere

yönelik başvurular” kenar başlıklı 54. maddesinin yedinci ve devam

eden fıkraları şöyledir:

“İtirazen şikayet

dilekçelerine, başvuruda bulunmaya yetkili olunduğuna dair belgeler ile imza

sirkülerinin aslı veya yetkili mercilerce onaylı örneklerinin, varsa şikayete

idarece verilen cevabın bir örneği ile başvuru bedeli ve teminatının Kurum

hesaplarına yatırıldığına dair belgenin eklenmesi zorunludur.

Aynı kişi tarafından birden fazla ihaleye, birden fazla kişi

tarafından ise aynı ihaleye tek dilekçe ile başvuruda bulunulamaz.

Belirtilen hususlara aykırılık içeren ve henüz başvuru

süresi dolmamış olan başvurulardaki eksiklikler, idare veya Kurumun bildirim

yapma zorunluluğu bulunmaksızın, başvuru süresinin sonuna kadar başvuru sahibi

tarafından giderilebilir.

Başvuruların ihaleyi yapan idare veya Kurum dışındaki idari

mercilere ya da yargı mercilerine yapılması ve başvuru dilekçelerinin bu

merciler tarafından ilgisine göre idareye veya Kuruma gönderilmesi hâlinde,

dilekçelerin idare veya Kurum kayıtlarına girdiği tarih, başvuru tarihi olarak

kabul edilir.

Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından

gerekçeli olarak;

a) İhale sürecinin devam etmesine engel oluşturacak ve

düzeltici işlemle giderilemeyecek hukuka aykırılığın tespit edilmesi halinde

ihalenin iptaline,

b) İdare tarafından düzeltme yapılması yoluyla

giderilebilecek ve ihale sürecinin kesintiye uğratılmasına gerek bulunmayan

durumlarda, düzeltici işlem belirlenmesine,

c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun

olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikayete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit

edilememesi veya itirazen şikayet başvurusuna konu

hususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine,

karar verilir.”

19. 11/2/1959 tarih ve 7201

sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı

ve tebellüğden imtina” kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler

mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste

bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı,

o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve

memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva

eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber,

adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de

mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da

bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi

olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış

olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar

heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında

teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen

adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı

tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları

yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule

mecburdurlar.”

20. 6/1/1981 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Temyiz dilekçesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:

“Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin

tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren; mahkeme veya Danıştay daire

başkanı tarafından verilecek onbeş günlük süre

içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususu

temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler

tamamlanmadığı takdirde, mahkeme, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan

Danıştay dairesi, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Temyizin

kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde de kararı veren mahkeme, ilk

derece mahkemesi olarak davaya bakan Danıştay dairesi, temyiz isteminin reddine

karar verir. Mahkemenin veya Danıştay dairesinin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz

isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin

ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3 üncü madde esaslarına

göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı

hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili

dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2 ve 6 ncı

fıkralarda sözü edilen kararlar daire ve kurulca verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 16/5/2013 tarih ve 2013/3449 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

Başvurucu,

i. DSİ 3. Bölge Müdürlüğünce yapılan ihalede ihalenin üzerinde

bırakılmasına karar verilen şirket hakkında "aşırı düşük teklif" sorgulaması yapılmamasının usule ve

kanuna aykırı olduğunu, ayrıca ilgili kanunda "danışmanlık hizmet alımı işleri" için başvuru ücreti alınacağına

dair bir hüküm bulunmamasına rağmen KİK tarafından, anılan ücretin

yatırılmadığı gerekçesiyle başvurusunun reddedildiğini, açıklanan nedenlerle

idarenin hukuka bağlılığı ilkesinin,

ii. Ankara 3. İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulması

talebinin reddi kararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine verilen kararın

gerekçesiz olduğunu, başvuru ücreti yatırılmadığı için davanın reddedilmesinin

kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle adil yargılanma hakkının,

iii. Mahkeme kararının muhtara bırakılması şeklinde

gerçekleştirilen tebligatın usulsüz ve kararın ıttıla tarihinin 27/5/2011

olduğu belirtilmesine rağmen, Danıştay tarafından bu itirazlar dikkate

alınmaksızın ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın temyiz

başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin, bunun yanında

temyiz talebi incelenmediği için harç ve diğer giderlerin iadesine karar

verilmemiş olmasının ve karar düzeltme talebinin reddi kararının gerekçesiz

olması nedeniyle adil yargılanma hakkının,

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve

manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucunun iddialarının

özü, ilk derece mahkemesi ve Danıştay kararlarının adil olmadığı hususu ile

ilgilidir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları aşağıda iki başlık altında ve adil

yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Danıştay Kararlarında Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

a. Danıştay Kararının Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığı İddiası

27. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası

veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. Başvurucu, Ankara 3. İdare Mahkemesi kararının muhtara

bırakılmak suretiyle tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu ve kararın ıttıla

tarihinin 27/5/2011 olduğu belirtilmesine rağmen, Danıştay tarafından bu

itirazlar dikkate alınmaksızın ve bu konuda herhangi bir değerlendirme

yapılmaksızın temyiz başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddine karar

verildiğini ileri sürmüştür.

29. Başvuru konusu olayda, 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi

uyarınca (§ 19) ilk derece mahkemesi kararı şirket temsilcisinin gösterdiği

adrese tebligata çıkarılmış, temsilcinin adreste bulunmaması nedeniyle posta

memurunca araştırma yapılmış, komşudan alınan bilgiye göre temsilcinin “çarşıya” gittiğinin tespit edilmesi

üzerine karar mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edilmiş ve 20/4/2011

tarihinde temsilcinin gösterdiği adresin kapısına ihbarname yapıştırılmıştır.

30. Danıştay Onüçüncü Dairesi

tarafından temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin

verdiği kararın 20/4/2011 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç

20/5/2011 tarihine kadar temyiz talebinde bulunulması gerekirken 6/6/2011

tarihinde kayda giren dilekçe ile yapılan temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle

reddinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da bariz takdir hatası veya açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş

olması gerekir. Somut olayda başvurucu, temyiz talebinin süre aşımı nedeniyle

reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış

olup, başvurucunun Danıştay Onüçüncü Dairesince

delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı

şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Danıştay Onüçüncü

Dairesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Harç ve Diğer Giderlerin İade Edilmediği

İddiası

33. Başvurucu, temyiz talebi incelenmediği gerekçesiyle harç

ve diğer giderlerin iadesine karar verilmemesinden de şikâyet etmektedir.

34. 2577 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (6) ve (7) numaralı

fıkraları uyarınca (§ 20), temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması

halinde kararı veren mahkemenin, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakan

Danıştay dairesinin temyiz isteminin reddine karar vereceği, temyizin kanuni

süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması

hallerinde de temyiz isteminin reddine ilişkin kararın daire ve kurulca

verileceği düzenlenmiştir.

35. Anılan mevzuat uyarınca, başvurucu tarafından yapılan

temyiz başvurusunun süresinde yapılıp yapılmadığı hakkında Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından bir inceleme yapılmış ve

sonuçta temyiz süresinin geçirilmesinden sonra talepte bulunulduğunun tespit

edilmesi nedeniyle temyiz talebi süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

36. Başvuruya konu olayda, başvurucu tarafından yapılan

temyiz istemi üzerine 2577 sayılı Kanunun 48. maddesi gereğince gerekli

incelemeler yapılarak karar verildiği görüldüğünden, başvurucunun temyiz

talebinin incelenmemesi nedeniyle harç ve giderlerin iadesine karar verilmesi

gerektiği şikâyetinin, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Karar Düzeltme Talebinin Gerekçesiz

Reddedildiği İddiası

37. Başvurucu karar düzeltme talebinin reddi kararının

gerekçesiz olmasından şikâyet etmektedir.

38. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

40. Derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm

iddialara cevap verme zorunluluğu bulunmayıp, hükme esas teşkil eden

gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koyması yeterlidir. Diğer taraftan

kanun yolu mercilerince; onama, itiraz veya başvurunun reddi kararları

verilmesi hâlinde alt derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler

kabul edilmiş olacağından, anılan kararlarda ayrıca gerekçe gösterilmesine

gerek bulunmamaktadır (B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 25). Nitekim AİHM

içtihatları da bu yöndedir (Van de Hurk/Hollanda, B. No: 16034/90, 19/4/1994, §

61).

41. Somut olayda Danıştay Onüçüncü

Dairesi, temyiz talebinin ilk derece mahkemesi kararının tebliğ tarihinden

itibaren en geç 20/5/2011 tarihine kadar yapılması gerekirken 6/6/2011

tarihinde yapılması nedeniyle süre aşımı nedeniyle temyiz talebini

reddetmiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire

temyiz kararına atıf yapmak suretiyle karar düzeltme talebini reddetmiştir. Dolayısıyla

Danıştay Onüçüncü Dairesinin karar düzeltme talebi

hakkında verdiği kararın gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

42. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İlk Derece Mahkemesi Kararlarında

Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

43. Başvurucu, KİK kararının hukuka aykırı olması, Ankara 3.

İdare Mahkemesinde açtığı davada yürütmenin durdurulması talebinin reddi

kararının ve bu karara yaptığı itiraz üzerine verilen kararın gerekçesiz olması

ile başvuru ücreti yatırılmadığı için davanın reddedilmesinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

44. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

45. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

46. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

47. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği,

başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle

yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp

takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/1049,

16/4/2013, § 32).

48. Başvuru konusu olayda, başvurucu, KİK kararının hukuka

aykırı olduğunu ve bu kararın iptali istemiyle açtığı davada adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de, ilk

derece mahkemesi kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu süresinde yapmadığı

gerekçesiyle Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından bu

başvuru süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

49. Bu durumda, başvurucunun ilk derece mahkemesi kararını

süresi içinde temyiz etmeyerek kanunda öngörülen yargısal başvuru yollarının

tamamını usulüne uygun bir şekilde tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu

görülmektedir

50. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmına ilişkin ihlal

iddialarının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Danıştay kararlarında adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

2. İlk Derece Mahkemesi kararlarında adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

22/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Çağdaş

Mühendislik Ltd. Şti.

Temsilcisi

:

Müslim

YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3449, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Altan
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Yalçınöz
  20. Yılmaz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3449
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Serkan Kanak Başvurusu (B. No: 2014/1263)
  • Ahmet Saygılı ve Şefika Saygılı Başvurusu (B. No: 2013/135)
  • Büyük Birlik Partisi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8842)
  • Uğur Büke Başvurusu (B. No: 2013/4177)
  • Bedri Balaban Başvurusu (B. No: 2013/3168)
  • Umut Oran Başvurusu (B. No: 2014/18926)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.