İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Büke Başvurusu (B. No: 2013/4177)

1. Başvurucu tarafı olduğu

Başvuru No2013/4177Tarih22 Ocak 2015Okuma15 dk · 3.060 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğur Büke Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/4177
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.060 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu tarafı olduğu

hukuk davasının on yılı aşkın süre sonra sonuçlandırıldığını, yapılan yargılama

sonucunda verilen kararın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, ayrıca yapılan

yargılamanın adil olmadığını ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek,

Anayasa’nın 10., 35. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş olup,

ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/6/2013 tarihinde

Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 17/9/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 14/11/2013 tarihli yazısı 25/11/2013 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekilince Adalet Bakanlığı görüşüne karşı

9/12/2013 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu tarafından Ankara

ili Yenimahalle ilçesi 211 ada 5 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz, arsa payı

karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan yükleniciden devir almış olan bir

üçüncü kişiden satın alınmıştır.

8. Yüklenici ile arsa sahibi

arasındaki sözleşme, Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/5/2002 tarihli

kararı ile feshedilmiştir.

9. Başvurucunun Ankara 25.

Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2000/687 sayılı dosyası üzerinde açtığı ve yukarıda

belirtilen taşınmazı konu alan tapu iptal ve tescil davası reddedilmiştir.

10. Arsa sahibi tarafından

24/6/2003 tarihinde, sözleşmenin feshine dayanarak, başvurucu aleyhine Ankara

24. Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 2003/522 sırası üzerinde, bahse konu taşınmazı

işgal ettiğinden bahisle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil

talebiyle dava açılmıştır.

11. Başvurucu tarafından karşı

dava kapsamında, arsa mülkiyetinin 4721 sayılı Türk Medeni

Kanununun 724. maddesi uyarınca adına tescili, bunun mümkün olmaması

durumunda ise, taşınmaz üzerindeki binada yaptığı iyileştirmeler karşılığında

150.000,00 YTL’nin davacıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

12. Arsa sahibi tarafından

farklı dönemlere ait ecrimisil talepleriyle açılan üç

ayrı dava, Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin E. 2003/522 sayılı dosyası

üzerinde birleştirilmiştir.

13. Ankara 24. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 11/7/2006 tarih ve E.2003/522, K.2006/183 sayılı kararı ile arsa

sahibinin el atmanın önlenmesi ve ecrimisil

taleplerinin kabulüne, başvurucunun temliken tescil

ve taşınmazda yaptığı iyileştirmelerin bedeline ilişkin taleplerinin reddine

hükmedilmiştir.

14. Kararın temyiz edilmesi

üzerine, ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14/5/2007

tarih ve E.2007/4486, K.2007/5610 sayılı kararı ile, elatmanın

önlenmesi ve ecrimisile yönelik taleplerin kabulünün

ve başvurucunun temliken tescil isteğinin reddinin

yerinde olduğu, ancak dosya kapsamından başvurucunun taşınmaz üzerindeki binada

bir kısım iyileştirmeler yaparak arsa sahibinin malvarlığında artı değerler

meydana gelmesini sağladığı anlaşıldığından, bu masrafların talep edilebileceği

gözetilmeden hüküm kurulmuş olduğundan bahisle bozulmuştur.

15. Bozma sonrasında temin

edilen 23/5/2008 tarihli bilirkişi raporunda, binanın tamamlanması ve

oturulabilir hale getirilmesi için başvurucu tarafından yapılmış olan iş ve

imalatların bedelinin 91.743,00 YTL olduğu belirtilmiştir.

16. Ankara 24. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 11/11/2008 tarih ve E.2007/307, K.2008/352 sayılı kararı ile,

başvurucu tarafından yapılan imalatların bedeli olarak 91.743,12 YTL’nin arsa

sahibinden tahsili ile başvurucuya verilmesine karar verilmiştir.

17. İlk derece mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14/7/2009 tarih ve E.2009/6700,

K.2009/8938 sayılı kararı ile, Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaz

üzerindeki yapının ruhsatı olup olmadığının araştırılması gerektiği, ruhsatı

olmayan bir yapı söz konusu ise yıkımı gereken bir yerin ekonomik değer ifade

ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, bu yer için yapılan masrafların tahsilinin de

talep edilemeyeceği, ayrıca yapılan masraflardan sadece zorunlu ve faydalı

olanların bedelinin talep edilebileceği belirtilerek bozulmuştur.

18. Bozma kararı sonrası temin

edilen 31/1/2011 tarihli bilirkişi raporunda, Yenimahalle Belediyesi’nin

29/12/2009 tarihli yazısında, dava konusu taşınmaza ilişkin imar durumu (çap),

ruhsat ve mimari projesi olmadığının ve bu duruma bağlı olarak tadilat projesi

tanziminin mümkün olmadığının bildirildiği tespitine yer verilmiş, 11/7/2011

tarihli raporda ise, yukarıda yer verilen tespit tekrar edilmekle birlikte,

başvurucunun müracaatı üzerine ilgili Belediye tarafından düzenlenen 17/9/2009

tarihli yazıda dava konusu taşınmazdaki proje onayının gerçekleşebilmesi için

İmar Yönetmeliği ve ilgili mevzuat ile tanımlanmış bir kısım belgelerin proje

müellifi tarafından ibrazı gerektiğinin belirtildiği, söz konusu belgelerin

temini sureti ile dava konusu taşınmaza ilişkin ruhsatın alınabileceği, zira

taşınmazın aynı sözleşme kapsamında yer alan evlerden biri olup tip proje

niteliğinde olduğu, belirtilen diğer konutların ise ruhsatının alınmış olduğu

ifade edilmiştir.

19. Bozma kararı sonrası Ankara

24. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2009/329 sayılı dosyası üzerinde yürütülen

yargılama sonucunda, Mahkemenin 13/3/2012 tarih ve E.2009/329, K.2012/96 sayılı

kararı ile bahse konu binanın ruhsatının bulunmadığının tespit edildiği

belirtilerek, başvurucunun talebi reddedilmiştir.

20. Kararın temyiz edilmesi

üzerine, ilk derece mahkemesi hükmü Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 6/11/2012

tarih ve E.2012/9531, K.2012/12827 sayılı kararı ile, vekalet ücreti miktarı

nazara alınarak düzeltilerek onanmıştır.

21. Başvurucu tarafından yapılan

karar düzeltme talebi Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 10/4/2013 tarih ve

E.2013/3807, K.2013/5552 sayılı kararı ile reddedilmiş olup, Yargıtay ilamı

15/5/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

22. 12/6/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

23. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 22/1/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/6/2013 tarih ve 2013/4177

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, tarafı olduğu

hukuk davasının on yılı aşkın süre sonra sonuçlandırıldığını, yargılama

sonucunda taşınmazda yaptığı imalatların değerinin ödenmesine karar verilmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, yapılan yargılama sırasında

alınan ve lehine değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna rağmen talebinin

reddedildiğini, verilen Yargıtay bozma kararında taşınmazda yaptığı imalatların

karşılığına hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmesi suretiyle elde ettiği

kazanılmış hakka rağmen taşınmazda yapmış olduğu imalatlara ilişkin talebinin

kabul görmediğini, ayrıca lehine olan delillerin değerlendirilmediğini,

yargılamanın eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu ileri sürerek, Anayasa’nın

10., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

i. Delillerin Değerlendirilmesinin Adil Olmadığı İddiası

26. Başvurucu, yapılan yargılama

sırasında alınan ve lehine değerlendirmeler içeren bilirkişi raporuna ve

14/5/2007 tarihli Yargıtay bozma ilamında taşınmazda yaptığı imalatların

karşılığına hükmedilmesi gerektiğinin belirtilmesi suretiyle elde ettiği

kazanılmış hakka rağmen taşınmazda yapmış olduğu imalatlara ilişkin talebinin

kabul görmediğini, ayrıca lehine olan delillerin değerlendirilmediğini ve

yargılamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, Anayasa’nın 10.,

ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olmakla

birlikte, eşitlik ilkesinin ihlaline ilişkin iddiaların esas itibarıyla

delillerin değerlendirilmesinin adil olmadığı hususuna ilişkin olduğu

anlaşılmakla, ihlal iddialarının mahiyeti gereği Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

27. Bakanlık görüşünde,

delillerin değerlendirilmesi noktasındaki takdirin esasen derece mahkemelerine

ait olduğu, somut olay açısından ilk kararın başvurucunun lehine tespitler

içeren bilirkişi raporuna istinaden verildiği, ancak davaya konu yapının kaçak

olup olmadığının tespiti gerektiği yönündeki bozma ilamı sonrasında söz konusu

yapının ruhsatsız olduğunun belirlenmesi üzerine başvurucunun talebinin reddine

hükmedildiği, bu kapsamda söz konusu yargılamanın ilgili usul şartlarına göre

gerçekleştirilmediği, başvurucunun delillerini sunma fırsatı bulamadığı ve

derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça keyfi davrandığına ilişkin

bir bulguya da rastlanmadığı belirtilmiştir.

28. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

29. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dahil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi ile delillere ilişkin temel usuli

güvencelere riayet edilmesi, adil yargılanma hakkının somut görünümleri

arasında yer almaktadır. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri

sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.

Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerini denetlemek Anayasa Mahkemesi’nin görevi kapsamında

olmayıp, Mahkemenin görevi delillere ilişkin bazı temel kuralların gözetilmesi

suretiyle başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında, taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkanların tanınması ve delillere ilişkin

hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir (B. No. 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

30. Derece mahkemeleri

nezdindeki yargılamalarda izlenilen delil kuralları ve bunların yorumlanması

kural olarak belirtilen hususların değerlendirilmesi açısından daha elverişli

konumda olan söz konusu mahkemelere aittir. Bununla birlikte, delillerin

incelenme ve değerlendirilme yönteminin açık bir hakkaniyetsizlik veya keyfilik

ihtiva etmesi veya bu değerlendirmelerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri gözetilerek

yapılmaması durumunda, adil yargılanma hakkının gereklerine uygun bir

delil değerlendirilmesinden söz edilemez.

31. Sözleşme’nin

6. maddesinde, davada kullanılan delillerin ispat güçleri ile ilgili bir

düzenleme bulunmamakla birlikte, AİHM de, delilerin kabul edilebilirliği ile

ilgili olarak, somut davada kullanılan delillerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli

yargılama” ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da

söz konusu delillerin yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına

etkisini değerlendirmekte (bkz. Tamminen/Finlandiya,

B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40-41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 68, 81-89) ve birçok kararında, Sözleşme’nin 6.

maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber, öncelikli

olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olan delillerin

kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığını belirtmekte (bkz. Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§

45-46; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, §

124), bariz bir şekilde keyfi olmadıkça, belirli bir kanıt türünün kabul

edilebilir olup olmadığına karar vermenin kendi görevi olmadığını ifade

etmektedir (bkz. Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00,

11/07/2006, § 95; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, §

125; Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,

B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 699).

32. Somut başvuru açısından,

başvurucu aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil

talepli davada başvurucu tarafından karşı dava kapsamında temliken

tescil veya imalat bedellerinin karşılanması talebinde bulunulduğu, ilk derece

mahkemesince verilen hükmün, başvurucunun taşınmazda yaptığı iyileştirmelerin

tespiti ile hüküm altına alınması gereğine işaret edilerek bozulduğu, bozma

kararı kapsamında başvurucunun imalat bedellerine ilişkin talebi açsından

kesinleşen bir hükmün bulunmadığı, bozma ilamı sonrasında yürütülen yargılama

kapsamında yapılan keşif ve bilirkişi raporları uyarınca tespit edilen imalat

bedeline hükmedildiği görülmektedir. Kararın temyiz edilmesi üzerine, öncelikle

taşınmazın ruhsatının bulunup bulunmadığının tespiti, ayrıca söz konusu imalat

ve iyileştirmelerin tamamının zaruri veya faydalı olup olmadığının tespit

edilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, bozma sonrasında mahkemece

taşınmazın ruhsatının bulunup bulunmadığının ilgili Belediye nezdinde

araştırıldığı ve bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu temin edildiği,

belirtilen rapor sonrasında taraf beyanları doğrultusunda ikinci bir bilirkişi

raporu daha alındığı anlaşılmaktadır. Söz konusu usul işlemlerini müteakip, her

ne kadar ikinci bilirkişi raporunda halihazırda ruhsatı bulunmayan taşınmazın

belirli prosedürlerin tamamlanmasını müteakip ruhsatının alınabileceği

belirtilmiş ise de, ilk derece mahkemesince ilgili Belediyenin, dava konusu

taşınmaza ilişkin imar durumu (çap), ruhsat ve mimari projesi olmadığını ve bu

duruma bağlı olarak tadilat projesi tanziminin mümkün olmadığını belirten

görüşüne değer verilerek başvurucunun talebinin reddedildiği ve söz konusu

kararın derecattan geçerek kesinleştiği

görülmektedir. Başvuru dosyası kapsamından, başvurucunun özellikle taşınmazın

ruhsat durumuna ilişkin olarak sunduğu belge kapsamında yeniden bilirkişi

raporu alındığı ancak Mahkemece, ilgili Belediyenin taşınmazın ruhsat açısından

halihazırdaki durumunu belirten görüşüne itibar edilerek başvurucunun talebinin

reddedildiği, bu kapsamda başvurucuya “silahların

eşitliği” ve “çelişmeli yargılama”

ilkelerine aykırı olarak delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme

hususlarında uygun olanakların sağlanmadığına ilişkin bir veri bulunmadığı

gibi, Mahkeme’nin delilleri değerlendirmesinde açık bir hakkaniyetsizlik veya

keyfilik bulunduğuna dair bir bulguya da rastlanmadığı anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, delillerin değerlendirilmesinin adil yargılanma hakkına aykırılık

oluşturduğu yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun” olduğuna karar verilmesi gerekir.

34. Başvurucunun mülkiyet hakkı

kapsamındaki iddialarını ise yargılama neticesine dayandırdığı, özellikle

derece mahkemelerince yürütülen ve adil yargılanma hakkına riayet edilmediği

iddia edilen yargılama neticesinde taşınmazda yaptığı imalatların değerinin

ödenmesine karar verilmemesinin, sonucu itibarıyla mülkiyet hakkını ihlal

ettiğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda olduğu gibi, özel

kişiler arasındaki mülkiyet ihtilafları açısından, çoğu zaman mülkiyet hakkına

klasik müdahale biçimlerinden biri söz konusu olmamakla beraber, bu hak

kapsamında da yetkili makamlar için geçerli olan usulî

özen yükümlülüğü, gerekli usulî güvenceleri sunan

yargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve idari makamların özel

kişiler arasındaki bir uyuşmazlıkta etkili ve adil bir karar vermesini temin

etme sorumluluğunu ifade etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Novoseletskiy/Ukrayna,

B. No. 47148/99, 22/2/2005, § 102; Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No. 48553/99,

25/7/2002, § 96). Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki

iddianın yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin

olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde (§§ 26-33) başvurucunun delillerinin ve iddialarının

adil yargılanma hakkı çerçevesinde derece mahkemelerince ayrıntılı bir

değerlendirmeye tabi tutularak karar verildiği tespit edilmiş olmakla, mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir (B. No. 2013/2995, 20/2/2014, § 53).

ii. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

35. Başvurucu tarafından, tarafı

olduğu hukuk davasının on yılı aşkın bir süre sonra sonuçlandırıldığı

belirtilerek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiş

olup, başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Başvurucu, tarafı olduğu

hukuk davasının makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

37. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

38. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

39. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, asliye hukuk mahkemesi nezdinde açılan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkin bir davanın söz konusu olduğu

görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut

yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama

olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

40. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 24/6/2003

tarihidir.

41. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş

tarihinin, başvurucunun karar düzeltme talebi hakkında verilen Yargıtay 14.

Hukuk Dairesinin E.2013/3807, K.2013/5552 sayılı ilam tarihi olan 10/4/2013

tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

42. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun bir adet taşınmaza ilişkin el

atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinden ibaret

olduğu, karşı dava kapsamında ise temliken tescil ve

taşınmazda yapıldığı iddia edilen iyileştirme bedellerinin talep edildiği,

ilgili davanın davacısı tarafından açılan ecrimisil

talepli üç ayrı davanın daha söz konusu yargılama dosyası üzerinde

birleştirildiği, mahkemece verilen ilk iki kararın Yargıtayca

muhtelif gerekçelerle bozulduğu, taraflarında üç kişinin yer aldığı davanın

yaklaşık on yıllık bir süreçte sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

43. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi

önünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 23).

44. 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü

yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64), başvuruya konu davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık on yıllık yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucu, başvuruya konu

yargılama dosyasına sunulan bilirkişi raporu uyarınca 140.950,00 TL maddi ve

50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on yıllık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya takdiren net 8.300,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

50. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Delillerin değerlendirilmesinin adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 8.300,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Uğur BÜKE Vekili : Av. Ünsal AKTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4177, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4177
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Bedri Balaban Başvurusu (B. No: 2013/3168)
  • Umut Oran Başvurusu (B. No: 2014/18926)
  • Ertan Rüstem Başvurusu (B. No: 2013/8517)
  • Nurettin Albayrak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4809)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/3708
  • Nihat Çan Başvurusu (B. No: 2013/8745)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.