İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çağdaş Petrol Ürünleri Pazarlama Otomotiv Tic. ve Tur. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/12306)

1. Başvuru, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi ve

Başvuru No2015/12306Tarih28 Kasım 2018Okuma24 dk · 4.857 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çağdaş Petrol Ürünleri Pazarlama Otomotiv Tic. Ve Tur. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
28 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/12306
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.857 kelime·24 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesi ve

bu ruhsatın talep edilmesine rağmen yeniden düzenlenmemesi nedenleriyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Arka Planı

6. İstanbul ili Bağcılar ilçesi Kirazlı mahallesi Mahmutbey

caddesi 3236 ada 1 parsel (eski 926 ada 1645 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde

akaryakıt istasyonu yapımı için S.K., E.Y, ve E.Y.

isimli kişiler tarafından 21/2/1995 tarihinde Bağcılar Belediye Başkanlığı

(Belediye) İmar Planlama Müdürlüğünden plan tadilatı talebinde bulunulmuştur.

Bu talebe istinaden aynı şahıslar 22/2/1995 tarihli dilekçeyle birtakım

taşınmazlarını bedelsiz olarak Belediyeye devredeceklerini taahhüt etmişlerdir.

Verilen taahhüt gereğince taşınmazlar 15/6/1995 tarihinde bedelsiz olarak

Belediyeye devredilmiştir.

7. Belediye Meclisinin 19/7/1995 tarihli ve İstanbul Büyükşehir

Belediye (Büyükşehir Belediyesi) Meclisinin 16/2/1996 tarihli kararları

sonucunda plan değişikliği yapılarak söz konusu taşınmaz akaryakıt alanına

alınmıştır.

8. Büyükşehir Belediyesi Gayrı Sıhhi Müesseseler İnceleme

Kurulunun (Kurul) 9/2/1999 tarihli kararıyla başvurucu şirkete akaryakıt satış

ve servis tesisi izni verilmiştir. Belediye tarafından 9/11/2004 tarihinde

düzenlenen imar durum belgesinde de taşınmazın niteliği akaryakıt istasyonu

alanı olarak gösterilmiştir. Başvurucu şirket 10/12/2004 tarihinde ikinci ve

üçüncü sınıf gayrisıhhi işyerlerine ait tesis iznini almıştır. 15/12/2004

tarihinde de başvurucu şirkete Belediye tarafından akaryakıt+sıvılaştırılmış

petrol gazları (LPG) otogaz tesisi olmak kaydıyla yer

seçim ve tesis izni verilmiştir. Belediye İmar Müdürlüğünce 29/12/2004

tarihinde proje onaylanmıştır. 17/6/2004 tarihli ve 25495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) 45. maddesinde şehir içi yollarda iki akaryakıt ve/veya LPG

istasyonu arasındaki mesafenin bir kilometreden az olamayacağı yönünde

düzenleme yapılmıştır. 14/1/2005 tarihinde de inşaat ruhsatı verilmiştir.

9. Kurulun 22/9/2005 tarihli kararıyla tesisin akaryakıt kısmına

üç ay süreyle deneme izni verilmiştir. Aynı kararda 12/2/2002 tarihli LPG Otogaz Yönetmeliği'nin 17. maddesine istinaden şirketin LPG

(otogaz) kısmının faaliyetten men edilmesi uygun

görülmüştür.

10. Başvurucu şirket 16/1/2006 tarihinde tesise akaryakıt+LPG (otogaz) ruhsatı

verilmesi için yeniden Kurula başvurmuştur. Kurulun 24/2/2006 tarihli kararıyla

inşaat ruhsatının 1/1/2005 tarihinden sonra alındığı ve bir kilometre yakında

ruhsatlı akaryakıt istasyonu bulunduğu gerekçesiyle talebin reddine karar

verilmiştir. Ret işlemine karşı açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi

26/5/2006 tarihli kararıyla Kurul işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar

verilmiştir. Yürütmenin durdurulması kararında, taşınmazın imar planında

akaryakıt istasyonu olarak ayrıldığı, başvurucunun 1/1/2005 tarihinden önce

ruhsat müracaatında bulunduğu ve bu tarihten önce inşaat projesinin

onaylandığı, gerekli harçların yatırılmaması ve bürokratik işlemler nedeniyle

ruhsatın 14/1/2005 tarihinde verildiği bu bağlamda istemin reddedilmesinde

hukuka uyarlık bulunmadığı vurgulanmıştır.

11. Yürütmenin durdurulması kararına istinaden Kurul tarafından 4/7/2006

tarihinde başvurucu şirkete akaryakıt+LPG (otogaz) ruhsatı verilmesi uygun görülmüş ve aynı tarihte

başvurucu şirket adına ikinci sınıf gayrisıhhi müessese çalışma ruhsatı

düzenlenmiştir.

12. Kurul 3/5/2007 tarihli kararıyla İçişleri Bakanlığının

3/4/2006 tarihli görüşü gereğince 1/1/2005 tarihinden önce -15/12/2004

tarihinde- tesis izni alan başvurucu şirketin mesafe kuralından muaf tutulması

gerekirken anılan nedenle başvurusunun reddedildiğini vurgulamıştır. Diğer

taraftan Kurul kararında imar planının iptalinden önce inşaat ruhsatı ve yapı

kullanma izin belgesi alan başvurucu şirketin kazanılmış hakkının korunması

gerektiği belirtilerek çalışma ruhsatının devamı yönünde karar verilmiştir.

13. İstanbul 1. İdare Mahkemesinde görülen davaya, bağlantı

nedeniyle İstanbul 5. İdare Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkeme, bir kilometre mesafeden yakın akaryakıt istasyonu

bulunmaması şartının Yönetmelik'ten önce 4/12/2003 tarihli ve 5015

sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nda düzenlendiğini, olayda bu şartın mevcut

olmadığını vurgulamıştır. Kararda, söz konusu yerin akaryakıt istasyonu olarak

ayrılmasına ilişkin 1/1000 ve 1/5000'lik imar planlarına karşı açılan bir

davanın bulunduğu, bu davada İstanbul 4. İdare Mahkemesince 18/4/2006 tarihinde

yürütmenin durdurulmasına karar verildiği ifade edilmiştir. Belirtilen

gerekçelerle 27/2/2007 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.

14. Yukarıda bahsedilen imar planlarının iptali istemiyle açılan

davada İstanbul 4. İdare Mahkemesince (Mahkeme) 28/9/2006 tarihinde imar

planlarının ilgili kısımlarının iptaline karar verilmiştir.

15. İmar planının iptali üzerine Büyükşehir Belediye Meclisince

kabul edilen 18/4/2008 tarihli 1/5000 ölçekli Bağcılar Revizyon İmar Planı'nda

taşınmazın imar durumu tali iş merkezi

olarak değiştirilmiştir. Başvurucu şirket bu işlemin iptali istemiyle dava

açmıştır. Yargılama sonucunda 23/2/2011 tarihinde revizyon nazım imar planının

şehircilik ilkeleri ve planlama teknikleri ile kamu yararına uygun olduğu

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

16. 26/5/2006 tarihli yürütmenin durdurulması kararı üzerine (§

10), başvurucu şirketin ticari rakip olarak ifade ettiği O.U. ve H.P. Ltd. Şti.

tarafından başvurucu şirketin çalışma izninin ve yapılan işlemlerin geri

alınması talebiyle Büyükşehir Belediyesine başvurulmuştur. Talebin reddi

üzerine anılan kişi ve şirket tarafından ret işleminin iptali istemiyle dava

açılmıştır. Bu davada 31/7/2008 tarihinde, yürütmenin durdurulması kararı

üzerine verilen ruhsatın, yargılamanın sonucunda verilen davanın reddi kararı

üzerine iptal edilmesi gerekirken ruhsatın devamına karar verilmesinin hukuka

aykırı olduğu belirtilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bu

karar üzerine Kurul tarafından, başvurucu şirkete verilen 4/7/2006 tarihli

ruhsat 6/11/2008 tarihinde iptal edilmiştir. 24/8/2009 tarihinde de akaryakıt

tesisi mühürlenmiştir.

17. Başvurucu şirket 25/3/2009 tarihinde yeniden ruhsat

verilmesi talebinde bulunmuştur. Talebin reddi üzerine ret işleminin iptali

istemiyle açılan davada İstanbul 1. İdare Mahkemesi 30/11/2010 tarihinde, meri

imar planında akaryakıt alanında olmayan, ayrıca geçerli yapı kullanma izni

bulunmayan ve geçerli mesafe şartını taşımadığı açık olan akaryakıt istasyonuna

ilişkin olarak yapılan işyeri açma ve çalışma ruhsatı talebinin reddedilmesinin

hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

B. Ruhsatın İptali ve

Yeniden Ruhsat Verilmesi Talebinin Reddedilmesi Nedeniyle Açılan Tam Yargı

Davası

18. Başvurucu şirket, faaliyetteki akaryakıt istasyonunun

ruhsatının iptal edilmiş olması ve yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddi

nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla tam yargı

davası açmıştır.

19. İstanbul 4. İdare Mahkemesi 9/7/2014 tarihinde, başvurucu

şirketin yeniden ruhsat verilmesi yönündeki talebinin reddi işlemine karşı

açmış olduğu davanın aleyhine sonuçlanarak kesinleştiği, ruhsat için gerekli

şartları taşımadığı açık olan tesise yeniden ruhsat verilmemesinin hukuka

aykırı olmadığı, idarelere atfedilebilecek kusur bulunmadığı, dolayısıyla

tazminata ilişkin şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiştir.

20.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu 16/1/2015

tarihinde kararın onanmasına hükmetmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin

21/5/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme isteminin reddi üzerine hüküm

kesinleşmiştir.

21. Nihai karar başvurucu şirket vekiline 19/6/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu şirket 20/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun "İptal ve tam yargı

davaları" kenar başlıklı 12. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya

ve idare ve vergi mahkemele-rine doğrudan doğruya tam

yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi

ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki

kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği

veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden

itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de

ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

24. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Tanımlar" kenar başlıklı 5.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Nazım

İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır

haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu

işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini,

başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını,

gerektiğinde yapı yoğunluğu-nu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri

ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları

göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere

düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan

plandır.

Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır

haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş

olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı

adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar

uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri

ayrıntıları ile gösteren plandır.”

25. 3194 sayılı Kanun’un "Planların

hazırlanması ve yürürlüğe konulması" kenar başlıklı 8.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“İmar

Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise

bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye

sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili

belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Beledi-ye meclisince onaylanarak

yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye

başkanlığınca tespit edilen ilan yerle-rinde ve ilgili idarelerin internet

sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz

edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve

planları belediye meclisi onbeş gün içinde

inceleyerek kesin karara bağlar.

Belediye ve mücavir alan dışında kalan

yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır.

Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden

düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay

tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin

internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık

ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır,

valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde

inceleyerek kesin karara bağlar.

Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler

de yukarıdaki usullere tabidir.”

26. 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler"

kenar başlıklı 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Akaryakıt ve LPG istasyonları

arasındaki mesafeler, aynı yönde olmak üzere, şehirler arası yollarda on

kilometreden, şehir içi yollarda bir kilometreden az olmamak üzere Kurul

tarafından çıkarılacak ve 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe girecek yönetmelikle

düzenlenir."

27. Yönetmelik'in 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İki akaryakıt ve/veya LPG istasyonu

arasındaki mesafe, aynı yönde olmak üzere;

a) Şehirlerarası yollarda on,

b) Şehir içi yollarda bir,

kilometreden az olamaz."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece

mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,

§ 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §

63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 129).

30. Bir işin yürütülmesi için verilen çalışma ruhsatları, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanında yer alan mülkiyet hakkının konusunu oluşturur. AİHM'e

göre, verilen ruhsat ve izinlerin sona erdirilmesi, ilgili şirketin veya

işyerlerinin ticari itibarına ve değerine olumsuz etkide bulunduğundan olup

mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir. Bununla birlikte AİHM; ruhsat veya

izinlerin sona erdirilmesini, Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafının ikinci cümlesi anlamında mülkiyetten yoksun bırakma kapsamında

değil anılan maddenin ikinci paragrafı anlamında mülkiyetin kontrolü kapsamında bir müdahale olarak

incelemektedir (Tre Traktörer

Aktiebolag/İsveç, B. No: 10873/84,

7/7/1989, §§ 53, 55; Rosenzweig

And Bonded Warehouses Ltd./Polonya, B. No: 51728/99,

28/7/2005, § 49; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,

24/11/2005, §§ 130, 131; Bimer S.A./Moldova, B. No: 15084/03, 10/7/2007,

§§ 49-51; Megadat.com SRL/Moldova,

B. No: 21151/04, 8/4/2008, §§ 62, 63, 65).

31. Sud Fondi SRL ve

diğerleri/İtalya (B. No: 75909/01, 20/1/2009) kararına konu olayda

başvurucular, bir ormanın yakınında binalar inşa ettirmek üzere belediyeye

başvurmuşlardır. Belediye bu imar ıslah planını onaylamış ve binaların

yapılması için gerekli izinleri vermiştir. Ancak bakanlık kararıyla bu orman

sonradan koruma altına alınmış ve bu bölgede yapılaşma bakanlık iznine

bağlanmıştır. Bunun üzerine başvurucu tarafından yaptırılan yapıların izinsiz

olduğu gerekçesiyle açılan ceza davasında derece mahkemeleri, kanuna aykırı

oldukları gerekçesiyle bu alanda yapılan binaların belediye yararına müsadere

edilmesine karar vermiştir. AİHM mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuka

dayalı olmadığını ve keyfî olduğunu kabul etmiştir. Ancak şikâyet edilen

müdahalenin ağırlığını dikkate alan AİHM, ölçülülük yönünden de değerlendirme

yaparak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sud

Fondi SRL ve diğerleri/İtalya, §§

130-142). Daha sonraki bir tarihte verilen Varvara/İtalya kararında da aynı sonuca varılmış

ancak kararda ayrıca bir ölçülülük incelemesi yapılmayacağı belirtilmiştir (Varvara/İtalya, B. No: 17475/09, 29/10/2013, §§

83-85).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 28/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu şirket, meri imar planlarına göre idare tarafından

taşınmazın akaryakıt satış ve servis

istasyonu olarak ayrılmasının ve çalışma ruhsatı verilip dört yıl

faaliyet gösterilmesinin ardından yapılan plan değişikliğiyle taşınmazın imar

durumunun tali iş merkezi olarak

değiştirilmesinden ve buna bağlı olarak çalışma ruhsatının iptal edilmesinden

yakınmıştır. Başvurucu şirkete göre idare, mahkeme kararlarını uygulamak adına

anılan işlemleri tesis etmiş olsa bile hukuki veya fiilî duruma göre tesis

etmiş olduğu idari işlemler sebebiyle oluşan zararı karşılamak durumundadır.

Başvurucu şirket sonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet ve adil yargılanma

hakları ile hukuki belirlilik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu şirket mülkiyet hakkı dışında adil

yargılanma hakkı, hukuki belirlilik ve kazanılmış haklara saygı ilkelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak somut olayda başvurucu şirketin asıl

şikâyetinin ruhsat iptali nedeniyle oluşan zararın tazminine yönelik olduğu

anlaşıldığından, başvurucu şirketin bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

i. Genel İlkeler

37. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, §§ 49-54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın

35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatinin

olup olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu,

B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).

38. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve

fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet

hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

39. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen

mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,

B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa

Ateşoğlu ve diğerleri, § 51).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Somut olayda başvurucu şirkete akaryakıt satış ve servis

tesisi izni, akabinde proje onaylanarak inşaat ruhsatı verilmiştir.

Başvurucunun akaryakıt ve otogaz ruhsatı verilmesi

için yaptığı başvurunun idarece reddedilmesi sebebiyle açtığı davada alınan

yürütmenin durdurulması kararı üzerine verilen ruhsatın, yargılamanın sonucunda

verilen davanın reddi kararı üzerine iptal edilmesi gerekirken ruhsatın

devamına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin 31/7/2008 tarihli

mahkeme kararı üzerine Büyükşehir Belediyesince 6/11/2008 tarihinde ruhsat

iptal edilmiştir.

41. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, işyeri açma ve

çalışma ruhsatının düzenlenmesi için gerekli hukuki prosedürlerin yerine

getirilmesi neticesinde başvurucu şirket adına ruhsat düzenlenmiştir. Başvurucu

şirket kendisine verilen ruhsat kapsamında belirtilen tarihler arasında iki

yıldan fazla bir süre ticari faaliyette bulunmuştur. Bu durumda müşteri çevresi

ve ticari itibar sağladığı açık olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının,

başvurucu şirket yönünden ekonomik bir değerinin olduğu ve bu ekonomik değerin

mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda tereddüt

bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

42. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve üzerinde tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma imkânı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

43. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas eden

diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkına

müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın

35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu

belirtilmek suretiyle mülkten barışçıl

yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülkten

barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddenin

ikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda

sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten

yoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.

Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına

aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını

kontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı

maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel

hükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma

ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).

44. Başvurucu şirketin mülkiyetinde bulunan işyeri açma ve

çalışma ruhsatının iptal edilmesinin Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülkiyet

hakkına müdahale oluşturduğunu belirtmek gerekir. Somut olayda olduğu gibi

akaryakıt ve otogaz sektörünün düzenlenmesi

kapsamında ruhsat verilmesi veya iptalinin kamu makamlarının kontrol ve

düzenleme yetkisi kapsamında olduğu açıktır. Bu sebeple başvurunun mülkiyetin

kullanımını düzenleme ve kontrole ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi

gerekir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

45. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

46. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).

i. Kanunilik

47. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

48. Somut olayda kamu makamlarınca mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesi ve 3194 sayılı Kanun’un ilgili

hükümlerine dayandırıldığı görülmektedir. Bu bağlamda müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

49. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasına

imkân vermekte ve bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır. Kamu

yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberinde getiren bir

kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün her somut olay

temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Nusrat Külah,B.

No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

50. Başvuru konusu olayda taşınmazın imar planındaki akaryakıt

servis ve satış istasyonu fonksiyonunun iptali üzerine başvurucu şirketin

işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edildiği görülmektedir. İmar

planlarının amacının, yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına

uygun olarak teşekkülünü sağlamak amacı taşıdığını belirtmek gerekir. Bu

bağlamda imar planlarında yapılan değişiklik nedeniyle gerçekleşen müdahalede

kamu yararının bulunduğu kabul edilmiştir.

iii. Ölçülülük

(1) Genel

İlkeler

51. Son olarak kamu makamlarınca başvurucu şirketin mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı

gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

52. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç

bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale

ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık

ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul

bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

§ 38).

53. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Anayasa Mahkemesi; müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirkenbir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

54. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz

etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi

bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade

edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul

olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini

kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak

yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §

36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:

2013/3044, 17/12/2015, § 71).

55. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişiler

arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü

olduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz

konusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine

getirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konu

ile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu

zorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemekle

birlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkin

temel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekilde

değerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve Gmo Yapı

Grup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No:

2015/12563, 24/5/2018, § 53).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

56. Somut olayda başvurucu şirket tarafından imar planı

değişikliğiyle akaryakıt alanına alınan taşınmaz üzerinde işyeri açma ve

çalışma ruhsatı başvurusunda bulunulmuştur. Bu talebin reddi üzerine açılan

davada verilen yürütmenin durdurulması kararı üzerine başvurucu şirkete işyeri

açma ve çalışma ruhsatı verilmiştir. Akabinde imar planı değişikliğinin iptali

için açılan dava sonucunda plan tadilatının iptaline karar verilmiştir. İptal

kararı sonrasında taşınmazın imar durumu tali

iş merkezi olarak değiştirilmiştir. Bu karar üzerine başvurucu

şirkete verilen ruhsat iptal edilmiş ve şirketin faaliyetine son verilmiştir.

Başvurucu şirket, yeniden ruhsat verilmesi talebinde bulunmuş ise de bir sonuç

elde edememiştir. Başvurucu şirket bunun üzerine maddi ve manevi zararının

tazmini amacıyla tam yargı davası açmıştır. Mahkemenin 9/7/2014 tarihli

kararıyla davanın reddine hükmedilmiştir. Kararda, ruhsat için gerekli şartları

taşımadığı açık olan tesise yeniden ruhsat verilmemesinin hukuka aykırı olmadığı,

bu bağlamda tazminata ilişkin şartların mevcut olmadığı vurgulanmıştır.

57.Bununla birlikte olayda başvurucu şirketin mülkiyet hakkının

ihlaline ilişkin olarak yargılama makamları önünde dile getirdikleri

şikâyetleri tek başına yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddedilmesine

ilişkin değildir. Hâlbuki aynı yargılama sırasında başvurucu şirket, daha önce

kendisine verilen ruhsatın iptal edilmesine rağmen idarenin işlemleri nedeniyle

oluşan zararının karşılanmamasından yakınmıştır. Başvurucu şirketin ruhsat

verilmesi istemi idare tarafından reddedilmiş ise de mahkemenin yürütmenin

durdurulması kararına istinaden başvurucu şirkete ruhsat verilmiş, sonrasında

da ruhsat verilmemesi yönündeki idari işlemin İçişleri Bakanlığı görüşüne

aykırı olduğu gerekçesiyle ruhsatın devamına karar verilmiştir.

58. Buna göre idare tarafından ruhsatın iptal edilmesine rağmen

başvurucunun muhtemel zararlarının karşılanıp karşılanmadığına yönelik olarak

bir değerlendirme yapılmaması, başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının

gerekliliklerine uygun düşmez. Dolayısıyla olayda başvurucu şirket tarafından

Belediye aleyhine açılan tazminat davasında derece mahkemelerince bu iddiaların

açıklığa kavuşturulması mülkiyet hakkının korunması bakımından önem

taşımaktadır.

59. Başvurucu şirket somut olayda, idare tarafından taşınmazın

meri imar planlarına göre akaryakıt alanı olarak ayrılması üzerine kendisine

işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilip belirli bir süre çalışmasına müsade edilmesine rağmen sonradan yapılan plan

değişikliğiyle parselin imar durumunun değiştirilmesi ve buna bağlı olarak

çalışma ruhsatının iptal edilmesinden yakınmaktadır. Derece mahkemesinin karar

gerekçesine bakıldığında yeniden ruhsat verilmesi talebinin reddedilmesinin

hukuka aykırı olmaması nedeniyle tazminat hakkı doğmadığına yönelik olduğu

görülmektedir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulunun kararın

onanmasına ve karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararlarında da derece

mahkemesinin karar gerekçesine atıf yapılmakla yetinilmiştir. Netice olarak

başvurucu şirketin mülkiyet hakkının ihlaline yönelik şikâyetinin özünü teşkil

eden plan iptali sebebiyle oluşan zararlarının tazminine dair bir değerlendirme

yapılmadığı anlaşılmaktadır.

60. Halbuki somut olayda mahkemece verilen yürütmenin durdurulması

kararı üzerine başvurucu şirkete 4/7/2006 tarihinde idare tarafından ruhsat

verilmiştir. Aynı zamanda idare, başvurucu şirketin ruhsat talebinin

reddedilmesine yönelik kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek 3/5/2007

tarihinde de ruhsatın devamı yönünde karar vermiştir. Başvurucu şirket,

kendisine verilen ruhsat üzerine birtakım yatırımlar yaparak dört yıllık süre

zarfında faaliyetine devam ettiğini öne sürmektedir. Ne var ki yapılan

yargılama neticesinde bu hususlar açıklığa kavuşturulamamıştır. Dolayısıyla

mülkiyet hakkına ilişkin yargılamanın sonucu bakımından bu kadar önemli bir

iddia yönünden derece mahkemelerince yapılan değerlendirmenin yeterli olmadığı

anlaşılmaktadır.

61. Sonuç olarak derece mahkemelerinin kararlarının başvurucu

şirketin mülkiyet hakkına ilişkin davanın sonucuna etkili olabilecek

mahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe

içermediği tespit edilmiştir. Bu sebeple mülkiyet hakkının korunmasında usule

ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır.

Dolayısıyla müdahalenin taşıdığı meşru amacın dayandığı kamu yararı ile

başvurucu şirketin mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil

denge başvurucu şirket aleyhine bozulmuş olup müdahale ölçülü değildir.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

64. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

65. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

66. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir,

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında

belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri

yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,

§ 59).

67. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden -veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa- yapılması icap etmektedir. Buna karşılık

ihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da -derece mahkemesince yapılan

veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de- derece mahkemesi kararının

sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği

hâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,

mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererek

ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).

68. Başvurucu şirket yeniden yargılama yapılması talebinde

bulunmuştur.

69. Somut olayda başvurucu şirketin ruhsatının iptal edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetine yönelik olarak derece

mahkemelerince verilen kararların başvurucunun davanın sonucuna etkili

olabilecek mahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli

bir gerekçe içermediği tespit edilmiştir.

70. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Dolayısıyla kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 4. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Buna göre

ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yapılacak yargılamada mülkiyet

hakkının ihlaline yol açan uyuşmazlığın çözümüne etkili, ayrı ve açık yanıt

gerektiren başvurucunun iddialarının derece mahkemelerince yeterli ve makul bir

gerekçe ile karşılanması gerekmektedir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul

4. İdare Mahkemesine (E.2013/2070, K.2014/1381) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Çağdaş

Petrol Ürünleri Pazarlama Otomotiv Tic. ve

Tur. Ltd.

Şti.

Vekili

:

Av. Nejat

ADAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/12306, 28 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvuru Konusu Uyuşmazlığın Arka Planı
  7. B. Ruhsatın İptali ve
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa
  15. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  16. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  18. C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
  19. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  20. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  21. Yıldırım
  22. Akıncı
  23. Topal
  24. M. Emin KUZ
  25. Şenol
  26. Aday
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/12306
Tarih
28 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Beyhan Çatalkaya Başvurusu (B. No: 2015/13947)
  • Abdullah Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14962)
  • Ercan Yalçınkaya Başvurusu (B. No: 2015/12310)
  • İlknur Koca Başvurusu (B. No: 2015/3511)
  • Erol Yüksel Başvurusu (B. No: 2017/21274)
  • Behiç Ertan Ünlüer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/17155)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.