İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çakır Ada Turizm Gıda Yem.tem. İnşaat Taah. İç ve Dış Tic. Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/1408)

1. Başvuru, tahliye işlemine karşı açılan iptal davasının

Başvuru No2014/1408Tarih5 Temmuz 2017Okuma16 dk · 3.209 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Çakır Ada Turizm Gıda Yem.tem. İnşaat Taah. İç Ve Dış Tic. Limited Şirketi Başvurusu

Karar tarihi
5 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/1408
R.G. Tarih ve Sayı
9/9/2017 - 30175
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.209 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tahliye işlemine karşı açılan iptal davasının

incelenmeksizin reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Sinop Valiliği İl Özel İdare Müdürlügü

ile başvuru dışı S.D. (kiracı) arasında imzalanan kira sözleşmesiyle mülkiyeti

Sinop İl Özel İdaresine ait Karakum Yüzgeç Tatil Köyü (Ada Otel unvanlı tesis)

1/6/1997 tarihinden itibaren on yıl süre ile S.D. tarafından kiralanmıştır.

10. İl Özel İdare Müdürlüğü ile S.D. arasında imzalanan kira

sözleşmesi en son 30/5/2008 tarihine kadar uzatılmıştır.

11. Kiracı S.D., başvurucu Şirketin temsilcisi ve %90 oranda

hissedarı olan Ali Çakır ile anılan tesislerin vekil sıfatıyla işletilmesi

hususunda anlaşmış ve en son22/6/2007 tarihinde de adi sözleşme yapmıştır. Bu

sözleşmeye göre anılan kira sözleşmesinin bitimine kadar kira sözleşmesinin

bütün yükümlülükleri Ali Çakır tarafından yürütülecek ve İl Özel İdare

Müdürlüğüne ait demirbaşlardan, resmî kurum ve kuruluşlar ile üçüncü şahıslara

ait olan borç ve ilişkilerden Ali Çakır sorumlu olacaktır.

12. Sinop Vergi Dairesi, başvurucu Şirket adına 29/8/2007 tarihi

itibarıyla anılan tesisin işletilmesiyle ilgili işe başlama tutanağı tutmuştur.

13. Bu arada İl Özel İdaresi anılan tesisin satışına karar

vermiş ve 21/5/2008 tarihinde gayrimenkul satış ihalesi yapılmıştır. İhaleyi Ü.

Ltd. Şti. kazanmıştır.

14. S.D., İl Özel İdare Müdürlüğüne verdiği 26/6/2008 tarihli

dilekçesiyle söz konusu tesisleri ve demirbaşları teslim etmek istediğini

belirtmiş; aynı tarihli azilname ile Ali Çakır'ı

vekillikten azletmiştir.

15. Satıldığından bahisle 1/7/2008 tarihli vali olurlu işlemle

8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesi gereğince

tesisin tahliyesine karar verilmiştir. Güvenlik güçleri de hazır bulundurularak

1/7/2008 tarihinde İl Özel İdaresine ait demirbaş eşya, 3/7/2008 tarihinde ise

başvurucu Şirkete ait olan eşya tesisten tahliye edilmiştir. Tahliye sırasında

tutanak tutulmuş; tutanağı İl Özel İdaresi, Belediye, Emniyet yetkilileri ile

S.D. imzalamış; başvurucu Şirketin temsilcisi imzalamamıştır.

16. Başvurucu Şirket tarafından tesisin satış ihalesinin hukuka

aykırı olduğu ve buna dair açılmış başka bir iptal davasının bulunduğu, idarece

herhangi bir yazılı bildirim yapılmadan 2886 sayılı Kanun hükümlerine aykırı

şekilde zorla tahliye yapıldığı, tahliye için 2886 sayılı Kanun'da aranan koşulların

gerçekleşmediği, tahliye sırasında oluşan zararın Sulh Hukuk Mahkemesince

tespit edildiği belirtilerek ve tazminat davası açma hakkı saklı tutularak

tahliye işleminin iptali istemiyle 26/8/2008 tarihinde dava açılmıştır. Dava

dilekçesine, Şirket adına olan ve adres olarak söz konusu tatil köyünün

gösterildiği vergi levhası da eklenmiştir.

17. Samsun 2. İdare Mahkemesi 30/10/2008 tarihli ve E.2008/910,

K.2008/1160 sayılı kararıyla davayı ehliyet yönünden reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde özetle davacı Şirket tarafından Ada Otel unvanlı tesisten 3/7/2008

tarihinde tahliye edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmış ise

de 3/7/2008 tarihinde davacı Şirket adına tesis edilmiş bir tahliye işleminin

bulunmadığı, 3/7/2008 tarihinde tutulan tutanağın fuzuli şagil

olduğu belirtilen Ali Çakır hakkında tanzim edildiği, her ne kadar davacı

Şirket adına Ali Çakır imzasıyla işbu dava açılmış ise de Ali Çakır'ın işbu

davayı kendi adına değil Şirket müdürü sıfatıyla Şirketi temsilen açtığının

anlaşıldığı, bu hâliyle dava dilekçesine ekli tahliye işleminin davacı Şirketin

menfaatini etkileyici mahiyette olmaması nedeniyle subjektif

ehliyet koşulunun gerçekleşmediği belirtilmiştir.

18. Başvurucu Şirket tarafından karar temyiz edilmiştir. Temyiz

dilekçesinde özetle Ada Otel unvanlı tesisin Şirket tarafından işletildiği,

buna dair vergi dairesi kayıtlarının bulunduğu, tahliyenin de Şirkete yönelik

olduğu, Ali Çakır'ın ise Şirketin müdürü ve %90 oranında hissedarı olarak

tahliye anında orada bulunduğu, Mahkemece tutanak esas alınarak tahliyenin Ali

Çakır adına olduğu kabul edilmiş ise de söz konusu tutanakta Şirket yahut Ali

Çakır adına imza bulunmadığı, idarece tek yanlı olarak tutulan tutanağın esas

alınamayacağı ifade edilmiştir. Dilekçede ayrıca, tahliyenin otelin satılmış

olmasına dayandığı oysa satış ihalesine karşı açılan davada ihalenin iptaline

karar verildiği de belirtilerek buna ilişkin Mahkeme kararı dadilekçeye

eklenmiştir.

19. Danıştay Onuncu Dairesi temyiz incelemesi neticesinde

Hazineye ait taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine

taşınmazın idarenin talebi üzerine mülki amirce on beş gün içinde tahliye

edilerek idareye teslim edileceği ve mülki amirce tesis edilen işlemin idari

davaya konu olabileceği ancak somut olayda davanın mülki amirce tesis edilen

işlemin iptali istemiyle açılmadığı, bu işlemin gereği yapılarak taşınmazın

tahliye edildiğine ilişkin 3/7/2008 tarihinde düzenlenen tutanağın iptali

istemiyle davanın açıldığı oysa tutanağın idari davaya konu olabilecek kesin ve

yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçeleriyle davanın reddi yönündeki

ilk derece mahkemesi kararını sonucu itibarıyla onamıştır.

20. Başvurucu, karar düzeltme dilekçesinde hem zorla tahliye

işlemine karşı dava açtığını hem de tesisin Şirket adına işletildiğinden

menfaatinin ve dolayısıyla ehliyetinin bulunduğunu açıkça belirterek kararın

düzeltilmesini istemiş ancak Danıştay Onuncu Dairesi, 2/10/2013 tarihli

kararıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.

maddesinde yazılı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle istemi reddetmiştir. Söz

konusu karar başvurucuya 3/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 2886 sayılı Kanun'un “Ecrimisil ve tahliye” kenar başlıklı 75.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin özel

mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazmalları[n]

... gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden

... ecrimisil istenir...

İşgal edilen tasınmaz

mal, idarenin talebi üzerine, bulundugu yer mülkiye

amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim edilir."

23. 2577 sayılı Kanun’un "İdari dava türleri ve idari yargı

yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İdari dava türleri

şunlardır:

a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

..."

24. Aynı Kanun'un "İdari

davaların açılması" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. İdari davalar,

Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış

imzalı dilekçelerle açılır.

2. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya

temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere

ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,(3)

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı

deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı

bildirim tarihi,

...

Gösterilir."

25. Aynı Kanun'un "İptal

ve tam yargı davaları" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve

idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci

madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."

26. Aynı Kanun'un "Doğrudan

doğruya tam yargı davası açılması" kenar başlıklı 13.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. İdari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı

bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri

tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde

ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri

gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki

işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde

cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi

içinde dava açılabilir."

27. Aynı Kanun'un “Dilekçeler

üzerine ilk inceleme” kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Dilekçeler, ...:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu olacak kesin ve

yürütülmesi gereken bir islem olup olmadığı,

...

g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

yönlerinden sırasıyla incelenir."

28. Aynı Kanun’un “İlk

inceleme üzerine verilecek kararlar” kenar başlıklı 15. maddesinin

birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince

yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık

görülürse, 14 üncü maddenin;

a) ...

b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde

davanın reddine,

c) ...

d) 3/g bendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden

düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde,

ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava

açılmak üzere dilekçelerin reddine,

...

Karar verilir..”

29. Aynı Kanun’un “Kararın

bozulması” kenar başlıklı 49. maddesi, şikâyete konu Danıştay

kararının verildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle şöyledir:

"1. Temyiz incelemesi

sonunda Danıştay:

a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış

olması,

b) Hukuka aykırı karar verilmesi,

c) Usul hükümlerine uyulmamış olunması,

Sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.

2. Temyiz incelenmesi sonunda karardaki maddi

yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise kararın düzeltilerek onanmasına karar

verilir.

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 5/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu Şirket tarafından; ilk derece mahkemesinin,

tahliye tutanağının temsilci adına düzenlendiğinden bahisle Şirketin dava

ehliyeti bulunmadığı, Danıştay Dairesinin ise tahliye sırasında tutulan

tutanağa dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar

verildiği oysa otelin tüzel kişilik tarafından işletildiği ve tahliye edilenin

de tüzel kişilik olduğu, dolayısıyla 2886 sayılı Kanun'a aykırı şekilde zorla

yapılan tahliye işleminin iptali istemiyle Şirket adına dava açıldığı

belirtilerek derece mahkemesi kararları nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan mahkemeye etkili erişim hakkının ihlal edildiği ileri

sürülmüştür.

32. Bakanlık görüşünde; başvuru konusu olay bakımından yargı

mercilerinin, uyuşmazlığın değerlendirilmesinde hukuk kurallarının yorumlanması

ve uygulanmasında keyfî davrandığını gösteren herhangi bir emare bulunmadığı,

başvurucu Şirketin de böyle bir durumun varlığını gösteren somut bir delil

gösteremediği, olayda davanın esasına girilmesine engel olan usule ilişkin

eksikliklerden dolayı davanın reddedildiği, gerek ilk derece mahkemesinin

gerekse Danıştayın 2577 sayılı Kanun’un 15.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca davanın reddi gerektiğini

değerlendirdiği ve buna göre Danıştayın 2577 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan düzelterek onama

yetkisini kullandığı ifade edilmiştir.

33. Başvurucu Şirket tarafından Bakanlık görüşüne karşı verilen

cevapta başvuru dilekçesindeki hususların yanı sıra derece mahkemelerinin usul

kurallarının katı bir şekilde uygulaması sonucu mağdur edildiği zira dava

konusunun anlaşılmaması durumunda dilekçeye ret kararı verilebileceği hâlde

kararın verilmeyerek davanın esasının incelenmesinin engellendiği,öte

yandan tahliyeden doğrudan doğruya Şirket etkilendiğinden Şirket veya

temsilcisi fuzuli şagil kabul edilse dahi bu durumun

davanın esasına girilmesine engel olmadığı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir..."

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir..."

36. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu Ek Protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

37. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

38. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

39. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

40. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar”ın ve

bir “suç isnadı”nın esasının karara

bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır

(Adnan Oktar, B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 21).

41. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre

Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak ve

yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin 6. maddesi bir kimsenin “medeni

hak ve yükümlülükleri”nin karara bağlanmasıyla ilgili

bir yargılama usulünde uygulanır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak bir

uyuşmazlığın bulunması gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık, en azından savunulabilir

bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgili

olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık konusu “haklar ve yükümlülükler”, Sözleşme’deki anlamıyla “medeni” olmalıdır. Son olarak adil

yargılanma hakkının kapsamına alınması istenen usulün medeni hak ve yükümlülüğü

karara bağlaması gerekir (İsmail Taşpınar,

B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).

42. Bu uyuşmazlık, medeni (kişisel) bir hakkın varlığı, kapsamı

ya da kullanılma şekillerine ilişkin gerçek ve ciddi bir uyuşmazlık olmalı;

davanın sonucu da söz konusu hak için doğrudan belirleyici olmalıdır (Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/4/2007, § 40).

43. Somut olayda mülkiyeti Sinop İl Özel İdaresine ait olan Ada

Otel unvanlı tesis başvuru dışı S.D. tarafından kiralanmış; S.D., başvurucu

Şirketin büyük ortağı ve müdürü Ali Çakır'ı vekil olarak atamıştır. S.D.,

tahliye işlemi öncesi idareye başvurarak kiracılık ilişkisini sonlandırmış ve

tesisin teslim alınmasını talep etmiş; aynı tarihte Ali Çakır'ı da vekillikten

azletmiştir. İdare tarafından tahliye gerçekleştirilmiş ve bu sırada tutanak

tutulmuştur.

44. Olayda başvurucu Şirket tarafından tahliye konusu otelin

işletildiği ileri sürülmekte ise de başvurucu Şirketin gerek Sinop İl Özel İdaresi

ile gerekse asıl kiracı S.D. ile yapılmış herhangi bir sözleşmesi

bulunmamaktadır. Öte yandan asıl kiracı S.D. otelin sahibi olan Sinop İl Özel

İdaresine başvurarak kiracılık ilişkisini sonlandırmış ve tesisin teslim

alınmasını talep etmiştir. Bunun yanında başvurucu Şirketçe tahliyeye karşı

dava açıldığı ileri sürülmekle birlikte tahliye nedeniyle oluştuğu ileri

sürülen zararının giderilmesi için yargısal yollara başvurulmadığı

anlaşılmıştır.

45. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında başvurucu Şirketin

tahliye işlemine karşı dava açmakta medeni hak ve yükümlülükleri yönünden

yeterince savunulabilir bir hakkının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

46. Bu durumda başvurunun, Sözleşme'nin 6. maddesinde

belirtildiği üzere medeni hak ve yükümlülük veya suç isnadı kapsamında

değerlendirilemeyeceği; dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği

anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

5/7/2017 tarihinde Muammer TOPAL'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuru konusu olayda, İdare Mahkemesine sunulan dava

dilekçesine ekli belgelerden tahliyeye konu otelin başvurucu şirket tarafından

işletildiği, tahliye tutanağında aslında başvurucu Şirketin temsilcisi olan Ali

Çakır'ın "fuzuli şagil" sıfatıyla

bulunduğu, ancak tutanağı imzalamadığı, dolayısıyla tahliyenin şirket hakkında

olup şirketin menfaatini etkilediği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un

ikinci maddesinde iptal davalarının idarî işlemler hakkında yetki, şekil,

sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı

iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılabileceği hükme

bağlanmıştır (bkz. karar metni §§ 23-26) . Nitekim Danıştay Dairesi de olayda

başvurucu Şirketin ehliyeti yönünden sorun görmemiştir. Dolayısıyla her nekadar Sinop il Özel İdaresi veya S.D. ile imzalanmış açık

bir sözleşme bulunmamakta ise de söz konusu tesisi işlettiği ve bu nedenle

tahliyeden menfaatinin etkilendiği açık olan (ve Danıştay Dairesi tarafından da

menfaati olduğu kabul edilen) başvurucu Şirketin tahliyeye karşı açtığı iptal

davasının medeni hak kapsamında değerlendirilmesine engel bir durum

bulunmamaktadır.

2. Diğer taraftan Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde

davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir.

3. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biridir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52). Mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir

(Murat Kara ve diğerleri, B. No:

2014/6042, 9/3/2017, § 59).

4. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut

başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma

(meşru amaç), ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir. Aksi takdirde yukarıda anılan müdahale

Anayasa’nın 36. maddesini ihlal eder.

5. Başvurucu Şirketin, işlettiği otelden tahliye edilmesine

ilişkin açılan davayı İlk Derece Mahkemesi, davanın Şirket adına değil de

Şirketin temsilcisi Ali Çakır adına açılması gerektiği gerekçesiyle reddetmiş,

temyiz incelemesi sırasında Danıştay Dairesi ise davanın tahliye sırasında

tutulan tutanağa karşı açıldığı; oysa, tutanağa karşı dava açılamayacağı

gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını onamış ve karar bu şekilde

kesinleşmiştir. Böylece tahliyeye karşı açtığı iptal davasının esasını

inceletmekten mahrum kalan başvurucu şirketin mahkemeye erişim hakkına

müdahalede bulunulmuştur. Olayda müdahale oluşturan karar, nihai nitelikteki

Danıştay Onuncu Dairesinin gerekçeli onama kararıdır. Dolayısıyla başvuruda

incelenmesi gereken karar da Daire kararı ve gerekçesi olmalıdır.

6. Kanunilik ve meşru amaç kriterleri yönünden bir sorun

bulunmayan Daire kararının ölçülülük ilkesine uygun olduğunu söylemek ise

mümkün değildir. Zira gerek dava dilekçesinde gerekse temyiz dilekçesinde

başvurucu Şirket tarafından açık bir şekilde; herhangi bir yazılı bildirimde

bulunulmadan zorla gerçekleştirilen tahliye işleminin hukuka aykırı olduğu

iddia edilerek tahliye işleminin iptaline karar verilmesinin istenildiği, Dairenin

ise davayı, dava dilekçesinde tutanağın tarihinin belirtilmesinden ve tutanakta

Ali Çakır'ın imzasının olmadığından bahsedilmesinden dolayı, tutanağa karşı

açılmış gibi değerlendirerek sonuca vardığı anlaşılmaktadır.

7. Anayasa Mahkemesi bir temyiz incelemesi yapmamakla birlikte

adil yargılanma hakkı çerçevesinde mahkemeye erişim hakkına yönelik

sınırlamaların veya mevzuat yorumlamalarının dava açmak isteyen bir kişinin

mahkemeye erişim hakkını imkânsız hâle getirmemesi veya aşırı derecede

güçleştirmemesi gerekir. Bu yönden başvuruya konu olaya bakıldığında yukarıda

belirtilen tespitler ışığında başvurucu Şirketin açıkça "tahliye

işleminin" iptali istemiyle dava açtığı hâlde davanın tutanağa karşı

açıldığı kabul edilerek incelenmeksizin reddedilmesinin, usul kurallarına

ilişkin katı bir yorum sonucu ortaya çıktığı ve bu yorumla başvurucu Şirketin

davasının esasının incelenmesi imkânının ortadan kaldırıldığı, dolayısıyla

başvurucu Şirketin mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

8. Çoğunluk kararının gerekçesi, başvurucu şirketin gerek Sinop

İl Özel İdaresi ile gerekse asıl kiracı S.D. ile yapılmış herhangi bir

sözleşmenin bulunmadığına, ayrıca tahliye nedeniyle oluştuğu ileri sürülen

zararın giderilmesi için yargısal yollara başvurulmadığına dayandırılmakta ise

de, anılan hususlar davanın esası ile ilgili olup Danıştay Dairesinin, ilk

inceleme konularından, tahliye tutanağının idari davaya konu olacak nitelikte

kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı yönündeki, mahkemeye erişim

hakkını engelleyen gerekçesi ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

9. Açıklanan nedenlerle, başvurucu Şirketin Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk

kararına katılmadım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Çakır Ada

Turizm Gıda Yem. Tem. İnşaat Taah. İç ve Dış Tic.

Limited Şirketi Temsilcisi : Ali ÇAKIR Üye Muammer TOPAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1408, 5 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun konu bakımından
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Karşıoy Gerekçesi
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Yamlı
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1408
Tarih
5 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Mahli Şahin Başvurusu (B. No: 2014/14814)
  • Erdoğan İba Başvurusu (B. No: 2014/16162)
  • Sertaç Malik Eskişehirli Başvurusu (B. No: 2014/5659)
  • Şükrü Baybaş Başvurusu (B. No: 2014/8747)
  • Şehriban Coşkun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/11376)
  • Çapan Türkoğlu Başvurusu (B. No: 2014/9507)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.