İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu (B. No: 2013/2810)

1. Başvuru, aile konutundan

Başvuru No2013/2810Tarih16 Eylül 2015Okuma12 dk · 2.355 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/2810
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.355 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, aile konutundan

tahliye işleminden kaynaklanan zararın tazmini için açılan davanın reddi

nedeniyle konut dokunulmazlığı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/5/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 26/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesi Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 2/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin

bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 13/11/2014

tarihli görüş yazısı 24/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş;

başvurucu, görüşünü 9/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, boşanma davası

sürerken ayrı yaşadığı eşine ait olan ve üzerinde aile konutu şerhi bulunan,

İstanbul ili Başakşehir ilçesindeki dairede Ağustos

2008 tarihinde, eşinin rızası dışında, çilingir marifetiyle açtırmak suretiyle

girerek oturmaya başlamıştır.

8. Başvurucunun eşinin şikâyeti

üzerine Başakşehir Kaymakamlığınca (idare), 4/12/1984 tarihli ve 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine

Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun hükümlerine istinaden 1/9/2008

tarihli ve 1 sayılı işlemle tecavüzün menine karar verilmiş ve başvurucu,

ikamet ettiği, üzerinde aile konutu şerhi bulunan meskenden 9/9/2008 tarihinde

tahliye edilmiştir.

9. Başvurucu, idarenin bu

işlemine karşı İstanbul 6. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.

10. Mahkeme, 8/5/2009

tarihli ve E.2008/1634, K.2008/804 sayılı kararı ile başvurucunun boşandığı

eşine ait dava konusu taşınmazı eşinin rızası olmadan, çilingir marifetiyle

girerek kullandığı ve konutta işgalci olduğunun saptandığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

11. Başvurucu, kararı temyiz

etmiş ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, 15/4/2010

tarihli ve E.2010/1462, K.2010/7242 sayılı kararıyla 3091 sayılı Kanun’da

idareye konuta tecavüz ve müdahaleyi önleme amaçlı yetki verildiği,

başvurucunun boşandığı eşine ait dava konusu taşınmaza eşinin rızası olmadan,

çilingir marifetiyle girerek kullandığı anlaşılsa da aile konutu şerhi bulunan

meskene tecavüz ve müdahale olmayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını

bozmuş ve dava konusu işlemin iptaline hükmetmiştir.

12. Bunun üzerine başvurucu,

işlem nedeniyle taşınma masrafları yaptığı ve başka bir ev kiraladığından

bahisle zarara uğradığını belirterek İstanbul 3. İdare Mahkemesinde 15.000 TL

maddi, 15.000 TL manevi tazminat davası açmıştır. Mahkemenin 24/11/2011

tarihli ve E.2010/1480, K.2011/1873 sayılı kararıyla dava reddedilmiştir.

Kararın gerekçesi şöyledir:

“İdare hukukunun

yerleşik içtihatları gereği, idari işlemin iptalini gerektiren her hukuki

yanlışlığı ve aykırılığı kendiliğinden hizmet kusuru olarak niteleme olanağı

bulunmamaktadır. İdare işleminin yapılması ve uygulanmasında hizmet kusuru

işlenmiştir diyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli olması

gerekmektedir.

Olayda 3091 sayılı

Kanun’un uygulanması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılan işlem nedeniyle, işlem

yargı kararıyla ortadan kaldırılmış olsa da idareyi tazminle yükümlü kılacak

ağırlıkta bir kusurun varlığından söz edilemeyeceğinden, davacının tazminat

isteminin kabulüne olanak bulunmamaktadır.”

13. Anılan karar, başvurucunun

itirazı üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 25/9/2012

tarihli ve E.2012/12007, K.2012/14405 sayılı kararıyla onanmıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme

talebi de aynı Mahkemenin 12/2/2013 tarihli ve

E.2013/1095, K.2013/2271 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15. Bu karar başvurucuya 9/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 2/5/2013

tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

1. İlgili Mevzuat

16. 3091 sayılı Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesi

şöyledir:

“Bu

Kanun; gerçek veya tüzelkişilerin zilyed bulunduğu

taşınmaz mallarla kamu idareleri, kamu kurumları ve kuruluşları veya bunlar

tarafından idare olunan veya Devlete ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu

altında bulunan sahipsiz yerlere veya menfaati umuma ait olan taşınmaz mallara

yapılan tecavüz veya müdahalelerin, idari makamlar tarafından önlenmesi

suretiyle tasarrufa ilişkin güvenliği ve kamu düzenini sağlar.”

17. 3091 sayılı Kanun’un 2.

maddesi şöyledir:

“Taşınmaz mallara

tecavüz veya müdahale edilmesi halinde; taşınmaz mal merkez ilçe sınırları

içinde ise, il valisi veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde ise

kaymakamlar tarafından bu tecavüz veya müdahalenin önlenmesine karar verilir ve

taşınmaz mal yerinde zilyedine teslim edilir.”

18. 3091 sayılı Kanun’un 9.

maddesi şöyledir:

“Tecavüz veya

müdahalenin önlenmesi hakkındaki kararlar, karar vermeye yetkili amirce

görevlendirilecek infaz memuru tarafından, taşınmaz malın yerinde ve o andaki

durumu ile zilyedine, tüzelkişiliğe veya kamu idareleri, kamu kurumları ve

kuruluşlarına teslim edilmesi suretiyle yerine getirilir.

Karar gereğinin, kararın

infaz memuruna geldiği tarihten itibaren en geç 5 gün içinde yerine getirilmesi

zorunludur.

Karar vermeye yetkili

makamın gerekli göreceği durumlarda, infaz memuruna teknik yönden yardımcı

olmak üzere yeteri kadar memur görevlendirilir.

Mahallin en büyük

mülki idare amirinin yazılı emri ile güvenlik kuvvetlerince, gerek soruşturma,

gerekse kararın yerine getirilmesi sırasında mahallinde, gerekli önlemler

alınır.”

19. 3091 sayılı Kanun’un 14.

maddesi şöyledir:

“Başvuru sırasında,

taraflar arasındaki taşınmaz mal anlaşmazlığı hakkında mahkemece ihtiyati

tedbir kararı verilmiş veya anlaşmazlık dava konusu yapılmış ise bu Kanun

hükümleri uygulanmaz.

Bu Kanuna göre idari

makam tarafından verilmiş bir önleme kararı varken, taraflarca taşınmaz mal

anlaşmazlığına ilişkin dava açılmadan adli mercilerce ihtiyati tedbir kararı

verilemez.”

20. 31/7/1985 tarihli ve 18828 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınmaz Mal Zilyetliğine

Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun’un Uygulama Şekli ve Esaslarına

Dair Yönetmelik’in “Anlaşmazlığın dava

konusu olması” başlıklı 34. maddesi şöyledir:

“Başvuru sırasında,

taraflar arasındaki taşınmaz mal anlaşmazlığı hakkında mahkemece bir ihtiyati

tedbir kararı verilmiş veya anlaşmazlık dava konusu yapılmış ise 3091 sayılı

Kanun hükümleri uygulanmaz.

Soruşturma

memuru soruşturma öncesinde, soruşturma sırasında ve gerek görürse yetkili

makamın emri ile soruşturma sonrasında taşınmaz malla ilgili anlaşmazlığın

taraflar arasında Medeni Kanuna göre mülkiyet hakkında dayalı bir müdahalenin men'i veya zilyetliğin ihlali nedeniyle açılmış bir

tecavüzün ref'i davasına konu olup olmadığını, taşınmaz mal anlaşmazlığı

hakkında mahkemelerce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunup bulunmadığını

araştırır.

Bu tür bir davanın

açılmış olduğunun veya bir ihtiyati tedbir kararının verilmiş bulunduğunun

anlaşılması halinde soruşturma hangi aşamada ise işlemler durdurulur ve bu

Kanuna göre karar verilemeyeceği gerekçesi ile birlikte şikâyetçiye yazılı

olarak duyurulur.

Mahkemeye yapılan

taşınmaz malla ilgili başvuru Medeni Kanuna göre müdahalenin men'i veya tecavüzün ref'i talebi dışında ise bu durum

idarenin soruşturma yapmasına ve karar vermesine engel değildir.

3091 sayılı Kanuna

göre idari makam tarafından verilmiş bir önleme kararı varken, taraflarca

taşınmaz mal anlaşmazlığına ilişkin dava açılmadan adli mercilerce ihtiyati

tedbir kararı verilemez.”

21. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk

Medeni Kanunu'nun 254. maddesi şöyledir:

"Evliliğin iptal

veya boşanma kararıyla sona erdirilmesi hâlinde, ailenin ortak kullanımına

özgülenmiş ve eşler arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konutta kalmaya

ve ev eşyasını kullanmaya hangisinin devam edeceği konusunda eşler

anlaşabilirler. Konutta kalma hakkını elde eden eş, bu hakkın tapu kütüğüne

şerh edilmesini isteyebilir.

Eşlerin

aile konutunda kimin kalmaya ve ev eşyasını kimin kullanmaya devam edeceği

konusunda anlaşamamaları hâlinde, hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, olayın

özelliklerini, eşlerin ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa çocukların

menfaatlerini göz önünde bulundurarak bu hakka hangisinin sahip olacağına iptal

veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verir;

bu kararında kalma ve kullanma süresini belirleyerek tapu kütüğüne şerhi için

tapu memurluğuna bildirir.

Hâkim aksine karar

vermedikçe hak, belirlenen sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Ancak, bu

süre sona ermeden yararlanan tarafın durumunda değişiklik olması hâlinde, diğer

taraf hâkimden, kararın gözden geçirilmesini isteyebilir.

Eşler konutta kira

ile oturuyorlarsa hâkim, gerektiğinde konutta kiracı sıfatı taşımayan eşin

kalmasına karar verebilir. Bu durumda, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını

güvenceye almak için gerekli düzenleme yapılmasına iptal veya boşanma kararıyla

birlikte re'sen karar verilir."

22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İptal ve

tam yargı davaları” başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya

ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve

tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak

bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

2. İlgili Yargı Kararları

23. Danıştay Beşinci Dairesinin 4/12/2013 tarihli ve E.2011/5483, K.2013/9040 sayılı

kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Bir idari işlemin

yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de, her

aykırılığın tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da idare hukuku

ilkelerindendir. Nitekim idari işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle hizmet

kusurunu doğuran nedenler arasında tam bir özdeşlik yoktur. Bir işlemin

herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal

edilmiş olması hizmet kusurunun varlığını kabule yeterli değildir. İdari

işlemin yapılması ve uygulanmasında hizmet kusuru işlenmiştir diyebilmek için

saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli olması gerekir. (Benzer nitelikte

Danıştay Onikinci Dairesinin 20/3/2002

tarihli, E.2000/984, K.2002/1048; Danıştay Sekizinci Dairesinin 6/2/2003

tarihli ve E.2002/1687, 2003/623; 1/3/2000 tarihli ve E.1998/1492, K.2000/1953

sayılı kararları).”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 16/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

2/5/2013 tarihli ve 2013/2810 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, konut üzerinde

aile şerhi olduğu hâlde evde bulunmadığı bir zamanda Kaymakamlığın tahliye

işlemi nedeniyle tüm eşyalarının haberi olmaksızın evden çıkarıldığını,

böylelikle aile konutunda ikamet etme hakkının haksız bir şekilde elinden

alındığını, tahliye işlemine karşı açtığı dava sonucunda iptal kararı

verildiğini ancak tahliye nedeniyle eşyalarını taşımak için nakliye ücreti

ödediğini ve başka bir eve kira ödemek zorunda kaldığını, uğradığı haksızlığa

rağmen İdare Mahkemesinin, tazminat talebini hukuka aykırı olarak reddettiğini

belirterek konut dokunulmazlığı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, ödediği kira karşılığı 15.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucu her ne kadar Anayasa’nın 21. maddesinde yer alan konut

dokunulmazlığı hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun

iddialarının özü, yargı kararıyla iptal edilmiş olan müdahalenin meni kararına

dayanılarak aile konutundan çıkarılması üzerine, kira ve taşınma bedeli ödemek

zorunda kalması nedeniyle açtığı tazminat davasının haksız olarak

reddedilmesine ilişkindir. Başvurucunun, konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiği

iddiasını, münhasıran tazminat davasının sonucuna dayandırdığı görülmektedir.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları

Anayasa’nın 36. maddesi çerçevesinde değerlendirilecektir.

27. Bakanlık, başvurucunun

iddialarının özünün, derece mahkemeleri tarafından delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğunu belirtmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

verdiği cevapta önceki iddialarını tekrar etmiştir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz”

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Onur Gür, B. No: 2012/828, 21/11/2013,

§ 21).

33. Adil yargılanma hakkı,

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması

gerekir (Naci Karakoç, B. No:

2013/2767, 2/10/2013, § 22).

34. Somut olayda başvurucunun

aile konutu şerhi bulunan meskenden tahliyesine dair 1/9/2008

tarihli ve 1 sayılı işlem, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 15/4/2010 tarihli

ve E.2010/1462, K.2010/7242 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Başvurucu, bu

işlem nedeniyle taşınma masrafları yaptığı ve başka bir ev kiralamak zorunda

kaldığından bahisle bu eve ait kira bedellerini gösteren belgeleri de sunarak

İstanbul 3. İdare Mahkemesinde idari işlemden kaynaklanan zararlarının giderimi

amacıyla tazminat davası açmıştır. Mahkeme, 24/11/2011

tarihli ve E.2010/1480, K.2011/1873 sayılı kararında, idare hukukunun yerleşik

içtihatları gereği, idari işlemin iptalini gerektiren her hukuki yanlışlığın

kendiliğinden hizmet kusuru oluşturmadığı, hizmet kusuru işlendiğinden söz

edilebilmesi için hukuki sakatlığın ağır ve önemli olması gerektiği, daha önce

başvurucu lehine mahkeme kararı bulunmakla beraber olayda 3091 sayılı Kanun’un

uygulanması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılan işlem dolayısıyla idareyi

tazminle yükümlü kılacak ağırlıkta bir kusurun bulunmadığı gerekçeleriyle

tazminat talebini reddetmiştir.

35. Anılan kararda, tarafların

iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller değerlendirilerek ilgili

hukuk kuralları ile Danıştayın yerleşik içtihadı

yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır. Mahkemenin bu kararı, “Bir işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk

kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması hizmet kusurunun varlığını

kabule yeterli değildir. İdari işlemin yapılması ve uygulanmasında hizmet

kusuru işlenmiştir diyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın ağır ve önemli

olması gerekir” biçimindeki Danıştayın yerleşik

içtihatlarına (bkz. § 23) uygun olup herhangi bir keyfîlik

içermemektedir. Başvurucu tarafından konuyla ilgili yerleşik içtihat

bulunmadığı veya farklı içtihatlar bulunduğu da ileri sürülmemiştir. Bunun yanı

sıra Mahkemenin, “Olayda 3091 sayılı

Kanun’un uygulanması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılan işlem dolayısıyla,

…idareyi tazminle yükümlü kılacak ağırlıkta bir kusurun bulunmadığı”

şeklindeki yorumunun bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içerdiğinden söz edilemez.

36. Somut olayda başvurucu,

yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi

sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı

bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla

ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir

bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi derece mahkemesi kararlarında bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve derece

mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun, "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/9/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Celalettin Sadık İZBUDAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2810, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun, "açıkça
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2810
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • İbrahim Halil Yahli Başvurusu (B. No: 2014/176)
  • Ahmet Doğan Başvurusu (B. No: 2014/11359)
  • Bülent Akgül Başvurusu (B. No: 2013/3391)
  • Yüksel Keskin Başvurusu (B. No: 2013/7025)
  • Zeyneddin Erol Başvurusu (B. No: 2014/9903)
  • Faris Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/6995)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.