İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Faris Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/6995)

1. Başvuru, yakın akrabalar

Başvuru No2013/6995Tarih8 Eylül 2015Okuma11 dk · 2.203 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Faris Korkmaz Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/6995
R.G. Tarih- Sayı
27/10/2015-29515
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.203 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yakın akrabalar

arası yapılan telefon görüşmelerinin kayda alınması nedeniyle özel hayata saygı

hakkının, bu kayıtların dava dosyasından çıkartılmasına yönelik talebin

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları

hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/9/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve

başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 6/11/2014 tarihinde bildirilmiş; başvurucu,

Bakanlığın görüşüne 2/12/2014 tarihinde karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Uyuşturucu madde ticareti

suçu dolayısıyla yapılan soruşturmada, hâkim kararıyla başvurucunun

telekomünikasyon yoluyla iletişimi (telefon görüşmeleri) dinlenmiştir.

8. Başvurucu, yakın akrabaları

ve diğer sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve örgüte üye olma

suçlarını işledikleri iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının E.2012/632

sayılı iddianamesiyle İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmıştır.

9. Başvurucu, İstanbul 23. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/81 sayılı dosyası kapsamında, uyuşturucu madde

ticareti yapma ve örgüte üye olma suçlarından yapılan yargılamanın 10/1/2013

tarihli ilk celsesinde, yakın akrabalar arası yapılan telefon kayıtlarının dava

dosyasından çıkartılması talebinde bulunmuştur. Talep, telefon görüşmelerinin

sanıklar arasında gerçekleştiği gerekçesiyle aynı celsede reddedilmiştir.

10. Başvurucunun itirazı

üzerine, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2013 tarihli ve 2013/26

Değişik İş sayılı kararında "... bu ara

kararın usul ve esasa uygun olduğu dolayısıyla itirazın yerinde olmadığı ...

" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucu hakkındaki dava

devam etmekte iken 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun,

6/3/2014 tarihinde yürürlüğe girmiş; 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza

mahkemeleri kapatılmıştır.

12. 3713 sayılı Kanun’un 10.

maddesi uyarınca görevlendirilmiş olan (kapatılan) İstanbul 23. Ağır Ceza

Mahkemesi, dosyayı İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Yargılama

henüz sonuçlanmamış, Mahkemenin 2014/100 esasına kayıtlı olup derdest olarak

yürütülmektedir.

13. Bireysel başvuru 16/9/2013

tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(3)Uyuşturucu

veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan,

satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan,

kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu

veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren

veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.

(4) Uyuşturucu veya

uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin

olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında

artırılır.”

15. Yargıtay Ceza Genel

Kurulunun 19/2/2013 tarihli ve E.2011/5.MD-137, K.2013/58 sayılı kararı

şöyledir:

“… Şüpheli ya da sanıkların, birlikte suç işleme şüphesi bulunmayan

tanıklıktan çekinebilecek kişilerle yaptıkları görüşmelerin kanuni delil

olmadığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu konuda sorun,

akrabalık ilişkilerinin sağladığı kolaylıklardan yararlanarak şüpheli ya da

sanıkların birlikte suç işleme kuşkusu altında bulunan kişilerle yaptıkları

iletişimin dinlenmesi ve kayda alınmasında doğmaktadır.

…. CMK'nun 135/2. maddesi hükmünün birlikte suç işleme şüphesi

altında bulunan kişileri kapsamayacağı, tanıklıktan

çekinme hakkına sahip kişinin suça katıldığı daha önceden başka delillerle

belirlenmiş ise artık bu noktada CMK'nun 135/2.

maddesi kapsamına giren bir dinleme ve kayıt yasağından söz edilemeyeceği,

çünkü konuşması kayıt altına alınan kişinin,

tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi sıfatını o kayıttan önce kaybettiği

kabul edilmektedir.

…

Bu

açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu ele alındığında;

Sanık

A. K. ile yeğeni olan sanık M. K. ve kardeşi olan sanık H. K. arasında yapılan

ve mahkeme kararıyla dinlenilmesi ve kayda alınmasına karar verilen telefon

konuşmaları, bu kişilerin suça katıldıklarının daha önceden başka delillerle

belirlenmesi ve bunlar hakkında da mahkeme kararıyla iletişimin tespiti ve

kayda alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle kanuni delil olarak

kullanılabileceğinin kabulü gerekmektedir. Aksi halde; tanıklıktan çekinme

hakkına sahip kişilerin, aynı suçu birlikte işlemelerinin kanun koyucu

tarafından himaye edildiği sonucuna ulaşılır ki bunun kabulü de mümkün

değildir…”

16. 17/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Tanıklıktan

çekinme" kenar başlıklı 45. maddesi şöyledir:

"(1)

Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:

…

c)

Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya

altsoyu.

d)

Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın

hısımları.

…”

17. 5271 sayılı Kanun’un 135. maddesinin, 6526 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile değiştirilmesinden önceki hâli

şöyledir:

“(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç

işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil

elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın

telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda

alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını

derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört

saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi

halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.

(2)

Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi

kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması

hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir

(3)

Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında

tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası

veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve

süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir

defa daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/05/2005-5353 S.K./17.mad) Ancak, örgütün

faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi

halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar

uzatılmasına karar verebilir.

…

(5) Bu

Madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli

tutulur.

(6) Bu

Madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine

ilişkin hükümler ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:

a) Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

6.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188),

…”

18. 5271 sayılı Kanun’un 137. maddesi şöyledir:

“(1) 135 inci maddeye göre verilecek karar gereğince Cumhuriyet savcısı

veya görevlendireceği adlî kolluk görevlisi, telekomünikasyon hizmeti veren

kurum ve kuruluşların yetkililerinden iletişimin tespiti, dinlenmesi veya kayda

alınması işlemlerinin yapılmasını ve bu amaçla cihazların yerleştirilmesini

yazılı olarak istediğinde, bu istem derhâl yerine getirilir; yerine

getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir. İşlemin başladığı ve bitirildiği

tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanır.

(2)135

inci maddeye göre verilen karar gereğince tutulan kayıtlar, Cumhuriyet

Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline

getirilir. Yabancı dildeki kayıtlar, tercüman aracılığı ile Türkçe'ye

çevrilir.

(3)135

inci maddeye göre verilen kararın uygulanması sırasında şüpheli hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da aynı maddenin birinci

fıkrasına göre hâkim onayının alınamaması halinde, bunun uygulanmasına

Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit

veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında en geç

on gün içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir.

(4)Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi

halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç onbeş

gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu

hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 8/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 16/9/2013 tarihli ve 2013/6995

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, yargılandığı ceza

davasında, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle yapılan görüşmelerin kayda

alınması hukuken mümkün olmamasına rağmen oğlu, kardeşi ve yeğenleriyle yaptığı

görüşme kayıtlarının, iddia makamı tarafından iddianameye esas alındığını,

delil olarak değerlendirildiğini, bu kayıtların yok edilmesi için derhâl dava

dosyasından çıkartılması gerektiğini, bu yönde yaptığı başvurusunun

reddedildiğini, bu kayıtların kanuni dayanak olmadan özel hayatı (haberleşme

özgürlüğü) ihlal edilerek elde edildiğini belirterek Anayasa'nın 19., 20., 22.,

36. ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Başvurucu, Anayasa'nın 19.

ve 38. maddelerinde belirtilen haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun iddialarının özünün, yargılamaya hukuka aykırı

deliller üzerinden davam edildiği ve özel hayata saygı gösterilmeden delil

toplandığı hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun

iddiaları, adil yargılanma hakkı ile özel yaşama ve haberleşmeye saygı hakları

çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

22. Başvurucu, hakkındaki

yargılamanın adil yürütülmediğini, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle yapılan

görüşmelerin iddianameye esas alındığını, dosyadan çıkartılmadığını iddia

etmiştir.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“... Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru

yollarının

tamamının bireysel başvuru

yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

25. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil nitelikte bir kanun yolu"

olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

26. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

27. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını

öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere

sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde

ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin

iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

28. Başvurucu hakkında yapılan

yargılama İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/100 sayılı dosyasında

derdesttir. Dolayısıyla başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasının, yargılamanın henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülme imkânı bulunduğundan yargılama süreci sona

ermeden Anayasa Mahkemesince incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği

ilkesi gereği mümkün değildir. Diğer bir ifadeyle başvurucunun, delillerin

değerlendirilmesine dair adil

yargılanma hakkı kapsamındaki iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmediği görülmektedir.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin

"başvuru yollarının tüketilmemiş

olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Özel Yaşama ve Haberleşmeye Saygı Haklarının İhlal

Edildiği İddiası

30. Başvurucu; Savcılığın,

mahkûmiyetini talep etmesi için esas aldığı telefon dinlemelerinin hukuki

dayanağının olmadığını ve bu durumun Anayasa’nın 20. ve 22. maddeleri ile

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesine aykırı olduğunu

iddia etmiştir.

31. Bakanlık görüşünde, birtakım

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıf yaptıktan sonra, telefon

görüşme kayıtlarının dosyadan çıkartılması talep edilen kişilerin aynı dosyada

aynı suç isnadıyla yargılandıkları, Yargıtay uygulamasına göre 5271 sayılı

Kanun’un 135. maddesinin (2) numaralı fıkrasının aynı suç şüphesi altında

bulunan kişileri kapsamadığı, bu hususların başvurucunun adil yargılanma hakkı

ile özel yaşama ve haberleşmeye saygı haklarının ihlal edildiğine ilişkin

iddiaları incelenirken göz önüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlığa sunduğu

karşı cevabında başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.

33. Özel hayat geniş bir kavram

olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan

hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup bu koruma, herkesin istenmeyen

bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip

olduğuna işaret etmekle birlikte özel hayat kavramının; herkesin, kişisel

yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına

indirgenemeyeceği açıktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Özpınar/Türkiye, B. No. 20999/04, 19/10/2010, §

45).

34. Başvurucu tarafından, telefon

görüşmelerinin dinlenmesine ilişkin olarak özel hayata ve haberleşmeye saygı

haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiği ileri sürülmüş olup anılan hak

Anayasa'nın 20. ve 22. maddeleri ile Sözleşme’nin 8. maddesinde yer alan özel

hayata ve haberleşmeye saygı hakları kapsamındadır. Nitekim AİHM de telefon

görüşmelerinin dinlenmesine ilişkin tedbirin Sözleşme’nin 8. maddesi

bağlamında, başvurucuların ‘haberleşme” ve

‘özel hayat’ haklarına hukuki

alanda müdahale niteliğinde olduğunu belirtmektedir (Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978,

§ 41; Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79,

2/8/1984, § 64).

35. Somut olayda, uyuşturucu

madde ticareti suçu dolayısıyla yapılan soruşturmada, 5271 sayılı Kanun’un 135.

maddesine istinaden Sulh Ceza Mahkemesince verilen karar uyarınca başvurucu

hakkında telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulanmış ve

bu yolla başvurucunun telefon görüşmeleri dinlenmiştir.

36. Başvurucu; İstanbul 22. Ağır

Ceza Mahkemesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama,

suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan yargılanmaktadır. Başvurucunun yakın

akrabaları olan ve telefon konuşma kayıtlarının dava dosyasından çıkarılması

talep edilen kişiler de (oğlu A. K., kardeşi S. K., yeğenleri İ. K., N.K., S.

K.) aynı dava dosyasında ve aynı suç isnadı ile yargılanmaktadır. Diğer bir

ifadeyle, yargılama süreci devam eden telefon dinlemeleriyle ilgili olarak

henüz hukuki bir kesinlik ortaya çıkmamıştır. Telefon dinlemeleri gerçekleşmiş

olmakla birlikte, bunların hukukiliği ve kesin sonuçlarının derece mahkemeleri

tarafından yapılacak yargılama sonucunda ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır.

37. Bu durumda, aynı dava

sürecine ilişkin iddiaların farklı düzlemlerde hem Anayasa Mahkemesince hem de

derece mahkemeleri tarafından yargısal incelemeye tabi tutulması, Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvurudaki ikincil nitelikteki rolüne uygun

olmayacağından başvurucunun, özel yaşama ve haberleşmeye saygı haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının da öncelikle derece mahkemelerince incelenmesi

gerekmektedir.

38. Açıklanan gerekçelerle, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun, “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

8/9/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Faris

KORKMAZ

Vekili : Av. Arslan TEMEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6995, 8 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun, “başvuru yollarının
  16. Korkmaz
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6995
Tarih
8 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Emel Kavas Başvurusu (B. No: 2013/8032)
  • Şenol Gürkan Başvurusu (B. No: 2013/2438)
  • Buğrahan Babacan Başvurusu (B. No: 2013/9661)
  • Burhanettin Yalçın Başvurusu (B. No: 2013/2578)
  • Çavuş Köyü Muhtarlığı Başvurusu (B. No: 2013/4291)
  • Ahmet Sevim Başvurusu (B. No: 2013/474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.