İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emel Kavas Başvurusu (B. No: 2013/8032)

1. Başvuru, boşanma sonrası

Başvuru No2013/8032Tarih9 Eylül 2015Okuma17 dk · 3.432 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emel Kavas Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/8032
R.G. Tarih- Sayı
22/10/2015-29510
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.432 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, boşanma sonrası

eski eşiyle fiilen birlikte yaşadığı ve bu nedenle kendisine yersiz olarak

yetim aylığı ödendiği gerekçesiyle hakkında yapılan icra takibine karşı açtığı

itiraz davası reddedilen başvurucunun; adil yargılanma, mülkiyet ve sosyal

güvenlik hakları ile özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/10/2013

tarihinde İzmir 9. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 25/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

14/5/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın görüş yazısı,

26/6/2015 tarihinde başvurucunun ikamet adresinin bulunduğu yer muhtarlığına

tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlığın cevabına karşı beyanlarını yasal süresi

içinde ibraz etmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun Sosyal güvenlik

Kurumundan (SGK) almış olduğu yetim aylığı, boşandığı eşiyle muvazaalı

boşandığı, aynı evde fiilen birlikte yaşadığı ve yapılan ödemelerin yersiz

olduğu gerekçesiyle kesilmiş ve almış olduğu aylıkların geri ödenmesi için

aleyhinde İzmir 22. İcra müdürlüğünün E.2011/8333 sayılı dosyası ile 6.110,00 TL

ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

8. Başvurucu, borçlu olmadığı

iddiasıyla borca itiraz etmiş; takip alacaklısı SGK, İzmir 9. İş Mahkemesinde

24/5/2012 tarihinde itirazın iptali davası açmıştır.

9. Mahkemece 11/7/2012 tarihli

duruşmada, ikamet adresleri ile elektrik fatura bilgilerinin sorulması için

ilgili yerlere müzekkere yazılmasına ve bildirilen davalı tanıklarına davetiye

gönderilmesine, 19/9/2013 tarihli duruşmada başvurucunun boşanma dava

dosyasının incelenmesine, eski eşi Y.B.nin yurt dışı

çıkış kayıtları ile elektrik ve su fatura bilgilerinin sorulmasına, ayrıca

ikamet adresi mahalle muhtar ve azalarının celbine karar verilmiştir.

10. Mahkemenin, 31/10/2012

tarihli ve E.2012/203, K.2012/571 sayılı kararıyla "...Kamu görevlileri emeklilik Daire Başkanlığından gelen

davalının babası S. K. ‘ya ait tahsis dosyası, …Kaymakamlığı İlçe Mahalli

İdareler Şefliğinden gelen… Mahallesi muhtar ve ihtiyar heyetine ait yazı,

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/52497 Sor. Sayılı Kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararı, Emel Kavas'ın I… Mahallesi… Sokak… de oturduğuna dair mernis kaydı, Y.B.'nin aynı yerde

oturduğuna dair mernis kaydı ile Emel Kavas'a ait

boşandığı eşi Y.B.'un nüfus kayıt tablosu

incelendiğinde; Y.B.'nin adresinin I… Mahallesi…

Sokak… olduğu, (aynı adres)Emel Kavas'ın nüfus kayıt

aile tablosunun incelenmesinde; adresinin… olduğu anlaşılmıştır. SGK Kurumu

Başkanlığının 12/8/2012 tarihli yazısı ile 11/7/2011 tarihli yazısı ve yapılan

tebligat ile Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının yazısı ve borç

dökümü, 24/06/2011 tarihli borç tablosu ile dosyadaki diğer yazı ve kayıt ile

belgeler ve SGK kontrol memuru tarafından düzenlenen 29/4/2011 tarihli 69

sayılı rapor ve ekleri ile Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının

11/7/2012 tarihli yazısı ve Türk Telekomünikasyon A.Ş. den gelen davalı ile

eşinin telefon ve internet kaydının bulunamadığı yönündeki yazı, … İlçe Seçim

Kurulu Başkanlığının davalı ile boşandığı eşi Y.B.'nin

1/11/2008 tarihi ile 31/7/2011 tarihi arasındaki adreslerinin… (aynı) olduğuna

dair yazısı ile İzmir l. Emniyet Müdürlüğünden gelen 8/10/2012 tarihli Y.B.'nin yurt dışına yapmış olduğu giriş çıkışları gösteren

yazı, … Elektrik Dağıtım A.Ş.’den gelen 11/7/2012

tarihli yazı, … Polis Merkezi Amirliğinden gelen dosyadaki yazı, …Muhtarlığının

tanzim ettiği davalı ile boşandığı esi Y.B.'nin

adreslerinin… (aynı) olduğuna dair 3/9/2012 havale tarihli yazı ile… Elektrik

dağıtım A.S. …merkez ilçe işletme müdürlüğünün 22/10/2012 tarihli yazılarına

göre..." gerekçesiyle başvurucunun boşandığı eşiyle aynı

adreste ikamet ettiği, tahsil ettiği aylıklar nedeniyle SGK’yı

zarara uğrattığı ve yapılan takibin yerinde olduğu sonucuna ulaşılarak daha

fazla araştırma yapılmasına gerek görülmemiş ve dava kabul edilmiştir.

11. Temyiz istemini inceleyen

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 4/7/2013 tarihli ve E. 2013/24573, K.2013/15184

sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Karar aynı tarihte

kesinleşmiştir.

12. Bu karar, 24/9/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu, 24/10/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 31/5/2006 tarihli ve 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Ölüm sigortasından sağlanan haklar ve yararlanma

şartları” kenar başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Ölüm sigortasından

sağlanan haklar şunlardır:

a) Ölüm aylığı

bağlanması.

b) Ölüm toptan

ödemesi yapılması.

c) Aylık almakta olan

eş ve çocuklara evlenme ödeneği verilmesi.

d) Cenaze ödeneği

verilmesi.

Ölüm aylığı;

a) En az beş yıldan

beri sigortalı bulunup, toplam olarak 900 gün malûllük,

yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,

b) Malûllük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış

olup henüz işlemi tamamlanmamış,

c) Bağlanmış bulunan malûllük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya

başlamaları sebebiyle kesilmiş,

durumda

iken ölen sigortalının hak sahiplerine, yazılı istekte bulunmaları halinde

bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının

(b) bendine göre sigortalı sayılanların hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi

için ölen sigortalının genel sağlık sigortası primi dahil kendi

sigortalılığından dolayı prim ve her türlü borcunun olmaması şarttır.”

14. 5510 sayılı Kanun’un “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” kenar

başlıklı 56. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“Eşinden boşandığı

halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların,

bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri

alınır”

15. 5510 sayılı Kanun’un “Yersiz ödemelerin geri alınması” kenar

başlıklı 96. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Kurumca işverenlere,

sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve

bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla

yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu

Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a) Kasıtlı veya

kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye

doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı

tarihlerden,

…

itibaren

hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa

bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri

alınır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 9/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/10/2013 tarihli ve

2013/8032 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, boşandığı eşiyle

fiilen birlikte yaşadığı ve kendisine yersiz olarak yetim aylığı bağlandığı

gerekçesiyle hakkında yapılan ilamsız icra takibine itiraz etmesi üzerine

açılan itirazın iptali davasının kabul edildiğini, Mahkemeye yanlış boşanma

dosyası geldiğini böylece kendi dosyası gelmediği hâlde Mahkemece eksik

incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, eski eşiyle ayrıldıktan sonra daha

önce ikamet ettikleri evde oturmaya devam ettiğini, eski eşinin sürekli yurt

dışında olması nedeniyle yurt içinde ikamet adresinin bulunmadığını, müşterek

çocuklarına destek olmak amacıyla kiracı olduğu evin su ve elektrik giderlerini

eski eşinin karşılamaya devam ettiğini, müşterek çocuklarının babasıyla

görüşmesi için görüşme günleri dışında da eski eşiyle bir araya geldiklerini

belirterek SGK'nın özel hayatın gizliliği ilkesini

ihlal ettiğini, ayrıca adil yargılanma, mülkiyet ve sosyal güvenlik haklarının

ihlal edildiğini ileri sürerek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını teminen yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Başvurucu, aleyhine açılan

itirazın iptali davasında Anayasa’nın 5., 12., 20., 36. ve 60. maddelerinde yer

alan ilkelerin ve hakların ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi,

başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp somut

dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder.

19. Başvurucu tarafından, özel

hayatın gizliliği ilkesinin SGK tarafından ihlal edildiği ileri sürülmekle

beraber bu ilkenin hangi müdahale ile ne şekilde ihlal edildiğine dair bir açıklama

yapılmadığından bu konuda inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Başvurucunun yetim aylığının kesilmesi ve geçmişte yapılan ödemelerin SGK’ya iadesine karar verilmesi nedeniyle sosyal güvenlik

hakkının ihlal edildiği şikâyeti, yetim aylığı alma konusunda mülkiyet hakkı

kapsamında meşru beklentisi olup olmadığı yönünden incelenmiştir. Başvurucunun

eksik delil ve inceleme ile karar verildiği şikâyeti ise adil yargılanma hakkı

çerçevesinde incelenmiştir.

1. Mülkiyet Hakkı Yönünden

20. Bireysel başvuruda

bulunabilmek için Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme veya AİHS) ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birisinin kamu gücü tarafından ihlal

edildiğinin ileri sürülmüş olması gerekir. Bu durumda öncelikle başvurucunun,

başvuruya konu davada Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup

bulunmadığının tartışılması gerekmektedir.

21. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

22. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

23. Sözleşmeye Ek (1) No.lu

Protokol'ün "Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

24. Anayasa'nın 35. maddesinde

herkesin, mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla

kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına

aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra AİHS ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

25. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanındaki mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul

edilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,

B. No: 2013/2166, 10/6/2015, § 31).

26. Anayasa ve Sözleşme'nin

ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları

koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün,

mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa

olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet

kavramı içerisinde değildir. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir

"ekonomik değer" veya

icrası mümkün bir "alacağı"

elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",

Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş

icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun

hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve

istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir

beklentidir. Meşru beklentiden söz edebilmek için bir uyuşmazlık ya da ciddi

bir iddianın varlığı yeterli değildir, iç hukukta yasa ya da yerleşik içtihada

dayalı yeterli temeli olan bir beklenti bulunması gerekir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 36 ve 37).

27. Dolayısıyla Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet

hakkının tespiti, mevcut hukuk sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının

tanınmasına bağlı olup bu tanıma, mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile

yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).

28. Mülkiyet hakkının ihlal

edildiğinden şikâyet eden bir kimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu

kanıtlamak zorundadır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pistorova/Çek Cumhuriyeti, B. No: 73578/01,

26/10/2004, § 38; Zhigalev/Rusya, B. No: 54891/00, 6/7/2006, § 131).

29. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik

ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim

ödeme şartıyla veya şartsız olarak, sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme

yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın

aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir

menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (Hüseyin

Remzi Polge, § 36).

30. Bu çerçevede Anayasa'nın ve

Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında yer alan mülkiyet hakkının, boşanmış

kadınlara babalarının elde ettiği emeklilik hakkına bağlı olarak belirli bir

miktar yetim aylığı almaya ilişkin bir güvence sağlamadığı açıktır. Bununla

birlikte bu yöndeki bir talep, ödenmesi konusunda kanuni düzenleme ve

içtihatlarda yeterli dayanağa sahip olması hâlinde mülkiyet hakkı kapsamında

kabul edilerek Anayasal güvencelerden yararlandırılabilir. Bu aşamada

değerlendirilmesi gereken husus; başvurucunun, mevcut şartlarda babasının

emeklilik haklarına bağlı yetim aylığı talebinin, Anayasa'nın 35. maddesi

kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanı sağlayacak yeterlilikte meşru

beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.

31. Somut olayda başvurucunun

almakta olduğu yetim aylığı SGK tarafından yapılan inceleme sonucunda kesilmiş,

geçmişte yapılan ödemelerin iadesi amacıyla icra takibi başlatılmıştır.

Başvurucunun takibe itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında Mahkeme,

31/10/2012 tarihli kararıyla davayı kabul ederek itirazı iptal etmiştir.

Başvurucu, bahse konu yetim aylığını almaya devam etmesi gerektiğini, bu konuda

meşru beklentisi olduğunu iddia etmektedir.

32. 5510 sayılı Kanun’un 3.

maddesinin (17) numaralı bendine göre aylık; malullük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları ile vazife malullüğü hâlinde yapılan sürekli ödemeyi ifade etmektedir.

Aynı Kanun’un 34. maddesine göre kendilerine ölüm sigortası yardımı yapılacak,

özellikle aylık bağlanacak olanlar; ölen sigortalının eşi, çocukları ve ana

babasıdır. Yasa koyucu, Kanun’un 32. maddesinde ölen sigortalının birinci

derece yakınlarına yapılacak aylık ödeme (Yetim aylığı dâhil.) için gerekli

şartları sıralamıştır. Sıralanan olumlu şartların yanında Kanun’un 96.

maddesinde ise bir olumsuz şarta yer verilmiş ve yetim aylığı alan kişinin

boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlenmesi hâlinde aylığının

kesilerek yersiz yapılan ödemelerin geri alınacağı hüküm altına alınmıştır.

33. Yasa koyucu, 5510 sayılı

Kanun’un 32. ve 34. maddeleri ile bir geliri bulunmayan ve evli olmayan

kadınlara, ölen babalarının elde ettiği haklara bağlı olarak aylık ödenmesine

imkân sağlayarak maddi destekten yoksun olan bu kişilere hayatlarını idame

ettirmeleri için imkân sağlamıştır. Muhtaçlara sağlanan bu desteğin, muvazaalı

boşanmalar ile yersiz ve haksız biçimde elde edilmesini engellemek için ise Kanun’un

56. ve 96. maddeleriyle, boşandığı hâlde eşiyle birlikte yaşadığı tespit

edilenlerin aylığının kesileceği ve yersiz yapılan ödemelerin geri alınacağı

hüküm altına alınmıştır. Boşansa dahi eski eşiyle birlikte yaşamaya devam eden

kadının, eski eşinin desteğini almaya devam ettiği göz önünde bulundurulmuştur.

34. Bahsedilen kuralın madde

gerekçesinde “eşinden boşanmak suretiyle

babasından maaş bağlanan, ancak boşandığı eşleriyle fiilen beraber yaşayanların

gelir ve aylıklarının kesilmesi ile ilgili hususların, uygulamada hakkın kötüye

kullanılmasını önlemek amacıyla yeniden düzenlendiği”

vurgulanmıştır.

35. Söz konusu düzenlemenin,

itiraz yoluyla iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve

Mahkemenin 28/4/2011 tarihli ve E.2009/86, K.2011/70 sayılı kararında aşağıda

yer alan gerekçe ile başvuru reddedilerek düzenleme Anayasaya uygun

bulunmuştur:

“İtiraz konusu kuralın gerekçesinde de

belirtildiği gibi ölüm aylığı alma hakkının kötüye kullanılmasının engellenmesi

amaçlanmaktadır. Uygulamada ölüm aylığı almaya hak kazanmak için gerekli olan

'evli olmama' koşulu, boşanma ile aşılarak yasa koyucunun bir geliri bulunmayan

dul veya bekâr kadınları koruma gayesi istismar edilmektedir. Bu şekilde

gerçekleştirilen boşanmadaki erkek bir ailede koca olarak kendisine düşen

sorumluluklardan kurtulma çabasına girmekte, eşler sanki resmi evliliklerini

sürdürüyor gibi bir arada yaşamaya devam etmektedirler. Başka bir ifadeyle,

ölüm aylığı alabilmek için gerçekleştirilen boşanmada, taraflar iyi niyetli

davranmamaktadırlar.

5510 sayılı Yasa'nın

34. maddesinde öngörülen ölüm aylığını alabilmek için 'evli olmamak' koşulunu

aşmak amacı ile iyi niyete dayanmayan ve dürüst olmayan boşanma isteği ve

çabası ile boşanma kararı elde edilip buna bağlı olarak ölüm aylığı alınması,

açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır. Hakkın kötüye kullanılması hukuk

devletinin koruması altında değerlendirilemez. Bu nedenle hakkın kötüye

kullanılmasını engellemeyi amaçlayan itiraz konusu kural hukuk devletine aykırı

bir düzenleme olarak görülemez.

…

Sosyal güvenlik,

bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve

geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve

harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat

standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi

için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza, ölüm ve işsizlik gibi sosyal risklere karşı

asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.

Ölüm aylığı, doğrudan

sigortalıya ilişkin bir ödeme değildir. Yasa koyucunun sosyal güvenlik konusuna

geniş bir yaklaşımının sonucu sigortalının ölümü ile aranan koşulların

sağlanması halinde sigortalının geride kalan hak sahipleri açısından getirdiği

bir ödemedir. İtiraz konusu kural, hak edilmediği halde ölüm aylığı alınarak

hakkın kötüye kullanılmasına engel olma amacını taşıdığından ölüm aylığı almayı

hak edenler açısından SGK'nın mali kaynakları

çerçevesinde Anayasa'nın 60. maddesinde ifade edilen güvenceyi sağlamaya

çalışmanın bir gereğidir. Ölüm aylığı alabilmek için öngörülen koşulun hakkın

kötüye kullanılarak sağlanmak istenmesi sosyal güvenlik hakkıyla

bağdaştırılamaz.

Bunun yanında ölüm

aylığı, sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal

yapısıyla doğrudan ilgilidir. Anayasa'nın 65. maddesine göre, 'Devlet, sosyal

ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin

amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde

yerine getirir.' Ölüm aylığı alabilmek için boşanarak eşiyle birlikte fiilen

yaşamaya devam eden kadınlara haksız ve yersiz ödeme yapılması ile oluşacak

maliyetin, SGK'nın aktüeryal

dengelerini olumsuz etkilememesi için yasa koyucunun bu düzenlemeyi getirdiği

anlaşılmaktadır.”

36. Boşandığı eşiyle fiilen

birlikte yaşayanların yetim aylığının kesileceği ve yersiz yapılan ödemelerin

tahsil edileceği hükmü 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinde açıkça ifade

edilmekte olup bu hüküm anlaşılabilir, ulaşılabilir ve öngörülebilir

niteliktedir. Başvurucu tarafından, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı

hâlde yetim aylığı almasını haklı kılan bir yargı kararı sunulmadığı gibi bu

yönde yerleşik hâle gelmiş bir içtihada da rastlanmamıştır.

37. Somut başvuruya konu olayda

başvurucunun, boşandığı eşiyle yetim aylığı aldığı dönem içinde fiilen birlikte

yaşadığı SGK tarafından tespit edilmiş ve aylığı kesilmiştir. Geçmiş dönemde

yapılan ödemelerin iadesi amacıyla yürütülen icra takibine itiraz edilmesi

üzerine açılan itirazın iptali davasında ise Mahkemece yapılan incelemede,

başvurucunun ikamet ettiği evin elektrik ve su aboneliklerinin boşandığı eşi

üzerinde olduğu; boşandığı eşinin mernis kaydının,

tebligat ve ikamet adreslerinin kendisinin ikamet ettiği ev olduğu anlaşılarak

başvurucu ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadığı detaylı bir inceleme

sonucunda net bir şekilde tespit edilmiştir.

38. Bu durumda başvurucunun

yetim aylığı almaya devam etme ve tahsili istenen yersiz ödemelerin iadesini

durdurma talebinin, mevcut düzenlemeler ve yerleşik yargı içtihatları ile

başvurucunun boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiğine yönelik Mahkeme

kararı karşısında mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak

nitelendirmeye yeterli somutluğa sahip bir beklenti olmadığı ve başvurucunun,

Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan

yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mülkiyete ilişkin şikâyetinin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

40. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir."

41. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece, açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hayrettin Aktaş, B.

No: 2013/1205, 17/9/2013, § 45).

42. Yargılama makamları,

taraflarca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi

incelemek zorundadır. Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak

delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup

olmadığına karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir Mevcut

yargılamada geçerli olan delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma

hakkına uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında

olmayıp Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru konusu yargılamanın bir bütün

olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete

uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun

olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini

sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir. (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014,

§ 46).

43. Başvuruya konu davada,

Mahkemece başvurucu ile eski eşinin boşanma dava dosyası istenmiş, 31/10/2012

tarihinde yapılan üçüncü celsede başka bir boşanma dosyasının geldiği görülmüş,

bununla beraber başvurucunun boşandığı eşi ile aynı adreste yaşadığı hususu

diğer delillerle sabit görülerek yargılamaya devam edilmiş ve karar

verilmiştir.

44. Somut başvuruya konu dava,

yersiz yapılan yetim aylığı ödemelerinin tahsili için başlatılan icra takibine

itiraz edilmesi üzerine takibin devamını sağlamak amacıyla takip alacaklısı

tarafından açılan itirazın iptali davasıdır. Takip konusu borcun varlığının

genel mahkemelerde ispatı için açılan bu davada Mahkemece araştırılan konu,

başvurucu ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadıklarını tespit amacıyla

aynı adreste ikamet edip etmedikleri hususudur. Bu nedenle başvurucu tarafından

şikâyet konusu edilen yanlış gelen boşanmaya ilişkin dava dosyasının, bu

uyuşmazlıkta araştırılması gereken temel konu ya da uyuşmazlığı çözmede esas

delillerden olmadığı açıktır. Başvurucunun boşandığı tespit edildikten sonra

yapılan araştırmalar, başvurucu ile eski eşinin aynı adreste ikamet edip

etmediklerine yönelik olmuştur. Mahkeme gerekçeli kararında "Emel Kavas'a ait boşandığı eşi Y.B.'nin nüfus kayıt tablosu incelendiğinde..."

diyerek tarafların boşandığını tespit ettikten sonra dosyada yeterli delilin

varlığına işaret ederek "davalı ile

boşandığı eşi Y.B.'nin iddia edildiği gibi... beraber

oturdukları anlaşılmış bulunmakla başkaca araştırma yapılmasında bir fayda

görülmediğinden diğer hususlardan vazgeçilmiş olup davanın ispatlandığı

görülmekle..." ifadeleriyle daha fazla araştırma ve incelemeye

gerek olmaksızın mevcut deliller çerçevesinde hüküm kurmaya yeterli bir

kanaatin oluştuğu sonucuna varmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu ile eski eşinin boşanma dosyasının davada araştırılan temel konu

olmadığı anlaşıldığından ve bu dosya Mahkemeye gelmeden hüküm kurulmasının adil

yargılanma hakkını ihlal etmediği açık olduğundan başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun

1.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “konu bakımından yetkisizlik”,

2.

Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

9/9/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Selami ER Başvurucu : Emel KAVAS Vekili : Av. Atilla AKIN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8032, 9 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Dursun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8032
Tarih
9 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Şenol Gürkan Başvurusu (B. No: 2013/2438)
  • Buğrahan Babacan Başvurusu (B. No: 2013/9661)
  • Burhanettin Yalçın Başvurusu (B. No: 2013/2578)
  • Çavuş Köyü Muhtarlığı Başvurusu (B. No: 2013/4291)
  • Ahmet Sevim Başvurusu (B. No: 2013/474)
  • Mustafa Demirbaş Başvurusu (B. No: 2013/1877)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.