İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemal Bozoğlan Başvurusu (B. No: 2013/5565)

1. Başvurucu, yonca üretimi

Başvuru No2013/5565Tarih22 Ocak 2015Okuma15 dk · 2.956 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cemal Bozoğlan Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/5565
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.956 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, yonca üretimi

için sağlanan destek ödemesinin geri istenilmesine dair işlemin iptali

istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 45. ve 141.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat

talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/7/2013 tarihinde

Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 9/5/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

24/7/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 8/9/2014

tarihli görüş yazısı 16/9/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaplarını içeren dilekçesini 29/9/2014 tarihinde

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Hayvancılığın desteklenmesi

projesi kapsamında yonca üretimi yapacağına dair taahhüt vermesi üzerine

başvurucuya 14.389,12 TL yonca destekleme primi ödenmiştir.

8. İzmir İl Tarım Müdürlüğünce

yapılan denetimde, başvurucu tarafından yonca yerine buğday ekildiğinin tespit

edilmesi üzerine 13/7/2006 tarihli işlemle başvurucuya ödenmiş olan 14.389,12

TL’nin iadesi istenmiş, ayrıca işlemde gecikme zammının hesaplanacağı

belirtilmiştir.

9. Başvurucu, hayvancılığın

desteklenmesi hakkındaki 2000/467 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince

ödenen yonca destekleme priminin geri istenilmesine ilişkin işlemin hukuka

aykırı olduğunu, ödenen primlerden yalnızca kendisinin sorumlu olmadığını, dayanak

2000/467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 24/2/2005 tarihinde yürürlükten

kaldırıldığını, ödenen desteğin amme alacağı niteliğinde olmadığını, sözleşmeye

uygun olarak yonca ekildiğini ancak şartların imkansız olduğu aşamada davalı

idareye başvuruda bulunulduğunu, şüpheli alacağın vadesi konusunda bir açıklık

bulunmadığını, ekimi yapılan yoncanın 50 dönüm kadarının halen mevcut olduğunu

ileri sürerek, iptali istemiyle dava açmıştır.

10. İzmir 3. İdare Mahkemesi

7/12/2007 tarih ve E.2006/1563, K.2007/1982 sayılı kararıyla davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden, davacının imzaladığı 12.06.2003

tarihli taahhütnamede, gayrimenkuller üzerinde, "Hayvancılığın

Desteklenmesi Kararı" kapsamında desteklemeden faydalanacağını, destekleme

kapsamında bulunan yonca üretimi projesini destekleme şartlarına uygun olarak

tesis edeceğini, proje kapsamında yeralan menkul ve

gayrimenkulleri amacı dışında kullanmayacağını, kararnamede ve projede

belirtilen tüm hususlara uyacağını, uymadığı takdirde 2000/467 sayılı Kararın

4. maddesine göre ödenen destekleme miktarını yasal faizi ile birlikle

ödeyeceğini taahhüt ettiği, yonca üretin projesinin 30.10.2003 tarihinde

onaylanması üzerine adına 14.389.120.000 TL hak ediş miktarı ödendiği, davacı

tarafından 05.12.2005 tarihli başvuru ile, 2005 yılı Mayıs ayında aşırı yağış

ve sel nedeniyle söz konusu yerlerde erozyon olduğu, yonca köklerinin

söküldüğü, taşındığı ve kalan yonca bitkisinin ise aşırı su birikintisi ile kök

çürüklüğünün olduğu, yoncanın ekonomik olarak son bulduğunu beyan ettiği, bunun

üzerine 26.12.2005 tarihinde İzmir İl Tarım Müdürlüğü elemanlarınca yapılan

denetimde, destekleme projesi kapsamındaki taşınmazların bir kısmının

birleştirilerek tek parsel haline getirildiği, bu yerlere buğday ekiminin

yapıldığının tespit edildiği ve geçirgenliği iyi olan söz konusu tarımsal

ayanlarda herhangi bir su birikintisi ve sel tahribatının olmadığı, tarım

arazilerinin ekili veya ekime hazır halde birinci sınıf tarım arazileri

olduğunun tespit edildiği, öte yandan 15.02.2006 tarihinde destekleme projesine

ilişkin yapılan denetimde ise, proje kapsamında bulunan on bir adet parselin

dokuzunda yonca ekimi yapılmadığı ve bu yerlere buğday ekildiğinin tespit

edildiği, 01.03.2006 tarih ve 487 sayılı Bayındır Kaymakamlığı Olur’u ile

davacının yonca projesini taahhüt ettiği süreler boyunca devam ettirmediği

nedeniyle proje kapsamında ödenen miktarların tahsili amacıyla Vergi Dairesine

intikal ettirildiği, dava konusu işlem ile davacıya ödenen 14.389,12- YTL yonca

destekleme projesinin 6183 sayılı Yasanın 37. maddesi uyarınca bir ay

içerisinde ödenmesinin talep edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan

davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, yukarıda belirtilen Kanun hükmü ve açıklamalar

uyarınca kamu alacağı niteliğinde bulunan yonca üretimi projesini destekleme

ödemesinin, İzmir İl Tarım Müdürlüğü elemanlarınca yapılan iki ayrı denetimde,

Hayvancılığın Desteklenmesi Hakkında Karar'ın 4. maddesinde belirtildiği üzere,

desteklenmeye konu taşınmazlarda destekleme şartlarına aykırı olarak yonca

ekimi yerine buğday ekildiğinin tespit edilerek ödemenin haksız yapıldığının

anlaşılması üzerine, geri istenilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.

Davacı tarafından, destekleme projesi kapsamındaki

taşınmazlarda kendisi dışında sekiz kişinin ekim yaptığı, bu nedenle ödemenin

yalnızca kendisinden istenilmeyeceği ileri sürülmekte ise de;

dava konusu destekleme ödemesinin, davacı tarafından imzalanan 12.06.2003

tarihli taahhütname üzerine doğrudan kendisine yapıldığı anlaşıldığından bu

iddiaya itibar edilmemiştir.

Ayrıca, davacı tarafından, yonca ekim şartlarının imkansız olduğu aşamada davalı idareye başvuru yapıldığı

belirtilmekle ise de; desteklemeye ilişkin projenin yoncaya ilişkin olduğu,

ekim şartlarının imkansız olduğu durumda, projenin yerine getirilmediğinden

bahisle yapılan ödemenin geri verilmesi yerine desteklemeye konu taşınmazlarda

buğday ekildiği anlaşıldığından bu iddia esası etkiler nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davanın REDDİNE, “

11. Başvurucu tarafından temyiz

edilen bu karar, Danıştay Onuncu Dairesinin 22/11/2011 tarih ve E.2008/7750,

K.2011/5055 sayılı kararıyla onanmıştır.

12. Başvurucu, bu karara karşı

yaptığı karar düzeltme başvurusunda amme alacağı dışında 16.907,22 TL gecikme

faizi de istenildiğini, anılan faizin yasal dayanağının bulunmadığını

belirtmiş, Daire 7/5/2013 tarih ve E.2012/2206, K.2013/4152 sayılı kararıyla

karar düzeltme talebini reddetmiş, karar başvurucuya 18/6/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. 11/7/2013 tarihinde bireysel

başvuru yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 21/7/1953 tarih ve 6183

sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait

vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi

cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i

amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan

doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer

alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik

olunur.

...”

15. 6183 sayılı Kanun’un 53.

maddesi şöyledir:

“Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilecek vergiler hariç

olmak üzere belediye sınırları dışındaki köylerde tahsildarlar tarafından

tahsil olunan amme alacakları ödeme süresi içinde ödenmediği takdirde bunlar

için yalnız % 10 gecikme zammı uygulanır.

Ödeme müddeti geçmiş olmasına rağmen tahsildarların

gidemediği köylerdeki borçlulara bu zam, tahsildarın ilk uğradığı zaman içinde

borçlarını ödemedikleri takdirde tatbik olunur.”

16. 10/5/2000 tarih ve 24045

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

2000/467 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 4. maddesi şöyledir:

“Haksız ödendiği tespit edilen destekleme ödemeleriyle

ilgili alacaklar ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla, 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ilgililerden tahsil

edilmek üzere ilgili vergi dairelerine intikal ettirilir.”

17. 24/2/2005 tarih ve 25737

sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren

2000/8503 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 1. maddesi şöyledir:

“Bu Karar, 2005-2010 yılları arasında 6 yıl süre ile

uygulanacak olup hayvancılığın desteklenmesi ile ilgili hususları kapsar.”

18. 2000/8503 sayılı Karar’ın 6.

maddesi şöyledir:

“Haksız ödendiği

tespit edilen destekleme ödemeleriyle ilgili alacaklar ödemenin yapıldığı tarih

itibarıyla, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümlerine göre ilgililerden tahsil edilmek üzere ilgili vergi dairelerine

intikal ettirilir.”

19. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (mülga) 54. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"1. (Değişik birinci cümle: 5/4/1990

- 3622/23 md.) Danıştay dava daireleri ve

İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verdikleri kararlar

ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir

defaya mahsus olmak üzere kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş

gün içinde taraflarca;

a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda

karşılanmamış olması,

b) Bir kararda birbirine aykırı hükümler bulunması,

c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,

d) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/23 md.) Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve

sahtekarlığın ortaya çıkmış olması,

Hallerinde kararın düzeltilmesi istenebilir."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 22/1/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/7/2013 tarih ve 2013/5565

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, 14.389,12 TL

destekleme priminin yanı sıra 16.907,22 TL gecikme zammının da ödemesinin

istenildiğini, bu gecikme zammının nasıl hesaplandığının belli olmadığını, 6183

sayılı Kanun'un 53. maddesinde gecikme zammının %10 oranında uygulanacağının

belirtilmesine rağmen kendisinden fahiş oranda gecikme zammı istenildiğini, bu

yöndeki itirazlarının derece mahkemesi ve Danıştay kararlarında hiç dikkate

alınmadığını, ihtilafın miktarına ve gecikme zammının hesaplanmasına dair

itirazlarının karşılanmadığını, bu şekilde gerekçeli karar alma hakkının

engellendiğini, yargılamanın hakkaniyete uygun şekilde yapılmadığını, yürürlükten

kaldırılan Bakanlar Kurulu kararının dayanak alındığını, yonca ekimi yapılan

yerler için desteklemenin alınmaması gerektiğini belirterek, Anayasa’nın 2.,

45. ve 141. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucunun iddiaları

yargılamanın sonucuna ve gerekçeli karar hakkına ilişkin olup, değerlendirme bu

başlıklar altında yapılacaktır.

1. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, yargılamanın hakkaniyete

uygun şekilde yapılmadığını, yürürlükten kaldırılan Bakanlar Kurulu kararının

dayanak alındığını, yonca ekimi yapılan yerler için desteklemenin geri

alınmaması gerektiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde,

yerel mahkemeler tarafından yapılan maddi ve hukuki hataların, ancak Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa tarafından güvence altına alınmış

hak ve özgürlüklerin ihlali söz konusu olduğu ölçüde bireysel başvuruya konu

edilebildiği, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesinin olmayacağı, bu

kapsamda yerel mahkeme ve Danıştayın, başvurucunun

talebini reddeden yorumunun keyfi olup olmadığı veya bariz bir takdir hatası

taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

25. Başvurucu, görüşe cevap

dilekçesinde, başvuru formundaki iddiaları tekrarlamıştır.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, yonca destekleme priminin geri istenilmesine ilişkin işlemin hukuka

aykırı olduğunu ileri sürerek iptali istemiyle dava açmış; İlk Derece Mahkemesi

ise desteklemeye konu gayrimenkullerde destekleme şartlarına aykırı olarak

yonca yerine buğday ekildiğinin tespit edilerek ödemenin geri istenilmesine

ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, başvurucu tarafından mevsim

koşulları nedeniyle yonca ekiminin imkânsız olduğu iddia edilmişse de ekim

şartlarının imkânsız olduğu durumda projenin yerine getirilmediğinden bahisle

yapılan ödemenin iadesi yerine desteklemeye konu taşınmazlarda buğday ekildiği

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Aynı zamanda kararda, destekleme

priminin amme alacağı kapsamında olduğunun değerlendirildiği ve ayrıca

yürürlükten kaldırılan Bakanlar Kurulu kararı ile yeni Bakanlar Kurulu

kararında yer alan hükümlerin uyuşmazlığa uygulanabilirliğinin tartışıldığı

görülmektedir.

31. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın içeriğinin adil olmadığı

şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkeme

Kararının Gerekçesiz Olduğu İddiası

33. Başvurucu, 14.389,12 TL

destekleme priminin yanı sıra 16.907,22 TL gecikme zammının da ödemesinin

istenildiğini, bu gecikme zammının nasıl hesaplandığının belli olmadığını, 6183

sayılı Kanun'un 53. maddesinde gecikme zammının %10 oranında uygulanacağının

belirtilmesine rağmen kendisinden fahiş oranda gecikme zammı istenildiğini, bu

yöndeki itirazlarının derece mahkemesi ve Danıştay kararlarında hiç dikkate

alınmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (B.

No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

35. Kanun yolu mahkemelerince

verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanmakla beraber (bkz. García Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96,

21/1/1999, § 26) başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin

de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvuruları ile başvurucuların usuli haklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin

temyiz incelemesinde tartışılmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarak

görülebilir (B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

36. Başvurucu, kendisine ödenen

prim ödeme tutarı olan 14.389,12 TL’nin geri istenilmesine ilişkin işlemin

iptali istemiyle dava açmış olup, anılan ödemeyi süresi içinde yapmamış, dava

hakkında karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesi kararı kanun yolu

incelemesinde iken başvurucuya 28/6/2012 tarihli işlem ile ana para dışında

16.907,22 TL gecikme zammı borcu çıkarılmış, başvurucu anılan bu borcun yasal

dayanağının bulunmadığını karar düzeltme dilekçesinde ileri sürmüş, ancak karar

düzeltme aşamasında bu talebi değerlendirilmemiştir. Bireysel başvuru formu

incelendiğinde başvurucunun anılan gecikme zammından ve gecikme zammına ilişkin

iddiasının karşılanmamış olmasından şikâyet ettiği görülmektedir.

37. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

38. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

39. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B.

No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

40. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No:

2012/403, 26/3/2013, § 17).

41. İdari işlemlerden

kaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için öncelikle idari yargıda dava

açılması gerektiği, olağan kanun yolları tüketildikten sonra hak ihlali hâlâ

devam ediyorsa ancak bu takdirde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunulabileceği açıktır. ( B. No: 2012/26, 26/3/2013,

§§ 16-19).

42. Bunun yanında 2577 sayılı

Kanun’un başvuruya konu yargılama devam ederken yürürlükte bulunan ve karar

düzeltme müessesini düzenleyen 54. maddesinde, kararın esasına etkisi olan

iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, kararda birbirine aykırı

hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması ve hükmün esasını

etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olması durumlarında

kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı kural altına alınmıştır.

43. Başvuru konusu olayda,

başvurucuya, 2000/467 sayılı hayvancılığın desteklenmesi hakkındaki Bakanlar

Kurulu kararı kapsamında toplamda 150 dönüm arazide yonca üretimi yapması

amacıyla14.389,12 TL destekleme primi ödenmiş, 2005 yılında İzmir İl Tarım

Müdürlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda başvurucunun 150 dönümlük

arazinin yalnızca 30 dönümünde yonca üretimi yaptığı tespit edilmiş ve yonca

üretimi yapmadığı kısım için ileri sürdüğü mücbir sebeplerin mevcut olmadığı

tutanakla tespit edilmiş, başvurucunun hayvancılığın desteklenmesi projesi

kapsamında verdiği taahhüde uymadığı gerekçesiyle destekleme payı olarak ödenen

14.389,12 TL, 13/7/2006 tarihli işlem ile istenmiş, söz konusu bu miktarın

ödenmesi için 6183 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca başvurucuya 1 (bir)

aylık mehil tanınmıştır. Başvurucu bu süre içerisinde tahakkuk ettirilen

miktarı ödememiş olup; söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmış, İlk

Derece Mahkemesi davayı reddetmiş, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından karar

onanmış ve bunun üzerine 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca başvurucudan

ana para ve ana paranın %10’u oranında gecikme zammı dışında 16.907,22 TL

gecikme zammının da ödenmesi istenmiş, başvurucu karar düzeltme aşamasında,

diğer iddialarının yanında, 16.907,22 TL gecikme zammının yasal dayanağının

bulunmadığını ileri sürmüş ise de, Danıştay Onuncu Dairesi karar düzeltme

talebini temyiz hakkında verdiği karara atıf yaparak reddetmiştir.

44. Somut olayda, başvurucu

tarafından iptal davasına konu edilen işlem, 13/7/2006 tarihli işlem olup,

anılan işlemde borç tutarı olarak 14.389,12 TL gösterilmiştir. İlk Derece

Mahkemesi tarafından yapılan yargılama ve temyiz aşamasının sonuçlanmasına

kadar olan dönemde anılan işlem ve işlemde tahakkuk ettirilen borç tutarının

hukuki denetimi yapılarak karar verilmiştir. Bu aşamadan sonra tahakkuk

ettirilen ve bireysel başvuruya konu edilen şikâyetin dayanağı olan 16.907,22

TL gecikme zammının da ödenmesinin istenilmesine ilişkin işleme yönelik olarak

yalnızca karar düzeltme aşamasında iddiada bulunulmuş olup, iptal davasına konu

işlemin gecikme zammının tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem olmaması, dava

konusu olmayan ve karar düzeltme nedenleri arasında yer almayan bir iddianın

Danıştay tarafından karşılanmasının gerekmemesi ve gecikme zammına ilişkin

olarak ortaya çıkan yeni tahakkuk işlemine karşı idari yargıda sonuç

alınabilecek etkili bir dava yolunun bulunması nedenleriyle, başvurucunun

gecikme zammına yönelik şikâyeti hakkında kanunda öngörülmüş yargısal başvuru

yollarının tamamını tüketmeden gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu gecikme zammına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmeden

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinden bahisle bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Mahkeme kararının gerekçesiz olduğu yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

22/1/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Cemal BOZOĞLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5565, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5565
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Rıza Özer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3924)
  • A.ç. Başvurusu (B. No: 2013/3028)
  • F.y. Başvurusu (B. No: 2013/1798)
  • Dilek Kaya Çakır Başvurusu (B. No: 2014/1949)
  • Yasemin Çongar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7054)
  • Abdulkadir Güneşdoğdu Başvurusu (B. No: 2013/6590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.