İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cengiz Çakır Başvurusu (B. No: 2013/7526)

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda,

Başvuru No2013/7526Tarih20 Kasım 2014Okuma18 dk · 3.642 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cengiz Çakır Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/7526
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.642 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

R. G. Tarih-Sayı: 14/3/2015-29295

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda,

kurum idaresince kendisine psikolojik baskı yapıldığı ve insanlık dışı

uygulamalara maruz bırakıldığı konusundaki şikâyetlerine ilişkin olarak

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya

yer olmadığına karar verilmesinin işkence yasağı ilkesini ihlal ettiğini ileri

sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/12/2012 tarihinde, Bolu Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde,

adli yardım talebinin kabulüne, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 27/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre sonunda görüşünü

8/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan

görüş başvurucuya 19/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak başvurucu beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

10. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, Adalet Bakanlığına yazdığı bila tarihli dilekçe ile kendisinin eğitim faaliyetlerine

katılmasının engellendiğini belirterek cezaevi personeli hakkında şikâyetçi

olmuştur.

11. Başvurucunun dilekçesi önce Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine

gönderilmiş, bu Hâkimliğin 16/5/2011 tarih ve 2011/179 muhabere sayılı yazısı

ile Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

12. Anılan yazı ve başvurucunun dilekçesinin içeriği

çerçevesinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı 2011/4041 Soruşturma numarasına kayden adli soruşturma başlatmış ve idari yönden

değerlendirilmesi için de dilekçeyi Adalet Bakanlığına göndermiştir.

13. Daha sonra başvurucu, bulunduğu Kırıkkale F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kendisine psikolojik baskı yapıldığı,

hakaret, tehdit ve iftiraya uğradığını belirterek Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine

20/7/2011 tarihinde şikâyette bulunmuştur.

14. Başvurucu kendi el yazısıyla yazdığı dilekçede aşağıdaki

hususları belirtmiştir:

“Sayın başkanım. Şuan

bulunduğum kurumda A-T-9 koğuşunda tutulmaktayım. Burada koridorda kurum

personelinin bilinçli şekilde yaptığı kargaşa gürültü sesiyle rahatsız

edilmekte psikolojik baskı görmekteyim. Yine A-T-9 koğuşunda B.M. isimli

kişiyle sorunlu edildim. Şimdi ise yine B.M. ile aynı blokta tutuluyorum.

Sorunlu edildiğim kişiyle bilinçli olarak baskı amaçlı ve sorun yaratarak

iftira tutanaklarla asılsız suçlamalarla haksız disiplin cezalarına maruz

kalmaktayım. İçinde bulunduğum mağduriyetlerimi ifade eden hiçbir dilekçem de

kurumdan çıkarılmamaktadır. Yukarıda dosya numaralarını verdiğim soruşturma

dosyalarında içinde bulunduğum durumun tamamıyla bilincinde olan cezaevi

savcısı tarafından işlem yapılmaksızın infaz hâkimliği ile Cumhuriyet savcılığı

arasında yetki karmaşası yaratarak ifademi almaksızın uygulamaları yapan dış

gücün talimatlarıyla dış gücün kullandığı işkence vb

uygulamalar yaptırdığı personelin yaptığı işkenceleri sürdürebilmesi adına

karartılmış örtbas edilmiştir. Bu konuyla ilgili sorumlulardan şikâyetçiyim.

Bulunduğum kurumda sürekli psikolojik baskı altında tutuluyorum. Defalarca

komplo olay sokularak işkence, hakaret, tehdit uygulamalarına maruz kaldım. Bu

uygulamalarla ilgili hala vücudumda işkence izlerini taşıyorum. İçinde

bulunduğum durumun tümü kurum kayıtlarından anlaşılır durumda. İçinde

bulunduğum durumla cezaevi savcısı, Cumhuriyet Başsavcısı, infaz hâkimliği tüm

uygulamalarda … dış gücün talimatları ve baskısıyla içinde bulunduğum durumun

araştırılmasını, giderilmesi, sorunların tespit edilmesi hususunda hiçbir işlem

yapmıyorlar. Dilekçemle ilgili acil olarak Bakanlığınız müfettişlerince

dinlemek, mağduriyetlerimin giderilmesi sorumluların tespit edilip yargılanması

hususunda gereğinin yapılmasını talep etmekteyiz.”

15. İnfaz Hâkimliği, başvurucu kurumda sürekli psikolojik

baskı gördüğünü, işkenceye ve hakarete maruz kaldığını iddia ettiğinden,

10/8/2011 tarih ve 2011/238 muhabere sayılı yazısı ile dilekçenin gereğinin

yapılması için Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

16. Başsavcılık, anılan dilekçeyi, başvurucunun daha önce

müşteki olduğu 2011/4041 Soruşturma No.lu dosyaya eklemiştir.

17. Diğer taraftan başvurucunun babası, 6/6/2011 tarihli

dilekçeyle başvurucunun infaz koruma memurları tarafından dövüldüğünden bahisle

Adalet Bakanlığına şikayette bulunmuş ve Bakanlık,

5/7/2011 tarih ve 86643 sayılı yazısı ile bu şikayeti Kırıkkale Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiş ve Başsavcılık şikâyeti 2011/4041 Soruşturma No.lu

dosya ile birleştirmiştir.

18. Başvurucunun babası dilekçede, oğlunun Kırıkkale’de

bulunan cezaevinde yatmakta iken cezaevi yetkililerince dövüldüğünü,

neticesinde elmacık kemiğinin kırıldığını ve yüzünde darp izlerinin oluştuğunu

belirtmiş, oğlunun dilekçe tarihinde bulunduğu Sincan 2 No.lu F Tipi Ceza İnfaz

Kurumunda tedavi gördüğünü ileri sürmüştür.

19. Başsavcılık, soruşturma sürecinde eğitim faaliyetlerinden

sorumlu ikinci müdürün ifadesinin alınması için kurum müdürlüğüne 25/5/2011 tarihinde

müzekkere yazmış ve ilgili müzekkere 27/5/2011 tarihinde ilgiliye tebliğ

edilmiştir. Ancak Başsavcılık tarafından gönderilen soruşturma dosyasının

içinde sorumlu müdürün ifadesine rastlanmamıştır. Soruşturma dosyasında

başvurucunun herhangi bir adli raporuna ve ifadesine de rastlanmamıştır.

Başvurucunun babasının iddia ettiği yaralanma olayına ilişkin olarak da

herhangi bir araştırma yapıldığı tespit edilememiştir.

20. Adli soruşturma sonucunda, Başsavcılık, 27/9/2011 tarih

ve K.2011/3998 sayılı kararı ile "söz

konusu iddialar nedeniyle ... 2011/1561 no.lu soruşturma yapılarak 7/4/2011

tarihinde 2011/1630 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olup,

kararın vaki itirazla reddedilerek kesinleştiği" gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

21. Anılan karara karşı başvurucu Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesi nezdinde itirazda bulunmuştur. İtiraz dilekçesinde savcılık kararında

belirtildiği gibi mükerrer bir şikâyet olmadığı, adli tıptan herhangi bir rapor

alınmadığı, ifadesinin dahi alınmadığı, ailesi tarafından yapılan şikâyete

ilişkin olarak da savcılık tarafından herhangi bir işlem yapılmadığı ve

dosyanın kapatılmaya çalışıldığı iddia edilmiştir. Ancak dilekçenin sehven

gönderildiği itirazı incelemeye yetkili mahkemenin Ankara 8. Ağır Ceza

Mahkemesi olduğu tespit edilerek itiraz dilekçesi Kırıkkale Cumhuriyet

Başsavcılığının 22/10/2012 tarihli yazısı ile yetkili mahkemeye gönderilmiştir.

22. Başvurucunun itirazı, Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

1/11/2012 tarih ve 2012/916 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

23. Bu karar, başvurucuya 3/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiş

ve başvurucu 25/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

24. Anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda

belirtilen 2011/1561 Soruşturma No.lu dosyada başvurucu, psikolojik baskı,

işkence ve hakarete maruz kaldığını, askeri istihbarat personelinin organize

ettiği komplolara maruz kaldığını, kimyasal ilaçlar verildikten sonra yargı organları

önüne çıkarıldığını ve hiçbir dilekçesine işlem yapılmadığını iddia etmiştir.

Başvurucunun iddialarına ilişkin olarak cezaevi ikinci müdürünün şüpheli

sıfatıyla beyanı alınmıştır. Bunun dışında dosyada herhangi bir araştırma

evrakına rastlanmamıştır. İddialara karşı Başsavcılık, soyut iddia dışında

delil bulunamaması ve dilekçelerine işlem yapılmamasının İnfaz Hâkimliğinin

yetkisinde olduğundan bahisle 7/4/2011 tarih ve K.2011/1630 sayılı karar ile

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

25. Anılan karara yapılan itiraz, Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 22/8/2011 tarih ve 2011/485 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

26. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilen

2011/4041 Soruşturma No.lu dosyada başvurucu hakkındaki sağlık raporları

şöyledir:

i. Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kurulunun

12/2/2006 tarih ve 6270 sayılı raporunda, başvurucuda anksiyete

bozukluğu tespit edilmiş ve “şahsın

bulunduğu cezaevinde ayaktan tedavisi düzenli aralıklarla 3 ayda bir psikiyatri

polikliniğine gönderilmesi, 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin Hakkındaki Kanun’un 18. maddesine göre açılan bölümde tedavisine

devamlı kesin zorunluluk olmadığı” belirtilmiştir.

ii. Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Sağlık

Kurulunun 30/4/2009 tarih ve 11372 sayılı raporunda, başvurucuda anksiyete bozukluğu tespit edilmiş ve “5275 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre açılan

bölümde tedavisine devamlı kesin zorunluluk olmadığı”

belirtilmiştir.

iii. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları

Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 17/3/2010 tarih ve 2010/464 sayılı adli sağlık

kurulu raporunda, başvurucuda antisosyal kişilik

bozukluğu saptandığı, tedavi edilecek herhangi bir psikiyatrik hastalık

saptanmadığı, psikiyatrik tedavi görmesi ya da kontrol altına alınmasını

gerektirir bir durumun olmadığı, hastanede yatırılarak ya da ayakta tedavisine

gerek olmadığı, bu durumda 5275 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında olmadığı

belirtilmiştir.

iv. Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Baştabipliğinin

22/12/2010 tarih ve R100028568 sayılı sağlık kurulu raporunda psikoz antisosyal kişilik bozukluğu tespit edilmiş ve “sağlık durumunun 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin Hakkındaki Kanun’un 18. maddesi kapsamında”

değerlendirildiği belirtilmiştir.

v. Adana Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 16/2/2011

tarih ve 10003298 sayılı sağlık kurulu raporunda, başvurucuda kişilik bozukluğu

saptanmış ve 5275 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında olmadığı, tedavisini

düzenli olarak alması gerektiği belirtilmiştir.

B. İlgili Hukuk

27. 5275 sayılı Kanun'unun 18. maddesi şöyledir:

“(1) Hapsedilme ve diğer nedenlerden

kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir

hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına

geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus

bölümlerinde infaz edilir.

(2) Birinci fıkrada belirtilenlerin

cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve

diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 20/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 25/12/2012 tarih ve 2013/7526 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

29. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Kırıkkale F Tipi

Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda askeri istihbarat personelinin

yönlendirmesi ile psikolojik baskıya ve komplo olaylarına sokularak işkence,

hakaret, tehdit gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kaldığını, buna ilişkin

şikâyetlerinin askeri istihbarat personelinin talimatlarıyla savcı tarafından

örtbas edildiğini, vücudunda işkence izlerinin olduğunu, mükerrer başvurular

olmamasına rağmen şikâyetlerinin bu kapsamda değerlendirildiğini, ifadesinin

alınmadığını, şikâyetlerine ilişkin araştırma yapılmasından kaçınıldığını, Adli

Tıp Kurumuna sevk edilmeden karar verildiğini belirterek anayasal haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

30. Başvuru formu ve eklerinde hangi

temel hakkın ihlal edildiğini belirtilmemiş ise de başvurucunun iddiaları bir

bütün olarak değerlendirildiğinde başvurunun, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında düzenlenen işkence yasağı kapsamında olduğu değerlendirilmiştir.

31. Anayasa’nın 17. maddesi şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle

bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…”

32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) “İşkence yasağı”

başlıklı 3. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı

muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

33. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde, kurum

idaresince kendisine psikolojik baskı yapıldığı, insanlık dışı uygulamalara

maruz bırakıldığı ve kendisine haksız yere disiplin cezaları verildiği

konusundaki şikâyetleriyle ilgili olarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca

etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin

anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

34. Adalet Bakanlığı görüş yazısında

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kararlarına atıfta bulunarak insanlık

dışı muamelenin “ya fiziksel yaralamaya ya

da yoğun bir fiziksel veya ruhsal acı veya ıstıraba sebebiyet vermiş”

olması gerektiğini, kişide yara bere izi bırakan muameleler gibi, tehditlerin

de Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına giren muamele oluşturabileceğini ve AİHM’in, Sözleşme’nin 3. maddesiyle yasaklanmış bir eylem

tehdidinde bulunmanın da, yeterince yakın ve gerçek olması koşuluyla, bu

maddeye girebileceğini söylediğini belirtmiştir.

35. Bakanlık, görüş yazısında başvurucunun iddialarına

ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumu tarafından 7/3/2011 tarihinde ayrıca idari

soruşturma yapıldığını ve kurum personeli hakkında disiplin soruşturması

açılmasına yer olmadığına karar verildiğini belirtmiştir. Anılan kararın

gerekçesi şöyledir:

“Hükümlü Cengiz ÇAKIR’ın

Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde

bulunduğu süre içerisinde kuruma teslim etmiş olduğu 98 adet dilekçesinin UYAP

dosyasına kayıt yapılmak suretiyle DYS üzerinden ve ayrıca fiziki olarak ilgili

makamlara gönderildiği ve bu hususta hükümlü tutukluların talebi olmasa dahi

dilekçelerinin çıkış numaralarının hükümlülere imza karşılığı verildiği,

hükümlünün kurumda bulunduğu süre içerisinde yapmış olduğu eylemlerden dolayı

disiplin cezası verildiği, verilen cezalara itiraz hakkının olduğunu bildiği,

verilen disiplin cezalarının bir bölümüne itiraz ettiği, itiraz mercii

tarafından; verilen cezaların yerinde olduğu ve hükümlünün itirazının reddi yönünde

karar alındığının görüldüğünü, adı geçen hükümlünün kurumda bulunduğu süre

içerisinde sıklıkla kurum personeline “siz jitem’siniz,

özel harekatçısınız” gibi gerçekten uzak ithamlarda bulunduğunu, hükümlü

hakkında Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Başvuru no:

2013/7526 – Cengiz ÇAKIR Psikiyatri polikliniği tarafından 7/10/2009 tarihinde

rapor düzenlendiği, raporun içeriğinde; “Kendisine bakımı yetersiz, anksiyoz duygu durum çevresine zarar verici agresif

davranışlar, paranoid içerikli fikirler, öyküde sedatif hipnotik bağımlılığı

olduğu ve acilen tanı ve tedaviye yönelik İstanbul Bakırköy Ruh Sağlığı

Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevkinin uygun olduğu” hükümlünün sevkinin

bahse konu hastaneye yapıldığı, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları

Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğinin 10/11/2009 tarihli yazısında

“hekimi yanıltmaya yönelik davranışlar ve Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu” tanısı

konduğu, bunun dışında Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi Baştabipliğinin

22/12/2010 tarih … raporunda “sağlık durumu 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 18. madde kapsamında

değerlendirildiğinin” bildirildiği, hükümlünün bu rahatsızlıklarından dolayı

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 26/1/2011 tarih ve 12222 sayılı yazısı ile Adana Ruh Sağlığı ve

Hastalıkları Hastanesinde tetkik ve tedavisinin yapılması için Adana Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna nakil gönderildiği, hükümlünün iddialarının psikolojik

rahatsızlığından kaynaklandığı, iddialarını destekler nitelikte somut bir

delile rastlanılmadığı…”

36. Bakanlık görüşüne eklenen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 6/8/2014 tarihli yazısında,

başvurucunun Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bulunduğu dönem içerisinde 221 adet dilekçesinin UYAP üzerinden ve fiziki

olarak ilgili yerlere gönderildiğini, başvurucunun kurum personeline hakaret,

tehdit, kurum malına zarar vermek, kaçak elektrik kullanmak gibi eylemlerinden

değişik tarihlerde 13 defa disiplin cezası ile cezalandırıldığını, buna ilişkin

itirazlarının yetkili mahkemelerce reddedildiğini, başvurucunun iddialarına

ilişkin olarak Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca

2011/4041-1561-6689-8452-9644, 2010/316, 2009/7344 sayılı soruşturmalar yapılıp

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararların kesinleştiği

belirtilmiştir.

37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

beyanda bulunmamıştır.

38. İşkence yasağına ilişkin

şikâyetlerin incelenmesinde başvurucunun hükümlü veya tutuklu olması olaylar

dışında bir farklılık yaratmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının

devletin negatif ve pozitif sorumluluğuna bağlı olarak maddi ve usuli boyutları bakımından ayrı ayrı ele alınması gerekir.

Bu nedenle başvurucunun somut olaydaki şikâyetleri, Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında devletin maddi ve usul yükümlülükleri açısından ayrı

şekilde değerlendirilmiştir.

39. Demokratik toplumların en temel

değerlerinden biri olarak herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye “işkence”

ve “eziyet” yapılamayacağı,

kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan”

ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmiştir (B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

40. Devletin, bireyin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle

kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü

fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine

neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin vücut ve ruh sağlığını korumadan

kaynaklanan negatif bir ödevidir (B.No:

2013/293, 17/7/2014, § 81).

41. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrası ve Sözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve

işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının

mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti

Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını

tehdit eden başka bir genel tehlike halinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı

şekilde Sözleşme’nin 15. maddesinde benzer bir düzenleme ile kötü muamele

yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (bkz. Selmouni/Fransa

[BD], B.No: 25803/94,

28/7/1999, § 95; Assenov

ve diğerleri/Bulgaristan, B.No: 24760/94,

28/10/1998, § 93).

42. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca Devlete, söz konusu

kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya

muameleye, bu muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile, maruz

bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Dolayısıyla

yetkililerin bildikleri ya da bilmeleri gereken bir kötü muamele tehlikesinin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda Devletin

17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilecektir (B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 82).

43. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü

muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı

kavramlarla ifade edilmiştir. Dolayısıyla, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında geçen ifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu

görülmektedir (B.No:

2013/293, 17/7/2014, § 84). Bununla birlikte Anayasa’nın 17. maddesi ve

Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında olması için bir davranışın fiziksel bir

yaralamaya dönüşmesi beklenmemekte, “ruhsal

acı veya ıstırap” da bu kapsamda değerlendirilmektedir (B.No: 2013/293, 17/7/2014, §§

88-90; bkz. Kudla/Polonya, [BD], B.No:

30210/96, 26/10/2000, § 92). Bu

bağlamda kişide yara bere izi bırakan muameleler gibi, tehditler de

Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamına giren muamele oluşturabilir. AİHM,

Sözleşme’nin 3. maddesiyle yasaklanmış bir eylem tehdidinde bulunmanın da,

yeterince yakın ve gerçek olması koşuluyla, bu maddeye girebileceğini

söylemiştir (bkz. Campbell ve Cosans/Birleşik Krallık,

B.No: 7511/76, 7743/76,

25/2/1982, § 26). Bu nedenle bir kimseyi işkence ile tehdit etmek, en azından

insanlık dışı muamele oluşturabilir (bkz. Gafgen/Almanya, B.No:

22978/05, 1/6/2010, § 91).

44. Öte yandan kötü muamele konusundaki iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir

(B.No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 95, benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Klaas/Almanya, B.No: 15473/89,

22/9/1993, § 30). İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için, makul

şüphenin kalmaması yönünde kanıtların varlığı gerekir (B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 95; bkz. Tepe/Türkiye, B.No:

31247/96, 21/12/2004, § 48). Bu nitelikteki bir kanıt, yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir. (B.No: 2013/293,

17/7/2014, § 95; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. İrlanda/Birleşik Krallık, B. No: 5310/71,

18/1/1978, § 161; Labita/İtalya, B.No:

26772/95, 6/4/2000, § 121).

45. Başvuru konusu olayda, başvurucu psikolojik baskı altına

alındığını, hakaret, tehdit ve iftiraya maruz kaldığını ve bu şekilde insanlık

dışı uygulamalara maruz kaldığını ileri sürmüştür. Hükümlü ve tutukluların, cezaevinde

infaz koruma memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakılmalarına dair

iddialarına ilişkin olarak delil ortaya koymalarının zorluğu aşikârdır.

Özellikle cezaevindeki yaşamın her alanında infaz koruma memurlarının etkinliği

gözetildiğinde hükümlü ve tutuklular için kötü muameleye maruz kaldıklarına

dair iddiada bulunmanın güçlüğü daha fazla ortaya çıkacaktır. Bu hususlar

gözetilerek başvurucunun iddiaları değerlendirildiğinde, başvurucunun genel ve

soyut iddialarda bulunduğu, somut hiçbir olaydan bahsetmediği gibi iddia ettiği

olaylara ilişkin herhangi bir somut bilgi de vermediği görülmüştür.

Başvurucunun iddiaları yüzeysel ve dayanaktan yoksun olarak herhangi bir

ayrıntı içermemektedir. Başvurucu maruz kaldığını iddia ettiği muameleler konusunda

ne, nasıl, ne zaman, kim gibi sorulara cevap

verebilecek nitelikte bir bilgi vermemiştir. Başvurucu uğradığını iddia ettiği

muamelenin, insanlık dışı muamele seviyesine ulaştığını gösteren tıbbi bir

delil ortaya koymamış ve buna ilişkin muayene taleplerinin de reddedildiğine

dair herhangi bir iddiada da bulunmamıştır.

46. İşkence yasağının usul bakımından

incelenmesinde, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında, devletin,

pozitif bir yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve

manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların ve diğer bireylerin,

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her

türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

47. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip olduğu

bu pozitif yükümlülüğün bir de usuli boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal

olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmi

bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz

konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye

almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda, bunların

sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır

(B.No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 110; Benzer yöndeki AİHM kararları için

bkz. Anguelova/Bulgaristan, B. No: 38361/97, 13/6/2002,

§ 137; Jasinskis/Letonya, B. No: 45744/08, 21/12/2010,

§ 72).

48. Buna göre bireyin, bir devlet

görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal

eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir

iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmi

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Şayet bu

olanaklı olmazsa, bu madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hale

gelecek ve bazı hallerde devlet görevlilerinin fiili dokunulmazlıktan

yararlanarak, kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri

mümkün olacaktır (B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 111;

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Corsacov/Moldova, B. No: 18944/02, 4/4/2006, §

68).

49. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türünün, bireyin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım

gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Kasten ya da

saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai

soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır (B.No: 2013/293, 17/7/2014, § 112; B. No: 2012/752,

17/9/2013, § 55).

50. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (B.No:

2013/293, 17/7/2014, .§ 113).

51. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla, kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve

derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar (B.No: 2013/293, 17/7/2014, .§ 114;

bkz. Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No:

24760/94, 28/10/1998, § 103; Batı ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 33097/96 - 57834/00, 3/6/2004, § 136). Bu

kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu

olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri

almalıdırlar (B.No:

2013/293, 17/7/2014, .§ 114; bkz. Tanrıkulu/Türkiye

[BD], B. No: 23763/94, 8/7/1999, § 104; Gül/Türkiye,

B. No: 22676/93, 14/12/2000, § 89).

52. Devletin

pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başına soruşturma yapılmamış

olması yahut da yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötü muamele teşkil

edebilmektedir. Dolayısıyla, şartlar ne olursa olsun, yetkililer resmi şikâyet

yapılır yapılmaz harekete geçmelidirler. Şikâyet yapılmadığında bile işkence

veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin belirtiler olduğunda

soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhal başlaması,

bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve

bir bütün olarak etkili olması gerekir (B.No:

2013/293, 17/7/2014, .§ 115; B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. yukarıda geçen Batı ve diğerleri/Türkiye, §§ 133, 134).

53. Başvurucu, maruz kaldığını iddia

ettiği muameleler konusunda Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının etkili ve

yeterli bir soruşturma yürütmediğini ileri sürmüştür. Başvurucunun 2011/4041 ve

soruşturmaya ilişkin takipsizlik kararında atıfta bulunulan 2011/1561 sayılı

Soruşturma dosyasındaki şikâyet dilekçeleri incelendiğinde başvurucunun genel

ve soyut nitelikte, somut bir olaydan bahsetmeden ve yer, zaman gibi

iddialarını destekleyecek somutlaştırma yapmadan beyanda bulunduğu görülmüştür

(bkz. §§ 14, 24). Diğer taraftan, başvurucunun Bakanlık bildiriminde belirtilen

221 adet dilekçesi işleme konulmuş ve şikâyetleri kapsamında savcılıkça 7 ayrı

soruşturma açılmıştır (bkz. §§ 36-37). Ayrıca bireysel başvuru formunda da

iddialarını dayandıracak somut iddialarda bulunmamıştır.

54. Başvurucunun psikolojik rahatsızlıklarının

olması (bkz. § 26) veya çok sık dilekçe vermesi ve soyut iddialarda bulunması

karşısında yapılan değerlendirmede, iddiaların adli soruşturmayı gerektirecek

nitelikte, savunulabilir olmadığı, zorlama şikayetler kapsamında olduğu

görülmüştür.

55. Diğer taraftan başvurucunun

babasının iddialarının, başvurucunun olayın meydana geldiği tarihte Kırıkkale F

Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda tutulmasına rağmen Sincan 2 No.lu F

Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tedavi gördüğü ileri sürüldüğünden soruşturmayı

gerektirecek somut olgulardan uzak olduğu değerlendirilmiştir.

56. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun herhangi bir delil

ortaya koymadan ileri sürdüğü kötü muamele iddialarının, başvurucunun kötü

muameleye maruz kaldığına dair hiçbir şüphe kalmayacak şekilde tespiti mümkün

kılmadığı ve Başsavcılığa yaptığı şikâyetlerin soruşturmayı gerektirecek

boyutta somut olgulara dayanmadığı anlaşılmakla Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence yasağının, maddi ve usulü boyutu

bakımından açık ve görünür bir ihlal tespit edilemediğinden “açıkça dayanaktan yoksun” olduğu sonucuna

varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurunun, 'açıkça dayanaktan yoksun olması' nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, başvurucunun yargılama giderlerinden

tamamen muaf tutulmasına, 20/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Cengiz ÇAKIR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7526, 20 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. R. G. Tarih-Sayı: 14/3/2015-29295
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7526
Tarih
20 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Süleyman Güngör Başvurusu (B. No: 2014/5898)
  • Ayşe Çolak Başvurusu (B. No: 2014/2287)
  • Fatih Taş Başvurusu (B. No: 2013/1461)
  • Şeyhmus Bozan Başvurusu (B. No: 2014/2228)
  • Methiye Özçelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9059)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/1254)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.