İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cezair Akgül Başvurusu (B. No: 2014/10634)

1. Başvuru; mahkûmiyete esas alınan telefon görüşme kayıtların

Başvuru No2014/10634Tarih26 Ekim 2016Okuma16 dk · 3.112 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cezair Akgül Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/10634
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.112 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; mahkûmiyete esas alınan telefon görüşme kayıtların

duruşmada okunmaması ve aleyhte ifade veren tanığın sorgulanmasına fırsat

verilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbul

Cumhuriyet Bşsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru

formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 28/1/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/3/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını

21/4/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele

Daire Başkanlığınca kimliği mahfuz muhbirin, başvurucunun elinde çok miktarda

uyuşturucu madde bulunduğunu ve elinde bulundurduğu uyuşturucu maddeye A.Ç.

aracılığıyla müşteri aradığını ihbar etmesi üzerine başvurucu hakkında İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır.

9. Soruşturma neticesinde şüphelilerden A.Ç. hakkında İstanbul

11. Ağır Ceza Mahkemesine uyuşturucu madde ticareti yapma ve örgüte üye olma

suçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucu ve diğer iki şüpheli hakkındaki

soruşturmaya devam olunmuştur.

10. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile

görevli) E.2005/190 sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda suçun

örgütlü olarak işlenmediği ve örgütün yasal unsurlarının bulunmadığı kanaatine

varılarak sanık A.Ç.nin örgüte üye olma suçundan beraatine, diğer suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Anılan karar temyiz olunmadan kesinleşmiştir.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu karar üzerine başvurucu

ve diğer iki şüpheli hakkındaki dosyayı Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesinin2005/190 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda

suçun örgütlü olarak işlenmediği, liderliğini Cezair AKGÜL'ün [başvurucu] yaptığı iddia edilen örgütün yasal

unsurlarının bulunmadığı kanaatine varılarak, şüpheli [A. Ç.] hakkında bu

suçtan beraat kararı verildiği ve bu kararın 20.05.2006 tarihinde kesinleştiği

anlaşılmakla, firari ve kimliği meçhul şahıslarla ilgili devam eden

soruşturmanın da takibinin örgütlü suçlar kapsamından çıktığı olayda 5237

Sayılı TCK'nun 220. maddesinde düzenlenen örgütlülük

hali bulunmadığı değerlendirilmiş olunmakla,

Firari şüpheli ve kimliği meçhul şahısların

üzerlerine atılı suçun bireysel olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu

oluşturduğu ve atılı suça bakma görevinin Cumhuriyet Başsavcılığımızın görevi

dahilinde bulunmadığı görülmekle, Cumhuriyet Başsavcılığımızın GÖREVSİZLİĞINE

[karar verildi.]"

12. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2005/190 sayılı

dosyası üzerinden yürütülen yargılamanın ilk celsesinde A.Ç., Maltepe D...

Kıraathanesinde başvurucu ile tanıştığını, Cezair'in

elinde yüklü miktarda uyuşturucu olduğunu söyleyerek bunu yurt dışına göndermek

istediğini belirterek yardım istediğini, onu Ayhan adında biri ile

tanıştırdığını, Maltepe'deki pastanelerde Ayhan ile Cezair'i

buluşturduğunu, kiralık otomobilin Ayhan tarafından getirildiğini, A.T.ye

vasıtanın teslim edildiğini beyan etmiştir.

13. Bu arada Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 17/2/2010

tarihli veE.2010/3080 sayılı iddianamesiyle başvurucu ve başka bir şüpheli

(A.T.) hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan kamu davası açılmıştır. Açık

kimliği bilinmeyen şüpheli Ayhan hakkındaki dosyanın ise tefrikine karar

verilmiştir.

14. Başvurucu, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

5/9/2013 tarihli ve E.2010/73, K.2013/254 sayılı kararıyla uyuşturucu madde

ticareti yapma suçundan mahkûm edilmiş, diğer sanık hakkındaki kamu davasının

tefrikine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"... Hükümlü A. Ç. ile

sanık Cezair Akgül arasında yapılan telefon görüşme

içeriği, konuşmaları doğrulayan fiziki takip tutanakları, muhbir tutanakları,

dava dosyası kapsamı ve toplanan delillere göre sanık Cezair

Akgül'ün firari sanık A. T. ile birlikte yüklü miktarda uyuşturucu maddeyi

satmak için hazırladıkları, bunu yurt dışına naklettirecek kişileri aradıkları

bu vesile ile A. Ç.yi ve onun aracılığı ile de Ayhan

ismindeki şahsı buldukları, muhtemelen Ayhan isimli kişinin Bayram adına

kiralanmış otomobili getirip A. Ç. aracılığı ile A. T. ye teslim ettikleri,

uyuşturucu maddenin pazarlaması konusunda sanık Cezair

Akgül'ün A. Ç. ile telefon görüşmesi yaptığı, Maltepe ... Kebap Salonu, A...

pastanesi, Ş... pastanesi, A... kebap salonu gibi yerlerde buluşup

görüştükleri, neticede uyuşturucuları A. T. tarafından Ayhan isimli şahsa

teslim edilmek üzere bir kısmının bagaja yerleştirildiği, durumu kontrol

altında bulunduran ve takip eden güvenlik görevlilerince vasıtayla içindeki

uyuşturucuya el koydukları, A. T. ve Ayhan adındaki şahısların kaçtıkları,

sanık Cezair Akgül'ün olaydan sonra firar ettiği

bilahare yakalandığı, A. T.'nin henüz yakalanamadığı,

bu suretle sanık Cezayir'in hükümlü A. Ç. ve firari sanık A. T. ile birlikte

uyuşturucu madde ticareti yaptığı ve pazarladığı anlaşılmakla, sanı[ğın] (...) cezalandırılması gerektiği sonuç ve kanaatine

varıl[mıştır]."

15. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 10. Ceza

Dairesinin 13/3/2014 tarihli ve E.2013/13199, K.2014/1689 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

16. Başvurucu 20/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,

başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,

bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya

satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis

cezası on beş yıldan az olamaz.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin,

kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde,

yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

18. 4/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun başvuruyu ilgilendiren hükümlerinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Madde 209 - (1)

Naip veya istinabe yoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip

veya istinabe yoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif

tutanakları gibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî

sicil özetleri ve sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer

aldığı belgeler, duruşmada okunur.

Madde 210 - (1) Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık

duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş

tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.

Madde 211 - (1) a) Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş veya akıl hastalığına

tutulmuş olur veya bulunduğu yer öğrenilemezse,

b) Tanık veya sanığın suç ortağının duruşmada hazır bulunması,

hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı

bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için olanaklı değilse,

c) İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır

bulunması gerekli sayılmıyorsa,

Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında

düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.

Madde 215 -(1) Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve

herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup

olmadığı katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.

Madde 216 - (1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla

katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine

veya kanunî temsilcisine verilir.

Madde 217 - (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda

tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle

serbestçe takdir edilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu; aleyhine ifade veren A.Ç. ile yüzleştirilme ve

soru sorma taleplerinin reddedildiğini, fiziki takip tutanağında kendisi olduğu

kabul edilen şahsın 1,75 - 1,80 boylarında olarak tarif edilmesine ve

kendisinin ancak 1,55-1,60 boylarında olmasına rağmen buna yönelik itirazının

dikkate alınmadığını, A.Ç. hakkındaki iletişimin tespiti kararıyla elde edilen

kayıtlarda geçen kişi olmadığını belirtmesine rağmen herhangi bir ses analizi

ve araştırma yapılmadan görüşmelerdeki kişinin kendisi olarak kabul edildiğini,

söz konusu kayıtların duruşma esnasında kendisine okunması ve savunma fırsatı

tanınması gerekmesine rağmen kayıtların içeriğinden hiçbir şekilde haberdar

olmadığını belirterek Anayasa'nın 19., 36. ve 38. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, aynı olay nedeniyle başlatılan ancak tefrik

edilen başka bir dosyada yargılanan A.Ç. hakkındaki iletişimin denetlenmesi

kararıyla elde edilen görüşmelerdeki kişinin kendisi olarak kabul edildiğini,

söz konusu kayıtların duruşma esnasında kendisine okunması ve savunma fırsatı

tanınması gerekmesine rağmen kayıtların içeriğinden hiçbir şekilde haberdar

olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

25. Anayasa Mahkemesi Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmüAvrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

26. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından biri de

yargılamanın “çelişmeli” olmasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Genel anlamda hakkaniyete uygun bir

yargılamanın yürütülebilmesi için yargılamaya etkili katılım ve çelişmeli

yargılama ilkeleri ışığında taraflara, iddialarını sunma hususunda uygun olanakların

sağlanması şarttır (Yüksel Hançer,

B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).

27. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli

yargılama ilkesi taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum

yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif

olarak katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda mahkemece tarafların

dinlenilmemesi, delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama

faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine neden olabilecektir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,

§ 21). Dolayısıyla ceza davalarında mahkemenin kararını etkilemek amacıyla

dosyaya sunulan görüş ve delillerden sanığın haberdar olmasına ve bunlara karşı

etkili bir şekilde karşı çıkmasına fırsat verilmesi gerekir.

28. Çelişmeli yargılamanın bir amacı da dosyaya bir

görüşün/talebin girmesini sağlamakla sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkate

alınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır. Çelişmeli yargılama ilkesi, sanığın

aleyhindeki delillerin çelişmeli bir usul ile mahkemeye sunulmasını ve sadece

tanıkların değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir. Böylelikle

başvurucular delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek güvenirliği

hususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilecektir.

29. Öte yandan Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde

korunması için, davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre

"tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde

inceleme görevi" vardır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §

33).

30. Ceza davalarında sanığın lehine ve aleyhine olan maddi

delillerin kovuşturma evresinde sanığa açıklanmaması -savunma tarafının hakları

yeterli güvencelerle dengelenmedikçe- çelişmeli yargılama ilkesine aykırılık

oluşturabilir. Delillere yönelik iddia ve itirazların dile getirilmesine

geçerli bir neden olmaksızın imkân sağlanmaması hakkaniyete uygun yargılanma

hakkını ihlal edebilir.

31. Ceza davasında ulaşılması amaçlanan temel hedef, maddi

gerçeğin adil yargılanma hakkına uygun olarak ortaya çıkarılmasıdır. Çelişmeli

yargılama ilkesi, bu amacın gerçekleştirilmesinin en önemli unsurlarındadır.

5271 sayılı Kanun çelişmeli yargılama ilkesini hayata geçirmek için ortaya

konan delillerle ilgili tartışmada sanığa ve müdafiine

söz hakkı verileceğini; suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden

ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup

olmadığı sanığa ve müdafiine sorulacağını

öngörmüştür. Aynı Kanun'a göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve

huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.

32. Somut olayda suç ortağı olduğu kabul edilen A.Ç.nin yargılanıp mahkûm edildiği İstanbul11. AğırCeza Mahkemesinin E.2005/190 sayılı sayılı dosyasındaki

olaytutanakları, fiziki izleme tutanakları, tanık

ifadeleri, ekspertiz raporları ve diğer delillerindosyaya

ithal edildiği ve duruşmada okunduğu anlaşılmaktadır. Ancak mahkûmiyete esas

alınan telefon konuşmalarına ilişkin çözüm tutanaklarının İlk Derece Mahkemesi

tarafından sanığa okunmadığı görülmektedir. Mahkûmiyetin belirleyici delilleri

arasında gösterilen bu iletişim çözüm tutanaklarının dava dosyasında

bulunduğuna dair bir veri de bulunmamaktadır. Yargıtay kararına muhalif kalan

üyenin karşıoy gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanığın telefon konuşmalarının hükme esas alındığı, ancak bu

konuda verilmiş herhangi bir kararın dosyada bulunmadığı ve telefon

konuşmalarına ilişkin çözüm tutanaklarının sanığa okunmadığı

anlaşılmıştır."

33. Çelişmeli yargılanma ilkesinin yukarıda bahsedilen gerekleri

ilgili usul kurallarında belirtilmiştir. Bu bağlamda 5271 sayılı Kanun'un 209.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında delil olarak kullanılacak belgelerin

duruşmada okunması, bir belge veya yazının delil olarak kullanılabilmesi

duruşmada okunmasına bağlı olduğu; 215. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,

herhangi bir belgenin okunmasından sonra ilgililerden diyeceklerinin sorulması;

217. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise hâkimin kararını ancak duruşmaya

getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği öngörülmüştür.

Çelişmeli yargılama ilkesinin somut görünümlerinden olan bu düzenlemelere göre

sanığın telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınması konusunda verilmiş

bir karar varsa getirtilip telefon konuşmalarına ilişkin çözüm tutanakları ile

birlikte duruşmada okunması ve ilgililerden diyeceklerinin sorulması

gereklidir.

34. Somut olayda anılan telefon konuşma içerikleri duruşmada

okunmayarak başvurucunun bu delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek

güvenirliği hususundaki iddia ve itirazlarını dile getirebilmesine imkân

verilmediği görülmektedir. Diğer yandan başvurucunun itirazına karşın

kullandığı belirtilen telefon hattının konuşma tarihlerinde kimin adına kayıtlı

olduğuna, telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınmasına ilişkin

verilmiş bir karar bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır.

35. Sonuç olarak başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiği anlaşılmıştır.

b. TanıkSorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucu; başka bir dosyadayargılanan

ve suç ortağı olduğu ileri sürülen A.Ç.nin aleyhinde

beyanda bulunduğunu, talebine karşın bu kişiyi sorgulamasına imkân

tanınmadığını, sorgulama fırsatı tanınmadan elde edilen beyanların hükme esas

alındığını, böylelikle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü

başvurulara ilişkin olarak birçok kararında “tanık sorgulama hakkı”yla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir ceza

yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme,

lehine olan tanıkların da aleyhine olan tanıklarla aynı koşullar altında davet

edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı vardır. Sanığın;

hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru

yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu

sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından

gereklidir. Ancak başvurucuların tanıklara soru sorabilmesi, onlarla

yüzleşebilmeleri mutlak bir hak değildir. Makul gerekçelerle getirilen

kısıtlamalar, kimi zaman başvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve

onlarla yüzleşme imkânını da ortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir

mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama

aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından

verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B.

No: 2013/560, 16/4/2015, §§ 46-67; Levent

Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-77; İsmet Özkorul,

B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44, 45).

38. Sonuç olarak somut bir yargılama öncesinde veya haricinde

elde edilen tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine

zarar verip vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test

uygulanmalıdır. İlk olarak tanığın mahkemede hazır edilmemesi, geçerli bir

nedenin mevcudiyetine dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen

ifadenin karara götüren tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma

haklarının adil yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

39. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken "geçerli

neden" şartı, öncelikli olarak gözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispat

unsuru olmasa dahi ifadesi hükme esas alınan bir tanığın geçerli bir neden

olmaksızın duruşmada dinlenmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılık

oluşturabilir. Kamu makamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak

tanıkların duruşmada hazır edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü

altındadır (Abdurrahim Balur, § 81).

40. Diğer yandan kural olarak savcılığın ileri sürdüğü bir

tanığın ifadesinin hükme esas alınması, bu tanığın mahkeme önünde dinlenmesini

ve sorgulanmasını gerektirirse de tanık ifadesinin görülen dava bakımından

"açıkça ilgisiz olması ya da ihtiyaç haricinde kalması" hâlleri saklı

tutulmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,

B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717; Cevat

Soysal/Türkiye, B. No: 17362/03, 23/9/2014, § 77). İddia tanıkları

açısından geçerli olan bu istisnanın doğrudan mahkemenin başvurduğu tanık ve

benzeri kişilere öncelikle uygulanacağının kabulü gerekir (Abdurrahim Balur, § 82).

41. Somut olayda başvurucu ve müdafii,

aynı olaydan ötürü başlatılan soruşturma kapsamında dosyası tefrik edilip başka

bir dosyada yargılanan ve aleyhte beyanda bulunan suç ortağı olan A.Ç.nin huzurda dinlenilmesi ve sorgulanması için talepte

bulunmuştur. Başvurucunun huzurda dinlenilmesini istediği A.Ç.,İstanbul11.

AğırCeza Mahkemesinde verdiği 24/3/2006 tarihli

ifadesinde "Ben işsizdim[.] Maltepe'de

D... Kıraathanesine gidiyordum. [B]urada Cezayir

AKGÜL ile tanıştım, bana elinde eroin olduğunu ve yurtdışına bunu götürecek bir

adam bulmamı istedi, paraya ihtiyacım vardı. [B]en de tanıdığım A. G.ye bu

teklifi yaptım. (...)" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme,

tanık A.Ç.nin mahkûm olduğu mahkemede ifadesinin tespitedildiği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.

42. Başvurucu hakkındaki gerekçeli karar incelendiğinde adı

geçen tanığın (A.Ç.)başvurucu aleyhine verdiği

ifadenin tek olmamakla birlikte belirleyici nitelikte delil olarak kabul

edildiği görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi, bu kişinin ifadelerinin dosyaya

konulmasıyla yetinmiştir. Başvurucu aleyhinde beyanda bulunan A.Ç., diğer

sanıkların (özellikle başvurucunun) konumlarını ortaya çıkardığı gerekçesiyle

etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmış ve cezasından yarı oranında

indirim yapılmıştır.

43. Başvurucuya, beyanları mahkûmiyette belirleyici ölçüde esas

alınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve savunma

haklarının korunması için hiçbir tedbir alınmadığından başvurucunun hakları

Anayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulama hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucunun çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanık sorgulama

hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı

kapsamındaki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin(1)

ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucu, yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

48. Başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkı kapsamında "çelişmeli yargılama ilkesinin" ve

"tanık sorgulama hakkının" ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanık sorgulama hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı kapsamında çelişmeli yargılama ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin çelişmeli yargılama ilkesinin ve tanık

sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Cezair AKGÜL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10634, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717; Cevat
  12. A. 1. Çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin
  13. B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma
  14. D. 206,10 TL harçtan oluşan
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10634
Tarih
26 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Sami Kutsal Başvurusu (B. No: 2014/11254)
  • Hayrettin Pişkin Başvurusu (B. No: 2014/7165)
  • Cemal Uçarşahin Başvurusu (B. No: 2015/18993)
  • Lezgin Yavuzosmanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/16579)
  • Güler Otomotiv Makina İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/10232)
  • Aynur Avyüzen Başvurusu (B. No: 2014/784)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.