İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Güler Otomotiv Makina İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/10232)

1. Başvuru, iş mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında

Başvuru No2014/10232Tarih26 Ekim 2016Okuma14 dk · 2.713 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Güler Otomotiv Makina İthalat İhracat Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/10232
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.713 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında

lehe delillerin kabul edilmeme sebebinin açıklanmaması ve lehe delillerin

esaslı şekilde değerlendirilmeden karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/6/2014 tarihinde İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesine herhangi bir görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 16/3/2006 tarihli dilekçe ile başvurucu ve Sosyal Güvenlik

Kurumu (SGK) aleyhine Bakırköy 3. İş Mahkemesi nezdinde açılan hizmet tespit

davasında, İ.T. isimli şahıs 1/1/1990 tarihinden 11/3/2006 tarihine kadar

başvurucu işveren nezdinde işçi olarak çalıştığını iddia ederek sigortasız

olarak çalışmış olduğu günlerin tespitini talep etmiştir. Aynı gün, başvurucu

aleyhine aynı kişi tarafından işçi alacakları için de dava açılmıştır.

8. Dava açılmadan evvel davacı, 1/9/2003 tarihinde Sosyal

Sigortalar Kurumuna (SSK) başvurarak sigortasız işçi olarak çalıştırıldığını

belirtmiş ve bu durumun tespitini talep etmiştir. 24/12/2004 yılında düzenlenen

tespit tutanağına göre davacının söz konusu iş yerinde çalıştığı

saptanamamıştır. Yine 10/3/2006 tarihinde başlanan ve 21/4/2006 tarihinde

tamamlanan tespit tutanağında da davacının söz konusu iş yerinde çalıştığı saptanamamıştır.

9. Başvurucu; hizmet tespiti için açılan davanın cevap

dilekçesinde SSK müfettişleri tarafından düzenlenen 8/11/1995 tarihli tutanakta

davacının 1/11/1995 tarihinde işe başladığının tespit edildiğini, belirtilen

tutanağın bizzat başvurucu tarafından imzalandığını, yine SSK Teftiş Servisi

tarafından yapılan incelemede 2006 yılında davacının iş yerinde çalışmadığının

tespit edildiğini, 2003 yılının başından 2006 yılının başına kadar üç yıl kadar

iş yerinde işçi çalıştırmadığını, iş yeri ve SSK'nın kayıtları ile olayın sabit

olduğunu, davacının çalışmalarının devamlı olmayıp kesintili olarak devam etmiş

olduğunu, her ay toplam on beş gün çalışma yapıldığını belirterek davanın

reddedilmesini talep etmiştir.

10. Mahkeme, çeşitli tarihlerde hem davacının hem de

başvurucunun gösterdiği tanıkları dinlemiş; ilgili evrakları kurumlardan celbetmiş ve bilirkişi raporu almıştır. Bakırköy Sigorta

Müdürlüğünün 20/4/2006 tarihli cevabında, davacının 31/3/2000 tarihinde iş

yerinden ayrıldığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu Şirket tarafından Kuruma en

son 2003/1 dönem bordrosunun verildiği, bu tarihten sonra aylık prim ve hizmet

belgesi verilmediğinden 1/5/2003 tarihinden sonra aylık prim ve hizmet

belgelerinin gönderilemediği hususu Mahkemeye bildirilmiştir.

11. Bu süreçte başvurucunun gösterdiği ve Mahkeme tarafından

dinlenen bordrolu çalışan tanıklar, 2000 yılı sonrası dönemde başvurucu Şirket

nezdinde kısa bir süre çalışmış ve daha sonra iş yerinden ayrılmışlardır.

12. Mahkeme, davacı ve davalı tanıklarının ifadelerine gerekçeli

kararda yer vererek 9/7/2009 tarihli ve E.2006/693, K.2009/514 sayılı kararıyla

davanın kabulüne ve SSK'ya bildirilenler dışında 1997,1998 ve 1999 yıllarının

birinci, ikinci ve üçüncü dönemlerinde altmışar gün, 1/4/2000 ile 11/3/2006

tarihleri arasında 1.616 gün olmak üzere toplam 2.141 gün daha hizmet akdi ile

17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'u kapsamında

başvurucunun taban ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

Gerekçenin tanık ifadeleri dışındaki kısmı şu şekildedir:

"...Davacının sigortalı çalışmasının

geçtiği davalı işyerine ait ... sicil sayılı işyerinin kapsama giriş tarihi

kurum Bakırköy Sigorta Müdürlüğü tarafından 22.7.2005 olarak gösterilmiş ise de

davacının bu işyerinde 01.11.1995 tarihinden itibaren sigortalı gözüktüğü de

dikkate alınarak işyerinin kapsama giriş tarihinin 01.11.1995 olarak kabulünün

gerektiği,

Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi cevabi yazısına

göre Davacının vergi mükellefiyetinin oto kaporta kaynak ve makas işyeri

faaliyetinden dolayı 20.5.1981 tarihinde başlattığı ve 28.2.1987 tarihinde Tuna

Vergi Dairesine nakil olduğu,Tuna

Vergi Dairesindeki mükellefiyetinin de 01.03.1987 tarihinde başlayıp 31.01.1990

tarihinde sona erdiği,talep döneminde bir vergi

mükellefiyetinin bulunmadığı,

Davacının 1.11.1995 tarihinden evvelki

çalışmaları bakımından bu tarihte işe girdiğinin kurum müfettişine vermiş

olduğu beyanında bildirmiş olması sebebiyle bu tarih esas alınarak

değerlendirmek gerektiği,

Tüm bu bilgi ve belgelerden davacının davalı

işveren nezdinde belirsiz süreli hizmet akdi ile SSK.na bildirilenler dışında

hüküm fıkrasında belirtilen tarihlerde de kesintisiz olarak,ayda

30 gün üzerinden 506 sayılı yasa kapsamında çalıştığı,davalı

iş yerinin oto makas imalat ve tamir yapılan devamlı bir işyeri olup,kısmi çalışmaya uygun olmadığı, işçinin ayda 15 gün

çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,bir

kısım ücret bordrolarında 15 günlük çalışma gösterilmesi ve bordroların imzalı

olmasının devamlı çalışma gerçeğini ortadan kaldırmayacağı,emeği

ile geçinen ve müzayaka halinde olan işçinin sigortasız çalışmaya razı olacağı

gibi 15 günlük bordroyada imza atabileceği,bu

itibarla davacıdan çalışmalarının 30 gün üzerinden olduğuna ilişkin yazılı

belge bulmasının beklene meyeceği anlaşılmış,tüm

dosya kapsamından oluşan kesin vicdani kanaat ile aşağıdaki hüküm

kurulmuştur."

13. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

15/2/2011 tarihli ve E.2009/14116, K.2011/1684 sayılı kararıyla hükmün

bozulmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...

Hizmet tespiti davalarında izlenecek yol,

öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması,işveren nezdindeki çalışmayla ilgili

belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının

kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de

aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca

hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin

aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen

çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge

ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede

komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin

bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin

kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.

Yapılan yargılama sonunda, mahkemenin

davacının 01.11.1995-01.04.2000 tarihleri arasında, davalıya ait oto-yedek

parça alım, satım ve tamiri işyerinde sürekli çalıştığına dair kabulünde bir

isabetsizlik yoktur. Ancak, sonrası için yapılan inceleme ve araştırma hüküm

kurmaya yeterli değildir.Dinlenendavacı

tanıklarının beyanları bu hususta açık olmayıp,davalı

tarafın gösterdiği bordro tanıkları daanılan dönemde

çalışmadıklarını belirtmişlerdir. 01.09.2003 tarihli dilekçesinde davacı

sigortasız çalıştırıldığını belirtmiş, 24.12.2004 ve 06.03.2006 tarihli durum

tespit tutanaklarında ise davacının işyerinde çalıştığına dair bir saptama

yapılmamıştır.

Mahkemece yapılacak iş, özellikle 2000 sonrası

çalışmalar hakkında dinlenmeyen diğer bordro tanıklarınınbilgisine

başvurmak, dinlenen davacı tanıklarının bu dönem hakkında daha somut

beyanlarını almak, gerektiğinde 2004 tarihli tutanak hakkında davacıyı isticvap

etmektir.

Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ile

yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri

amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."

14. Bozma kararına Mahkeme tarafından uyulmuş ve bir sonraki

duruşmada diğer bordrolu çalışan tanıklar ve davacı tanıklarının dinlenmesine,

Bakırköy Sigorta Müdürlüğünün 2004 tarihli durum tespit tutanağı hakkında

davacı beyanının alınmasına karar verilmiştir.

15. Dinlenen davacı tanıkları özetle davacının 1990 yılından

2006 Mart ayına kadar aralıksız çalıştığını belirtmiştir. Söz konusu kişiler,

başvurucu Şirketle ticaret yapan yahut iş yerinin yakınında yer alan komşu iş

yeri sahipleridir.

16. Dinlenen davalı tanıklarından M.H. ise 1990 ile 2000 yılları

arasında iş yerinde çalıştığını, daha sonra iş yerinden ayrıldığını, bu sebeple

davacının 2000 yılından sonra işe başlayıp başlamadığını bilmediğini

belirtmiştir. Uyuşmazlık konusu dönem içinde bordrolu olarak çalışan ve aynı

zamanda Şirket ortağı olan bir diğer davalı tanığı, davacının iş yerinde 2000

yılı sonrası çalışmadığını belirtmiştir. Mahkeme, aynı gün davacının 2004

tarihli durum tespit tutanağına ilişkin beyanını da almıştır.

17. Duruşma sonunda davacının gösterdiği iki tanığın

dinlenilmesine daha karar verilmiştir. Ayrıca söz konusu mukim yerde bulunan

Karakol Amirliğinden davacının gösterdiği tanıkların iş yerinin olup olmadığının,

davacı tanıklarının çalıştığı iş yerleri ile başvurucu Şirketin iş yerlerinin

uzaklıklarının sorulmasına karar verilmiştir. Bunun yanında davacı vekilinin

2005 yılında meydana gelen bir olay nedeniyle müvekkilinin karakolda ifadesinin

alındığını belirtmesi üzerine anılan yıl içinde davacının çalıştığı iş yeri ile

ilgili olarak işçi tespitine ilişkin bir tutanağın tutulup tutulmadığı

sorulmuştur.

18. İlgili Karakol Amirliğinden gelen cevap yazısında belirtilen

kişilerin iş yerleri ile başvurucu Şirketin iş yeri mesafesinin 5 metre ve 150

metre olduğu belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu yıl içinde herhangi bir

tutanağın düzenlenmediği de belirtilmiştir. Bir sonraki duruşmada dinlenen iki

tanık da davacı lehine olacak şekilde ifade vermiştir.

19. Mahkeme, bozma ilamı sonrası dinlenen tanık beyanları ve

davacının bozma ilamında yer alan konuda beyanının değerlendirilmesi için

dosyanın önceki bilirkişiye verilerek ek rapor istenmesine karar vermiştir.

Bilirkişi raporunda söz konusu süreçte yaşanılan olaylar kronolojik bir şekilde

anlatılmış, dinlenen tanıkların ifadelerine yer verilmiştir. Başvurucunun

dinlettiği tanıkların anlatımlarına itibar edildiği takdirde davacı talebinin

2000 yılından sonraki kısmının kabulünün mümkün olmadığı, buna karşılık

davacının dinlettiği tanıkların beyanlarına itibar edildiği takdirde davacının

çalışma olgusunun kabulünün mümkün olabileceği raporda belirtilmiş ve takdir

Mahkemeye bırakılmıştır.

20. Bilirkişi raporunun düzenlenip taraflara tebliğ edilmesinden

sonra Mahkeme birim faaliyetinin durması nedeniyle dosya, Bakırköy 19. İş

Mahkemesine tevdi edilmiştir.

21. Bakırköy 19. İş Mahkemesi 3/12/2013 tarihli ve E.2013/379,

K.2013/116 sayılı kararıyla -daha önce kurulan hükme benzer şekilde- davanın

kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şu şekildedir:

"...Davacıya ait sigorta sicil kayıtları

ve işyeri kayıtları getirtilmiş, davacıya ait hizmet cetveli ile dönem

bordroları ve ücret bordroları ibraz edilmiş, Bakırköy Sigorta Müdürlüğü yazı

cevabında davalı Şirketin yasa kapsamına alınış ve kapsamdan çıkış tarihi

bildirilmiş, resen seçilen bilirkişiden 27.02.2008 tarihli bilirkişi raporu

alınmıştır.

Mahkememiz dosyası davalılar vekillerinin

temyizi üzerine Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin

2009/14116 esas, 2011/1684 karar sayılı ve 15.02.2011 tarihli ilamı ile

bozularak mahkememize gönderilmiş, mahkememizin yeni esasına kaydı yapılarak

yargılaması tekrar görülmüş, Yargıtay ilamı doğrultusunda mahkemece gerekli

araştırmalar yapılmış, bordrolu tanıklar dinlenilerek bilirkişiden 04.04.2013

tarihli ek rapor alınmış, bozma doğrultusunda tanıklar dinlenmiş, davacı asilin

14/06/2012 tarihli 3 nolu oturumda beyanı alınmış,

davacı sigortasız çalıştığından dolayı SSK ya şikayette bulunduğunu, bir müddet

sonra şikayet sonucunu sormaya gittiğinde kendisine belirtilen yere gittik sen

orda yoktun dediklerini halbuki cep telefonunun numarasını daha önceden

verdiğini, bu nedenle neden cepten aramadınız dediğini, kontrole gelen müdüre

hanım bundan dolayı kendisine sinirlenmiş olduğunu, bu nedenle haber

vermediğini, 2004 tarihli tutanak hakkındaki beyanı bunlardan ibaret olduğunu

belirtmiştir.

Bu tespitlere göre dinlenen davacı tanıkları

anlatımlarından davacının kuruma bildirilen, primleri yatırılan süreler dışında

aşağıdaki tarihler arasında hizmet akdiyle 506 sayılı kanun kapsamında

çalıştığı sonucuna varıldığından davanın KABULÜNE karar vermek

gerekmiştir."

22. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

18/3/2014 tarihli ve E.2014/2516, K.2014/6220 sayılı kararıyla hükmü onamıştır.

23. Söz konusu ilam, başvurucuya 12/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

24. Başvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

25. Bu süreçte işçilik alacakları için açılan davada ise

Bakırköy 3. İş Mahkemesi hizmet tespit davasının sonucunun beklenmesine karar

vermiştir. Hizmet tespiti davasında hükmün kesinleşmesi üzerine Mahkemenin

30/12/2014 tarihli ve E.2006/694, K.2014/420 sayılı kararıyla davacıya kıdem ve

ihbar tazminatı ile izin ücretinin ödenmesine karar verilmiştir. Kararın

temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 12/1/2016 tarihli ve E.2015/13097,

K.2016/391 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

B. İlgili Hukuk

26. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 506 sayılı

Kanun'un mülga 79. maddesinin onuncu fıkrası şu şekildedir:

"Yönetmelikle tespit edilen belgeleri

işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen

sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5

yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse,

bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün

sayıları nazara alınır."

27. 506 sayılı Kanun'un mülga 9. maddesi şu şekildedir:

"İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği

Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya

bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat

işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya

iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk

defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir

ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş

bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır."

28. 506 sayılı Kanun'un mülga 10. maddesi şu şekildedir:

"Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma

bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı

çalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihten

önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde

ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır.

Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kuruma

bildirilmiş veya bu husus Kurumca tesbit edilmiş

olmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kuruma

bildirilmeyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı,

hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır

Ancak, yukarıki

fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması

gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu

gelirlerin 22 nci maddede

sözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermaye

değerleri tutarı, 26 ncı maddede yazılı sorumluluk

halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, davanın 2000 yılı sonrasına ilişkin kısmının

Mahkemece delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hatalı olarak kabul

edildiğini, davacının anılan döneme ilişkin çalışması bulunmadığına dair

bordrolu çalışan tanıkların beyanları, 2004 yılında düzenlenen müfettiş raporu,

polis merkezi kayıtlarının kararda değerlendirilmediğini, bozma ilamı sonrası

verilen kararda sadece davacı tanıklarının beyanlarına yer verildiğini,

bordrolu çalışan tanıkların beyanlarına niçin itibar edilmediğinin gerekçesinin

açıklanmadığını, davanın haksız kabulü nedeniyle yüklü miktarda tazminat ödemek

zorunda kaldığını belirterek gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği

ilkesinin gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca aynı dönemde çalışma iddiasına dayalı olarak

açılan ve Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/694 Esas sayılı dosyasında görülen

davanın tedbiren durdurularak tazminata hükmedilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

31. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek

Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği

ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir

(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 38).

32. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin her

türlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri

sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde

anlaşılamaz (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul

edildiğinde -davanın sonucuna etkili olması hâlinde- mahkeme bu hususa belirli

ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir(Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56).

33. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili

uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulması

gerekir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32).

34. Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

kapsamındaki görevi usul kurallarına uygunluğu denetlemek değil adil yargılanma

hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini

denetlemektir.

35. Somut olayda hizmet tespitine ilişkin açılan davada davacı,

1/1/1990 yılından 11/3/2006 tarihine kadar çalıştığını belirtmiş ve bu süre

zarfında sigortalı olarak çalışmadığı sürelerin tespitini istemiştir. Mahkeme

1/11/1995 tarihli müfettiş raporunu işe başlangıç tarihi olarak dikkate almış,

getirtilen belgelerin incelenmesi sonucunda davacı ile başvurucunun gösterdiği

tanıklar dinlenerek davacı lehine hüküm kurulmuştur.

36. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hükme esas alınan belgelerin

1/4/2000 tarihinden sonrası için yeterli olmadığını belirterek yapılması

gerekenleri belirtmiş ve başvurucunun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul

edilmiştir. Bu kapsamda hem davacı tanıkları tekrar dinlenilmiş hem de

dinlenilmeyen diğer bordrolu çalışan tanıkların ifadesine başvurulmuştur.

37. İlgili Karakol Amirliğinden cevaplanması istenen sorulardan

anlaşılacağı üzere Mahkeme, davacının göstermiş olduğu tanıkların ifadelerini,

tanıkların çalıştığı iş yerlerinin konumunu dikkate alarak muteber bulmuş;

bozma kararı sonrası dinlenen bordrolu çalışan tanıklardan birisinin aynı

zamanda Şirket ortağı olması ve başvurucunun dinlettiği diğer bordrolu çalışan

tanığın ise 2000 yılı sonrası işten ayrıldığını dikkate alarak bu tanıkların

ifadelerini hükmüne esas almamıştır.

38. Bunun yanında hizmet tespiti davasının kamusal niteliği

itibarıyla fiilî çalışmanın hangi tür delillerle nasıl ispat edileceği derece

mahkemelerinin takdir yetkisi içindedir. Yargıtay kararında belirtildiği üzere

durum tespit tutanağında davacının çalıştığına dair bir saptama yapılamamıştır.

Ancak davacının hizmet tespiti davası açmasının temel sebebi de çalıştığına

ilişkin bir saptamanın SSK tarafından yapılamamasıdır.

39. Dolayısıyla yapılan yargılama sonunda tarafların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate

alınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu, somut

yargılamada silahların eşitliği ilkelerine aykırı bir durum görülmediğinden

adil yargılama hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği

ilkelerine yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucu : Güler Otomotiv Makina İthalat İhracat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Temsilcisi : İmdat GÜLER Vekili : Av. Muhammed Enes ALTINTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10232, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Necipoğlu
  14. Hakyemez
  15. Gültekin
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10232
Tarih
26 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Aynur Avyüzen Başvurusu (B. No: 2014/784)
  • D. Ö. Başvurusu (B. No: 2014/4093)
  • Berat Ağardan Başvurusu (B. No: 2014/11076)
  • Hasan Omaç Başvurusu (B. No: 2014/1297)
  • Semra Özel Üner Başvurusu (B. No: 2014/12009)
  • E. G. Başvurusu (B. No: 2014/12428)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.