İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Omaç Başvurusu (B. No: 2014/1297)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve yargılamanın

Başvuru No2014/1297Tarih27 Ekim 2016Okuma12 dk · 2.344 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan Omaç Başvurusu

Karar tarihi
27 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/1297
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.344 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve yargılamanın

makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 31/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile birlikte otuz üç şüpheli hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca E.2010/2674

sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında bir kısım şüpheli

19/4/2011 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. Başvurucunun başka bir ilde çalışması nedeniyle 19/4/2011

tarihli gözaltı kararı infaz edilememiş ve bu nedenle başvurucu hakkında

10/6/2011 tarihinde yakalama kararı çıkarılmıştır.

9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/6/2011

tarihli iddianameyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla

birlikte örgüte yardım etme suçunu işlediği iddiasıyla Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

10. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:

"...Şüphelinin bölgede faaliyette bulunan

teröristleri tanıdığı, onlarla görüştüğü, onlara erzak temin ettiği, örgüt

mensuplarına bölgede konuşlu bulunan ve operasyon icra eden güvenlik güçleri

hakkında istihbari bilgiler verdiği anlaşılan

eyleminin örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu [anlaşılmıştır]."

11. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 1/7/2011 tarihinde

yapılan tensip incelemesinde başvurucu hakkında çıkarılan yakalama kararının

infazının beklenmesine ve duruşmanın 23/9/2011 tarihine ertelenmesine karar

verilmiştir.

12. Mahkemece ilk duruşma 23/9/2011 tarihinde yapılmıştır. Bu

celsede tutuklu olan sanıkların savunmaları alınmıştır. Mahkemece hakkında

yakalama kararı çıkarılan başvurucu ile birlikte diğer sanıklar için yazılan

müzekkerelerin beklenmesi, yargılamaya katılmayan sanıklar hakkında zorla

getirme emri çıkarılması, sanıkların ses örneklerinin alınması, aynı yer

Mahkeme ve Savcılığından yargılamaya konu dava ile ilgili dosyalarının

istenmesi için duruşma ertelenmiştir.

13. Başvurucu 8/10/2011 tarihinde yakalanmış ve aynı gün

çıkarıldığı Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince savunması alındıktan sonra silahlı terör örgütüne üye

olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan

tutuklanmıştır.

14. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince 25/11/2011 tarihinde

yapılan duruşmada sanıkların ses örnekleri üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılması, gizli tanıkların dinlenmesi, haklarında yakalama kararı bulunan

sanıklar için yazılan müzekkerelerin beklenmesi nedeniyle duruşmanın

ertelenmesine karar vermiştir.

15. Bireysel başvuru tarihine kadar başvuru konusu davayla

ilgili olarak on beş duruşma yapılmıştır. 20/12/2013 tarihli duruşmada

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş ve Cumhuriyet savcısına

esas hakkındaki mütalaasını sunması için süre verilmiştir.

16. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz

etmiş; itirazı inceleyen Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/12/2013

tarihli ve 2013/732 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazının reddine

karar verilmiştir.

17. Bu karar, başvurucuya 6/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulması

üzerine Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş ve E.2014/163 sayısına

kaydedilmiştir.

20. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesince 9/4/2014 tarihinde yapılan

tensip incelemesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

21. Başvurucu, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/5/2014

tarihli kararıyla tahliye edilmiştir.

22. Yargılama sonucunda 27/5/2014 tarihli kararla başvurucunun yasa

dışı PKK terör örgütüne yardım etmek suçundan 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

23. Söz konusu karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup

dava temyiz aşamasında derdesttir.

B. İlgili Hukuk

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından,

kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu

istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.

(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır

ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle

ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır

ceza mahkemesinde karara bağlanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 27/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 4/5/2011

tarihinden itibaren tutuklu bulunduğunu, tutukluluğun devamına dair kararların

gerekçeden yoksun vebasmakalıp olduğunu, 2 yıl 3

aydır tutuklu bulunduğunu, tutukluluğun ve yargılamanın makul süreyi aştığını

belirterek Anayasa'nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyi

aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ile makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun

şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve 36. maddesinin

birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri

sürmüştür.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

34. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir

olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıyla

mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada da

etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamış

olması gerekir (Ramazan Aras, B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).

35. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna

uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna

çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi ve

manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin

bu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte

aynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceği

belirtilmektedir.

36. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016,§§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

37. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 23/5/2014

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna

uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan

başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel

başvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel

başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul

Sürede Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia

39. Başvurucunun yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı

şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından buiddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

40. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

41. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 31).

42. Başvuru konusu olayda 19/4/2011 tarihinde silahlı terör örgütüne

üye olma suçuna katıldığı gerekçesiyle başvurucu hakkında gözaltına alma kararı

alınmış ve başvurucu 8/10/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında bu

suçu işlediği iddiasıyla adli soruşturma başlatılmış olup isnat olunan suç

hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu

hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa'nın 36. maddesinin güvence

kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E.,§ 32).

43. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili

uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural

olarak kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi

tedbirlerin uygulandığı andır. Somut olayda başvurucu hakkında 19/4/2011

tarihinde gözaltı kararı verilmiş, bu kararın infaz edilememesi üzerine

10/6/2011 tarihinde yakalama emri çıkarılmıştır. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca düzenlenen 17/6/2011 tarihli iddianameyle başvurucu hakkında

kamu davası açılmış, yargılama aşamasında 8/10/2011 tarihinde yakalanan

başvurucu aynı tarihte tutuklanmıştır. Bu itibarla eldeki başvuru açısından

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı olarak başvurucu hakkında

iddianameyle kamu davasının açıldığı 17/6/2011 tarihinin esas alınması

gerekmektedir. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın

verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama

faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve

diğerleri, § 52; B.E.,

§ 34). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi

yargılama devam ettiğinden inceleme tarihi olan 27/10/2016'dır.

44. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucu hakkında

kamu davasının açıldığı) 17/6/2011 tarihi ile bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 5 yıl 4 aydır.

45. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta her davanın özelliğine

göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde gözönünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve

diğerleri, §§ 41-45). Söz konusu yargılama bir ceza yargılaması ise

başvurucunun tutuklu olup olmadığının da dikkate alınması gerekir (Cevdet Genç, B. No: 2012/142, 9/1/2014, §

41).

46. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; dava konusunun zorluğu,

hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında karşılaşılan

engel, maddi olayların çelişkili olması, sanıkların ya da isnat edilen suçların

veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası boyutları, bilirkişi deliline

ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir. Davanın

taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu açısından ise

ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği yapmak zorunda

olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını kullandığı için de

kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve yargısal organlarına

yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat

Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014, §§ 52, 53).

47. Somut olayda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/6/2011

tarihinde, başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte

örgüte yardım etme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,

yargılamaya başlayan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesince davanın tensip

zaptının düzenlenmesinden sonra toplam otuz üç sanığın savunmasının alındığı,

yargılama boyunca Mahkemece on altı duruşma yapıldığı, tanık dinlenmesi,

bilirkişi incelemesi yapılması, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması, Cumhuriyet

Savcılığından mütalaa alınması, bu mütalaaya karşı sanık avukatlarının

savunmada bulunmak istemesi nedeniyle duruşmaların ertelendiği, 27/5/2014 tarihinde

başvurucu hakkında yasa dışı PKK terör örgütüne yardım etme suçundan 4 yıl 8 ay

7 gün hapis cezasına karar verildiği, başvurucunun temyizi üzerine dosyanın Yargıtaya gönderildiği tespit edilmiştir.

48. Sonuç olarak soruşturma ve yargılama safhalarıyla temyiz

süreci birlikte değerlendirildiğinde yargılama faaliyetlerinde hareketsiz

kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı merciilerine

atfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve gerekli özenin gösterildiği

görülmüştür.

49. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması gereken

davadaki sanık sayısı, dosyada birleştirme kararı verilip verilmediği, davanın

karmaşıklığı, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar için

öngörülen cezaların miktarı gibi unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde

somut başvuru bakımından yargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Hasan OMAÇ

Vekili

:

Av. Mehdi

ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1297, 27 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Turan
  17. Özdemir
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1297
Tarih
27 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Semra Özel Üner Başvurusu (B. No: 2014/12009)
  • E. G. Başvurusu (B. No: 2014/12428)
  • İsmail Budakbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2014/18834)
  • Ö. A. Başvurusu (B. No: 2014/4868)
  • Yıldırım Ataş Başvurusu (B. No: 2014/4459)
  • Fahri Aşkın Başvurusu (B. No: 2014/19289)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.