İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yıldırım Ataş Başvurusu (B. No: 2014/4459)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve ilk derece

Başvuru No2014/4459Tarih26 Ekim 2016Okuma21 dk · 4.263 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yıldırım Ataş Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/4459
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.263 kelime·21 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve ilk derece

mahkemesinin mahkûmiyet kararının gerekçesinin geç yazılmasından dolayı tutukluluğun

uzaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2014 tarihinde Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 20/6/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin bir görüş

bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga

250. madde ile görevli) 2009/110 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen

soruşturma kapsamında 29/1/2009 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 12.

Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) 2/2/2009 tarihli ve

2009/2 Sorgu sayılı kararı ile terör örgütü üyesi olma ve yağma suçlarından

tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16/4/2009 tarihli ve

E.2009/429 sayılı iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi

olmasından; hırsızlık, yağma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

9. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile

görevli) E.2009/124 sayılı dosyası üzerinden görülen dava, başvurucu yönünden

tutuklu olarak sürdürülmüştür.

10. Yargılama sürecinde aynı Mahkemede görülen iki ayrı davanın,

başvurucunun yargılanmakta olduğu E.2009/124 sayılı dosya ile birleştirildiği

anlaşılmıştır. Birleşen dosyalardan birinde başvurucunun resmî belgede

sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasının talep edildiği

görülmektedir. Davada başvurucu ile birlikte on sanık hakkında hüküm tesis

edildiği, iki katılanın ve dört müştekinin bulunduğu, dört ayrı olayın

Mahkemece yargılamasının yapıldığı görülmektedir.

11. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2013 tarihli ve

E.2009/124, K.2013/123 sayılı kararı ile başvurucunun Anayasa'yı ihlal suçundan

müebbet hapis, yağma suçundan 14 yıl 20 gün hapis, (üç ayrı) hırsızlık suçundan

toplam 19 yıl 12 ay hapis, resmî belgede sahtecilik suçundan 3 yıl 9 ay hapis,

ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 2.250 TL adli para

cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

bölümleri şöyledir:

"1. OLAY: 29/01/2009 günü Sultanbeyli

ilçesi Fatih Mahallesi Şalgamlı Caddesi[nde] ... faaliyet gösteren PTT Şubesinde meydana gelen

silahlı yağmaya teşebbüs olayı;

Eylem öncesi Yıldım ATAŞ [başvurucu]

ve O.Z.nin ... diğer sanıklar ... ile

buluşup eylemi planladıkları ... eylemin El-Kaide terör örgütüne gelir elde

etmek amacına matuf planladığı, bu maksatla soygundan elde edilecek paranın

5/1'inin Cihat Bölgelerine gönderileceği ... yapılan planlama doğrultusunda

birkaç gün önceden PTT soygununda kullanılacak ... minibüsün bir kısım sanıklar

tarafından çalındığı, eylem için keşif yapan grubun haber vermesi sonrası

sanıklar O.Z., Yıldırım ATAŞ, M.A.T. ve A.Y.nin eylem için hırsızlanan ...

araca bindikleri ... bu şekilde soygun yapılacak PTT binasına gittikleri,

sanıkların O.Z. ve Yıldırım ATAŞ'ın temin ettiği silahları aldıkları ...

sanıkların silahlı ve maskeli olarak PTT binasına girdikleri, görevliyi ve

içerideki sivil bir şahsı etkisiz hale getirdikleri, olaydan önce

Sultanbeyli'de bulunan PTT şubelerinden birisine yönelik silahlı soygun eylemi

yapılacağı yönünde istihbari bilgiler alındığından dolayı Sultanbeyli ilçesi

sınırlarında bulunan 4 adet PTT Şubesinde güvenlik tedbirlerinin alınmış

olduğu, sanıkların silahlı ve maskeli olarak Fatih Mahallesindeki PTT şubesine

yönelik harekete geçtiklerinin tespiti üzerine güvenlik görevlilerinin müdahalesi

üzerine, teslim olmaları yönündeki uyarıları dinlemeyen sanıklarla güvenlik

görevlileri arasında silahlı çatışma çıktığı, çatışma sonucunda O.Z.nin olay

yerinde öldüğü, Yıldırım ATAŞ'ın yaralandığı, M.A.T.nin sağ olarak yakalandığı

...

... Terörörgütüolarakkabul

edilen El Kaide adlı silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını

cebir ve şiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden

olayları gerçekleştirdiği, somut olayda sanıkların nitelikli yağma ve güvenlik

güçleri ile çatışmaya girme şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, amaç suçun

işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik

bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi oluşturabilecek nitelikte

olduğunun belirlendiği ...

2. OLAY: 26/01/2009 günü Sultanbeyli ilçesinde

... plakalı ... marka aracın çalınması:

... sanıklar M.A.T. ve A.Y.nin birlikte

25/01/2009 tarihini 26/01/2009 tarihine bağlayan gece Sultanbeyli Çiftlik

bölgesinde ... plakalı ...marka minibüsünyan kapılarının göbeğini kerpetenle

çıkartarak bu göbeği ... sanık Yıldırım ATAŞ'a götürdükleri, Yıldırım ATAŞ'ın

göbeği aldığı ve tespit edilemeyen bir yerde bu göbeğe uygun anahtar yaptırarak

diğer sanıklara verdiği, sanıkların da bu anahtarla suça konu aracı çaldıkları,

aracı PTT civarına park ettikleri, daha sonra 29/01/2009 günü PTT soygunu

olayında aynı aracın sanıklar tarafından kullanıldığı ...

3. OLAY: 03/12/2008 günü

katılan M.A.ya ait ... plakalı ... şirketine ait kamyonun, içerisinde bulunan

meyve suyu ve kolalar ile birlikte çalınması:

... kamyonun içindeki meyve suyu ve kolalarla

birlikte hırsızlanması eyleminin Yıldırım ATAŞ'ın azmettirmesi sonucu ...

tarafından gerçekleştirildiği,

4. OLAY: Müşteki Y.K.nin ...

plakalı ... marka aracının 13/10/2008 tarihinde çalınarak üzerine ... plakası

takılmak suretiyle kullanılması:

Müşteki Y.K.nin 13/10/2008 günü... plakalı

aracını ... park ettiği, ancak aracın aynı gün Yıldırım ATAŞ tarafından

çalındığı ..."

12. Yapılan incelemede, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin

anılan mahkûmiyet kararının gerekçesinin UYAP sistemi üzerinden 26/12/2013

tarihinde yazılmaya başlandığı, UYAP'taki gerekçeli karar dokümanının

ilgililerce 25/2/2014 tarihinde onaylandığı anlaşılmıştır.

13. Mahkemece mahkûmiyet hükmü ile birlikte "verilen ceza miktarına ve tutuklulukta geçen

süreye göre tutuklama neden ve koşulları ile kaçma şüpheleri devam ettiği"

gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.

14. Başvurucu hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı

kararına itiraz etmiş, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2014 tarihli ve

2014/162 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddine karar

verilmiştir.

15. Anılan karar başvurucuya 6/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 18/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Öte yandan başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararını

12/12/2013 tarihinde temyiz etmiştir. Başvuru formu ve eklerinde gerekçeli

kararın başvurucuya hangi tarihte tebliğ edildiğine yönelik bir bilgi ya da

belge bulunmamakla birlikte başvurucu müdafiinin gerekçeli temyiz dilekçesini

Mahkemeye 13/3/2014 tarihinde sunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece temyiz

istemlerine ilişkin usul işlemleri tamamlandıktan sonra dosya, 25/4/2014

tarihinde Yargıtaya gönderilmiştir.

18. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 7/7/2014 tarihli ve E.2014/4896,

K.2014/8159 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin

onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay ilamında ayrıca başvurucu hakkında "29.01.2009 tarihli eylem nedeniyle en az bir

kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs ve mağdur S.Y.ye karşı kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma suçlarından her zaman dava açılıp hüküm kurulmasının mümkün

görüldüğü" değerlendirmesinde bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nitelikli hırsızlık" kenar

başlıklı 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mülga (b) bendi ile (2)

numaralı fıkrasının(d) bendi şöyledir:

"(1) Hırsızlık suçunun;

...

b) Herkesin girebileceği bir yerde

bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde

muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,

...

İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yedi yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur."

(2) Suçun;

...

d) Haksız yere elde bulundurulan veya taklit

anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek

suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, beş yıldan on yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur ..."

20. 5237 sayılı Kanun'un

"Nitelikli yağma" kenar başlıklı 149. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale

koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek

suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

...

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan

onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

21. 5237 sayılı Kanun'un

"resmî belgede sahtecilik" kenar başlıklı 204. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir resmî belgeyi sahte olarak

düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren

veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası

ile cezalandırılır."

22. 5237 sayılı Kanun'un

"Anayasa'yı ihlal" kenar başlıklı 309. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen

yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye

teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

"

23. 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar

ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli

silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar

hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adlî para

cezasına hükmolunur."

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3)

Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı

halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık

(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

..."

25. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla

gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa

sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine

verilir ve bu husus kararda belirtilir."

26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

27. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Hükmün

gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" kenar

başlıklı 232. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa

geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına

konulur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, yargılama boyunca verilen tutukluluğun devamı

kararların gerekçelerinde kanunda yer alan tutuklama nedenlerine ilişkin

ibarelerin soyut olarak tekrarlandığını, tutukluluğun makul süreyi aştığını,

ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının gerekçesinin yasal sürede

yazılmaması nedeniyle tutukluluğun uzadığını belirterek Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar verilmesiyle birlikte tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Mahkûmiyet Kararından

Sonra Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararının

gerekçesinin yasal sürede yazılmaması nedeniyle tutukluluğun uzadığını ileri

sürmüştür.

32. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42). Anayasa'nın 19.

maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya

karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014,

§ 38).

33. Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası, anılan maddenin ikinci fıkrasında "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" olarak

belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca verilecek mahkûmiyet

kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik tedbirlerinin uygulanması

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul edilmeyecektir. Diğer

taraftan "suç şüphesine

bağlı tutma" kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna

"bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı" ifade etmektedir (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839,

5/11/2014, § 33).

34. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına,

mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya

çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kural, mahkûmiyet

kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır.

Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının

yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, §

18).

35. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

uyarınca hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar

verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest

bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına

sahiptir.

36. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada İlk

Derece Mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013,

§ 33).

37. Somut olayda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/12/2013

tarihli kararı ile başvurucunun Anayasa'yı ihlal suçundan müebbet hapis; ayrıca

yağma, hırsızlık, resmî belgede sahtecilik ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından

toplam 37 yıl 31 ay 35 gün hapis ve 2.250 TL adli para cezaları ile

cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

Başvurucunun hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik

itirazı, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2014 tarihli kararı ile

reddedilmiştir.

38. Buna göre başvurucunun 12/12/2013 tarihli mahkûmiyet kararı

sonrasında hürriyetinden yoksun bırakılması, Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası anlamında "suç şüphesine bağlı tutma" kapsamından çıkmış,

ikinci fıkra bağlamında "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak

tutmaya" dönüşmüştür. Bu aşamada ilgili mevzuat gereği, özgürlükten yoksun

bırakmanın dayanağı olan hükmün gerekçesi, hükümle birlikte tümüyle tutanağa

geçirilmediği durumda, açıklanmasından itibaren en geç on beş gün içinde dava

dosyasına konulmalıdır (bkz. § 28).

39. İlk derece mahkemesindeki yargılamanın sona erdiği davada

temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle gerekçeli kararın dava

dosyasına konulması, sonrasında temyiz talebinde bulunan tarafların açıklanan

hükme dayanak teşkil eden gerekçeye ilişkin varsa itirazlarını bildirme

imkânına sahip olmaları gerekmektedir (Mehmet

İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 72).

40. Başvurucunun yargılandığı dava dosyası incelendiğinde İlk

Derece Mahkemesince 12/12/2013 tarihinde verilen mahkûmiyet hükmünün

gerekçesinin yazılmasına kararın verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde

başlandığı, temelde El Kaide terör örgütü adına ve bu örgüte gelir sağlamak

amacıyla işlenilen bir silahlı yağma, üç ayrı hırsızlık olaylarına ilişkin olup

on sanık hakkında hüküm tesis edilen ve dolayısıyla karmaşık nitelikte olduğu

anlaşılan davada, gerekçeli kararın 25/2/2014 tarihinde UYAP üzerinden

onaylandığı, başvurucunun gerekçeli temyiz dilekçesini kararın onaylanmasından

on yedi gün sonra Mahkemeye sunduğu, Mahkemenin temyiz istemleriyle ilgili usul

işlemlerini tamamladıktan sonra dosyayı 25/4/2014 tarihinde Yargıtaya

gönderdiği, temyiz incelemesinin İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının

verildiği tarihten itibaren yaklaşık yedi ay sonra sonuçlandırıldığı

görülmektedir.

41. Hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına

yapılan itiraz 5/2/2014 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Gerekçeli

kararın da 25/2/2014 tarihinde onaylanarak erişime açık halde geldiği dikkate

alındığında, başvurucunun bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak hürriyetinden

yoksun bırakıldığı 12/12/2013 tarihinden sonraki tutulmasının dayanağını

oluşturan mahkûmiyet kararına karşı kararın hukukiliğini temyiz mercii önünde

denetletme hakkını kullanmaktan yoksun kaldığı ya da gerekçeli kararın

yazımınındaki gecikmenin hak ihlali sonucu doğuracak kadar uzun olduğu

söylenemez.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkûmiyet sonrası tutulması

bakımından bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

43. Başvurucu, yargılama boyunca matbu gerekçelerle tutukluluğun

devamına karar verildiğini ve tutukluluğun makul süreyi aştığını ileri

sürmüştür. Başvurucunun anılan şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

44. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucuların (devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak) tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

ya da makul süreyi aştığı şikâyetleri yönünden iddia edilen ihlalin tespitini

ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu

yolu tüketmeleri gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrası ile öngörülen tazminat yolu, bir yandan başvurucuların maruz kaldığı

tutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da

uğranılan zararın tazmini imkânını sağladığından anılan şikâyetler açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı olanağı

sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48). Somut olayda hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararı üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunan başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, bireysel başvuru henüz

sonuçlanmadan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 7/7/2014 tarihli ilamı onararak

kesinleşmiştir. Başvurucu, mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 7/7/2014 tarihinden

itibaren kural olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanarak tazminat

talebinde bulunma imkânına sahiptir. Bununla birlikte başvuru konusu olayın

özelliği dikkate alındığında başvurucu açısından bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunmak için kanunda öngörülen

süre (bkz. § 27) geçmiş bulunmakta ve bu sürenin geçirilmesinde başvurucuya

herhangi bir kusur izafe edilememektedir. Kaldı ki başvuru tarihi itibarıyla

başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir

başvuru yolunun bulunmadığı da açıktır (Abdullah

Akyüz [GK], B. No: 2013/9352, 2/7/2015, §§ 48, 49).

45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, § 60).

47. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine

rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması

durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, §

61).

48. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak

öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve

olayların ortaya konması gerekir (Murat

Narman, § 62).

49. Kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının

yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya

değiştirmelerini önlemek maksadıyla tutuklama tedbirine başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler "ilgili" ve "yeterli" görüldüğü takdirde yargılama sürecinin

özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı,

organize suçlarla ilgili olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin

işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu

unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda

bir sonuca ulaşılabilir (Murat Narman,

§ 63).

50. Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği

yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece

ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi

gerekir (Murat Narman, §§ 64,

65).

51. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber

tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir şüpheli ya da sanığın

tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecede

kısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek

ya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 70).

52. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davada İstanbul 13.

Ağır Ceza Mahkemesince 6/5/2009 tarihinde yapılan tensip incelemesinde "üzerine atılı suçun yasal yaptırımı, kuvvetli

suç şüphesini gösterir mevcut bulgular ve atılısuçun CMK'nın 100/3maddesinde

yazılı suçlardan olup buna göre kaçma şüpheleri dikkate alınarak"

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

53. Mahkeme 6/10/2009, 2/2/2010, 25/5/2010 ve 7/10/2010 tarihli

celselerde "dosya kapsamı, atılı suçu

işlediği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri varlığının halen devam etmekte

olması" gerekçeleriyle tutukluluğu devam ettirmiş; 8/2/2011,

31/5/2011 ve 13/10/2011 tarihli celselerde ise bu gerekçelere ilaveten " ... delil durumu ... atılı suçların CMK 100/3

maddesinde yazılan suçlardan oluşu, tutuklulukta geçen süre [yi] de dikkate alarak ..." tutukluluğun

devamına karar vermiştir.

54. Mahkemenin 21/2/2012 ve 24/5/2012 tarihli celselerde

tutukluluğun devamına karar verirken daha önceden açıkladığı gerekçelerin yanı

sıra "olay yakalama, el koyma

tutanaklarındaki bulgular dikkate alındığında atılı suçu işledikleri hususunda kuvvetli

şüphe sebepleri varlığının halen devam etmekte olması" olgusuna

dayandığı görülmektedir.

55. Mahkemece son olarak 20/9/2012, 29/1/2013, 14/5/2013,

20/8/2013 ve 19/11/2013 tarihli celselerde "dosya

kapsamı, delil durumu, olay yakalama, el koyma tutanaklarındaki bulgular,

ceraim evrakları, sevk maddelerindeki ceza miktarları dikkate alındığında atılı

suçu işledikleri hususunda kuvvetli şüphe sebepleri varlığının halen devam

etmekte olması, atılı suçların CMK 100/3 maddesinde yazılan suçlardan oluşu,

kaçma şüphelerinin bulunması tutuklulukta geçen süre de dikkate alındığında

adli kontrol hükümleri yetersiz kalacağı" gerekçeleriyle

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

56. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

Dolayısıyla tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önünde

yargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir.

57. Somut olayda başvurucu 29/1/2009 tarihinde gözaltına alınmış

ve 2/2/2009 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

düzenlenen 16/4/2009 tarihli iddianamede başvurucunun silahlı terör örgütü

üyesi olmasından; hırsızlık, yağma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiştir. İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 12/12/2013 tarihli kararı ile başvurucunun Anayasa'yı ihlal

suçundan müebbet hapis; yağma, hırsızlık, resmî belgede sahtecilik ve ruhsatsız

silah taşıma suçlarından ise toplam toplam 37 yıl 31 ay 35 gün hapis ve 2.250

TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan

mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

7/7/2014 tarihli ilamı ile onandığı görülmektedir.

58. Bu belirlemelere göre başvurucu 29/1/2009-12/12/2013

tarihleri arasında "bir suç isnadına bağlı olarak" hürriyetinden yoksun kalmış iken

12/12/2013 tarihinden sonra "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak"

tutulmuştur. Başvurucu, bir suç isnadına bağlı olarak 29/1/2009 ile 12/12/2013

tarihleri arasında 4 yıl 10 ay 13 gün süreyle hürriyetinden yoksun bırakılmıştır.

59. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi

gerekir (Burhan İsmailoğlu, B.

No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

60. Dava dosyasının incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince

kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu kabul edilen başvurucunun tutukluluğunun

devamına ilişkin kararların gerekçelerinde genel olarak suçların niteliğine,

inat edilen suçların (Anayasa'yı ihlal, yağma ve hırsızlık) 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereği

"tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlar arasında olmasına, kaçma

şüphesinin bulunmasına, atılı suçlara ilişkin kanunda öngörülen hapis cezasının

miktarına ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacak olmasına değinildiği

görülmektedir. Kişinin mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis cezanın ağırlığı,

kaçma şüphesinin varlığına işaret eden durumlardan biridir. Kaldı ki başvurucu,

birçok ülkede faaliyet gösteren El Kaide terör örgütü adına örgüte gelir

sağlamak amacıyla hırsızlık ve silahlı yağma eylemlerinde bulunmakla suçlanmış

ve bu eylemleri nedeniyle mahkûm olmuştur. Başvurucunun -bağlı olduğu örgütün

yurt dışı bağlantısı dolayısıyla- serbest bırakıldığında yurt dışına çıkış

yapma ya da saklanma imkânı diğer kişilere göre çok daha fazladır. İsnat edilen

Anayasa'yı ihlal, yağma ve hırsızlık gibi ağır nitelikteki suçlara ilişkin

kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğu kabul edilen, hakkında adli kontrol

tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşılan ve İlk Derece Mahkemesindeki

yargılama sonucunda müebbet hapsin yanı sıra 40 yıla yakın da süreli hapis

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen ayrıca Yargıtay ilamı ile yargılama

konusu olaylar kapsamında "en az bir kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs ve

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından" da yargılanması gerektiğine

dolaylı olarak işaret edilen (bkz. § 18) başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin Derece Mahkemelerince açıklanan gerekçelerin ilgili ve yeterli

olmadığı söylenemez.

61. Öte yandan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen iki

ayrı davanın, hukuki ve fiilî irtibat bulunması nedeniyle başvurucunun yargılandığı

E.2009/124 sayılı dosya ile birleştirildiği, birleştirilen dosyalardan birinde

başvurucunun resmî belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırmasının talep edildiği görülmektedir.

62. Başvurucunun yargılandığı dava, temelde El Kaide terör

örgütü adına ve bu örgüte gelir sağlamak amacıyla işlenilen bir silahlı yağma,

üç ayrı hırsızlık olaylarına ilişkin olup anılan eylemlerin

gerçekleştirilmesinde ayrıca resmî belgede sahtecilik ve ruhsatsız silah taşıma

suçlarının da işlendiği kabul edilmiştir. Başvurucu ile birlikte on sanık

hakkında yürütülen yargılamada iki katılan ve dört müşteki bulunmaktadır.

Mahkemenin dava sonucunda başvurucunun da aralarında olduğu sanıklardan dokuzu

hakkında çeşitli suçlardan mahkûmiyet hükmü tesis ettiği görülmektedir. Bu

itibarla davanın kısmen karmaşık olduğu söylenebilir. Mahkemece yargılama

sürecinde davanın esasına ilişkin işlemlerin icra edildiği on beş duruşma

yapılmış ayrıca üç kez haklarında yakalama emri bulunan sanıkların

savunmalarının alınması için ara celse açılmıştır. Mahkemenin bu süreçte

sanıkların savunmaları ile müşteki ve katılanların beyanlarını tespit ettiği,

kaçak konumda olan bazı sanıkların yakalanması için haklarında yakalama emri

çıkarttığı ve bu yakalama emirlerinin infazını beklediği, yargılama konusu

olaylara ilişkin bir GSM hattının iletişiminin tespitine yönelik yazışmalar

yaptığı, sanıklardan birinin cezai ehliyetinin olup olmadığının tespitine

yönelik araştırma yaptığı, birleşen dosyalarda suça konu edilen sahtecilik

eylemlerine ilişkin ekspertiz raporları aldığı anlaşılmış olup Mahkemece genel

olarak davanın yürütülmesinde bir özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.

63. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin Derece

Mahkemelerince açıklanan gerekçelerin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru

nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve davanın

yürütülmesinde bir özensizliğin bulunmaması dikkate alındığında 4 yıl 10 ay 13

günlük tutukluluk süresinin somut olayın koşullarında makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

64. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkûmiyet kararına bağlı tutma bakımından kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Yıldırım

ATAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4459, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Necipoğlu
  14. Dursun
  15. Hakyemez
  16. Ataş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4459
Tarih
26 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Fahri Aşkın Başvurusu (B. No: 2014/19289)
  • Haluk Öktem Başvurusu (B. No: 2014/13433)
  • Fatma Neyire Özmen Başvurusu (B. No: 2014/1347)
  • Müjgan Berberoğlu Başvurusu (B. No: 2014/19768)
  • Ziver Dal Başvurusu (B. No: 2014/14879)
  • Celal Polat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2679)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.