İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Semra Özel Üner Başvurusu (B. No: 2014/12009)

1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284

Başvuru No2014/12009Tarih26 Ekim 2016Okuma16 dk · 3.272 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Semra Özel Üner Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2016
Başvuru Numarası
2014/12009
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.272 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 8/3/2012 tarihli ve 6284

sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun

uyarınca başvurucu ve çocuğuna müşterek konutun tahsis edilmemesi nedeniyle

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/7/2014 tarihinde İstanbul

9. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Üçüncü Komisyonunca 31/3/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurunun bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık

tarafından görüş bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, evli ve bir çocuk annesi olup İstanbul'da doktor

olarak görev yapmaktadır.

7. Başvurucu, Kartal Asayiş Büro Amirliğine başvurarak 6284

sayılı Kanun kapsamında tedbir talep etmiştir. Başvurucu, kolluk görevlilerine

verdiği ifadede hastalandığı için bir süre çocuğuyla birlikte annesinin evinde

kaldığını, çocuğunun iyileşmesinden sonra evine gittiğinde eşi tarafından eve

girmesine müsaade edilmediğini, kapının kilidinin değiştirilmiş olduğunu

belirtmiştir. Başvurucu, fiziksel şiddet görmediğini beyan etmiştir.

8. Belirtilen evrakın ilgili kolluk birimince yetkili mahkemeye

iletilmesi üzerine İstanbul Aile Mahkemesinin kararı ile altı ay süreyle

geçerli olmak üzere tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme karar

gerekçesinde, önleyici ve koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddet

uygulandığına dair delil aranmayacağı ve kararın geciktirilmeksizin verilmesi

gerektiği ilkeleri uyarınca talebin haklı bulunduğu belirtilmiştir. Tedbir

kararında başvurucunun eşinin, başvurucunun iş yerine ve -anne ve babasına ait

konutun adresi belirtilmek suretiyle- ikametgâhına yaklaşmamasına karar

verilmiştir. Bunun yanı sıra karardabaşvurucunun

eşinin başvurucuya yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük

düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına, başvurucunun yakınlarına,

tanıklarına ve -kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere-

anne, babasına ve kardeşlerine yaklaşmamasına, mağdurun şahsi eşyalarına ve ev

eşyalarına zarar vermemesine, mağduru iletişim araçlarıyla veya sair surette

rahatsız etmemesine hükmedilmiştir.

9. Başvurucu, bu karara itiraz etmiştir. İtirazında, eşiyle

müşterek konutunun bulunduğu adres için koruma talep etmesine rağmen sığınmak

zorunda kaldığı annesinin evinin adresinin koruma kararına esas alındığını

hâlbuki çocuğu ile birlikte kendi ikametgâhında yaşamını idame ettirmek istediğini

bildirmiştir. Başvurucu ayrıca müşterek konutun kredi borcunu bile kendisinin

ödemekte olduğunu, eşinin elektrik ve su aboneliklerini de iptal ettirerek

Bursa'ya taşındığını belirterek müşterek konutta kendisinin yaşaması yönünde

tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

10. Koruma kararını itirazen inceleyen

Aile Mahkemesince başvurucunun talebi kesin olarak reddedilmiştir. Kararda,

tedbir kararının kapsamına göre itirazın yerinde bulunmadığı gerekçe

gösterilmiştir.

11. Bu karar 17/6/2014 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş, 15/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 6284 sayılı Kanun’un “Amaç,

kapsam, temel ilkeler” başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi

bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip

mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi

amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında

aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi

Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve

yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında

temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet

ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.

c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları

insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.

ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti

önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler

ayrımcılık olarak yorumlanamaz.”

13. 6284 sayılı Kanun'un

"Tanımlar" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“…Bu Kanunda yer alan;

...

b) Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet

uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu

sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel,

psikolojik ve ekonomik şiddeti,

...

ç) Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca

kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir

ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet

olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel,

psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan

veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da

özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda

meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum

ve davranışı,

e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak

tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya

kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi

bulunan kişileri,

...

ğ) Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet

mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî

amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını,

ifade eder.”

14. 6284 sayılı Kanun’un “Hâkim

tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları” başlıklı 4. maddesi

şöyledir:

“(1) Bu Kanun kapsamında korunan kişilerle ilgili olarak aşağıdaki

koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere

hâkim tarafından karar verilebilir:

a) İşyerinin değiştirilmesi.

b) Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim

yeri belirlenmesi.

c) 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk

Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine

tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.

ç) Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin

önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve

ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007

tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili

diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.”

15. 6284 sayılı Kanun’un “Hâkim

tarafından verilecek önleyici tedbir kararları” başlıklı 5. maddesi

şöyledir:

“(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici

tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim

tarafından karar verilebilir:

a) Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama

veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b) Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve

müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c) Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve

işyerine yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı

varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin

sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

d) Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa

bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller

saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e) Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f) Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız

etmemesi.

g) Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları

kolluğa teslim etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi

nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

h) Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya

uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere

ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde,

hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

ı) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması ve

tedavisinin sağlanması.

(2) Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde birinci fıkranın (a), (b),

(c) ve (d) bentlerinde yer alan tedbirler, ilgili kolluk amirlerince de

alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk

işgünü içinde hâkimin onayına sunar. Hâkim tarafından yirmidört

saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

(3) Bu Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte hâkim, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer

alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre

velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye

yetkilidir.

(4) Şiddet uygulayan, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut

katkıda bulunan kişi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya

hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz

önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.”

16. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı

Türk Medeni Kanunu’nun "Evliliğin Genel

Hükümleri" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan "Haklar ve Yükümlülükler" kenar

başlıklı 185. maddesi şöyledir:

“Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur.

Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların

bakımına, eğitim vegözetimine beraberce özen

göstermekle yükümlüdürler.

Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.”

17. 4721 sayılı Kanun’un 186. maddesi şöyledir:

“Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.

Birliği eşler beraberce yönetirler.

Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında

emek ve malvarlıkları ile katılırlar.”

18. 4721sayılı Kanun’un 195. maddesi şöyledir:

“Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin

yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda

uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin

müdahalesini isteyebilirler

Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır;

onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin

yardımını isteyebilir.

Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin

istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır."

19. 4721 sayılı Kanun’un

"Birlikte yaşamaya ara verilmesi" kenar başlıklı 197.

maddesi şöyledir:

“Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya

ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına

sahiptir.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir

sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine

yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin

mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın

diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple

olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir.

Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim,

ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre

gereken önlemleri alır.”

20. 24/11/2011 tarihli ve 6251 sayılı

Kanun'la onaylanması uygun bulunan,8/3/2012tarihli ve 28227 (Mükerrer) sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla

onaylanan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla

Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, müşterek evlerine girmesinin eşi tarafından

engellenmesi suretiyle eşinin kendisine şiddet uyguladığını, 6284 sayılı

Kanun'da mağduru koruma amacıyla getirilmiş olan düzenlemelere rağmen koruma

kararını veren Mahkemece yapılan yanlışlık nedeniyle kendi evine gidemediğini,

ailesinin evinde yaşamaya mecbur bırakıldığını belirterek özel ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, 50.000 TL manevi

tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

24. Başvurucu, müşterek evlerine girmesinin eşi tarafından

engellenmesi suretiyle eşinin kendisine şiddet uyguladığını, Derece

Mahkemesince verilen koruma tedbir kararının da müşterek konutunda yaşamasını

sağlamadığını ileri sürmektedir. Başvurucunun evine girmesinin eşi tarafından

engellenmesi, kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi

hakkıyla ilgilidir. Ayrıca özel hayatın mekânı kural olarak kişilerin

konutudur. Anayasa'nın 21. maddesinin gerekçesinde belirtildiği gibi özel

hayatın belli başlı sahnesini konut teşkil etmektedir. Evlilikle birlikte eşler

oturacakları konutu birlikte seçerler ve söz konusu müşterek konut eşlerin her

birinin özel yaşamının sahnesi hâline gelir. Bu nedenle başvurucunun iddiaları

özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığı haklarını da ilgilendirmektedir. Bu

nedenle başvurunun Anayasa'nın 17., 20. ve 21.

maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

25. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesi

şöyledir:

"Herkes, … maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

26. Anayasa’nın “Özel hayatın

gizliliği” kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.”

27. Anayasa'nın "Konut

dokunulmazlığı" kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Kimsenin konutuna dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş

hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca

bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça;

kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili

merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.”

28. Anayasa’nın “Ailenin

korunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların

korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için

gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça

aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme

hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu

tedbirleri alır.”

29. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı düzenlenmiştir. Maddenin üçüncü

fıkrasında ise kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza

veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

30. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

ile kimseye "işkence", "eziyet" yapılamayacağı ve kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan" muamele ve cezaya tabi tutulamayacağı düzenlemeleriyle

kişinin vücut ve ruhsal bütünlüğüne yönelik müdahaleler bakımından bir

derecelendirme öngörülmüştür. Asgari ağırlık düzeyine ulaşan müdahalelerin

üçüncü fıkra kapsamında incelenmesi bu düzeyin altında kaldığı tespit edilen

müdahalelerin ise birincifıkrada öngörülenkişinin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir. Bu asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının belirlenmesinde her somut olayın

özellikleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması esastır. Bu bağlamda

muamelenin süresi, fiziksel ve manevi etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve

sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır(Tahir

Canan, § 23).

31. 6284 sayılı Kanun'da ev içi şiddet, şiddet mağduru ve şiddet

uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu

sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel,

psikolojik ve ekonomik şiddet olarak tanımlanmıştır (bkz. § 13).

32. Somut olayda başvurucu, darbedildiğini,

fiziksel şiddete uğradığını belirtmemiştir. Bununla birlikte eşi tarafından

müşterek konutlarına girmesi engellenmiş,Aile

Mahkemesi tarafından söz konusu muamele ev içi şiddet niteliğinde kabul edilmiş

ve başvurucu lehine koruma tedbirine hükmedilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu

tespitten ayrılmasını gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

33. Bu kabulden sonra maddi ve manevi varlığın korunması ve

geliştirilmesi hakkı ile bağlantılı olarak başvurucunun müşterek konutuna

girmesinin engellenmesi suretiyle maruz kaldığı şiddetin asgari ağırlık

düzeyini aşıp aşmadığı değerlendirilmelidir.

34. Başvurucu, söz konusu olayın meydana geldiği tarihte otuz

yaşında olup doktor olarak görev yapan bir çocuk annesidir. Kartal Asayiş Büro

Amirliğine verdiği ifade beyanı ve bireysel başvuru dosyasına sunulan belgelerden,

başvurucunun müşterek konutu ile annesinin evinin İstanbul'da aynıilçede ve aynı mahallede bulunduğu anlaşılmaktadır. Eşi tarafından müşterek konutlarına alınmaması eyleminin

başvurucunun maddi ve manevi varlığı üzerinde stres, üzüntü ve kaygı gibi

olumsuz sonuçlar doğurduğu kuşkusuz olmakla birlikte yaşı, eğitim düzeyi ve

doktorluk mesleği sebebiyle ekonomik durumu ve toplumdaki statüsünün üst

düzeyde olduğu ayrıca kolaylıkla ulaşabileceği mesafede kendisine destek olan

yakınlarının da bulunduğu dikkate alındığında somut olayın koşulları

çerçevesinde söz konusu muamele sebebiyle uğradığı zararın ağırlığının

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi için

gerekli olan asgari eşiği aştığı söylenemez. Bu nedenle başvurucunun

şikâyetinin, maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı ile

bağlantılı olarak Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

35. Devletin maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme, özel hayatın

gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarınasaygı

gösterme yükümlülüğü öncelikle kamu otoritelerinin bu haklara müdahale

etmemelerini gerektirir. Bununla birlikte anılan haklara etkili bir biçimde

saygının sağlanmasını teminen devletin pozitif yükümlülükleri

de bulunmaktadır. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler arası ilişkiler

alanında olsa da belirtilen haklara saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin

alınmasını zorunlu kılar. Ayrıca söz konusu "saygının" bir gereği

olarak negatif ve pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında,

bireylerin anılan haklarını tam anlamıyla kullanabilmeleri için usule ilişkin

etkili güvencelerden yararlandırılması da sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 81; Murat Atılgan,

B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36; Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235, 10/3/2016, § 90; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,

§§ 31-34; E.G., [GK], B. No: 2014/12428, 13/10/2016, § 68 ).

36. Devletin kişilerin söz konusu pozitif yükümlülüğü,

müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurmak bu kapsamda gerekli usule ilişkin

güvenceleri sunan yargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve

idari makamların bireylerin, idare ve özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında

etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek sorumluluğunu da içermektedir (Hüdayi Ercoşkun, § 94; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, §§ 23, 24, 27; Hajduova/Slovakya, B. No: 2660/03, 30/11/2010, § 46).

37. Somut olayda başvurucunun özel hayatın gizliliği, konut

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığın korunması haklarına yönelik müdahale

kamu makamlarından değil eşinden yani özel hukuk kişisinden gelmiştir.

Dolayısıyla olayda devletin pozitif yükümlülükleri yönünden bir inceleme

yapması gerekmektedir.

38. Bu durumda somut olayın koşulları çerçevesinde sorulması

gereken ilk soru,belirtilen

temel haklar yönünden devletin sahip olduğu "etkili bir hukuk sistemi

kurma" yönündeki pozitif

yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğidir.

39. Kanun koyucu tarafından ailenin korunması ve kadına karşı

şiddetin önlenmesi için etkili ve süratli bir yöntem izlenmesi, şiddete maruz

kalan veya uğrama tehlikesi altında olan kişinin gecikmeksizin korunması amacıyla

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle (bkz. § 20) belirlenen

standartlara uygun olarak 6284 sayılı Kanun hükümleri ihdas edilerek yürürlüğe

konulmuştur. 6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama

tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin korunması ve bu

kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul

ve esaslar ile yaptırımların düzenlendiği görülmektedir. Buna göre devletin

koruma yükümlülüğü çerçevesinde gerekli yasal altyapının oluşturulduğu

anlaşılmaktadır.

40. Bununla birlikte söz konusu yükümlülükler, belirtilen

düzenlemelerin hayata geçirilmesi ile tamamlanacağından yargı makamlarınca

temel hak ve özgürlüklerin özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklar incelenirken

de gözönünde bulundurulması gerekli usule ilişkin

güvenceleri haiz olan bir yargılama yapılması gerekmektedir (Melahat Karkin, [GK],

B. No: 2014/17751, 13/10/2016, § 60).

41. 6284 sayılı Kanun'un 1. maddesinde Kanun'un amacı şiddete

uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile

bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve

bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin

usul ve esasları düzenlemek olarak ifade edilmektedir. Buna göre söz konusu

Kanun şiddet mağdurlarını korumaya ve şiddete uğramalarını önlemeye yönelik

"acil tedbirleri" temin etmeye yönelik olup aile bireyleri arasındaki

mal paylaşımı veya mülkiyet sorunlarını çözmek üzere tasarlanmamıştır.

42. Başvurucu, tedbir isterken özellikle müşterek konutun

kendisine tahsisi yönünde bir talepte bulunmamıştır. Ancak başvurucunun bu

şekilde açıkça talepte bulunup bulunmamasının bir önemi de bulunmamaktadır.

Zira 6284 sayılı Kanun'da belirtilen tedbir kararları sınırlı sayıda değil

örnekleme suretiyle sayılmış, tedbir kararı vermeye yetkili merciler bu

tedbirlerden birine, birkaçına veya her somut olayın özelliklerine göre

alınması gereken en uygun tedbirlere karar verme konusunda geniş takdir

yetkisiyle donatılmışlardır.Dolayısıyla

6284 sayılı Kanun uyarınca yargı makamlarının mutlaka talep edilen belirli bir

tedbiri sağlama yükümlülüğü bulunmadığı anlaşılmaktadır.

43. Aile Mahkemesince başvurucunun 6284 sayılı Kanun uyarınca

tedbire hükmedilmesi talebi kabul edilmiş ve talepten itibaren iki gün içinde

karar verilmiştir. Kararda altı ay süreyle başvurucunun eşinin, başvurucunun ikâmetine ve işyerine yaklaşmamasına, başvurucuyu iletişim

araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesine hükmedilmiştir.

44. Aile Mahkemesince verilen tedbir kararına itiraz

dilekçesinde başvurucu, eşinin başka bir şehre taşındığını belirterek müşterek

konutun kendisine tahsisi yönünde karar verilmesini istemiştir. Bireysel

başvuru dosyasına sunulan belgelere göre olay tarihinde başvurucunun evliliği

devam etmektedir. Başvurucu, eşinin başka bir şehre taşınarakmüşterek

konutu boşaltması sonrasında kendisinin müşterek konuta girip yerleşmesinde bir

engel bulunduğuna dair herhangi bir iddia ileri sürmemiştir. Başvurucunun

talebinin ortak konutun kendisine tahsisine ilişkin olduğu görülmekle birlikte

somut olayın koşulları çerçevesinde bu talebin 6284 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gereken bir husus olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra

müşterek konutla ilgili mülkiyet veya mal paylaşımı konularında başvurucunun

4721 sayılı Kanun kapsamında hukuk mahkemelerine başvurabileceği de açıktır.

45. Buna göre Aile Mahkemesince 6284 sayılı Kanun'un amacına

uygun şekilde çok kısa süre içinde karar verilmiş; başvurucunun eşinin, başvurucuya

ve yakınlarına yaklaşmamasına, başvurucuyu rahatsız etmemesine yönelik kapsamlı

tedbirlere hükmedilmiş, kararın derhâl uygulanması için Cumhuriyet

Başsavcılığına ve kolluk makamlarına bildirimde bulunulmuştur. Bu durumda kamu

makamlarının olaya gereken özenle yaklaşmadıkları, başvurucunun şiddetten

korunmasına yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmedikleri söylenemez.

Kararlarda yer verilen tespit ve gerekçeler itibarıyla maddi ve manevi varlığı

koruma ve geliştirme, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarına

saygı gösterme yükümlülüğü yönünden başvurucunun usule ilişkin güvencelerden

etkin biçimde yararlanmasının sağlandığı, yargısal makamların takdir

yetkilerinin sınırının aşılmadığı sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 17., 20. ve 21. maddelerinde güvence altına alınan haklarına

yönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 26/10/2016

tarihinde karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Semra ÖZEL ÜNER Vekili : Av. Güler POLAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12009, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12009
Tarih
26 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • E. G. Başvurusu (B. No: 2014/12428)
  • İsmail Budakbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2014/18834)
  • Ö. A. Başvurusu (B. No: 2014/4868)
  • Yıldırım Ataş Başvurusu (B. No: 2014/4459)
  • Fahri Aşkın Başvurusu (B. No: 2014/19289)
  • Haluk Öktem Başvurusu (B. No: 2014/13433)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.