İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

D. Ö. Başvurusu (B. No: 2014/4093)

(Başvuru Numarası: 2014/4093)

Başvuru No2014/4093Tarih26 Ekim 2016Okuma13 dk · 2.542 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm

Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4093
Karar tarihi
26 Ekim 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.542 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

D. Ö. BAŞVURUSU (3)

(Başvuru Numarası: 2014/4093)

Karar Tarihi: 26/10/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cezai ehliyetinin bulunup bulunulmadığına ilişkin

sağlık muayenesi yapılmak üzere götürüldüğü hastanede elleri zincirle bağlı

hâlde bekletilerek teşhir edildiğini, içme suyu ve gıda ihtiyacının

karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin bağlı tutulduğunu, kolluk

görevlilerinin muayene odasında hazır bulunduğunu, açtığı tam yargı davasında

idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler kendisine verilmeyerek savunma

hakkının kısıtlandığını ileri süren başvurucunun, adil yargılanma hakkı,

işkence ve kötü muamele yasağı, etkili başvuru hakkı ile eşitlik ilkesinin

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 24/3/2014 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Aralarında kişi ve konu bakımından hukuki irtibat bulunması

nedeniyle 2014/4095 bireysel başvuru numaralı dosyanın 2014/4093 bireysel

başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/4093 sayılı

dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık 21/3/2016 tarihli yazısıyla görüş

sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu hakkında, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin E.

2001/750 sayılı dosyası kapsamında suçluyu kayırma ve gizliliğin ihlali

suçlarından yürütülen yargılamada 20/11/2002 tarihinde gıyabi tutuklama kararı

verilmiştir. Tutuklama nedeni bireysel başvuru dosyası kapsamından tespit

edilememektedir. Başvurucu, cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına yönelik

sağlık raporu alınmasına ilişkin Mahkeme kararı uyarınca 9/3/2004 tarihinde

tutuklu bulunduğu Buca E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ege Üniversitesi Tıp

Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'na götürülmüştür.

10. Hastanede bir süre bekletilen başvurucuya muayene için

10/3/2004 tarihine randevu verilmiştir.

11. Başvurucu, anılan tarihte yeniden hastaneye götürülerek muayenesi

gerçekleştirilmiştir. Başvurucunun cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına

ilişkin rapor aldırılmasından İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2/3/2005

tarihli ara kararıyla vazgeçildiği anlaşılmaktadır. Yürütülen yargılama ise

Mahkemenin 14/12/2006 tarihli ve E.2001/750, K. 2006/766 sayılı zaman aşımı

nedeniyle ortadan kaldırma kararıyla sona ermiştir.

12. Başvurucu, anılan sağlık kontrollerine götürüldüğü sağlık

kuruluşunda ellerinin zincirle bağlanması, muayene sırasında ellerinin bağlı

kalması ve muayene odasında kolluk personelinin hazır bulunması, hastane

koridorunda uzun süre ayakta ve toplum önünde elleri zincirli şekilde

bekletilmesi, su isteğinin karşılanmaması nedeniyle İzmir 1. İdare Mahkemesinde

tam yargı davası açmıştır.

13. Anılan iddialar bakımından idarenin sunduğu savunma özetle;

başvurucunun hastaneye sevki sırasında kullanılan zincir kelepçenin inzibat

aletlerinden olduğu ve kullanılageldiği, gönderildiği hastanenin muayene

odasının korumalı olmaması nedeni ile muayenenin personel gözetiminde,

doktorlar tarafından herhangi bir istekte bulunulmaması ve muayeneyi

engellememesi nedeni ile elleri bağlı olarak yapıldığı, davacının hastanede

hasta yoğunluğu, belgelerin hazırlanması ve doktorun muayene için çağırması

anına kadar yaklaşık bir saat poliklinik önündeki bankta ve oturtularak

bekletildiği, idarelerinin ve personelinin kusurlu davranmadığı, sevkin yasa,

yönerge ve protokol esaslarına uygun yapıldığı, sözleşme hükümlerinin ihlal

edilmediği, yasal ve hukuksal dayanağı bulunmayan davanınreddi

gerektiği şeklindedir.

14. 9/3/2004 tarihinde gerçekleştirilen muayene yönünden İzmir

1. İdare Mahkemesinin E.2005/1331 sayılı dosyasına kaydedilen tam yargı

davasında Mahkeme 28/9/2007 tarihli ve K.2007/1260 sayılı kararıyla davanın

reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

"Olayda, yargı kararı ile tutuklandığı

sırada yine mahkeme kararı gereği bir sağlık kurumuna sevki yapıldığı görülen

davacının, bu kuruma sevki ve muayene için hastanede bekletilmesi sırasında sevkedildiği sağlık kuruluşunun işleyişinden ve fiziksel

durumundan kaynaklanan koridorda bekletilmesi ve bu sırada güvenlik önlemi

olarak ellerinin bağlı tutulmasında hizmetin kusurlu işletildiğinin kabulüne

olanak bulunmadığından, bu nedenle davacının uğradığını ileri sürdüğü manevi

zararından davalı idarenin hukuksal sorumluluğu bulunmamaktadır. "

15. 10/3/2004 tarihinde gerçekleştirilen muayene yönünden ise

İzmir 1. İdare Mahkemesinin E.2007/921 sayılı dosyasına kaydedilen tam yargı

davasında Mahkeme 28/9/2007 tarihli ve K.2007/1261 sayılı kararıyla davanın

reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

"Dava dosyasının ve yine mahkememizde

derdest E:20051331 sayılı dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin

incelenmesinden, davacının Buca E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu

sırada, mahkeme kararı uyarınca cezai ehliyetinin belirlenmesi için Ege

Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nda muayene edilmek üzere

önce 09.03.2004 günü sevkedildiği, anılan günde

davacının muayenesinin yapılmadığı, muayene için 10.03.2004 günü saat 08:30’a

randevu verildiği, davacının 28.10.2004 günlü dilekçesi ile10.03.2004 günü

uluslararası sözleşmelere aykırı olarak ellerinin zincirle bağlanması, muayene

sırasında da ellerinin bağlı kalması ve muayene odasında kolluk personelinin

bulunması, hastane koridorunda iki saat süre ile ayakta bekletilmesi su

isteğinin karşılanmaması ve hastane koridorunda bir suçlu gibi gösterilmesi

nedeni ile uğradığı insan hakları ihlalleri nedeni ile oluşan 10.000 YTL. manevi

zararının tazmini isteminde bulunduğu, davacının bu isteminin davalı idarenin

20.12.2005 günlü yazısı ile reddi üzerine önümüzdeki davanın açıldığı,davacının 10.03.2004 günü uğradığını ileri sürdüğü

insan hakları ihlalleri için davalı idareye 22.10.2004 günü telefonla yaptığı

başvurunun Jandarma İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Merkezi’nce

değerlendirildiği ve bu kapsamda bir soruşturma yapıldığı, soruşturmacının

davacının 10.03.2004 günlü sevki sırasında görevli rütbeli iki personelin ve

davacının ifadelerini aldığı, görevli erlerin terhisi nedeni ile bilgisine

başvurulamadığı, soruşturma sonucunda personelin yasa, ilgili yönerge ve

protokole uygun hareket ettiği değerlendirmesinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Olayda, yargı kararı ile tutuklandığı sırada

yine mahkeme kararı gereği bir sağlık kurumuna sevki yapıldığı görülen

davacının, sevkedildiği sağlık kurumunun ayakta

izlenen tutuklulara ilişkin özel bir yerinin olmaması, muayene yapılan odanın

güvenlikli bulunmaması ve muayeneyi yapan hekimler tarafından aksi yönde bir

istekte bulunulmaması nedeni ile muayene odasında kolluk personelinin bulunması

ve davacının ellerinin bağlı tutulmasında ve bu kuruma sevki ve muayene için

hastanede bekletilmesi sırasında sevkedildiği sağlık

kuruluşunun işleyişinden ve fiziksel durumundan kaynaklanan koridorda

bekletilmesinde hizmetin kusurlu işletildiğinin kabulüne olanak

bulunmadığından, bu nedenle davacının uğradığını ileri sürdüğü manevi

zararından davalı idarenin hukuksal sorumluluğu bulunmamaktadır. "

16. Başvurucunun temyiz istemi üzerine anılan kararlar Danıştay

10. Dairesinin 23/1/2012 tarihli ve sırasıyla E.2008/1744, K.2012/107;

E.2008/1220, K.2012/108 sayılı kararlarıyla onanmıştır.

17. Başvurucunun karar düzeltme istemleri aynı Dairenin

27/11/2013 tarihli ve sırasıyla E.2012/4262, K.2013/8451; E.2012/3694,K.2013/8452 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir.

18. Anılan kararlar başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu 24/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

46. maddesi şöyledir.

"Fiili işlediği zaman şuurunun veya

harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olan

kimseye ceza verilemez.

Ancak

bu şahsın muhafaza ve tedavi altına alınmasına hazırlık tahkikatında Sulh Hakimi, ilk tahkikatta Sorgu Hakimi ve son tahkikatta

vazifeli mahkeme tarafından karar verilir.

Muhafaza ve tedavi altında bulundurma müddeti

şifaya kadar devam eder. Yalnız maznuna isnadolunan

suç, ağır hapis cezasını müstelzim ise bu müddet bir seneden az olamaz.

Muhafaza ve tedavi altına alınan şahıs;

muhafaza ve tedavinin icra kılındığı müessesesinin sıhhi heyetince, şifası

tebeyyün ettiğine dair verilecek rapor üzerine aynı kazai

mercice serbest bırakılır.

Bu

husustaki rapor ve kararda, hastalığın ve isnadolunan

suçun mahiyeti gözönünde tutularak, içtimai emniyet

bakımından şahsın tıbbi kontrola ve muayeneye tabi

tutulup tutulmıyacağı, tutulacaksa müddet ve fasılası

da gösterilir.

Tıbbi

kontrol ve muayene; Cumhuriyet Müddeiumumilerince, kararda gösterilen müddet ve

fasılalarda bu şahısların bulundukları mahalde yoksa en yakın salahiyetli

mütehassısı olan hastane sıhhi heyetlerine sevk edilmeleri suretiyle temin

olunur.

Bu

tıbbi kontrol ve muayenede nüks arazı gösterenler hakim veya mahkeme karariyle yine

muhafaza ve tedavi altına alınıp aynı muamelelere tabi tutulurlar."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu;

i. adının D. olması ve

yargılamayı yapan hâkimin siyasi görüşü nedeniyle kendi talebi olmadığı hâlde

cezai ehliyetinin bulunmadığı iddiasıyla tutuklanması nedeniyle ayrımcılık

yasağının,

ii. cezai ehliyetinin

bulunup bulunulmadığına ilişkin sağlık muayenesi yapılmak üzere götürüldüğü

hastanede elleri zincirle bağlı hâlde bekletilerek halka teşhir edildiğini,

içme suyu ve gıda ihtiyacının karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin

bağlı tutulduğunu, kolluk görevlilerinin muayene odasında hazır bulunması

nedeniyle masumiyet karinesi ile işkence ve kötü muamele yasağının,

iii. açtığı tam yargı

davasında idare tarafından sunulan bilgi ve belgeler kendisine verilmeyerek

savunma hakkının kısıtlandığını ve etkili bir soruşturma yapılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkı ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun, (i) bendinde belirtilen tutukluluğa ilişkin şikâyetleri

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile bağlantılı olarak eşitlik ilkesi

kapsamında, (ii) bendinde belirtilen şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında, (iii) bendinde belirtilen şikâyetleri ise silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesi kapsamında incelenmiştir.

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

23. Başvurucu, adının D. olması ve yargılamayı yapan hâkimin

ülkücü olması nedeniyle kendi talebi olmadığı hâlde cezai ehliyetinin

bulunmadığı iddiasıyla hastaneye sevk edildiğini, sağlık muayenesine götürülme

amacıyla tutuklandığını ileri sürmektedir.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

25. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

26. Somut olayda başvurucunun 765 sayılı mülga Kanun'un 46. ve

47. maddeleri uyarınca rapor aldırılmak üzere 20/11/2002 tarihinde hakkında

gıyabi tutuklama kararı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun

tutukluluğunun ne zaman sona erdiği dosya kapsamında anlaşılamamakla birlikte

başvurucu hakkında tutuklama kararı verilmiş olan dava dosyasında 14/12/2006

tarihinde zaman aşımı nedeniyle kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar

verildiği değerlendirildiğinde, tutukluluğun en geç bu tarihte sona erdiği

kabul edilmelidir. Anılan tarihin, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarihten önceye ait olduğu anlaşılmaktadır. başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikâyetleriyle bağlantılı

olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddialarının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez bulunması gerekir.

27. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği yönündeki iddialarına konu olan tutukluluğa ilişkin şikâyetlerinin

Anayasa Mahkemesi'nin yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önceye ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Anayasa'nın 17. Maddesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

28. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesi şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

…"

29. Başvurucu, cezai ehliyetinin bulunup bulunulmadığına ilişkin

sağlık muayenesi yapılmak üzere götürüldüğü hastanede elleri zincirle bağlı

hâlde bekletilerek halka teşhir edildiğini, içme suyu ve gıda ihtiyacının

karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin bağlı tutulduğunu, kolluk

görevlilerinin muayene odasında hazır bulunduğunu belirterek işkence ve kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması

gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıp

aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu

bağlamda muamelenin süresi fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti,

yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

31. Somut olayda başvurucu, götürüldüğü hastanede elleri

zincirle bağlı hâlde bekletilerek halka teşhir edildiğini, içme suyu ve gıda

ihtiyacının karşılanmadığını, muayene sırasında ellerinin bağlı tutulduğunu,

kolluk görevlilerinin muayene odasında hazır bulunduğunu belirterek işkence ve

kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Şikâyete konu

bekleme süresinin başvurucuya göre iki saat, idareye göre bir saat ile sınırlı

olması, şikâyet konusu eylemlerin fiziksel ve manevi etkileri, süresi ve

yoğunluk derecelerinin değerlendirilmesi neticesinde, doğurduğu acı veya

ıstırabın Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının uygululanabilirliği

için gerekli asgari ağırlık düzeyine ulaşmadığı tespit edilmektedir.

32. Başvurucunun şikâyetinin maddi ve manevi varlığın korunması

ve geliştirilmesi hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

33. Bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa'nın 17.

maddesinde yer verilen maddi ve manevi

varlık kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi

varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak

Devletin, bireylerin maddi ve manevi varlığına yönelik olarak yapılan

müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif

yükümlülüğü, tüm müdahale türleri açısından mutlaka cezai soruşturma ve

kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Belirtilen haksız müdahalelere karşı

bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da mümkündür. Nitekim fiziksel ve

zihinsel bütünlüğe yapılan müdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki

koruma öngörülmüştür (Yusuf Burak Çelik,

B.No: 2013/2538, 20/11/2014,

§31).

34. Somut olayda başvurucu, idarenin hizmet kusuru nedeniyle

manevi bütünlüğünün zarar gördüğü iddiasıyla hukuki koruma sağlayan tam yargı

davası yoluna başvurmuştur. İzmir 1. İdare Mahkemesi; dava konusu olayda, yargı

kararı ile tutuklandığı sırada yine mahkeme kararı gereği bir sağlık kurumuna

sevki yapıldığı görülen başvurucunun, sevkedildiği

sağlık kurumunun ayakta izlenen tutuklulara ilişkin özel bir yerinin olmaması,

muayene yapılan odanın güvenlikli bulunmaması ve muayeneyi yapan hekimler

tarafından aksi yönde bir istekte bulunulmaması nedeni ile muayene odasında

kolluk personelinin bulunması ve davacının ellerinin bağlı tutulmasında ve bu

kuruma sevki ve muayene için hastanede bekletilmesi sırasında sevkedildiği sağlık kuruluşunun işleyişinden ve fiziksel

durumundan kaynaklanan koridorda bekletilmesinde hizmetin kusurlu

işletildiğinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun uğradığını

ileri sürdüğü manevi zarardan davalı idarenin hukuksal sorumluluğu bulunmadığı

sonucuna varmış ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.

35. Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarenin kusurlu

sorumluluk ilkesine göre tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için idari eylem

ya da işlem nedeniyle bir zarar meydana gelmesi ve zarar ile eylem arasında

nedensellik bağının bulunması gerektiği, başvuruya konu olayda, mahkeme kararı

gereği sağlık kuruluşuna sevki yapılan başvurucunun yine bir yargı kararı

gereği tutuklu olduğu ve tutukluluğun getirdiği birtakım güvenlik önlemlerine

tabi tutulduğu, başvurucu her ne kadar yiyecek ve içecek temin edilmemesinden

şikâyetçi olsa da bekleme süresinin iki saati aşmadığının sabit olduğu,

başvurucunun kolluk görevlileri refakatinde yapılmasından şikâyetçi olduğu

muayenenin konu olduğu sağlık raporunun alınmasından vazgeçildiği birlikte

değerlendirildiğinde, başvurucunun iddiasına konu olayların başvurucunun maddi

ve manevi varlığın korunması hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı, yapılan

yargılamada da idarenin sorumluluğunun tespiti hususunda pozitif yükümlülüğün

gerektirdiği şartların gerisinde kalınmadığı tespit edilmektedir.

36. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında güvence altına alınan maddi ve manevi bütünlüğün korunması ilkesine

yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucu, İzmir 1. İdare Mahkemesinde görülen davada

idarenin dava dosyasına sunduğu evrakların kendisine tebliğ edilmediğini

belirterek silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Dosyanın incelenmesinden, İzmir 1. İdare Mahkemesinde

görülen dava sürecinde idarenin savunma dilekçelerinin başvurucuya tebliğ

edildiği anlaşılmış olup başvurucu tarafından idarenin yargılama dosyasına

sunduğu evrakların kendisine tebliğ edilmediği ileri sürülmekle birlikte hangi

evrakların kendisine tebliğ edilmediği ve kendisine tebliğ edilmiş olsa idi

ileri süreceği argümanlara ilişkin bir bilgi ve belge sunmadığı anlaşıldığından

başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği

iddialarını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 17.

maddesinde koruma altına alınan maddi ve manevi bütünlüğün korunması ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan

206,10 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucudan TAHSİLİNE 26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu : D. Ö.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4093, 26 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. D. Ö. Başvurusu (3)
  4. Birinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  15. B. 1. Eşitlik ilkesinin
  16. Necipoğlu
  17. Hakyemez
  18. Demir Koşar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4093
Tarih
26 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Berat Ağardan Başvurusu (B. No: 2014/11076)
  • Hasan Omaç Başvurusu (B. No: 2014/1297)
  • Semra Özel Üner Başvurusu (B. No: 2014/12009)
  • E. G. Başvurusu (B. No: 2014/12428)
  • İsmail Budakbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2014/18834)
  • Ö. A. Başvurusu (B. No: 2014/4868)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.