İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cihan Alpyürük Başvurusu (B. No: 2017/37528)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz koruma görevlileri

Başvuru No2017/37528Tarih29 Eylül 2020Okuma18 dk · 3.622 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cihan Alpyürük Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/37528
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.622 kelime·18 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz koruma görevlileri

tarafından darbedilme şikâyeti üzerine açılan ceza soruşturmasının etkili

yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. 1999 doğumlu olan başvurucu, terör örgütüne üye olma

ve terör örgütü propagandası yapma suçlarını işlediği isnadıyla suça sürüklenen

çocuk sıfatıyla 20/7/2017 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu tutuklandığı

tarihte 18 yaşını doldurmamıştır.

11. Başvurucu, tutuklanmasının ardından aynı gün

Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) gönderilmiştir.

Başvurucu, kendisiyle birlikte tutuklanan diğer çocuk M.N. ile mahkûm kabul

bölümünde bulundukları süre içinde infaz koruma memurlarının terörist

diyerek hakarete uğradığını ve kendisini darbettiklerini 24/7/2017 tarihinde

avukatına iletmiştir.

12. Başvurucu, infaz koruma memurları hakkında işkence

suçunu işledikleri iddiasıyla avukatı vasıtasıyla 25/7/2017 tarihinde Gaziantep

Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu ayrıca

27/7/2017 tarihli dilekçesiyle kendisine işkence uyguladığını iddia ettiği

infaz memurunun bir kısım fiziksel özelliklerini de belirterek bu kişiyi teşhis

edebileceğini ifade etmiştir.

13. Savcılıkça, İnfaz Kurumundan olayla ilgili

araştırılma yapılması istenmiş; bu kapsamda çocuk mağdurlar hakkında sağlık

raporlarının alınması, kamera görüntülerinin incelenmesi ve diğer delilerin

toplanması talep edilmiştir.

14. İnfaz Kurumu başvurucu hakkında 27/7/2017 tarihinde

sağlık raporu aldırmıştır. Rapora göre başvurucuda darp ve cebir izine

rastlanmamıştır.

15. İnfaz Kurumunda görevli üç infaz koruma memuru

tarafından kamera kayıtları incelenmiş ve görüntülerle ilgili tutanak

düzenlenmiştir. 31/7/2017 tarihli tutanağa göre saat 18.56'da İnfaz Kurumuna

geldiği belirlenen başvurucu saat 19.10'da mahkûm kabul odasına giriş

yapmıştır. Saat 22.10'da mahkûm kabul odasından çıkan başvurucu diğer

tutukluyla birlikte Kurum berberine götürülmüş, saat 22.25'te berberden alınan

başvurucu B-7 koğuşuna yerleştirilmiştir. Başvurucunun 19.10 ile 22.10 saatleri

arasında bulunduğu mahkûm kabul odasının içini gösteren kamera mevcut

olmadığından bu süre içindeki görüntülere ulaşılamamıştır.

16. İnfaz Kurumunca mahkûm kabul bölümde görevli olan

infaz memurlarının ifadeleri alınmıştır. Görevli memurlar A.Y., Ö.A., A.Ş. ve

H.Ü. suçlamaları kabul etmemiş; kendilerinin veya başka görevlilerin

başvurucuyu ve diğer çocuğu darbetmediklerini beyan etmişlerdir.

17. Başvurucunun İnfaz Kurumuna saat 18.30 civarında

kendi nöbetleri esnasında geldiğini belirten görevlilerden A.Y. ve Ö.A.,

başvurucuyla birlikte ikisi çocuk olmak üzere toplam yedi veya sekiz

hükümlü/tutuklunun giriş işlemleri için beklediğini, kendi görev saatlerinde

başvurucunun giriş işlemlerinin tamamlanamaması nedeniyle sonraki nöbetçi

arkadaşları A.Ş. ve H.Ü.ye başvurucunun işlemlerini devrettiklerini ifade

etmişlerdir.

18. Saat 20.00 ile ertesi gün saat 08.00 arasında görev

yaptıklarını dile getiren görevliler A.Ş. ve H.Ü. ise üçü çocuk olmak üzere

toplam yedi kişinin İnfaz Kurumuna giriş işlemlerini yaptıklarını, işleri biten

kişileri koğuşlarına gönderdiklerini ifade etmişlerdir.

19. İnfaz Kurumu tarafından yapılan araştırma kapsamında

ayrıca başvurucunun Kuruma geldiği saatte kapıda görevli memurlar ile giriş

işlemleri nedeniyle bekleyen H.Ç.nin olayla ilgili bilgisine başvurulmuştur.

Görevli tanıklar M.K. ve Ö.Ş. benzer ifadelerinde başvurucu geldiğinde altı

veya yedi kişinin daha giriş işlemleri için beklediğini, başvurucunun mahkûm

kabul bölümde diğer görevliler tarafından darbedildiğini görmediklerini beyan

etmişlerdir.

20. Tanık H.Ç. giriş işlemi için Kurumda beklerken kolluk

görevlilerinin Kuruma alınması amacıyla üç çocuk tutukluyu daha getirdiklerini,

infaz memurlarının çocukları teslim alarak arama kabinin yanına aldıklarını,

kendisinin kabul işlemleri yapılırken orada bulunduğu süre içinde görevli

memurlar tarafından çocuk tutukluların darbedildiklerini görmediğini dile

getirmiştir.

21. Yapılan soruşturma sonucunda Savcılıkça 11/9/2017

tarihinde başvurucunun şikâyetiyle ilgili olarak infaz memurları hakkında

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

" ... müştekiler Cihan ALPYÜRÜK'ün [M.N] ile birlikte saat 18.56'da

kuruma giriş yaptıkları, sonrada duyarlı kapıdan geçerek diğer tutuklurla

beraber bayan arama kabinlerinin yan tarafına alındıkları, o sırada kuruma daha

önce gelmiş olan 6-7 hükümlü/tutuklunun olduğu ve mahkum kabul görevlilerinin

bu kişilerin kabul işlemlerini yaptıkları, sonra da saatin nöbet değişim saati

olan 20.00 yaklaştığı ve nöbeti devralacak diğer mahkum kabul görevlilerinin

geldiği ve nöbeti devraldıkları, arkasından bekleyen yetişkin

hükümlü/tutuklular ile müştekilerin kuruma kabul işlemlerine devam ettikleri,

sırayla tutuklu/hükümlülerin üst ve eşya araması, parmak izi alma ve BİSİS

işlemlerinin yapıldığı ve ardından B-7 koğuşuna yerleştirildiklerinin

anlaşıldığı,

Bu itibarla söz konusu iddialarla ilgili

olarak gerek alınan tüm ifadelerde gerekse kamera görüntülerinde, kamera çözüm

tutanağında ve alınan darp-cebir raporunda Avukat Hasan Önder SULU ve [M.E.nin] iddia ettiği gibi

müştekilere infaz koruma memurları tarafından darp edildiği veya kötü muamele

uygulandığı konusunda somut bir delile rastlanılmadığı,

Bu tür asılsız şikayetlerin gerçeği

yansıtmadığı, Devlet kurumlarının ve personelinin yıpratılmasına ve

karalanmasına yönelik olduğu kanaatine varıldığından, konu ilgili olduğu

düşünülen infaz ve koruma memurları hakkında herhangi bir disiplin soruşturması

açılmasına gerek görülmediği anlaşılmakla... "

22. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı, Gaziantep 3.

Sulh Ceza Hâkimliğinin 31/10/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

Başvurucunun beyanına göre anılan kararın tebliğinden önce başvurucu, vekili

aracılığıyla kararı 7/11/2017 tarihinde öğrenmiştir.

23. Başvurucu 9/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Hakkında yapılan yargılama sonunda başvurucu üzerine

atılı suçlardan 22/1/2019 tarihinde beraat etmiş, karar 30/1/2019 tarihinde

kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı

veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,

bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi

üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif

olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya

adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu

nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

26. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

B. Uluslararası

Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

29. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunu söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

30. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerinde

fiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gerekli

kılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.

maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 31866/96,

10/10/2000, § 54).

31. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

32. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak

iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

33. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu, infaz görevlileri tarafından şiddete

uğramasına rağmen açılan soruşturmanın etkili yürütülmediğini iddia etmiştir.

Bu kapsamda soruşturmanın Savcılık tarafından değil İnfaz Kurumunca

yapıldığını, delillerin şikâyet konusu olayın şüphelilerinin amirleri

tarafından toplandığını, şikâyet dilekçesinde belirtildiği üzere şikâyetinin

vekilinin huzurunda alınmadığını ifade ederek kötü muamele yasağı ile adil

yargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde; başvurucunun iddia ettiği olaydan

beş gün sonra şikâyet dilekçesi vermesine rağmen Savcılık tarafından başlatılan

soruşturma kapsamında başvurucu hakkında çok kısa süre içinde alınan sağlık

raporunda darp ve cebir izinin bulunmadığının belirtilmiş olduğu, incelenen

kamera kayıtlarında herhangi bir darp eyleminin gerçekleştiğine dair bir

tespitin bulunmadığı, olay günü kurumun mahkum kabul bölümünde görevli infaz

memurları ile bir başka tutuklu şahsın ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde

kapsamlı bir soruşturma yürütülmesi için başvurucunun iddiasının savunulabilir

olmadığı bildirilmiştir.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiş; ayrıca soruşturma makamının

tarafsız olmadığını, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararda

kullanılan dilin de tarafsız olunmadığını açıkça ortaya koyduğunu beyan

etmiştir.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı

kapsamında değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz.”

39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

41. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

42. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

43. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

44. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

45. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında

bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler

olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl

başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli

yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 116).

46. Öte yandan kamu görevlileri tarafından

gerçekleştirildiği ileri sürülen kötü muamele iddiaları hakkında yürütülen

soruşturmanın etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturmadan sorumlu ve

tetkikleri yapan kişiler, olaylara karışan kişilerden bağımsız olmalıdır.

Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının

olmamasını değil aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

47. Olay tarihinde çocuk olan başvurucu, tutuklanmasının

ardından İnfaz Kurumuna giriş işlemleri esnasında infaz görevlilerince şiddete

maruz kaldığını iddia etmiş; Kuruma girişinden beş gün sonra avukatı

aracılığıyla Savcılığa şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, Savcılığa iletilen

şikâyetinden iki gün sonra yazdığı dilekçeyle kendisine şiddet uyguladığını

ileri sürdüğü infaz görevlisinin fiziksel özelliklerini tanımlayarak bu kişiyi

teşhis edebileceğini dile getirmiştir.

48. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırların

aşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi

tutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumunda

etkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,

söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,

açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarla

desteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayın

aydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasını

sağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.

49. Savcılıkça başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu

hakkında olaydan yedi gün sonra sağlık raporu düzenlenmiştir. Sağlık raporunda

başvurucuda darp ve cebir izi olmadığı belirlenmiştir.

50. Her ne kadar sağlık raporu kötü muamele iddialarının

ileri sürülmesi hâlinde maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayan en önemli delillerden

biri olsa da yaralanmanın sağlık raporuyla tespit edilemeyecek düzeyde kalması

veya uzun süre sonra rapor alınması gibi durumlarda sağlık raporlarının tek

başına gerçeği ortaya çıkarmakta yetersiz kalacağı şüphesizdir. Dolayısıyla

olaydan yedi gün sonra alınan sağlık raporunda darp izinin tespit edilmemiş

olması başvurucunun iddialarını savunulabilir olmaktan çıkarmamakta; tarih, yer

ve faille ilgili ayrıntı içeren şikâyetine yönelik etkili soruşturma yapılması

beklentisinin meşruluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

51. Devlet denetim ve kontrolü altında tutulan

başvurucunun delil sunma olanağı oldukça sınırlı olduğundan toplanmasını talep

ettiği delillerden olayı aydınlatabileceği değerlendirilenlerin soruşturma

makamlarınca ulaşılmaya çaba gösterilmesi etkili soruşturma yükümlülüğünün bir

parçasıdır.

52. Bu bağlamda Savcılık, başvurucunun olayla ilgili

ifadesini almamış; şikâyet ve delillerini ayrıntılı olarak tespit etmemiştir.

Ayrıca faili tespit edebileceğini belirten başvurucuya teşhis işlemi

yaptırılmamış, şikâyetçi olduğu infaz görevlisinin kimliği dahi

belirlenmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun soruşturmaya etkin katılımının

sağlandığından söz edilmesi mümkün olmadığı gibi aynı zamanda başvurucu

tarafından ileri sürülebilecek delillere ulaşılması amacıyla çaba

gösterildiğinden de bahsedilemez.

53. Diğer taraftan kamu görevlilerince yapıldığı ileri

sürülen kötü muamele iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmanın etkililiği

için soruşturmanın uygulamadaki bağımsız ve tarafsızlığının da sağlanması

gerekmektedir. Başka bir ifadeyle anılan ilke, soruşturmanın hukuki olduğu

kadar fiilî olarak tarafsız ve bağımsızlığının sağlanmış olmasını gerektirir.

54. Başvuru konusunu oluşturan soruşturmada sağlık

raporu, kamera görüntüleri ve tanık beyanları dâhil olmak üzere Savcılık

kararına esas alınan delillerin tamamı bizzat Savcılık tarafından değil

Savcılığın talimatıyla İnfaz Kurumu tarafından toplanmıştır. Kamera görüntüleri

incelenerek şiddet olayının yaşanmadığı belirlenmiş, başvurucunun darp

edildiğini iddia ettiği kısımda ve Kurum kapısında görevli infaz görevlileri

dinlenmiş, ayrıca başvurucuyla birlikte giriş için bekleyen başka bir

hükümlü-tutuklunun olayla ilgili bilgi ve görgüsüne başvurulmuştur. Tanıkların

hiçbiri darp olayının yaşandığını doğrulamamıştır. Bütün bu işlemler Kurumda

görevli infaz memurları-amirleri eliyle yürütülmüştür. Dolayısıyla iddia edilen

olayın faili veya faillerinin çalışma arkadaşları ve amirleri konumunda olan

kişiler tarafından yürütülen bu sürecin soruşturma makamlarının bağımsız ve

tarafsız olması gerektiği ilkesiyle bağdaştığını söylemek zor görünmektedir.

55. Öte yandan soruşturma makamlarınca ulaşılan

sonuçların delillerin nesnel analizine dayanması ve bu analiz yapılırken

tarafsız bir dil kullanılması, adalete olan inancın sarsılmaması ve

soruşturmanın etkili yürütüldüğü hususunda tereddüt oluşmaması bakımından

elzemdir. Ayrıca kamu görevlilerinin eylemleri dolayısıyla kötü muamele

yasağının ihlâl edildiğine yönelik şikâyetlerin araştırılmasında soruşturma

makamlarının tutumu bu olaylara müsamaha gösterilmeyeceği izlenimi verilmesi

yönünden büyük öneme sahiptir.

56. Somut olayda İnfaz Kurumu tarafından toplanan

delilleri inceleyen Savcılık, başvurucunun iddialarının soyut olduğu kanaatine

ulaşmış, ayrıca başvurucunun şikâyetinin kurum personelini yıpratmak ve

karalamak amacıyla yapıldığına ilişkin İnfaz Kurumu değerlendirmesini

kararına temel almıştır. Savcılık kararında başvurucunun iddiaları

tartışılırken hakkında şikâyette bulunulan İnfaz Kurumu değerlendirmelerinin

gerçeği yansıttığı ön kabulüyle hareket edildiği kanısı uyandıran bir dil

kullanılarak başvurucunun şikâyet amacının kötü niyete dayandırılması

-özellikle bu doğrultuda delil bulunmayışı ve bir soruşturma yapılmamış oluşu

da dikkate alındığında- Savcılığın tarafsızca hareket ettiği izlenimini zedeler

mahiyettedir.

57. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde

başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen eylemlere yönelik

olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

59. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda özellikle

başvurucu hakkında alınan sağlık raporu da dikkate alınarak başvurucunun

şikâyetine konu ettiği şiddete maruz kaldığına ilişkin iddiası dışında veri

bulunmadığı, dolayısıyla bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaat

oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir inceleme

yapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

61. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 150.000 TL maddî, 150.000

TL manevî tazminat talebinde bulunmuştur.

62. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında

ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına

da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın

ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

63. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

64. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,

ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle

yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

65. Başvuruda, infaz görevlileri hakkında etkili

soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul

boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

66. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden soruşturma kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

67. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için kötü muamele yasağının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

69. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

diğer tazminat taleplerinin REDDİNE,

E.3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : Cihan ALPYÜRÜK Vekili : Av. Hasan Önder SULU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/37528, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  19. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/37528
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Mehmet Günay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/30109)
  • Yavuz Körükçü Başvurusu (B. No: 2017/23668)
  • S.a. Başvurusu (B. No: 2017/40199)
  • Mehmet Taşkın Dal Başvurusu (B. No: 2017/18236)
  • B.y. Başvurusu (B. No: 2016/15429)
  • Fikret Topaloğlu Başvurusu (B. No: 2017/15403)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.