İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cumali Karsu Başvurusu (B. No: 2014/971)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2014/971Tarih19 Nisan 2017Okuma14 dk · 2.727 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cumali Karsu Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/971
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.727 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektuba el konulması nedeniyle

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/1/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunan başvurucu, Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bulunan bir hükümlüye 24/10/2013 tarihinde faks yoluyla mektup göndermek

istemiştir. Söz konusu mektup Ceza İnfaz Kurumu Mektup ve Yayın Okuma Komisyonu

tarafından sakıncalı bulunmuştur. Bu doğrultuda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin

Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 30/10/2013 tarihli kararıyla mektubun

gönderilmemesine karar verilmiştir.

10.Söz konusu mektupta yer alan bazı kısımlar şöyledir:

"Sevgili Sermin Heval,

.. Bu son mektubun dışında bir önceki

mektubunu da almıştım. .. Sen dahil altı arkadaşa faks

yazdım ve yazamama nedenlerimi paylaşmıştım. Fakat hiç biri

gönderilmedi. Asabi bir zamanıma denk gelmişti, haliyle satırlarıma yansımıştı.

İlgili mahkemelere de başvurdum fakat gönderilmemesini onadılar onlar da. İnsan

sakin düşündüğü zaman yazmasaydım diyor ama bazen kendine hakim

olamıyor.

.. Son mektupta da "o kadar konuşacak,

paylaşacak şey var ki, galiba yüz yüze gelme zamanını beklemek dışında başka

seçenek yok" diye geçiyordu. .. Mevcut durumda

yakın zamanda bu da olanaklı gözükmüyor açıkçası. İhtimal fazlasıyla uzak.

İstisnasız yazan arkadaş böyle iyimser olacakları cevaplar bekliyorlar benden,

bu nedenle cevap yazmıyorum kimseye. Böyle bir beklenti oluşsun istemiyorum.

Kaldı ki yok yani. Bir önceki mektubumda böyle iyimser bir hava senden de

sezdim. "Anne hazırlıklara başladı bile ama ben en iyi ihtimalle bir yıl

diyorum" diyorsun. Ne oluyor dedim. Bir şey oluyor da ben mi kaçırdım dedim

yani. Anneye böyle iyimser olacağı birşey söyleme ve

muhtemelen hemen bir kör-topal arayışına başlamıştır. Bu sözü hatırlıyorsun

değil mi, sanırım Burdur'daydık ve o zamanda böyle bir süreç vardı. Ve sen açık

görüşte söylemiştin. Heraklıma geldiğinde gülmeden

edemiyorum. Yani neden illa kör topal, kesin kriteri bu mu?..

.. Bir fikir ileri sürmek, tartışmak, bir öneri sunmak, anlaşılır bir

iki söz söylemek, doğru-yanlışı ayırt etmek, yanlışa yanlış doğruya doğru

demek, o kadar uzak şeyler ki. .. Hemen hemen her gün

aynı şeylerle karşılaşmak durumunda kalmak, sessiz kalmak dışında bir seçenek

vermiyor. Bilirsin bu gibi yaşanan hadiseler pek bilinmez bizim cenahta. Sadece

sessiz kalma nedenimi paylaşmak ve .. yansıtmak, paylaşmak istedim. .. Kaldı ki ilk defa

yazıyorum. Fakat şunu da bilmeni isterim. Her açıdan dinlenen oluyorum, .. üstüne geliyorum,

eleştiriyorum. Nedenlerim var deniyor. Ama pek ikna olamıyorum. Neyse artık bu

tür can sıkıcı uzun mevzulara girmeyeceğim. Yüz yüze mevzulardır bunlar..

Anne ne yapıyor. Sağlığı iyidir umarım. Selamlarımı ilet her daim. Son

fotoda iyi görünüyordu. Dilerim hep öyle olur. Yalnız bırakmasın!..

Sen nasılsın? Sağlığın nasıl? Demek ihtiyarlık belirtileri baş gösterdi

öyle mi? Foto pek yansıtmıyordu. Kendine haksızlık etme. Bence içerde kalmak ve

bu durumda kalmak başlı başına büyük başarı. .. Bu

yaşta ve şimdiden ihtiyarlık lafları pek ikna edici gelmiyor. Tembelliğin

mazeretleri, gerekçeleri aranıyor sanki. Pervin'de ikide bir yaşlılık diyor. .. Genelde kadın arkadaşlarda var, kırktan sonra

adeta lakırtı haline getiriyorlar. Oysa aksine

olgunluk yaşlar daha çok yakışıyor kadınlara. .. Hala

4 dimi kalıyorsunuz. Bu zamanda böyle kafa dengi insan bulmak zordur. Nilüfer,

Zeynep ve Gülşah arkadaşlara da selamlarımızı sevgilerimizi iletiyoruz. Bağlama

kursu nasıl gidiyor? İyice öğren, çalan sen olursun, mecburen de söyleyen ben

olurum. İyi söylerim, haberin ola. .. Gitarım var

burada fakat geldiğimizden beridir depoda kalıyor öylece. Bir ara zaman ayıracağım

artık. Diğer mevzular bir yerden sonra rutin geliyor insana.

Bir ara zaman zaman yazıyordum eski mekanımdaki arkadaşlara ama uzun

zamandır yazmıyorum. Herhangi bir şey yansısın istemiyorum. Ama belki yazarım

bir ara onlara da. Yazmak bir yandan insana da iyi geliyor ama sıkıntılı

süreçlerde insan hiç bir şey yapmak istemiyor. ..

Genel gelişmeleri ve süreçle ilgili basında fazlasıyla işleniyor. Takip

ettiğiniz dışında öyle çok özgün paylaşacağım farklı birşey

yok. Ama bildiğim birşey varsa o da toplumsal

meselelerimiz dahil herşeyi konuşarak halletmek

dışında farklı seçeneklere .. Sabırlı olmak ve sabırla

barışı inşa etmek büyük erdemlilik gerektirir. Hem şimdi olsa neden olmuyor, o

zaman şöyle olur, böyle olur demek çok anlamlı gelmiyor bana. Bunca yaşanan

acılar, trajediler artık insanın kaldırabileceği, tahammül edeceği şeyler

değil. Herşeye rağmen umutlu olmak, umudu yitirmemek önemlidir. ..

Dediğim gibi keşke sohbet etme imkanımız

olsaydı. Paylaşacak o kadar şey var ki. Ama herhalde hayat bize bu imkanı verir bir gün değil mi? Sadece sabırlı olmak kalıyor bize. .. Ve tabi Ankaraya yolum

düşerse ilk sana yazacağım. Söz yani. ..

İyiyim bende, öyle çok ciddi bir sorun yok. Sağlığım da iyi, gün boyu

spor yapıyorum ama şimdilik ara verdim. Ama yine haftada üç defa voleybol oynuyorum. ..

Şimdilik bitiriyorum. Kendine iyi bak ve arkadaşlarıma da selamlarımı iletiyorum. .. Görüşmek dileğiyle."

11. Disiplin Kurulu'nun 30/10/2013 tarihli kararı şöyledir:

"Adı geçen hükümlünün

.. yazmış olduğu kişilere ait mektuplar, terör

ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı

olarak haberleşmelerine neden olma gerekçesi ile "Cezaların İnfazına Dair

Tüzüğün 123/1 maddesi gereğince" mektupların ilgili yerlere

gönderilmemesine karar verildi."

12. Başvurucu bu karara karşı Bursa 1. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz

Hâkimliği) itirazda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, 13/11/2013 tarihli ve

E.2013/1698, K.2013/1698 sayılı kararla başvurucunun itirazını reddetmiştir. Ret

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

".. İncelenen dosya ve mektup

içeriğinden;

Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun

düzenlendiği görülmekle vaki itirazın reddi gerekmiştir."

13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı itiraz yoluna

başvurmuştur. İtirazı inceleyen Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi 17/12/2013 tarihli

ve 2013/1398 Değişik İş sayılı kararıyla İnfaz Hâkimliğinin kararında usul ve

yasaya aykırı bir yön bulunmadığından itirazın reddine hükmetmiştir.

14. Nihai karar 24/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu, 23/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve

tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz

kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere dayanak oluşturan

mevzuata (Ahmet Temiz, B. No:

2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, dış dünya ile ilişki geliştirebilmesi yönünden

kendisine imkân sağlanmadığını ve izole edildiğini, hukuka aykırılık içermeyen

mektubunun idare tarafından el konularak gönderilmemesinin tutulduğu koşullar gözönüne alındığında işkence boyutuna ulaştığını ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca el konulan mektubun kişisel yazışmalar içerdiğini,

şiddeti övme ve teşvik etme ya da örgüt içi haberleşme gibi amaçlar

taşımadığını, tavsiye kararı veren kurulda bulunan kişilerin bir kısmının

disiplin kararı veren kurulda da bulunduğunu, haberleşme hürriyetini engelleyen

müdahalenin gerekçesinin ne idare ne de yargı organları tarafından

açıklanmadığını, atıf yapılan mevzuat ile somut olay arasında illiyet bağı

kurulmadığını, ilgisiz ve olaya uymayan soyut ifadelerle gerekçenin

oluşturulduğunu iddia etmiştir. Başvurucu, ifade hürriyeti kapsamında kalan ve

suç unsuru içermeyen mektuba el konulmasının ölçülü olmadığını ve bu şekildeki

bir müdahalenin demokratik toplumda gereklilik unsurunu taşımadığını ayrıca

Mahkeme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa'nın 10., 12., 17.,

22., 26., 36. ve 141. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği mektubun Ceza İnfaz Kurumunun ilgili kurullarınca sakıncalı görülerek

alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanması hakkındadır. Bu

sebeple başvurucunun bütün iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında

hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza

infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel

ilkeler belirtilmiştir.

22. Somut olayda Disiplin Kurulu kararıyla başvurucunun mektubu

sakıncalı olduğu değerlendirmesiyle alıkonulmuştur. Dolayısıyla anılan işlem

ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir

müdahalede bulunulduğu açıktır.

23. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

24. Somut olayda, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin, hükümlülerin

ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve

sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan,

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak

sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün

olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda

belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu

kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

25. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde ceza

infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği

söylenebilir.

26. Somut olayda başvurucunun göndermek istediği mektubun

sakıncalı bulunarak Disiplin Kurulu Başkanlığınca alıkonulma sebebi, anılan

mektubun içeriğinde terör örgütü mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine

yönelik ifadelerin bulunması olarak gösterilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun

mektubunun, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığınca denetlenmesi

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin, kamu düzeninin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin

sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine

ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna

varılmıştır (Ahmet Temiz, §§

47-50).

27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının ilgili kurulları

tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.

28. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğu

gerçeğini gözönünde bulundurarak ceza infaz kurumu

yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara

yardım etmelidirler. Bununla birlikte başvurucunun ve muhatabın durumu

itibarıyla ceza infaz kurumlarının ilgili birimlerinin konuya hassasiyet ile

yaklaşmasını Anayasa Mahkemesi doğal karşılayabilir.

29. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak "bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma"

şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,

23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına

genel olarak sahiptir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005,

§ 69).

30. Bu kapsamda, yasa dışı örgüt faaliyetinde bulunmaları

nedeniyle ceza alan hükümlüler arasındaki haberleşmenin örgütsel nitelik

taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın bu faaliyetlerinin örgütsel haberleşme

kapsamında değerlendirilerek müdahalede bulunulması Anayasa'nın 22. maddesine

uygun düşmez (Turan Günana

(3), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, § 68).

31. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu

olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları

haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu

kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan

ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az

birini içermesi özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da

yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da

göndericinin hususi olarak hangi sözlerinin örgütsel haberleşmeyi gösteren

ifadeler içerdiği gerekçede gösterilmek zorundadır.

32. Başvurucunun "Sevgili

Sermin Heval," diye başladığı

mektubunda genel olarak günlük yaşantıya, kişilerin iç dünyasına, beklentilere

ve temennilere yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Mektubun bir

kısmında "Sabırlı olmak ve sabırla

barışı inşa etmek büyük erdemlilik gerektirir. Hem şimdi olsa neden olmuyor, o

zaman şöyle olur, böyle olur demek çok anlamlı gelmiyor bana. Bunca yaşanan

acılar, trajediler artık insanın kaldırabileceği, tahammül edeceği şeyler

değil. Her şeye rağmen umutlu olmak, umudu yitirmemek önemlidir."

şeklinde siyasi gelişmelere yönelik düşüncelere de yer verildiği görülmüştür

(bkz. § 10).

33. Mektubun alıkonulmasına yönelik Disiplin Kurulu kararında,

mektup aracılığıyla örgütsel ilişki kurulduğu gerekçe gösterilmesine karşın

mektup içeriğindeki hangi sözlerin muhatabına ulaştırılmasının ne suretle

sakıncalı veya hangi sözlerin örgütsel haberleşme niteliğinde olduğu

belirtilmemiştir. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararından "mektubun

içeriğinde" yer alan bir kısım ifadelerin Kanun'un emrettiği bir hususa

aykırı olabileceği anlaşılmakla beraber hangi ifadelerin bu kapsamda olduğunun

belirtilmediği ve mektubun tamamının alıkonulmasına ilişkin hiçbir gerekçeye

yer verilmediği görülmektedir. İnfaz Hâkimliği ise "Disiplin Kurulu kararının usul ve yasaya uygun düzenlendiği

görülmekle" şeklindeki gerekçeyle Disiplin Kurulu kararına

karşı yapılan itirazda yeni bir gerekçe göstermemiştir. Bununla beraber İnfaz

Hâkimliğinin kararından tam olarak neyin kastedildiği de anlaşılamamaktadır.

34. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatları uyarınca

"Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence

altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle

kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyle

uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve

ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği için

zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler." (AYM,

E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve

özgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede

güçleştiriyorsa etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak

sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum

düzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,

E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008; Fatih Taş

[GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 92-93).

35. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan

ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgükabul

edilebilir makul gerekliliklerin somut verilere dayanılarak ortaya konulmadığı

sonucuna varılmış; başvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması

suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninamaçlanan

hedefler açısından aşırı, dolayısıyla orantısız olduğu ve bu bağlamda

demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı

kanaatine varılmıştır.

36. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

38. Başvurucu, 50.000 TL manevi tazminat verilmesine karar

verilmesini talep etmiştir.

39. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

40. Başvurucunun talebinin bulunmadığı ve başvuruya konu

mektubun yazıldığı tarihten itibaren aradan uzunca bir süre geçtiği gözönüne alındığında yeniden yargılama yapılmasında hukuki

bir yarar bulunmamaktadır.

41. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 3.600 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir

43. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bursa 1. İnfaz

Hâkimliğine ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 3.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bursa 1. İnfaz Hâkimliğine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

Cumali KARSU

Vekili

:

Av. Rezan SARICA

Av. Mazlum

DİNÇ

Av. Cengiz

YÜREKLİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/971, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Dinç
  18. Yürekli
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/971
Tarih
19 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Murat Öksüz Başvurusu (B. No: 2014/13308)
  • Elif Kaya Başvurusu (B. No: 2014/266)
  • Ahmet Fetullahoğlu Başvurusu (B. No: 2014/19484)
  • Aytaç Cebesoy Başvurusu (B. No: 2014/19491)
  • Abdulkadir Karadeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7724)
  • Abdulkerim Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12431)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.