İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cumhur Erman Çakmak Başvurusu (B. No: 2012/659)

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Başvuru No2012/659Tarih6 Mayıs 2015Okuma20 dk · 3.985 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cumhur Erman Çakmak Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2012/659
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.985 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Şûra (YAŞ) kararı ile ilişiğinin kesilmesi işlemi ve 10/3/2011 tarih ve 6191

sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarihli ve

926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na

eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için yaptığı

başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedenleriyle, Anayasa’nın

36., 37. ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/11/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 28/11/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 18/12/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 21/1/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya bildirilmiş, başvurucu, karşı

beyanlarını 6/2/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) emrinde astsubay statüsünde görev yapmakta iken YAŞ kararıyla

2006 yılında ilişiği kesilmiştir.

9. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu

hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren

60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

10. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde kapsamından yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 6/5/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:

“… askeri personel

ile sivil şahıslarla toplu olarak uyuşturucu madde kullanmanız, uyuşturucu

madde satıcıları ile irtibat halinde olmanız, askeri personeli uyuşturucu

maddeye özendirmeniz ve kullanmaya teşvik etmeniz gerekçesi ile, …”

11. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle açılan davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

Birinci Dairesi 24/4/2012 tarih ve E.2012/456,

K.2012/452 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir

“… davacının 926

sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlanabilmek için gerekli olan

“yargı denetimine kapalı işlemlerle TSK’dan ilişiği kesilmiş” olmak şartını

taşıdığı anlaşılmaktadır.

Davacının, TSK’dan çıkarılmasına neden olan

disiplin durumu incelendiğinde; davacının kendi ifadesinde de belirtildiği

üzere birçok kez uyuşturucu kullandığı, uyuşturucu madde satıcıları ile irtibat

halinde olduğu, diğer askeri personeli uyuşturucu madde kullanmaya teşvik

ettiği görülmektedir. Davacının, 926 Sayılı TSK Personel Kanunu’nun geçici

32’nci madde hükümlerinden yararlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

değerlendirildiğinde, davanın reddi cihetine gidilmiştir.”

12. Bu karar 15/5/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 29/5/2012

tarihinde yapılan karar düzeltme talebi aynı Dairenin 9/10/2012 tarih ve

E.2012/1253, K.2012/1030 sayılı kararı ile reddedilmiş ve ret kararı 18/10/2012

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

13. Diğer yandan, başvurucu 6/6/2012 tarihli dilekçesi ile Milli Savunma Bakanlığından,

ilişiğinin kesilmesine ilişkin işleme dayanak belgelerin, yargılama süreci

devam ettiği gözetilerek tarafına gönderilmesini istemiştir.

14. Başvurucu, 16/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosya

dışında inceleme” başlıklı 52. maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları

davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi,

tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her

türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek

menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile

birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya

ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri

vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa

incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik

derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,

diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili

kanun hükümleri saklıdır.”

16. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

17. 6/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun “İtiraz usulü”

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Bilgi edinme istemi reddedilen başvuru sahibi, yargı yoluna

başvurmadan önce kararın tebliğinden itibaren onbeş

gün içinde Kurula itiraz edebilir. Kurul, bu konudaki kararını otuz iş günü

içinde verir. Kurum ve kuruluşlar, Kurulun istediği her türlü bilgi veya

belgeyi onbeş iş günü içinde vermekle yükümlüdürler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

16/11/2012 tarih ve 2012/659 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesine ilişkin işleme yönelik olarak; idare tarafından şahsının suç

işlediği iddia edildiğini, bu iddiayı kanıtlamanın tek yolunun ceza yargılaması

yapılmasını sağlamak olduğunu, yargılanma, kendisini savunma, müdafi tayin

etme, delilleri tartışma, yasak sorgu yöntemiyle alınan ifadelerin

geçersizliğini ileri sürme ve benzeri ceza yargılaması araçlarından

yararlanarak aklanma imkânı tanınmadan yargısız infaz yapıldığını belirtmiştir.

Bunun

yanında 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddeden yararlandırılmamasına yönelik

idari işlemin tesisinde ve yargılama aşamasında esas kabul edilen, idarece

yasak yöntemlerle alınan ifadesi de dâhil olmak üzere gizli bilgi ve belgelerin

Milli Savunma Bakanlığından istenilmesine rağmen kendisine verilmediğini,

hukuka aykırı unsurların delil olarak kabul edildiğini, ilişiğinin kesilmesine

esas tutulan ifadelerin dikkate alındığını, idarenin takdir yetkisini hukuka

aykırı kullandığını, isnat edilen fiillerin suç teşkil etmesine ve resen

takibinin gerekmesine rağmen bu konuda açılmış bir ceza davası ve verilen bir

mahkûmiyet kararının bulunmadığını, bu nedenle AYİM kararının masumiyet

ilkesine aykırı olduğunu, karar düzeltme aşamasında verilen para cezasının, hak

arama özgürlüğünü engelleyici mahiyette olduğunu belirterek, Anayasa’nın 36., 37. ve 38. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucunun,

ilişiğinin kesilmesi işlemine yönelik şikâyetleri ayrı bir başlık altında,

diğer ihlal iddiaları ise silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin

ihlali, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, masumiyet karinesinin

ihlali ve karar düzeltme para cezasına hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiaları kapsamında değerlendirilmiştir.

1. İlişiğin Kesilmesi İşlemine İlişkin İddialar

21. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesine ilişkin işleme yönelik olarak, idare tarafından şahsının suç

işlediği iddia edildiğinden, bu iddiayı kanıtlamanın tek yolunun ceza

yargılaması yapılmasını sağlamak olduğunu, yargılanma, kendisini savunma,

müdafi tayin etme, delilleri tartışma, yasak sorgu yöntemiyle alınan ifadelerin

geçersizliğini ileri sürme ve benzeri ceza yargılaması araçlarından

yararlanarak aklanma imkânı tanınmadan yargısız infaz yapıldığını belirterek,

anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür

22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

23. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa

Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve

kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

24. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

25. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun, 2006 yılında kararı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği

kesilmiştir. Bu durumda ilişiğinin kesilmesine yönelik şikâyet zaman bakımından

Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu işleme yönelik ihlal iddiasının 23/9/2012

tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

a. Silahların Eşitliği İlkesi ve Çelişmeli

Yargılama Hakkının İhlali İddiası

27. Başvurucu, idarece yasak

yöntemlerle alınan ifadesi de dâhil gizli bilgi ve belgelerin Milli Savunma

Bakanlığından istenilmesine rağmen kendisine verilmediğinden şikâyet

etmektedir.

28. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

29. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

30. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu

makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §

16).

31. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa

Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve

yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi

ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava

ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §

17).

32. Başvuruya konu davada,

başvurucunun, davalı idarece dava dosyasına sunulan gizli zarftan, davanın

reddine ilişkin kararın 15/5/2012 tarihinde kendisine

tebliği ile haberdar olduğu, 29/5/2012 tarihli karar düzeltme dilekçesinde dava

dosyasına sunulan gizli zarf içindeki bilgi ve belgelerin incelettirilmesi

talebinde bulunmadığı, diğer taraftan 6/6/2012 tarihli dilekçesi ile Milli Savunma

Bakanlığından ilişiğinin kesilmesine ilişkin işleme dayanak belgelerin

yargılama süreci devam ettiği gözetilerek tarafına gönderilmesini istediği ve

talebi hakkında bir işlem yapılmadığının ifade edildiği görülmektedir.

33. 19/6/2010 tarih ve 6000 sayılı

Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası

değiştirilmiş ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni

düzenlemede; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık

olduğu, ancak mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi,

belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref,

haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli

tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı

konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf

ve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek

suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği,

davacı taraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin

savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz

edebileceği, bu itirazın, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen

hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına

alınmıştır (Bülent Karataş, B.

No: 2013/6428, 26/6/2014,§ 75).

34. Bunun yanında 4982 sayılı

Kanun’un 13. maddesinde de bilgi edinme taleplerinin reddi üzerine doğrudan

talebin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılabileceği gibi

öncelikle bu işleme karşı itiraz edilebileceği, itirazın reddi üzerine de dava

açılabileceği düzenlenmiştir.

35. Somut olayda, başvurucu,

dava dosyasına sunulan gizli zarftan davanın reddine ilişkin kararın kendisine

tebliği ile haberdar olmasına karşın 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca

karar düzeltme dilekçesinde veya ayrı bir dilekçe ile yargılamayı yapan

makamdan usulüne uygun bir şekilde ilgili bilgi ve belgeleri inceleme talebinde

bulunmadığı, bunun yanında davanın, başvurucunun uyuşturucu madde kullanması ve

çevresini teşvik etmesi hususları değerlendirilerek çözüme kavuşturulduğu ve

başvurucunun dava süresince bu iddialara karşı itirazlarını sunduğu

görülmektedir.

36. Diğer taraftan, başvurucu

tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduktan sonra Milli Savunma

Bakanlığından ilişiğinin kesilmesine dayanak belgeler istenilmiş ise de,

yargılama aşamasında dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler için 1602 sayılı

Kanun’un 52. maddesine göre ilgili mahkemeden talepte bulunulması gerektiği,

Milli Savunma Bakanlığına yapılan talebin ise 4982 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği açık olup, 4982 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre

talebin reddi halinde itiraz etme ve dava açma imkânının bulunduğu

görülmektedir.

37. Bu durumda, başvurucunun

dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler için 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesine göre talepte bulunması ve anılan maddede yer alan usulü izlemesi

gerekirken, 4982 sayılı Kanun uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamında yaptığı

başvuruya cevap verilmediğinden bahisle yaptığı şikâyetin, kanunda öngörülmüş

yargısal başvuru yollarının usulüne uygun tüketilmeden ileri sürülen şikâyet

olarak değerlendirilmesi gerekmiştir.

38. Açıklanan nedenlerle, kanun

yollarının usulüne uygun tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

39. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

40. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)“Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

41. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

42. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin

bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi

Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, §

22).

43. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, hukuka aykırı unsurların delil olarak kabul edildiğini, ilişiğinin

kesilmesine dayanak alınan ifadelerin dikkate alındığını, idarenin takdir

yetkisini hukuka aykırı kullandığını, isnat edilen fiillerin suç teşkil

etmesine ve resen takibinin gerekmesine rağmen bu konuda açılmış bir ceza

davası ve verilen bir mahkûmiyet kararının bulunmadığını, söz konusu

suçlamaların salt disiplin hukuku kapsamında değerlendirilemeyeceğini

belirtmiş, AYİM ise başvurucunun disiplin durumunu inceleyerek, başvurucunun

kendi ifadesinde de birçok kez uyuşturucu kullandığı, uyuşturucu madde

satıcıları ile irtibat halinde olduğu, diğer askeri personeli uyuşturucu madde

kullanmaya teşvik ettiği hususlarını değerlendirmek suretiyle davanın reddine

karar vermiştir.

44. Somut olayda başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge

sunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından

yararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri

sürebildiği ve karşı tarafın delil ve görüşlerinden haberdar olmadığına dair

yargılama aşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığı

görülmektedir.

45. Bu durumda, başvurucunun

iddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, açıklanan

nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık

bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Masumiyet Karinesinin İhlali İddiası

46. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesine neden olan fiili sebebiyle ceza davasının açılmadığını ve mahkûmiyet

kararının verilmediğini, bu nedenle AYİM kararının masumiyet ilkesine aykırı

olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası Anayasa’nın 38. maddesi

çerçevesinde masumiyet karinesi yönünden değerlendirilmiştir.

47. Adalet Bakanlığı görüşünde,

masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken üzerinde

durulması gereken önemli hususlardan birinin, yargılamayı yapan makamın

yargıladığı kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını sorgulayıp

sorgulamadığı hususu olduğunu, somut olayda, AYİM’in

başvurucu hakkındaki disiplin soruşturmasına ilişkin dosyada bulunan belgeler

kapsamında başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden

yararlandırılmamasına karar verdiğini, masumiyet karinesinin ihlali iddiasının

değerlendirilmesi sırasında belirtilen hususların dikkate alınması gerektiğini

belirtmiştir

48. Başvurucu cevap

dilekçesinde, hukuka aykırı bir şekilde ilişiğinin kesilmesi sonrasında 926

sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için açtığı davanın reddedilmesinin

masumiyet karinesine aykırı olduğunu belirtmiştir.

49. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

50. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

51. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

52. Bu çerçevede, masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle

mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için

masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza

davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya

suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam

ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin

suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).

53. Masumiyet karinesi, suç

isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.

maddesinde ifade edilen “medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen

idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında kalmaktadır.

Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı

mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği beraat

kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya (k.k.),

B. No: 9295/81, 6/10/1982; C/Birleşik Krallık (k.k.), B. No:

11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı

sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı

kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38).

54. Bu çerçevede, ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu

karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat

kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin

yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013,

§ 29).

55. Öte yandan, ceza ve ceza

muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi

disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat

Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013,

§ 30). Ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı

olsa bile kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz

olmadığı yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

56. Masumiyet karinesinin ihlal

edilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk ve idari yargılama

bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı

yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip etmediği ve beraat kararını

sorgulayıp sorgulamadığıdır.

57. Kişinin suçluluğunu ima eden

ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça, sadece soruşturma açılmış

olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin başlatılması veya

uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan

Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).

58. Bireysel başvuruya konu olan

AYİM kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Davacının, TSK’dan çıkarılmasına neden olan

disiplin durumu incelendiğinde; davacının kendi ifadesinde de belirtildiği

üzere birçok kez uyuşturucu kullandığı, uyuşturucu madde satıcıları ile irtibat

halinde olduğu, diğer askeri personeli uyuşturucu madde kullanmaya teşvik

ettiği görülmektedir. Davacının, 926 Sayılı TSK Personel Kanunu’nun geçici

32’nci madde hükümlerinden yararlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı

değerlendirildiğinde, davanın reddi cihetine gidilmiştir.”

59. Söz konusu AYİM kararında,

başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmaması

işleminin hukuki denetimi yapılırken, başvurucu hakkında yapılan disiplin

soruşturmasıyla ilgili olarak alınan ifade tutanakları ile disiplin

soruşturması neticesinde ulaşılan sonuçtan bahsedildiği ve disiplin durumunun

değerlendirilerek hüküm kurulduğu görülmektedir.

60. Buna göre, başvuruya konu

davada, disiplin soruşturması neticesinde ulaşılan neticeden ve dava dosyasında

bulunan diğer belgelerden hareketle davanın sonuçlandırıldığı, ceza

yargılamasına göre daha düşük ispat standardı gerektiren disiplin hukuku

ilkeleri çerçevesinde karara varıldığı anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan nedenlerle,

masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun

bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Karar Düzeltme

Para Cezasına Hükmedilmesi Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali İddiası

62. Başvurucu, karar düzeltme

talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine aleyhine para cezasına

hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

63. Anılan şikâyet konusu, daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince, hükmolunan bu miktarın,

gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve

başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusu

yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği kabul edilerek,

bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur, B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42;

Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, §§ 38-39; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§

35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No:

38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. İlişiğinin

kesilmesi işlemine yönelik iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Silahların

eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”,

3. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

4. Masumiyet

karinesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

5. Karar

düzeltme para cezasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Cumhur Erman ÇAKMAK Vekili : Av. Mustafa UĞUR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/659, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/659
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1746)
  • Mehmet Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6979)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/1822)
  • Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/1020)
  • Akün Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1993)
  • Pervim Eşsiz Başvurusu (B. No: 2013/4771)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.