İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

D. K. Başvurusu (B. No: 2014/19060)

(Başvuru Numarası: 2014/19060)

Başvuru No2014/19060Tarih21 Eylül 2017Okuma12 dk · 2.394 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2014/19060
Karar tarihi
21 Eylül 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.394 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

D. K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/19060)

Karar Tarihi: 21/9/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kişilik haklarına yapılan saldırının durdurulması

davasında kararın kanun ve usule aykırı olarak verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının, yargılamada ileri sürülen iddia ve maddi vakıalara cevap

verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının, manevi tazminat talebinin

karara bağlanmaması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, eski eşinin müşterek evden kaçtığını, T.D. isimli

şahısla birlikte yaşamaya başladığını belirterek şiddetli geçimsizlik nedenine

dayalı boşanma davası açmış, boşanma davası devam ederken 24/5/2012 tarihli

dilekçesiyle Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada eski eşinin

başkasıyla birlikte olmasının kendisini ve aile yaşamını etkilediğini, sosyal

yaşamda eziyet çektiğini belirterek yapılan saldırının hukuka aykırılığının

tespitine, T.D.nin eşi ile aynı çatıda yaşamasının

önlenmesine ve gerekli diğer tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep

etmiştir.

9. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 5/6/2012 tarihli kararında

davacının aralarında boşanma davası devam eden eski eşinin davalı T.D. ile aynı

çatı altında yaşadığını, davacının tedbir talebinin konusunun aile hukuku ile

ilgili olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir.

10. Görevsizlik kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

Başvurucunun talebi ile birlikte dosya Hatay 2. Aile Mahkemesine (Mahkeme)

gönderilmiş, başvurucu 8/11/2012 tarihli celsede davasının 22/11/2001 tarihli

ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, ihtiyati tedbir yoluyla boşanma

davası sonuçlanıncaya kadar davalı T.D.nin eski eşi

ile birlikteliğinin sonlandırılması olduğunu belirtmiştir.

11. Başvurucu yargılama sırasında 30/11/2012, 7/1/2013,

14/1/2013, 8/2/2013 tarihli dilekçelerinde 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi gereği eski eşinin T.D. ile

yaşamasının önlenmesi için tedbir talebinde bulunmuş, Mahkeme 11/2/2013 tarihli

kararında tedbir suretiyle davanın esasını çözecek şekilde karar

verilemeyeceğini belirterek talebi reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

9/5/2013 tarihinde tedbir ile ilgili ara kararı onamıştır.

12. Başvurucu yargılama sırasında 11/3/2013 tarihli dilekçesinde

ve25/4/2013 tarihli celsedeki beyanında, bu defa 8/3/2012 tarihli ve 6284

sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun

uyarınca tedbir kararı verilmesini talep ettiğini belirterek davalı T.D.den 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

13. Mahkeme 4/10/2013 tarihli kararında davanın aralarında aile

hukuku anlamında ilişki bulunmayan davacı ve davalı arasındaki bir olaya

ilişkin olduğunu, uyuşmazlığın davalı ve dava dışı eşin haksız eylem

niteliğindeki davranışından kaynaklandığını ve genel hükümlere tabi

bulunduğunu, bu nedenle davalının haksız eylemi nedeniyle açılan davaya genel

hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesinde bakılması gerektiğini belirterek

görevsizliğine hükmetmiştir.

14. Olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle dosya merci tayini için Yargıtaya gönderilmiş, 17. Hukuk Dairesinin 22/5/2014

tarihli kararında evli bir kimsenin bir başka kimseyle yaşamasının

engellemesinin bir davaya konu olamayacağı ve uyuşmazlık konusu olarak kabul

edilemeyeceği anlaşılmış ise de evlilik birliğinin devamı sürecince davalının

davacının kişilik değerlerine zarar vermesinin önlenmesi amacı ile söz konusu

talepte bulunduğu, uyuşmazlığın aile mahkemesince değerlendirilip karara

bağlanması gerektiği belirtilerek Hatay 2. Aile Mahkemesinin görevsizlik kararı

kaldırılmıştır.

15. Mahkemenin 16/10/2014 tarihli kararıyla evli bir kimsenin

bir başka kimseyle yaşamasının engellenmesinin bir davaya konu olamayacağı, bu

sebeple de bu hususun uyuşmazlık konusu olarak kabul edilemeyeceği, keza davacı

ve dava dışı eş hakkındaki boşanma davasının kesinleştiği, tarafların evlilik

birliğinin sona erdiği, ihtiyati tedbir talebinin konusuz kaldığı belirtilerek

talep kesin olarak reddedilmiştir.

16. Ret kararı 4/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

4/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

17. Bu arada başvurucu 24/4/2013 tarihli dilekçesiyle Hatay 1.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, davalı T.D.nin

eşi ile birlikte çektirdiği uygunsuzfotoğrafları

eşinin abisine gösterdiğini, bu şekilde eylemin herkes tarafından duyulmasını

sağladığını, alkollü bir şekilde evlerine gelerek hakaret içeren sözler sarfettiğini, İnternet ortamında hakaret içeren mesajlar

gönderdiğini, tüm bu eylemler nedeni ile ruh sağlığının bozulduğunu, eski eşi

ile birlikte yaşaması nedeniyleuğradığı manevi

zararla ilgili talep ve dava hakkını saklı tuttuğunu, yukarıda açıklanan

eylemlerle ilgili olarak hakkında açılan ceza davalarında davalının yargılanıp

mahkum olduğunu belirterek T.D. aleyhine 75.000 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

18. Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 17/12/2013 tarihli

kararında, davalının başvurucuya sinkaflı küfrederek

hakarette bulunduğunu, başvurucunun eski eşi ile birlikte çektirdiği uygunsuz fotoğrafları

eski eşinin abisine gösterdiğini, başvurucuya İnternet ortamında hakaret içeren

mesajlar gönderdiğini belirterek 15.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, karar

28/1/2014 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 4721 sayılı Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına

saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını

isteyebilir."

20. 4721 sayılı Kanun'un 25. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Davacı, hâkimden

saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona

ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini

isteyebilir.

...

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri

ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş

görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı

saklıdır.

..."

21. 4721 sayılı Kanun'un 169. maddesi şöyledir:

"Boşanma veya ayrılık davası açılınca

hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına,

geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına

ilişkin geçici önlemleri re'sen alır."

22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

23. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar

gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar

para ödenmesini isteyebilir."

24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 118. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği

tarihte açılmış sayılır...

..."

25. 6100 sayılı Kanun'un 120. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"(1) Davacı, yargılama harçları ile her

yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan

tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleri

ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların

esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesini

isteme hakkına sahiptir...”

27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), medeni hak ve

yükümlülükler kavramının yalnızca davalı devletin iç hukukuna bakılarak

yorumlanamayacağını, söz konusu ifadenin Sözleşme’den

doğan özerk bir kavram olduğunu, Sözleşme’nin 6. maddesinin tarafların

sıfatından, uyuşmazlığın ne şekilde karara bağlanacağını düzenleyen mevzuatın

mahiyetinden ve bu konuda yargılama yetkisine sahip makamın niteliğinden

bağımsız olarak uygulanacağını belirtmiştir (Georgiadis/Yunanistan, B. No: 21522/93, 29/5/1997, §

34).

28. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin, medeni hukuk alanına giren

konularda uygulanabilirliği açısından, iç hukukta tanınan veya en azından

savunulabilir bir biçimde ileri sürülebilecek hak ve yükümlülüklerle ilgili bir

uyuşmazlığın var olması gerektiğini, bu hak ve yükümlülüklerin Sözleşme

anlamında "medeni" nitelikte olmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır

(H. v./ Belçika, B. No: 8950/80,

30/11/1987 § 40).

29. Bunun yanında AİHM, uyuşmazlık tespit edilirken görünüşün ve

kullanılan dilin ötesine geçilerek her davanın koşullarına göre durumun

gerçeklerine yoğunlaşılması gerektiğini belirtmiştir

(Gorou/Yunanistan (No. 2) [BD], B. No: 12686/03,

20/3/2009, § 29).

30. Yine AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin, sözleşmeci

devletlerin iç hukukunda geçen bir “hak” için belirli bir anlam öngörmediğini,

bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukuka

başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklı

bir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini,

yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilip

edilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığının dikkate alınabileceğini,

hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birlikte, salt bir kanun

hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkın varlığını tek

başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilen hakkın yerel

mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranın talebinin esasını

incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğini

belirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04,

3/4/2012, §§ 91-94).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

32. Anayasa Mahkemesinin (Mehmet

Şerif Ay, B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Tedbir Talebinin Reddine İlişkin İhlal

İddiaları

33. Başvurucu, eski eşinin evli olduğu dönemde başka biriyle

yaşamasının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, bu durumun

önlenmesi için 4721 sayılı Kanun'un 24. ve 25. maddelerine göre dava açtığı

hâlde Mahkemenin talebi aynı Kanun'un 169. maddesi kapsamında

değerlendirdiğini, yargılama sırasındaki tedbir taleplerinin de reddedildiğini,

dosyadaki delillere göre gayrimeşru yaşantının ortada olduğunu ancak devletin

ailenin korunması için tedbir alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini,

dosyadaki delillerin değerlendirilmediğini, taleplerinin görmezden gelindiğini,

mahkeme kararının yeterli gerekçe içermediğini, davanın asliye hukuk mahkemesinde

görülmesi gerektiği hâlde hatalı bir şekilde görevsiz olan aile mahkemesinde

sonuçlandırıldığını, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa'nın 12., 17., 20., 36., 40. ve 41. maddelerinde güvence altına alınan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile 40.000 TL manevi

tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle, başvurucunun 12., 17., 20., 40.

ve 41. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddiası,

adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

35. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını

düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterek hakkın kapsamının bu

konularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğini belirtmiştir

(Adnan Oktar, B. No: 2012/917,

16/4/2013, § 21).

36. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin bir kişinin sahip olduğunu

ileri sürebileceği tüm hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını

güvenceye almadığını, Sözleşme'nin 6. maddesinin, bir kimsenin “medeni hak ve yükümlülükleri”nin karara bağlanmasıyla ilgili bir

yargılama usulünde uygulanacağını, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliği için bir uyuşmazlığın

bulunması, bu uyuşmazlığın en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta

tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgili olması ve Sözleşme’deki anlamıyla da “medeni” nitelikte olması

gereken hak ve yükümlülüğü karara bağlaması gerektiğini belirterek AİHM ile

benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmail

Taşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).

37. Başvuru konusu davada başvurucu, T.D. isimli şahsın,

boşanmakta olduğu eşi ile aynı çatıda yaşamasının önlenmesi yönünde tedbir

kararı verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 9/5/2013

tarihli ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22/5/2014 tarihli kararlarında da

belirtildiği gibi evli bir kimsenin bir başka kimseyle yaşamasının

engellenmesine yönelik tedbir talebinin bir davaya konu olamayacağı,

dolayısıyla bu iddialar yönünden, iç hukukta tanınan veya en azından

savunulabilir bir biçimde ileri sürülebilecek hak ve yükümlülüklerle ilgili bir

uyuşmazlığın söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. Bu açıdan başvurucunun bu

başlık altında dile getirdiği Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal

iddiasının konusunun, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında

olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığı sonucuna

ulaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Manevi Tazminat Talebine İlişkin İhlal

İddiaları

39. Başvurucu, yargılama sırasında ileri sürdüğü manevi tazminat

talebi hakkında karar verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

40. Başvuru konusu davada, manevi tazminat talebi ile ilgili

uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülükler kapsamında olduğu değerlendirilerek bu

çerçevede dile getirilen ihlal iddiaları, yargılama sırasında ileri sürülen bir

talebin mahkemece dava kapsamında değerlendirilmemesine yönelik olmasından

dolayı adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmiştir.

41. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceği belirtilmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Bu

kapsamda mahkemeye erişim hakkı bireylerin yalnızca dava açabilme hakkını

güvence altına almaz. Yargı mercilerince uyuşmazlığın içinde yer alan maddi ve hukuki

sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması gerekir. Bu açıdan

mahkemeye erişim hakkı uyuşmazlığın karara bağlanmasını isteme hakkını da

içerir. Başka bir ifadeyle mahkemeye erişim hakkı, dava açma hakkı ile sınırlı

olmaksızın taraflara dava konusunu oluşturan tüm taleplerin esasının

incelenerek değerlendirilmesini isteme hakkı sağlar (Medikal Kozmetik ve Dış

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2014/8282, 8/3/2017, § 37).

42. Başvurucu, aile mahkemesinde açtığı kişilik haklarına

yapılan saldırının önlenmesi davasında 40.000 TL'lik manevi tazminat talebi ile

ilgili herhangi bir karar verilmediğini iddia etmiştir.

43. Başvurucunun, görevsiz mahkemeye verdiği 24/5/2012 tarihli

dava dilekçesinde, aralarında boşanma davası olan eski eşinin davalı T.D. ile

yaşadığını, bu durumunun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu

belirterek hukuka aykırılığın tespitine, davalının eşi ile birlikte yaşamasının

önlenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

44. Başvurucu, Hatay 2. Aile Mahkemesinin yargılamasında

6/9/2012 ve 8/11/2012 tarihli celselerdeki beyanlarında davasının, 4721 sayılı

Kanun'un ilgili hükümlerine göre ihtiyati tedbir yoluyla boşanma davası

sonuçlanıncaya kadar davalı T.D.nin eski eşi ile

birlikteliğin sonlandırılması olduğunu belirtmiş, 11/3/2013 tarihli dilekçesi

ve 25/4/2013 tarihli celsede ise davanın 6284 sayılı Kanun uyarınca tedbir

kararı verilmesine yönelik olduğunu belirterek davalıdan 40.000 TL manevi

tazminat talep ettiğini beyan etmiş, ancak bu taleple ilgili harcı

yatırmamıştır.

45. Başvurucunun somut davada eşinin boşanma davası sırasında

bir başka kişiyle birlikte yaşamasının önlenmesini talep ettiği ve yargılamanın

ilerleyen aşamasında tedbir talebine bağlı olarak manevi tazminat isteminde

bulunduğu, başvurucunun harç yatırmadan dile getirdiği manevi tazminat

talebinin mahkemece tedbir talebi içerisinde değerlendirildiği ve tedbir

isteminin bir davaya konu olamayacağı belirtilerek bu yöndeki tüm taleplerin

reddine karar verildiği, bu açıdan manevi tazminat istemi ile ilgili ayrıca bir

karar verilmemesinin karar elde etme hakkı bağlamında başvurucunun mahkemeye

erişim hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağı anlaşılmıştır.

46. Bunun yanında başvurucunun manevi tazminat talebi ile ilgili

Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davanın kısmen kabulüne karar

verilerek 15.000 TL manevi tazminata hükmedildiği ve kararın 28/1/2014

tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

C. 1. Tedbir talebinin reddine ilişkin ihlal iddialarının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Manevi tazminat talebine ilişkin ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : D. K.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/19060, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. D. K. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Adli Yardım Talebi Yönünden
  14. B. Tedbir Talebinin Reddine İlişkin İhlal
  15. C. Manevi Tazminat Talebine İlişkin İhlal
  16. B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/19060
Tarih
21 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Salim Onur Şakar Başvurusu (B. No: 2015/2711)
  • Adnan Hepdemirciler Başvurusu (B. No: 2014/13442)
  • Yeşim Bullock Başvurusu (B. No: 2014/13223)
  • Khadıjeh Mohammadıpıraghaj Başvurusu (B. No: 2017/21577)
  • Nuran Çıkar Başvurusu (B. No: 2014/10761)
  • Aysel Çalan Başvurusu (B. No: 2014/2429)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.