İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salim Onur Şakar Başvurusu (B. No: 2015/2711)

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Başvuru No2015/2711Tarih21 Eylül 2017Okuma12 dk · 2.410 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Salim Onur Şakar Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2015/2711
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.410 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf subay

statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair

isimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine hakkında idari tahkikat

başlatılmıştır. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde Hava Kuvvetleri

Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından başvurucunun ve bazı

personelin ifadeleri alınmıştır. Başvurucu, sorulan soruları ayrıntılı olarak

yanıtlamış ve 9/2/2012 tarihli ifade tutanağını imzalamıştır.

9. Tahkikat neticesinde düzenlenen raporda başvurucunun Harp

Okulunda öğrenci olduğu sırada dönem arkadaşı bir kadın üsteğmen ile

ilişkisinin olduğu, kıskançlık nedeniyle 14/5/2006 tarihinde bu kişiyi darp

ettiği, hakkında Askerî Mahkemede dava açıldığı, ancak mağdurun şikâyetinden

vazgeçmesi nedeniyle 29/11/2006 tarihli Mahkeme kararıyla davanın düşmesine

karar verildiği, ayrıca 26/4/2007 tarihinde bir başka kadın üsteğmeni telefonla

arayarak cinsel içerikli sözlerle taciz ettiği nedeniyle, Malatya 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 8/4/2008 tarihli kararıyla adli para cezasıyla cezalandırılmasına;

ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, İnternet

üzerinden çok sayıda kadınla tanıştığı ve bir arkadaşlık sitesinde üniformalı

fotoğraflarının bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.

10. İdari tahkikat sonucunda TSK'nın itibarını sarsacak şekilde

ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle sıralı sicil üstleri tarafından

başvurucu hakkında "Türk Silahlı

Kuvvetlerinde kalması uygun değildir." ortak kanaatli ayırma

sicil belgesi düzenlenerek ayırma işlemi süreci başlatılmıştır. Sonuç olarak

7/8/2013 tarihinde 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca 22/4/2013 tarihli üçlü kararname ile

TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.

11. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.

12. Başvurucu 30/5/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali

talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine AYİM'de

dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile

yürürlükten kaldırıldığını, olayda bir subay hakkında görevden alma kararı

verilmesini gerektiren sebepler bulunmadığını, takdirlerle dolu başarılı bir

sicile sahip olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

13. AYİM Birinci Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E.2013/779,

K.2014/514 sayılı kararıyla dava, oyçokluğuyla reddedilmiştir. AYİM kararında

6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "... Söz konusu yönetmelik yürürlüğe girinceye

kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun 45 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c)

bendi ile yürürlükten kaldırılan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü

bulunduğu, belirtilen Yönetmeliğin 12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, bu nedenle işlem tarihi itibarıyla

yürürlükte olan 926 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılmasının hukuka

uygun bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca kararda, geçmiş sicil ve disiplin durumu

itibarıyla başarılı bir personel olmasına karşın başvurucunun iyi ahlak sahibi

olmak vasfını taşımadığı ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

şeklinde değerlendirmeler yer almıştır.

14. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif kalan üye, bir

başka dosyada 6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dördüncü fıkrasına

karşı Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldığı, söz konusu başvuru mevcut davayı

etkilemekte olduğundan Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusunun

sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği görüşündedir. Bunun yanı sıra

başvurucu hakkındaki ayırma işleminin 6413 sayılı Kanun'da öngörülen usuller

uygulanarak tesis edilmesi gerekirken 926 sayılı Kanun'a göre tesis edilen

işlemin hukuka aykırı olduğunu da ileri sürmektedir.

15. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi

de reddedilmiştir. Nihai karar 15/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu vekili tarafından 13/2/2015 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 926 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan 50.

maddesi, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet

Kanunu’nun 13. ve 39. maddeleri, 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlem

tarihinde yürürlükte olan “Disiplinsizlik ve

ahlâkî durum nedeniyle ayırma” kenar başlıklı 91. ve 92. maddeleri.

18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

19. 6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı

fıkrasında yer alan "... Söz konusu

yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun 45 inci

maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılan hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.” hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri

sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 3/7/2014 tarihli ve E.2014/24, K.2014/122

sayılı kararıyla itirazın reddine hükmedilmiştir.

20. 6413 sayılı Kanun'un

"Kınama cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenar

başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:

“Meslek etiğine aykırı davranışta bulunmak:

Önceden ilan veya tebliğ edilmiş olan mesleki etik davranış kurallarına aykırı

şekilde tavır ve davranışlarda bulunmaktır."

21. 6413 sayılı Kanun'un

"Hizmete kısmi süreli devam cezasını gerektiren disiplinsizlikler"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi şöyledir:

“Uygunsuz davranışlarda bulunmak: Türk Silahlı

Kuvvetlerine ve temsil ettiği makam, rütbe veya statünün onur ve vakarına uygun

olmayan fiillerde bulunmaktır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 6413 sayılı

Kanun ile yürürlükten kaldırıldığını, dolayısıyla ayırma işleminin kanuni

dayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca TSK'da görev

yaptığı sürede çok sayıda takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok

iyi derecede olduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiçbir şekilde görevine

yansımadığını, ayırma işleminin ölçüsüz olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, bu

nedenlerle Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

26. Mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatının

sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak kişilerin

davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özel hayatın

gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,

21/1/2015, § 37; Bülent Polat,

[G.K.], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 63; Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 33).

27. Somut olayda başvurucunun davranışları ve cinsel hayatına

dair unsurlar nedeniyle TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı

hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle TSK'daki görevine son verilmesi,

Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği hakkına bir

müdahale oluşturmaktadır (Ata Türkeri,

§ 34; G.G., § 43).

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, .... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

29. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

30. Bu sebeple müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının,

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden

incelenmesi gerekir.

i. Kanunilik

31. Başvuruya konu ayırma işlemi ve yargısal incelemenin 926

sayılı Kanun’un 50. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) fıkrası ile

27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan 91.

maddesi uyarınca yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

32. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılan

değerlendirmeler neticesinde söz konusu mevzuat hükümlerinin “kanunilik” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır (G.G.

[GK], §§ 48-50). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve

tespit de bulunmamaktadır.

33. Başvurucu tarafından 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 6413

sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla ayırma işleminin kanuni

dayanağının bulunmadığı ileri sürülmüşse de 6413 sayılı Kanun'un geçici 1.

maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "...

Söz konusu yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun

45 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılan

hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü uyarınca ve ilgili

Yönetmeliğin 12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'de

yayımlandığı dikkate alındığında ayırma işleminin tesis edildiği 22/4/2013 tarihinde

926 sayılı Kanun'un anılan hükümleri yürürlüktedir. Nitekim6413 sayılıKanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasında

yer alan söz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş, Anayasa

Mahkemesi 3/7/2014 tarihli ve E.2014/24, K.2014/122 sayılı kararıyla itirazın

reddine hükmetmiştir.

ii. Meşru Amaç

34. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği

gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklinde

meşru amaç taşıdığı (Ata Türkeri,

§§ 40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58; S.Ş. B. No: 2014/19582, 16/2/2017, §§

46-54) anlaşılmaktadır.

iii.Demokratik Toplum Düzeninin

Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

35. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle

özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai

tedbirler niteliğinde olmasını, başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en

son önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik toplum

düzeninin gerekleri”nden olma bir sınırlamanın

demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına

yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal

ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak

değerlendirilemez (Ata Türkeri, §

44).

36. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkına yargısal veya

idari bir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp

karşılamadığına bakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımından

yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin ve

derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin, özel hayata saygı

hakkının unsurlarından olan mahremiyet hakkını kısıtlama bakımından “demokratik

toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcı

bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Ata

Türkeri, § 45).

37. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazı

özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır.

Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma işlemi tesis edilmesinin

başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından

yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etki

oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiği

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir (G.G., § 66).

38. Bunun yanı sıra Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinin disiplin

içinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğunun

ikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelin özel hayatına

saygı hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabul

edilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olması

gereklidir (G.G., § 60).

39. Somut olayda AYİM kararında, başvurucunun TSK'nın itibarını

sarsacak derecede ahlak dışı hareketlerde bulunduğu belirtilmiştir. AYİM

kararında da belirtildiği üzere askerlik mesleğini icra edenler için ahlaki

değerlerin ve özel hayatı da kapsayan yaşam biçiminin büyük önemi vardır.

Başvurucunun Harp Okulunda öğrenci olduğu sıradagerçekleştirdiği

eylemlerinin özel hayat sınırlarını aşarak göreve yansımalarının olması da

dikkate alındığında başvurucuyu istihdam eden TSK tarafından kurum itibarını

olumsuz yönde etkileyen unsur olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

40.Bununla birlikte anılan eylemlerin başvurucunun öğrencilik

döneminde gerçekleştiği, buna rağmen öğrenciliğinin bitiminden sonra subay

olarak atamasının yapılmış olduğu, bu süreçte başvurucunun hiçbir disiplin

yaptırımıyla da karşılaşmadığı ve istihdam edilmeye devam edildiği, eylemlerin

üzerinden uzun zaman geçtikten sonra ayırma işlemi tesis edildiği

anlaşılmaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucunun sicil notlarının

çok iyi düzeyde olduğu, sicil amirlerince daha önce hakkında herhangi bir

olumsuz kanaat bildirilmediği, isnat edilen hususlarla ilgili disiplin

cezasının bulunmadığı, çok sayıda takdir ve ödül belgesinin bulunduğu

anlaşılmaktadır. TSK'dan ilişiğinin kesilmesi işleminin, başvurucunun mesleki

hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle

ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkisi bulunmaktadır. AYİMkararında söz konusu disiplin yaptırımının demokratik

bir toplumda gerekli olup olmadığı konusunda somut verilere dayalı

değerlendirmeler bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında AYİM kararında,

tesis edilen ayırma işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu

dikkate alınarak ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile

ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun

kaybı arasında adil bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği

hakkı üzerindeki sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde

olduğu veya başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem

niteliğinde olduğu hususunda bir inceleme yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

42.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

43. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

44. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİM

Birinci Dairesine(Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile

getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının(E) bendi uyarınca Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan, anılan bendin (b) alt bendi

gereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (anılan Dairenin

20/5/2014 tarihli ve E.2013/779, K.2014/514 sayılı kararına ait dava dosyası

ile ilgilidir) (Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile

getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendi uyarınca Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi

gereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Salim Onur

ŞAKAR

Vekili

:

Av. Zuhal

BEREKET BAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2711, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  11. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. E. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Birtane
  19. Şakar
  20. Bereket Baş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2711
Tarih
21 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Adnan Hepdemirciler Başvurusu (B. No: 2014/13442)
  • Yeşim Bullock Başvurusu (B. No: 2014/13223)
  • Khadıjeh Mohammadıpıraghaj Başvurusu (B. No: 2017/21577)
  • Nuran Çıkar Başvurusu (B. No: 2014/10761)
  • Aysel Çalan Başvurusu (B. No: 2014/2429)
  • İsmail Akçayoğlu Başvurusu (B. No: 2014/1950)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.