İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dağaz Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17225)

(Başvuru

Başvuru No2014/17225Tarih18 Nisan 2018Okuma25 dk · 4.918 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dağaz Yılmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Başvuru No
2014/17225
Karar tarihi
18 Nisan 2018
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.918 kelime·25 dk okuma·21 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/17225)

Karar

Tarihi: 18/4/2018

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan

ÜSTÜN

Üyeler : Serruh

KALELİ

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Yusuf

Şevki HAKYEMEZ

Raportör : Murat

İlter DEVECİ

Başvurucular : 1.

Dağaz YILMAZ

2. Emrah YILMAZ

3. Fehmi YILMAZ

4. Ferhat YILMAZ

5. Fırat YILMAZ

6. Kadır YILMAZ

7. Kübar YILMAZ

8. Rojhat YILMAZ

Vekili : Av.

Nezahat PAŞA

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hukuka aykırı gözaltı

işlemi nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, gözaltında işkence

yapılması ve bu olay hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle

işkence ve kötü muamele yasağının, kamu görevlilerinin eylemi sonucu meydana

gelen ölüm ve bu olay hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı

süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere ve Van Cumhuriyet

Başsavcılığından elde edilen soruşturma dosyası örneğine göre ilgili olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu Kübar Yılmaz'ın eşi, başvurucu Kadir Yılmaz'ın kardeşi

ve diğer başvurucuların babası M.Z.Y. kolluk görevlilerince 9/2/1994 günü saat

11.45 ile 10/2/1994 günü saat 11.00 arasında nezarethanede tutulmuş ve sonra

serbest bırakılmıştır. Salıverme işlemi nedeniyle düzenlenen tutanakta, M.Z.Y.

ile birlikte salıverilen S.B. isimli kişinin de imzası bulunmaktadır.

10. M.Z.Y.nin kardeşi R.Y. 23/2/1994 tarihinde Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe vererek 22/2/1994 tarihinden beri M.Z.Y.den haber

alınamadığını bildirmiş ve adı geçenin ilçede mevcut nezarethanelerde olup

olmadığının araştırılmasını talep etmiştir.

11. M.Z.Y.den haber alınamamasıyla ilgili derhâl soruşturma başlatan

Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı 24/2/1994 tarihinde İlçe Emniyet Müdürlüğüne

ve İlçe Jandarma Komutanlığına müzekkere yazarak M.Z.Y.nin akıbetinin

araştırılmasını istemiştir.

12. Dilektaşı köyü Muhtarı F.A., 25/2/1994 günü saat 10.00 sıralarında

Dilektaşı köyü yol ayrımında bir ceset bulunduğunu İlçe Jandarma Komutanlığına

bildirmiştir.

13. Olay yerine giden kolluk görevlileri, dere içinde sağ omzuna

yatmış vaziyette duran,boynunda şal sarılı bir erkek cesedi görmüş ve olay

yerinden uzun namlulu otomatik bir silaha ait 18 adet boş kovan ile bir adet

mermi çekirdeği elde etmiştir. Olay yerine sonradan gelen başvurucu Kadir

Yılmaz, cesedin M.Z.Y.ye ait olduğunu söylemiştir. Kolluk görevlilerince

cesedin bulunduğu yeri gösterir bir kroki de çizilmiştir.

14. Yüksekova Cumhuriyet savcısının gözetiminde bir hekimce yapılan

ölü muayenesi ve otopsi işleminde sonunda kafada iki kurşun giriş ve çıkış

deliği, sırtta boyun ile bel arasında yirmi bir kurşun giriş ve çıkış deliği,

her bir kolda ayrı ayrı üçer kurşun giriş ve çıkış deliği tespit edilmiş;

kafanın sağ tarafı ile çenenin tamamen parçalı kırık durumunda olduğu ve beynin

dışarıdan görülebilecek şekilde dışa aktığı görülmüş ve ölümün beyin dokusu

harabiyeti ile solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu meydana geldiği sonucuna

varılmıştır. Ölüm nedeni tespit edildiği için klasik otopsi işlemine gerek

görülmemiştir.

15. Kolluk görevlilerince 25/2/1994 tarihinde biri köy muhtarı olmak

üzere iki kişinin ifadesi alınmıştır. Köy Muhtarı F.A., köy korucusu olarak

görev yapan T.Y.nin tanımadığı bir erkek cesedi bulduğunu söylemesi üzerine

dört beş köy korucusu ile birlikte cesedin yanına gittiğini, köy korucularının

bölgeyi emniyete aldığını, kendisinin de olayı İlçe Jandarma Komutanlığına

bildirdiğini söylemiş ve M.Z.Y.yi kimin öldürdüğünü bilmediğini beyan etmiştir.

T.Y. ise odun toplamak için evden çıktığını, dere içindeki cesedi görüp köy

muhtarı F.A.ya haber verdiğini, dört beş korucu ile birlikte bölgeyi emniyete

aldığını, F.A.nın haber vermesi üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı

görevlilerinin olay yerine geldiğini, tuzaklama ihtimaline binaen görevlilerin

cesedin ayağına ip bağlayıp cesedi hafifçe çektiklerini, tuzaklama olmadığının

tespit edilmesi üzerine cesedin Yüksekova'ya götürüldüğünü, M.Z.Y.yi kimin

öldürdüğünü bilmediğini ifade etmiştir.

16. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı 28/2/1994

tarihinde M.Z.Y.nin dayısının oğlu M.S.Y.nin müşteki sıfatıyla ifadesini

almıştır. M.S.Y. ifadesinde, M.Z.Y.nin herhangi bir siyasi partiyle ilişkisinin

olmadığını, bir gün karakolda kalması dışında kolluk görevlileriyle de herhangi

bir irtibatının olmadığını, M.Z.Y.den haber alınamaması üzerine durumu kolluk

görevlilerine bildirdiklerini, isimlerini bilmediği birkaç kişinin kayıp olduğu

gün komando timlerinin M.Z.Y.yi aradıklarını söylediğini, M.Z.Y.nin cesedinin

bulunmasından sonra olay yerine gittiğini ve on beş adet boş kovan bulduğunu,

bu boş kovanları Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettiğini

söylemiştir.

17. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/3/1994

tarihinde ifadesine başvurulan başvurucu Kadir Yılmaz, M.Z.Y.nin bakkal dükkânı

işlettiğini, olaydan kısa bir süre önce nezarethanede bir gece kaldığını,

nezarethanedeyken uyarıldığını söylediğini, 22/2/1994 günü dükkânı açmak için

sabahleyin evden çıktığını, daha sonra ondan haber alamadıklarını, civarda

dolaşan çocukların "krem rengindeki bir minibüsten inen silahlı üç kişinin

zorla M.Z.Y.yi minibüse bindirip götürdüklerini" anlattıklarını ve birkaç

gün sonra M.Z.Y.nin cesedinin bulunduğunu ifade etmiştir.

18. İlçe Emniyet Müdürlüğü, M.Z.Y.nin dayısının

oğlu A.Y.nin 8/3/1994 tarihinde ifadesini almıştır. A.Y. ifadesinde, M.Z.Y.nin

cesedinin on gün kadar önce bulunduğunu söylemiştir.

19. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı 8/3/1994

tarihinde, M.Z.Y.nin ramazan ayından birkaç gün önce tutulduğuna ve serbest

bırakılmadan önce "hareketlerine dikkat etmesi ve bundan sonra izleneceği"

yönünde uyarıldığına dair iddialara değinerek gözaltına alma işleminin

gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise nedeni ve neden haber verilmediği

hususlarında İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmış; ayrıca M.Z.Y.nin işyeri

komşularının hazır edilmesini istemiştir.

20. İlçe Emniyet Müdürlüğünün Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığına yazdığı 17/3/1994 tarihli yazıdan, hakkında mermi kaçakçılığı

nedeniyle soruşturma yürütülen ve 10/2/1994 tarihinde mevcutlu olarak

gönderilen Z.Y. ile olan isim benzerliğinden dolayı 9/2/1994 günü saat 11.45

ile 10/2/1994 günü saat 11.00 arasında nezarethanede kalan M.Z.Y.nin karakoldan

salıverildiği, M.Z.Y.ye sözlü tehditte bulunulmadığı ve M.Z.Y.nin büyük kardeşi

başvurucu Kadir Yılmaz'ın memur ile birlikte gönderildiği öğrenilmiştir.

Başvurucu Kadir Yılmaz'ın M.Z.Y.nin işyeri komşusu olup olmadığı, ifadesinin

yeniden alınıp alınmadığı ve M.Z.Y.nin işyeri komşularının kim olduğuincelenen

belgelerden tespit edilememiştir.

21. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı 22/3/1994 tarihinde

daimî arama kararı vermiş ve on beş yıl olarak belirlediği zamanaşımı süresince

faillerin araştırılmasına ve üçer aylık dönemler hâlinde yapılacak araştırma

sonuçlarına ilişkin tutanakların gönderilmesine karar vermiştir. Söz konusu

karar uyarınca ölüm olayının faillerinin tespit edilemediğine ve faillerin

araştırılmaya devam edildiğine dair kolluk görevlilerince zaman zaman

düzenlenen tutanaklar soruşturma dosyasına konulmuştur.

22. Bu arada İstanbul'da faaliyet gösteren bir

dernek, M.Z.Y.nin de aralarında bulunduğu bir grup insanın 1990'lı yıllarda

yargısız infazlara kurban edildiğine veya zorla kaybettirildiğine ilişkin

iddiaları içeren, beş yüz mağdur ve maktul yakınınca imzalanan dilekçeleri

23/5/2003 tarihinde Bakanlığa göndermiştir.

23. Bakanlık söz konusu dilekçeleri İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da Fatih Cumhuriyet

Başsavcılığına iletmiştir. Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı ise M.Z.Y.nin de

aralarında bulunduğu dokuz kişinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma dosyasını

3/12/2003 tarihli yetkisizlik kararıyla Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

24. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatih

Cumhuriyet Başsavcılığınınyetkisizlik kararıyla gönderdiği soruşturma dosyasına

konu olaylar arasında irtibat bulunmadığı gerekçesiyle 29/6/2004 tarihinde

tefrik kararı vermiş ve her bir olayı ayrı birsoruşturma sırasına kaydetmiştir.

Aynı tarihte, M.Z.Y.nin ölümüyle ilgili soruşturma dosyası da daha önce

yürütülmekte olan soruşturmayla birleştirilmiştir.

25. Başvurucu Ferhat Yılmaz 16/6/2004 havale

tarihli, başvurucu Fırat Yılmaz ise 27/4/2005 havale tarihli dilekçe ile

soruşturma dosyasının fotokopisini almıştır.

26. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, on beş

yıllık zamanaşımı süresinin 25/2/2009 tarihinde dolduğu gerekçesiyle 23/3/2009

tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Söz konusu karar

başvuruculara tebliğ edilmemiştir.

27. M.Z.Y.nin kardeşi M.R.Y. 26/1/2011 tarihinde,

başvurucu Fehmi Yılmaz ise 6/2/2013 tarihinde soruşturma dosyasının fotokopisini

almıştır. Ölü muayene işlemi sırasında çekilen resimler de negatiflerden

tabedilerek 11/2/2013 tarihinde başvurucu Fehmi Yılmaz'a verilmiştir.

28. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, zamanaşımı

süresinin yirmi yıl olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı

11/2/2013 tarihinde kaldırmış vesoruşturma görevinin kendisine ait olmadığı

gerekçesiyle soruşturma dosyasını fezlekeye bağlayıp Van Cumhuriyet

Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) (TMK 10. maddesi ile görevli)

göndermiştir.

29. Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/3/2013 tarihinde

daimî arama kararı verilmiştir.

30. Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yerinden elde

edilen on sekiz adet boş kovan ile bir adet mermi çekirdeğini ve M.S.Y.nin

teslim ettiği on beş adet boş kovanı 11/4/2013 tarihli yazıyla Ankara,

Diyarbakır ve Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlükleri ile Ankara

Jandarma Kriminal Dairesi Başkanlığına göndermiş; söz konusu mermi çekirdeği

ile boş kovanların incelenmesini ve kaç adet silahtan atıldığının tespit

edilmesini istemiştir.

31. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün

2/5/2013 tarihli raporunda; mermi çekirdeği ve sekiz adet mermi kovanının

oksitlenmesi nedeniyle incelenemediği, geriye kalan yirmi beş adet kovanın iki

farklı silahtan atıldığı, arşivde kayıtlı silah ve kovanlar ile herhangi bir

irtibat sağlanamadığı belirtilmiştir. Jandarma Kriminal Dairesi Başkanlığının

23/7/2013 tarihli raporunda da -yirmi beş adet kovanın iki farklı silahtan

atıldığı hususu hariç- aynı hususlar ifade edilmiştir.

32. Diyarbakır ve Erzurum Kriminal Polis

Laboratuvar Müdürlüklerince düzenlenen, sırasıyla 19/8/2013 ve 18/9/2013

tarihli raporlarda kovanlar ve mermi çekirdeği ile arşivde kayıtlı bulunan

kovanlar arasında irtibat sağlanamadığı belirtilmiştir.

33. Aralarında başvurucuların da bulunduğu dokuz

kişi 31/5/2013 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe vermiştir. Bu dilekçede; ölenin ailesinin

soruşturmaya etkili katılımının sağlanmadığı ve dinlenmediği, olay yerinden

elde edilen boş kovanların ve mermi çekirdeğinin menşei ve aidiyetinin tespit

edilmediği, dinlenen tanıkların ifadelerinin tutanaklara yeterince yansımadığı,

soruşturmanın tarafsız bir biçimde yürütülmediği ve bazı tanıkların

ifadelerinin alınmadığı ileri sürülmüştür. Ayrıca dilekçede; Ş.M. ve kızı

Ö.M.nin M.Z.Y.nin zorla bir araca bindirilip götürüldüğünü gördükleri ve

Ö.M.nin "M.Z.Y.nin çok iri yapılı, kirli sakallı, pala bıyıklı, şapkalı,

askeri kıyafetli yedi sekiz kişi tarafından zorla bir araca bindirilmeye

çalışıldığı" konusunda bilgi sahibi olduğu iddia edilmiştir. M.Z.Y.nin

kamu görevlilerince işkence edilerek öldürüldüğü ve M.Z.Y.nin kaçırıldığını

gören pek çok kişi olmasına rağmen bu kişilerin tespit edilmediği iddialarına

yer verilen dilekçede; olay yerinin bulunduğu bölgede görev yapan köy

korucularının, olay tarihinde İlçe Jandarma Komutanlığında görevlirütbeli

kişilerin ve dosya kapsamında dinlenen kişilerin yeniden dinlenmesine ve tanık

araştırması yapılmasına ilişkin talepler yer almıştır. Son olarak dilekçede,

başvurucularca var olduğu iddia edilen Jandarma İstihbarat Terörle Mücadelenin

(JİTEM) üyeleri ile yine başvurucularca var olduğu iddia edilen ve

"Yüksekova çetesi" olarak adlandırılan grup üyelerinin tespiti ile

grup üyelerinin ifadelerinin alınması istenmiştir.

Dilekçe sahipleri; Yüksekova ile ilgili bazı haber

çıktılarını, TBMM Susurluk Komisyonu tarafından düzenlenen raporun bir kısmının

çıktısını ve hangi koşullarda dilekçe sahiplerince alındığı tespit edilemeyen

ve başvurucu Fehmi Yılmaz tarafından Kürtçeden Türkçeye tercüme edildiği

söylenen, başvurucu Kübar Yılmaz'ın, M.Z.Y.nin kardeşleri M.E.Y. ve M.R.Y. ile

başvurucu Kadir Yılmaz'ın, Ş.Y.nin ve soruşturma kapsamında ifadeleri alınan

T.Y. ile F.A.nın ifadelerini içerdiği öne sürülen çıktıları dilekçeye

eklemişlerdir. Alınan ifadelerin kaydedildiği yoğun disk (CD) ise 15/1/2014

havale tarihli dilekçe ekinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

Haber çıktıları ve TBMM Susurluk Komisyonu

tarafından düzenlenen raporun bir kısmına ilişkin çıktının ölüm olayının sebep

ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân verecek herhangi bir bilgi

içermediği anlaşılmıştır. Ayrıca dilekçe sahiplerince alındığı iddia edilen

beyanlara ait çıktılarda, M.Z.Y.nin ne şekilde kaybolduğuna ve ölüm olayının

kimler tarafından hangi amaçla ve ne şekilde gerçekleştiğine dair herhangi bir

bilgi yer almadığı ve olaydan bir süre önce kolluk görevlilerince M.Z.Y.nin bir

gün tutulup serbest bırakılmasından hareketle bazı kişilerin olayın kamu

görevlilerince gerçekleştirildiğine dair şüphelerine ilişkin beyanlarının

bulunduğu anlaşılmıştır. Öte yandan başvurucular Kübar Yılmaz ve Kadir

Yılmaz'ın beyanlarına ait olduğu öne sürülen çıktılarda, M.Z.Y.nin gözaltında

tutulduğu bir günlük süre zarfında işkenceye uğradığına dair iddiaların

bulunduğu görülmüştür.

34. Cumhuriyet Başsavcılığı 18/11/2013 tarihinde

istinabe suretiyle Ş.M.nin kızı tanık Ö.H.nin (Ö.M.) ifadesini almıştır. Ö.H.

ifadesinde, M.Z.Y.nin kim ya da kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğini

beyan etmiş ve M.Z.Y.nin götürülmesine ilişkin herhangi bir beyanda

bulunmamıştır.

35. Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi istinabe

suretiyle 19/2/2014 tarihinde alınan Ş.M., kendisine ait dükkânın M.Z.Y.

tarafından kiralandığını, 1994 yılı ramazan ayı içinde evine gelen başvurucu

Kübar Yılmaz'ın M.Z.Y.nin kayıp olduğundan söz ettiğini, muhtar olması

nedeniyle ve yardımcı olmak gayesiyle İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek durumu bildirdiğini

söylemiş ve yaklaşık on gün sonra M.Z.Y.ye ait cesedin bulunduğunu ifade

etmiştir. Ancak M.Z.Y.nin dükkândan alınıp götürülmesi veya öldürülmesiyle

ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir.

36. Yirmi yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu

gerekçesiyle Cumhuriyet Başsavcılığı, silahlı suç örgütü kapsamında kasten

öldürme suçu nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen meçhul kişiler hakkında

28/2/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

37. Başvurucular tarafından yapılan, M.Z.Y.nin

9/2/1994 tarihinde Cumhuriyet savcısının haberi olmadan gözaltına alındığına,

gözaltında işkence gördüğüne, kamu görevlilerince tekrar gözaltına alınıp

öldürüldüğüne ve bunlarla ilgili etkili ceza soruşturması yürütülmediğine

ilişkin itiraz, Van 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/9/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

38. Nihai karar başvurucular tarafından 1/10/2014

tarihinde öğrenilmiş olupbaşvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

39. Konuyla ilgili ulusal hukuk Anayasa

Mahkemesinin Maşallah Güzelsoy (B. No: 2014/14583, 18/5/2016, §§ 35-37)

başvurusuhakkında verdiği kararda yer almaktadır.

B. Uluslararası Hukuk

40. Konuyla ilgili ulusal hukuk Anayasa

Mahkemesinin Esma Çelebi (B. No:2014/17591, 19/4/2017, §§ 64-67)

başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

41. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık

Görüşü

42. Başvurucular, Cumhuriyet savcısına haber

verilmeden M.Z.Y.nin kolluk görevlilerince 9/2/1994 tarihinde gözaltına alınıp

bir gün tutulduğunu ve bu hususta düzenlenen tutanağa rağmen herhangi bir işlem

yapılmadığını iddia etmiş ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini öne

sürmüştür.

43. Bakanlık görüşünde, söz konusu iddia ile ilgili

değerlendirmede bulunulmamıştır.

2. Değerlendirme

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddiasının özü, M.Z.Y.nin hukuka aykırı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılmasına ilişkindir. Bu nedenle söz konusu iddia,

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak bu tarihten sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları

inceleyebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

46. Somut olayda M.Z.Y.nin 9/2/1994 tarihinde

gözaltına alındığı ve 10/2/1994tarihinde serbest bırakıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmı Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dışında

kalmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. İşkence Ve Kötü Muamele Yasağının ve

Bu Yasakla Bağlantılı Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık

Görüşü

48. Başvurucular, kolluk görevlilerince 9/2/1994

tarihinde gözaltına alınan M.Z.Y.nin işkenceye maruz bırakıldığını, 10/2/1994

tarihinde serbest bırakılan M.Z.Y.nin var olduğunu iddia ettikleri JİTEM

görevlilerince 22/2/1994 tarihinde gözaltına alındığını ve gözaltı sırasında

M.Z.Y.ye etnik kökeni nedeniyle işkence edildiğini, bu olaylarla ilgili

herhangi bir işlem yapılmadığını ve M.Z.Y. ile birlikte 10/2/1994 tarihinde

salıverilen S.B. isimli kişinin beyanına başvurulmadığını ileri sürüp işkence

ve kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkının ve işkence ve kötü muamele

yasağıyla bağlantılı eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

49. Bakanlık görüşünde, söz konusu iddia ile ilgili

değerlendirmede bulunulmamıştır.

2. Değerlendirme

50. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

51. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

...”

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, yakınlarına gözaltı

sırasında işkence edilmesi, serbest bırakıldıktan bir süre sonra tekrar

gözaltına alınan yakınlarının etnik kökeni nedeniyle yeniden işkenceye tabi

tutulması ve bunlarla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesidir. Bu

nedenle başvurucuların adil yargılanma hakkıyla bağlantı kurarak ileri

sürdükleri iddialar da işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında incelenmiştir.

53. Anayasa Mahkemesi; Esma Çelebi başvurusunda,

yakınları yaşamını yitiren başvurucuların işkence ve kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddialarını incelemiş ve "başvurucuların

kendileri bakımından doğrudan mağduriyetlerini ileri sürmeyip ölen yakınlarına

yönelik eylemleri şikâyet konusu yaptıkları" gerekçesiyle başvuruda mağdur

statüsü bakımından bir sorun bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

54. Somut başvuruda iki farklı tarihte

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddia edilmiştir. Bu

tarihlerden ilki M.Z.Y.nin gözaltında tutulduğu 9/2/1994 ile 10/2/1994

tarihleri arasına, ikincisi ise 22/2/1994 tarihine ilişkindir. M.Z.Y.nin

22/2/1994 tarihinde maruz kaldığı işkence sonrasında öldürüldüğü öne

sürüldüğünden ikinci tarih yönünden başvurucuların "dolaylı mağdur" sıfatını

taşıdıklarında şüphe bulunmamaktadır.

55. İşkence ve kötü muamele yasağının

ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü ilk tarihe gelince M.Z.Ynin 10/2/1994

tarihinde serbest bırakılmadan önce "hareketlerine dikkat etmesi gerektiği

ve bundan sonra izleneceği" yönünde uyarıldığına dair iddiaların

bulunduğunu (bkz. § 19), M.Z.Y. serbest kaldıktan on iki gün gibi kısa bir süre

sonra ortadan kaybolduğunu ve bu kadar kısa süre içinde M.Z.Y.nin yetkili

makamlara başvuru yapmasını beklemenin makul olmadığını değerlendiren Anayasa

Mahkemesi, somut olayın koşullarında 9/2/1994 ile 10/2/1994 tarihleri arasında

yapıldığı iddia edilen işkence yönünden de başvurucuların dolaylı mağdur

sıfatını taşıdığı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla başvuruda mağdur statüsü

yönünden herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

56. "Kişi yönünden yetki"

bakımından eksiklik söz konusu olmamakla birlikte başvurunun diğer kabul

edilebilirlik kriterleri yönünden de değerlendirilmesi gerekmektedir.

57. Bireyin, bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde olay hakkında etkili resmî bir soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir

(Tahir Canan, § 25). Ancak bu konuda bir soruşturmanın başlatılabilmesi

için öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt

yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen

birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde

bir soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No:

2013/394, 6/3/2014, § 28).

58. Somut olayda, M.Z.Y.nin gözaltında kaldığı

9/2/1994 ile 10/2/1994 tarihleri arasında işkenceye uğradığına dair

başvurucular Kübar Yılmaz ve Kadir Yılmaz'ın -M.Z.Y.nin anlatımına dayalı-

soyut beyanları dışında herhangi bir delil veya emare bulunmamaktadır. Yapılan

ölü muayenesi işleminde yalnızca M.Z.Y.nin ölümüne neden olan kurşun yaraları

ve kemik kırıkları tarif edilmiş, işkenceye işaret eden herhangi bir yara izi

tarif edilmemiştir. Başvurucular daiddialarını, adli bir rapora veya somut başka

bir delile ya da delil başlangıcına dayandırmamışlardır. Bu nedenle Cumhuriyet

Başsavcılığı, ilk bakışta işkenceyi gösteren bir kanıt bulunmadığından bu

konuda bir soruşturma yapmamıştır.

59. Bu açıklamalar ışığında başvurucuların

yakınının işkenceye tabi tutulduğunun ispatını mümkünkılar nitelikte somut bir

verinin bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamındaki iddiaların soyut ve temellendirilmemiş şikâyetlerden oluştuğu

anlaşılmaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık

Görüşü

61. Başvurucular, var olduğunu iddia ettikleri

JİTEM görevlilerince M.Z.Y.nin öldürüldüğünü iddia etmiş ve yaşam hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.Başvurucuların adil yargılanma, iki

dereceli yargılanma ve etkili başvuru haklarıyla ve eşitlik ilkesiyle bağlantı

kurarak ileri sürdükleri şikâyetler ise şöyledir:

-Başvurucuların

beyanları alınmamış ve başvurucular soruşturmaya dâhil edilmemiştir.

-Faillerin

bulunması için herhangi bir işlem yapılmamıştır.

-Olay

yerinden elde edilen mermi kovanları ile mermi çekirdeğinin menşei ve aidiyeti

tespit edilmemiş, silahların kimin zimmetinde olduğu araştırılmamıştır.

-İfadeleri

yeniden alınması istenen kişilerin ifadeleri alınmamıştır.

-Kendilerince

dinlenip beyanları kayda alınan kişilerin ifadeleri soruşturmada

değerlendirilmemiştir.

-Olay

yerinin bulunduğu bölgede görev yapan askerî yetkililerin, köy korucularının,

-başvurucularca var olduğunu iddia edilen- JİTEM görevlilerinin ve bazı emniyet

yetkililerinin ifadelerine başvurulmamıştır.

-M.Z.Y.nin

götürüldüğü sırada sokakta kimlik kontrolü yapan güvenlik güçlerinin beyanları

alınmamıştır.

-Olay

yerinde keşif yapılmamıştır.

-Delilleri

toplayan kişilerin failler veya faillerle beraber çalışan kişiler olması

nedeniyle soruşturma makamları bağımsız değildir.

-Tanık

araştırması yapılmamıştır.

-M.Z.Y.nin

üzerinden çıkan kıyafetlerde inceleme yapılmamıştır.

-M.Z.Y.

etnik kökeni nedeniyle öldürülmüştür ve bu nedenle failler korunmaktadır.

-Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara yapılan itiraz üzerine Cumhuriyet Başsavcılığından

alınan mütalaa başvuruculara tebliğ edilmemiştir.

-Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karara yapılan itiraz üzerine duruşma yapılmamış ve dosya

üzerinden karar verilmiştir.

-Başvuruculara

tanıkları sorgulama hakkı verilmemiştir.

-Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen karar

gerekçesizdir ve bu nedenle itiraz hakkı engellenmiştir.

-Yüksekova'da

meydana gelen olay nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma

yürütüldüğünden tabii hâkim ilkesi ihlal edilmiştir.

-Soruşturmaya

konu eylemler insanlığa karşı işlenen suçlardır ve bu suçlar içindava

zamanaşımı söz konusu değildir.

62. Bakanlık görüşünde, başvurucuların özen

yükümlülüklerini yerine getirmeyip olayın üzerinden on dokuz yıl geçtikten sonra

birtakım iddialarda bulundukları, bu nedenle başvurunun süresinde yapılmadığı,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda müşteki olarak yalnızca M.R.Y. ile

başvurucu Kadir Yılmaz'ın yer aldığı, bu nedenle başvurunun kişi bakımında

yetkisizliğe ve başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kabul edilemezlik

nedenleri yönünden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

63. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı

beyanlarında, önceki iddialarını tekrar etmişlerdir.

2. Değerlendirme

64. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama ...hakkına sahiptir.”

65. Başvurucuların şikâyetlerinin özü, yakınlarının

etnik kökeni nedeniyle kamu görevlileri tarafından işkence edilerek

öldürüldüğüne ve bu olayla ilgili etkili soruşturma yürütülmediğine ilişkindir.

Bu nedenle başvurucuların adil yargılanma, iki dereceli yargılanma ve etkili

başvuru hakları ve eşitlik ilkesiyle bağlantı kurarak ileri sürdükleri iddialar

da yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

66. Bununla birlikte Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının maddi boyutunun ve bu hakla bağlantılı

eşitlik ilkesinin ihlal edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme

yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte -makul şüphenin ötesinde- kanıt, Anayasa

Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Olayın gerçekleştiği koşullar, başka bir

ifadeyle ölenin hangi nedenle ve kimler tarafından öldürüldüğü bir

değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte tespit edilememiştir.

67. Bu durumda başvurucuların yakınının etnik kökeni

nedeniyle kamu görevlileri tarafından öldürüldüğü iddiasının Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan yaşam hakkının sadece

etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak

incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

68. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu

olayda başvurucular ölenin eşi, kardeşi ve çocuklarıdır.Başvurucuların

tamamının ismi kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer almasa da

başvurucuların Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığına verdikleri dilekçede yer alan Ö.M. ve Ş.M.nin dinlenmesi talebi

kabul görmüştür (bkz. §§ 33, 34, 35). Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

başvurucular tarafından yapılan itiraz da incelenmiştir (bkz. § 37). Bu nedenle

başvuru ehliyeti açısındanbaşvuruda bir eksiklik bulunmadığı ve tüketilmesi

gereken kanun yollarının da başvurucularca tüketildiğikanaatine varılmıştır.

69. Başvurucular, yakınlarının ölümüyle ilgili

yürütülen soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara

yaptıkları itirazın reddi üzerine başvuru süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır. Dolayısıyla başvuruda süre yönünden de bir eksiklik

bulunmamaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle açıkça dayanaktan

yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de bulunmayan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

71. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma

yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının

sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54).

72. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu

gerçekleşen ya da gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin

soruşturmaların etkili olabilmesi için soruşturma makamlarının olaya karışmış

olabilecek kişilerden bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece

hiyerarşik ve kurumsal bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın

da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi gerekir (Cemil Danışman, B. No:

2013/6319, 16/7/2014, § 96).

73. Ceza soruşturmasının etkililiği için

soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri

tespit etmeleri gerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu

kişilerin belirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma

yükümlülüğüne aykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

74. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak

hususlardan biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma

sürecinin kamu denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin

yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde

katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

75. Öte yandan yürütülen bu soruşturma makul bir

özen ve süratle de yürütülmelidir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017,

18/9/2013, § 30). Bu husus, hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka

aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi

yönünden bir gerekliliktir.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

76. Somut olaya ilişkin soruşturmada,

başvurucuların yakının kaybolması ile ilgili Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığınca ivedilikle harekete geçildiği, M.Z.Y.nin bulunması konusunda müzekkereler

yazıldığı ve ölüm olayından sonra ölü muayene işleminin vakit geçirilmeksizin

yapıldığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 11, 14). Bu nedenle ölüm olayı üzerine

soruşturma makamlarının derhâl harekete geçmesi gerektiğine ilişkin ivedilik

ilkesi yönünden soruşturmada herhangi bir eksiklik tespit edilmemiştir.

77. Başvurucu Kadir Yılmaz dışındaki

başvurucuların ifadelerine başvurulmamışolmakla birlikte başvurucular,

soruşturma dosyasındaki belge ve resimlere istedikleri zaman erişebilmiş;

soruşturmaya ilişkin taleplerini yetkili makamlara iletebilmiş ve soruşturma

sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına da itiraz etme imkânı

bulabilmiştir (bkz. §§ 25, 27, 33, 37). Dolayısıyla başvurucuların soruşturma

sürecine gerekli olduğu ölçüde katılamadıkları da söylenemez.

78. Başvuruya konu soruşturmada olay

yeri, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığının denetiminde kolluk görevlilerince

incelenmiş ve olay yerindeki deliller kolluk görevlilerince toplanmışsa da ölü

muayene işlemi Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığının gözetiminde bir hekimce

yapılmış; M.S.Y.nin ve başvurucu Kadir Yılmaz'ın beyanı Yüksekova Cumhuriyet

Başsavcılığınca alınmış ve M.Z.Y.nin zorla bir araca bindirildiği konusunda

bilgi sahibi oldukları ileri sürülen Ş.M. ve kızı Ö.H.nin (Ö.M.) beyanları da

Cumhuriyet Başsavcılığınca istinabe suretiyle alınmıştır. Başvurucular

soruşturma makamlarının bağımsız olmadığını iddia etseler de somut olayda

bağımsız soruşturma yürütülmediğine dair herhangi somut bir unsur ileri

sürmemiş ve Cumhuriyet savcısının bağımsızlığı yönünden de bir iddiada

bulunmamışlardır. Bu nedenle somut olayın koşullarında, yürütülen soruşturmanın

yeterince bağımsız olduğu sonucuna varılmıştır.

79. "Ölüm olayını aydınlatabilecek

ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit edilmesi

ve soruşturmanın makul bir özen ve süratle yürütülmesi" ilkeleri yönünden

başvuru konusu soruşturmanın değerlendirilmesine gelince Yüksekova

Cumhuriyet Başsavcılığıölü muayene işlemi yapmış, birkaç kişinin ifadesini

almış, birkaç müzekkere yazmış ve 22/3/1994 tarihinde daimî arama kararı

vermiştir (bkz. § 21). Daimî arama kararı verilmesinden olay yerinden elde

edilen on sekiz adet mermi kovanıyla bir adet mermi çekirdeği ve M.S.Y.

tarafından teslim edilen on beş adet boş mermi kovanının balistik incelemeye

gönderildiği 11/4/2013 tarihine kadar ölüm olayının aydınlatılmasına ve

faillerin tespitine imkân veren herhangi bir işlem yapılmamıştır. Aradan geçen

uzun sürede mermi çekirdeği ve sekiz adet mermi kovanı oksitlenmiş, bu nedenle

incelenememiştir (bkz. § 31). Oysa ateşli silah yaralanmasına bağlı tıbbi

arazlar nedeniyle öldüğünde şüphe bulunmayan M.Z.Y.nin ölüm olayının

aydınlatılmasında balistik incelemenin ne kadar önemli olduğu açıktır.

80. Öte yandan M.S.Y. isimlerini bilmediği birkaç

kişinin kayıp olduğu gün komando timlerinin M.Z.Y.yi aradıklarını söylemiş;

başvurucu Kadir Yılmaz da M.Z.Y.nin civarda dolaşan çocukların krem rengindeki

bir minibüsten inen, silahlı üç kişinin zorla M.Z.Y.yi minibüse bindirip

götürdüklerini anlattıklarını iddia etmiştir (bkz. §§ 16, 17). Maddi gerçeğin

aydınlatılması için önemli olmasına rağmen ifadelerde geçen hususların

doğruluğu araştırılmamış ve tanık oldukları iddia edilen kişilerin tespiti için

çaba gösterilmemiştir.

81. Faillerin tespiti için delil elde etme imkânına

rağmen M.Z.Y.nin kıyafetleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır.

82. Olay yeri detaylı bir şekilde incelenmemiş,

olay yerinde bulunan on beş boş mermi kovanı sonradan M.S.Y. tarafından

Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmiştir (§ 16).

83. Sonuç olarak soruşturma kapsamında ölüm

olayının nedenini ortaya çıkarmak için gerekli adımların zamanında atılmadığı,

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması konusunda

gerekli özenin gösterilmediği, zamanaşımı süresinin önemli bir kısmında

soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir işlem yapılmadığı,

dolayısıyla yürütülen soruşturmanın Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği

etkililik ve özende bir inceleme içermediği kanaatine varılmıştır.

84. Açıklanan gerekçelerle yaşam

hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50.

Maddesi Yönünden

85. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

86. Başvurucular, ihlallerin tespitini

ve yol gösterici nitelikte karar verilmesini istemişler ve başvurucu Kübar

Yılmaz için 150.000 TL maddi, 150.000 TL manevi; başvurucu Kadir Yılmaz için

50.000 TL manevi; diğer başvurucular için ayrı ayrı 30.000 TL maddi, 50.000 TL

manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

87. Başvuruda, yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir.Bu durumda kararın bir örneğinin

6216 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

88. Bahse konu düzenlemeye göre, bir suç için

kanunda öngörülen dava (suç) zamanaşımı süresinin sonradan yürürlüğe giren bir

kanunla değiştirilmesi halinde, işlendiği iddia edilen suç için yönünden

uygulanacak zamanaşımı süresi, kısa olan zamanaşımı süresidir. Bu bakımdan,

1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'da devletin birliğini

ve ülke bütünlüğünü bozmak ve kasten öldürme suçları için öngörülen

dava zamanaşımı süreleri daha uzun olsa da somut olaya uygulanması gereken dava

zamanaşımı süresi 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'da

öngörülendir ve bu süre deuzun zaman önce dolmuştur. Dolayısıyla, zamanaşımına

uğradığı anlaşılan başvuruya konu olay hakkında yeniden soruşturma yapılması

için kararın bir örneğinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi imkânı

bulunmamaktadır.

89. Yaşam hakkının usul boyutunun

ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvuruculara müştereken net 27.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

90. Başvuru hakkında yapılan inceleme

sonucunda yaşam hakkının esasının ihlal edildiği hususunda bir karar

verilmemiş, bununla birlikte usul boyutunun ihlal edildiğine hükmedilmiştir.

Başvurucular da uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile ilgili olarak

Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamışlardır. Anayasa Mahkemesinin

maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettiği

maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir.

Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olmaları nedeniyle maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

91. Dosyadaki belgelerden tespit edilen

206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.816,10 TL

yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İşkence ve kötü muamele yasağının ve bu

yasakla bağlantılı eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına

alınan yaşam hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara yaşam hakkının usul boyutunun

ihlali nedeniyle müştereken net 27.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata

ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben

başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Van

Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 18/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17225, 18 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Üstün
  7. Kaleli
  8. Özkaya
  9. I. Başvurunun Konusu
  10. II. Başvuru Süreci
  11. III. Olaylar Ve Olgular
  12. Iv.ilgili Hukuk
  13. A. Ulusal Hukuk
  14. B. Uluslararası Hukuk
  15. V. İnceleme Ve Gerekçe
  16. A. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının
  17. B. İşkence Ve Kötü Muamele Yasağının ve
  18. C. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine
  19. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına
  20. C. Başvuruculara yaşam hakkının usul boyutunun
  21. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben
  22. F. Kararın bir örneğinin bilgi için Van
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17225
Tarih
18 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Fatma Kılıçarslan Başvurusu (B. No: 2015/4991)
  • Mehmet Bayraktar Başvurusu (B. No: 2014/717)
  • Kemal Gözler Başvurusu (B. No: 2014/5232)
  • F.a.a. Başvurusu (B. No: 2015/15764)
  • S.k. Başvurusu (B. No: 2015/2438)
  • Gökhan Ayhan Başvurusu (B. No: 2015/3041)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.