İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatma Kılıçarslan Başvurusu (B. No: 2015/4991)

1. Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik-iş kazasına ilişkin ceza

Başvuru No2015/4991Tarih4 Nisan 2018Okuma8 dk · 1.509 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fatma Kılıçarslan Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/4991
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.509 kelime·8 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik-iş kazasına ilişkin ceza

soruşturmasının etkili şekilde yürütülmemiş olması nedeniyle yaşam hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucunun eşi İ. Kılıçarslan

14/9/2014 tarihinde, şoför olarak çalışmakta olduğu tünel inşaatında kullandığı

kamyon ile yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucunda vefat etmiştir.

7. Saha formeni (ustabaşı) olarak görev yapan İ.K. ve şantiye

şefi olarak görev yapan A.Ç. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan

yürütülen soruşturmada Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/10/2014 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi, söz konusu

kazanın oluşumunda şüphelilerin kusuru bulunduğuna ilişkin somut bir delil

bulunmadığı, kamyonun bakımında eksiklik olmadığı, kazanın müteveffa tarafından

"aracın hızının yük, yol ve trafik durumuna uydurma" kuralının ihlal

edilmiş olması nedeniyle gerçekleştiğinin anlaşıldığı, kazanın meydana

gelmesinde başkasının kusuru bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı

şeklindedir.

8. Başvurucunun itirazı üzerine Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin

12/11/2014 tarihli kararıyla, kazaya karışan aracın "hafif kusurlu"

şekilde trafik muayenesinden geçmiş olduğunun anlaşıldığı, dosyanın işçi

sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetine

tevdi edilerek kimlerin ne oranda kusurlu olduğuna ilişkin rapor alınması

gerektiği gerekçesiyle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir.

9. İki inşaat mühendisi ve bir hukukçudan oluşan bilirkişi

heyetinden alınan 17/12/2014 tarihli raporda; kazaya karışan aracın

lastiklerinde hasar oluşması ve lastiklerin profili uygun olmayan şekilde yeniden

açılmış olması nedeniyle muayeneden hafif kusurlu olarak geçtiği tespit

edilmiştir. Raporda, aracın kaza anındaki kilometresi ile lastik değişim tarihi

ya da lastiklerin durumuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı,

işverenin ve sürücünün kusur durumlarının tespit edilebilmesi için anılan

hususun açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca kaza

anında sürücünün 96 km/saat hızla seyretmekte olduğu, bu hızın araç cinsi ve

olay yerine göre yüksek olduğu, sürücünün hızını yol şartlarına göre

ayarlamadığı, işverenin bakım yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğunun -lastik

durumunun asgari şartlara uygun olması hâlinde- belirlenmesi hâlinde kazanın

meydana gelmesinde sürücünün tamamen kusurlu olduğunun tespit edilebileceği,

aksi durumda bakım yükümlülüğünü ihlal edenlerin kusuru bulunacağı

belirtilmiştir.

10. Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca 7/1/2015 tarihinde, ölen

sürücü İ. Kılıçarslan'ın kullandığı kamyonun TÜVTÜRK'te 26/10/2013 tarihinde muayenesinin yaptırıldığı

ve aracın hafif kusurlu olarak muayeneden geçtiği, bir sonraki muayene

tarihinin ise 27/10/2014 olduğu, şantiye görevlilerinin aracı muayene ettirme

yükümlülüklerini yerine getirdiklerinin anlaşıldığı, lastikleri de dâhil olmak

üzere kamyonun muayeneden geçmesi nedeniyle lastiklerin durumuyla ilgili bilgi

eksikliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, söz konusu kamyonun bakımında eksiklik

bulunmadığı, kazanın İ. Kılıçarslan'ın

"araçların hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve

trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak"tan

dolayı meydana geldiği, kazanın oluşumunda başkasının kusurunun bulunduğuna

dair bir delil bulunmadığı gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmiştir.

11. Başvurucunun itirazı, Rize Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/3/2015

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar 13/3/2015 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiş olup başvurucu 19/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

12. Başvurucu ayrıca işveren şirketler ile sigorta şirketi

aleyhine manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle dava

açmıştır. İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi önünde görülen davanın derdest

olduğu anlaşılmaktadır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, meydana gelen trafik-iş kazasında eşinin vefat

ettiğini, aracın en son trafik muayenesinin üzerinden on bir ay geçmiş

olduğunun ve bu muayeneden de aracın hafif kusurlu olarak geçtiğinin

anlaşıldığını, aracın bakım yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle

sorumluluğu bulunan kişiler hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmediğini, ceza soruşturmasında kusur oranlarının gereği gibi

belirlenmemesinin açılan tazminat davası üzerinde de etkisi olacağını

belirterek adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı, eşitlik ilkesi ile

yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

15. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

16. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

17.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun eşinin ölümü ile sonuçlanan kazaya ilişkin yürütülen ceza

soruşturması sürecine yönelik tüm şikâyetlerinin yaşam hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

18. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında; ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru hakkına

sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşama hakkının doğal niteliği gereği,

yaşamını kaybeden kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan

ölüm olayı nedeniyle ölen kişilerin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No. 2013/841, 23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda müteveffa,

başvurucunun eşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

19. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

20. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

21. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

22. Diğer taraftan etkili bir başvurudan söz edilebilmesi için

başvuru yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun

uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü

ele alma yetkisine sahip bulunması gerekir. Başvuru yolunun ancak bir hak

ihlali iddiasını önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş

bir hak ihlalini karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim

sunabilmesi hâllerinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine vuku

bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusu olduğunda tazminat ödenmesinin yanı

sıra sorumluların ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usule ilişkin

güvencelerin sağlanması gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

23. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013,§

50).

24. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

25. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkı kapsamındaki usule

ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari

nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat davaları

sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali gidermek ve

dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

26. Bununla birlikte kasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir

yaklaşım benimsenebilir. Bu kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet

verilmediği durumlarda "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük, mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk

yollarının açık olması ile yerine getirilmiş sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

27. Başvurucu yaşama hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda başvurucunun eşinin ölümüne kasten sebebiyet

verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.

28. Başvuruya konu kazaya ilişkin olarak ölümün kaza sonucu meydana

geldiğini ortaya koyan, olası sorumlulukları meydana çıkarabilecek ve varsa

muhtemel sorumlulukların iş mahkemesindeki davada da tartışılmasını

sağlayabilecek seviyede bir ceza soruşturması yürütülmüştür.

29. Bu durumda -somut olayın koşulları çerçevesinde- yaşama

hakkı kapsamında devletin sahip olduğu "etkili bir yargısal sistem

kurma" yönündeki pozitif yükümlülük, başvurucuya adli yargı mercileri

önünde açabileceği bir tazminat yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

30. Somut olayda, başvurucunun eşinin hayatını kaybetmesi ile

sonuçlanan trafik-iş kazası dolayısıyla iş mahkemesi önünde görülen tazminat

davasının derdest olduğu anlaşılmaktadır.

31. Başvurucu açısından erişilebilir olan tazminat davası açma

yolunun, somut olayda muhtemel sorumlulukları tartışma ve tazmin etme

kapasitesini haiz olduğu sonucuna varılmıştır.

32. Bu itibarla başvuru konusu olayda, yaşamı koruma

yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkin kanunda öngörülen ve fiilen de

etkili olmadığını gösteren bir veri bulunmayan tazminat davasının henüz

sonuçlanmadığı anlaşıldığından başvuru yollarının tüketildiği söylenemez.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Fatma KILIÇARSLAN Vekili : Av. Rıdvan PEHLİVAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4991, 4 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. M. Emin KUZ
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4991
Tarih
4 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Bayraktar Başvurusu (B. No: 2014/717)
  • Kemal Gözler Başvurusu (B. No: 2014/5232)
  • F.a.a. Başvurusu (B. No: 2015/15764)
  • S.k. Başvurusu (B. No: 2015/2438)
  • Gökhan Ayhan Başvurusu (B. No: 2015/3041)
  • Mehmet Çınar ve Nuray Çınar Başvurusu (B. No: 2015/4807)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.