İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Didem Tütenk Başvurusu (B. No: 2013/7525)

1. Başvurucu, hükümlü olarak

Başvuru No2013/7525Tarih10 Haziran 2015Okuma13 dk · 2.627 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Didem Tütenk Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/7525
R.G. Tarih- Sayı
14/7/2015-29416
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.627 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hükümlü olarak

tutulduğu ceza infaz kurumunda herhangi bir disiplinsiz davranışta bulunmadığı

halde, haksız ve keyfi bir şekilde hücreye koyma cezası ile

cezalandırılmasının; bu kararı inceleyen infaz hâkimliğinin etkili bir

soruşturma yapmamasının; infaz hâkimliğinin kararına itirazını inceleyen

mahkemenin, kendisini ve avukatını dinlemek için çağırmayıp lehine olan hiçbir

delili toplamamasının; ilk kez disiplin cezası almasına rağmen on beş gün gibi

uzun bir süreyle hücreye koyma cezası verilmesinin ve bu ceza sonucu konulduğu

hücrede bazı imkânlardan yoksun bırakılmış olmasının, Anayasa’nın 17., 25. ve

38. maddelerinde güvence altına alınan, işkence ve eziyet yasağı, düşünce ve

kanat özgürlüğü ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 2/10/2013

tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen

eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 31/1/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde yer

aldığı şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu hakkında, hükümlü

olarak bulunduğu İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

Başkanlığının 24/5/2013 tarihli ve 2013/428 sayılı kararı ile "Koğuşunda yapılan genel aramaya karşı çıkmak ve kurum

görevlilerine hakaret etmek" gerekçesiyle on beş gün süreyle

hücreye koyma cezası verilmiştir.

6. Anılan karara karşı başvurucunun

itirazını inceleyen Karşıyaka İnfaz Hâkimliği (Hâkimlik), başvurucunun beyanını

almış, ilgili ceza infaz kurumu ikinci müdürü ile disiplin cezasına konu

tutanağı düzenleyen infaz koruma memurlarını dinlemiş, başvurucunun memurlara

hakaret ettiği iddiasıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını araştırmış; Başsavcılık tarafından,

30/5/2013 tarihli ve E.2013/715 sayılı iddianame ile başvurucu hakkında görevli

memura hakaret suçundan kamu davası açıldığını tespit etmiştir.

7. Hâkimlik, 19/8/2013 tarihli ve

K.2013/1864 sayılı kararı ile “Tutanak

düzenleyicilerin anlatımları, kurum ikinci müdürünün tutanağı doğrulayan

beyanları, disiplin kurulu kararının içeriği dikkate alınarak, itirazın yerinde

olmadığı” gerekçesine istinaden, disiplin cezasının onanmasına karar

vermiştir.

8. Başvurucunun anılan

karara itirazı, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 28/8/2013 tarihli

ve 2013/2436 Değ. İş. sayılı kararı ile “Hücreye koyma cezası ile bu cezanın onanmasına

ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle

kesin olarak reddedilmiştir.

9. Başvurucu, bu kararı

2/9/2013 tarihinde öğrendiğini ifade etmektedir.

10. UYAP üzerinden

yapılan incelemede, anılan kararın başvurucuya 29/8/2013 tarihinde bildirildiği

ve bildirime ilişkin olarak da aynı tarihli tebliğ-tebellüğ tutanağı

düzenlendiği anlaşılmıştır.

11. Başvurucu, kesinleşen

disiplin cezası gereğince hücrede tutulduğu 2/10/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 38. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“(1) Çocuklar haricindeki hükümlüler hakkında

uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre şunlardır:

…

f) Hücreye koyma.

(2) Toplu, bedensel, zalimane, insanlık dışı

veya küçültücü cezalar disiplin cezası olarak uygulanamaz.”

13. 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin nitelik ve ağırlığına

göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı saklı kalmak üzere,

geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her türlü temastan

yoksun bırakılmasıdır.”

14. 5275 sayılı Kanun’un

52. maddesi şöyledir:

“(1) Disiplin cezalarına ve tedbirlerine karşı şikâyet ve itiraz

durumunda 16.5.2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu hükümleri

uygulanır.

(2)

Diğer mevzuattan kaynaklanan dilekçe ve şikâyet hakkı saklıdır.”

15. Ceza

İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzüğün 4. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“(4) Mahkeme kesinleşen ve yerine getirilmesini

onayladığı ceza ve güvenlik tedbirine ilişkin hükmü Cumhuriyet başsavcılığına

gönderir. Kesinleşen mahkûmiyet kararlarının infazı Cumhuriyet savcısı

tarafından izlenir ve denetlenir.

a)

Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı; kurumun

mevzuata göre yönetilmesini ve infaz hizmetlerinin temel insan haklarına uygun

olarak yerine getirilmesini ister ve denetler. Görüş ve önerilerini denetleme

defterine yazar, gerekli gördüğü durumlarda Bakanlığa bilgi verir.”

b)

Kurumda çalışan tüm görevliler Cumhuriyet başsavcısının veya görevlendireceği

Cumhuriyet savcısının istediği her türlü bilgiyi vermekle yükümlüdür.”

16. Anılan Tüzük’ün 150.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin

nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı

saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her

türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

…

(3)

Hücre, yaşamsal gereksinimleri karşılayacak şekilde ve özellikle, bel hizasında

100 x75 cm ebadında penceresi olan ve en az odanın genişliğinde havalandırması

bulunan dokuz veya on metrekare büyüklüğünde, duş ve tuvaleti olacak şekilde

düzenlenir.

(4)

Hücreye konulan hükümlünün, resmi yetkili merciler ve avukatı ile görüşmesine

engel olunmaz.

(5)

Hücreye koyma cezasının infazı sırasında hükümlü, günde bir saat açık havada

bulunabilme hakkından mutlaka yararlandırılır ve kitap okumasına izin verilir.”

17. 16/5/2001 tarihli ve 4675

sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde

bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili

faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla

verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine

ilişkin hükümleri kapsar.”

18. 4675 sayılı Kanun’un

4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“ (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:

1.

Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,

yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri,

beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının

korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri,

çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve

karara bağlamak.

…

3.

Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin tedbirleri ve verilen disiplin

cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı

olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.

…

(2)

Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler

saklıdır.”

19. 4675 sayılı Kanun’un 5. maddesi

şöyledir:

“Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında

yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri

ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin

öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren

otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.

Şikâyet,

dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet

başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da

yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün

içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır

ve bir sureti başvurana verilir.

Şikâyet

yoluna, kendisi ile ilgili olmak kaydıyla hükümlü veya tutuklu ya da eşi,

anası, babası, ayırt etme gücüne sahip çocuğu veya kardeşi, müdafii,

kanunî temsilcisi veya ceza infaz kurumu ve tutukevi izleme kurulu

başvurabilir.

Şikâyet

yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini

durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması

ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte

gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına

karar verebilir.”

20. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“…

Şikâyet

başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta

içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu

işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve

belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet

savcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet

üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep

edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü

veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek

koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi

gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz

kurumunda da alabilir.

İnfaz

hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse,

yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine

karar verir.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 10/6/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/10/2013 tarihli ve 2013/7525

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, hükümlü olarak

tutulduğu İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda herhangi bir disiplinsiz

davranışta bulunmadığı halde, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı

tarafından, koğuşta arama yapılmasını engellediği ve görevli memurlara hakaret

ettiği gerekçesiyle haksız ve keyfi bir şekilde hücreye koyma cezası ile

cezalandırıldığını, disiplin cezası kararına itirazını inceleyen Hâkimliğin,

infaz koruma memurları tarafından düzenlenen çelişkili ve taraflı tutanağı

hükme esas alıp olay yerine ilişkin kamera kayıtlarını incelemediğini ve aynı

koğuş içerisinde bulunan ve olayı gören diğer kişileri tanık olarak

dinlemediğini, Hâkimliğin kararını inceleyen Mahkemenin de kendisini ve

avukatını dinlemek için çağırmayıp lehine olan hiç bir delili toplamadığını,

ayrıca ilk kez bir disiplin cezası alması dikkate alınmaksızın, on beş gün gibi

uzun bir süreyle bir hücrede tutulmasına karar verildiğini, verilen bu cezanın,

işlediği iddia edilen disiplin suçu ile orantılı olmadığını, muhalif

düşünceleri sebebiyle bu şekilde cezalandırıldığını düşündüğünü; kesinleşen bu

ceza nedeniyle konulduğu hücrenin, sadece sekiz metre karelik, içerisinde

hiçbir iletişim ve haberleşme aracı bulunmayan bir yer olduğunu, hücrede

bulunduğu süreçte, kimseyle görüştürülmediğini, süreli yayınları takip

edemediğini, infaz koruma memurlarınca baskı altında tutulduğunu, gün içinde

sadece bir saat süreyle havalandırmaya çıkarıldığını, hücreye sıcak su

verilmediğini ve revire çıkarılmadığını belirterek, Anayasa’nın 17., 25. ve 38.

maddelerinde güvence altına alınan işkence ve eziyet yasağı, düşünce ve kanaat

özgürlüğü ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş, manevi tazminat ve adli yardıma karar verilmesi ile bir insanın yaşama

hakkını ihlal ettiğini düşündüğü hücre cezasının kaldırılması taleplerinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adli

Yardım Talebi Yönünden

23. Ayrıntıları Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay

(B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında

belirtilen adli yardım talebinin değerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde somut olayda, başvurucunun,

sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin ve adına

kayıtlı bulunan taşınır veya taşınmaz

malının olmadığı, başvuru tarihi itibarıyla hükümlü olarak bir ceza

infaz kurumunda bulunduğu, geçimini önemli ölçüde zor

duruma düşürmeksizin yargılama giderini ödeme gücünden yoksun olduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemeden anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

24. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, Ceza İnfaz Kurumu

disiplin Kurulu Başkanlığının verdiği disiplin cezasının haksız ve keyfi

olduğu, bu cezayı onayan Hâkimliğin

etkili bir soruşturma yapmadığı ile kesinleşen cezanın uygulanması sırasında kendisine kötü muamelede bulunulduğu iddialarına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirilmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların

gerçekliğinin hukuki tavsifini kendisi tayin eder. Bu

nedenle başvurucunun iddiaları, disiplin cezası yönünden Anayasa’nın 36. maddesi, disiplin cezasının uygulanma koşulları yönünden ise Anayasa’nın

17. maddesi ile ilişkili görülerek, değerlendirmenin bu maddeler kapsamında ve ayrı ayrı

yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

a. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

25. Başvurucu, Ceza infaz Kurumu

Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından haksız ve keyfi bir şekilde disiplin

cezasıyla cezalandırılmasının ve bu cezayı onayan Hâkimliğin etkili bir

soruşturma yapmamasının, anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

26. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“(5) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde

ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme,

öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek

talebi kabul veya reddeder.”

27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolları öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir.”

28. Bireysel başvurunun

ön şartlarından birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin

Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 18).

29. 6216 sayılı Kanun'un

47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer

mahkemeler yahut yurt dışı temsilcilikler

vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

30. Somut olayda başvurucu hakkında verilen disiplin cezası yönünden başvuru yolları, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/8/2013 tarihli kararı ile tüketilmiş olup anılan nihai

karar başvurucu tarafından 29/8/2013 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu, kararı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün

içinde ve en nihayetinde 30/9/2013 tarihine kadar bireysel başvuruda bulunması gerekirken, 2/10/2013 tarihinde başvuruda bulunmuş ve süresi içinde

başvuruda bulunmaması ile ilgili olarak

herhangi bir mazeret de ileri sürmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren otuz günlük

yasal süresi içinde yapılmayan başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiği İddiası

32. Başvurucu, tutulduğu

hücrenin fiziki koşullarını ve tutulması sırasında bazı haklardan mahrum bırakılmasını başvuru konusu yapmış, tutulma sırasında maruz kaldığı muamelenin, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetine bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz”

34. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“… Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

35. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“ (2) İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

36. Anılan Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer verilen kanun yollarının tüketilmesi

koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve

olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir ifadeyle, temel hak

ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece mahkemelerinin gidermekle

yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

37. Temel hak ve özgürlüklere saygı,

devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi

nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal

makamların görevidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

38. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal

mercilerce düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.

Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca,

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde

yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara

sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

39. Somut olayda başvurucu, şikâyetine konu ihlal iddialarına

ilişkin olarak başvuru yollarının tamamını tükettiğini ifade etmekte olup

başvuru formu ve eklerinin incelenmesinden,

sadece hakkında verilen disiplin cezasına karşı itirazda bulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu, hücrede tutulduğu sırada kendisine kötü muamelede bulunulduğu iddiası ile ilgili olarak

herhangi bir başvuru yolunu tükettiğini bildirmediği gibi, tüketmemesine ilişkin olarak da bir sebep ileri

sürmemiştir.

40. Başvuruya konu

şikâyetler ile ilgili yukarıda belirtilen (bkz.§§14-20) mevzuat gereğince,

başvurucunun, şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü

muamelenin derhal son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerin

bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere iletebilecek, tutulma yeri ve

koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürebilecek ve bu

koşulların en kısa zamanda uygun hale getirilmesini ve/veya kötü muamele

iddiasına konu disiplin cezasının infazının durdurulmasını ya da ertelenmesini

isteyebilecek iken, bu yollara başvurmamıştır.

41. Başvuruya konu olay ve

şikâyetler (bkz.§ 22) dikkate alındığında, mevcut başvuru yollarının

ulaşılabilir, başvurucunun şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebep

bulunmadığından, başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını

gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir.

42. Dolayısıyla başvurucunun, şikâyetlerini ve

varsa bu konudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal

mercilere iletmeden ve hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların

değerlendirmesini ve çözüme kavuşturulmasını beklemeden, doğrudan Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin“başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemezliğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım

talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun,

1. Adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden “süre

aşımı”,

2. Kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddiası yönünden “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması”

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca, başvurucunun yargılama giderini ödemekten tamamen

MUAF TUTULMASINA,

10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA Raportör : Nahit GEZGİN Başvurucu : Didem TÜTENK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7525, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve
  9. Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurucunun adli yardım
  13. Gökcan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7525
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Kutay Çakıroğlu Başvurusu (B. No: 2014/2523)
  • Abdulaziz Aslan Başvurusu (B. No: 2014/5061)
  • Nevzat Albayrak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9822)
  • Bayram Yusuf Aslan Başvurusu (B. No: 2013/4395)
  • Hayri Ülker Başvurusu (B. No: 2013/4733)
  • Hasan Çelik Başvurusu (B. No: 2013/1396)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.