İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dilek Hatipoğlu ve Nurullah Çiftçi Başvurusu (B. No: 2015/15845)

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

Başvuru No2015/15845Tarih10 Ocak 2019Okuma24 dk · 4.877 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dilek Hatipoğlu Ve Nurullah Çiftçi Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/15845
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.877 kelime·24 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin

hukuki olmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama

işleminin hukuki olmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; tutuklamaya

konu suçlamaların ifade özgürlüğü kapsamındaki

eylemlere ilişkin olması nedenleriyle de ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.Aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle

2015/15846 numaralı başvurunun 2015/15845 numaralı başvuru ile

birleştirilmesine, incelemenin 2015/15845 numaralı başvuru dosyası üzerinden

yürütülmesine ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

7. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar

tarafından kabul edilmiş, tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün

gerçekleştirdiği terörist şiddet bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene,

millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır

tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK

kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, §§ 7-18).

8. Bununla birlikte kamuoyunda demokratik

açılım süreci, çözüm süreci

ve Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi

gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son döneminden

itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde

azalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'nin

güvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yeniden

artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim

olayları ve hendek olayları

olarak bilinen terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-30).

9. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından

itibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu

kapsamda PKK tarafından Şırnak il merkezi ile Cizre, Silopi ve İdil

ilçelerinde; Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde;

Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde; Mardin'in Dargeçit, Nusaybin

ve Derik ilçelerinde; Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler

kazılıp barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar

yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet

sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerlere

girişini ve buralardan çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri,

hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale

dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya

girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık iki

yüz güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha

edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30).

10. Kamuoyunda hendek

olayları olarak bilinen terör olaylarının yaşandığı dönemde PKK

aralarında Hakkâri Yüksekova'nın da bulunduğu -Doğu ve Güneydoğu Anadolu

Bölgelerindeki- bazı yerleşim yerlerinde cadde ve sokaklara hendekler kazıp

barikatlar kurmak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirmek

suretiyle şehirlerin bir kısmında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. Güvenlik

görevlileri bu hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması, böylelikle

yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmıştır. Bu kapsamda

Sur, Cizre, Silopi, Silvan ve İdil'de de operasyonlar gerçekleştirilmiş; bu

operasyonlarda çok sayıda ağır silah ve patlayıcı madde ele geçirilmiş,

hendekler kapatılmış, barikatlar kaldırılmış ve ayrıca çok sayıda terörist

etkisiz hâle getirilmiştir (Selahattin

Demirtaş [GK], B. No: 2016/25189, 21/12/2017, §§ 31, 32; Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30).

B. Başvurucuların

Tutuklanmasına İlişkin Süreç

11. Başvurucu Dilek Hatipoğlu Hakkâri belediye başkanı, diğer

başvurucu Nurullah Çiftçi ise aynı yerde belediye meclis üyesi ve belediye eş

başkanı olarak görev yapmakta iken 14/8/2015 tarihinde Demokratik Bölgeler Partisi

(DBP) Hakkâri İl Başkanlığınca il merkezinde yapılan basın açıklamasına

katılmışlardır. Açıklamayı DBP Hakkâri Merkez ilçe eş başkanı olan İ.Ç.

yapmıştır. Her iki başvurucu da il dışından gelerek basın açıklamasına

katılmışlardır.

12. Basın önünde yapılan ve "Öz

Yönetim" olarak ifade edilen ilan metnin içeriği şöyledir:

"Müzakere sürecinden bu

yana hükümetin hiçbir adım atmadığı bilinmektedir. Tek taraflı ateşkes süreci

başlamış AKP’nin imha politikaları devam etmiştir. Bu süre zarfından daha çok oyalayan

politikalarıyla, seçim döneminden Kürt halkına yönelik inkar

ve imha politikalarından vazgeçmedi. 5 Haziran’da Amed’te

bombalı saldırı, Şanlıurfa’nın Suruç İlçesinde Devrimci sosyalist gençlik

hareketine yönelik düzenlenen intihar saldırısında 32 kişinin yaşamını

yitirmesiyle birlikte AK Parti hükümetinin Kürdistan olarak nitelendirdiği

bölgeye savaş ilan ettiğinin de göstergesidir.

Bu kapsamda medya savunma alanlarına yönelik

gerçekleştirilen hava saldırısı ve saldırılar sonucu doğa katliamları

gerçekleştirip, Kürdistan’ın tüm dağlarını hunharca ateşe verip, köy, mezra ve

yaylalarını boşaltıp 90’lı yılları aratmayan soykırım katliamlarını gerçekleştirmektedir.

Bunun en somut örnek Zergele

Köyü’ne yapılan bombardıman sonucunda 8 sivil insanımızın katledilmesi

gösterilebilir. Yine en son olarak 7 Ağustos’ta halkımıza yönelik

gerçekleştirilen topyekun imha saldırılarında 3 sivil

insanımızı katletmişlerdir. Yine daha dün şehit B.T. arkadaşımızın cenaze

töreninde halkımıza karşı gerçek silahlar kullanılarak adeta katliam şovunu

yapan AKP’nin kolluk güçleri Kürt halkını bastırma sindirme politikalarından

vazgeçmeyeceğinin de göstergesidir.

Gerçekleştirilen bu katliam karşısında biz Hakkari Demokratik Kent Meclisi olarak devleti reddetmeyip,

ancak bu şekilde devletin kurumları ile yürüyemeyeceğimiz bunun için bu kentte

bulunan devletin tüm kurumları bizim için meşrutiyetini kaybetmiştir.

Bu şekliyle devletin hiçbir atanmışı bizi

yönetmeyecektir. Bundan sonra halk olarak öz yönetimimizi esas alarak

demokratik temelde yaşamımızı inşa edeceğiz. Bundan sonra da gelişecek tüm

saldırılar karşısında demokratik öz savunmamızı gerçekleştireceğiz. Bundan

sonra kentimizi de kendimizi de bizler yöneteceğiz."

13. Olay yerineilişkin video dosyası

inceleme ve çözümleme tutanağındaki tespitler ise şöyledir:

"Ekran görüntüsünde

Dilek Hatipoğlu,Nurullah

Çiftçi, F.E., H.Ö.ve İ.K. isimlisanıkların

açıklamanın başındansonuna kadar orada bulundukları,

H.Ö. dışında belirtilen şahıslarınaçıklamayıalkışlayarakdestekledikleri

görülmüştür. C.K. isimli sanığınaçıklamanın başından

sonuna kadar orada bulunduğu, diğer sanıklar Dilek Hatipoğlu, Nurullah Çiftçi

ve F.E.nin alkışlamaya devam ettiği, buna ilişkin

video dosyasının 136. saniyesinedair ekran alındısı

inceleme çözüm tutanağına resmedilmiştir."

14. Bu basın açıklamasından sonra gerek yerel basında gerekse

ulusal basında "Hakkari

Kent Meclisi öz yönetim inşasını ilan etti." şeklinde haberler

yapılmıştır. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca bu haberler üzerine "öz yönetim" adı altında yapılan

bu açıklamanın özerklik ilanı

niteliğinde olduğu değerlendirilmiş ve başvurucular ile diğer açıklama yapan,

bu açıklamaya katılan şüpheliler hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü

bozma suçundan soruşturma

başlatılmıştır.

15. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucular hakkında arama,

yakalama ve gözaltı kararı vermiş; başvurucular 20/8/2015 tarihinde Hakkâri'de

yakalanmışlar ve aynı tarihte gözaltına alınmışlardır.

16. Başvurucuların ifadesi 22/8/2015 tarihinde Hakkâri Emniyet

Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde Cumhuriyet savcısı tarafından

alınmıştır. Başvurucu Dilek Hatipoğlu; basın açıklamasının yapılacağının

kendisine mesajla bildirildiğini, bu nedenle dinleyici olarak katıldığını,

basın açıklamasına kimlerin katıldığını bilmediğini, içeriğinden öncesinde bir

bilgisinin bulunmadığını ve metnin içeriğini kabul etmediğini ifade etmiştir.

Başvurucu Nurullah Çiftçi de benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Başvurucular müdafiileri ise başvurucuların basın açıklamasına katılma

dışında olayla ilgilerinin bulunmadığını belirtmişlerdir.

17. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2015 tarihinde "Şüphelilerin,

üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu ... şüphelilerin üzerine atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst

haddi" gerekçesiyle başvurucuları tutuklanması istemiyle Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir. Savcılığın talep yazısında şu hususlar belirtilmiştir:

"... Şüphelilerin, ülkemizde son günlerde

[bkz. § 9] meydana gelen arka

arkaya yapılan özerklik ilanlarına dairaçıklamaların

bu güne kadar ... PKK'nın, 1984 yılında başlatmış olduğu Türkiye Cumhuriyeti

Devletine yönelik silahlı saldırıların nihai sonucu olarak meydana geldiği, PKK

terör örgütünün yapmış olduğu terörist faaliyetlerin şüpheliler için uygun

ortam sağladığı, nitekim örgütün üst çatısı olan KCK söz de yöneticilerinden

Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Bese Hozat'ın Türkiye'de

doğu ve güneydoğu'da yer alan yerel yönetimler

sorumlularına yönelik özerklik ilan edilmesi konusundaki çağrıları nedeni ile [bu

çağrılar için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 21-26] silahlı terör örgütün amaçları doğrultusunda birçok

yerel yönetim unsurlarınca özerklik ilanında bulunulduğu, söz konusu özerklik

ilanının okunması sırasında bir çok şahsın bulunduğuhatta

bizzat bildiriyi okuyan İ.Ç. isimli şahıs ile dosya içerisinde açıklama

esnasında var oldukları tespit edilen ve haklarında arama-yakalama -gözaltı

kararları verilenşahıslardan Dilek Hatipoğlu, İ.S.K.

ve Nurullah Çiftçi'nin dışındaki şahısların ele geçirilemediği ... söz konusuyakalanamayan şahısların ifade birliği sağlamaya

yönelik çalışabilecekleri delillerin karartılma ihtimalinin bulunması, şahıslar

hakkında yapılmakta olan soruşturmaya konu suçun TCK 302. maddesi çerçevesinde

yürütüldüğü, suça öngörülen cezanın vasıf ve niteliği göz önüne alındığında

şüpheli şahısların kaçma ihtimallerinin kuvvet muhtemel olduğu, diğer yandan

şüphelilerin üzerine atılı suçu işledikleri yönünde somut delillerin bulunduğu,

her ne kadar şüphelilerin alınan ifadelerinde, özerklik ilanının yapılması

öncesinde bildirinin içeriğini bilmediklerini ifade etmişler ise de şüphelinin

konumu itibarı ile basiretli hareket etmesi gerektiği, yaptığı davranışın

hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu beyanın salt cezadan kurtulma maksatlı

olabileceği, anlaşıl[mıştır.]"

18. Başvurucu Nihat Çiftçi'nin

Hâkimlikteki ifadesi şöyledir:

"... DBP dönem dönem

basın açıklaması yapmaktadır. Benim haberim bana gelen mesajla oldu. Ben basın

açıklamasının içeriğini bilmiyordum. Daha önceden yaptığı açıklamalar gibi

barışa yönelik açıklamalar olacağını düşündüm. Ben doğu ve güneydoğunun farklı

il ve ilçelerinde özerlik açıklaması yapılıdığından

haberdar değilim. Çünkü basını takip etmiyorum. DBP'nin

açıklaması yapıldıktan sonra haberdar oldum. Açıklamanın yapıldığı esnada orada

kimlerin bulunduğunu hatırlamıyorum. Söz konusu açıklamanın nasıl yapılacağı

konusunda herhangi bir yerden bir talimat alınmıyor. Alınıyorsa da benim bu

konuda bir bilgimin olması mümkün değildir. Çünkü açıklamayı yapan ben değilim.

Ben oraya davet edildiğim için gittim. Ben açıklama yapılan yerde beş ya da on

dakika bulunmuşumdur. Açıklama yapıldıktan sonra ben açıklamanın içeriğini

dinledim ... Ben açıklama yapıldıktan sonra açıklamayı yapan DBP yetkililerine

herhangi bir tepkide bulunmadım. Çünkü acilen şehir dışına çıkmam gerekiyordu.

Yapılan basın açıklamasını tasvip etmiyorum. Zaten basın açıklaması konusunda

daha öncesinden bir bilgim yoktu. Ben Türkiye Cumhuriyeti devletini tanıyorum.

Benim böyle bir açıklama yapılacağından haberim olsaydı oraya gitmezdim ... PKK

ya da herhangi bir üst yapılanma ile benim bir alakam yoktur. Ben Hakkari Belediye Başkanlığına DBP adayı olarak katıldım. Ben

DPB partisinden seçilmiş olmama rağmen DBP'nin böyle

bir önemli açıklamayı bize haber vermeden yapmasının nedeni benim artık DBP

üyesi değil belediye başkanı olmamdır. Bizim işimiz DBP'den

farklıdır.Benim açıklamadan

bilgim olmadığı için açıklamada Zergele köyündeki

vatandaşlarımız ifadesinden de ne kast edildiğini bilemem. Ben Andok kod isimli B.T.yi

tanımıyorum. Adı geçen şahsın cenazesinde bulunmadım. Ancak cenazede provakatif olayların çıkmasını engellemek amacıyla Hakkari Devlet Hastanesinde bulundum ... Benim KCK

sözleşmesi diye bir sözleşmeden de haberim yoktur. Ben zaten açıklamadan bilgim

olmadığını söylemiştim. Açıklamadan bilgim olmadığı gibi medya alanlarının da

ne olduğunu bilmiyorum.BenimTürkiye

Cumhuriyet Devletinin PKK yerleşkelerine yönelik yapmış olduğu operasyonlardan

herhangi bir rahatsızlığım bulunmamaktadır. Ayrıca metinde geçen Kürdistan

Dağları bombalanmaktadır ifadesinede katılmamaktayım.

Bu açıklamada yapılan kenti de kendimizi de kendimiz yöneteceğiz şeklinde geçen

ifadelere katılmıyorum. DBP partisinin tüzüğünde belediye eş başkanı olarak

seçime gidilmiştir. Belediye meclisine seçildim. Belediye eş başkanı olarak

görev yapıyorum. Bu konuda hiç bir illegal örgütün

dayatması söz konusu değildir. Biz tamamen parti tüzüğü çerçevesinde hareket

etmekteyiz."

19. Başvurucu Dilek Hatipoğlu'nun Hâkimlikteki ifadesi ise

şöyledir:

"Basın açıklamasından DBP'nin

beni haberdar etmesi ile haberdar oldum. Basın açıklamasının içeriğine ilişkin

herhangi bir bilgim yoktur. Ben DBP'nin rutin

açıklamalarından birisi olduğu için katıldım. Benim doğu ve güneydoğu'nun

çeşitli bölgelerinde yapılmış olan özerliklik

açıklamalarından haberim yoktu. Çünkü belediye başkanı olmamdan dolayı işlerim

çok yoğun. Ben basını takip edemiyorum.Biz

bir çok basın açıklamasına katılıyoruz. Ancak basın açıklamasında yer alan

metnin içeriği ile ilgili bilgilendirilmiyoruz. Ben basın açıklamasına sonradan

dahil odum. Açıklamada kimlerin yer aldığını da bilmiyorum. Ben buna dikkat

etmedim. Ben içeriğini bilmediğim bir basın açıklamasının herhangi bir örgüt

tarafından ya da herhangi bir örgütün talimatı ile yerine getirildiğini

bilemem. Söz konusu basın açıklamasının yapıldığı saatlerde kafamın işimden

dolayı yoğun olması nedeniyle açıklamanın içeriğine tam olarak hakim olamadım. Belediyece gerçekleştirmeye çalıştığımız bir

su sorunumuz vardır. O da benim kafamı yeterince meşgul etmektedir. Metin

okunduktan sonra da orada bulunmamın nedeni budur. Metnin içeriğinin ne

olduğunu idrak edebilmiş olsam basın açıklamasının yapıldığı yeri terk ederdim.

Çünkü basın açıklaması benim tasvip etttiğim hususlar

değildir. Ben Belediye başkanlığına DBP adayı olarak seçildim. Benim PKK ve KCK

ile herhangi bir irtibatım yoktur. Dolayısıyla PKK ve KCK içerisinde görevlerim

de yoktur. Ben metinde geçen Zergele köyüne ilişkin

açıklamaya ilişkin de sorumluluğum olmadığını düşünüyorum çünkü ben metnin

içerini o an idrak edemedim. Ben Andok kod isimli B.T.yi tanımıyorum. B.T.nin cenazesine katılmadım. Ben sadece gerginlik

oluşmaması amacıyla bulunuyordum ... Ben söz konusu metnin içeriğini bilmediğim

gibi KCK sözleşmesine ait maddeleri de bilmiyorum. Medya savunma alanlarınan kastın ne olduğunu da bilmiyorum. Söz konusu

bahsedilen alanlarda faaaliyeti yürüten şahısların

kişilerin kim olduğunu da bilmiyorum. Bern söz konusu metnin içeriğini

kesinlikle tasvip etmiyorum. Ben söz konusu metnin içeriğini bilmediğim için

bir yorumda da bulunmuyorum. Ancak yapılan açıklamanın içeriğine ilişkin bir

bilgim olsa kesinlikle orada bulunmazdım. Ben Arin Mirkan

ve Navdar Colemerg'in kim

olduklarını bilmiyorum. Bana bahsetmiş olduğunuz törende de bilgim dahilinde

davet edildiğim için bulundum. Ben söz konusu törene sadece misafir olarak

icabet ettim. Törende mezun olan 35 kursiyerin de hangi alanda eğitim alarak

mezun oldukları konusunda benim bir bilgim yotur. Söz

konusu törende toplum ne yapıyorsa siz de uymak zorundasınız. Ben de orada

toplumdaki insanlar nasıl hareket ediyorsa ben de öyle hareket ettim. Ben

belediye başkanlığı görevimden dolayı bir çok

etkinliğe katılıyorum. Ancak zaman zaman tasvip etmediğim törenlerde zorunlu

olarak kalabiliyorum. Söz konusu eş başkanlık kurumu parti tüzüğünde mevcut

olan bir kurumdur ve bu Danıştay'ın denetiminden geçmiştir. Eş başkanlık

sisteminde alınan kararlar diğer eş başkanla benim imzamla geçerlilik kazanır.

Benim imzam tek başına geçerlidir. Ancak Nurullah Çiftçi'nin

imzası tek başına geçerli değildir. Eş başkanla aramızda resmi işler haricinde

genel olarak fikir alışverişi yapmaktayız. İç yazışmalar haricindeki bütün

yazışmalarda tek imza yani sadece benim imzam geçerlidir. Ben bana bahsetmiş

olduğunuz yasa dışı örgüt PKK, KCK propogandasını

yapan dergiyi nereden aldığımı bilmiyorum. Muhtemelen o dergiyi bana tanıtım

için getirmişlerdir. Ben de almışımdır. İçeriği hakkında herhangi bir bilgim

yoktur. Bana sormuş olduğunuz dökümanlar bana ait

değildir. Evime zaman zaman gelip giden insanlar vardır. Belki de onlar

bırakmıştır. Benim ikametgahımda bulunmuş olan Hesen

Hüseyin Deniz isimli kitabın içeriğinden haberim yok. Ben bu kitabı okumadım.

Nereden ya da kimden aldığımı bilmiyorum. Söz konusu basın açıklamasına

katılmaları konusunda ben kimseye telkinde bulunmadım. Zaten basın açıklamasına

mesajla davet edildik. Benim eklemek istediğim başka bir husus yoktur. Ben söz

konusu metnin içeriğine kesinlikle katılmamaktayım. Metnin içeriğinden haberdar

olsaydım orada bulunmazdım. Ben serbest bırakılmayı talep ediyorum. Mahkeme

aksi kanaatte ise adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ediyorum."

20. Başvurucuların müdafileri ise tutuklama nedenlerinin

bulunmadığını belirterekmüvekkillerinin serbest

bırakılmasını talep etmişlerdir.

21.Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliği 24/8/2015 tarihli kararı ile

başvurucuların devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan

tutuklanmasına karar vermiştir.

22.Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir:

" Şüpheliler ... Nurullah Çiftçi ve Dilek

Hatioğlu'nunüzerlerineüzerine atılı devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmasuçunu işlediğine

ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunduğu, suça

ön görülen cezanın vasıf ve niteliği göz önünde alındığı şüpheli şahısların

kaçma ihtimallarinin kuvvet ve muhtemel olduğu, diğer

yandan şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine yönelik somut

delillerin bulunduğu,şüpheliler hakkındaTCK

109. ve adli kontrol hükümlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşılmaklatutuklama tedbirininbu

aşamada isnat edilen suçlar ile ölçülü ve orantılı olacağı kanaatine

ulaşılmakla CMK 100. ve devamı maddeleri gereğince ... tutuklanmasına, ... [karar

verildi.]"

23. Başvurucular 25/8/2015 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiştir. Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliğince 26/8/2015 tarihinde "... şüphelinin üzerine atılı suçun vasfı ve

mahiyeti, kuvvetli suç şüphesini gösteren kamera kayıtları ile somut olguların

bulunması, tutuklama nedenlerini ortadan kaldıran bir olgunun meydanagelmediği, Hakkari ilinin coğrafi şartları göz önüne

alındığında iki farklı yabancı ülke sınırı olması ve şüphelilerin tutuksuz yargılanması

durumunda kaçma şüphelerinin bulunması , şüphelilerin üzerine atılı suçun

kanunda ön görülen cezasına alt ve üst hatleri ile

göz önüne alındığında bu aşamada şüpheliler hakkında adli kontrol tedbirlerinin

yetersiz kalacağı" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

24. Anılan karar başvurucular tarafından 3/9/2015 tarihindeöğrenilmiştir.

25. Başvurucular 14/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

26. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2015 tarihli iddianamesi

ile başvurucuların yukarıda yer verilen (bkz. §§ 12, 13) açıklamaları nedeniyle

devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan cezalandırılması

istemiyle haklarında aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

27. İddianamede başvuruculara

yöneltilen eylemlere ilişkin deliller olarak "iddia, Hakkari Emniyet Müdürlüğü fezlekesi,

şüpheli ifadeleri, tutuklama müzekkereleri, nüfus ve sabıka kaydı ile tüm

soruşturma evrakı kapsamı" gösterilmiştir.

28. Başvurucular hakkındaki dava Hakkâri 2. Ağır Ceza

Mahkemesine tevzi edilmiş ve E.2015/261 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

29. Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/3/2016 tarihli kararıyla başvurucuların suç işlemeye tahrik suçundan beşer yıl,

terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan onar yıl hapis cezasıyla

cezalandırılmalarına ve tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

İddianamede belirtilen delillere atıfla verilen kararın ilgi kısmı şöyledir:

"... sanıkların PKK/KCK terör örgütüne

müzahir yayın organlarının yukarıda belirtilen PKK/KCK terör örgütünün yaptığı

yayınları ile somutlaşmış örgüt çağrıları üzerine PKK'nın amacı doğrultusunda

ve yaptığı öz yönetim ilan edilmesi yönündeki çağrı ve talimatları üzerine

14.08.2015 tarihinde Hakkari ilindebasın

önünde okunan 'Öz Yönetim' ilan metninin okunmasına katıldıkları;

KCK Sözlemesi olarak

anılan, gerçekte PKK'nın ülke yönetiminden bağımsız olarak hareket etme,

Türkiye, Suriye, İran, Irak topraklarında yaşamakta bulunan tüm Kürt

halklarından oluşacak olan Konfedaralizmi sağlama,

ayrı bir devlet olma sürecini başlatma hareketinin bir adımı olduğu,

Keza sanıklarınörgütsel

bir bağlılıklarının bulunmadığını iddia etmekte iseler de; dava dosyası içinde

haber tespit tutanağı ve haber çıktıları bulunan çalışmalardan da anlaşılacağı

üzere Hakkari'de bulunan ve DBP tarafından düzenlenmiş olan siyaset akademisi

mezunları sertifika programında kürsü duvarının üzerine PKK, KCK'nın sözde bayrakları ile ... Abdullah Öcalan’ın

posterinin asıldığı, Siyaset Akademisi sertifikalarını alan şahısların PKK/KCK'nın kırsal alanında bulunan teröristlerinin giymiş

oldukları Leşker denilen

kıyafetleri ile sivil giyinen şahısların da sarı kırmızı yeşil renkli poşi giyerek PKK/KCK terör örgütünü sembolize ettikleri ve

açılış marşı diye PKK/KCK terör örgütünün marşı kabul edilen 'Her Ne Peş' isimli marşının okunduğu ve

ayakta dinlendiği, şehitler diye bahsedilen hayatını kaybeden teröristler için

bir dakika ayakta beklenilerek saygı duruşunun gerçekleştirildiği, programa

Sanıklar Dilek Hatipoğlu ve Nurullah Çiftçi'nin

bizzat tüm programın ritüellerine uyarak eşlik ettikleri ve sertifika dağıtımı

öncesi yapılan konuşmaları dinledikleri, akabinde kendilerinin de birer sertifika

verme fiilini gerçekleştirdikleri görülmüştür.

Her ne kadarsanıklaröz

yönetim ilanı yapılan basın açıklaması sırasında tesadüfen ve basın

açıklamasının içeriğini bilmeden basın açıklaması yapan grup içerisinde yer

aldıklarını ve alınan ifadelerinde yapılmış olan öz yönetim ilanını ve basın

açıklamasında okunan metnin içeriğini kabul etmediklerini belirtmiş iseler de

mahkememizce yapılan sanıkların katıldıkları basın toplantısına ilişkin görüntü

inceleme tutanağından da anlaşılacağı üzere,bunun gerçekte

böyle olmadığı, PKK/KCK terör örgütünden geldiği aşikar olan ve okunması

emredilen öz yönetim ilanına ilişkin basın açıklamasına katılarak yukarıda

gerekçesi anlatılan suç işlemeye alenen tahrik suçunu işledikleri bu şekilde

sanıkların terör örgütüne üye olmasalar dahi bu suçu örgüt adına işledikleri

tüm dosya kapsamından anlaşıldığındansanıkların

suçtan kurtulmaya yönelik yaptıkları savunmalarına itibar edilmeyerek

sanıkların örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan

cezalandırılması gerekmiştir ... sanıkların eylemi gerçekleştirdikleri zaman ve

yer dikkate alındığında ayrıca sanıkların bu basın açıklamasını PKK/KCK terör

örgütü ile çatışmalı bir sürecin başladığı bir tarihte, şehirlerde YDGH mensubu

terör örgütü üyelerinin hendekkazdıkları ve mahallere

barikat kurarak şehirlerde çatışma sürecini başlattıkları bir süreçte

gerçekleştirmiş oldukları ..."

30. Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin

12/4/2017 tarihlikararı ile anılan hüküm bozulmuştur.

Bozma gerekçesi şöyledir:

"... Sanıklar ... Nurullah

Çiftçi ... Dilek Hatipoğlu'nun dosya kapsamındaki eylem ve faaliyetlerinin

niteliği itibariyle, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın

sözde Anayasası niteliğindeki KCK sözleşmesi içeriğindeki bir takım hükümleri

hayata geçirmek amacıyla Hakkari kent meclisi adına yapılan basın açıklamasına

destek verip alkışlamış olmaları karşısında; doğrudan silahlı terör örgütü

üyesi olma suçundan cezalandırılmaları gerekirken silahlı örgüt adına suç

işleme suçundan cezalandırılmaları ...nedeniyle ... bozulmasına ..."

31. Bozmadan sonra yapılan yargılama sonunda Hakkâri 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 26/1/2018 tarihli

kararıyla başvurucuların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrı ayrı 11

yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve tutukluluk hâllerinin devamına

karar verilmiştir.

32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Yargıtayda derdesttir vebaşvurucuların

hükmen tutukluluk durumları devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33.İlgili ulusal hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 64-78.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltına

Almanın Hukuka Aykırı Olduğu İddiası

a. Başvurucuların

İddiaları

35. Başvurucular, haksız ve hukuka aykırı olarak haklarında

yakalama ve gözaltı tedbirlerinin uygulandığını belirterek Anayasa'nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

36.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

38. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

39. Anayasa Mahkemesince Kanun'da öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa4/12/2004 tarihli

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat

davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna

varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet

Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64). Zira bir suç isnadıyla gözaltına alınan ve daha sonra

tutuklanan kişinin gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılmasının -özgürlükten mahrum

kalmanın sona ermesi bağlamında- başvurucunun kişisel durumuna bir etkisinin

olması mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla gözaltına alma kararı hukuka aykırı

da olsa kişi, hâkim tarafından tutuklandığından gözaltı kararının hukuka aykırı

olduğu yönündeki bir tespit ve ihlal kararı tutuklu

kişinin serbest kalmasına tek başına imkân vermeyecektir. Bu nedenle bireysel

başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı, ancak (talep etmesi

hâlinde) başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir (Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1631, 17/12/2015,

§ 147; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya,

B. No: 2013/3193, 15/10/2015, § 44).

40. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

42. Başvurucular; isnat edilen eylemlerin ifade özgürlüğü

kapsamında olduğu gerekçeleriyle tutuklanmasının hukuki olmadığını, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43.Başvurucular, tutuklama kararının hukuka aykırı olarak

verildiğini ve kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan bir delilin bulunmadığını

iddia etmiştir. Başvurucular ayrıca adli kontrol hükümlerinin uygulanması

yerine ölçülük ilkesinin ihlal edilerek haklarında

tutuklama kararı verildiğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

44. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

45. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

46. Başvurucuların bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Genel İlkeler

47.İlgili genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Başvurucular, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucular hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır (bkz. § 33).

49. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucuların tutuklanmasına

karar verirken başvurucuların devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak

suçu yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 21).

50. Hendek olaylarının

yaşandığı dönemde Hakkâri belediye başkanı olan Dilek Hatipoğlu ile belediye

meclis üyesi ve belediye eş başkanı olan Nurullah Çiftçi'nin

iş sebebiyle il dışında olmalarına rağmen basın duyurusunun yapılacağının

kendilerine mesajla bildirilmesi üzerine Hakkâri'ye 14/8/2015 tarihinde DBP

Hakkari İl Başkanlığınca yapılan "Öz

Yönetim" adı altında yapılan basın açıklamasına katıldıkları,

DBP Hakkâri Merkez ilçe eş başkanı olan İ.Ç. tarafından yapılan açıklamada

PKK'nın mensuplarının yaptığı eylemlerin direniş

ve savunma olarak, bu kişilerin öldürülmesinin ise katliam ve soykırım olarak nitelendirilerek PKK'nın silahlı

mücadelesinin övüldüğü ve bunu meşrulaştıran sözler sarf edildiği,

başvurucuların da anılan konuşmalar sırasında başından sonunda kadar burada

bulundukları, söz konusu konuşmayı alkışlayarak destek verdikleri soruşturma

mercilerince belirtilmiştir (bkz. §§ 12, 13, 14, 17, 22). Anılan bu basın

açıklaması hendek olaylarının

yoğunlaştığı yerlerden birinde Hakkâri'de yapılmıştır. Bu itibarla soruşturma

mercilerinin başvurucuların siyasi konumunu, söz konusu konuşmaların yapıldığı

dönemi ve yeri, konuşmaların içeriği ile bağlamını birlikte dikkate alıp

yukarıda yer verilen ifadeleri içeren konuşmaları, toplantıyı ve toplantıya

destek verilmesini terörle bağlantılı bir suç işlendiğine dair belirti olarak

kabul etmelerinin temelsiz olduğu söylenemez.

51. Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucuların tutuklanmasına

karar verilirken işlendiği iddia olunan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü

bozma suçuna ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına ve kaçma

şüphesine dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 22).

52. Başvurucuların tutuklanmasına karar verilen suç, Türk hukuk

sisteminde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleridir. İsnat edilen suça

ilişkin kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca

anılan bu suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer

alan ve Kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır. Dolayısıyla başvurucular hakkında

verilen tutuklama kararında tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin

bulunduğu anlaşılmaktadır.

53. Öte yandan başvurucular hakkındaki tutuklama tedbirinin

ölçülü olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin

Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülü olup olmadığının

belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/06/2017, § 268; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/07/2017, § 76).

54. Terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi

zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar

olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64).

55. Ölçülülüğe ilişkin somut olayın yukarıda belirtilen

özellikleri dikkate alındığında Hakkâri Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen

suçlar için öngörülen yaptırımın ağırlığını ve işin niteliğini de gözönünde tutarak tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez (Aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Selahattin Demirtaş , § 176).

56. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin

İddialar

1. Başvurucuların

İddiaları

57. Başvurucular; soruşturmaya ve tutuklamaya konu suçların

tamamının ifade özgürlüğü kapsamında kalan basın açıklaması olduğunu, bu

açıklamayı kendilerinin yapmadığını belirterek ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

58. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basın

özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma

hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken

öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi

aşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanın hukukiliğine ya da

tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, §§ 92-100; HidayetKaraca, §§

111-117; Mehmet Baransu

(2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 157-164; Günay Dağ ve diğerleri, §§ 191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,

4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No:

2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal

Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014,

§§ 61-75; İbrahim Ayhan,

B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§ 60-74).

59. Somut olayda başvurucuların tutuklanmasının hukuki olmadığı

iddiası incelendiğinde başvurucuların suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği

sonucuna varılmıştır (bkz. §§ 48-56). Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler

dikkate alındığında başvurucuların ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri

nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı

bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

60.Açıklanan gerekçelerle başvurucuların tutuklanmasının ifade

özgürlüğünün ihlal ettiği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı

açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Özel Hayata Saygı

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

1. Başvurucuları

İddiaları

61. Başvurucular, yasal şartları bulunmayan ve hukuka aykırı

şekilde yapılan aramaişlemleri nedeniyle özel hayata

saygı haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

62. Anayasa ve 6216 sayılı Kanun hükümleri gereğince Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

63. Arama tedbirinin hukuka aykırılığını tespit edip

gerektiğinde yeterli giderim sağlama potansiyeli olduğu kabul edilen 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen yola başvurulduğunda derece

mahkemelerinin hukuka aykırılığı tespit ve yeterli giderim sağlama hususlarında

karar verirken tedbirin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edip etmediği

de dâhil olmak üzere somut olayın tüm koşullarını dikkate almak durumunda

olduğu açıktır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde öngörülen yol,

arama tedbirinin özel hayata saygı hakkına müdahale ettiği durumlarda da etkili

bir başvuru yolu niteliğindedir (Alaaddin Akkaşoğlu ve Akis Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş.,

B. No: 2014/18247, 20/12/2017, § 30, el koyma tedbiri yönünden bkz. Nuray Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016,

§68).

64.Somut olayda başvurucuların hukuk sisteminde mevcut idari ve

yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvuruların bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu için

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucular : 1. Dilek HATİPOĞLU : 2. Nurullah ÇİFTÇİ Vekili : Av. Mikail DEMİROĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15845, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuların
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve
  11. B. İfade Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin
  12. C. Özel Hayata Saygı
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15845
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Yunusemre Uzunoğlu Başvurusu (B. No: 2015/6012)
  • Azize Mihyaz ve Haval Mihyaz Başvurusu (B. No: 2015/11214)
  • Mehmet Altın Başvurusu (B. No: 2015/19593)
  • Mehmet Ölmez Başvurusu (B. No: 2014/19800)
  • Recep Gültepe Başvurusu (B. No: 2015/16737)
  • Ramazan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/25970)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.