İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Ölmez Başvurusu (B. No: 2014/19800)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin

Başvuru No2014/19800Tarih10 Ocak 2019Okuma20 dk · 4.019 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Ölmez Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2014/19800
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.019 kelime·20 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin

duruşmasız ve makul olmayan aralıklarla yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 22/6/2011 tarihinde, KCK/TM yapılanması altında

eylem yapan öz savunma birliklerinde görev aldığı gerekçesiyle gözaltına

alınmıştır.

9. 26/6/2011 tarihinde Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliği

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmasına

karar vermiştir. Tutuklama kararının gerekçesi şöyledir:

"Dosya kapsamındaki ifade tutanakları,

gizli tanık ifadeleri ihbar tutanakları, fotoğraf teşhis tutanakları, yakalama

ve olay tutanakları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin atılı

suçlamaları işledikleri yönünde mahkememizde kuvvetli suç şüphesi oluşması,

delillerin tam olarak toplanmaması, soruşturmanın tamamlanmamış olması,

şüphelilerin kaçma, saklanma,delilleri karartma

ihtimallerinin var kabul edilmesi, atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının

yukarı haddi adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının olayda yetersiz

kalacağının anlaşılması nedeni ile şüphelilerin atılı suçlardan CMK nun 100 ve

devamı maddeleri uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmasına [karar

verildi]."

10. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında

soruşturma yetkisinin Van Cumhuriyet Başsavcılığında olduğu gerekçesiyle dosyayı

fezlekeye bağlayarak Van Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

11. Soruşturma aşamasında başvurucunun tutukluluk durumu

22/7/2011 tarihinden 21/9/2011 tarihine kadar Yüksekova Sulh Ceza Hakimliğince,

21/10/2011 tarihinden 16/8/2012 tarihine kadar Van Nöbetçi Ağır Ceza

Hâkimliklerince değerlendirilmiştir. Bu tutukluluk incelemelerinde tutuklama

kararındakilerle benzer gerekçelere dayanılmıştır.

12. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 14/9/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun da dâhil olduğu sanıkların silahlı terör örgütüne

üye olma, terör örgütü kapsamında sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah

veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması ve örgüte silah

sağlama suçlarından cezalandırılmaları istemiyle Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde

(12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi ile

görevli) kamu davası açılmıştır.

13. 19/9/2012 tarihli tensip incelemesinde Van 5. Ağır Ceza

Mahkemesi iddianameyi kabul etmiş ve "kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, (arama tutanaklarında

ele geçen silah ve parçaları, gizli tanıkların aleyhe beyanları, yer gösterme

tutanağı) atılı suçların vasıf ve mahiyeti, sanıkların savunmalarının

alınamamış olması müsnet suçun katalog suçlardan

olması nedeniyle kaçma şüphesinin varlığı, tutuklama tedbirinin kanuni

şartlarının oluştuğu, öngörülen ceza miktarı gereği tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, adli kontrol tedbirlerinin bu nedenlerle yeterli olamayacağı" gerekçeleriyle

başvurucu ile diğer sanıkların tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

14. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesince 6/11/2012, 18/12/2012,

21/2/2013, 18/4/2013, 25/6/2013, 3/9/2013, 23/9/2013, 24/10/2013, 12/12/2013,

6/2/2014 tarihli duruşmalarda başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiş ve tutukluluğun

devamına karar verilmiştir.

15. Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/31 sayılı dosyası

üzerinden yargılamaya devam olunurken 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un

1. maddesi ile 3713 sayılı Kanun'aeklenen geçici 14.

maddenin 1. fıkrası ve 3713 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile görevli

mahkemelerin kaldırılmasına karar verildiğinden dosyanın Hakkâri 1. Ağır Ceza

Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir.

16. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 24/3/2014 tarihinde dosya

üzerinden yaptığı tensip incelemesi sonucunda başvurucunun tutukluluk durumunu

değerlendirmiş ve "atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin yer

gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları, yakalama ve

el koyma tutanaklarına göre somut delillerle desteklenen kuvvetli suç şüphesini

gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlar arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçların bulunması,

suçlara kanunda öngörülen cezasının miktarı ile sanıkların tutuklulukta

geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar hakkında tutukluluk hallerinin devamına

karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda mevcut olduğu ve tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı" gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir.

17. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 18/4/2014 tarihinde dosyanın

gönderildiği tarihte Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin faaliyete geçirilmediğini

belirterek devir kararından sonra Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin kurulması ve

suç yerinin Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinin yetki alanı içinde olması

nedenleriyle yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme, yetkisizlik kararıyla

birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

18. Bu karar üzerine Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi 23/10/2014

tarihinde karşı yetkisizlik kararı vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun

tutukluluk durumunu da incelemiş ve "atılı

suçun vasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine

ilişkin yer gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları,

yakalama ve el koyma tutanaklarına göre somut delillerle desteklenen kuvvetli

suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlar

arasında CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçların

bulunması, suçlara kanunda öngörülen cezasının miktarı ile sanıkların

tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar hakkında tutukluluk

hallerinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının somut olayda mevcut

olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı gerekçelerle adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

19. Başvurucu, kararı 30/10/2014 tarihinde UYAP'tan

öğrenmesi üzerine 5/11/2014 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.

20. Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi 17/11/2014 tarihli yazısında;

dosyanın yetki uyuşmazlığının çözümü için Yargıtaya

gönderildiğini, dosyanın hâlen Yargıtayda olduğunu,

tutukluluğa itirazın Yargıtaya yapılması gerektiğini

belirtmiştir. Bu yazının başvurucuya tebliğ edilip edilmediği tespit

edilememiştir.

21. Başvurucu 13/11/2014 tarihinde UYAP üzerinden yaptığı

incelemede 11/11/2014 tarihinde dosyanın Yargıtaya

gönderildiğini tespit etmiş ve tutukluluğuna itirazına bir cevap verilmediği

düşüncesiyle 9/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

22. Yetki uyuşmazlığı üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 26/3/2015

tarihli kararıyla Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararının kaldırılmasına,

dosyanın Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

23. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/75 sayılı dosyasında

yargılamaya başlanmıştır. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 15/5/2015tarihinde

dosya üzerinden yaptığı tensip incelemesi sonucunda "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, sanıkların üzerlerine atılı

suçları işlediklerine ilişkin yer gösterme tutanakları, ekspertiz raporları,

gizli tanık beyanları, yakalama ve el koyma tutanaklarına göre somut delillerle

desteklenen kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin varlığı, sanıkların

üzerlerine atılı suçlar arasında CMK'nın 100/3

maddesinde sayılan suçların bulunması, suçlara kanunda öngörülen cezasının

miktarı ile sanıkların tutuklulukta geçirdiği süre gözetildiğinde sanıklar

hakkında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesinin yasal koşullarının

somut olayda mevcut olduğu ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu aynı

gerekçelerle adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı"

gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

24. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2/6/2015 tarihli ilk

duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Başvurucu bu duruşmaya

mazeret bildirerek katılmamıştır.

25. Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2016 tarihli kararıyla başvurucunun

terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir.

26. Bu karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19/4/2017 tarihli

ilamıyla onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutukluluğun incelenmesi" kenar

başlıklı 108. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100

üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir.

(2)

Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde

şüpheli tarafından da istenebilir.

(3)

Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar

arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen

karar verir. "

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

29. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

A. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; formül gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun

makul süreyi aştığını, tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin ilgili

ve yeterli olmadığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık; başvurucunun üzerine atılı suçun niteliği, davanın

önemi ve suçlamayı destekleyecek delillerin varlığı dikkate alındığında

yaklaşık dört yıllık tutukluluğun makul olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

32. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"...

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

33. Başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelen

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş veya ilk

derece mahkemesi kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş ise dava

sonuçlanmış olsun (Hamit Kaya, B.

No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 45-50) ya da olmasın (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır.

35. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının her

şeyden önce ulaşılabilir olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara

yer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için kanunda öngörülen

sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat yolunun ulaşılabilir olmadığını ve

tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah

Akyüz [GK], B. No: 2013/9352, 2/7/2015, §§ 45-50).

36. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 19/4/2017 tarihinde

kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde

öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır (bkz. § 27). Bu nedenle söz

konusu tazminat yolunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası bakımından

ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla başvurucunun mağduriyetini giderebilecek

nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yolunun bulunmadığı açıktır.

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

38. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması

kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya

kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu

belirtilmiştir (Murat Narman, B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 60; Halas Aslan,

B. No: 2014/4994, 16/2/2017, § 66).

39. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbest bırakılmayı isteme hakkı uyarınca,

bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan kişiler ilgili

yargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini talep

edebilirler. Yargı organlarınca tutukluluğun her aşamasında gerek kişinin

serbest bırakılma talebi üzerine gerekse resen yapılan incelemelerde tutulmanın

meşru nedenlerinin açıklanması Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

bir gereğidir (Halas Aslan, §

67).

40. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkına

sahip olduğu ifade edilmiştir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanan kişinin

yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereği diğerlerine

göre daha fazladır. Buna göre başta savcılıklar ve mahkemeler olmak üzere tüm

kamu organları, tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma süreçlerinin

-adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere riayet edilmek koşuluyla-

süratli bir şekilde sonuçlandırılması için özenli davranmalıdırlar (Halas Aslan, §§ 68-71).

41. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığı

konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir

kişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi

özelliklerine göre değerlendirilmelidir (Murat

Narman, § 61). Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

42. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında

sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğa

ilişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkin

kararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın neden

ölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§ 74, 75).

43. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğunun tüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa

da belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda,

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun somut olgularla birlikte açıklanması

gerekir (Halas Aslan, § 76).

Ayrıca belirli bir süreyi aşan tutukluluğa ilişkin devam kararlarında tutuklama

nedenlerinin soyut olarak belirtilmesi yeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 70).

44. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda

tutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göre

temel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerinin

neden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas Aslan, § 78).

45. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığı

şikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, tutukluluğa ilişkin gerekçelerin

ilgili ve yeterli olmadığı veya tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma

süreçlerinin kamu organlarının özen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları

nedeniyle tamamlanmadığı kanaatine varılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı

sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan,

§§ 82, 83).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

46. Başvurucu 22/6/2011 tarihinde gözaltına alınmış; 26/6/2011

tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklu

olarak yargılama devam ederken başvurucu 2/6/2015 tarihinde tahliye edilmiştir.

Buna göre başvurucu 22/6/2011-2/6/2015 tarihleri arasında 3 yıl 11 ay 10 gün

süreyle bir suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılmıştır.

47. Başvurucunun isnat edilen suçlar yönünden kuvvetli suç

şüphesi altında bulunduğu ilk tutuklama kararı da dâhil olmak üzere tutukluluğa

ilişkin tüm karalarda vurgulanmıştır. Başvurucu hakkında verilen tutukluluğun

devamı kararında suç şüphesine ilişkin yer

gösterme tutanakları, ekspertiz raporları, gizli tanık beyanları, yakalama ve

el koyma tutanakları gibi somut delillere atıfta bulunulmuştur. Anılan

delillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan kuvvetli suç

şüphesi yönünden mahkeme kararlarının açıklayıcı ve yeterli olduğu

görülmektedir.

48. Derece mahkemelerinin gerekçelerinde yer alan tutuklama

nedenlerine ilişkin açıklamalar incelendiğinde öncelikle suçun 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasında olmasına değinildiği, ayrıca suçun niteliğine, suça ilişkin kanunda

öngörülen cezanın süresine ve tutuklama tedbirinin ölçülü olmasına, adli

kontrolün yetersiz kalacağı hususuna dayanıldığı görülmektedir. Kişinin

mahkûmiyeti hâlinde alacağı hapis cezanın ağırlığı, kaçma şüphesinin varlığına işaret

eden durumlardan biridir. Başvurucuya isnat edilen suçların niteliği dikkate

alındığında mahkemelerce verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki

gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın

meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin -tutukluluk süresi dikkate

alındığında- ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Son olarak tutuklu

yargılamanın özenli yürütülüp yürütülmediğinin tespit edilmesi gerekir.

49. Başvurucuyla birlikte dokuz kişi hakkında yürütülen

soruşturma yaklaşık 1 yıl 2 ay sürmüştür. Soruşturmanın silahlı terör örgütü

üyesi olma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın

alınması, taşınması ve bulundurulması suçlarına ilişkin kapsamlı bir dosya

olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla soruşturmada geçen bu sürenin makul olduğu

söylenebilir. Öte yandan Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde geçen yargılama

sürecinde sanıkların savunmalarının alındığı, gizli tanık beyanlarının alınması

için istinabe sonuçlarının beklendiği, birleştirme kararları verildiği,

25/6/2013 tarihli duruşmada gizli tanıkların hazır edilmesinin zaman alacağı

gerekçesiyle bunların dinlenilmesinden vazgeçildiği ve esas hakkında

mütalaasını sunması için Savcılığa süre verilmesine karar verildiği, daha

sonraki celselerde hazır edilen gizli tanıkların beyanlarının ve sanıkların

bunlara karşı savunmalarının alındığı, 12/12/2013 tarihinde Savcılığın esas

hakkındaki mütalaasını sunduğu, sanıklara süre verildiği, 21/2/2014 tarihinde

ise kanun değişikliği nedeniyle yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.

Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinde geçen sürede bir özensizlik olmadığı

görülmektedir. Ancak Van 5. Ağır Ceza Mahkemesinden sonraki süreçte, önemli bir

usul işlemi yapılmadan yetkisizlik kararı verilmesi gibi basit işlemler

nedeniyle yargılamanın yaklaşık bir buçuk yıl uzadığı anlaşılmaktadır. Bu

nedenle davanın yürütülmesinde özel bir özen gösterilmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

50. Tutuklu sürdürülen yargılamada gerekli özen yükümlülüğüne

riayet edilmediği dikkate alındığında söz konusu 3 yıl 11 ay 10 günlük

tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin şikâyeti yönünden Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B.Tutukluluk İncelemelerinin Duruşmasız ve Makul

Olmayan Aralıklarla Yapıldığına ilişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

52. Başvurucu; ilk derece mahkemelerince verilentutukluluk

hâlinin devamına dair kararların dosya üzerinden verildiğini, yetkisizlik,

karşı yetkisizlik ve olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay

5. Ceza Dairesine gönderilmesi aşamalarında tutukluluk incelemesinin

yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

53. Bakanlık, yetkisizlik kararı nedeniyle tutukluluk durumunun

dosya üzerinden incelenmesinde hukuka bir aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

54. Başvurucunun tutukluluk durumu, tutuklandığı tarih ile

bireysel başvuruda bulunduğu tarih arasında 6/11/2012, 18/12/2012, 21/2/2013,

18/4/2013, 25/6/2013, 3/9/2013, 23/9/2013, 24/10/2013, 12/12/2013, 6/2/2014

tarihlerinde duruşma açılarak incelenmiştir. Başvurucunun şikâyeti bu

tarihlerde yapılan incelemeler yönünden değerlendirilecektir.

a. 6/11/2012 ila 6/2/2014

Tarihleri Arasındaki Tutukluluk İncelemeleri Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir.

56. Makul sürede mahkeme önüne çıkarılmama şikâyeti tutukluluğun

makul süreyi aşması şikâyeti gibi devam eden nitelikte bir müdahale değildir.

Makul sürede mahkeme önüne çıkarılmama şeklindeki müdahale, mahkeme önüne

çıkarılmayla sona erer. Bu durumda bireysel başvurunun mahkeme önüne

çıkarılmadan itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

57. Somut olayda 6/11/2012, 18/12/2012, 21/2/2013, 18/4/2013,

25/6/2013, 3/9/2013, 23/9/2013, 24/10/2013, 12/12/2013, 6/2/2014 tarihlerinde

duruşma açılarak başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiştir. Başvurucu,

anılan tarihlerde duruşma yapılmasıyla birlikte mahkeme önüne çıkarılmama

durumunu öğrenmiştir. Ancak başvurucu bu tarihlerden itibaren otuz günlük

başvuru süresi geçtikten sonra 9/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. 6/2/2014 ila 2/6/2015 Tarihleri Arasındaki

Tutukluluk İncelemeleri Yönünden

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

59. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme

önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise

-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğunu kabul etmiştir (Salih Sönmez,

B.No:2016/25431, 28/11/2018, §§166-177).

60. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 19/4/2017 tarihinde

kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde

öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır (bkz. § 27). Bu nedenle söz

konusu tazminat yolununulaşılabilir olmadığı ve

dolayısıyla başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesi

gereken bir başvuru yolunun bulunmadığı açıktır.

61. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel

İlkeler

62. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk ve tutukluluğa itiraz

incelemelerinde uygulanması gereken usule ilişkin güvencelerle ilgili iddiaları

birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemine ilişkin

ilkelerini belirtmiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-78; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122-132; Mehmet Halim Oral, B. No: 2012/1221, 16/10/2014, §§ 50-54; Ferit Çelik, B. No: 2012/1220, 10/12/2014,

§§ 51, 52; Hikmet Yayğın, B. No: 2013/1279, 30/12/2014, §§ 29-36; Emrah Oğuz, B. No: 2013/1755, 25/3/2015, §§ 43-54; Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No:

2013/4128, 18/11/2015, §§ 53-73; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, §§ 265-270).

63. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciine yapılması

gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancak talep

hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargı

merciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimseler

bakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı ve

tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesi sırasında

da uygulanması gereken bir güvencedir (Mehmet

Haberal, § 123).

64. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbest

bırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olması

öngörüldüğünden işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısal bir

niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adil

yargılanma hakkının tutmanın niteliğine ve koşullarına uygun güvencelerinin

sağlanması gerekir.

65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanan

temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılan

duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksun

bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olan

delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine ve

aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarını hâkim/mahkeme önünde

sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması tutukluluğa itirazını çok

daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi, bu haktan

düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talep

edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, §§ 66, 68; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,

§ 267).

66. Anılan güvencenin bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un

105. maddesinde, şüpheli veya sanığın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde

salıverilme istemleri karara bağlanırken duruşmada karar verilecek ise

Cumhuriyet savcısının yanı sıra şüpheli, sanık veya müdafinin görüşünün

alınacağı belirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde ise soruşturma evresinde

şüphelinin tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda karar

verilirken şüpheli veya müdafiinin dinlenilmesi

gerektiği düzenlenmiştir. Öte yandan Kanun'un 101. maddesinin (5) numaralı fıkrası

ile 267. maddesine göre resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş

tüm kararlar, mahkeme önünde itiraza konu olabilmektedir (Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 269). Tutukluluğa ilişkin kararların itiraz incelemesi

bakımından aynı Kanun'un 271. maddesinde itirazın kural olarak duruşma

yapılmaksızın karara bağlanacağı ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı

ve sonra müdafi veya vekilin dinlenebileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

Buna göre tutukluluk incelemelerinin ya da tutukluluğa ilişkin itiraz

incelemelerinin duruşma açılarak yapılması hâlinde şüpheli, sanık veya müdafiinin dinlenilmesi gerekmektedir (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 89).

67. Ancak tutukluluğa ilişkin verilen her kararın itirazının

incelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesinde duruşma

yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bu nedenle

Anayasa'da öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşma yapmayı

gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacak

itirazlar için her durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

68. Somut olayda başvurucunun tutukluluk durumu en son 6/2/2014 tarihinde

duruşmalı olarak incelenmiştir. Bu tarihten sonraki tutukluluğun devamına

ilişkin tüm kararların dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda verildiği,

başvurucunun 2/6/2015 tarihinde ise tahliye edildiği görülmektedir. Başvurucu

2/6/2015 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmamış olsa da tutukluluk

durumu sona erdiği için mahkeme önüne çıkarılmaması bu duruşmanın yapıldığı

tarihte sona ermiştir. Bu durumda 6/2/2014 tarihinden 2/6/2015 tarihine kadar

başvurucunun tutukluluk durumu mahkeme önüne çıkarılmadandevam

etmiştir. Bu süre zarfında da başvurucunun tutukluluk durumu 28/2/2014,

24/3/2014, 18/4/2014, 23/10/2014, 31/11/2014, 15/5/2015 tarihlerinde dosya

üzerinden resen incelenmiştir. 18/4/2014 ila 23/10/2014, 31/11/2014 ila

15/5/2015 tarihleri arasında ise herhangi birtutukluluk

incelemesi yapılmamıştır. Bu durumun makul aralıklarla duruşmalı olarak

tutukluluk incelemesi yapılması gerekliliğiyle uyumlu olduğu söylenemez. Bu

süre zarfında yetkisizlik kararı verilmesi nedeniyle dosyanın mahkemeler

arasında karşılıklı gidip gelmesi bu durumu haklılaştıracak

nitelikte değildir. Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk hâlinin 1 yıl 4 ay

boyunca duruşmasız olarak ve makul olmayan aralıklarlayapılan

incelemeler sonucunda verilen kararlarla devam ettirilmesi ve başvurucunun bu

şekilde devam eden bir usule göre özgürlüğünden yoksun bırakılması Anayasa'nın

19. maddesinin sekizinci fıkrası anlamında yeterli güvencelerin sağlanmaması

sonucunu doğurmuştur.

69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

71. Başvurucu 15.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

72. Başvuruda, tutukluluk durumunun 6/2/2014-2/6/2015 tarihleri

arasında duruşmasız olarak verilen kararlarla devam ettirilmesi ve tutukluluğun

makul süreyi aşmış olması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci ve

sekizinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

73. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği haklarına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki

manevi zararları karşılığında somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk durumunun 6/11/2012-6/2/2014 tarihleri arasında duruşmasız olarak ve makul aralıklarla

incelenmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk durumunun 6/2/2014-2/6/2015 tarihleri arasında

duruşmasız olarak ve makul aralıklarla incelenmemesi nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Tutukluluk durumunun 6/2/2014-2/6/2015 tarihleri arasında

duruşmasız olarak verilen kararlarla devam ettirilmesi nedeniyle Anayasa’nın

19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 15.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu : Mehmet ÖLMEZ Vekili : Av. Zeydin KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/19800, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutukluluğun Makul
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  10. D. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  11. E. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  12. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Özgüldür
  14. Kaya
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/19800
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Recep Gültepe Başvurusu (B. No: 2015/16737)
  • Ramazan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/25970)
  • Adil Güzel ve Mühsin Güzel Başvurusu (B. No: 2015/9977)
  • H. Ö. Başvurusu (B. No: 2015/12372)
  • Mithat Yıldız Başvurusu (B. No: 2015/18790)
  • Ahmet İhsan Tabanlıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12007)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.