İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Recep Gültepe Başvurusu (B. No: 2015/16737)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ile

Başvuru No2015/16737Tarih10 Ocak 2019Okuma17 dk · 3.449 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Recep Gültepe Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2019
Başvuru Numarası
2015/16737
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.449 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuki olmaması ile

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/10/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

6. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlar

tarafından kabul edilmiş tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütün

gerçekleştirdiği terörist şiddet, bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene,

millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağır

tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKK

kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2)

[GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-18).

7. Bununla birlikte kamuoyunda Demokratik

açılım süreci, Çözüm süreci

ve Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi

gibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son döneminden

itibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüde

azalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'nin

güvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yeniden

artmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekim

olayları ve hendek olayları

olarak bilinen terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 19-27).

8. Hendek olayları kapsamında PKK tarafından birçok yerleşim

yerinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bu

barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından

şehirlerin bir kısmında öz yönetim

adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda

terörist, halkın bu yerlere giriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik

güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın

normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle

çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında

çok sayıda güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı

imha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30).

9. Terör saldırılarının gittikçe yoğunlaştığı ve ülkenin birçok

bölgesine yayıldığı bu dönemde hem güvenlik güçleri hem de siviller hedef

alınmıştır. Bu bağlamda PKK tarafından (başvurucunun seçim bölgesi olan

Hakkâri, konuşma yaptığı Şırnak veDiyarbakır'da)

6/9/2015 tarihinde Yüksekova'da askerî karakola, 28/11/2015 tarihinde Sur'da güvenlik görevlilerine, 13/1/2016 tarihinde

Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde polis lojmanlarına,24/3/2016 tarihinde Sur'da askerî karakola, 31/3/2016 tarihinde Bağlar'da polis aracına, 11/4/2016 tarihinde Hani'de askerî

karakola, 15/4/2016 tarihinde Şırnak'ta güvenlik görevlilerine, 1/5/2016

tarihinde Dicle'de jandarma binasına, 10/5/2016 tarihinde Bağlar'da

polis aracına, 12/5/2016 tarihinde Sur'da doğrudan

sivillere, aynı gün İstanbul'da askerî servis aracına, 29/5/2016 tarihinde

Kulp'ta güvenlik görevlilerine, 30/5/2016 tarihinde Silopi'de polis aracına,

28/6/2016 tarihinde Dicle'de polis aracına, 10/8/2016 tarihinde Sur'da polis ekiplerine, 15/8/2016 tarihinde Bismil'de

Bölge Trafik Müdürlüğüne, 9/10/2016 tarihinde Şemdinli'de askerî kontrol

noktasına ve 4/11/2016 tarihinde Bağlar'da emniyete

ait hizmet binalarına yönelik silahlı ve/veya bombalı saldırılar düzenlenmiş;

ayrıca bombalı intihar saldırıları gerçekleştirilmiştir. Bu saldırılarda 60

güvenlik görevlisi ve -aralarında üç çocuk ve Diyarbakır Baro Başkanı'nın da

bulunduğu- 51 sivil hayatını kaybetmiş, 308 güvenlik görevlisi ve 289 sivil

yaralanmıştır.

B. Başvurucunun

Tutuklanmasına İlişkin Süreç

10. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) PKK terör

örgütü ile bağlantılı suçlardan başlatılan soruşturma kapsamında 18/9/2015

tarihinde Savcılık tarafından ifadesi alınan başvurucu aynı tarihte serbest bırakılmıştır.

İfade tutanağında, başvurucuya yöneltilen suçlamaların açıklandığı

belirtilmiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Van TEM [Terörle

Mücadele] Şube Müdürlüğünde susma hakkımı

kullanacağımı beyan ettiğimden ifadem alınmadı. Şu an huzurunuzda ifade

vereceğim. Van il merkezinde bulunan iş yerimde çevre illere hitap eden soğutma

işi üzerine çalışıyorum. Şunda resmi olarak Halkların Demokratik Partisi

Edremit ilçe Başkanı olarak görev yapıyorum. 52 AP 153 plakalı araç benim adıma

kayıtlıdır. Partinin belli bir gelir kaynağı olmadığı için parti çalışanları

partinin seçim çalışmalarında kullanılmak üzere kendilerine ait araçları

partiye tahsis ederler. Ben de bana ait olan 52 AP 153 plakalı aracımın

anahtarını HDP Edremit İlçe binasındaki bana ait odada bulunan masanın üzerinde

bıraktım ve partide görevli Z.A., N.T., A.S., G.H., Ş.T., E.Ç., L.B., H.E.,

H.B., ve Ö.T.ye aracı kullanabileceklerini söyledim. Aracın kimde olduğunu,

kimin kullandığını, kime verdiklerini bilmiyorum. Aracımda bulunan patlayıcı

maddeler, telsizlerden ve diğer eşyalardan herhangi bir bilgim yoktur. Daha

önceden zaman zaman aracımı seçimlerde parti çalışmaları için veriyordum hatta

20 gün aracı hiç görmediğim oluyordu. Üzerime atılı suçlamaları kabul

etmiyorum."

11. Başsavcılık 30/9/2015 tarihinde dosya içeriğinde bulunacak

olan tüm bilgi ve belgelerin gizli tutulmamasının soruşturmayı tehlikeye

düşürebileceğinden bahisle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre soruşturma dosyasının

incelenmesi ve dosyadaki evraklardan suret alınması hakkının kısıtlanmasına

karar verilmesini talep etmiş, Van 2. Sulh Ceza Hâkimliği 1/10/2015 tarihinde dosya içeriğinden veya

belgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir.

12. Savcılık 5/10/2015 tarihinde başvurucunun yeniden ifadesini

almıştır. İfade tutanağında, başvurucuya yöneltilen suçlamaların açıklandığı

belirtilmiştir. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Kendime ait facebook

hesabımda aracın çalındığını yazdığım doğrudur. Ancak ticaret işi ile

uğraşıyorum ve hakkımda bir soruşturma yürütüldü. Buna ilişkin olarak yanlış

anlaşılmalara sebebiyet vermemek için bu şekilde bir açıklama yaptım. İlk

ifademde belirttiğim hususlar doğrudur. O ifadede tarafıma aracı tespit ettiğim

kişilerle ilgili soru sorulduğunda bende o isimleri vererek onların haberi

olabileceğini söylemiştim. Ancak ifadede onlara teslim ettiğim şeklinde

geçilmiştir. Ben aracımı eylemlerde kullanılmak üzere kimseye teslim etmedim,

üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. R.B., B.A., G.Ö., H.Ö,

E.E., N.T.yi tanımıyorum. İ.A. yanımda çalışan bir işçidir , H.G. yanımda çalışan bir işçidir. Ben üzerime

atılı suçu işlemedim. Kendime ait üzerinde kimlik bilgilerim bulunan ruhsatı

bulunan aracı böyle bir suç işlenmesi için birisine vermem düşünülemez

..."

13. Savcılık, terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme ve

terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması talebiyle başvurucuyu aynı

tarihte sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili

kısmı şöyledir:

"... PKK/KCK terör örgütünün talimatları

doğrultusunda Van ilinde başlayan sokak eylemlerinde bulunduğu ve eylemci gruba

molotof dağıttığı yönünde bilgi edinilen 52 AP 153

plakalı aracın 16/9/2015 tarihinde ilimiz Doğu Caddesi üzerinde görülmesi

üzerine durdurulmaya çalışıldığı ancak durmayan aracın kaçmaya başladığı,

aracın takip edildiği ancak kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün aracı

bırakarak kaçtığı bildirilmiştir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle

araç üzerinde CMK 116 v.d. maddelerine göre arama ve elkoyma işlemi yapılması amacıyla gerekli yazılı talimat

verilmiştir. Araçta yapılan aramada 3 adet telsiz, 8 adet el yapımı bomba

yapımında dış kap olarak kullanılan malzeme, 9 adet 9x19 mm çap ve tipinde

fişek, bir çift inşaat eldiveni ve bir adet pense bulunmuştur.

Araç üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde

terör örgütünün kırsal alanında faaliyet yürüttüğü yönünde bilgiler olduğu

bildirilen R.B. ve H.Ö.nün

parmak izleri tespit edilmiştir.

Aracın resmi tescilli sahibinin Recep Gültepe

olduğu alınan beyanında Halkların Demokrasi Partisi resmi Edremit İlçe Başkanı

olduğunu kendisine ait araçlardan biri olan 52 AP 153 plakalı aracı seçim

çalışmalarında kullanılmak amacıyla parti binasına bıraktığını ve isimlerini

verdiği parti yetkililerine anahtarı teslim ettiğini belirtmiştir. Şüphelinin

ifadesinde belirttiği kişilerin alınan ifadelerinde aracın teslim edildiğine

dair bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri,

Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin

bulunduğu anlaşılmakla ... [tutuklanmasına karar verilmesi talep

olunur.]"

14. Başvurucu, Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/10/2015 tarihinde

yapılan sorgusunun ardından haftanın

belirlenen gününde kolluk birimine başvurma ve yurt dışına çıkamamak şeklinde belirlenen

adli kontrol tedbiri uygulanmak şartıyla serbest bırakılmıştır.

15. Savcılık 7/10/2015 tarihinde, Hâkimliğin tutuklama talebinin

reddine dair kararına itiraz etmiştir.

16. Savcılığın itirazını değerlendiren Van 1. Sulh Ceza

Hâkimliği 8/10/2015 tarihinde, itirazın kabulüne ve başvurucu hakkında

-tutuklanmak üzere- yakalama kararı çıkarılmasına karar vermiştir.

17. Anılan karar üzerine yakalanan başvurucunun sorgusu9/10/2015

tarihinde Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılmıştır. Başvurucu, Hâkimlikteki

savunmasında önceki savunmalarını tekrar ederek suçlamayı kabul etmemiştir.

18. Başvurucu müdafii ise Hâkimlikteki

savunmasında özetle başvurucunun daha önce sorgusu yapıldıktan sonra serbest

bırakıldığını, aynı suçlama nedeniyle yeniden tutuklamaya sevk edilebilmesi

için yeni bir delilin ortaya çıkmış olması gerektiğini ancak kısıtlama kararı

nedeniyle bunu öğrenemediklerini, başvurucunun Halkların Demokratik Partisi

Edremit İlçe Teşkilatı eş başkanı olduğunu, adına kayıtlı olan aracının suç

işlenirken kullanılmış olabileceğini ancak bu durumla ilgili başvurucunun

bilgisinin olmadığını, dosya içinde başvurucunun anılan suçu işlediğine dair

hiçbir delilin bulunmadığını ifade ederek başvurucunun serbest bırakılmasını

talep etmiştir.

19. Hâkimlik başvurucuyu aynı tarihte terör örgütüne bilerek ve

isteyerek yardım etme suçundan tutuklamıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı

şöyledir:

"... 'örgüte bilerek isteyerek yardım

etme' suçundan şüpheli Recep

Gültepe'nin üzerine atılı suçu

işlediğine dair; ifadeler, tutanaklar, internette yer alan haber çıktıları ve

tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, henüz yakalanamayan firari şüphelilerin olması sebebiyle bu aşamada

delil karartma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenlebir

tutuklama nedeninin var sayıldığı, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza

dikkate alındığında, tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı... [anlaşılmakla

tutuklanmasına karar verildi.]"

20. Başvurucunun tutuklama kararına yaptığı itiraz Van 2. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 13/10/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Soruşturma dosyası incelenmesinde;

ifadeler, tutanaklar, internette yer alan haber çıktıları ve tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, henüz

yakalanamayan firari şüphelilerin olması sebebiyle bu aşamada delil karartma

ihtimalinin bulunduğu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nın 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve

kimliği hakkında gerçek dışı beyanda bulunduğu dikkate alındığında serbest

bırakıldığı takdirde kaçacağına dair somut olgu bulunması sebepleriyle

tutuklama nedenlerinin var sayıldığı, yargılama sonunda verilmesi muhtemel

cezaya göre tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ...

[anlaşılmakla] itirazının reddi ile ...

tutukluluk halinin devamına ... karar verilmiştir."

21. Başvurucu 16/10/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Başsavcılık 17/6/2016 tarihli iddianamesiyle başvurucu

hakkında terör örgütüne üye olma suçundan aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açmıştır.

23. İddianamede öncelikle PKK terör örgütüyle ilgili genel

bilgilere, daha sonra ise başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgulara yer

verilmiştir. Bu olgular özetle şöyledir:

i. Hendek olaylarının

(bkz. §§ 6-9; Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30) yaşandığı bir dönemde

Van'da PKK terör örgütü üyelerince gerçekleştirilen eylemler esnasında sokak

olaylarında eylemcilere molotof dağıtan, eylemleri

organize eden, yolları kapatmak amacıyla araçları gasp eden terör örgütü mensuplarının

kullandığı aracın -ihbar üzerine güvenlik görevlileri tarafından yapılan

araştırma sonunda- başvurucuya ait olduğu belirlenmiştir.

ii. Güvenlik görevlileri 6/9/2015 tarihinde aracı ele geçirmiş

ancak terör örgütü mensupları kaçmıştır.

iii. Başvurucuya ait araçta yapılan aramada; üst kısmında delik

bulunan 8 adet silindir şeklinde metal parça, üç adet el telsizi, 3 adet

adaptör kablosu, 2 adet telsiz mandalı, uç kısmı açık kablo, 2 adet eldiven, 10

adet fişek, poşetler, not kâğıtları ve birden fazla telefon ele geçirilmiştir.

Ele geçirilen malzemelerle ilgili yaptırılan kriminal

incelemeye göre metal boruların el yapımı

patlayıcılarda (EYP) dış kap olarak kullanılan malzemelerden olduğu,

telsizlerin DTMF ton gönderme

özelliğinin bulunduğu ve EYP'leri patlatmak için uzaktan kumandalı verici anahtar sistemi

olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.

iv. Başvurucuya ait araçtan elde edilen parmak izlerinden

birisinin R.B.ye (PKK terör örgütünde silahlı olarak faaliyet gösterdiği ve

Hüseyin/Yusuf/Velak kod ismini kullandığı), diğerinin

ise H.Ö.ye (PKK içinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiği, Andok

kod ismini kullandığı belirtilmiştir.) ait olduğu belirlenmiştir. Terör örgütü

mensubu bu kişilerin hendek olayları esnasında

14/10/2015 tarihinde Polis Memuru Y.D.yi

şehit ettikleri, olay sırasında çıkan çatışmada H.Ö.nün

olay yerinde öldürüldüğü, yaralanan R.B.nin ise

19/2/2016 tarihinde tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda öldüğü

belirtilmiştir.

v. Başvurucunun adli kontrolle serbest bırakılmasından sonra bir

sosyal paylaşım sitesinde kendi hesabından paylaştığı mesajda, soruşturmaya

konu aracının çalındığını ilan ettiği belirtilmiştir. Savcılık, başvurucunun

aracının çalındığına dair herhangi bir başvurusunun olmadığı bilgisine yer

vererek başvurucunun da sonradan alınan ifadesinde "yanlış anlaşılmaları önlemek için bu şekilde açıklama

yaptığını" beyan ettiğini belirtmiştir.

vi. Sonuç olarak Savcılık, kendisine ait aracı -terör örgütünün

kırsal alanından gelen ve şehir merkezinde ayaklanmaları içinhalkı

organize eden, terör örgütü mensuplarına patlayıcı madde temin eden-

teröristlere vererek sokak eylemlerinde kullandıran başvurucunun örgütün hiyerarşik

yapısı içinde yer alarak terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini iddia

etmiştir.

24. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 15/7/2016 tarihinde

iddianameyi kabul etmiş ve Mahkemenin E.2016/368 sayılı dosyası üzerinden

yargılama başlamıştır.

25. Mahkeme 4/10/2016 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

savunmasını almıştır. Başvurucunun Mahkemedeki savunmasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... olay tarihinde halkların demokratik

partisi Edremit ilçe eş başkanı olarak görev yapıyordum, partimizin maddi

imkanları kısıtlı olduğundan seçim çalışmalarında kullanılmak üzere 52 AP 153

plaka sayılı adıma kayıtlı aracı tahsis ettim ve anahtarını parti binasında

kendi odamın masasında bıraktım, ihtiyaç olduğunda araç kullanılıyordu, ben

soğutma işi ile uğraşırım, ticaret yaparım, saygın ve güvenilir bir tacirim, bu

yaşıma kadar herhangi bir suça karışmadım, sadece siyasi tercihim nedeni ile bu

ithamlar ile karşılaştığımı düşünüyorum, halen huzurda bulunan diğer sanık

Vedat'ı tanımıyorum, ben parti binasında anahtarı bıraktıktan sonra işlerimin

yoğunluğu nedeni ile kendi işlerim ile ilgilendim, aracı kimin kullandığını,

hangi işlerde kullanıldığını bilmiyorum ..."

26. Mahkeme 4/10/2016 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

tahliyesine de karar vermiştir. Mahkemenin tahliye gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"... Atılı suçun vasıf ve mahiyeti,

delillerin büyük ölçüde toplanmış oluşu, sanık savunmasının alınmış bulunması

ve tutuklulukta geçen süre nazara alınarak sanık Recep Gültepe'nin bihakkın

tahliyesine ... [karar verildi.]"

27. Mahkeme 16/3/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve

isteyerek yardım etme suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar vermiştir.

28. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 7/11/2017

tarihli kararı ile başvurucunun istinaf isteminin reddine karar vermiş ve

başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"... Olay tarihinde Van-Edremit HDP

(Halkların Demokratik Partisi) İlçe Başkanı olup, kendisine ait 52 AP 153

plakalı aracı, yasa dışı sokak eylemlerine katılan örgüt mensuplarını ve

eylemcileri sokak sokak dolaşarak organize ettikleri,

onlara lojistik destek sağladıkları, mağdurlara ait araçları yağmalayarak bu

şekilde barikatlar oluşturdukları anlaşılan H.Ö. ve R.B. adlı örgüt üyelerine

tahsis eden sanık Recep'in ise silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarını

işlediklerine ilişkin kabul ve uygulamada isabetsizlik görülmemiştir."

IV. İLGİLİ HUKUK

29. İlgili ulusal hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 64-89.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 10/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gözaltına Almanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiası

31. Başvurucu, daha önce sorgusu yapılıp serbest bırakılmış

olmasına rağmen yeni delil ortaya konulmadan tekrar gözaltına alınması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığı

veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin

olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış

da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili

bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet

Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim

Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

33. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, tutuklamayı gerektirecek somut bir delil olmadığı

hâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

38. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel İlkeler

39.Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 110-124.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu iddianameye de

konu olan eylemi nedeniyle terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme

suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağı vardır.

41. Bu aşamada tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine

dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

42. Somut olayda başvurucu, terör örgütüne bilerek ve isteyerek

yardım etme suçundan tutuklanmıştır. Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği; tutuklama

kararında isnat edilen suçlamaya ilişkin olarak dosyadaki ifadelere,

tutanaklara ve internette yer alan haber çıktılarına değindikten sonra tüm

dosya içeriğini nazara alarak kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna

varmıştır (bkz. § 19). Buna göre

tutuklama kararında gösterilen delillerin suç işlendiğine dair kuvvetli belirti

olarak kabul edilmesinin temelsiz olduğu söylenemez.

43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen terör örgütüne

bilerek ve isteyerek yardım etme suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai

yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım (2), § 148).

45. Somut olayda Van 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan terör örgütüne bilerek

ve isteyerek yardım etme suçunun niteliğine ve başvurucunun delilleri etkileme ihtimalinin

bulunmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının

verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel

koşulları ile Van 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

46. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

47. Öncelikle örgüt suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64).

48. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,

işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 19) keyfî ve

temelsiz olduğu söylenemez.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu; kısıtlama kararı nedeniyle soruşturma evrakında bulunan

belge ve delillere ulaşamadığını, sonuç olarak tutuklamaya karşı etkili bir

şekilde itirazda bulunma imkânından yoksun bırakıldığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

52. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel İlkeler

53. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§

169-174.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

54. Savcılığın talebi üzerine Van 2. Sulh Ceza Hâkimliği

1/10/2015 tarihinde soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar

vermiştir (bkz. § 11).

55. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonra

kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla

birlikte Mahkemece iddianamenin kabul edildiği 15/7/2016 tarihi itibarıyla

kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca

kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır (bkz. § 24).

56. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan suçlamaların

ve buna ilişkin olguların tutuklama talep yazısında ve sorgu esnasında

başvurucuya sorulan sorularda açıklandığı, başvurucunun da ifadesinde anılan

suçlamalarla ilgili ayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 10-13).

57. Öte yandan tutukluluğa itiraz dilekçesinde başvurucu müdafii tarafından usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir

şekilde savunma yapılmıştır. Dolayısıyla

başvurucunun ve müdafilerinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel

teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasında

erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

58. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuya

veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma ve

itirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşık

birkaç ay devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlama nedeniyle

başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının

kabulü mümkün görülmemiştir.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararı

nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/1/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Fatih HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Recep

GÜLTEPE

Vekili

:

Av. Cemal

DEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/16737, 10 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucunun
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Gözaltına Almanın
  11. B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim
  12. B. Tutuklamanın Hukuki
  13. C. Soruşturma Dosyasına
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Gültepe
  17. Demir
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/16737
Tarih
10 Ocak 2019

İlgili Kararlar

  • Ramazan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2017/25970)
  • Adil Güzel ve Mühsin Güzel Başvurusu (B. No: 2015/9977)
  • H. Ö. Başvurusu (B. No: 2015/12372)
  • Mithat Yıldız Başvurusu (B. No: 2015/18790)
  • Ahmet İhsan Tabanlıoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12007)
  • Hidayet Karaca Başvurusu (B. No: 2016/6966)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.