İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Doğan Bacaksız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19468)

1. Başvuru, harcırah ödenmesi talebine ilişkin olarak açılan

Başvuru No2015/19468Tarih21 Şubat 2018Okuma12 dk · 2.465 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Doğan Bacaksız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
21 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2015/19468
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.465 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, harcırah ödenmesi talebine ilişkin olarak açılan

idari davanın süre aşımından reddedilmesi ve aleyhe vekâlet ücretine

hükmedilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 18/12/2015 ve 4/1/2016 arasındaki muhtelif

tarihlerde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından 2015/19469, 2015/19470, 2016/16, 2016/19 ve

2016/20 numaralı bireysel başvuru dosyalarının aralarında konu yönünden hukuki

irtibat bulunması nedeniyle 2015/19468 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine ve incelemenin 2015/19468 numaralı bireysel başvuru dosyası

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde

sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapmakta iken yaş sınırı (45 yaşına

girmeleri) sebebiyle ilgili mevzuat hükmü gereğince kendilerine tazminat

ödenmek suretiyle sözleşmeleri feshedilmiştir.

8. Başvurucuların sözleşmelerinin feshedileceği tarihten önce

yaş sınırı nedeniyle TSK'dan ayrılan fakat emeklilik hakkını elde edememiş

olanların emekli aylığına hak kazanacakları tarihe kadar devlet memuru olarak

istihdam edilmelerini öngören düzenlemeler uyarınca TSK’ya bağlı kadrolara

sivil memur olarak atamaları gerçekleştirilmiştir.

9. Atama işlemleri tamamlanan başvurucular, sözleşmeleri

feshedilip eski görev yerlerinden ilişik kesmelerinin akabinde yeni atandıkları

kadrolarda göreve başladıktan sonra idareye başvurmuş; eski ve yeni görev

yerleri arası için harcırah ödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucular, söz

konusu dilekçelerinde sözleşmenin feshi üzerine fesih işlemine bağlı olarak

ödenmesi gereken özlük haklarının ödendiğini ancak yapılan atama nedeniyle

10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu uyarınca ödenmesi gereken ve

yol masrafı, gündelik, aile masrafı ile yer değiştirme masrafından oluşan

harcırahın ödenmediğini belirtmiştir. Başvurucular, taleplerinin cevap

verilmemek suretiyle reddi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava

açmışlardır.

10. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme); belirtilen dava dosyalarında

22/10/2015, 5/11/2015 ve 12/11/2015 tarihlerinde oyçokluğuyla verdiği

kararlarla davaları süre aşımından reddetmiştir. Kararların gerekçesinde,

sözleşmenin feshi üzerine ilgili mevzuat kapsamında yol tazminatı da verilerek

başvuruculara ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Başvurucuların söz konusu

ödemenin eksik veya yanlış yapıldığı iddiası mevcut ise başvuruculara ödeme

tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açmaları veya idareye müracaatta

bulunmaları gerektiği ifade edilmiştir. Olayda başvurucuların dava açma süresi

içinde idareye başvurduğu, bu başvuruyla birlikte dava açma süresinin durduğu,

zımni retle birlikte daha önce durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden

işlemeye başladığı belirtilmiştir. Buna göre müracaat öncesi geçen süre de

hesaba katıldığında davalarda süre aşımı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu kararlardadavalı idare lehine maktu vekâlet ücretine (1.500

TL) hükmedilmiştir.

11. Karşıoy görüşünde ise sözleşmenin

feshi nedeniyle ödenen yol tazminatı ile başvurucuların talep ettiği harcırahın

aynı mahiyette parasal haklar olmadığına, ayrı kanunlarda düzenlenen bu iki

özlük hakkının ödenme şartları itibarıyla birbirinden farklı olduğuna dikkat çekilmiştir.

Bu sebeple başvuruculara sözleşmenin feshi sonucunda tazminat ödenmesinin

harcırah hususunda kısmi ödeme olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.

Başvurucuların sivil memur olarak göreve başladıkları tarihte 6245 sayılı Kanun

kapsamında kendilerine harcırah ödenip ödenmeyeceği yolunda idarenin açık veya

zımni bir ret işleminin bulunmadığı, öte yandan anılan Kanun’da harcırah

ödenmesi için belirli bir müracaat süresi de düzenlenmediği ifade edilmiştir.

Buna göre başvurucuların harcırah ödenmesi talebiyle idareye yapılan başvurunun

zımnen reddi üzerine altmış gün içinde açıldığı anlaşılan davaların süresinde

olduğu belirtilmiştir.

12. Başvurucular tarafından söz konusu kararlara karşı karar

düzeltme yoluna gidilmemiştir.

13. Nihai kararlar 20/11/2015 ve 2/12/2015 tarihlerinde

başvuruculara tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucular 18/12/2015 ve 4/1/2016 arasındaki muhtelif

tarihlerde ve süresinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanunu’nun "İhtiyarı

müracaat ve idari makamların sükutu" kenar başlıklı 35.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"a) İhtiyari müracaat:

Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen

idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir

işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava

açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış

olan dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.

b) İdari makamların sükutu:

İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek

bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde

yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.

Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma

süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan

haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle

dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap

verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.(...)"

16. Aynı Kanun’un "Dava

açma süresi" kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim

tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış

gündür."

17. 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 5.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"(...)Yaş sınırı nedeniyle Silahlı Kuvvetlerden

ayrılacak olanlardan istekliler, merkezi yönetim bütçe kanunlarında yer alan

sınırlamalara tabi olmaksızın, Milli Savunma

Bakanlığı, MSB ANT Başkanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri (Jandarma Genel

Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı dahil) kadrolarında emekli aylığına

hak kazandıkları tarihe kadar Devlet memuru olarak istihdam edilirler. Atama

işlemleri yaş sınırının dolmasından önce tamamlanır ve atanılan

görevin aylık ve diğer mali haklarına göreve başlanılan tarihten itibaren hak kazanılır.(...)"

18. 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları

Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı

Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434

Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde

Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu

Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi

Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesinin D bendinin ilgili kısmı

şöyledir:

"…kendi kusurları olmaksızın sözleşmesi

feshedilen veya hizmet sürelerinin bitiminde ayrılan sözleşmeli subay,

sözleşmeli astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile terhis olan

yedek subaylara ve bunlardan görevde iken ölenlerin kanuni mirasçılarına damga

vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaksızın (12.105) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarında tazminat

ödenir."

19. 6245 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve

yer dağiştirme masrafı aşağıdaki hallerde verilir:

1. Yurt içinde veya yurt dışında görev

yapmakta iken yurt içinde veya yurt dışındaki sürekli bir göreve naklen atanan

ya da yabancı ülkelerdeki memuriyet merkezi değiştirilen memur ve hizmetlilere

yeni görev yerlerine kadar;(...)"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular; naklen atanmaları dolayısıyla kendilerine

harcırah ödenmesi gerektiğini, bu taleple yaptıkları idari başvurunun reddi

üzerine açtıkları davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin hakkaniyete

aykırı olduğunu belirtmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın idareye yaptıkları

başvurunun zımnen reddi üzerine doğduğunu, dolayısıyla dava açma süresinin

zımni ret tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini ifade eden başvurucular,

Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda davanın süresinde olduğu yönünde

verdiği kararlar bulunduğunu da hatırlatmaktadır. Başvurucular ayrıca,

Mahkemenin ilk inceleme safhasında karar verdiği hâlde davalı idare lehine

vekâlet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmekte; bu durumun

kendilerine haksız bir külfet yüklediğinden şikâyet etmektedir. Başvurucular bu

sebeplerle eşitlik ilkesinin ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular her ne kadar Mahkemenin aynı

nitelikteki uyuşmazlıklarda davanın süresinde olduğu yönünde verdiği kararlar

bulunduğunu belirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de

şikâyetlerinin özü, harcırah ödenmesi talebine ilişkin olarak açtıkları davanın

süre aşımından reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememesidir.

Bu itibarla belirtilen ihlal iddiası da adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Davanın Süre Aşımından

Reddedilmesi Nedeniyle Uyuşmazlığın Esasının İncelenmemesine İlişkin Şikâyet

Yönünden

23. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

25.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma hakkına

sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)

yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

26.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

27. Somut olayda harcırah ödenmesi talebine ilişkin olarak

açılan davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

28. Mahkemeye erişim hakkına yapılan bu müdahalenin Anayasa'ya

uygunluğundan söz edilebilmesi için Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen;

kanuna dayanma, meşru bir amaç taşıma ve ölçülü olma koşullarını sağlaması

gerekmektedir.

29. Başvurucuların harcırah ödenmesi talebine ilişkin olarak

açtıkları davaların süre aşımından reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararlarının

1602 sayılı mülga Kanun'un 35/(a) ve 40. maddelerine dayandığı dikkate

alındığında müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu açıktır.

30. İdari işlemlere karşı dava açmanın belli bir süreyle

sınırlanması idari istikrar gerekçesine dayandırılmaktadır. İdari istikrarın

sağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereğidir. Dolayısıyla kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle

idari işlemlere karşı dava açılmasını belli bir süreyle sınırlamasının anayasal

açıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır (Çölbeyi Lojistik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No:

2014/12354, 9/11/2017, § 52).

31. Son olarak başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçülü olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Mahkemeye erişim

hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili bir sistemin var olmasını ve dava

açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara

sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler

kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

32. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte başlayacağını

belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine

aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin

başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma

süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece

mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın

koşulları ışığında incelemektir (Ahmet Yıldırım,

B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma süresinin hak

sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar

çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir

dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden

ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar

Çoban, § 66).

33. Somut davalarda Mahkemenin öncelikle uyuşmazlık konusu

olgunun ne olduğunu irdelediği ve bu olguyu başvuruculara 6245 sayılı Kanun

kapsamında harcırah ödemesi yapılmaması şeklinde ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır. Bu olgudan hareketle de 1602 sayılı mülga Kanun'da dava açma

süresinin hesaplanma usulüne ilişkin olarak idareye yapılan başvurunun

niteliğine göre oluşan farklı hukuksal durumlar için öngörülen kurallardan

hangisinin uygulanması gerektiği yönünde bir değerlendirmeye gidildiği

görülmektedir. Bu bağlamda dava konusu edilen zımni ret işlemine dayanak teşkil

eden idari başvurunun daha önce idare tarafından aynı konuda tesis edilmiş bir idari

işlemin -6245 sayılı Kanun uyarınca harcırah ödenmemesi işlemi- düzeltilmesi

talebine yönelik olduğu, bu itibarla 1602 sayılı mülga Kanun'un 35/(a)

maddesinde düzenlenen dava açma sürelerine ilişkin kuralların esas alınması

gerektiğinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin dava açma süresine

ilişkin bu Kanun hükmünü uygularken de başvurucuların en geç sözleşmelerinin

feshi üzerine 375 sayılı KHK'nın 1. maddesinin D bendi kapsamında kendilerine

yol tazminatını da içerecek şekilde tazminat ödemesi yapıldığı tarih itibarıyla

uyuşmazlığın temelini teşkil eden 6245 sayılı Kanun kapsamındaki harcırahın

ödenmemesi işleminden haberdar olduğunu kabul ettiği görülmektedir.

34. Başvurulara dayanak gerekçeli kararlarda yer verilen hukuki

tespitler ve dayanaklar irdelendiğinde, derece mahkemesinin dava açma süresinin

başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucuların uyuşmazlığın

dayanağını teşkil eden olgudan haberdar olduklarının kabulünü haklı kılan

nedenlerin bulunmadığı söylenemez. Bu itibarla somut olayda derece mahkemesinin

gerek uyuşmazlık konusu olguyu gerekse bu olgudan hareketle dava açma süresinin

hesaplanma usulünü ve sürenin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle ilgili

yorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı gibi başvurucuların dava açmasını

aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı sonucuna varılmıştır.

35. Buna göre başvurucuların mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Aleyhe Vekâlet

Ücretine Hükmedilmesine İlişkin Şikâyet Yönünden

37. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve

uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükler

öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdir

yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya

da aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinin

davanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-40).

38. Vekâlet ücreti davaya hukuki katkıda bulunan ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Bu bağlamda bireysel başvuruya dayanak

davalarda davalı idarenin vekille temsil edildiği, vekil tarafından dava

dosyalarına savunma dilekçesi sunulmak suretiyle davaya hukuki katkıda

bulunulduğu, ayrıca davanın davalı idare lehine sonuçlandığı dikkate

alındığında somut olayda davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi için

gerekli koşulların mevcut olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. Öte

yandan hükmedilen maktu ücretin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantılı olduğu ve başvurucular üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı

da görüldüğünden belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye erişim hakkına yönelik

bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucular

:

Doğan

BACAKSIZ

Ayhan SAĞOL

Bayram AKAN

Cüneyt

FİLAZİ

Ender ERGÜN

Süleyman

BACALIKAYA

Vekili

:

Av. Güray

GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/19468, 21 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun açıkça
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Bacaksız
  14. Filazi
  15. Bacalıkaya
  16. Güneş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/19468
Tarih
21 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Hayrettin Akar Başvurusu (B. No: 2015/1751)
  • B.u. Başvurusu (B. No: 2015/3127)
  • Orhan Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/4704)
  • Binali Özkaradeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4686)
  • Dilek Genç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3944)
  • Emrah Ergün Başvurusu (B. No: 2014/4651)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.