İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Doğan Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2432)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, kuvvetli suç

Başvuru No2014/2432Tarih16 Haziran 2016Okuma34 dk · 6.761 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Doğan Eren Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2432
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.761 kelime·34 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, kuvvetli suç

şüphesi ve tutuklama nedenleri olmadan tutuklama kararı verilmesi nedenleriyle

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, özel yetkili mahkemede yargılama

yapılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2014 tarihinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 7/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 3/7/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Doğan Eren, yasa dışı örgüte üye olma suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan

soruşturma kapsamında 28/2/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve Kurtalan Sulh

Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli ve 2011/14 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

"Kurtalan C. Başsavcılığının talebinin

kabulü ile şüpheli Doğan EREN'in üzerine yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı, şüphelinin serbest

bırakılması halinde tanık ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunabileceği hususunda somut emarelerin bulunması, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nun

100/3.maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu ve 5271 sayılı CMK'nun 100. maddesinde öngörülen şartların şüpheli

açısından gerçekleşmiş bulunması nedenlerinden ötürü Kurtalan C.

Başsavcılığının istemi de dikkate alınarak şüphelinin CMK'nun

100. ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına [karar

verildi]."

8. Başvurucu Muhammed Demir, yasa dışı örgüte üye olma suçunu

işlediği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 28/2/2011 tarihinde

gözaltına alınmış ve Kurtalan Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli ve

2011/15 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi

şu şekildedir:

"Kurtalan C.

Başsavcılığının talebinin kabulü ile

şüpheli Muhammed DEMİR'in üzerine yüklenen silahlı

terör örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, şüphelinin serbest bırakılması halinde tanık ve başkaları üzerinde

baskı yapılması girişiminde bulunabileceği hususunda somut emarelerin bulunması,kuvvetli suç şüphesinin varlığı, şüphelinin

üzerine atılı suçun CMK'nun 100/3.maddesinde

belirtilen katalog suçlardan oluşu ve 5271 Sayılı CMK'nun

100. maddesinde öngörülen şartların şüpheli açısından gerçekleşmiş bulunması

nedenlerinden ötürü Kurtalan C. Başsavcılığının istemi de dikkate alınarak

şüphelinin CMK'nun 100. ve devamı maddeleri gereğince

tutuklanmasına [karar verildi]. "

9. Başvurucu Kasım Çelik, silahlı terör örgütüne silah sağlama suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan

soruşturma kapsamında 28/2/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve Kurtalan Sulh

Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli ve 2011/17 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

"Kurtalan C.Başsavcılığının talebinin kabulü ile şüpheli Kasım ÇELİK'in

üzerine yüklenen silahlı terör örgütlerine silah sağlama suçunu işlediği

hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı, şüphelinin serbest bırakılması halinde

tanık ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunabileceği

hususunda somut emarelerin bulunması, kuvvetli suç şüphesinin varlığı,

şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nun

100/3.maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu ve 5271 Sayılı CMK'nun 100. maddesinde öngörülen şartların şüpheli

açısından gerçekleşmiş bulunması nedenlerinden ötürü Kurtalan C.

Başsavcılığının istemi de dikkate alınarak şüphelinin CMK'nun

100. ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına [karar verildi]. "

10. Başvurucu Mikail Seviş, silahlı terör örgütüne silah sağlama suçunu işlediği iddiasıyla başlatılan

soruşturma kapsamında 2/3/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve Kurtalan Sulh

Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli ve 2011/21 Sorgu sayılı kararı ile

tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

"Kurtalan C.

Başsavcılığının talebinin kabulü ile

şüpheli Mikalil SEVİŞ'in üzerineyüklenen silahlı terör örgütlerine silah sağlama

suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı, şüphelinin serbest bırakılması

halinde tanık ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunabileceği

hususunda somut emarelerin bulunması, kuvvetli suç şüphesinin varlığı,

şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nun 100/3.

maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşuve 5271

Sayılı CMK nun 100. maddesinde öngörülen şartların

şüpheli açısından gerçekleşmiş bulunması nedenlerinden ötürü Kurtalan C.

Başsavcılığının istemi de dikkate alınarak şüphelinin CMK'nun

100. ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına [karar verildi]."

11. Kurtalan Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/1300 Soruşturma ve

2011/17 sayılı, başvurucular Mikail Seviş, Muhammed Demir, Doğan Eren'e ilişkin

fezlekeyi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Fezlekede şu

değerlendirmelerde bulunulmuştur:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2010/1300 soruşturma sırasında

kayıtlı 10/12/2010 tarihinde ilçemiz 2 nolu sağlık

ocağının yanında faili meçhul şahıslar tarafından kalabalık bir grubun lastik

yakarak, molotof atarak ve taş dizip çöp konteynırı

koymak suretiyle yolu trafiğe kapatma, 2010/1362 nolu

soruşturma sırasında kayıtlı 27/11/2010 tarihinde kalabalık bir grubun aynı

şekilde aynı yerde lastik yakıp yolu trafiğe kapatarak olaya müdahale için

gelen panzere taş atıp zarar vermeleri, 2011/178 nolu

soruşturma sırasında kayıtlı 13/02/2011 tarihinde ihbar üzerine ilçemiz Yayıkdere Mahallesi küme evleri mevkiinde havai fişek ve molotof kokteyli malzemelerinin toprağa gömülü şekilde ele

geçirilmesi, 2011/179 nolu soruşturma sırasında

kayıtlı 15/02/2011 tarihindeilçemiz 304 sokak

üzerinde faili meçhul kalabalık grup tarafından ellerinde bulunan molotof kokteyllerle eylem hazırlığı içerisinde olan ve

kolluk kuvvetlerinin müdahalesi üzerine kaçan şahısların araştırmalarının

yapıldığı,

Araştırmalar devam ederken Kurtalan İlçe Emniyet Müdürlüğüne

kendiliğinden müracaat eden Kurtalan 56 takma isimli gizli tanığın ifadeleri

doğrultusunda tahkikat genişletilerek bahsi geçen eylemleri PKK/ Kongra Gel terör örgütü adına kendilerini Apocu Gençlik olarak adlandıran yukarıda açık kimlik

bilgileri yazılı şüpheliler ile bu soruşturma dosyasından ayrılan çocuk

şüpheliler tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı,

...

Şüpheli Mikail SEVİŞ’in

bahsi geçen yukarıdaki eylem ve faaliyetlerin tümüne katıldığı, 28.02.2011

tarihinde ikametgahında yapılan aramada 'beyaz bir poşet içerisinde bulunan 4

adet fresh ibaresi yazılı yeşil renkli soda şişesi ve

ağızlarına bez parçaları takılı benzin kokusu olan sağlam şişeler, iki adet

yeşil renkli fresh ibareli kırık soda şişesi, 1 adet

kullanıma hazır Efes yazısı ibareli ağız kısmında çaput bulunan içerisinde

benzin olan sıvı dolu şişe, aynı poşet içerisinde koyu renkli fitil şeklinde

hazırlanmış içerisinde benzin olan bit top bezin ele geçtiği,

...

Şüpheli DOĞAN EREN’in

yukarıdaki eylem ve faaliyetlerden 27/11/2010, 10.12.2010 ve 15/02/2011 tarihli

olanlara katıldığı, 28.02.2011 tarihinde ikametgahında yapılan aramada

''Kürdistan Komünist Partisi Dosyası- Savunma - Şemdin

Sakık Apo Dehşetin ve

İhanetin Belgesi ve Ön Bir Soluklanma Çabası Yegenime

Mektuplar'' isimli yasak yayınların ele geçtiği,

...

Şüpheli Muhammed DEMİR’in

27/11/2010, 10/12/2010, 15/02/2011 tarihli yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen

eylemlere katıldığı, ikametgahında yapılan aramada ''Navenda

Çanda Mezopotamya Sala 2011'' yazılı yasaklanmış takviminele

geçtiği, şüphelinin göz altına alındığı tarihte kullanmış olduğu cep

telefonundan terör örgütü PKK' nın sözde lideri

Abdullah ÖCALAN' ın ve mensuplarının propagandasının

yapıldığı 4 adet fotoğraf karesinin bulunduğu [anlaşılmıştır]."

12. Kurtalan Cumhuriyet Başsavcılığının başvurucu Kasım Çelik

ile ilgili 2011/355 Soruşturma ve 2011/33 sayılı fezlekesinde şu

değerlendirmelerde bulunulmuştur:

"Bu kapsamda yapılan soruşturma sonunda

düzenlenen 2011/17 sayılı fezleke Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK'nun 250. maddesiyle yetkili) gönderilmiş olup,

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/723 soruşturma sırasına

kaydedildiği, bu dosyada şüpheliler ... ile birlikte şüpheli Kasım'ın 2011/17 nolu fezlekede bahsi geçen eylemlere katıldığı, şüpheli

Kasım'ın suç tarihlerinde şüphelinin yaşının kayden

18'den küçük olduğu, şüphelinin Cumhuriyet Savcılığında müdafii

huzurundaki ifadesinde yaşının 18'den büyük olduğunu beyan etmesi üzerine

şüphelinin yaşının düzeltilmesi amacıyla Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine dava

açıldığı, mahkemenin 31/03/2011 tarih ve 2011/63 Esas, 2011/ 127 Karar sayılı

kararının 18/05/2011 tarihinde kesinleştiği, buna göre şüphelinin doğum

tarihinin 15/01/1987 olarak düzeltildiği ve suç tarihinde 18 yaşından büyük olduğu

anlaşılmıştır. "

13. Ayrı düzenlenen fezlekelere konu soruşturma evrakları

birleştirilmiş; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 28/6/2011 tarihli ve

2011/1056 sayılı iddianamesiyle başvurucular hakkında silahlı terör örgütü

üyesi olma, PKK terör örgütü propagandası yapma, 6/10/1983 tarihli ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme, örgüt

faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini yaptırmamak için direnme,

tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle

kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucularla ilgili olarak internet

inceleme ve tespit tutanakları, görüntü inceleme ve tespit tutanakları, olay

tutanakları, gizli tanık beyanları, telefon, sim kart, flash

bellek ve hafıza kartları inceleme tutanakları, arama ve el koyma tutanakları

gibi delillere dayanılmıştır.

14. Başvurucular hakkındaki dava, Diyarbakır 6. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2011/561 sayılı esasına kaydedilmiştir.

15. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/561 sayılı dosyasının

7/7/2011 tarihinde tensiben yapılan incelemesinde "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve ayrıca, sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma olasılıklarının

bulunması, bunların yanında, sanıkların 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin

varlığı" gerekçesiyle başvurucuların tutukluluk hâllerinin

devamına karar verilmiştir.

16. Devam eden on üç duruşmada Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi

"atılı silahlı terör örgütü üyesi

olmak, PKK terör örgütü propagandası yapmak, 2911 sayılı Kanuna muhalefet,

örgüt faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini yaptırmamak için direnme,

tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması, suçlarının vasıf ve mahiyeti,

ekspertiz raporu, olay yakalama muhafaza altına alma tutanağı, gizli tanık

beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, isnat edilen suç için öngörülen

ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması, tutuklama

tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar altında adli

kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını

sağlayamayacağı" gerekçeleriyle başvurucuların tutukluluk

hâllerinin devamına karar vermiştir. Başvurucuların bu kararlara karşı

yaptıkları itirazlar da reddedilmiştir.

17. 1/12/2011 tarihli duruşmada gizli tanığın tarihi ayrıca

belirlenecek bir duruşmada dinlenmesine, Kurtalan İlçe Emniyet Müdürlüğüne

müzekkere yazılarak sanıkların 10/5/2010, 30/5/2010 ve 3/7/2010 tarihli

eylemlerini gösterir şekilde görüntülerinin CD ortamına aktarılarak gönderilmesinin

istenmesine, sanıklara ait görüntülerin yer aldığı CD geldiğinde duruşma günü

beklenmeksizin önceki bilirkişiye tevdi edilerek sanıkların görüntülerdeki

konumları ile ilgili olarak fotoğraf çıktısı da alınmak suretiyle rapor

aldırılmasına ilişkin ara kararı verilmiştir.

18. 7/8/2012 tarihli duruşmada bilirkişinin raporunu dosyaya

ibraz ettiği anlaşılmıştır. 31/12/2012 tarihli duruşmada gizli tanık dinlenmiş

ve başvurucuları teşhis ederek onları suçlayıcı beyanlarda bulunmuştur.

19. 18/4/2013 tarihli duruşmadasavunması

alınmayan sanığın savunması alınmış, dosyanın varsa tevsii tahkikat talepleri,

yoksa esas hakkındaki mütalaa beyanının hazırlanması için Cumhuriyet savcısına

tevdiine karar verilmiştir.

20. 11/7/2013 tarihli duruşmada Savcılık dosyanın kapsamlı

olmasını gerekçe göstererek mütalaasını hazırlayamadığını belirtmiştir.

Mahkeme, dosyanın mütalaa beyanı için Savcılığa tevdi edilmesine ve hakkında

yakalama emri bulunan sanığın yakalanmasının beklenmesine karar vermiştir.

31/10/2013 tarihli ve 25/2/2014 tarihli duruşmalar da benzer gerekçeyleertelenmiştir.

21. Başvurucular son olarak 16/1/2014 tarihinde Diyarbakır 6.

Ağır Ceza Mahkemesine tahliye talebinde bulunmuşlardır. Tahliye talepleri

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/1/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:

"Tutuklu sanıklar Doğan EREN, Muhammed DEMİR,Mikail SEVİŞ ve Kasım ÇELİK'in

üzerlerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak, PKK Terör Örgütü

propagandası yapmak, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, örgüt faaliyeti çerçevesinde

görevli memura görevini yaptırmamak için direnme, tehlikeli maddelerin izinsiz

bulundurulması, suçlarının vasıf ve mahiyeti, ekspertiz raporu, olay yakalama,

muhafaza altına alma tutanağı, gizli tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına

göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçun

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100/3. maddesinde sayılan suçlardan

olması, isnat edilen suç için öngörülen ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin

varlığının bulunması, tutuklama tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu

olması, bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen

amaca ulaşılmasını sağlayamayacağı gözönüne alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin devamına [karar

verildi]."

22. Başvurucular bu karara itiraz etmişlerdir. İtirazı

değerlendiren Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 10/2/2014 tarihli ve 2014/84

Değişik İş sayılı kararıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararda bir

isabetsizlik bulunmadığını belirterek itirazın reddine karar vermiştir.

23. Başvurucular19/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihli ve

E.2011/561, K.2014/36 sayılı kararıyla 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un

2. maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri

Hakkında Kanun'un 12. maddesi uyarıncagörevsizlik

kararı vererek dosyayı Siirt Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

25. Bu karar üzerine dosya, Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin

2014/111 sayılı esasına kaydedilmiştir.

26. Siirt Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan 14/4/2014, 5/5/2014,

28/5/2014 tarihli duruşmalarda "suçlarınınniteliği, suçun 5271 sayılı CMK’nın

100/3. maddesine giren katalog suçlardan oluşu, mevcut delil durumuna göre

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suçun

Yasada öngörülen hapis cezasının süresinin, sanıkların kaçacakları şüphesini

uyandıran somut olgu niteliğini taşıması ve adli kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağı" gerekçeleriyle başvurucuların

tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

27.Başvurucu Doğan Eren 25/6/2014 tarihli 4. duruşmada tahliye

edilmiştir. Tahliye gerekçesi şu şekildedir:

"Doğan Eren'in tutuklu kaldığı süre dosyadaki

mevcut delil durumu, esasa müessir olabilecek delillerin büyük oranda toplanmış

olması sanığın delilleri karartma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış

olması, sanığın saklanma ya da kaçacağına ilişkin dosyada somut bir bulgunun

bulunmaması ve sabit ikametgah sahibi oluşu da göz

önüne alınarak sanığın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesine [karar

verildi.]"

28. 23/7/2014 tarihli duruşmada başvurucular Kasım Çelik,

Muhammed Demir, Mikail Seviş'in"suçlarınınniteliği, suçun 5271 sayılı CMK’nın 100/3. maddesine

giren katalog suçlardan oluşu, mevcut delil durumuna göre kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suçun Yasada öngörülen

hapis cezasının süresinin, sanıkların kaçacakları şüphesini uyandıran somut

olgu niteliğini taşıması ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı"

gerekçeleriyle tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir. Bu duruşmada

Mahkeme ayrıca yakalamalı sanık için yapılan tüm arama ve araştırmalara rağmen bulunamadığıanlaşıldığından dosyanın sürüncemede kalmaması

için sanık hakkındaki davanın bu dava dosyasından tefrikine, dosyanın yeni bir

esas sıra numarasına kaydının yapılarak sanıkhakkında

çıkartılan yakalama emrinin yeni esas üzerinden devamına, dosyanın varsa tevsii

tahkikat, yoksa mütalaa yönünden Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar

vermiştir.

29.20/8/2014 tarihli duruşmadabaşvurucular

Kasım Çelik, Muhammed Demir, Mikail Seviş 'intutukluluk

hâllerinin devamına karar verilmiştir.

30. Başvurucular Kasım Çelik, Muhammed Demir, Mikail Seviş

19/9/2014 tarihli 7. duruşmadatahliye edilmiştir.

Tahliye gerekçesi şu şekildedir:

"Sanıkların tutuklu kaldıkları süre

dosyadaki mevcut delil durumu, esasa müessir olabilecek delillerin büyük oranda

toplanmış olması sanıkların delilleri karartma ihtimali bulunmadığı kanaatine

varılmış olması, sanığın saklanma ya da kaçacağına ilişkin dosyada somut bir

bulgunun bulunmaması ve sabit ikametgah sahibi oluşu

da göz önüne alınarak sanıkların tutuksuz yargılanmak üzere tahliyelerine [karar

verildi] "

31.Başvurucuların yargılandığı dava İlk Derece Mahkemesinde

derdesttir.

B. İlgili Hukuk

32. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.,

315., 174., 265 maddeleri.

33. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun

7. maddesi, 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesi.

34.4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

(1) Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

(2) Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde

baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

...”

35. 5271 sayılı Kanun’un101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma

evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh

ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar

verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

37. Başvurucular özel yetkili mahkemeler kaldırılmasına rağmen

davalarının bu mahkemelerde devam etmesinin tabii hâkim ilkesine aykırı

olduğunu, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni olmadan tutuklama kararı

verildiğini, tutukluluğun makul süreyi aştığını, formül gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verildiğini, uzun süredir tutuklu olmalarına rağmen

tahliye edilmemelerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek Anayasanın

10., 19. ve 37. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; tahliye ve tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların özel yetkili

mahkemeler kaldırılmasına rağmen davalarının bu mahkemelerde devam etmesinin

tabii hâkim ilkesine aykırı olduğu şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı,

kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni olmadan tutuklama kararı verildiği

şikâyetinin, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası, tutukluluğun makul

süreyi aştığı, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiği, uzun

süredir tutuklu olmalarına rağmen tahliye edilmemelerinin eşitlik ilkesine

aykırı olduğu şikâyetlerininAnayasa'nın 19.

maddesinin yedincifıkrası kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

39.Başvurucular özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına rağmen

davalarının bu mahkemelerde devam etmesinin tabii hâkim ilkesine aykırı

olduğunu belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

41. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

42. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

43. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincillik niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca

başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

44. Başvurucuların, özel yetkili mahkemelerde yargılama

yapılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

şikâyetlerini ilk derece mahkemelerinde devam eden yargılama süreçlerinde ve

sonrasında temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu

şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevedebaşvurucuların, haklarındaki yargılama ve temyiz

süreçlerini beklemeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali

şikâyetlerini bireysel başvuruya konu ettikleri görülmüştür.

45. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve temyiz

mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yollarının

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b.Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

i. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

46. Başvurucular suç işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesi

veya makul şüphe olmadan tutuklandıklarını ve olayda tutuklama nedenlerinin

bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

47. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

48. Anayasa'da yer alan kurallara benzer şekilde Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında herkesin

özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan fıkranın (a) ve (f)

bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan

hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,

6/3/2014, § 42).

49. Kişi hürriyetine ilişkin sınırlamaların kanunda belirtilen

esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü, ilke olarak idari organlara ve

derece mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler, esas ve usule

ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Anayasa'nın 19. maddesinin amacı

kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak olup

maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah

Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38).

50. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında suçluluğu

hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmaları, delilleri yok

etmeleri veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı

zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla

tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin tutuklanabilmesi

öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır.

Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın

kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı

delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın

kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

51. Ancak bu nitelemeye bağlı olarak kişinin suçla itham

edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde

toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen

soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini

oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli

süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre suç isnadına esas

teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının

sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak

olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, § 73).

52. Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddelerinde

düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair

kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu

da belirtilmiştir. Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, (b) şüpheli veya sanığın

davranışları, 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde belirtilmiştir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §

46).

53. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya

hukuki hatalara dair hususlar, bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz.

Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması

da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya

Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlik hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren

bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir (Abdullah Ünal, § 39).

54. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bir kişi

-suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmak koşuluyla- hakkında dava açmak

için gerekli delillerin tespiti amacıyla tutulabilir. Tutmanın amacı ayrıca

kişi hakkındaki şüpheleri teyit etmek veya çürütmek suretiyle ceza

soruşturmasını ilerletmektir (Dursun Çiçek, B.

No: 2012/1108, 16/7/2014, § 87).

55. İlk tutuklamaya ilişkin yargısal denetimde, kişinin bir suç

işlemiş olabileceğine dair inandırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığıyla ve

özgürlükten yoksun bırakmanın bu bağlamda hukukiliğiyle sınırlı bir inceleme

yapılmaktadır. Bu kapsamda bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi

belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:

2014/14061, 8/4/2015).

56. Başvurucular Kurtalan Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2011

tarihli kararlarıylasilahlı terör örgütüne üye olma

(Doğan Eren, Muhammed Demir) ve silahlı terör örgütüne silah sağlama (Mikail

Seviş, Kasım Çelik) suçlarından tutuklanmışlardır. Mahkemece başvurucuların

tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut olguların bulunduğu belirtilmiş; serbest bırakılmaları hâlinde tanık ve

başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunabilecekleri hususunda

somut emarelerin bulunması, üzerlerine atılı suçun katalog suçlardan olması,

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde öngörülen şartların başvurucular açısından

gerçekleşmiş bulunması nedenlerine dayanılmıştır. Dava dosyası, iddianame ile

başvurucuya isnat edilen eylemler ve başvurucular hakkında verilen tutuklama

kararındaki gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde başvurucular yönünden suç

işlenmiş olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu

sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan nedenlerle tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

58. Başvurucuların

tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

59. Başvurucular tutukluluğun makul süreyi aştığını, formül

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğiniileri

sürmüştür.

60. Bakanlık görüşünde benzer şikâyetlere ilişkin daha önceden

yapılan başka başvurularda, incelemede dikkate alınacak hususlara ilişkin görüş

bildirildiğinden başvurunun bu kısmı yönünden görüş sunulmasına gerek

duyulmadığı belirtilmiştir.

61. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul

süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest

bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama

süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak

için bir güvenceye bağlanabilir.”

62. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında, bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

63. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen

Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması durumunda

haklı bulunabilir (Murat Narman, §

61).

64. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak,

öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu ve

olayların ortaya konulması gerekir (Murat

Narman, § 62).

65. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Murat

Narman, § 63).

66. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedeninin varlığı devam

ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman, §§

64, 65).

67. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

68. Hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti ve

tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir.

Diğer taraftan özgürlük hakkı adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikle

organize suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye

neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Hanefi

Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 69).

69. Somut olayda başvurucular Kasım Çelik, Muhammed Demir, Doğan

Eren28/2/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 2/3/2011 tarihinde tutuklanmıştır.

Başvurucu Mikail Seviş ise 2/3/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 2/3/2011

tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu Doğan Eren, tutuklu olarak sürdürülen

yargılamada 25/6/2014 tarihinde tahliye edilmiştir. Diğer başvurucular Kasım

Çelik, Muhammed Demir, Mikail Seviş ise 19/9/2014 tarihinde tahliye edilmiştir.

Buna göre başvurucu Mikail Seviş'in özgürlüğünden

yoksun kaldığı süre 3 yıl 6 ay 17 gün, başvurucular Kasım Çelik ve Muhammed

Demir'in özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 3 yıl 6 ay 22 gün, başvurucu Doğan

Eren'in özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 3 yıl 3 ay 28 gündür.

70. Somut olayda, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2011/561 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada yapılan on üç

duruşmada başvurucuların

üzerlerine atılı "silahlı terör örgütü

üyesi olma, PKK terör örgütü propagandası yapma, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet,

örgüt faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini yaptırmamak için direnme,

tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçlarının vasıf ve mahiyeti,

ekspertiz raporu, olay yakalama, muhafaza altına alma tutanağı, gizli tanık

beyanları ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100/3. maddesinde

sayılan suçlardan olması, isnat edilen suç için öngörülen ceza miktarı

nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması, tutuklama tedbirinin makul ve

dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar altında adli kontrol uygulamasının

tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlayamayacağı"

gerekçeleriyle tutukluluklarının devamına karar verilmiştir. Siirt Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2014/111 sayılı dosyasında yapılan duruşmalarda da benzer

gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Mahkemelerce kuvvetli suç

şüphesi altında bulunan başvurucular hakkında verilen tutukluğun devamına

ilişkin kararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içeriktedir. Diyarbakır 6. Ağır

Ceza Mahkemesindeve Siirt Ağır Ceza Mahkemesinde

yirmi sanığın bulunduğu tutuklu olarak yürütülen yargılamada tahliye

kararlarının verildiği tarihe kadar toplam 20 duruşma yapıldığı; bu

duruşmalarda bilirkişi raporu alındığı, gizli tanığın dinlendiği, diğer sanık

hakkında çıkarılan yakalama emrinin, yazılan müzekkerelerin ve 18/4/2013 tarihi

itibarıyla Cumhuriyet savcısının mütalaasının cevabının beklendiğitespit

edilmiştir.

71. Başvurucuların tutukluluk hâlinin devam ettiği ilk derece

yargılaması sürecinde tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

başvuruculara isnat edilen çok sayıda suçun bulunması, yine hakkında soruşturma

yürütülen kişi sayısı ve bir örgüt çerçevesinde işlendiği belirtilen soruşturma

konusunun kapsamı dikkate alındığında ayrıca gösterilmesi gereken özel

hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği sonucuna varılması için bir

neden de bulunmamaktadır.

72. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğunun makul

süreyi aştığı ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin

yeterli olmadığı yönündeki iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

Alparslan ALTAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE, Alparslan ALTAN'ın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/6/2016 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Tutukluluğun makul süreyi aşması, kuvvetli suç şüphesi ve

tutuklama nedenleri olmadan tutuklama kararı verilmesi, özel yetkili mahkemede

yargılama yapılması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkin başvuruda,

başvurucuların, formül gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğine ve

tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelik iddialarıyla ilgili olarak çoğunluk

tarafından Anayasanın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilmediğine

karar verilmiştir.

2. Başvurucular Doğan Eren, Muhammed Demir, Kasım Çelik ve

Mikail Seviş "yasadışı örgüte üye olma"

suçunu işledikleri iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, Kurtalan Sulh

Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli kararları ile ayrı ayrı tutuklanmışlardır.

Mahkemenin tutuklama gerekçesi şöyledir: "Kurtalan

C.Başsavcılığının talebinin kabulü ile şüpheli(nin) üzerine yüklenen Silahlı terör örgütüne üye olma

suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı, şüphelinin serbest

bırakılması halinde tanık ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunabileceği hususunda somut emarelerin bulunması, kuvvetli suç şüphesinin

varlığı, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK’nun

100/3.maddesinde belirtilen katalok suçlardan oluşu

ve 5271 Sayılı CMK’nun 100. maddesinde öngörülen

şartların şüpheli açısından gerçekleşmiş bulunması nedenlerinden ötürü Kurtalan

C.Başsavcılığının istemi de dikkate alınarak

şüphelinin CMK’nun 100 ve devamı maddeleri gereğince

tutuklanmasına...".

3. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 28/6/2011 tarihli ve

2011/1056 sayılı iddianamesiyle başvurucular hakkında silahlı terör örgütü

üyesi olma, PKK terör örgütü propagandası yapma, 6/10/1983 tarihli ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme, örgüt

faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini yaptırmamak için direnme,

tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçlarından cezalandırılmaları istemiyle

kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucularla ilgili olarak internet

inceleme ve tespit tutanakları, görüntü inceleme ve tespit tutanakları, olay

tutanakları, gizli tanık beyanları, telefon, simkart,

flash bellek ve hafıza kartları inceleme tutanakları,

arama ve el koyma tutanakları gibi delillere dayanılmıştır.

4. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/561 sayılı

dosyasının 7/7/2011 tarihinde tensiben yapılan

incelemesinde "kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren olguların ve ayrıca, sanıkların kaçacağı, delilleri yok

etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapma olasılıklarının bulunması, bunların yanında, sanıkların 5271 Sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği

hususunda yoğun şüphenin varlığı" gerekçesiyle başvurucuların

tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmiştir.

5. Devam eden 13 duruşmada Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi

"kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve ayrıca, sanıkların kaçacağı, delilleri yok etme, gizleme

veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma

olasılıklarının bulunması, bunların yanında, sanıkların 5271 Sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun 100/3-a maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği

hususunda yoğun şüphenin varlığı" gerekçeleriyle başvurucuların

tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir. Başvurucuların bu kararlara

karşı yaptıkları itirazlar da reddedilmiştir.

6. Başvurucular son olarak 16/1/2014 tarihinde Diyarbakır 6.

Ağır Ceza Mahkemesine tahliye talebinde bulunmuşlardır. Tahliye talepleri

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/1/2014 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: "Tutuklu sanıklar Doğan EREN, Muhammed DEMİR, Mikail SEVİŞ, ve Kasım ÇELİK'in üzerlerine atılı Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak,

PKK Terör Örgütü Propagandası Yapmak, 2911 Sayılı Kanuna Muhalefet, Örgüt

Faaliyeti Çerçevesinde Görevli Memura Görevini Yaptırmamak İçin Direnme,

Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Bulundurulması, suçlarının vasıf ve mahiyeti,

ekspertiz raporu, olay yakalama muhafaza altına alma tutanağı, gizli tanık

beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, isnat edilen suç için öngörülen

ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması, tutuklama

tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar altında adli

kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını sağlayamayacağı gözönüne alınarak sanıkların tutukluluk hallerinin

devamına...".

7. Başvurucular bu karara itiraz etmişlerdir. İtirazı

değerlendiren Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 10/2/2014 tarihli ve 2014/84

Değişik İş sayılı kararıyla tutukluluk halinin devamına ilişkin kararda bir

isabetsizlik bulunmadığını belirterek itirazın reddine karar vermiştir.

8. Başvurucular 19/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

9. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (Murat Narman, § 60).

10. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun genel bir

ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak

bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine

göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine

rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkından daha ağır basan somut bir kamu yararının mevcut olması

durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman,

§ 61).

11. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını

sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla yukarıda

belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri

tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu

olgu ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat Narman, § 62).

12. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda, tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte

gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde

yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Murat

Narman, § 63).

13. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler

çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate

alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç

işlediği yönünde kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedeninin varlığı devam

ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekir (Murat Narman,

§§ 64, 65).

14. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir

(Murat Narman, § 66).

15. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıyla

tutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla beraber

tutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığın

tutuklanmasının keyfî olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı kısa

gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermek ya da

tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir. İtiraz veya

temyiz merciinin, itiraz veya temyiz incelemesine konu mahkeme kararına ve bu

karardaki gerekçelere katıldığı durumlarda buna ilişkin kararını ayrıntılı

olarak gerekçelendirmemesi, kural olarak gerekçeli karar hakkına aykırılık

teşkil etmez (Hanefi Avcı, B. No:

2013/2814, 18/6/2014, §§ 70-71).

16. Somut olayda, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2011/561 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada yapılan 13 duruşmada

başvurucuların "üzerlerine atılı

silahlı terör örgütü üyesi olmak, PKK terör örgütü propagandası yapmak, 2911

sayılı kanuna muhalefet, örgüt faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini

yaptırmamak için direnme, tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması

suçlarının vasıf ve mahiyeti, ekspertiz raporu, olay yakalama muhafaza altına

alma tutanağı, gizli tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, suçun 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanununun 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması, isnat edilen

suç için öngörülen ceza miktarı nedeniyle kaçma şüphesinin varlığının bulunması,

tutuklama tedbirinin makul ve dosya kapsamıyla uyumlu olması, bu koşullar

altında adli kontrol uygulamasının tutuklamadan beklenen amaca ulaşılmasını

sağlayamayacağı" gerekçeleriyle tutukluluklarının devamına

karar verilmiştir. Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/111 sayılı dosyasında

yapılan duruşmalarda benzer gerekçelerle tutukluluğun devamına karar

verilmiştir. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinde de benzer gerekçelerle

tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

17. Somut olayda başvurucular Kasım Çelik, Muhammed Demir, Doğan

Eren 28/2/2011 tarihinde, Mikail Seviş ise 2/3/2011 tarihinde gözaltına

alınmışlar ve 2/3/2011 tarihinde tutuklanmışlardır. Tutuklu olarak sürdürülen

yargılamada Doğan Eren 25/6/2014 tarihinde, Kasım Çelik, Muhammed Demir, Mikail

Seviş ise 19/9/2014 tarihinde tahliye edilmişlerdir. Buna göre başvurucu Mikail

Seviş'in özgürlüğünden yoksun kaldığı süre 3 yıl 6 ay

17 gün, başvurucular Kasım Çelik ve Muhammed Demir'in özgürlüğünden yoksun

kaldığı süre 3 yıl 6 ay 22 gün, başvurucu Doğan Eren'in özgürlüğünden yoksun

kaldığı süre 3 yıl 3 ay 28 gündür.

18. Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde

tutulabilir. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz

bir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterli

gerekçelerle ortaya konması ve yürütülen işlemlerde gerekli özenin gösterilmesi

gerekir (Burhan İsmailoğlu, B.

No: 2012/349, 25/6/2014, § 37).

19. Her ne kadar bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli

belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekse de özellikle belli bir süre geçtikten sonra tutuklamanın

devamına karar verilirken davanın genel durumu yanında, tahliyesini talep eden

kişinin özel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin

kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi

Avcı, § 84).

20. Dava dosyasının incelenmesinde, Derece Mahkemelerince

başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde hiçbir

somut olguya yer verilmeksizin genel olarak kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğuna, suçun niteliğine ve suça ilişkin ceza miktarına göre kaçma

şüphesine değinildiği; anılan tutuklama nedenlerinin kişiselleştirilmeksizin

tekrarlandığı görülmektedir.

21. Tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde

önemli bir yer tutan suçun katalog suçlardan olması yani 5271 sayılı Kanun’un

100. maddesinin 3. fıkrası hususuna ilişkin olarak başvurana atfedilen suçun da

aralarında bulunduğu bazı suçlar için tutuklama nedenlerinin varlığı hakkında

yasal bir karine öngörülmekte ise de, Anayasanın 19. Maddesinin üçüncü

fıkrasında suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancak

kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla

veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde

hâkim kararıyla tutuklanabileceği belirtilmiştir. Anayasanın bu hükmü

karşısında kanunla tutuklama nedenlerine ilişkin bir karine öngördüğünde dahi

kişi özgürlüğüne saygı kuralına aykırı davranılmasına yol açan somut olguların

varlığının ikna edici biçimde kanıtlanması gerekir. Somut olayda tutukluluğun

devamı kararlarında bu şekilde bir kanıtlamanın yapılmadığı ve yalnızca isnat

edilen suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin 3. fıkrası kapsamındaki

katalog suçlardan olması hususuna atıf yapıldığı görülmektedir. Ancak bu kural

özgürlük ve güvenlik hakkı açısından getirilen güvencelere karşı getirilen bir

istisna olarak yorumlanamaz. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Galip Doğru/Türkiye, B. No: 36001/06,

28/4/2015, § 58). Böyle bir yaklaşım ve uygulama katalog suçlarla ilgili tüm

soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde Anayasanın özgürlük ve güvenlik hakkı ile

ilgili anayasal güvencelerin ortadan kaldırılması sonucunu doğurur. Bu nedenle

hem uygulama mercilerinin hem de bireysel başvuru incelemesi yapan Anayasa

Mahkemesinin 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenlemeyi

Anayasada ve özellikle 19. maddesinde yer verilen güvencelerle birlikte

yorumlaması ve kişilerin hukuki durumlarını değerlendirmesi gerekir.

22. Yine tutukluluğun devamı kararlarında delil durumuna atıf

yapılması kuvvetli suç şüphesinin varlığına ve devam ettiğine işaret eden bir

gerekçe olarak görülse de uzun süren tutuklulukların devamını kendiliğinden

haklı kılmamaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mansur/Türkiye, B. No: 16026/90, 8/6/1995,

§ 56).

23. Tutukluluğun devamı kararlarında diğer bir gerekçe olarak

isnat edilen suçların ağırlığı ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı bağlamında

kaçma şüphesi gösterilmiştir. Kaçma şüphesi sadece cezanın ağırlığı kapsamında

değerlendirilemez. Bu şüphenin mevcudiyetini teyit eden sanığın karakteri,

ahlaki durumu, ikametgâhı, mesleği, mal varlığı, aile bağları, kovuşturulduğu

ülkedeki bağlantıları, tutukluluğa karşı gösterdiği tepki, başka bir ülkeye

gerçekten kaçmayı planlayıp planlamadığı, kaçmayı planladığı ülkeyle

bağlantıları gibi başkaca olgulara da değinilmesi gerekir (Neumiester/Avusturya, B. No: 1936/63, 27/6/1968,

hukuki gerekçe bölümü, § 10). Ancak somut olayda başvurucular hakkında anılan

tutuklama nedeninin kişiselleştirilmeksizin tekrarlandığı görülmektedir.

Dolayısıyla Mahkemelerce verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler,

tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı

gösterecek özen ve içerikte değildir. Somut olaydaki tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin bu gerekçelerin yukarıda anılan tutukluluk süreleri yönünden

ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere

dayanılarak başvurucuların özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkate alındığında

söz konusu tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.

24. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların “tutukluluğun makul

süreyi aştığı” ve “tutukluluğun devamına

ilişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki

iddialarına ilişkin olarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun aksi

yöndeki kararına katılmadım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Mikail

SEVİŞ

2. Doğan

EREN

3.Muhammed

DEMİR

4. Kasım

ÇELİK

Vekilleri

:

Av. Reyhan

Yalçındağ BAYDEMİR

Av. Serdar

ÇELEBİ

Üye Alparslan ALTAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2432, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Kaya
  19. Seviş
  20. Eren
  21. Demir
  22. Çelik
  23. Çelebi
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2432
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Bülbül Başvurusu (B. No: 2014/4463)
  • Sinan Aydın Aygün Başvurusu (B. No: 2014/922)
  • Gülen Sünget ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3567)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2251)
  • İsak Tepe Başvurusu (B. No: 2014/4038)
  • Nazif Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/5162)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.