İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Bülbül Başvurusu (B. No: 2014/4463)

1. Başvuru, üçüncü kişiye ait maden işletme ruhsatının bedeli

Başvuru No2014/4463Tarih16 Haziran 2016Okuma14 dk · 2.787 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Emin Bülbül Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/4463
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.787 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, üçüncü kişiye ait maden işletme ruhsatının bedeli

ödenerek ve iyi niyetle adına devrine ilişkin işlemlerin geçerliliğinin ticaret

mahkemesi kararıyla sabit olmasına rağmen idarece iptal edilmesi nedeniyle

mülkiyet hakkının;anılan

işlemin iptali istemiyle açılan davanın idare mahkemesince reddedilmesi

nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/3/2014 tarihinde Bakırköy 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı 28/12/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/2/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

9/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu; Kumtek Yapı Maden San.

ve Tic. A.Ş. (Şirket) adına kayıtlı bulunan İstanbul ili Çatalca ilçesi Ormanlı

köyü mevkiinde yer alan İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatını (kuvars kumu)

26/2/2002 tarihinde söz konusu Şirketten devralmış, Enerji ve Tabii Kaynaklar

Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce (İdare) ruhsatın işletme hakkı

başvurucu adına tescil edilmiştir.

10. Şirket ortağı Y.A. tarafından 19/12/2001 tarihinde yapılan

Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ve alınan kararların yasal olmadığından

bahisle iptal istemiyle açılan dava sonucunda İstanbul 3. Ticaret Mahkemesinin

16/12/2004 tarihli ve E.2002/7 K.2004/1359 sayılı kararıyla yapılan Olağanüstü

Genel Kurul ile alınan kararlara pay sahibi olmayan kimselerin katıldığı ve

meşru pay sahipleri Y.A. ve M.K.nın toplantıya

katılmadıklarının anlaşıldığı tespiti yapılarak 9/4/1956 tarihli ve 6762 sayılı

mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 361. maddesine göre geçersiz olduğu gerekçesiyle

Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ve toplantıda alınan kararların iptaline

karar verilmiştir.

11. Bu karara dayanarak İdarenin 17/5/2005 tarihli ve 151136

sayılı işlemiyle başvurucu adına tescilli bulunan ruhsat iptal edilerek maden

ruhsatı yeniden Şirket adına tescil edilmiştir.

12. Şirket ortağı Y.A.nın

başvurusu üzerine İstanbul 3. Ticaret Mahkemesi 29/3/2005 tarihli tavzih

kararıyla 16/12/2004 tarihli ve E.2002/7 K.2004/1359 sayılı kararının, Şirketin

Olağanüstü Genel Kurulu ve Kurulda alınan kararların iptaliyle ilgili olduğunu

ve maden ruhsatının (başvurucuya) devrinin iptalini kapsamadığını belirtmiştir.

13. Yine Şirket ortağı Y.A. tarafından başvurucu ile Şirket

aleyhine açılan, maden işletme ruhsatının 26/2/2002 tarihinde başvurucuya

yapılan devrinin iptali istemli davada İstanbul 7. Ticaret Mahkemesi 15/11/2002

tarihli ara kararıyla başvurucu adına kayıtlı bulunan ruhsatın üçüncü kişilere

devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı vermiştir.

14. Davanın esasıyla ilgili olarak İstanbul 7. Ticaret

Mahkemesinin 31/10/2006 tarihli ve E.2002/1613, K.2006/633 sayılı kararıyla

İstanbul 3. Ticaret Mahkemesi kararının yalnızca Genel Kurul kararlarının

iptaline ilişkin olduğu ve hiçbir şekilde Şirket ile üçüncü şahıs (başvurucu)

arasındaki mülkiyet uyuşmazlığını çözer nitelikte bir karar olmadığı, bu

konudaki uyuşmazlığın kendi önündeki dosyanın konusu olduğu, iyi niyetle

iktisap ettiğini ileri süren üçüncü şahsa karşı açılmış bulunan derdest dava

var iken İdarenin bu uyuşmazlığı görmezden gelerek nizalı

yerin mülkiyetini değiştirecek nitelikte bir işlem yapma yetkisi bulunmadığı,

İdarenin devir işleminin bu aşamada yok hükmünde olduğu, bu davanın sonucuna

göre mülkiyet durumu vuzuha kavuşacağından İdare Mahkemesindeki dava sonucunun

beklenmesinin mümkün olamadığı, tersine İdare Mahkemesinin bu dava sonucunu

beklemesi gerektiği, iyi niyetli üçüncü kişi olarak hak iktisap eden başvurucu

adına yapılan tescilin korunması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiş; karar temyiz edilmeyerek 20/12/2006 tarihinde kesinleşmiştir.

15. Ticaret Mahkemesinin bu kararı üzerine İdarenin 26/1/2007

tarihli ve 400450 sayılı işlemiyle İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatı tekrar

başvurucu adına tescil edilmiştir.

16. Bu arada başvurucu tarafından 17/5/2005 tarihli ve 151136

sayılı İdare işleminin iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 2. İdare

Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve E.2005/1879, K. 2007/387 sayılı kararıyla

ruhsatın davacıya devrine esas teşkil eden devir iradesinin temelini teşkil

eden Şirket Olağanüstü Genel Kurulu ve Kurulda alınan kararlar, kesinleşen

Ticaret Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden Mahkeme kararını uygulamak

zorunda olan İdarenin dayanaksız kalan ruhsat devrinin iptaline ilişkin olarak

tesis ettiği işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava

reddedilmiştir.

17. Başvurucu, İdare tarafından 26/1/2007 tarihli ve 400450

sayılı işlemiyle İR:2817 sayılı maden işletme ruhsatının tekraradına

tescil edilmesi nedeniyle temyiz aşamasında idari yargıdaki davanın konusuz

kalması nedeniyle davadan vazgeçtiğini 26/2/2007 tarihli dilekçesiyle

bildirmiş; Danıştay Sekizinci Dairesi 7/11/2007 tarihli ve E.2007/3161,

K.2007/5820 sayılı kararıyla başvurucunun davadan feragat ettiğini belirterek

feragat hakkında bir karar verilmek üzere İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.

18. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada İstanbul 2.

İdare Mahkemesi tarafından 26/3/2009 tarihli ve E.2009/507, K.2009/554 sayılı

kararla bozmaya uyularak davadan feragat edilmesi nedeniyle karar verilmesine

yer olmadığına karar verilmiştir.

19. İdare, İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve

E.2005/1879, K. 2007/387 sayılı ret kararına (kesinleşmeyen) dayanarak

19/4/2007 tarihli ve 401990 sayılı işlemle başvurucu adına tescilli bulunan

ruhsatı iptal ederek yeniden Şirket adına ruhsat düzenlemiştir.

20. Başvurucu, adına olan maden işletme ruhsatının iptaline

ilişkin bu idari işlemin iptali istemiyle dava açmış; İstanbul 6. İdare

Mahkemesinin 29/12/2008 tarihli ve E.2007/817, K.2008/2199 sayılı kararıyla,

idarelere mahkeme kararlarının uygulanması yönünde bir takdir hakkı tanınmadığı

açık olmakla birlikte Mahkeme kararı uyarınca tesis edilen işlemin, dayanağı

Mahkeme kararının temyiz incelemesi sonucunda bozulmuş olması karşısında yasal

dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle

dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

21. Bu kararı temyizen inceleyen

Danıştay Sekizinci Dairesi 24/11/2009 tarihli ve E.2009/5074, K.2009/6940

sayılı hükmüyle kararı onamakla birlikte karar düzeltme aşamasında verdiği

13/7/2010 tarihli ve E.2010/3122, K.2010/4198 sayılı kararıyla, dava konusu

işleme dayanak alınan İstanbul 2. İdare Mahkemesinin 13/1/2007 tarihli ve

E.2005/1879, K.2007/387 sayılı kararının feragat nedeniyle ortadan kalkması ve

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi

ile yollamada bulunulan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 95. maddesi uyarınca feragatin kesin hükmün hukuki

neticelerini meydana getirmesi karşısında, belirtilen hukuki durum uyarınca

ortada işin esasına yönelik bir mahkeme kararının bulunmaması, işlemin iptal

edilmemesi, geri alınmaması nedeniyle İstanbul 2. İdare Mahkemesinin davanın

reddine ilişkin bu kararına konu olan "Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin uhdesinde iken Mehmet Emin Bülbül'e devredilen İR:2817

sayılı maden ruhsatının devir işleminin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca

iptal edilerek, ruhsatın yeniden Kumtek Yapı ve Maden

Sanayi ve Ticaret A.Ş. Adına tesciline ilişkin 17/05/2004 günlü 151136 sayılı''

işlemin ortadan kalktığından söz edilemeyeceğinden hukuk alemindeki varlığını

koruduğu tartışmasız olan "ruhsatın

yeniden Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.

adına tesciline ilişkin işlemin sonucu olarak İR:2817 sayılı maden işletme

ruhsatının Kumtek Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret

A.Ş. adına tescil edildiğine, ruhsat ile iznin kullanılan ve kullanılmayan tüm

sevk fişlerinin ve diğer belgelerin verilmesi gerektiğine'' ilişkin

dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda davanın

reddedilmesi gerekirken aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet

bulunmadığı gerekçesiyle karar düzeltme istemi kabul edilerek yeniden bir karar

verilmek üzere İdare Mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir.

22. Bozma kararına uyan İstanbul 6. İdare Mahkemesi 12/11/2010

tarihli ve E.2010/2271, K.2010/1874 sayılı kararı ile bozma kararındaki

gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.

23. Bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 4/12/2012 tarihli ve

E.2011/1303, K.2012/10051 sayılı kararıyla onanmış; yapılan karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 20/11/2013 tarihli ve E.2013/9585, K.2013/8463 sayılı

kararı ile reddedilmiştir.

24. Kararın başvurucu tarafından 28/2/2014 tarihinde öğrenildiği

beyan edilmiştir.

25. Başvurucu 31/3/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda

bulunmuştur.

26. Ayrıca dosya ekinde bulunmayan ancak Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden tespit edilen Şirket ve ortağı Y.A. tarafından

ruhsatın başvurucuya verilmesi işlemine karşı açılan davada, İstanbul 5. İdare

Mahkemesinin verdiği ret kararı temyiz incelemesinde bozulmuş; Mahkeme, bozma

kararına uyarak 29/12/2011 tarihli ve E.2011/1131, K.2011/2253 sayılı kararı

ile davanın kabulüne karar vermiştir. Bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin

30/10/2013 tarihli kararıyla onanmış ve başvurucunun karar düzeltme talebi

Dairece 10/9/2014 tarihinde reddedilerek karar kesinleşmiştir.

27. Başvurucu bireysel başvuru yaptıktan sonra aynı konuda

farklı mahkemelerce verilmiş kararlarda hüküm uyuşmazlığı bulunduğu iddiasıyla

İdare Mahkemesinde aleyhine verilen kararların kaldırılması ve lehine olan

Ticaret Mahkemesi kararının kabulü talebiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmuş;

Mahkeme, 14/3/2016 tarihli ve E.2015/489, K.2016/112 sayılı kararıyla "Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, işaret edilen

mevzuat hükümleri, adli ve idari yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde;

K. Yapı ve Maden Sanayi ve Ticaret AŞ.'ne ait maden

işletme ruhsatını iktisap eden M.E.B.’ün söz konusu

iktisabı, her ne kadar İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince verilen ve

kesinleşen 16.12.2004 gün, E.2002/7, K.2004/1359 sayılı karar ile iptal edilen

19.12.2001 günlü Olağanüstü Genel Kurulda alınan kararlara ve bu kararların

sonucunda vuku bulan satış sözleşmesine dayanıyor ise de, neticeten bu

olağanüstü genel kurul kararlarının ilgili ticaret sicil gazetesinde

yayımlandığı ve böylece mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 37. maddesi

kapsamında aleniyet kazandığı, M.E.B.’ün davaya konu

edilen iktisabının da bu bağlamda aynı Kanunun 39. maddesi kapsamında söz

konusu sicile itimat ederek gerçekleştiğinin kabulü ile, M.E.B.'ün

iyi niyetle iktisap eden üçüncü şahıs olduğu ve maden haklarının anılan şahsa

devri konusunda adli yargı yerince verilen kararın hukuki isabet taşıdığı

sonucuna ulaşılmış, bu iktisap öncesinde yapılan ve geçersiz olduğu anlaşılarak

iptal edilen olağanüstü genel kurulda alınan kararların ise, yapılan devir

işlemini etkilemeyeceği, dolayısıyla iyi niyetli olarak hak iktisap eden M.E.B.

lehine oluşan tescilin korunması gerektiği kanaatine varılmıştır. Zira,

sonradan iptaline karar verilen işlemler, devirden önce ticaret sicilinde

tescil ve ilan edilmiştir. Davalı da buna dayanarak mülkiyet iktisap etmiştir.

Şu halde, mevcut hüküm uyuşmazlığında adli yargı yerince verilen bu kararın

esas alınması gerekmektedir." gerekçesiyle İstanbul 6. İdare

Mahkemesinin 12/11/2010 tarihli ve E.2010/2271, K.2010/1874 sayılı kararı ve

İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 29/12/2011 tarihli ve E.2011/1131, K.2011/2253

sayılı kararının kaldırılmasına; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin

31/10/2006 tarihli ve E.2002/1613, K.2006/633 sayılı kararının benimsenmesine

ve mevcut hüküm uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar vermiştir.

B. İlgili Hukuk

28. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

"Danıştay, Bölge İdare Mahkemeler, İdare

ve Vergi Mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyaç i haciz uygulamaları ile ilgili

davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra

idarece işlem tesis edilir."

29. 1086 sayılı mülga Kanun’un 95. maddesi şöyledir:

“Feragat ve kabul, kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl eder. Bilbeyyine hükme raptı kanunen mecburi olan hallerde müddeaaleyh müddeinin neticei

talebini kabul ederse müddeaaleyhin davada devamı

huzuru mecburi değildir ve bu kabul bundan başka hukuki bir netice husule

getirmez.”

30. 6762 sayılı mülga Kanun'un38. maddesi şöyledir:

"Ticaret sicili kayıtları, nerede

bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın gazete ile ilan

edildiği; ilanın tamamı aynı nüshada yayınlanmamış ise, son kısmının

yayınlandığı günü takibeden iş gününden itibaren

hüküm ifade eder. Bu günler, kaydın ilanı tarihinden itibaren işlemeye başlıyacak olan müddetlere de başlangıç olur.

Bir

hususun tescil ile beraber derhal üçüncü şahıslar hakkında hüküm ifade

edeceğine veya müddetlerin derhal işliyeceğine dair

hususi hükümler mahfuzdur."

31. 6762 sayılı mülga Kanun'un39. maddesi şöyledir:

"Üçüncü şahısların, yukarıki

madde gereğince kendilerine karşı hüküm ifade etmiye başlıyan kayıtları bilmediklerine mütaallik

iddiaları dinlenmez.

Tescili

lazım geldiği halde tescil edilmemiş veya tescil edilip de ilanı gerekirken

ilan edilmemiş olan bir husus ancak bunu bildikleri ispat edilmek şartiyle, üçüncü şahıslara karşı dermeyan edilebilir."

32. 6762 sayılı mülga Kanun'un383. maddesi şöyledir:

"Kararın iptaline dair ilam,

katileştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. İdare

meclisi bu ilanın bir suretini derhal ticaret siciline kaydettirmeye

mecburdur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu, Ticaret Mahkemesince Şirket Olağanüstü Genel

Kurul kararının iptal edilmesinin ruhsatın Şirket tarafından kendisine devrini

etkilemediğini zira iptalin gerekçesinin Şirketin iç işleyişine ilişkin olup

iyi niyetli üçüncü kişi olarak Şirketten ruhsatı devralması işleminin

geçerliliğini koruduğunu zaten Ticaret Mahkemesinin tavzih kararı ile aleyhine

açılan ve ruhsatın kendisine devrine ilişkin olan işlemin iptali istemli davada

Mahkemenin davayı reddederek haklılığını ortaya koyduğunu, Ticaret Mahkemesinin

bu davada asıl görevli mahkeme olduğunu, İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen

13/1/2007 tarihli ve E.2005/1879, K.2007/387 sayılı ret kararının Ticaret

Mahkemesince kendisi lehine verilen ve kesinleşen kararları yok saydığını,

İstanbul 7. Ticaret Mahkemesinin şahsı adına tescilli olan ruhsatın üzerine ihtiyati

tedbir koyarak dava sonuçlanıncaya kadar herhangi bir kişiye devrini

engellediği hâlde üzerine kayıtlı olan ruhsatın idare tarafından Şirkete

devredilmesi ve buna karşı açılan davanın da İdare Mahkemesince reddedilmesinin

tedbir kararını etkisiz kıldığını, İstanbul 2. İdare Mahkemesi kararının

ruhsatını iptal eden İdarenin 17/5/2005 tarihli birinci işlemine yönelik olup

bu işlemin de ruhsatın tekrar kendisine verilmesine ilişkin 26/1/2007 tarihli

işlemle ortadan kalktığının açık olduğunu, tüm bu işlem ve kararlar nedeniyle

mülkiyet ve adil yargılama haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin

tespit edilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

36. Başvurucu aleyhine sonuçlanan İdare Mahkemesi kararları

nedeniyle lehine sonuçlanan Ticaret Mahkemesi kararının yok hükmünde sayılarak,

bedelini ödeyerek ve iyi niyetli olarak satın aldığı işletme ruhsatının iptal

edildiğini ileri sürmekle beraber bireysel başvuru yaptıktan sonra Uyuşmazlık

Mahkemesine de hüküm uyuşmazlığı nedeniyle davayı taşımış olupyapılan

yargılama sonucunda aleyhine olan idari yargı kararları kaldırılmış ve lehine

verilen Ticaret Mahkemesi kararının geçerli olduğuna hükmedilmiştir.

37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. ..."

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenar

başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

39. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları" kenar

başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"(5) Kabul edilebilirlik şartları ve

incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle

düzenlenir."

40. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Düşme kararı" başlıklı 80. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

(c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış

olması."

41. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesinde kimlerin

bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı

fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar,

başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya

işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun "güncel bir hakkının ihlal

edilmesi", bu ihlalden dolayı kişinin "kişisel olarak" ve"doğrudan" etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri sürmesidir

(Onur Doğanay, B. No: 2013/1977,

9/1/2014, § 42).

42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bir hakkın ihlaline

karar verilebilmesi için mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu

gücü kullanımına dayalı temel nedenlerin başvuru hakkında karar verileceği

zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurluk statüsünün devamı konusunda

değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyet ettiği hususların mevcut olup

olmadığı ve muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir

(Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 41).

43. Somut başvuruda başvurucunun mülkiyet ve adil yargılanma

haklarına ilişkin şikâyeti temel olarak bedelini ödeyerek ve iyi niyetli olarak

satın aldığı işletme ruhsatının iptal edilmesi ve Ticaret Mahkemesinde lehine

verilen karara rağmen adına düzenlenen ruhsat iptali işlemine karşı İdare

Mahkemesinde açtığı davaların reddedilmesi, üçüncü kişilerce aynı konuda açılan

davaların kendisi aleyhine sonuçlanması nedenlerine dayanmaktadır. Başvurucunun

başvuruya konu ettiği somut dava İstanbul 6. İdare Mahkemesinde görülen

E.2010/2271 sayılı dava olup bu davada Danıştay bozma ilamına

uyularak12/11/2010 tarihinde başvurucunun aleyhine olacak şekilde idari işlemin

iptali istemi talebi reddedilmiştir. Bahsedilen karar derecattan

geçerek kesinleşmiştir.

44. Başvurucunun başvuru dilekçesinde bahsetmediği ancak ilgili

dosyaların elektronik ortamda incelenmesi sonucunda tespit edilen İstanbul 5.

İdare Mahkemesinde görülen dava da temyiz incelemesinde bozulduktan sonra bozma

kararına uyularak 29/12/2011 tarihinde başvurucu aleyhine karar verilmiş ve bu

karar da derecattan geçerek kesinleşmiştir.

45. Başvurucu idari yargıda verilen kararlar ile İstanbul 7.

Ticaret Mahkemesinin lehine verdiği 31/10/2006 tarihli karar ve 15/11/2002

tarihli ihtiyati tedbir kararlarının yok hükmünde sayıldığını ve bu nedenle

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

46. Yapılan incelemelerde başvurucunun, haklarının ihlaline

sebep olarak gösterdiği İdare Mahkemesi kararlarının, açtığı hüküm uyuşmazlığı

davası sonucunda 14/3/2016 tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi kararıyla

kaldırılmasına, lehine verilen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının

benimsenmesine ve mevcut hüküm uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar verildiği

görülmüştür. Bu durumda, başvurucunun lehine olan Ticaret Mahkemesi kararını

yok hükmünde saydığını iddia ettiği ve hak ihlaline sebep olarak göstererek

bireysel başvuruya konu ettiği İdare Mahkemesi kararlarının Uyuşmazlık

Mahkemesi kararıyla ortadan kaldırılması nedeniyle iddia edilen mağduriyete

neden olan bir hususun kalmadığı anlaşılmaktadır.

47. Sonuç olarak başvurucunun mülkiyet ve adil yargılanma

haklarına ilişkin mağduriyetine konu ettiği Mahkeme kararları 14/3/2016 tarihli

Uyuşmazlık Mahkemesi kararıyla ortadan kaldırıldığından başvurucunun mağdurluk

statüsü de aynı tarihte sona ermiş ve başvuruya konu ihlal iddiası açısından

ihlal ve sonuçları da aynı tarihte ortadan kalkmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle İçtüzük'ün

80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca başvuru hakkında

düşme karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kalkmış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Selami ER

Başvurucu

:

Mehmet Emin

BÜLBÜL

Vekili : Av. Mehmet Emin KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4463, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun ihlalin ve
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Bülbül
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4463
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Sinan Aydın Aygün Başvurusu (B. No: 2014/922)
  • Gülen Sünget ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3567)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2251)
  • İsak Tepe Başvurusu (B. No: 2014/4038)
  • Nazif Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/5162)
  • Dalbay Taş İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/3210)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.