İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Egeçep Derneği Başvurusu (B. No: 2015/17415)

1. Başvuru, yönetmelikle bazı faaliyetlerin çevresel etki

Başvuru No2015/17415Tarih17 Nisan 2019Okuma12 dk · 2.404 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Egeçep Derneği Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/17415
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.404 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yönetmelikle bazı faaliyetlerin çevresel etki

değerlendirilmesinden muaf tutulması nedeniyle özel hayata saygı hakkının;

yönetmeliğin ilgili maddelerinin iptali istemli açılan davada hükmü etkileyecek

iddia ve itirazların gerekçede karşılanmaması, yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Dernek; Ege Bölgesi'nde çevreyi, kültürel ve

doğal varlıkları korumak amacıyla çalışmalarda bulunmak, bunların bozulmasına

sebep olabilecek faaliyetler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve söz konusu

faaliyetleri önlemek için gerekli hukuksal yollara başvurmak, demokratik baskı

grubu işlevini görmek amacıyla kurulmuş, merkezi İzmir/Konak'ta bulunan bir

özel hukuk tüzel kişisidir.

7. Başvurucu Dernek 17/7/2018 tarihli 26939 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) bazı maddelerinin iptali istemiyle dava açmıştır. Dava

dilekçesinde; Yönetmelik'in iptali istenen maddeleri tek tek gerekçeleri ile

belirtildikten sonra Yönetmelik'te yer alan çevre tanımın eksik olduğu, bu

eksikliğin Yönetmelik'in tamamını etkileyen bir unsur olduğu, dolayısıyla

Yönetmelik'in amaç yönünden hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca

Yönetmelik ile ilgili halk tanımı getirilerek sürece katılan aktörlerin

sınırlandırılmaya çalışıldığını, hukuka aykırı olan Yönetmelik'in uygulanması

hâlinde doğada ve insan yaşamında yaratacağı zararların gideriminin olanaksız

olduğu belirtilmiştir.

8. Danıştay Ondördüncü Dairesi 16/5/2012 tarihinde

Yönetmelik'in geçici 3. maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

diğer maddelere yönelik olarak da davanın reddine karar vermiştir. Kararda,

iptali istenen Yönetmelik maddeleri ayrı ayrı değerlendirildikten sonra

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği'nin oluşturulmasında çevrenin

korunması amacıyla hareket edildiği belirtilerek hukuka aykırılık görülmediği

sonucuna varılmıştır. Mahkeme 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe

Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin

Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'deki (KHK) düzenlemeye atıfla

davalı idare lehine 1200 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca

başvurucu Dernek lehine de aynı miktarda vekâlet ücretine karar vermiştir.

9. Başvurucunun temyiz talebi, Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun 16/5/2012 tarihli kararıyla esas yönünden oy birliği,

vekâlet ücreti yönünden oy çokluğu ile reddedilmiştir. Çoğunluk kararına

katılmayan iki üyeden biri, davanın açıldığı tarih itibarıyla 659 sayılı KHK

yürürlükte olmadığından davalı lehine vekâlet ücreti verilemeyeceğini

belirtirken; diğer üye hukuk müşavirinin savunmanın verildiği tarihte vekil

sıfatı taşımaması nedeniyle idare lehine vekâlet ücreti verilemeyeceğini ifade

etmiştir.

10. Başvurucunun karar düzeltme talebi 25/3/2015 tarihli

ilamı ile vekâlet ücreti yönünden yukarıda belirtilen gerekçelerle oy çokluğu

ile reddedilmiştir.

11. Nihai karar başvurucu Derneğe 9/10/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu Dernek 9/11/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 323. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun

gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.

...”

14. 659 sayılı KHK'nın "Davalardaki temsilin

niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" kenar başlıklı

14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil

adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk

birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından

yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi

halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili

mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet

ücreti takdir edilir.”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

16. Başvurucu Derneğin şikâyetlerinin bir kısmının

Yönetmelik'in iptaline ilişkin yargılama süreci ve sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmıştır. Bu nedenle belirtilen ihlal iddiaları, adil yargılanma hakkı

kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi önceki kararında

derneklerin doğrudan taraf sıfatıyla bulunduğu bir davayla ilgili olarak gerçek

kişilere özgü haklardan (özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme

hakkı, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı gibi) ayrı ve bağımsız şekilde,

salt adil yargılanma hakkına yönelik ihlal iddiaları bakımından mağdur

statüsünün bulunduğu, derneğin ortak amacın gerçekleştirilmesi için açtığı bir

davadaki adil yargılanma hakkının dernek tüzel kişiliğine ait bir hak olduğu

sonucuna varmıştır (Egeçep Derneği ve diğerleri, B. No: 2015/4453,

3/7/2018, §§ 23-27) Somut olayda da bu anılan karardan ayrılmayı gerektirecek

bir husus olmadığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları

yönünden başvurucunun mağdur sıfatının olduğu dolayısıyla başvurunun kişi

bakımından yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriterini sağladığı sonucuna

ulaşılmıştır.

1. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

a. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, iptali istenen Yönetmelik maddelerinin

hukuka aykırılık nedenleri dava ve temyiz dilekçesinde ayrıntılı olarak

açıklanmasına rağmen, hükmü etkileyecek iddia ve itirazlarının gerekçede

karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

18. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin

her türlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri

sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014,

§ 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı

sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya atıfla kararına

yansıtması yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

19. Somut olayda başvurucu Dernek derece mahkemelerinin

gerekçesiz olarak karar verdiğini ileri sürmüş ise de, Yönetmelik'in ayrıntılı

bir şekilde incelendiği, davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve

savunmalarının tartışılarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli

gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen

kararda, değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate

alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim Hakkı Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu Dernek; davayı 2008 yılında açtıklarını,

2011 yılında yayınlanan 659 sayılı KHK nedeniyle aleyhlerine vekâlet ücretine

hükmedildiğini, davanın açılma tarihi itibarıyla idare lehine vekâlet ücreti

öngören bir düzenleme olmadığı için vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini

belirtmiştir. Başvurucu Dernek ayrıca kamusal görev yapan Dernek aleyhine

vekâlet ücreti hükmedilmesi ve benzer davalarda ödemek zorunda kalacağı vekâlet

ücretleri de gözetildiğinde Derneğin yargı yoluna başvurmasının imkânsız hâle

geleceğini ifade ederek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

22. Başvuru konusu davanın açılmasından sonra 2/11/2011

tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile davanın reddi hâlinde

idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Vekâlet

ücreti davaya hukuki katkıda bulunan ve davası kabul edilen lehine hükmedilen

bir ücrettir. Dava aşamasında kimin leh ya da aleyhine olacağı önceden belli

olmayan bu ücret yükümlülüğü bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile de

ilişkilidir. Yükletilen ücretin, bu hakkın özünü zedeleyecek şekilde

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu

üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

23. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak

bu tür giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar, § 39).

24. Dava devam ederken başvurucu aleyhine yapılan bu

değişikliğin, başvurucu tarafından önceden öngörülmesi beklenilemez. Bununla

birlikte, anılan bu düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiği de söylenemez. Bu düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup

olmadığının da incelenmesi gerekir (Mustafa Özer, B. No: 2014/4683,

21/01/2015, § 42).

25. Vekâlet ücretinin orantılılık incelemesi yapılırken

öngörülen miktarın ülke şartlarında ne anlam ifade ettiği, başvurucunun ödeme

gücü ve davanın özel şartları gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Somut olayda

başvurucu Dernek aleyhine 1.200 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu

Dernek, bu ücreti ödeme gücüne sahip olmadığına dair hiçbir bilgi ve belge

sunmamıştır. Öngörülen vekâlet ücretinin başvurucuya dava açmasını imkânsız

kılacak veya aşırı derecede zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğinden

ve bu suretle mahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale

oluşturduğundan söz edilemez.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

3. Makul Sürede

Yargılanma Hakkı Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu Dernek 15/9/2008 tarihinde açtığı davanın

yedi yılda tamamlandığını belirterek, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

28. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen

bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat

Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu,

ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin

bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini tartışmıştır (Ferat

Yüksel, § 26).

29. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru yolunun

kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,

§§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta

ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

30. Mevcut başvurularda söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata Saygı Hakkı Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu Dernek; kuruluş amaçlarından birinin

sağlıklı çevrede yaşama hakkı çerçevesinde çalışmalar yapmak olduğunu bu

nedenle sivil denetçi olarak ÇED olumlu raporuna karşı dava açma ehliyetinin

mevcut olduğunu, dava konusu Yönetmelik'in iki kez bütün olarak bir çok kez de

kısmi olarak değiştirildiğini belirtmiştir. Yönetmelik ile bazı faaliyetlerin

çevresel etki değerlendirilmesinden muaf tutulmasına ilişkin düzenlemeler getirildiğini,

Mahkemenin çevre hakkının korunması yönünde hukuksal denetim yapmayarak davayı

reddettiğini, Yönetmelik'te geçen düzenlemeler ve Mahkeme kararı ile sağlıklı

bir çevrede yaşama hakkının ihlal edildiği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Bireysel

başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından

yapılabilir."

(2) …Özel hukuk tüzel kişileri sadece

tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda

bulunabilir."

34. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun güncel bir hakkının ihlal edilmesi, bu

ihlalden dolayı kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş

olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin mağdur olduğunu

ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

35. Bireysel başvuruda mağdur kavramı, davada

menfaat veya dava ehliyeti gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır.

Ayrıca mağdur kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında

değişime tabi olup bu kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde

uygulanmalıdır (Tezcan Karakuş Candan ve diğerleri, B. No: 2014/5809, 10/12/2014,

§ 20).

36. Hukukumuzda özel hukuk tüzel kişilerinden biri olan

derneklerin sadece dernek tüzel kişiliğine ait hakların ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri öngörülmüştür. Anayasa

Mahkemesinin yerleşik hâle gelmiş içtihadına göre ise yalnızca üyelerinin

haklarını etkileyen müdahaleler nedeniyle topluluk tarafından bireysel

başvuruda bulunulamayacağı kabul edilmiştir (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu

Derneği, B. No: 2012/95, 25/12/2012, §§ 20-23).

37. Somut olayda başvurucu Dernek tarafından iptali

istenen Yönetmelik ile sağlıklı çevrede yaşama bağlamında özel hayata saygı

hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de ihlale neden olduğu ileri sürülen

kamusal işlemden başvurucu Derneğin tüzel kişiliğinin doğrudan etkilenmediği ve

tüzel kişiliğe ilişkin bir hakkın ihlal edilmediği, dolayısıyla Derneğin mağdur

statüsünün olmadığı anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Gerekçeli karar ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

Celal Mümtaz AKINCI'nın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi, nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

4. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik, nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 17/4/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu Dernek; 2008 yılında dava açtıklarını, dava

devam ederken 2011 yılında yayınlanan 659 sayılı KHK nedeniyle aleyhlerine vekalet

ücretine hükmedildiğini, davanın açılma tarihi itibarıyla idare lehine vekalet

ücreti öngören bir düzenleme olmadığı için vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini

belirtmiştir. Başvurucu Dernek ayrıca kamusal görev yapan Dernek aleyhine

vekalet ücretine hükmedilmesi ve benzer davalarda ödemek zorunda kalacağı

vekalet ücretleri de gözetildiğinde Derneğin yargı yoluna başvurmasının

imkansız hale geleceğini ifade ederek mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Mahkememiz, 2012/931 numaralı bireysel başvuruda; dava

devam ederken yapılan yasa değişikliğini silahların eşitliği hakkına orantısız

bir müdahale olarak görüp, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varmıştır. Kararın ilgili paragrafı şöyledir; “Görüldüğü üzere, her ne kadar

kanun koyucunun, mevcut davaya etkili kanun çıkararak görülmekte olan davaya

müdahale etmesinde zorlayıcı bir kamu yararı olduğu kanaatine ulaşılmışsa da

yasamanın müdahalesinin taraflar arasında yargılama başladıktan sonra gerçekleştiği

ve davanın esasına ilişkin sonucu belirlediği, müdahale sonucunda başvurucunun

davayı kazanmasının imkânsız hale geldiği, oysa dava açıldığı zaman yerleşik

içtihat çerçevesinde başvurucunun davayı kazanmasının kuvvetle muhtemel olduğu,

bu çerçevede öngörülebilir olmayan müdahalenin meşru kabul edilemeyeceği,

müdahale sonucunda davalı Vakfın, başvurucuya nazaran önemli ölçüde avantajlı

hale geldiği, bu şekilde yararlar dengesinin kendisine katlanılması zor

külfetler yüklenen başvurucu aleyhine bozulduğu ve bu durumun silahların

eşitliği hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturduğu açıktır. Açıklanan

nedenlerle, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır” (Zekiye ŞANLI,

B. No:2012/931, § 87-88).

3. Dava devam ederken özellikle idare lehine yapılan

değişiklikler hukuki güvenlik ilkesi yönünden de sorun yaratmakta kişilerin

devlete, yargıya ve adalete olan güveninin de sarsılmasına neden olacak

sonuçların doğmasına neden olabilmektedir.

4. Sunulmaya çalışılan ve Anayasa Mahkemesi Genel

Kurulunun 27.10.2015 tarih, 2013/9466 başvuru numaralı Mürsel MALKOÇ kararında

belirtilen karşı oy gerekçeleriyle, çoğunluğun hak ihlali bulunmadığı yönündeki

görüşüne katılamıyorum. Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Egeçep Derneği Vekili : Av. Arif Ali CANGI Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17415, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden
  14. B. Özel Hayata Saygı Hakkı Yönünden
  15. A. 1.Gerekçeli karar ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17415
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Güral Doğan Başvurusu (B. No: 2015/7453)
  • Halil İbrahim Elibol Başvurusu (B. No: 2016/30913)
  • Edip Elma ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/14826)
  • Ayşe Çelik Başvurusu (B. No: 2017/36722)
  • Abdulkadir Yapuquan Başvurusu (B. No: 2016/35009)
  • Cengiz Karakoç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5840)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.