İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Em Export Dış Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/4051)

1. Başvuru, mahkeme kararına istinaden hesaplanan geçici vergiye

Başvuru No2013/4051Tarih21 Nisan 2016Okuma11 dk · 2.197 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Em Export Dış Ticaret A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/4051
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.197 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkeme kararına istinaden hesaplanan geçici vergiye

ilişkin gecikme faizi için düzenlenen "2

No.lu İhbarnameye" karşı açılan davanın reddedilmesi, temyiz ve

karar düzeltme kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/6/2013 tarihinde İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 20/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 10/3/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

30/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 8/4/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi (UYAP) ortamında elde edilen bilgi ve belgelere göre ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Şirket hakkında yapılan vergi incelemesi sonucu

3/6/1949 tarihli ve 5422 sayılı mülga Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 25. maddesine

istinaden2000 yılı 7-9 dönemi içingeçici vergi

salınmış, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Buna karşı

açılan davada İstanbul 5.Vergi Mahkemesi 11/6/2003 tarihli ve E.2002/2044,

K.2003/1440 sayılı kararıyla cezalı geçici verginin kaldırılmasına karar

vermiştir. Danıştay Dördüncü Dairesi 27/4/2004 tarihli ve E.2003/2007, K.2004/920

sayılı ilamıyla kararı bozmuş; karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.

9. İstanbul 5. Vergi Mahkemesi, bozma kararına uyarak 10/3/2005

tarihli ve E.2005/399, K.2005/376 sayılı kararıyla, yapılan incelemeler sonucu

geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin

tespiti hâlinde eksik beyan edilen bu kısım için resen veya ikmalen

geçici vergi tarh edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici

vergilerin terkin edileceği ancak gecikme faizi ve cezaların tahsil

edileceğinin açıklandığı, olayda geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan

edildiği tespit edildiğinden kesilen cezada yasaya aykırılık görülmediği

gerekçesiyle geçici vergi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, geçici

vergi için kesilen cezaya yönelik davanın reddine karar vermiştir. Karar,

Danıştay Dördüncü Dairesinin 5/10/2005 tarihli ve E.2005/809, K.2005/1675

sayılı ilamıyla onanmıştır.

10. Bu karara göre idarece tespit edilen tutar6/1/1982 tarihli

ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin (5) numaralı

fıkrasına istinaden başvurucuya tebliğ edilmiş, bunun dışındahesaplanan

gecikme faizi için de 25/4/2005 tarihli ve 2005042501-6 sayılı "2 No.lu

İhbarname" ayrıca düzenlenerek tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu gecikme faizi için düzenlenen 25/4/2005 tarihli ve

2005042501-6 sayılı 2 No.lu İhbarname'yi dava konusu

yapmıştır. İstanbul 6. Vergi Mahkemesi 25/5/2006 tarihli ve E.2005/1954,

K.2006/1221 sayılı kararıyla, Mahkeme kararı üzerine düzenlenen dava konusu

ihbarnamenin idari davaya konu bir işlem olmadığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir. Karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/6/2007 tarihli ve

E.2006/4174, K.2007/2271 sayılı ilamıyla; anılan ihbarnamenin, amacının Mahkeme

kararına göre belirlenen vergi ve ceza tutarının davacıya bildirilmesine

yönelik olmakla birlikte aynı zamanda vergi, ceza ve karar harcının davacıya bu

şekilde bildirildiği ve ödemede bulunulmaması hâlinde cebren tahsil yoluna

gidileceğinden davacının menfaatinietkileyen, idari

davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olduğu

gerekçesiyle bozulmuştur.

12. İstanbul 6. Vergi Mahkemesi bozma kararına uyarak 9/5/2008

tarihli ve E.2007/2908, K.2008/1809 sayılı kararıyla geçmiş dönemlere ait

geçici verginin%10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde eksik

beyan edilen kısım için resen veya ikmalen vergi tarh

edileceği, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin

edileceği ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edileceğinin tartışmasız olduğu,

başvurucudan kesinleşen Mahkeme kararı üzerine söz konusu ihbarnameyle verginin

normal vade tarihi olan 15/11/2000 tarihinden kurumlar vergisinden mahsup

edilebileceği 1/4/2001 tarihine kadar olan dönem için 37.029,50 TL gecikme

faizi istenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

13. Karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2009 tarihli ve

E.2008/8808, K.2009/5751 sayılı ilamıyla "temyiz

dilekçesinde ileri sürülen iddiaların bozulması istenen kararın dayandığı

gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda

görülmediği" gerekçesiyle onanmıştır.

14. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 31/1/2013

tarihli ve E.2010/4724, K.2013/230 sayılı ilamıyla reddedilmiş ve nihai karar

10/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5422 sayılı mülga Kanunu’nun 25. maddesi şöyledir:

“Kurumlar vergisi mükellefleri, cari

vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci

maddesinde belirtilen esaslara göre % 20 oranında geçici vergi öderler.”

17. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun

"Geçici vergi" kenar

başlıklı mükerrer 120. maddesi şöyledir:

“Ticari kazanç sahipleri (basit usulde

vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabı cari vergilendirme

döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanunun ticari veya mesleki

kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi

Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili

hesap döneminin altışar aylık kazançları (42 nci

madde kapsamına giren kazançlar ile noterlik görevini ifa ile mükellef

olanların bu işlerden sağladıkları kazançlar hariç) üzerinden, 103 üncü maddede

yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda geçici vergi öderler.

Geçici vergi matrahının hesaplanmasında dönem sonu mal mevcutları, kayıtlar

üzerinden tespit edilebilir. (Mülga son cümle: 9/4/2003-4842/37 md.)

....

Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş

dönemlere ait geçici verginin % 10'u aşan tutarda

eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici vergi

tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin

edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.

...”

18. 2577 saylı Kanun'un "Kararların

sonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme

kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi,

resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili

idarece mükellefe bildirilir."

19. 25/2/2003 tarihli ve 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun 3. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarih itibarıyla sadece vergi cezalarına karşı dava açılmış olması

halinde; vergi aslına bağlı cezaların, verginin bu Kanunun yürürlüğe girdiği

tarihten önce ödenmiş olması veya 2 nci

maddede öngörülen şekilde ödenmesi şartıyla, vergi aslına bağlı olmaksızın

kesilen cezaların ise herhangi bir şart aranmaksızın tahsilinden

vazgeçilir."

20. Danıştay Dördüncü Dairesinin 24/3/2008 tarihli ve

E.2007/5590, K.2008/1035 sayılı ilamı şöyledir:

"27.2.2003 günlü ve 25033 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu'nun 3

üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla

sadece vergi cezalarına karşı dava açılmış olması halinde, vergi aslına bağlı

cezaların verginin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmiş olması

veya 2 nci maddede öngörülen şekilde ödenmesi

şartıyla vergi aslına bağlı olmaksızın kesilen cezaların herhangi bir şart

aranmaksızın tahsilinden vazgeçileceği belirtilmiş olup, uyuşmazlık konusu

döneme ilişkin olarak tarh edilen geçici verginin mahsup süresi geçtiği için

tahsilinden vazgeçileceğinden bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasına yönelik temyiz istemi hakkında karar

verilmesine gerek bulunmamaktadır.

Bu nedenle, temyiz istemi hakkında karar

verilmesine yer olmadığına 24.3.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; davaya konu edilen tutarın yasa uyarınca

tahsilinden vazgeçildiğini, dolayısıyla cebren tahsilinin hukuka aykırı

olduğunu nitekim mahsup süresi geçtiğinden vergi ziyaı

cezasının tahsilinden vazgeçildiği yönünde Danıştay Dördüncü Dairesinin

kararının (bkz. § 20) olduğunu, dolayısıyla bu karar gereği idarenin gecikme

faizi tahsil etmek bir yana daha önce tahsil ettiği vergi aslını da geri

ödemesi gerektiğini, ayrıca söz konusu gecikme faizinin de ödendiğini,

dolayısıyla borcu bulunmadığını, temyiz ve karar düzeltme kararlarının

gerekçeli olmadığını belirterek Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına

alınan mülkiyet hakkı ile36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu gecikme faizinin bildirilmesi

amacıyla düzenlenen 2 No.lu İhbarname'ye karşı açtığı

davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini ileri

sürmüş ise de başvurucunun bütün şikâyetleri adil yargılanma hakkı çerçevesinde

aşağıdaki başlıklar altındaincelenmiştir:

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

24. Başvurucu açtığı davanın reddedilmesinin yukarıda (bkz. §

22) ileri sürdüğü nedenlerle adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

25. Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyetlerinin özünün

gecikme faizine karşı açılan davada Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarını

yanlış yorumladığı ve uyguladığı iddiasına ilişkin olduğu belirtilmiştir.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında

değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

27. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi, bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. Adil yargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil; yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da bariz takdir hatası veya açık keyfîliğe ilişkin

bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi

Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

29. Somut olayda 2000 yılı 7-9 dönemi geçici vergiye ilişkin

kesinleşen yargı kararı üzerine 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (5)

numaralı fıkrasına istinaden düzenlenen ve Mahkeme kararına göre hesaplanan

gecikme faizine ilişkin 2 No.lu İhbarname'ye karşı açılan dava İstanbul 6. Vergi

Mahkemesi tarafından reddedilmiş ve karar Danıştay incelemesinden geçerek

kesinleşmiştir. Başvurucu, davaya konu edilen tutarın yasa uyarınca tahsilinden

vazgeçildiğini, dolayısıyla cebren tahsilinin hukuka aykırı olduğunu nitekim

mahsup süresi geçtiğinden vergi ziyaı cezasının

tahsilinden vazgeçildiği yönünde Danıştay Dördüncü Dairesinin kararının

olduğunu ileri sürmüşse de Danıştay kararının vergi ziyaı

cezasına ilişkin olduğu (bkz. § 20), gecikme faizine ilişkin olmadığı ve

başvurucunun iddialarının da Derece Mahkemesinin delilleri değerlendirmesinde

ve yorumlamasında isabet bulunmadığına, esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

30. Başvurucu, karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri

sürdüğü iddiaların Danıştay tarafından gerekçeye yer verilmeden reddedildiğini

ileri sürmüştür.

33. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her

türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir

temel hak niteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak

arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

35. Bununla birlikte temyiz mercilerinin kararlarının tamamen

gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin yargılamayı yapan

mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak

ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan

husus; temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları

incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da

bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

36. Somut olayda başvurucunun iddiaları, davalı idarenin savunması

Vergi Mahkemesince değerlendirilmiş ve Mahkeme kararı üzerine hesaplanan

gecikme faizinin bildirilmesi amacını taşıyan 2 No.lu İhbarname'nin

düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar

verilmiştir (bkz. § 12). Kararın temyizi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesince,

Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe kabul

edilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından

reddedilmiştir (bkz. §§ 13, 14). Dolayısıyla Danıştay kararlarının gerekçesiz

olduğundan söz edilemez.

37. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucu : Em Export Dış Ticaret A.Ş. Vekili : Av. Mustafa YAVUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4051, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Paksüt
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4051
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Mirze Aydın ve Mesut Karabulut Başvurusu (B. No: 2013/7837)
  • Yasin Çıldır Başvurusu (B. No: 2013/8147)
  • Hacer Kahraman Başvurusu (B. No: 2013/7935)
  • S. D. Başvurusu (B. No: 2013/8884)
  • Nurullah Etiz Başvurusu (B. No: 2013/7838)
  • Fevzi Kayacan Başvurusu (B. No: 2013/2513)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.