İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Ergün Başvurusu (B. No: 2014/6052)

1. Başvuru, boşanma davasının kesinleşmesi üzerine açılan katkı

Başvuru No2014/6052Tarih14 Eylül 2017Okuma13 dk · 2.680 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Ergün Başvurusu

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/6052
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.680 kelime·13 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, boşanma davasının kesinleşmesi üzerine açılan katkı

payı alacağı davasında evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın değerinin

dava tarihi itibarıyla belirlenmemesi, katkı oranının da %45 olarak kabul

edilmek suretiyle paylaştırma yapılması ve ayrıca yargılamanın yedi yıl sürmüş

olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1955 doğumlu olup Antalya'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu 1976 yılında Y.T.Ö. ile evlenmiştir. Her ikisi de

devlet memuru olarak çalışmış ve gelir elde etmişlerdir.

10. Başvurucunun eşi Y.T.Ö. adına 4/8/1980 tarihinde bir

kooperatif hissesi satın alınmıştır. Başvurucuya ait üç bilezik bu kooperatif

üyeliği için harcanmıştır. Daha sonraki dönemlerde de üyelik aidatının

ödenmesine devam edilmiştir. Kooperatif hissesi karşılığında Y.T.Ö.ye bir

dubleks daire tahsis edilmiştir.

11. Y.T.Ö. 3/8/2001 tarihinde başvurucuya karşı boşanma davası

açmıştır. Ancak dava reddedilmiş ve davanın reddine ilişkin hüküm 2/4/2004

tarihinde kesinleşmiştir.

12. Boşanma davası devam ederken Y.T.Ö. tarafından kooperatif

hissesi 19/3/2002 tarihinde satış yoluyla üçüncü bir kişiye 20.000 TL bedel

karşılığında devredilmiştir.

13. Y.T.Ö. tarafından 10/4/2007 tarihinde ikinci kez boşanma

dava açılmıştır. 2/6/2008 tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla taraflar boşanmışlardır.

14. Bu arada başvurucu 6/7/2007 tarihinde Antalya 2. Aile

Mahkemesinde (Mahkeme) katkı payı alacağı davası açmıştır. Dava dilekçesinde,

kooperatife girişte verilen üç bileziğin yanında sonraki taksitlerin de kendisi

tarafından ödendiği belirtilmiş ve bu katkısı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları

saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi zararın faiziyle birlikte kendisine

ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Başvurucu, ayrıca ilk boşanma

davasının açıldığı tarihten (3/8/2001) sonra kooperatif ödemelerine katkı

yapmaya son verdiğini dilekçede ifade etmiştir. Başvurucu, sonradan ıslah

yoluyla tazminat talebini 65.000 TL'ye yükseltmiştir.

15. Mahkeme 16/4/2010 tarihli kararla davayı reddetmiştir.

Kararın gerekçesinde, başvurucunun kooperatif ödemelerine katkı sağladığına

ilişkin bilgi ve belge sunamadığı vurgulanmıştır. Başvurucunun üç adet

bileziğini kooperatif için harcadığı iddiasının davalı tarafından ikrar

edildiğinin ifade edildiği gerekçede, davalının sonradan bilezikler

karşılığında bir adet kolyeyi başvurucuya verdiği yolundaki beyanına itibar

edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçede son olarak, tanık beyanları da

dikkate alındığında davalının 20.000 TL satış bedelini çocukları için harcadığı

yolundaki savunmasının kabulünün hakkaniyet gereği olduğu açıklanmıştır.

16. Mahkeme kararı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin (Daire)

25/1/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur. Daire öncelikle taraflar arasında

1/1/2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejiminin, bu tarihten sonra da -sözleşme

ile mal rejimi seçilmemiş olması nedeniyle- edinilmiş mallara katılma rejiminin

geçerli olduğunu ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerektiğini

vurgulamıştır. Daire ayrıca başvurucunun, ilk boşanma davasının açıldığı

tarihten sonra katkı sunmayı kestiği vakıasının da 1/1/2002 tarihinden önceki

dönem yönünden dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucunun evlilik

birliği süresince ve taşınmazın edinildiği dönem boyunca çalıştığının sabit

olduğunun altını çizen Daire, başvurucunun taşınmazın edinilmesinde somut bir

katkısının bulunmadığının söylenemeyeceğini ifade etmiştir. Daire ayrıca,

başvurucunun üç adet bileziğinin kooperatif için harcandığını kabul eden

davalının bu üç bilezik karşılığında başvurucuya bir kolye verdiği biçimindeki

iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğuna işaret etmiştir. Daire ayrıca, satış

bedelini harcadığı yolundaki savunmanın davalıyı tazminat sorumluluğundan

kurtarmayacağını açıklamıştır. Daire sonuç olarak ihtilaf konusu taşınmazın

edinme tarihi, şekli ile ödemelerin miktarı ve dönemine ilişkin olarak

değinilen ilkeler çerçevesinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle

yeniden karar verilmek üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiğini

belirtmiştir.

17. Bozma kararına uyan Mahkemece yeniden yapılan yargılamada

bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda başvurucunun en son

katkısının 2001 Ağustos ayında gerçekleştiği dikkate alınarak 1/1/2002

tarihinden önceki yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi esas alınarak

hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi bu tarihte (Ağustos 2001) başvurucunun

gelirinin 372.094.811 TL, davalının gelirinin ise 450.495.330 TL olduğunu

dikkate alarak başvurucunun gelirinin aile geliri içindeki oranını %45 olarak

tespit etmiştir. Raporda, kooperatife yapılan toplam 3.222.048.884 TL ödemenin

%45'ine bilirkişi marifetiyle tespit edilen üç bileziğin toplam değeri (56.711

TL) de eklenmek suretiyle başvurucunun toplam katkısı 1.449.921.708 TL olarak

saptanmıştır. Bu miktarın da kooperatife ödenen toplam tutara oranı %45 olarak

belirlenmiştir.

18. Bilirkişi raporunda taşınmazın 2001 tarihi itibarıyla değeri

30.000 TL (yeni TL) olarak bulunmuş ve bu tutarın %45'i olan 13.250 TL'nin

başvurucuya tazminat olarak ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

19. Mahkemece 11/10/2002 tarihli kararla davanın kısmen kabulüyle

bilirkişi raporunda belirlenen 13.250 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte

başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz

19/3/2002 tarihinde elden çıkarılmış ise de bu tarih ile bilirkişi raporunda

esas alınan 2001 tarihinin birbirine çok yakın olması nedeniyle tazminat

miktarının belirlenmesinde 30.000 TL taşınmaz bedelinin dikkate alınmasının

hakkaniyete aykırı düşmediği açıklanmıştır.

20. Başvurucu tarafından bu karar temyiz edilmiştir. Temyiz

dilekçesinde, taşınmazın değerinin dava tarihi itibarıyla belirlenmesi

gerektiği ileri sürülmüştür. Karar, Dairenin 21/5/2013 tarihli kararıyla

onanmıştır.

21. Başvurucu, aynı iddiayı ileri sürerek karar düzeltme

isteminde bulunmuştur.Karar

düzeltme talebi, Dairenin 24/2/2014 tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Nihai

karar başvurucuya 28/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Mevzuat

23. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 17/2/1926 tarihli ve 743

sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin 146. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi

usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini

geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine

tevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından

sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir.”

24. 743 sayılı mülga Kanun'un170. maddesi şöyledir:

“Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda

muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte

kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu

halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder.”

25. 743 sayılı mülga Kanun'un189. maddesi şöyledir:

“Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve

kendi kazançları, kendisine aittir.”

B. Yargıtay İçtihadı

26. Dairenin 23/6/2009 tarihli ve E.2009/1403, K.2009/3323

sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“Dava, 1.1.2002 tarihinden önce edinilen mal

varlığına yönelik katkı payı alacağına ilişkindir.

Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm

vermeye yeterli değildir.

...Bunlardan ayrı, ... tarafların dava konusu

taşınmazın ve otomobilin edinildiği tarihe kadar olan tüm gelirlerinin hesaplanması,TMK.nun 152. maddesine göre davacı kocanın evi

geçindirme yükümlülüğü de gözönünde bulundurularak

edinme tarihindeki katkı oranın belirlenmesi için yeniden uzman bilirkişiden

rapor alınması, belirlenen katkı oranınıntaşınmaz ve

otomobilin dava tarihi itibarıyla belirlenmiş değerleri ile çarpılarak katkı

payı alacağının hesaplanması gerekirken belirtilen hususlar dikkate alınmadan

karar verilmesi doğru olmamıştır. ”

27. Dairenin 9/2/2010 tarihli ve E.2009/6666, K.2010/612 sayılı

kararının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkemece yapılacak iş; önce öğretmen daha

sonra öğretim görevlisi olarak çalıştıkları anlaşılan tarafların 26.9.1988 olan

evlenme tarihinden taşınmazın edinildiği 16.8.1994 tarihine kadar geçen dönemde

çalışmaları karşılığında elde ettikleri gelirlerini ayrıntılı olarak belirlemek,

taşınmazın edinildiği tarihteki değerini tespit etmek vedavalı

kocanın TKM’nin 152. maddesinden kaynaklananiaşe

yükümlülüğü de gözetilerek davacının kazancından tasarruf edebileceği miktarı

bilirkişinin de görüşünü alarak saptamak ve buna göre katkı oranını açıklığa

kavuşturmak ve taşınmazın dava tarihinde belirlenmiş olan değeri ile bulunan

oranın çarpımı sonucu davacının katkısını belirlemek olmalıdır.Tüm

bunlar yapılmadan ve davacının katkısının ne olduğu tam olarak belirlenmeden ve

bundan ayrı kabule göre de; dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle

değerinin 75.000 YTL olduğu açık iken davalının mahsup isteğine konu ettiği

taşınmaz için belirlenen 55.000 YTLdeğer üzerindenhüküm verilmesi de doğru olmamıştır. ”

28. Dairenin 18/1/2010 tarihli ve E.2009/3121, K.2010/114 sayılı

kararının ilgili bölümü şöyledir:

“Taraflar 19.10.1984 tarihinde evlenmişler,

3.7.2006 tarihinde açılan dava sonunda boşanmışlar ve boşanma kararı 24.4.2008

tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz kooperatif hissesi durumundaolup, davalı kadın adına 5.4.1997 tarihinde üye

olunmuş 25.7.2005 tarihinde ise dava dışı üçüncü kişiye devir yapılmıştır.

Taraflar arasında 1.1.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM. md. 170) bu tarihten itibaren mal rejiminin sona erdiği

3.7.2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (4722 s.

Yürürlük K. md. 10/1)

Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre

kooperatif ödemelerine davacının da kazancıyla katkıda bulunduğu

anlaşılmaktadır. Ancak katkının oranı ve miktarının belirlenmesi bakımından

1.1.2002 tarihinden önce ve sonra yapılacak araştırmalar farklıdır.

...

Mahkemece, dava konusu 6 nolu

dairenin üçüncü kişiye devredildiği 25.7.2005

tarihindeki sürüm değeri uzman bilirkişi yada bilirkişileretespit

ettirilmeli, bu değerden 1.1.2002 tarihindeki bina değeri çıkarılarakdikkate

alınacak değer bulunmalı, 1.1.2002 tarihinden önceki döneme ilişkin bulunacak

katkı payı alacağı, eklenecek değerler ve borçlar yukarıdaki açıklama

doğrultusunda dikkate alınarak artık değer belirlenmeli, artık değerin

yarısının katılma alacağı olarak davacı eşe ait olduğu düşünülmelidir. Tüm bu

hesaplamalardan sonra hüküm kurulurken tarafların kazanılmış hakları da göz

önünde tutulmalıdır. Mahkemece, bu yönler gözönünde

bulundurulmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasıdoğru

olmamıştır. ”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Katkı Oranına İlişkin

Şikâyet Yönünden

30. Başvurucu, taşınmazın edinmesindeki katkı oranının %45 olarak

kabul edilmiş olmasından şikâyet etmektedir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen

işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerekir.

32. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

18). Başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (Bayram Gök, §

19).

33. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarında yer

alan temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri incelendiğinde taşınmazın satın

alınmasındaki katkı oranının %45 olarak belirlenmesine yönelik temyiz ve karar

düzeltme safhasında başvurucunun herhangi bir iddiada bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürülmeyen bu

iddianın Anayasa Mahkemesince incelenmesi mümkün değildir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tazminatın

Hesaplanmasına İlişkin Şikâyet Yönünden

35. Başvurucu yerleşik Yargıtay içtihadına göre katkı payı

alacağı davalarında katkı sağlanan taşınmazın değerinin belirlenmesinde davanın

açıldığı tarihin esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu bu içtihat

uyarınca taşınmazın 6/7/2007 tarihindeki değerinin esas alınması gerekirken

Mahkemenin bu içtihada aykırı olarak ilk boşanma davasının açıldığı 2001

yılındaki değerini esas aldığını ifade etmiş ve bunun adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece

mahkemesi kararları açık bir keyfîlik içermedikçe

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

37. Somut olayda taraflar 1976 yılında evlenmiş, 2/6/2008

tarihinde kesinleşen mahkeme kararıyla da boşanmışlardır. Başvurucu tarafından

4/8/1980 tarihinde evlilik birliği içinde diğer eş adına satın alınan ve

Mahkemece başvurucunun %45 katkısının bulunduğu sonucuna ulaşılan kooperatif

hissesine tahsisli daire nedeniyle 6/7/2007 tarihinde katkı payı alacağı davası

açılmıştır. Mahkemece taşınmazın 2001 yılındaki değeri (30.000 TL) esas

alınarak13.250 TL tazminata hükmedilmiştir.

38. Yukarıda atıfta bulunulan kararlardan da anlaşılacağı üzere

Dairenin genel içtihadının katkı payı alacağı davalarındaki tazminat miktarının

tespitinde taşınmazın dava tarihindeki değerinin esas alınması gerektiği

yolunda olduğu söylenebilir (bkz. §§ 26-28). Bununla birlikte Dairenin bu

içtihadının, taşınmazın (veya ihtilaf konusu eşyanın) dava tarihi itibarıyla

davalı tarafın mülkiyetinde bulunduğu hâllere yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda ise ihtilaf konusu taşınmaz davalı tarafından19/3/2002 tarihinde

satılmıştır. Dairenin dava tarihinden önce satılan taşınmaza ilişkin ihtilafı

içeren ve yukarıda alıntılanan kararında, taşınmazın üçüncü kişiye devredildiği

tarihteki değerinin esas alınması gerektiği ifade edilmiştir (bkz. § 28).

39. Bakılan olayda Mahkeme, Daire içtihadına uygun olarak

taşınmazın elden çıkarıldığı 19/3/2002 tarihinin esas alınması gerektiğini

vurgulamış ancak bilirkişi raporunda dikkate alınan 2001 tarihinin bu tarihe

çok yakın olduğunu gözeterek tazminatın taşınmazın 2001 yıldaki değerine göre

belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olmayacağı kanaatine varmıştır. Mahkemece

ulaşılan bu kanaat, Dairenin temyiz ve karar düzeltme denetimlerinden geçmiş ve

Daire tarafından hukuka aykırı görülmemiştir.

40. Sonuç olarak Yargıtay içtihadına uygun olarak hesaplandığı

anlaşılan tazminat miktarına hükmedilen Mahkeme kararında, bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun

bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği Şikâyeti Yönünden

42.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44.Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

46. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davadaki yaklaşık 6 yıl 7

aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

49. Başvurucu, tazminatın hesaplanma yöntemine ilişkin

şikâyetiyle ilgili olarak 58.500 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte

ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca makul sürede

yargılanmaması nedeniyle 100.000 TL maddi ve manevi tazminat isteminde

bulunmuştur.

50. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Tazminatın hesaplanma yöntemine ilişkin şikâyet, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez bulunduğundan buna yönelik tazminat isteminin reddi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Katkı oranına

ilişkin şikâyetin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tazminatın

hesaplanmasına ilişkin şikâyetin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Emine ERGÜN

Vekili

:

Av. Makbule

TANIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6052, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. İlgili Mevzuat
  8. B. Yargıtay İçtihadı
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Katkı Oranına İlişkin
  11. B. Tazminatın
  12. C. Makul Sürede
  13. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. A. 1. Katkı oranına
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Gökcan
  19. Tanış
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6052
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • M.i. Başvurusu (B. No: 2014/13864)
  • İrfan Can Başvurusu (B. No: 2014/14646)
  • Bahri Bolcal Başvurusu (B. No: 2014/18159)
  • Bahriye Polat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19151)
  • Türk Çimentosu ve Kireci Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/9396)
  • Osman Nuri Türker Başvurusu (B. No: 2014/13547)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.